galatasaray'ın kaldıramadığı şey her ne kadar bizim şu kadar kupamız, şu kadar şampiyonluğumuz var gibi sidik yarışına dönüşmüş olsa da aslında vardır.
başlık galatasaray'a açıldığı için sadece galatasaray'dan bahsedicem ama yanlış anlaşılmasın, her takımın her kulübün vardır kaldıramadıkları.
bir olay olduğu zaman çok klişe olarak denir ki, "birkaç kendini bilmezin yaptığını koca bir camiaya mal etmemek lazım." öyle midir değil midir bilmiyorum ama, en azından galatasaray gibi 100. yılını aşmış bir kulüpte, yönetici sıfatına sahip bir takım iş adamlarının türk spor kamuoyu ve toplumun gözünde "birkaç kendini bilmez" olarak görülmediği kanaatindeyim, en azından ben öyle görmüyorum, göremiyorum.
bunlar seneler seneler evvel, galatasaray ligde şampiyonluk, avrupa'da kupa kovalarken ezeli rakibi olan fenerbahçe'nin başarısızlıklarıyla dalga geçiyordu. o zaman fenerbahçe kocaman stad inşaatıyla uğraşmakta, beşiktaş ise
halka arzla para kazanma peşindeydi. zira oldu da, o dönem bizim kocaman stadımız olacak, biz 100.yılımızı kutlayıp borsaya çıkıyoruz diyen rakiplerine galatasaray kupalarını gösteriyordu. ve zaman geçtikçe, işler galatasaray'ın beklediği gibi gitmemeye başladı.
şimdi, bir maçta trilyonluk hasılat yapan bir fenerbahçe, borsaya açıldığı günden bu güne kazandığı paralarla yüzüncü yılında eşi benzeri görülmemiş işler yapan ve
fulya projesi'ni kovalayan bir beşiktaş varken, galatasaray müzesindeki uefa kupası ve süper kupayla parasızlıktan dert yanıyor. futbolcular antremana çıkmıyor, kulübü ve yöneticileri boykot ediyor, bir yabancı futbolcu sizi fifa'ya bildirip ligden düşme, avrupa kupalarından men edilme gibi cezalarla başbaşa bırakabilme aşamasına kadar gelebiliyor. ve tüm bunları yapabildiği kulüp, aynı zamanda futbolcularının yönetimi protesto ettiği kulüp, yıllardır biz avrupa'da kral olduk diyen bir kulüp.
ben, bu yaşıma geldim, avrupa kulübü sayılan herhangi bir kulüpte -ki manchester united, juventus filan demek istemiyorum- porto, alaves, blackburn rovers gibi kulüplerde bile böyle şeyler görmedim. görmedim, çünkü olmadı.
demek istediğim şey, galatasaray, müzesindeki kupalarla para kazanmayı beceremiyor, bir sene olimpiyat stadında maç oynayıp ali samiyen'e bir çivi çakmıyor, sonra da tüm başarısızlığını olimpiyat stadı'nın yollarına, rüzgar panellerine bağlıyorsa bu galatasaray'ın kaldıramadığı bir takım şeyler olduğunu gösteriyor. o şeylerin de başında,
iyilik geliyor.
yukarıda bahsettiğim "bir avuç kendini bilmez"den olmayan yönetici kesiminden birileri kalkıp da, galatasaray için yardım toplanırken -ki hafızam beni yanıltmıyorsa bu galatasaray'ın yaptığı ikinci yardım toplama organizasyonu, ilkinde turkcell hatlı cep telefonundan bir numara aranıyordu- ve bu yardımlar özellikle adnan polat'ın kendi cebinden verdiği parayla kıçı kırık bir yabancı futbolcunun fifa'ya şikayetinden kurtulabiliyorsa galatasaray, o yöneticilerin taraftara hatta diğer kulüplere örnek olup alkışlaması lazım. çıkıp da, "efendim bu ne biçim kampanya. sanki depremzedelere, afrika'daki açlara yardım ediliyor, galatasaray büyük bir camia, imajımız zedeleniyor" dememesi lazım. çünkü "biz büyüğüz yardım istemeyiz ama depremzedeler yardım alabilecek insanlar, onların gururu yok" anlamı çıkıyor ortaya maalesef.
ve zaten, antremana çıkmayan futbolcularla, yönetimi boykot eden golcülerle, müzesindeki avrupa kupalarıyla ve talihsiz açıklama yapan yöneticileriyle galatasaray'ın imajı çoktan zedelendi.
imajınızı yeniden kazanmak istiyorsanız, para için değil, kanı sarı-kırmızı aktığı için top oynayacak futbolcular alın, yoksa zamanında dalga geçtiğiniz fenerbahçe'nin stad inşaatı her sene, yeni bir yıldız futbolcu olarak en derin rakibinize geri dönüp sizin de iyilik kaldıramadığınızı daha da belirginleştirecektir.
not: fenerbahçeli değilim, olaya objektif baktım, eksi vermeden önce bir kez daha düşünün.