her daim takımıyla gurur duyabilmektir. borç içinde yüzmektedir, türlü makaralara konu olmaktadır, ezeli rakibinden sağlı sollu darbeler yemektedir takımınız ama siz galatasaray taraftarısınızdır ve her daim takımınızın arkasında durabilme yetisine sahip olmanız gerekir. 20.45 her daim akıllarının bi yerinde duran insan olmaktır.
her daim gurur duyabilmek demektir galatasaraylı olmak..gurur duyuyoruz ve inanılmaz mutluyuz dünden beri..birde bilgisayarda yazımı en kolay olan takımın taraftarı olmaktır galatasaraylı olmak...
hayatının en futbol delisi döneminde uefa kupası görmek ve önce dakikalarca şokta kalıp sonrasında hüngür hüngür ağlamaktır, şampiyonlukları kanıksamak, türkiye ligi'ni gerçekten ikinci planda düşünebilmek, 1 maçı değil uzun bir maratonu önemsemek, futboldan gerçekten keyif almak ve futbol hakkında anlayarak konuşmaktır, sağa sola saldırmak demek değil sadece kendini eleştirip geliştirmeye çalışmak, diğer kulüplere de aynı yapıcılıkta yaklaşmaya çalışmaktır.
sorunlar içinde kayboldu, borç içinde yüzüyor denen takımına sonuna kadar inanmak ve o muhteşem anda haklı olarak sevinçten kudurmaktır her zaman.
galatasaraylı olmak enteresan duygular yaşamak için birebir bir olgudur. galatasaraylı olan bir taraftar "inancımı her zamanki gibi boşa çıkarmadılar" diyebilir,bir diğeri "bu şampiyonluğu aldığımıza hala inanamıyorum" diyebilir;çünkü galatasaraylı futbolcuların başardığı şeyler hakikaten inanılması zor şeylerdir. düşünsenize paranızı alamıyorsunuz, medya tarafından sürekli eleştiriliyorsunuz, ezeli rakibiniz her sene bir yıldızı kadrosuna katan,stat olarak gıpta edilen bir mabede sahip. sizin bildiğiniz ve sizi motive eden sadece tek bir şey var. siz bu ligin en iyisisiniz. sadece bunu bilmek bile bu şampiyonluğu kazanmaya yetiyor. böyle bir takımın taraftarı olarak diyebilirim ki galatasaraylı olmak bir ayrıcalıktır.
alınabilecek en büyük kupayı almış olmak demektir.
gurur sebebidir.hele seksenlerde doğup da o zamanlarda galatasaraylı olduysanız prekaziyi cüneyti tanjuyu bilirsiniz. o yıllardaki şampiyonlukların keyfine varmışsınızdır.ilk söylediğiniz şarkı re re re ra ra ra gassaray gassaray cimbombom olmuştur.
3-4 yaşlarında koyu beşiktaşlı bir amca ile izlenen ve gol düellosu şeklinde geçtikten sonra beşiktaş ın 4-3 kazandığı bir derbi maçından sonra bile galatasaray lı olmaktan vazgeçilmemesidir.
sadece şampiyonluklarla açıklanamayan, sadece kültürle tarif edilemeyen, sosyal dayanışmayla, sevgiyle,olağanüstü güçlü kazanma arzusu ve sınır tanımaz büyüme hırsıyla anlatılamayan bir yaşam biçimine sahip olmak demektir.
dünden geleceğe uzanan tarihin sonsuz koridorlarında, galatasaraylı olmak demek; giderek büyüyen, giderek parlayan, erişilmesi mümkün olmayan bir ışık, inanılmaz uzaklıklara ulaşan bir ses ve hiç ölmeyecek bir ruha sahip olmak demektir.
zamanında bir gazetenin verdiği poster tarzı birşeyde yazılanlardı bunlar.gün bu yazıda geçen değerlere sahip çıkmak,bu değerlere sahip olmak için sonsuz çabayla çalışma günüdür.
şüphesiz avrupa kupalarında en başarılı türk takımını desteklemektir. ayrıca hangi yabancı insanla konuşursanız konuşun az buçuk tanıdığı takımı desteklemektir. son yıllarda bariz yöneticilik hataları yapılsa da galatasaraylı olmanın verdiği gurur hiç bitmeyecektir.
zaman içimde kendi gözlemlediğim bir şeyi anlatarak farkını vurgulamaya çalışayım.
galatasaray türkiye'yi ve dünyayı kasup kavurduğu zamanlarda hangi takımı tuttuklarını sorduğunuzda, ben "takım turmuyorum" ya da "milli takımı tutuyorum" gibi so gay cevaplar veren insanlar vardı.
(bkz: takım tutmamak/!kaleci oyuncu)
her takımın yaşadığı doğal bir süreci yaşayacak olan galatasaray da tabii ki bu uzun soluklu periyodun sonunda zirveyi gördükten sonra yavaş yavaş o zirveden aşağı inmeye başlayacaktı. yerel ve ulusal bazda mücadelesini sürdürdüğü daha aşağıdaki tepelere geri dönecekti. ki bu oldu ve üstüne biraz da başarılı dönemlerdeki ekonomik savurganlığın da sebep olduğu, yönetimsel ve sportif başarısızlıklar gelmeye başladı.
işbu ilk paragrafta bahsedilen insanların hatırı sayılır büyüklükteki bir kısmının hikayemizdeki rolü de burada başlıyor.
bu kişiler, uzun bir süre sonra fenerbahçenin eriştiği şampiyonlukla "ooo fenerbahçe" nidalarını söyler, hiç görmediğimiz sarı-lacivert kaşkollarını, formalarını sergiler oldu. buna siz ne dersiniz bilmiyorum ama ben döneklik demekte bir sakınca görmüyorum.
yani bu insanlar bir dönem utanıyorlardı takımlarından. ilişkileri yokmuş gibi davranıyorlar aslında kendi kendilerini yiyiyorlardı ve sonra batmakta olan gemileri yüzeye çıkınca tekrar dönüyorlardı gemiye.
işte tarafından böyle bir hareketi asla görmediğim ve duymadığım insanların ortak paydasıdır galatasaraylı olmak. gerekirse övünürüm gerekirse dövünürüm ama ali sami yen'de belki de son yılların en kötü gecesini geçirdiğimiz o gece sonrası bile cimbom tişörtümle gezerim ve ne mutludur ki bana birkaç insan daha görürüm benim gibi, galatasaraylı.
galatasaraylı olmak, dönmek nedir bilmemektir.
ben galatasaraylıyım derken gurur duymaktır galatasaraylı olmak. uefa kupasının ve süper kupanın sahibi olabilmek, o coskuyu sonuna kadar yaşayabilmek, yaşatabilmektir. bununla beraber sadece bu kupalardan veya kazanılan sayısız şampiyonluktan daha öte bir şeydir. sarıyla kırmızıyı bir arada görünce tüylerin diken diken olmasıdır, maç olduğu günler sabah uykudan uyanıp güne başladığınızda yüzünüzün gülümsemesidir. o renkleri o forma altında sahada görecek olmanın verdiği heyecanla saatleri kimi zaman dakikaları saymaktır. her 17 mayıs ta kendini bir başka hissetmek, diğerlerinden hep bi adım önde olmak, nerede ve ne zaman olursa olsun "i will survive" şarkısını duyduğunda heyecanlanmaktır. yurt dışında insanlara ülkenizi söylediğinizde kimi zaman duyacağınız ilk kelimenin yıllardır tuttuğunuz ve ölene kadar destekleyeceğiniz takımınızın adı olmasıdır. galatasaraylı olmak aşık olmaktır, ali sami yen stadyumuna her adım attığınızda hayattaki herşeyi unutup o 90 dakikanın hiç bitmemesini dilemektir..
her fenerbahçe maçından sonra yaşanan üzüntünün, bir süre sonra hissizliğe dönüşmesidir... 19 mayıs 2007 deki maç itibariyle yaşanan utanma duygusunun, kahrolmuşlukla birleşmesi....
ilk defa tanıştığı birinin fenerbahçeli olduğunu ilk beş dakikada bilmektir ve bunu nasıl bildiğini soranlara galatasaraylı olmanın ayrıcalığı diye cevap vermektir.