şov'un artık başladığına işarettir. hatırlarsanız bir dönem de şu anda hatırlamadığım bir ilde sözüm (samsun imiş) ona belediye "ahlak zabıtası" kesilmiş ve parklarda yanyana oturan, el ele tutuşan gençleri uyarma misyonunu gökten zembille kendisinde bilmişti. bu ise daha komik ve vahim. hangi insan rüzgardan eteği ki daha doğrusu uzun elbisesi açıldı diye şikayet eder ki. alt tarafı 2 saniye açık kalmıştır ve bayan da kapatmıştır. bu kırmızılı kadın mı ki dans etsin o açık hali ile. ama yok o örümcek beyinli sözüm ona güvenlik görevlisi (bakın güvenlik diyorum ama kendini şeriat polisi sanıyor) şikayet etmiş gerekçesi de vatandaşlar rahatsızmış. büyük ihtimal bu dangoz sarkıntılık etmiştir ve ters yanıt almıştır. e kadın dul ya vurun kahpeye demiştir. ne günlere kaldık allah'ım sen bizi bu yobazlardan koru.
edit: ekleme için teşekkürler
insert coin. bu arada başlık başıma kalmış ayıptır yahu.
edit 2: en beğenilmeyenlere sokanlara teşekkür ederim. demek ki siz de o köprüdeydiniz ve şikayet ettiniz. edin edin. ama vereceğim bkz'lara da bakın.
(bkz:
gecelik)
(bkz:
elbise)
türkiyenin yüzde kırkyedisinin tam oalrak böyle düşünmese bile böyle bir düşünceye destek verdiğinin,şayet onaylamıyorsa(söz konusu hala 47lik kesim) gel git akıllı olduğuna delalettir.ayrıca hayırlı uğurlu olsundur.
edit:kötülerken şayet ki kinayeden anlamyorsan bi git öğren diyorum sana,yok anlıyorsan tanıdım seni gel yamacıma.
insana "öyle demeyin istikrar var" dedirten cezadır.
(bkz:
istikrar bozulmasın diye akp ye oy vermek)
hemen ipin çekilmemesi gerek diye düşünüyorum.
galata köprüsü'ne kaç kere gittiniz? ben çok gittim. hiç balık tutan kadın gördünüz mü? ben çok çok az gördüm. gördüklerim de genelde sevgilisiyle takılan genç kızlardı. tek başına balık tutan bir kadın hiç görmedim, duymadım. bu kadın tek başına balık tutuyormuş. bak hele.
tutar mı? tutar tabi. paşa keyfi bilir. kimse "sen kadın başına nasıl burada balık tutuyorsun" diyemez. diyen maldır.
ama galata köprüsü'nü az çok bilen biri olarak diyorum ki manzara bana biraz kandırmaca geldi. yani geceliğe benzer veya benzemez bir elbise giymiş bir kadın (elbisenin geceliğe benzediğini iddia eden güvenlik görevlisinin annesininkinin haricinde gecelik görmediğine de bahse girerim) köprü ortasında balık tutuyor. tüm ahali toplanmış "bu etek ne zaman havalanacak" diye kadını izliyor. ben olsam ben de durup izlerim. gayet güzel manzara. sonra bir bakarım ki cüzdanım gitmiş, cep telefonum uçmuş. olmaz mı? galata köprüsü'nde "olmaz" demeyin, olur. tabi kadının günahını da almak istemem, böyle bir tezgâhın içinde olmayabilir de.
tutun ki böyle bir tezgâhın içinde değil. o zaman bu kadının, tuttuğu balıklar kadar aklı yoktur. o etek bir biçimde havalanacaktır. köprü dediğin yer püfür püfür rüzgâr alır. mesele "pis ahlaksız kadın, nasıl giyinmiş meselesi" değil. mesele "alık kadın, amaca uygun giyinmemiş" meselesidir. balık tutmaya gidiyorsan altına kot pantolonunu giyersin, üstüne tişörtünü geçirirsin, kafana hasır şapkanı takarsın, yanına kovanı koyarsın ve oltanı haliç'e sallarsın. bu, budur.
hemen tehlike çanlarını çalıp, "akp iktidara geldi, yarın bunlar başı açık her kadını asarlar" diye atlamayın. teşhircilik bu memlekette baştan beri suçtu, halen suç. yorumu da savcıya, hakime kalmış. dört sene hukuk eğitimi almış, üstüne türlü staj yapmış bir hakimin, sadece "valla haaekim beyim, böööyle götünü açtı" diyen bir güvenlik görevlisi ifadesiyle bu kadına 1 yıl hapis vereceğine inanıyorsanız gidin kendinizi haliç'e atın. ben gelir tutarım.
haberin ayrıntısı için:
(bkz:
http://www.hurriyet.com.tr/...)
yarın bütün sivil toplum örgütleri üyelerinin etek giyip galata kulesinde yürüyerek protesto etmelerini beklediğim ceza.
"ben de sinkaflı olarak gitmelerini söyleyip polise haber verdim" gibi ayrıntılar içeren bir haber ancak bence yine de akp'ye sövmek için kullanılabilir. nasıl olsa izan falan kalmadı, tuttuğumuza saydırıyoruz.
meselenin çok basite indirgendiği görülüyor.haberde "galata köprüsü'nde balık tutarken eteği açılan kadına polis, elbisesi dekolte diye işlem yaptı. savcılık, teşhircilik suçundan bir yıl hapis istemiyle dava açtı." şeklinde bir başlık var.türkiye'nin hiç bir yerinde dekolte giydiği için veya eteği açıldığı için bir kimseye ceza verilemez,verilmemiştir.
haberin devamında "savcılık, 2.5 ay süren soruşturmadan sonra g.k. hakkında, hayasızca hareketlerde bulunmak (teşhircilik) suçundan bir yıla kadar hapis cezası istemiyle, dava açtı" deniyor.olayı savcılık detaylı incelemiş ve kadın hakkında dava açılmasına karar vermişse, ki öyle , işin arkasında başka şeyler vardır.olayın yargı sürecine bakan bu kısmını bilmeyip, konuyu ideoloji boyutuna çekerek taraflı yorum yapmak saçmalamaktan başka birşey değildir.
solun oy alamyışın cevabı olmayacak olay.türk solundaki en büyük sorun en büyük oy potansiyeline sahip partinin genel başkanın önce partiyi sonra solu kendi tekelinde bilinçli veya bilinçsiz yok etme çabasıdır.bu olaya tepki koymak farklı düşünen her vatandaşın hakkıdır.eğper böyle bir olay yaşanıyorsa yarın bana kim garanti edebilir diz üstü etek giydi diye bir aile ferdim tutuklanmaycak.tutup ta abartıyosun diyene sorarım daha önce böyle ceza gördün mü diye.
akp bugün böyleyse yarın ne olur diye düşündüren ve bunun ardından akp nin yasa çıkararak diz üstünde etek giyilmesini yasaklamasının geleceğini tahmin ettiren ceza.
yargı bağımsızdır ve ülkemizde kimse dekolte giymekten dolayı yargılanmaz, yargılanamaz keza kanunlara anayasaya aykırı, istiyorsa başta değil tayyip ahmedinejad olsun. ama eğer bu kadın hakkında savcılık tarafından dava açıldıysa kesin başka birşeyler vardır, dekolteyle ilgili değildir, belkide dekolte sadece basının görüp yansıtmak istediği nokta olabilir. ayrıca hangi manyak kadın gecelik giyip galata köprüsünün ortasında eteğini "cee eee" şeklinde bir açıp bir kapar ki... hadi böyle bi durumla karşılaştık diyelim galata köprüsü ahalisi o kadını polise şikayet etmek yerine etrafında çember oluşturup o kişiye prim vermeyi yeğler zannımca, "la garıya bak açıp kapıyo looğğ..."
dolayısıyla doğruluğundanya da en azından mantığından şüphelendiğim haber.
bize ders olmuştur bu. öğrenmemiz lazım artık bu ihbar etmeyi falan. devrim muhafızları da olmalı bence. ama onu bunu bırakın da komşunun kızının burnu açık kalmış galiba feci tahrik oldum abdestim bozuldu. en iyisi bi ihbar edeyim bende.
(bkz:
vah halimize vah)
geçen yaz galata köprüsünde balık tutarken şort giydiğim için bir an önce beni de tutuklamalarını ve yargılamalarını talep ediyorum. adım, soyadım, ip numaram mevcut, bana kolayca ulaşabilirsiniz.
o bir kadın, ben ise erkeğim. o etek giymişti, ben ise dar sayılabilecek bir şort. isteyenler, dikkatlice bakanlar, bir müddet sonra benim de cinsel organımı teşhir ettiğimi iddia edebilirlerdi, çünkü saatlerce oradaydım. ama o bir kadın, ben ise bir erkek.
kadına nasıl ikinci sınıf insan muamelesi yapıldığına, kadınların nasıl akla hayale gelmez manyaklıkların kurbanı olduklarına iyi bir örnek.
ey sen, güvenlik görevlisi diye tanıtılan insan. o kadına bakarken biraz daha fazlasını görmek için şehvetle titredi mi için? hayır diyebilir misin? vicdanın rahat olarak ama? hele de şöyle bir ifade verdikten sonra: “üzerinde gecelik türünde vücudunu gösteren bir giysi vardı. benim de dikkatimi çekti, ancak müdahale etmedim." biraz daha fazlasını görmek istiyordun değil mi? hemen filmlerdeki gibi çılgınca sevişeceğinizi mi sandın yoksa? seni tersleyince de ihbar etmek kolay nasıl olsa. yazık, gerçekten yazık senin insanlığına.
peki ya sokakta iç çamaşırı defilesine çıkan mankenler ne olacak? plajda üstsüz güneşlenen turistlere aynı cezayı verebilecek misiniz? bana sorarsanızı hiçbir şey olmasın tabi ki. peki ya bu sığ bakış açısıyla ne olacak sonumuz?
namus elden gidiyor diye bağırıp; kızına, baldızına, erkek çocuklara tecavüz etmekte bir beis görmeyenleri de gördü bu topraklar. yalan mı?
salyalarınız akıyor, herhalde beyninizle beraber.