merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

gaita testi

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. müstakbel bir gıda mühendisi adayı olarak bu yaz okulundan sonra yapacak olduğum staj için danone'nin istediği staj belgeleri arasındaki sağlık testi. bir kaba dışkımızı bırakıyoruz. yavaş olmalıyız sağa sola saçılmasın. sonra onu veriyoruz bir güzel test ediyorlar sonuç kağıdında ne yazar bilemiyorum artık.

    ayıpsa ayıp. halkla ilişkilerdeki osman bey telefonda söyleyene kadar gaita kelimesini duymamıştım bilmiyordum ne olduğunu. telefonu kapatıp odaya geçip anneme istenen belgeleri açıkladıktan sonra "gayta testi ne ki?" cümlesinden sonra annemin beti benzi atıp sağ elini yavaşça kalçasına doğru götürünce verdiğim ilk tepki "s*kerim lan(bunu içimden dedim). yok ya bana ne yapmayıveririm staj yer mi yok bana." oldu. aklım ilk olarak -american pie'daydı sanırım- stifler'ın bir klinikteki sahnesi aklıma geldi ve öyle birşey sandım. e doğal olarak ödüm koptu. sonra açıp bildiğim bütün sözlüklere baktım ve internette araştırma yaptım ne olduğunu öğrendim. şimdi içim biraz rahatlamış olsa da hala olabildiğince gerginim. hayır birisinden tavsiyede istenilmez de böyle bir konuda.

    şimdi olasılıklar aklıma gelip duruyor. bir ya o günü ishal olursam. vıcık vıcık ıyy. e kabız olsak o da kötü. kalıp gibi ne o öyle. hayır teste gideceğim günü belirledikten sonra ne yiyip ne içeceğim. acı birşeyler yesem işim biraz kolaylaşır gibi geliyor ama onun da sonu acılı(bu acı yediğim acılar değil) olur. şu anda tamamen kafam karışık. o değil bir de kim test edecek acaba? ya laborant bayan olursa. offf offf. kokluyorlarmış da sanırım onu. ya da beni kandırıyorlar. bak yine gerildim. ah danone ne istiyorsun benim içimden. yakışıklı çocuğum dışıma bak işte. bir de kulak odeosu(doğru kelime midir bilmiyorum) istediler. ha bak buna tavım. ama bokumla uğraşmayın lan.
  2. güzelim istanbul'umdan iki gün önce ayrılmama sebep olan testtir.

    bugün parfüm sıkıp, saçı sakalı tarayıp, en güzel kıyafetlerimden seçip gittim hastaneye. laborantın bayan olma korkusu içimi yiyordu. test kağıdını alıp laboratuvara doğru ilerlerken ilk kötü olayımı yaşadım. test kağıdını imzalayacak kişi bir bayandı ve kendisini simaen parktan tanımaktaydım. umarım o beni tanımıyordur dedim ve kağıdımı uzattım. başka bir yere yolladı öncelikle imzalattırıp başka bir kağıt almam için oraya gittiğimde ikinci kötü olayım. az önce kesiştiğim(tamam kötü kelime oldu) kız orada duruyordu ve kağıda bakıp gaita testi yaptıracağımı gördü. ona da neyse dedim geri gittim. baktım ilk kız elinde kap ile beni bekliyor. kabın üstüne ismimi yazdı ve hastanenin kayıtlarında artık sadece ismim ile değil bizzat kendim olarak da girmiş bulundum. kabı verdikten sonra kişi ile aramızda şöyle bir konuşma geçti.

    b : (kabı uzattı ve aldım) ne olduğunu biliyorsunuz değil mi?
    m : evet.
    bir iki saniye duraklama ve hafif sevimli hafif lakayt bir gülüş ile ...
    m : nasıl yapacağım?
    bu sefer onun suratında da aynı hafiflikler oluştu. ama görmeliydiniz çok tatlıydı.
    b : birazcık alın yeter.
    m : pek teşekkür ederim.

    tuvaleti gösterdi ve gittim. fakat üçüncü kötü olay gecikmedi. iki tane tuvalet vardı ve ikisinin de kilidi yoktu. süper oldu dedim. bir tanesini seçtim girdim içeri bir kaba bakıyorum bir de kapıya. nasıl yapacağım diye düşünüyordum. çok iyi bir strateji izlemeliydim. ayrıca kilitten dolayı da hızlı olmalıydım. kap da biraz garipti. küçük bir kap. kapağına küçük bir kaşık ilave edilmiş. dedim acaba direk kaşığı sokuyoruz içeri alabildiğimiz kadarını alıyor muyuz ki diye düşündüm. ama o da kötü olurdu. hem delikanlı adamız fitil harici sokmayız başka birşey oraya sağlık için bile olsa. dedim o zaman ben salayım aşağıya oradan alırım. ama o zaman da taşa salmak zorunda kalıcam baktım arkama sonradan taşı silmek için fırça mırça var mı diye. e o da yok. terlemeye başladım. bi' çözümü olmalıydı bunun. ama yok işte ya yok herşey önümü kesti. artık dedim yapacak birşey yok indirdim pantolonu oturdum. sağ elimle kapı kolunu tuttum sıkıca ve bütün gücümle kendime doğru çektim. işim bitene kadar kapıyı var gücümle tuttum. sol elimde de kapak var kaşığı ile önümde öylece duruyor. tek yapabileceğim birşey kaldı o da normal nasıl yapıyorsam bu çıkarım işlemini aynı hiç bozmadan devam edicektim. sonra malum şey düşmeden hemen kaşıkla alacaktım biraz. başarılı da oldum. tuttu yani bu olayım. hem taş temiz kaldı, hem artık ucu kahverengi bir kaşık vardı elimde. rahatladım. e bi' rahatlama olunca aşağı tarafta rahatladı. bıraktım kabı. kapıyı tutmaya devam. dedim durmak yok devam bi' güzel afedersiniz s*çtım. işimi bitirdim. kapağı kap ile birleştirdim. çıktım sonra. fakat zor bir olay bekliyordu beni dışarıda şimdi kabı bu ilk bayan arkadaşa mı verecektim de o alıp bi' yerlere götürecek verecekti. laborant bayan mı sorusu yine kafama sinüzit gibi migren gibi vurdu. artı bir de şimdi bu bayan kişi bu kabın içine bakar mıydı ki? tuvaletten çıkmadan ayna karşısında derin nefes alışverişler ile gücümü toplayıp tuvaletten çıktım. sağ elim ile kabı kavradım dış dünyadan koptu. kimse onun içinde ne olduğunu göremiyordu. kıza doğru yöneldim hemen parmağıyla karşısındaki odayı gösterdi. sanki yaklaşma yaklaşma der gibi suratın riyakar bir gülüş de vardı bana öyle geldi ya da. günün en kötü olayı da o odaya girdiğimde oldu. fakat önce bir rahatlama odaya girdim baktım iki tane bildiğin türk erkeği bi' oh çektim içimden en azından laborant bayan değildi dışaradakinin gözünde artık düşmüş olsam da burada kurtardıydım olayı. fakat pek geçmeden erkek olan laborant lafını koydu.

    e.l(erkek laborant) : oy oy(sevimli olan oy oy) fındık kadar o ne? (yüzünde bir sırıtma hali)
    m : e he e he. (ne diyeyim ki şimdi. abi olaya küçükten başlıyayım dedim. basamak basamak ilerlemek istiyorum bu sektörde. gün gelecek en büyük boku ben vericem. adım altın harfler ile girecek gaita testi tarihine. espri mespri ama yapsam bu da olmaz çok uzun. yaparım tutmazdı orada)
    e.l : parazit testi mi yoksa genel(başka bir kelime kullandı da tıbbi bir terimdi hatırlayamıyorum tam) mi?
    m : parazit yazıldı oraya ama. staj için lazım bu bana.
    e.l : genel üç gün sürüyor da ondan diyorum.
    m : yok yok sen normalinden var bana abi. (lan zaten fındık kadar dedin az önce. o kadarla üç gün neyin testini yapıcan. hayır öyleyse alır kabı biraz daha getireyim)

    teşekkürler diyerek odadan çıktım. dışarıdaki arkadaşa da iyi günler diledim yüzsüz yüzsüz yürüdüm çıktım gittim hastaneden.

    korktuğum kadar değilmiş ama bunu anladım. ne uzun sürdü ne de o kadar sıkıntılı. arada olmadı değil sıkıntılar da olacak onlar da ilk ya bu ondan.

    fazla utanmamak lazım. müsterih olun. hadi şimdi herkes gidip gaita testi yaptırsın. hadi.

    (bkz: tıpta utanma olmaz)
  3. hala aklıma geldikçe güldüğüm testtir bu test.
    ben bir biyoloğum. hemde işini çok seven bir biyolog. isteyerek seçtim, isterek okudum.

    sene 2003. birinci sınıfı bitirmişim, bir heves kendime staj yeri bakıyorum. ama öyle staj filan zorunlu değil. deli gibi birseyler öğrenmek istiyorum.
    her sene tatillerde çalıştım ben. gurur duyuyorum bu özelliğimle de ayrıca.
    kuzenim de doktor buarada. dedim ki bana allah rızası için bana hastanede yazın 2-3 aylığına bir staj bul.
    o da dediki "hastane senin için zor olur, daha kapsamlı birsey olsun, su tahlili vs. filanda yaparsın, gel ben seni halk sağlığı laboratuvarının başındaki doktor ile tanıştırayım. kendisi tanıdığım olur. senide kesin kabul eder."

    olur dedim sevinçle. gittik halk sağlığı laboratuvarına ilk gün, sagolsun beni bıraktı, ordaki doktor adamla tanıştırdı.
    teknisyenler aldılar beni, zaten laboratuvar denilen yer allahin dağında. sagda solda cingene gecekondulari var, otobus olmazsa kesin laf yiyordum laboratuvara giderken.
    oturtular kapı önünde bir masaya...buarada hava abartısız 42 derece filan.
    dediler ki:

    "bak kızım, buraya hergun çeşit çeşit insan gelir, sen onlara bu önünde duran tüpleri ve papiksleri vereceksin. bu insanlara, yanda bulunan tuvaleti göstereceksin. onlara tuvaletlerini yayıp, papikse bir parça yaptıklarından bulaştırıp tüpe koymalarını soyeleyceksin. ardından tüpü sana getirecekler, sen tüpü alıp, yerine koyup numaralandıracaksın. faturasını kesip adını, soyadını, parasını alacaksın."

    hee..iyi kolaymış filan dedim ama bir saat sonra gördüm ki millete laf anlatmak imkansız.
    hadi lafi anlattın diyelim. o tüpe nohut tanesinden daha az koymalısın diyorsun, kimi öylesine tüpün içine dolduruyorki insanın içi kalkıyor.
    herseyi bırak, kibrit kutusunda tanıdığının bokunumu getirenler mi ararsın, sen anlatırken yüzüne bakıp bakıp gülenler mi? utanıp tüpü alıp kaçıp gidenler ertesi gün gelenler mi...2,5 ay boyunca nasıl sabrettiğimi bir ben bir allah bilir.

    eger hala daha gaita testini yapip isini terketmemis bir biyolog biliyorsaniz, sevin onu, opun onu...
    haha..sevmeyinde opmeyinde bu bizim isimiz a.q.