gülümsün   

 sayfa  / 3
adana çık aradan

  1. (bkz: gülümsün saatçi)
    (excalibur, 07.03.2005 00:37)
  2. sözlüğe hızlı giriş yapmış yazar. girilerini merakla takip ediyoruz.
    (gelecegim, 07.03.2005 00:40)
  3. (bkz: efsane geri döndü)*
    (excalibur, 07.03.2005 00:57)
  4. manevi kavramlara hoş yorumlar getiren, takip edilmesi gereken taze arı
    (solti, 10.03.2005 22:43)
  5. (bkz: eyvallah)
    (spyder, 21.03.2005 00:01)
  6. (bkz: canımsın)
    (wolfshade, 21.03.2005 00:04)
  7. "sana gülüm diyemem gülün ömrü az olur" sözüne inat söylenmiş bir söz.
    (alayinaisyan, 21.03.2005 01:35)
  8. (bkz: kamyon yazıları)
    (bkz: serbest çağrışım)
    (nymphaea, 24.03.2005 22:56)
  9. ifade tarzıyla girilerini zevkle okutabilen yazar.
    (pembe cekirge, 18.04.2005 22:52)
  10. girileriyle beni benden alan yazan. kah ağlatır, kah güldürür ama bir insan tanımadığı birinin duygularını bu kadar mı iyi anlatır.. girilerinin devamını bekliyoruz.
    (esdora, 18.04.2005 23:08)
  11. eski ceylan filmelerini anımsatan bir rumuz.
    arabesk tadında yani. sanki ibrahim erkal parçası ismi gibi.
    (sidar, 20.04.2005 00:10)
  12. barış manço seven insandır kendileri.
    (hell guardian, 20.04.2005 00:11)
  13. eskiye duyulan özlemi, hüznü en iyi anlatanlardandır. çocukluğumuzun, kıyıda köşede kalmış, unutulmaya yüztutmuş anılarını bulur ve öyle güzel anlatır ki, okura sadece "aa hakkaten böyleydi" demek düşer. severek takip ediyoruz girilerini *
    (solti, 30.04.2005 15:05 ~ 15:06)
  14. papatyayı güle tercih edermiş kendileri.
    (organometallic complex, 03.05.2005 15:50)
  15. yazdıklarını her okuduğumda bir zamanlar trt ekranlarında yayınlanan halaylı, türkülü; katılımcıların kot pantolonlu ve genç olduğu bir program vardı; ha işte bu yazarın onun sunucusunu hatırlattığını itiraf etmeliyim. o hanım ablayı dinlerken karabasanlar gelirdi aynısı gülümsünün yazıları okurken de oluyor, sözlükten soğuyorum. ama her yazar gibi bu arkadaşımızın da sözlüğe yararı dokunacak yazarlardan olabileceğini düşünüyorum. ama bir şartla lütfen başladığı zamanla (tense) devam etsin eğer böyle devam edecekse yazılarının sözlük değilde daha çok konsepte aykırı diye ayrı bir bölüm var ya orada görmek isterim böylece rahat rahat istediğini yazabilir.
    (chixculub, 19.05.2005 03:37)
  16. haksızca eleştirilmesine çok içerleyen yazar.

    şu çok açık; herhangi iki insan birbirinden iki farklı mekanizmadır. dolayısıyla bir kişinin diğeri kişinin fikirleri, yazdıkları, sevdikleri, zevkleri hakkında üstten bakmacı bir eleştiri getirmesi fazlasıyla sevimsiz bir durumdur. kimse herşeyin en doğrusunu bilemez, kimse herşeyin en iyisini yaşayamaz. dolayısıyla kabul edilmesi en güzel tutum sanırım karşıdaki insanında bir beyni, mantığı, ruhu olduğu ve bunların bizimkilerden farklı işleyebileceği gerçeğini kabul edip, ona saygı duymak ve hoşgörmekten geçiyor.
    (solti, 20.05.2005 18:00)
  17. girileri, yazar kısmına bakmadan, ilk tümcesinden sonra tanınabilen yazar. gerçekten de var gülümsün gibi yazmak diye birşey.
    (easy company, 29.05.2005 12:44)
  18. tatili en çok hak eden ikinci kişidir (birincisi benim de). ayrıca çok da iyi gaz verir. sabahki konuşması o kadar etkili olmuştur ki; bununla ben değil projeyi, yaz okulunu hatta okulu bile bitiririm.. *
    (esdora, 30.05.2005 16:50 ~ 16:53)
  19. sözlüğü bencilce kullanan yazar. bu kadar kişisel sadece anlatırken tatmin olduğu; karşındakine ne zevk veren edebi yönden olsun mizahi yönden olsun ne de zeka pırıltısının varlığını hissettiren, ayrıca "de bağlacı"na dikkat edilmeyen yazılar yazan biri.
    @430738 son derece kişisel, hatta ileri giderek gözlerinin yeşil olduğunu çıkarıcam bu giriden.
    @351355 bu girisinde de hoşgörünün ne demek olduğunu anlatma cüretini göstermesi samimiyetsizliğin bir ürünü. çünkü hoşgörü sahibi olacak kadar iyi bir insan "acaba ben böyle bir duyguyu yüreğimde barındırabilecek kadar yüce gönüllü bir insan mıyım?" demeyi gerektiren alçak göüllülüğünü de gösterir. hoşgörü ve tevazu ayrılmaz ikilidir. biri yoksa diğeri de yoktur. din, ulus gibi çoğunluğun duyduğunda irkildiği konular hakkında anahtar sözcükleri kullanmak göz boyamaktan başka bir şey değil diye düşünüyorum.
    içerikten sonra üslup konusuna gelince bu nasıl bir hava anlamadım. senelerin insanı görmüş geçirmiş, her duyguyu tatmış, her acıyı yaşamış bir bilgin edasıyla kurulan cümleler gibime geliyor.
    kimi zaman bencil de olucaz: kişisellikten sıyıramıcaz kendimizi, hoşgörüsüne de sığınıcaz insanların, belki zaman zaman haddimizi de aşıcaz ama bu asla bir sömürü olmamalı. şu an eleştiriyorum bir insanı bunun çok ince bir ip üzerinde olduğunun da farkındayım çünkü insan ne kadar çok konuşursa o kadar çok tükürme ihtimali artar; dolayısıyla da yalama ve hep şunu düşündüm bir şeyi yanlış sınırları içerisine alan onun miktarıdır ama "o kadar olur" diye de kendine izin vermemeye çalışmak de işin doğru olan kısmı bence. çünkü o kadar olur deyince bir yerden sonra bir o kadar daha olur anlayamaz insan. gülümsün yazılarında bu miktarın epey dışına taşıyor. "ben içimden geldiğini yaparım, kimseyi takmam" mantalitesi eyleme fazla dökülünce insanların sabrını taşırma, hoşgörüsünü suistimal etme, sözlüğü çöpe çevirme raddesine geliyor ki (sana hitaben) madem içinden nelerin geldiğini bilebilecek kadar hassas bir insansın başkasının alanına girmek de seni rahatsız etmeli ve dizginlemeli!
    son günlerde üstüne gelindiğinin ben de farkındayım. ama kendi adıma şöyle bir savunma yapmanın ister ezikliği deyin ister insan doğası deyin bir isteği var:
    insanların karşı olduğu bir şeyin üstüne gidip de prim yapmak gibi bir amacım yok, böyle bir akım var ve buna kapılmak değil yaptığım! he buna nasıl varabildim? şöyle: bundan bir süre önce bir girisinde patlak verdi sinirim ama o an bir şey yapamadım. sonra bir baktım gülümsün gibi yazmak diye başlıklar açılmış. biraz şaşırdım insanlar ne kadar doluymuş meğer diye! bu yazıyı yazarken bir iki defa vazgeçesim de geldi. şu an da sakinim. biraz da o geçen seferki ruh halimin hatrına yazmakla beraber bu yazıyı yazmamın -siz de tahmin edersiniz sanırım- başka nedenleri de var.
    bir şey daha: girilerini madem sevmiyorum okumayabilirim. birincisi çok fazla göze batıyor. ikincisi gülümsün bir kişilikten öte bir zihniyeti temsil eder oldu gözümde sözlük sınırları içersinde. onun zihniyetinde olup da abartan abartmayan, göze batan batmayan birçok kişi var. zaten bazen tepkilerim de insandan değil de insanlardan kaynaklanır.
    son ek: bu yazıda asla o miktarı tutturuyorum demek istemedim. bunun adına bir çabam var herkeste olduğu gibi o kadar!
    (viola, 02.06.2005 14:26 ~ 17.02.2006 16:50)
  20. sözlüğün ebesini dağa kaldıran onca yazar varken kurallar dahilinde yazdığı girileri yüzünden bu kadar tepki çekmesine anlam veremediğim yazar.
    (easy company, 02.06.2005 20:13)
  21. hep girilerini okumak isteyip de bir ütrlü başarıya ulaşamadığım yazar. tam sayı olarak verirsek eğer 10. yu okurken halusinasyon görmeye başladığımı söylemek pek de yalan olmaz. gözümün önüne gelen görüntüyü paylaşmak isterim :

    fon müziği : sordum sarı çiçeğe
    yer : cami avlusu veya benzeri bir yer.. sultanahmet falan olabilir

    halusinasyon :
    sokaklarda yürümekteydim, içimde yılların yorgunluğu...
    aklımda kayıp yitik üzgün bir çocuk ağlıyor. insanlar kuşlara yem atıyor, kuşlar havalanıyor yemi kapmak için kapışıyorlar birbirleriyle adeta. ama farkedemeyecek kadar yorgunum. içimde 7/24 ağlama hissiyatı. dokunmayı geçtim uzaktan el kol yapsalar ağliyacağım o derece. ve tam o anda gülümsün teleport oluyor avluya. yerde göz yaşlarından bir deniz, hadi bilemedin göl olsun. saçları yüzünün üstüne düşmüş... belli ki bi kaç senedir ağlamış. yorgun düşmüş üşümüş. ve birden güneş ışığı sıyrılıyor kan ağlayan kümülüs bulutlarının arasından ve tam üzerinde parlıyor gülümsünün. şarkı şiddetleniyor(fon müziği) kuşlar havalanıyor, bir şelale resmi geçiyor gözlerimin önünden...
    ve pembe bir gül açmaya başlıyor derhal... 20m/saniyelik bir hız ile.
    (radiance, 02.06.2005 20:33)
  22. yine "kıskanılan" bir yazar ile karşı karşıyayız pek değerli sözlükçüler..

    evet yahu ben de kıskanıyorum bunu."çikolata renkli sevgilim" tadında giriler girip,klavyeyi gözyaşlarım ile bozmayı ben de isterdim,neden olamadım diye yanarım..

    geyiği bırakalım da..bu kişi sözlüğe neden üye olmuştur?..bilgilerini,düşüncelerini ve hislerini paylaşmak,öğrenmek ve öğretmek için..bu bir kıskanılmak hissiyatı değil,sözlük kuralıdır.

    her yazar gibi beğendiğim ve beğenmediğim yazıları oluyor bunun da.beğendiğim yazılarına artı,beğenmediklerime eksi veriyorum.kendisini değil,hakkında "nasıl da kıskanılan yazar" diyenlerin en bir cücük yerlerini kıskanıyorum.keşke ben de sözlük formatından bihaber olup,savunulacak bir konu ortada olmadan savunma yetimle hareket etseydim.

    ha bir de son olarak "belki de hakikaten kıskananlar vardır" diye düşünerek onlara şu mesajı gönerir,selam ederim;"yeah take it easy boyz,hold it!"
    (close2death, 05.06.2005 13:10 ~ 07.06.2005 12:51)
  23. başkalarının yaptıklarını o yaptığında nedense insanlara batan, neden bu kadar üstüne gidildiğini anlayamadığım yazar. dünya tatlısı arkadaş..
    (esdora, 08.06.2005 11:55)
  24. dikenimi batırmadan uzaklaş denebilir
    an itibarı ile bir yazar olduğunu öğrendiğim zat-ı muhterem saygılar.
    (damlahmet, 12.09.2005 17:45 ~ 17:46)
  25. meşgul insanlara aman vermeyen kişi.
    (excalibur, 12.09.2005 21:56)
 sayfa  / 3