galatasaray lisesi 

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. istanbul da fransızca eğitim veren bir lise
    (triny, 22.03.2004 14:20 ~ 29.03.2004 14:27)


  2. ferhan şensoy un "kalemimin sapını gülle donattım" adlı kitabında yazdığı ilginç bir olaya ev sahipliği yapmış mekan:

    degaulle, galatasary lisesinin 100. yıl kutlamaları için okula gelir. konferans salonunu ihsan sabri çağlayangil, idareciler ve öğrenciler doldurmuşlardır.
    degaulle hareretli bir biçimde günün önemini belirten konuşmasını sürdürmektedir. o yıllarda öğrenci olan ferhan şensoy-un dudaklarından fısıltı halinde:
    - "ibne degaulle... " sözcüğü dökülür
    fısıltı ön sıraları, balkonu derken tüm salonu kaplar.
    - "ibne degaulle...ibne degaulle...!!"
    fısıltı koro şeklini alır. degaulle duyar ve sahnede yanında dikilmekte olan müdüre:
    - "ibne...ne demek...?" diye sorar.
    moraran müdür hemen kendini toplar ve:
    - "yasasin degaulle anlamına geliyor" der.
    degaulle de hemen salona döner ve:
    - "ah... bon alors; ibne galatasaray....!" der.
    (triny, 22.03.2004 14:30 ~ 29.03.2004 14:30)
  3. evliya çelebi'nin aktardığı bir söylentiye göre 2. bayezit bir kış günü galata sırtlarında avlanırken burada bir kulübede yaşayan gül baba ile tanışır ve onun dileği üzerine burada bir mektep ile bir darüşşifa yaptırır. buraya, istanbul'a getirilen devşirme oğlanlarından, padişahın huzurunda yapılan seçimle vücudu kusursuz, akıllı ve yetenekli gençeler alınmaya başlar. 15. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın ortalarına kadar işlevini sürdüren bu enderun 1868'de mektebi sultani adını almıştır.

    1 eylül 1868'de öğretime açılan mektebi sultani tanzimat eğitiminin simgesi sayılır. her ulustan ve dinden çocukları ve gençleri, osmanlı ulusçuluğu etrafında kaynaştırıp entellektüel bir taban kazanma amacına dönük olan bu okul için, tevfik fikret "doğu'nun batı ufkuna açılan ilk penceresi" demiştir. galatasaray lisesi günümüzde, anadolu lisesi konumunda ve özel yönetmeliği olan resmi bir okuldur.

    istanbul ansiklopedisi'nden derlenmiştir.
    (spyder, 22.03.2004 17:01)
  4. http://www.gsl.gsu.edu.tr/
    (triny, 22.03.2004 17:04)
  5. (bkz. http://www.zaman.com.tr/...)
    (spyder, 30.04.2004 23:24)
  6. geçen sene bilgi üni. hazırlık bölümünün sahip olduğu yerden bile* daha iyi yere sahip olan okul. o ortamda nasıl okunur bilmiyorum *
    (markrenton, 30.04.2004 23:37)
  7. 7-10 haziran tarihleri arasında muhteşem bi festival organize etmiş lise. programda bülent ortaçgil, mor ve ötesi, gripin, laço tayfa gibi dinlenesi pek çok sanatçı/grubun yanında, film gösterimleri ve söyleşiler, ayrıca futbol ve basketbol turnuvaları olacaktır. bütün etkinliklerin ücretsiz olması ise sevindirici bi ayrıntıdır.
    (iris, 05.06.2004 17:32)
  8. fenerbahçe'nin tam karşısına fenerium açmayı düşündüğü lise. açınca ne geçecekse ellerine, kime nispet yapıyolarsa.
    (creepingdeath, 17.10.2004 15:38)
  9. türkiyede gelmiş geçmiş en başarılı insanların özgeçmişine bakıldığında görülebilecek okul.ünlü siyaset adamları,yazar ve şairler,filozoflar...vs
    (stars giggle meh every nite, 14.01.2005 14:16 ~ 14:17)
  10. öğrencilerinin öss'yi sallamadığı lise.
    (organometallic complex, 22.04.2005 17:33)
  11. mevzu bahis kitap * biraz dikkatli okunursa bu mit in sadece o anda ferhan şensoy un aklından geçtiğini, degaulle'ün etkileyici konuşması olmasa belki yapılabileceğini ama kültürü, davranışları ve güleryüzlülüğü karşısında hayran kaldıkları için böyle bir şeyin olmadığı anlaşılır. ama daha sonra bu hikaye ferhan şensoy'un fransa'daki tiyatro okuluna girmesini sağlamıştır.
    (kral çıplak, 25.09.2005 22:36 ~ 26.09.2005 22:21)
  12. öğrencilerin öss yi son derece salladığı ama dışarıya öyle görünmeyen lise. asli amacının üniversiteye adam sokmaktan * ziyade, kaliteli insan, bir dünya görüşüne sahip olan insan yetiştirmek olduğu için insanların hakkında başka şeyler düşünebildüğü lise.
    (kral çıplak, 28.09.2005 20:24)
  13. şu an 10-c sınıfında öğrenim gördüğüm çok sevdiğim mektebim
    (finarod, 30.09.2005 10:11)
  14. fenerium o kdr kasmasına rağmen karşısına açamadığı yer...
    mektebi sultani...
    hakkında bir sürü rivayet vardır court denilen bahçesiyle ün yapmıştır...
    candan erçetin bu okulda müzik öğretmenidir...
    ve gsl de okuyanlara imrenilerek bakılır...
    (miraystrawberry, 09.10.2005 04:08)
  15. 2004-2005 mezuniyet gecesi bir enfesti.bunu söyleyebilirim.
    galatasaraylı olmak hakikaten bir ayrıcalıktır.
    (yalnızlık senfonisi, 09.10.2005 20:53 ~ 21:20)
  16. önünde hemen her gün bir protesto ve bağrışmaların olduğu okul olma özelliği de taşımaktadır
    (uçanpenguen, 09.10.2005 22:50)
  17. yer tariflerinde sıkça kullanılan ve özel olup olmadığı hakkında sürekli arkadaşlar arasında iddia konusu olan lise.
    (cekbibira, 10.10.2005 11:10)
  18. şu anda vaktimin nerdeyse tamamını geçirdiğim, sonuna kadar tadına varmaya çalıştığım okulum. gerçekten dışardan insanlar okulun içindeki sisteme büyük eleştiriler yöneltiyolar ama okulun içinde olmadan bunun bilinmesi imkansız. klasik değimle galatasaraylılık anlatılmaz yaşanır. herhangi bi okulda canınızistediği an gidip bi strat çalabildiğinizi ya da nevizade ortamlarına akabildiğinizi sanmıyorum. okulun asıl misyonu öss başarısı değil, kendine güvenen çok yönlü bireyler yetiştirmektir.
    (elemancan, 12.10.2005 15:04)
  19. adres tarifinden ve buluşma mekanından çok daha fazlasını türkiye'ye hediye etmiş eğitim ocağı..
    (martenit, 12.10.2005 20:28 ~ 02.04.2008 22:43)
  20. öğrenciyi öss'ye değil hayata en iyi şekilde hazırlayan mektebim...
    (rapsodi istanbul, 25.11.2005 21:17)
  21. gök gürledi. beyaz saçlı, uzun beyaz sakallı adam okuduğu kitaptanbaşını kaldırdıi kulübenin penceresinden dışarı baktı, tel çerçeveli gözlüğünü çıkardı, katlayıp okuduğu sayfaya koydu, kapattı kitabı, usul usul kalktı sedirden. ocağa iki odun daha attı. ayaz esiyordu, fırtına patlamak üzereydi. pastırma yazını beklerken paldır küldür gelmişti istanbul'a kış. kulübenin gıcırdayan kapısını açtı, sarı ve kırmızı gül saksılarından bir ikisini içeri aldı. öbürlerini saçağın altına doğru çekti. yeni fidelerdi bunlar, narindiler, korunmaları gerekiyordu. bahçedeki eski fidelere bir şey olmazdı, onları budamıştı zaten, ilkbaharda azacaklardı. bus kesiyordu hava. ölecek bütün yeni fideler diye düşündü yaşlı adam. saçağın altındaki odunları kulübenin içine taşımaya başladı.
    birden karardı gökyüzü, bardaktan boşandı yağmur. ocağa yeni odunlar attı, gene gelip sedirde oturdu, kitabını açtı, gözlüğünü taktı, kaldığı yerden okumaya koyuldu. gökgürültülerine nal sesleri, at kişnemeleri karıştı, pencereden baktı, orman tarafından beş tane atlı geliyoru. gene gözlüğünün arasına koydu kapattı kitabı, kalktı, gidip kapıyı açtı. en önde gelen atlı, yanaşıp seslendi:
    -selâmün aleyküm ihtiyar!
    -aleyküm selâm evlat!
    -ava çıkmış idük, fırtına hasıl oldu, hânende bir nebze soluk alabilir müyüz?
    buyut etti beş adamı kulübesine. giyim kuşamlarından zengin oldukları belliydi. içlerinde ağaları olduğu hissedilen, elâ gözlü, sağ yanağında bir ben olan, kumral, ince uzun parmaklı, samur kürklü adam soru yağmuruna tuttu ihtiyarı. duvardaki sazından, okuduğu kitaba kadar herşeyi sorup, terekte dizili kitapları bir bir inceledi. ayrıntılı sorular sordu. sonunda yaşlı adam bunaldı:
    -zaptiye misün be kâfir? sormaduğun bir anamın adı kadlı!
    dedi. meraklı sorularıyla onu bunaltan adam gülümsedi:
    -hoşsohbet zât imişsün, adın bağışlar mısun?
    -gül baba derler nâmıma. burda sarı ve kırmızı güller yetiştirür, tophane'den gelen meraklı gençlere saz çalmayı öğretirum.
    -makbul adamsın gül baba, hoşlaştum senden. bu ıssız ormanda vaktün neye göre ayarlarsun? namazın neye göre kılarsun?
    -gökyüzüne bakarum, anlarım ben zamanı... kasvet bulut günlerde bellü olmaz vakit, öyle günler namaz kılmam saz çalarum.
    -bir camii istemez mü yani bu yerlere?
    -isterdü amma, camiiden önce başka şeyler gereklü.
    -bre camiiden önde gelen ne ola?
    diye kaldırdı kaşını meraklı soruların sahibi adam.
    -camii insana allah'ı öğretmez, insanı bilen bülür allah'ı, bunu öğretmek gerek insanoğlu'na.
    bir an duraladı samur kürklü adam, ince uzun parmaklarıyla kır sakalını sıvazladı. adamlarına baktı. adamları ona baktılar.
    -bize bu fırtınada kapınu açtun, sana bir ihsan eylemek isterüm gül baba, dile benden ne dilersün?
    -sağluğun dilerüm beyim, ne dileyeyüm?
    -yok yok. bir dileğün vardır elbet, söyle, edelüm.
    -belli ki zengünsün beyim, velâkin benim dediğimi hakikat eylemeye senin de gücün yetmez.
    -benim zengünlüğüm sen ne bilirsün?
    -senin zengünlüğün bilmem amma, benim dileğümü bir tek sultan hakikat eyleyebilür.
    -belki sultanım ben!
    deyince samur kürklü adam, birden bakakaldı ihtiyar. ürkerek baktı adamın elâ gözünün içine ve o an padişahla karşı karşıya olduğunu anladı. hemen atılıp elini öptü, tanıyamadığı için af diledi.
    -kusurun yok affoluncak, söyle nedir dileğün?
    dedi sultan 2.beyazıt han.
    -dilim varmaz sultanım.
    diyerek boynunu büktü gül baba.
    -bir konak mı isterdün eyyamın geçürecek? sarayda mı yaşamayı isterdün? sancak mı isterdün? vezirlük mü? üç tuğ mu? söyle! hakikat eyleyeyim rüyanı.
    diye kükredi sultan 2.beyazıt han.
    -sultanım, sancakta vezirlikte gözüm yoktur. o işleri beceremem. konak saray gerekmez ban. kulübemden güllerimden ayrılamam. buraya camii yerine bir mektep, bir ilim irfan yuvasu inşa edilsün. burada âlimer yetüşsün. devet uğruna pek hayurlu bir iş olur.
    -sen meğer pek mühim bir zât imişsün gül baba! seni karşıma çıkaran fırtınaya hamdolsun! fikrül mektep pek münasip, osmanlı'nın mülkü çoğaldıkça güçleşiyor idaresi! bize mektepler, mekteplüler gerek.
    diye gül baba'nın sırtını sıvazlayarak adamlarına döndü padişah.
    -tez irade çıka! mimar hayrettin ve kemalettin efendiler,burada iki ahşap mektep binasının inşâsına başlayacaklar!
    buyurdu.
    çabuk tamamlandı inşaat, mektebin ilk öğretmeni gül baba, ilk öğrencileri padişahın çocuğu sultanlar oldu. bu sultanlar okuluna "mekteb-i sultani" denildi. yüzlerce çocuğu vardı padişahın, büyükler küçüklerin ağabeyleriydi, bu yüzden büyük sultan küçük sultana bir tokat çaktığında küçük ona:
    -ne vuruyorsun lan?
    diyemedi. vuran öz ağbisiydi.

    ferhan şensoy - kalemimin sapını gülle donattım
    (tapioca, 01.01.2006 16:10)
  22. bir alman lisesi öğrencisi olan erkin koray 1957 sensinde bu okulda kendi grubuyla bir konser vermiştir. seyircilerden biri de o sırada orta-2 öğrencisi olan barış manço'dur. (edebiyat drama nobel ödüllü giri)


    04.07.2006 tarihinde atılan not: bilgi içerikli giriye ne var da eksi oy atarsın bre...!!...eee...neyse...
    (hell guardian, 24.01.2006 00:29 ~ 04.07.2006 23:39)
  23. sınav sonucu dereceyle kazanmış olmama rağmen babamın* ve annemin* kendilerince aslında doğru olan ebeveyn içgüdüleri ve inanılmaz felaket ağır otoritesi sonucu "bak oğlum, yağmuru çamuru var, taksimde iti kopuğu var, uzak şimdi avrupa yakası" sözleriyle gitmediğim lise. başka anadolu lisesini bitirdim. ha ukte yok tabii ki, onlara sevgim aynığıyla vaki, bir anı sadece.
    (hell guardian, 30.01.2006 15:57 ~ 15:57)
  24. kapısından içeri adım atmamış insanların, dışardan gördüklerini götlerinden anlayıp çemkirmekten kendilerini alamadıkları okuldur.
    (bkz: bok at izi kalsın)
    (tapioca, 16.04.2006 16:21)
  25. (bkz: anlatılmaz yaşanır)
    (rapsodi istanbul, 04.07.2006 15:40)
 sayfa  / 2