sözcüğün açıklanmasından önce bazı tarihi bilgilerin anılmasının yararlı olabileceğini düşünüyorum. eskiden, yani istanbul daha yeni fethedilmişken ve başkent olmasına yeni karar verilmişken, osmanlı sarayı şimdi sarayburnu olarak adlandırdığımız yerde değildi, oraya taşınmasına karar verilene dek başka bir yerdeydi.
nasıl ki tarihçi stropon, kadıköy tarafında ikamet eden megaralılara (oraya khalkedon da diyorlar; şimdi aklıma geldi, not al: khalkedon adında bir iç çamaşırı konsepti planla) "yahu, neden karşıya yerleşmediniz? bakın oranın manzarası daha güzel. körsünüz siz, kör." demiş ve bu yüzden megara toprakları körler ülkesi diye anılmışsa, sultanı ziyaret eden diğer ülke zevatı da "haşmetmaap, sarayı şuraya kondursanız daha bir boğaz manzaralı olmaz mıydı?" dediklerinden, sultanlar bu fikrin doğru olduğuna hükmedip sarayın yerini değiştirmeye karar verdiler.
ancak yeni sarayın yapıldığını bilmeyen kimi anadolu beyleri istanbul seyahatlerinde devlet işlerini görmek için eski saraya gidiyorlardı ve orada kendilerine deniyordu ki, "burası galat-i saray, siz sör keci bölgesine gideceksiniz." (ingiliz elçisi sir albert keci; rıhtımın yapılmasına sağladığı ingiliz yardımı nedeniyle adının bölgeye verilmesi uygun bulunmuştu, zamanla söylene söylene sirkeci haline geldi.) peki eski sarayın olduğu yere neden galat-i saray deniyordu (ki bu da söylene söylene galatasaray olmuştur)? çünkü galat arapçada yanlış anlamına gelmektedir. yani saray diye geldiğiniz yer yanlış, doğrusu şurada denmek isteniyordu.
kimseyi ilgilendirecek bir şey değil, ama keşke bu sözcüğün ilk harfi g yerine t olsaydı. o zaman memleketimizin bu seçkin takımını tutmayan dereağzı taraftarları lafa tersinden başalyıp (ki bu da söylene söylene palindrom olmuştur) yarasa talat tezahüratları yapabilirlerdi.