dünyanın en göt 8 ülkesinden oluşmuş toplukuk.her biri tek başına dünyanın mına koyduğu göz önüne alınınca sekizinin bir araya gelmesiyle dünya daha da çekilmez hale gelecektir.
dünyanın zengin ülkelerinden sekizinin bir araya gelmesiyle oluşmuş topluluk. bunların yöneticileri çalışır, halkı çalışır, para kazanırlar. aralarında bölücülüğe asla izin vermezler. almanların disiplini tüm iş dünyasına örnek olacak niteliktedir.
bir de diğer ülkeler vardır. yatar, çalışmaz, kendi aralarında kavga ederler. bu sekiz ülkenin başını çektiği tayfa da kendi aralarında didişmeye meraklı ülkelere gaz verir. gazı alanlar daha çok kavga ederler, onlar kavga ederken bu sekiz kafadar ve kankaları aradaki farkı açar.
yatan, geyik yapan, tembellik yapanlar da kendi aralarındaki didişmelerden fırsat buldukça kendilerinden ileri gitmiş olan ülkelere "şerefsizler, puştlar, zenginsiniz bize de yardım edin lan!!" diye seslenirler.
sekiz kafadar bu çağrılara "işçinizi koruyun, insan hakları, alın bak bunu satayım size" gibi yanıtlar verir, "bak bak arkandan kulak yaptı" der, arkadan yetişmeye çalışan tembel ordusu yeniden kavgaya tutuşur. döngü bu şekilde devam eder.
arkada kalanların aklı başına gelip birlik beraberliği öğrenmesine kadar devam edecek bu döngü.
yüzü suyu hürmetine live 8 adlı konserler zincirinde pink floyd'u bir daha dünya gözüyle izleme fırsatını kazandığımız ve başka da bir işe yaramayan zirveler yapan, sözüm ona gelişmiş ülkeler bütünü.
2007deki toplantıları almanya'nın heiligendamm'da gerçekleşecek ülkeler topluluğu. insanı delirten, gözünü para hırsı bürümüş başkanlar topluluğu. dünya'yı daha çok nasıl sömürebiliriz topluluğu. http://www.g-8.de/...
adresinden programları hakkında bilgi edinilebilen, the one company gibi pek çok bilinçli örgütlerin karşılarında yer aldıkları allah belalarını vesin topluluğu. ayrıca bütün dünyada herkes bu topluluk hakkında sayfalarca sayıp söverken bu sözlükte hakkında ancak 10. gieiyi görebildiğimiz topluluk.
bu sene 6-8 haziran’da almanya’nın heiligendamm kasabasında yapılacak olan emperyalist kan emicilerin zirvesi.
ancak zirve karşıtları pek rahat bırakmayacağa, rahat nefes aldırmayacağa benziyor. 30 mayıs’tan bu yana onbinlerce insan, sendikalar, partiler, sosyalist komünist örgütler g8’i protesto ediyor.
dünyanın çeşitli yerlerinden gelen eylemciler rostock kentine yerleşmiş durumdalar. alman polisi tam anlamıyla çaresiz kalmış durumda. g8’e karşı oluşturulan uluslar arası “antifaşist antiemperyalist blok”’un internet sitesinde zirve boyunca eylemlerin yapılacağı da ilan edilmiş. 5 haziran’da zirveye gelen vampir devlet başkanlarının ineceği havaalanın işgali ve 6 haziran’da da zirvenin yapılacağı yere giden otobanın işgal edileceği duyurulmuş.
günümüz dünyasında insanların iyice yüzsüzleştiklerinin kanıtı, 8 şerefsizin yapacakları şerefsizlikleri herkesin gözü önünde konuşmaya cüret ettikleri toplantının adı, ilk fırsatta ben de ziyaret edeceğim
şöyle şerefsiz, böyle kapitalist,emperyalist derken aynı zamanda şu tabloyu da yaratan ülkelerdir.
ülkeler yayın sayısı katkı oranı(%)
abd. 5.861.401 36,01
ingiltere 1.443.131 8,87
japonya 1.371.470 8,43
almanya 1.318.796 8,1
fransa 956.191 5,87
kanada 771.300 4,74
italya 588.009 3,61
türkiye 98.186 0,6
burda bir kısmı görülen tablo ülkelerin 1981-2006 yılları arasında yayınladığı bilimsel makale sayısını ve toplam yayına katkı oranını gösteriyor. burda görüldüğü gibi ilk 7 ülke aynı zamanda g8 ülkeleri. bu ülkelerin dünya bilimine katkısı ise %75.63. ne tesadüf di mi? türkiye ise müthiş potansiyeline rağmen 22. sırada.
evet biz bu ülkelere bok atmaya devam edelim. onların yüzünden dünyanın geri kalanının sömürüldüğünü, gelişmediğini söyleyelim. ama hiçbirşeyin boşuna olmadığı ortada. aklını kullananın malı götürdüğü bir dünya bu. ağzını kullananın değil.
neredeyse dokuz sene evvel cenova'da dünya'nın dört bir yanından sol göğsünün altında kan pompası yerine yürek taşıyan "insan"lar toplandı. daha yaşanılası bir dünya taleplerini dile getirmek için, savaşa hayır demek için, bu dünyada sadece sekiz değil onlarca ülke, milyarlarca insan olduğunu haykırmak için; kısacası "isyan etmek için" bu yaşlı kentin sokaklarını gencecik insanlar doldurdu. "küresel saldırıya karşı küresel direniş" diyorlardı ve herkese peşkeş çekilmekten yorgun düşmüş avrupa, 1848'den sonra ilk defa belki de bu kadar büyük çapta sivil haklın kurduğu barikatlarla karşılaşıyordu...
"isyan!
safi öfke, safi hüzün
karıncanın ibrahim(as)'a su taşıyışı
tanka atılan taş
tanka atılan taş tanka bir şey yapmaz
ama safını belli etmiş olursun".
g8'in başındaki kodamanların tepkisi ağır oldu. dönemin italya başbakanı berlusconi, birkaç çapulcuya pabuç bırakacak adam mıydı ki? panzerleri, göz yaşartıcı bombaları, korumalı giysileri ve coplarıyla polisler çıktı sahneye. roma imparatorluğu'ndan kalma bir alışkanlıkla kalkanlarını coplarıyla döven polisler, kendilerine "saldır" emrini verecek patronlarını sabırsızlıkla bekliyorlardı: emir gecikmedi!..
gencecik bedenlerin üzerine atılan polis ordusu, önüne ne gelirse yıkıp geçiyordu. panzerler kurulan acemi barikatları yerlebir ediveriyor, şehrin zaten daracık olan sokaklarını polisin geçişine hazırlıyordu. gözyaşartıcı bombalar havalarda uçuşuyordu ve soluk almak imkansız hale gelmişken bile o gencecik insanlar "barış" diye haykırmaktan geri kalmıyorlardı, ama karşılarında vurmaya, parçalamaya, yok etmeye, susturmaya odaklanmış bir polis ordusu vardı ve durmadan kollar inip kalkıyor, polisler patronlarından aldıkları emirleri harfiyen yerine getiriyordu...
o gencecik insanlar isyan etmeye devam ettiler!..
"masumların hep ateş ortasında olmasına isyan.
isyan, çünkü duvarları insan yarattı.
doğadan mı korktu ki, kendini betonla kapattı?.
doğaya ait olduğunu unuttuğu için isyan.
ve derin bir uyumsuzluktur bu,
barış güvercini hangi dünyaya uçtu?
toplumun lanet ölçülerinden yara almalara isyan.
isyan evet isyan, çocukluğumuzdan beri isyan".
duvar kenarlarına sıkıştırılan gencecik bedenler coplar inip kalktıkça acıya daha fazla katlanamıyor ve "yeter, dur!" diye haykırıyordu ama patronlarına hoş görünmek için ellerinden geleni ardına koymayacak olan polisler vurmaya devam ediyordu. yaşlı kentin sokaklarında kan akmaya başladı...
bir polisin indirdiği copla gözü yumruk kadar olan, bütün yüzü gözü kan içinde kalan gencecik bir delikanlı televizyon kameralarına, "bu ne boktan şey? bu tamamen faşizm!" diyordu. belki de günün tek cümlelik özeti buydu: faşizm...
sonra kara haber göstericilerin arasına bir bomba gibi düştü: içlerinden biri polis tarafindan kafasından kurşunlanarak öldürülmüştü! korku bütün yürekleri bir kerecik de olsa yoklayıp geçti. yine de durmadılar. biliyorlardi ki eğer dururlarsa o anda, herşey bitecek. durmadılar!.. yüzyılların kenti cenova, savaşı ta bağrında yaşıyordu.
o gencecik insanın beyni asfaltın üzerine dökülürken sekiz ülkenin sekiz patronu, kameraların önünde gülümseyerek poz veriyorlardı.
durmadan coplar inip kalkıyordu. kan durmadan akıyordu. yürekli bir grup doktor, gözaltına alınan göstericiler polis otolarına bindirilmeden önce müdahele edip kanamayı durdumak istiyordu. polisin tavrı net oldu: hayır!.. yaşlıca bir doktor dayanamayıp başlıyordu haykırmaya: "bu faşizmdir! sizler faşistsiniz!". polis bu sefer de yaşlı doktorun üzerine yürüyordu. doktor, yerinden kımıldamadı. polisler it sürüsü gibi geldiler, yaşlı adamı şöyle bir süzdüler ve küfrü bastıktan sonra yeni kurbanlarının peşine düştüler.
kan akmaya devam ediyordu...
gün bittiğinde eski şehir cenova yerle bir olmuştu. gencecik bir insan kafasına sıkılan bir kurşunla ölmüş, onlarcası da yaralanmıştı.
cenova'da göstericiler kaybetti mi? hayır, asla! asıll kazanan direnenler oldu. onların yaktığı isyan ateşi gün geçtikçe büyüyor.
not: anlatılan olayların hepsi rai tre televizyonundan alınmıştır.