bugünkü halinin temelleri rahmetli
jupp derwall tarafından atılmış kurumdur. ondan evvelinde de genelde "lise öğrencileri" bu yapının temelini oluştururdu. genel olarak galatasaray felsefesi "bizim çocuklar" düsturuyla hareket eder zaten.
derwall'in attığı tohumlar, yıllar sonra yine bir alman çalıştırıcı
feldkamp(ki kendisi henüz bunamamıştı o zamanlar) döneminde meyvelerini vermeye başladı. bir tsyd kupasında altyapıdan a takıma alınıp, ilk maçına çıkan
okan buruk beşiktaş karşısında enfes bir futbol sergileyip maçı iki gol bir asistle tamamlayınca, bütün dikkatler bu altyapı üzerine döndü. aynı sene gene altyapıdan çıkan
mustafa kocabey'de oldukça ümit vaadetmişti. daha sonra da her sene altyapıdan en az iki üç oyuncunun ciddi sayıda maça çıkarılması gelenek haline geldi. birinci fatih terim döneminde emre belözoğlu gibi yıldızları çıkarmasıyla da uefa kupası nın gelmesine önayak oldu.
galatasaray, şunun bilincine varmıştı: avrupadaki devlerle maddi olarak bir yarışa girmesi mümkün değildi ve olmayacaktı. hala da öyledir ve öyle de olacaktır, kendimizi kandırmayalım. o halde başarıyı getirmek için maddiyattan başka şeyleri kullanmak gerekti ve bu da galatasaray ruhu idi. bu ruh ta, gözünü galatasaray'da açmış, gerçekten galatasaray taraftarı olabilmiş oyunculara, tecrübeli oyuncuları ekleyerek olabilirdi. altyapıdan çıkan gençlerinin yanısıra, anadolu kulüplerinden henüz isim yapmamış genç oyuncuları
* * kadrosuna katıp, "kendi yıldızını kendin yarat" yöntemine dönmüştü en mantıklı çözüm olarak. ve bir sürü yıldız futbolcu alacağına, bu gençleri sahada toparlayacak gerçek yıldızlara
*** ciddi bütçe ayırdı. bundan genç futbolcular da rahatsız olup ümitsizliğe kapılmıyordu. çünkü kendilerini yedek bırakan kişi gerçekten bir dünya yıldızı idi. onlarla antremana çıkmak dahi gurur ve özgüven veriyordu bu gençlere. bu yıldızlar da iyiniyetli davranıp, bu gençleri saha içinde-dışında eğitiyor, hatta birçok maçta kenar yönetimine kaş göz yaparak, kendilerini çıkartıp bu genç oyuncuları oyuna sokarak pişmelerini sağlıyordu.
daha sonra bi duraklama dönemine girildi ve uzunca bir aradan sonra tekrar ciddi yıldızlar
* *** yakalanmaya başladı. taraftarın da en çok sevdiği olay, altyapı yıldızları oldu.
şöyle söyleyeyim ki mübalağa yok, şu an ligde üçüncü durumda olan ve uefa'da gayet avantajlı gözüken galatsaray takımı için "bütün bu yıldızları dağıtıyoruz, bu sene ve önümüzdeki sene paf takımla çıkacağız maçlara, onlar pişip geleceğimiz olsunlar" dense, aklı başında her galatasaray taraftarı "helal olsun, tabi ya, küme düşmesinler yeter" diyecektir. çünkü camianın mantalitesi başta da söylediğim gibi "bizim çocuklar"dır.