belki ilginizi çeker
  1. · üç büyüklerde hayal kırıklığı yaratan futbolcular
  2. · fatih terim
  3. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  2. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  3. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  4. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  5. · aylin aslım
  6. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  7. · colin kazım richards
  8. · ambx
  9. · franck ribery

galatasaray da ikinci fatih terim dönemi  

  1. özhan canaydın'ın 2002 yılında seçimleri kazanmasından sonra bi cacık olmayacak,sezon başında şampiyonluk şansı oldukça düşük görülen bir kadroyu şampiyon yapmış daha ötesi şampiyonlar liginde takımı çeyrek finalin eşiğinden döndürmüş lucescu'yu kovup ''gönüllerin teknik direktörünü galatasaray'a getirecem'' vaadi üzerine takımın başına fatih terim'i getirmesi ile 2002-2004 yılları arasında yaşanan maceralı dönemdir.

    lucescu'yu gönderip kimsenin rüyasında dahi göremeyeceği uefa kupasını hemde ingiliz,italyan,ispanyol,alman hiçbir dünya devine malubiyet almadan türkiye'ye getirmiş, 4 senede 4 şampiyonluk yaşatmış bir teknik adamı takımın başına getirmek doğru bir karar olabilirdi. eğer galatasaray'da o sene işler kötü gitse eyvallah ama ortada takıma şampiyonluk yaşatmış bir lucescu varken göndermek neyin nesiydi ?

    ve o yanlışlara aynı şekilde cevap veren fatih terim rumen aşçı lucescu'nun ustalıkla pişirdiği ucuz etin yahnisini vejeteryanım diyerekten yememiş. müthiş bir dengeyle oluşturulan kadronun temel direği olan perez, fleurquin, victoria hatta pek hatırlanmasa bile niculescu gibi adamları göndererek o zaman için basit ama kesinlikle istikrar kavramı ile bağdaşmayan kararlar alıp maceralar peşinde koşmuştu. yani bu gün tolunay kafkas'ın kayseri gibi bir takımda yaptığını fatih terim o zaman galatasaray için yapamamıştı değil yapmamıştı. ilk döneminde adeta enkaz gibi bir galatasaray almıştı o sebepten kadroyu yeniledi, ümit davala, okan buruk, emre belözoğlu gibi oyuncuları ortaya çıkardı ama ikinci dönemindeki macerasında devraldığı başarılı kadroyu toptan değiştirip silbaştan yeni bi ekip oluşturma çabası boş bir maceradan öteye geçememişti.

    ilk birkaç ay çok iyi geçsede ilerleyen aylar kötü günlerin gelmesini engelleyememişti. avrupa'da yaşanan başarısızlıklar, ligteki kötü sonuçlar, fatih terim'in galatasaray'a ilk geldiği günlerde kendisinden kesinlikle görmediğimiz daha sonradan ortaya çıkan ''ego'' kavramı ile takımı sırtlayacak playmakerları ''koşmuyorlar'' gerekçesiyle takımdan soğutması ki bunların başında belki de türkiye'ye gelmiş en iyi pasörlerden felipe ve fenerbahçe'de büyük işler yapmış revivo gelir yaptığı akılalmaz hatalardandı.

    ilk döneminde hagi,popescu,taffarel daha sonraki sezon capone ile yabancı transferler konusunda da istikrarı sağlamış fatih terim'in ikinci macerasında bu durum tam anlamıyla skandal olmuştu. ne xavierler ne cristianlar ne frank de boerler geldi takıma ama hepsi bir şekilde fıs oldu. her ne kadar kulüp kabul etmese bile tazminatlar ve ödenen maaşlar ile birlikte turist olarak galatasaray'a gelen yabancı futbolcuların kulübe maliyeti 50 milyon dolar civarında olduğu ağızdan ağıza dolaşmaktadır.

    galatasaray'a ilkleri yaşatan fatih terim 2004 sezonunda da bir ilk olmayı başararak galatasaray tarihinde sezon bitmeden gönderilen yegane teknik adamlar arasına girmiş ve galatasaraydaki son macerası bu şekilde kendisi içinde galatasaraylı taraftarlar içinde acı bir şekilde noktalanmıştı.
    (benikoyupgitmeneolursun, 19.03.2008 12:55 ~ 14:24)
  2. alamaguer diye meksikalı bi elemanın yeni popescu diye transfer edildiği bir dönemdi beni en çok etkileyen olay bu olmuştur o döneme ilişkin...
    (kaç yazar, 19.03.2008 13:38)
  3. lucescu'nun takımı şampiyon yaptığı halde gönderilmesinin sonucu ile başlayan durumdur.
    (lost knight, 19.03.2008 13:50)
  4. "lucescu iyiydi ya. çok tonton adamdı. nerden geldi gene bu tripçibaşı?!"

    adını vermek istemeyen bir galatasaray taraftarı
    (tembel, 19.03.2008 13:56)
  5. galatasarayımıza ali lukunku'nun kazandırıldığı dönemdir. keza christian da bu dönemde gelmişti galatasaray'a. o değilde bu dönemde çok yetenek harcadık biz. şimdi saymaya kalksam mesai biter giri bitmez. sözün kısası össan başkanın galatasary'a attığı en büyük kazıklardandır ki hala çıkaramadık o kazığı. sen gül gibi lucescu'yu gönder şimdi geri almaya çalış.
    (jugador, 19.03.2008 14:14)
  6. evet yine hafızamızın bize oyun ettiği olaylardan biriyle karşı karşıyayız.önce "nerden geldi bu terim", "şampiyon takımın teknik direktörü mü değiştirilir canım" diye görüş bildiren zihinlere o günleri biraz hatırlatmak lazımdır.

    takım lucescu ile şampiyonluğa gitmesine rağmen yakın geçmişte standartlarını epeyce yükseltmiş olan taraftarlar için oynanan futbol yeterli değildi.bir çok iç saha maçı az sayıda seyirciye oynanmaktaydı.lucescunun risksiz, temposuz futbolu galatasaraylılar için sıkıntı konusuydu.ayrıca kadronun çoğu düşük profilli ve kısmen kiralık oyunculardan oluşturulması da başka bir tatminsizlik nedeniydi.seçimler bu ruh hali içinde yapılmış ve "gönüllerin teknik direktörünü" getireceğim diyen canaydın rahat bir şekilde seçimi kazanmıştı.

    seçim sonrası takım ligi şampiyon olarak bitirse bile bir çok kişi yola lucescu ile devam edilmemesi gerektiğini düşünüyordu.bu dönemde beşiktaş'ın terim ile ilgilendiği dedikodusu süreci hızlandırdı.ve kaçınılmaz olan gerçekleşti.

    tabi ardından yıllar sonra bakıp bu tercih için yanlıştı demek kolay.ama o dönemde çok büyük bir kesim bu tercihten dolayı gayet mutlu ve umutluydu.belki de o günlerde birileri cimbomu idare edenlere herakleitos'un o ünlü sözünü hatırlatmalıydı ama herhalde yine de birçok kişi tarafından ciddiye alınmazlardı.

    ünlü söz mü neydi diyorsanız; aynı nehirde iki kere yıkanılmazdır o ünlü söz.ve belkide tam olarak açıklamaktadır o dönemi.
    (kasaba insanı, 19.03.2008 15:27)
  7. temposuz olsa da avrupa'da rakiplerini dize getiren bir futbolun bitip kaosa sürüklenen döneme verilen addır. evet çoğu kimse futboldan memnun değildi skorlar yüksek değildi beş ya da altı atamıyoduk ama real madrid'i yeniyorduk, milan ile berabere kalınca üzülüyoduk, deportivo'nun fırtına gibi estiği yıllarda ''türk'ün gücünü'' gösterip ikinci gruptan çıkıyorduk, lazio'yu yeniyorduk roma'yı roma'da madara edip sinirlendiriyorduk kısacası avrupayı titretiyorduk.

    evet fatih terim'i seviyorduk bizim imparatorumuzdu o. bazı kesimler için ''gönüllerin teknik direktörüydü''. ama avrupadan ego şişirip gelmekle, kendisinin zamanında aşıladığı şeylere bile sırt çevirmesi sonucu yani ''ben herşeyi biliyorum'' tavrıyla olmuyordu olmadı da. vizyonunu geliştirmişti avrupada ama kendi inandığı değerlerden bile vazgeçti. türkiye milli takımında da aynı tavrı sürdürdüğü için ne kadar zorlandık herkes biliyor. ben ders almam ders veririm demekle olmuyor bazı işler. lafla peynir gemisi yürümez demiş atalarımız.

    şimdi olay takımı şampiyon yapan teknik direktörün gitmesi yerine imparatorun gelmesi değil. mesele borç içinde yüzen kulubün elindeki mevcut imkanla maksimum verimi alan birinin yerine türlü vaatler öne sürerek imparator birini getirmek. suçu sadece sayın terim'e yüklemek haksızlık olur. össan başkan o sene 3 -yazıyla üç- star sözü verdi. de bour'u saymazsak sene 2007 oldu bir tane anca geldi o da sakatlıktan 1 hafta oynayıp 3 hafta yatıyor. galatasaray'a o sene boyunca gelip giden adamın haddi hesabı yok. bir tane doğru transfer yok. hepsi de mi uyum sağlayamadı takıma yoksa uyum sağlayacak takım mı yoktu ortada? son olarak yıllar sonra değil o zamanlarda diyorduk bu işin yanlış olduğunu ama sesimizi duyuramıyorduk.

    her zaman söylüyorum burada da söyliyecem. galatasaraylı için ''vefa'' sadece bir semt adı değildir. bizim başımızdakiler ne zaman vefanın ne olduğunu hatırlar o zaman bu durumlar düzelir. ben metin oktay'ın ''baba bizi sevenleri üzmeyelim'' diyerek bir bavul parayı reddettiği galatasaraylılığı arıyorum. türlü zorluklarla bizi şampiyon yapmış adamı, herşeye rağmen avrupada namımıza nam katmış insanı apar topar gönderip, yerine ''imparator'' getirmek ne denli doğrudur, ne denli galatasaray camiasına yakışır bir davranıştır sorarım.
    (jugador, 19.03.2008 16:25)
  8. keşke hiç başlamasaydı dedirten dönem..
    (sheed, 24.09.2008 00:43)
  9. yamulmuyorsam bu dönem aynı zamanda olimpiyat stadında oynanmaya başlanılan ilk döneme de denk gelir. zira, atatürk olimpiyat stadı 'nın ilk açılış maçı olan 31 temmuz 2002 galatasaray olympiakos maçı 'na gitmiştim. frank de boer falan alınmıştı ilk sene. bir de genç yetenek berkant göktan vardı. frank de boer bilinen kariyeriyle alakasız bir şekilde ağır bir adam olduğu için defansta çok çileler çektirdi cimbom camiasına.

    o zamanlar kimse (cimbomlular için söylüyorum) birinci fatih terim dönemindeki hızlı ve atak futboldan sonra lucescu'nun oynattığı yavaş ve emin futbolu sevmiyordu. tamam ortada çok büyük başarılar vardı ama 4 sene sağı solu titretmiş, göze hoş gelen futbol lucescu devrinde yoktu. bu da taraftarda bir sıkıntı yaratıyordu. taraftar aksiyon istiyordu, heyecan istiyordu, macera istiyordu. fatih terim geldi, maceraya yeni boyutlar geldi : 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı. fizikçilere göre uzay-zaman'ın en büyük kırılma noktalarından biriydi bu. fatih terim'in galatasaraylıların gözünde bittiği maçtır bu ve bu dönemin en büyük eseridir.
    (ugokhan, 24.09.2008 00:57 ~ 22:57)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil