1928 doğumlu kolombiyalı yazar. latin amerika'nın ve ispanyol dünyasının en iyi edebiyatçısı olarak görülen marquez'in en ünlü eserleri kolera günlerinde aşk, kırmızı pazartesi ve yüzyıllık yalnızlıktır.
1982 nobel ödülüne sahiptir ve 20nci yüzyılın kuşkusuz en büyük yazarlarındandır.
aşk ve öbür cinler
albaya mektup yazan kimse yok
başkan babamizin sonbahari
bir kaçirilma öyküsü
bir kayip denizci
iyi kalpli erendira
hanim ana'nin cenaze töreni
kolera günlerinde aşk
kötü saatte
labirentindeki general
on iki gezici öykü
şili'de gizlice
yaprak firtinasi
yüzyillik yalnizlik
oda korsan kurbanlarından, hemde dünya çapında...son romanı 'memoria de mis putas tristes' in korsanının çıkması yüzünden, söylediği basım tarihinden önce basan, üstelik korsanla savaş kapsamında son bölümüde değiştirmek zorunda kalan talihsiz yazar.
'iyi kalpli erendira ile insafsız ve acımasız büyükannesinin inanılnmaz ve acıkli öyküsü' adında bir öyküsü bulunan, latin amerika'nın gelmiş geçmiş en büyük yazarı olarak kabul edilen nobel ödüllü kolombiya'li yazar...
'insanların yaşadığı değildir hayat
aslolan hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır'
gibi -aşmış bu adam dedirten- bir sözü bulunan ünlü yazar.
büyülü gerçekciliği çok başarılı kullanan yazar.isabel allende gibi bir çok yazar da ondan etkilenmişlerdir.kitaplarındaki foreshadowing sembollerini bulmak da ayrı bir tattır.
gazetecilik yaptığı 1950'li yıllarda amerikan karşıtı tutumuyla dikkat çekti.çözüm arayışlarını devam ettirmek için gittiği küba'da castro devrimi'ni incelerken, fidel castro'yla uzun yıllar boyunca eleştiriliceği bir dostluk kurdu..küba komünist partisi'nin yaşadığı ideolojik bölünmeler sonucunda burdan ayrılmaya karar verdiğinde ise, küba haber ajansı prensa latina'nın kuzey amerika birim yöneticiliğini yaptığı için, amerika'ya girişi 20 yıl yasaklanan ''cinlerin yazarı''..
yüzyıllık yalnızlık ve kırmızı pazartesi gibi iki olağanüstü kitabın yazarı, olağandışı karakterleri ve olayları olağanüstü akıcı diliyle inandırıcı kılar. kafka'nın dönüşüm hikayesini okuduktan sonra yazmaya karar vermiş, bu uğurda hukuk eğitimini yarıda bırakmıştır.
''kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur''
entellektüel bir edebiyat birikimim olmadığını belirterek ilk söylemek istediğim şey şudur ki orhan pamuk'un tasvirlerini benzetmekteyimdir yazara. ayrıca kitaplarının tek kötü yanı kitaplarının birkaç saatte okunup bitmesi olsa gerek.
hayatını yazayım bildiğim kadarıyla: kolombiya doğumludur. anne babası eczacıdır. hukuk eğitimini yarıda bırakmıştır. ilk öyküsü öğrenciyken yazdığı üçüncü istifa olup kent gazetesinde yayınlanmış ve oldukça ilgi görmüştür. kafka'nın dönüşüm'ünü okuyarak yazmaya başladığı da bir efsane olduğu için çoğunlukça biliniyordur kanımca. çocukluğunu geçirdiği kasabayı anlattığı yaprak fırtınası adlı kitabının gönderdiği yayınevince reddedildiğini ve o sosyalist ülkeleri gezerken arkadaşlarınca bastırıldığını ise pek bilen yoktur sanırım. küba lideri castro ile dostluğu da yine pek bilinen bir yönü olsa gerek.
ünlü yüzyıllık yanlızlık romanını 1967 haziran ayında yayınladı. 1982'de aldığı ödülü nobel edebiyat ödülü ülkesine geri dönebilmesini sağladı. bir diğer ünlü kitabı kolera günlerinde aşk ise anne ve babasının aşk hikayesinden yola çıkarak yazılmıştı.
son romanı benim hüzünlü orospularım ise 2005 yılında yayımlandı.
gençliğinde kolombiya milli takımında kalecilik yapmış olmalı. en azından denemiştir, güneşli bir günde dünya kupası izlerken yenen cipsin kokusu var isminde.
edit: defans da olabilir. geçmesin orta çizgiyi ama.
marquez bir gece rüya görür. rüyasında ölmüştür. ama enterasndır ki kendini cenaze yerinde bulur. eğlenceli bir cenaze törenidir bu. bütün dostları oradadır. hep birlikte eğlenirler. bu durum onun da hoşuna gider. derken tören falan biter. ayrılma vakti gelmiştir. arkadaşları hareketlenirken marquez de gitmeye niyetlenir ama çok geçmeden arkadaşları onu durdurur. "bir dakika. şu andan itibaren buradan ayrılamayacak tek kişi sensin!" derler. marquez'i bu söz allak bullak eder ve kan ter içinde rüyadan uyanır. ve o zaman anladım der; "ölmenin dostlardan ayrılmak olduğunu!". bu konuda bir roman yazmak istese de ömrü vefa etmez.
düzelti: efendim, gaflet içinde bulunduğum bir anda marquez'e "ömrü vefa etmez" tabirini kullanmışım. kendisi şu an yaşıyor. eğer bu rüyasını roman haline getirmemişse bunu tembelliğine veriyoruz. uyarı için hayvanat bahçesinde kuş olsam'a teşekkür ederim.
kitaplarına konu olan yaşam kesitleriyle ve "bitti diye üzülme, yaşandı diye sevin" gibi sözleriyle derin bir yaşam sevgisi felsefesini de ortaya koyar.
benim hüzünlü orospularım adlı romanında "seks aşkı bulamayanların tesellisidir" felsefesini bana kabul ettirmiştir. en etkileyici romanı gerçekle gerçek üstücülüğün kaynaştığı, ensest ilişkilerin anlatıldığı yüzyıllık yalnızlıktır. yazar en güzel romanım kırmızı pazartesidir der ama kendisiyle bu konuda aynı görüşü paylaşmıyorum.