• görseller

    • güzel sözler
    • güzel sözler
    • güzel sözler
  1. atalarımızın içkisi köpüklü kımız,
    içmeyeceksin arpa suyu demiş..

    bir kırgız.
  2. ıstırap

    • başkalarının ıstırabını unutmak kolaydır. // graham greene
    • bedbaht insan, başkasının ıstırabıyla rahat eden kimsedir. // şeyh sadi
    • bir kadın ancak ıstırap içinde, bayağılıktan sıyrılıp kurtulabilir. // colette
    • bizi pişiren ıstıraptır, gezip görmek değildir. // y.kadri karaosmanoğlu
    • büyük bir ıstırap içinde bulunduğumuz zaman, yok olmayı vahşi bir zevkle düşünürüz. // fouqué
    • büyük ruhlar, ıstıraplarına sessizce katlanır. // schiller
    • büyük zevkleri hissedebilmek için, ufak tefek ıstırapları hissetmek lazımdır. // j.j.rousseau
    • cihanda en zavallı yetim, iştirak edilmeyen ıstıraptır. // r.necdet kestelli
    • çocuğunu kaybeden bir anne için her gün, ilk gündür; bu ıstırap, ihtiyarlamaz. // victor hugo
    • dünyada ıstıraptan, ölümden, sefaletten başka bir şey yoktur. // virginia woolf
    • en acı ıstırap, kendi kendimize çektirdiğimizdir. // sofokles
    • evliliğin birçok ıstırabı vardır ama bekârlığında hiçbir zevki yoktur. // samuel johnson
    • gerçek ıstıraplar, sahte bir sevgiden çok daha iyidir. // bishop hall
    • hafif zevklere, hafif acılar yapışır; uçsuz bucaksız mutluluklara da görülmemiş ıstıraplar. // h.de balzac
    • hayatta aldığımız her zevki, ona muadil bir ıstırapla öderiz. // peyami safa
    • hayatta en tatlı olan şey, bize en fazla ıstırap verir. // brachvogel
    • her ıstırabın öğrettiği bir şey vardır. // h.de balzac
    • her mutluluk, ıstırapla satın alınır. // manzoni
    • her zaman neşenin öbür ucu, ıstıraptır. // g.chaucer
    • her zevkimiz ya kendimizin ya da bizi hazırlamış olanların, kimbilir ne kadar ıstırabına mal olmuştur. // a.şinasi hisar
    • herhangi bir durumda kadınların erkekten fazla ıstırap vesileleri vardır ve ondan çok ıstırap çekerler. // h.de balzac
    • ıstırabı belli etmeyen, onu yarı yarıya mağlup etmiştir. // r.necdet evrimer
    • ıstırabı; erkek haksız bir ceza, kadınsa bir miras gibi görür. // thomas s.eliot
    • ıstırabın arkasında daima, ıstırap vardır. // oscar wilde
    • ıstırabın bağladığı sevgi, güçlüdür. // selma lagerlöf
    • ıstırabın biricik dostu, bellektir. // sean o’casey
    • ıstırabın bulunduğu her yer, mukaddestir. // oscar wilde
    • ıstırap çekerek çok şey öğreniyorum. // goethe
    • ıstırap çekiyorum ama yalnız ben değil. // diderot
    • ıstırap çekmemiş bir ruh, saadetten ne anlar? // george sand
    • ıstırap; engin bir deniz, mutluluk o denizin ufak bir incisidir. // pötofi şandör
    • ıstırap, gerçeğin yoludur. // andré maurois
    • ıstırap, gururun sütannesidir. // victor hugo
    • ıstırap, hayatı ve seciyeleri yükseltir. // denys amiel
    • ıstırap, her şeyi yüceltir. // h.de balzac
    • ıstırap, insanların alın yazısıdır. // marlowe
    • ıstırap öğretir. // aesopos
    • ıstırapla yüklü tiyatroların isteklisi çoktur. çünkü pek çok insan, acıyı sevinçten daha çok beğenir. // mohammed hecazi
    • ıstıraplar, insanı gökyüzüne götüren merdivenlerdir. // ingiliz özdeyişi

    • ıstırapların en büyüğü, kendi kendini suçlu görme duygusudur. // jane austen
    • ıstırapların en gizlileri, dayanılması en güç olanlarıdır. // h.de balzac
    • ıstırapsız, tehlikesiz bir hayat umma. // lord byron
    • ıstıraptan korkmamanın tek ilacı, ıstıraptır. bu ateşi, o ateş söndürür. // p.syrus
    • ilk ıstıraplar, ilk aşk gibi tekrarlanmazlar. //
    turgenyev
    • insan ıstırap içinde dilsizleşir. // goethe
    • insan, kendi hatasının cezasını çekerken, başkalarını ıstırabına ortak yapmaya hakkı yoktur. // r.necdet evrimer
    • kendisine ıstırap vermedikleri takdirde bir insan, uzuvları olduğunu bilir mi hiç? // unamuno
    • nedeni belli bir ıstıraba dayanmak yine de kolaydır. nedeni belirsiz ıstırapsa öldürücüdür. // mohammed hecazi
    • nedir hayat, uzayan ıstıraptan başka. // y.kemal beyatlı
    • siz ıstırap kuşlarının başımızın üzerin den uçmasına engel olamazsınız. ama onların, saçlarınızın arasında yu va yapmasının önüne geçebilirsiniz. // çin özdeyişi
    • yeryüzünde bütün ıstıraplar, aza kanaat etmemekten doğar. // firdevsî
    •
    ışık

    • ancak içinden aydınlanan, dışına ışık verir. // p.syrus
    • bazı günlerimiz aydınlık, bazı günlerimiz karanlık geçer. aydınlık günlerimizden karanlık günlerimize ışık depolamak gerekir. // w.hazlitt
    • bazıları ışığın, bazıları gölgenin peşine düştü. // t.s.eliot
    • başka insanların hayatlarını aydınlatanlar, kendileri de bu ışıktan uzak duramazlar. // özdemir ince


    • bizi eksik olan, bizi çeker; ışığı hiç kimse kör kadar sevemez. // victor hugo
    • bir maytap, ampulden daha parlak bir ışı verebilir ama onu sokağınızı aydınlatmak için kullanamazsınız. çünkü yeterince yanmaz. başarı için; kalıcılık, parlaklıktan daha gereklidir. // richard loyd jones
    • dışarıdan ışık kaynağı olmazsa, gözler renkleri farketmez. // mevlâna
    • eğer bu karanlık yerden ürküyorsan, aklını başına al. buraya ışıkla gel. // şeyh sadi
    • ışığı önüne al yürü, gölge arkandan ister istemez gelecektir. // a.nihat asya
    • ışığı yaymanın iki yolu vardır. mum ya da yansıtan ayna olmak. // edith wharton
    • ışık; gök gürültüsünden, düşünce de eylemden önce gelir. // g.mason
    • ışık nasıl eşyayı belirtirse, ikbâlde iyi ve kötü taraflarınızı meydana çıkarır. // la rochefoucauld
    • ışık söndürenler kadar suçlu, mum yakmayanlardır. // talat sait halman
    • ışıklar söndüğü zaman, bütün kadınlar güzeldir. // plütarkhos
    • kendi kendinize ışık olun. dışınızda olan, dışınızdan gelebilecek hiçbir şeyden kim olursa olsun. kimseden destek dayanarak aramayın, kendinize yalnız gerçeği ışık yapın. // buda
    • mumun özü; izler bırakan balmumu değil, ışıktır. // st.exupery
    • nice ışık sananlar, yangın çıkartmakla suçlanmışlardır. // m.selahattin şimşek
    • tünelin ucunda görünen ışık, üzerinize doğru gelen trenin farı olabilir. // w.whatley
    • yüzü ışığa yönelmiş insan, kaç yaşında olursa olsun gençtir. // paul heyse


    acele, acelecilik

    • acele etme, ama tembellikte etme. // goethe
    • acele hareket, yalnızca sinek avlamaya yarar. // rus özdeyişi
    • acele işe, şeytan karışır. // hz.muhammed
    • acelecilik, yavaşlatır. // ingiliz özdeyişi
    • acelecinin harmanında en çok bulunan şey, hatadır. // fettullah gülen
    • aceleci sinek, süte düşer. // kaşgarlı mahmud
    • acelecilik, her işte hatayı getirir. // herodot
    • dikkat ve temkinli hareket etmek allah’tan, acele etmek ise şeytandandır. . // hz.muhammed
    • güneşin doğuşundan batışına kadar acele edenler, uzun yaşamazlar. // çin özdeyişi
    • yayılın çimenlerin üzerine acele edin. er veya geç, çimenler yayılacak üzerinize. // jaques prevert


    acemi

    • acemi avcıların oltasına takılacak ahmak balıklar çoktur. // mahmud yesari
    • acemi marangozun telaşı, tahtasından çok olur. // a.gultermann
    • herkes ektiğini biçer, acemi bahçıvanlar hariç. // k.cholly

    acı

    • acı, akıllı adamların hocasıdır (bilgidir). // lord byron
    • acı, bir saati on saat yapar. // w.shakespeare
    • acı çabuk unutulur, sevinç ise ebedidir. // schiller
    • acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister. // napoleon
    • acı çekmemiş bir ruh, mutluluktan ne anlar? // george sand
    • acı çekmeyen deha yoktur. // t.monsen
    • acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına bile getiremezler. // samuel johnson
    • acı çoğu insanı büyütmez aksine küçültür. //
    c.morgenstern
    • acı duymakta olan ruha, inan olmaz. // p.syrus
    • acı, günlük ekmeğimizdir. // a.hamdi tanpınar
    • acı, insanı adam eder. // kemal bekir
    • acı, masuma da yalan söyletir. // p.syrus
    • acı kadar çabuk gelen, hiçbir şey yoktur. // p.j.bailey
    • acı olmadan, kazanç yoktur. // a.stevenson
    • acı tanımamış olmak, büyük bir acıdır. // cicero
    • acı tatlı şeyler dıştan, zorluksa içten kendi çabalarımızdan gelir. // a.einstein
    • acıda arkadaş, ıstırapta ortak bu- lunca, ruhun çilesi hafifler. // w.shakespeare
    • acıda, her zaman tadılmayan muhteşem bir zevk vardır. // w.mason
    • acılar, çağrısız gelen konuklardır. // c.h.supergeon
    • acılar, gece çözülür. // ahmet haşim
    • acılar, sevgiyle tatlılaşır. // mevlâna
    • acılar şairin, açlık kuşun en gür sesidir. //
    talat sait halman
    • acıların en acısı, kendi kendimize çektirdiğimizdir. // sofokles
    • acının fazlası güldürür, neşenin fazlası ağlatır. // edmund burke
    • acının sınırı vardır ama korku sınırı yoktur. // plinius
    • acının ve ıstırabında lüzumlu olduğunu anlar anlamaz, hayat güzelleşiveriyor. // gürbüz azak
    • acının ve hastalığın erişemediği ölümlü yoktur. // euripides
    • acınızı sevince dönüştürerek, ondan intikamınızı alınız. //
    muhammed bozdağ
    • acınızı sizinle gönülden paylaşmaya hazırız ama, olumsuzluğunu paylaşamayız. //
    muhammed bozdağ
    • acısız geçen gün yoktur. // seneca
    • acıtan şeyler, ders verir. // b.franklin
    • acıyı çekmek zorundaysak, onu geldiği zaman çekmeyi öğrenmeliyiz. // muhammed bozdağ
    • bana bir mutluluk söyleyin ki, acı karşılığında elde edilmiş olmasın. // m.oliphan
    • başkalarını avutmakla, kendi acılarını unutursun. // a.muhip dranas
    • başkalarının acılarından, geçmiş felaketlerinden ders alanlar, gerçekten mutlu kimselerdir. // hz.ali //
    • bazı acılar, ilaç yerine geçer. // w.shakespeare
    • bence siz yeterince acı çekmiyorsu- nuz henüz! çünkü siz kendi acınızı çekiyorsunuz, insanın acısını çekmiyorsunuz. // f.nietzsche
    • bırak acı, kapının dışında yatsın. // george wither
    • bir şeye sahip olan kaybetmesini bilmeli, mutluluk içinde olanda acıyı tatmalı. // schiller
    • biz insanız,bize insanlığın acılarına gülmek yakışmaz, insanlığın acıla- rına üzülmek yakışır. // // demokritos
    • büyük acılar azalır, yeter ki ekmeğin olsun. // cervantes
    • büyük acılar kadar bizi olgunlaştıran bir şey yoktur. // alfred de musset
    • büyük insanlar, şikayetsiz tüm acılara katlanırlar. // schiller
    • büyük insanlar, şu dünyada bütün acıları çekmek zorundadır. // dostoyevski
    • büyük saadetler, büyük acıların yanı başındadır. // h.erhan bener
    • büyük şeylerin yaratılması için acı gereklidir. // // a.fogazzaro
    • çektiğim acıya bir ad taktım; ”köpek” diyorum ona, o da herhangi bir köpek gibi sadık, sıkıcı, arsız ve... oyalayıcı ve akıllı... zorba tavırlarla onu azar- layabiliyor, öfkemi ondan alabiliyo- rum; başkalarının kendi köpeklerine, uşaklarına, karılarına yaptıkları gibi
    andré maurois
    • dünkü acılar, bugünkü sevinçlerimizin kaynağıdır. // pollock
    • dünya zevkleri, acıdan başka bir şey değildir. // // h.de balzac
    • dünyada biricik acı, sevildiğini sanmamaktır. // // emile zola
    • dünyada her şeyi bir şeyi, acı ile kaybetmek için kazanıyoruz. // schiller
    • elinde ki varlıkların hepsi iğretidir. senden geri kalacak bir şey varsa, acılarındır. // f.attar
    • en gerçek acılarımız içinde bile, biraz da yapmacık vardır. // andré maurois
    • ey başkalarının acısıyla kaygılanmayan, sana insan demek yakışık almaz. // şeyh sadi
    • hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir. // l.a.seneca
    • hangi acı sevmenin verdiği acıdan daha asil, daha değerlidir. // george sand
    • hayatın yaşlılık çağında olduğu gibi, aşkın da yaşlılığında, artık zevkler için yaşanmaz, acılar için yaşanır. // la rochefoucauld
    • hayatına, ileride sana acı çektirebilecek hiçbir şey katma. // emile zola
    • hemşirelerin kadın olmasının nedeni, kadınların acıya daha duyarlı ve sabırlı olmalarından ileri gelir. // h.de balzac
    • her acının bir tatlı,her tatlının da bir acı yanı vardır. // emerson
    • her sevincin bir acısı,her acının da bir sevinci olur. // goethe
    • hiçbir şey,acıdan daha hızlı gelemez. // bailey


    • içimizde ki o cehennemin verdiği acıları; ne kulak duyabilir, ne dil söyleyebilir. // lord byron
    • iki şeyden birini seçmek gerekir; ya gelişmek için acı çekmek ya da acı çekmemek için gelişmemek. // theodore jouffroy
    • insan bir çırak,acılar ise onun efendisidir. acı çekmedikçe bir insan kendi kendini tanımaz. // alfred de musset
    • insanın alışamayacağı acı yoktur. // g. d’annunzio
    • insanlar için sonsuz olan şeyler, mutluluk değil; acılar, yalnızlıklar ve tatminsizliklerdir. // akif cemil
    • katlanmasını bilen için,hiçbir acı önemli değildir. // chateaubriand
    • kendimizde her zaman başkalarının acısına dayanacak gücü buluruz. // la rochefoucauld
    • kimi gün ,içimiz acı çekmek ister, gönlümüzü yoklar,ta dibine kadar eşmeyi severiz. // senancour
    • kimse başkasının acısını,sevincini anlamaz. // franz schubert
    • kimseye açamadığımız düşünceler ve kimseyle paylaşamadığımız acılar vardır. // h.f.amiel
    • mutlak olan bir şey var dünyada, acı varsa katmerli günlerde var. // özdemir ince
    • öyle şeyler vardır ki, unutulması imkansızdır. özellikle acılar. // lermontov
    • tek bir acıya göre, çifte acıya daha kolay katlanılır; denemek ister misiniz? // f.nietzsche
    • yabancı insanların acıları, uzak acılardır; unutulur. // serdar turgut
    • yardıma çağırdığım acılardır. çünkü onlar dosttur ve iyi öğüt verirler. // goethe
    • yaşamın yaşlılığında olduğu gibi, aşkın da yaşlılığında artık zevkler için yaşanmaz, acılar için yaşanır. // la rochefoucauld



    • yeryüzünde unutulmayan tek acı, para kaybıdır; öteki acılar zamanla yatışırken,bu acı giderek artar. // la bruyére

    acıma-merhamet

    • acıkmayı unutan, açlara acıyamaz. // ali suad
    • acıma,çoğu kez başkalarının dertle- rinde kendi dertlerimizi hatırlamaktır; uğrayabileceğimiz felâketlerin kurnaz ca bir tahminidir. // la rochefoucauld
    • acıma; dosttan gelirse teselli, düşmandan gelirse hakarettir. // imam şarani
    • acıma, erdemlerin kraliçesidir. // h.de balzac
    • acımak adaletin şanındadır, onu yal- nızca müstebitler zalimce kullanırlar. // w.shakespeare
    • bir kadının sevgisine ulaşmak için, geçilen yolların en kısası “acımak” tır. // beaumont& flethcer
    • düşmana acıyan, kendine acımaz. // francis bacon
    • en az merhamet gösterenler, en büyük günahları işleyenlerdir. // beaumarchais
    • en büyük tehlike nerede? merhamette. // f.nietzsche
    • evet, yüreği temiz olmayanlara acımalı. // puşkin
    • inanın bana, biz yalnız kendimize acırız. // diderot
    • insanın en zor katlandığı duygu; acımadır, hele hak edince. // h.de balzac
    • insanın kendini fazla ciddiye alması pek büyük bir yanlış,kendine acıması da tehlikeli bir şeydir. // e.benson
    • her kim yol kesene acırsa, kervanı asıl vuran odur. // şeyh sadi
    • kadınlarda merhamet aşkı doğurur, erkeklerde aşk merhameti. // churton collins
    • merhamet de bir menfaat hissidir ya! “allah’ın hoşuna gider de beni kayırır” düşüncesi! // // r.halid karay


    • merhamet edenlere rahman olan allah’ta rahmetiyle merhamet eder. yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler size merhamet etsin. // hz.muhammed
    • merhamet faydasız olunca, insan ondan bıkar usanır. // albert camus
    • merhamet, her vakit intikamdan daha asildir. // w.shakespeare
    • merhamet sevgiye yakınsa, minnet onun aksine yakındır. // g.bernard shaw
    • merhametsiz olan kaderdir, insanlar değil. // k.csatho
    • nerede akarsu olursa,orada yeşillik. nerede kardeşlik olursa, orada merhamet olur. // mevlâna
    • senden aşağı olana acı ki, senden üstün olan da sana acısın. // a.arvasi
    • vekarlı ruhlara âhanın merhameti de hasedi kadar ağır gelir. // cenap şahabettin
    • yerdekilere merhamet edin ki, gökte ki merhamet etsin. // hz.muhammed


    aç,açlık

    • aç adam, etin kokusunu uzaktan alır. // thomas fuller
    • aç, aşçıya kusur bulmaz. // g.h.spurgeon
    • aç beden dünya işinde, aç ruh ahret işinde yavaştır. // ali suad
    • aç canavara karşı tahabbüb; merhametini değil, iştihasını açar. hem de diş ve tırnağının kirasını da ister. // b.said-i nursî
    • aç gözlüyü minnettar edemezsin, doymaz ki!. // cenap şahabettin
    • aç için, kepek de yağlı ekmektir. // nizami
    • aç insan, kolay kandırılır. // k.mansfield
    • aç kalmak, alçalmaktan iyidir. // hz.ali
    • aç mideye kuru söz, vız gelir. // daniel defoe

    • açlık buluttur. kul acıktığı zaman -bulut yağmuru yağdırdığı gibi- kalb de hikmeti yağdırır. // bayezid bestami
    • açlık; dava, kin ve mücadele gibi şeyleri pek tanımaz. // roy chanslor
    • açlık, dünyanın en güzel salçasıdır. // cervantes
    • açlık, ekmeği sana taptaze ve en iyi undan yapılmış gibi gösterir. // seneca
    • açlık, en akıllı balıkları bile oltaya getirir. // goethe
    • açlık, hep işsiz kişinin yoldaşıdır. // hesiodos
    • açlık ile gurur, hiçbir zaman bağdaşamaz. // j.swifft
    • açlık, kılıçtan bile keskindir. // beaumont&fletcher
    • açlık, kötü danışmandır. // vergilius
    • açlık ne yedirtmez, tokluk ne dedirtmez. // azeri a.sözü
    • açlık ne dost,ne akraba,ne insanlık ne de hak tanır. // daniel defoe
    • açlık,sert kemikleri yumuşatır. // richard hills
    • açlık yıllarında ölenleri açlık öldürmez, onları alışmış oldukları tokluk öldürür. // ibn-i haldun
    • açlıktan ölmek üzere bulunan bir köpeği kurtarınız, sizi ısırmayacaktır. insan ile köpek arasında ki başlıca fark budur. // mark twain
    • açlıktan ölüyorsan,dost sana kapısını açıyor; seni sofraya götürüyor, senin için süt tasını dolduruyor, ekmeği bölüyorsa; içtiğin şey, gülümsemedir. // s.exupery
    • açlıktan öleni, bir kasa altın diriltemez. // assurbanipal küt.
    • aşağı düzeydeki yaratıkların zekasını, yalnız açlık keskinleştirir. tok bir hayvan, korkunç aptaldır. // goethe
    • benim ibadetten en çok zevk aldığım zaman, karnımın sırtıma yapıştığı aç zamanlarımdır. // süleyman darani


    • bir mahallede birisi açlık sebebiyle ölürse, o mahallenin hepsi onun katili sayılırlar. //
    ibnhazmel-zâhiri
    • düşmanın aç bile olsa, ona ekmek ver. // incil
    • eğer açlık derdi olmasaydı,ne avcı tuzak kurardı, ne de kuş tuzağa düşerdi. // şeyh sadi
    • iki türlü insan daima açtır. biri ilmi arayan, diğeri de parayı... // yusuf islam
    • karnı açlardan çok, kalbi açlara acırım. //
    cenap şahabettin
    • ne zaman aç kaldımsa, kalbimde hikmetten açılmış bir kapı buldum. // şibli
    • nice oruçlu vardır ki; orucundan elde ettiği, yalnız açlıktır. // hz.ali
    • yeryüzünde hiçbir gıda, açlık kadar lezzetli değildir. // cervantes


    ad

    • adı olan her şey, mevcuttur. // a.hamdi tanpınar
    • çoğu kişi ancak adıyla değer taşır. onları yakından tanırsanız bir hiç olduklarını görürsünüz; kendilerini ancak uzaktan kabul ettirebilirler onlar. // la bruyére
    • çok yaşatmak elimizde değil, fakat adımızı çok yaşatmak elimizdedir. // cenap şahabettin
    • dünyanın yarısı eğer hoş gündür, yarısı iyi ad bırakmak içindir. // nizami
    • er malına kıymayınca, adı çıkmaz. // dede korkut
    • erken meşhur olmuş bir isim kadar, ağır yük olamaz. // // voltaire
    • hayattan çok fazla pay alanların, adları kalmaz. // enid bagnold
    • hayatında ekmeği yenmeyen kimse- nin adı, ölümünden sonra anılmaz. // şeyh sadi
    • her dağlı,iki şeyini korumalıdır; papağını ve adını. papağı ağır olabilir, adda öyle. // resul hamzatov
    • iyi adamın kemikleri erir, adı kalır. // kaşgarlı mahmud
    • iyi bir ad, her şeyden değerlidir. // incil
    • öldükten sonra da adının dillerde dolaşmasına çalış, çünkü hayırla anılmak insan için ikinci bir ömürdür. // el mütenebbi
    • takma bir ad, şeytanın insana fırlattığı en sert taştır. // hazlitt
    • yeryüzünde ad yapmak kadar çetin bir iş yoktur. insan, daha yapıtının taslağını bile tamamlamadan, göçüp gider. // la bruyére
    • yüzük de başka isim, yürek de başka isim olmaz. // // a.şinasi hisar

    adalet

    • adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. // emile zola
    • adalet, beşeriyetin en yüksek mefküresidir. // r.von ihering
    • adalet, bir cemiyetin vicdanı demektir. hakim tek başına,o vicdanın özlediği doğruluk ölçüsünü şaşmaz bir dikkatle aramak,bulmak vazifesini sırtında taşır. // nadir nadi
    • adalet; daha kötüye, daha kötü; ceza verilmesini emreder. // mevlâna
    • adalet, dünyadan kalkarsa, insan ha- yatına değer verecek bir şey kalmaz. // i.kant
    • adalet erkinin bir devlet içerisinde, kendisine düşeni layıkı ile yapabilme- si, siyasi mülazahaların üzerinde kalabilmesi ile mümkündür. // halil özyörük
    • adalet,evrenin ruhudur. // ömer hayyam
    • adalet güzeldir, fakat emir’lerde olursa daha güzel olur. // hz.muhammed
    • adalet, haksız olana zulüm gibi gelir. çünkü, her insan kendi gözünde suçsuzdur. // daniel defoe
    • adalet; halkın dirliği ve düzeni, idare ise süsü ve güzelliğidir. // hz.ali

    • adalet, halkın gıdasıdır. insan, ona daima muhtaçtır. // chateaubriand
    • adalet, hareket eden doğruluktur. // b.disraeli
    • adalet, her yerde geçerli olan bir sermayedir. // // john sheffield
    • adalet hissi insanlarda doğuştan mevcuttur. // çicero
    • adalet, insan topluluğunun kutsi bir bağıdır. // p.de guizot
    • adalet kadar büyük, tanrısal bir şey yoktur. //
    thomas addison
    • adalet kutup yıldızı gibi, yerinde durur ve kalan her şey onun etrafında döner. // konfüçyus
    • adalet; merhametten ziyade, her cemiyetin temelini teşkil eder. // victor cousin
    • adalet, milletler için daimi bir gıdadır. // chateaubriand
    • adalet, mülkün temelidir. // hz.ömer
    • adalet mülkünden kim yüz çevirse, ona âkil demez akıllı kimse. // nizami
    • adalet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını kaybeder. // henry fielding
    • adalet olmadan, düzen olmaz. // albert camus
    • adalet,önce devletten gelir, yasalar, bir devletin toplumsal düzenidir. // aristotales
    • adalet, tabiat düzenine uymaktır. // h.ziya ülken
    • adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır. // h.g.mirebeau
    • adalet, toplumların nefes borularıdır. // raif necdet kestelli
    • adalet ve kanunlar, en katı yüreklile- re bile kendilerini duyururlar. // voltaire
    • adalet, yeryüzünde allah’ın terazisidir. // hz.ebubekir
    • adalet yorumlarımız saatlerimize benzer; çoğu zaman başka yerler gösterir ve herkes kendininkine itimat eder. // fransız özdeyişi


    • adalet yürüyen yerde, şecaate ihtiyaç kalmaz. // aristotales
    • adalete herkes, her an için muhtaç bulunmaktadır. bunun için adaletin hürmet telkin etmesi, itimat ilham eylemesi lazımdır. // h.g.mirabeau
    • adaleti, aklın yardımı olmadan yerine getirmek imkansızdır. // j.a.freud
    • adaleti, yüksek bir kanun olarak ka- bul etmekten vazgeçen millet, bu felaketini hiçbir başarı ile telafi edemez. // w.e.channing
    • adaletin bulunmadığı bir ülkede herkes suçludur. // düverger
    • adaletin gecikmesi, adaletsizliktir. // landor
    • adaletin hakim olduğu yerde, silahın yeri yoktur. // // j.amyot
    • adaletin hedef ve gayesi, eşitliği sağlamaktır. // // r.von ihering
    • adaletin kılıcı ile vuran kol, ne kadar zayıf olursa olsun, yine de kuvvetlidir. // john webster
    • adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin adil olması gerekir. // b.pascal
    • adaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır. // fransız özdeyişi
    • adaletin olmadığı yerde hürriyet olmaz, hürriyetin olmadığı yerde adalet bulunmaz. // sevme
    • adaletin yasalarında bile mutlaka adaletsiz bir taraf vardır. // j.j.rousseau
    • adaletsiz bir ülke, mezbahadan başka bir şey değildir. // g.clemencau
    • adaletsiz düzen olmaz. insanlar için ideal düzen, onlarınmutluluğun- dadır. // albert camus
    • adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir. // // eflatun
    • adaletsizlik eden, adaletsizliğe uğrayandan daha mutsuzdur. // demokritos
    • adaletsizlik hükme acılık, geciktirme de tatsızlık verir. // f.bacon
    • adaletsizliklerin en büyüğü, adil olmayıp adil gibi görünmektir. // eflatun
    • adil sözcüğü eşit anlamına gelmez. adil; herkesin ihtiyacı olanı almasıdır, eşit ise herkesin aynı şeyi almasıdır ve bu da her zaman adil değildir. // andi ivey
    • aşırı adalet, aşırı adaletsizliktir. // cicero
    • beşeriyetin en güzel vazifesi, adalet tevziidir. // // voltaire
    • bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. // // s.freud
    • bir gün adaletle muamelede bulun- mak, altmış yıllık ibadetten üstündür. // hz.muhammed
    • bir memlekette adalet müessesesi sağlam kaldıkça, diğer herhangi bir müessesenin ciddi surette bozulması- na imkan kalmaz. // a.rıza türel
    • bir rejim; halkın adalete inanmaz bir noktaya gelince,o rejim mahkum olmuştur. // montesquieu
    • bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur. // eflatun
    • bütün dinler ve ahlaklar, adaletle birleşir. // landor
    • çok kimse haksızlığa uğramaktan korktuğu için adalete inanırlar. // la rochefoucauld
    • dünyalık elde etmek,yararsız değildir ama onu adaletsizce elde etmek en kötü şeydir. // demokritos
    • eğer adalet kaybolursa, insanların dünyada yaşamalarının manası kalmaz. // goethe
    • elde edilecek bir menfaati olduğu halde adaleti düşünen, tehlike karşısında hiçe sayan, verdiği sözü unutmayan; tam bir insandır. // konfüçyus
    • eşit davranarak değil,hakkını vererek “adil” olunur. // ali suad
    • geç kalan adalet, adaletsizliktir. // w.s.landor
    • harcı adalet olmayan bir cemiyetin binası çürüktür. ufak bir sarsıntı ile yıkılır. // suat taşer
    • hayatımın en mühim prensibi, kimseye hiçbir şekilde adaletsiz davranmamaktır. // sokrates
    • ilahi adaletin kesin delilini mi istiyorsun; bak herkes ölür,herkes!.. // m.rasim mutlu
    • insanların çoğunda adalet sevgisi, adaletsiz korkusu yüzünden vardır. // la rochefoucauld
    • kadı mürteşî olursa, tabiîdir ki adalet mezada çıkar. // cenap şahabettin
    • memleket yalnız adaletle ebedileşir ve adaletsizlikle yıkılır. . // alman özdeyişi
    • memleketin direği adalettir her zaman, adalette nasibin saadettir her zaman. // nizami
    • mühendislik hesaplarına uyulmadan yapılan bir bina nasıl yıkılırsa, ebedi bir kanun olan adaletten mahrum bulunan imparatorluklar da öylece çökerler. // la cordaire
    • öyle yaşa ki, çocukların adalet sözü- nü duyduklarında seni hatırlasınlar. // ismail ergün
    • tanrı, adaleti ona sevene verir. // amenemope
    • tatlılık ve uysallıkla birlikte bulunmayan adalet haysiyetini kaybeder. bu ise iyiliği fena bir şekilde yapmak demektir. // fenélon

    adam

    • adam arıyorum. // diogenes
    • adam olmayanları,adam olanların hatırı için bırak. // mevlâna
    • adamlar bilirim; sönük, adamlar bilirim; çürük, adamlar bilirim; rozetleri yüreklerinden büyük. // arif nihat asya
    • ademin hayvani yatı yemekle, insaniyeti okumakla kaimdir. // namık kemal
    • ademin payesi arttıkça, hicabı azalır. // şair eşref


    • bekar bir adam, son saniyede daha iyisini bulan kadınların bir hatırasıdır. // boccaccio
    • bıyıksız bir adam, bıyıklı bir kadın gibidir. // anton çehov
    • bir adamın şöhretine, görüşüne aldanmayınız. bir insanın namaz ve niyazına bakmayınız, aklına doğruluğuna bakınız. // hz.ömer
    • bu kadar adam gördüm, içlerinden hiçbiri dünyadan hoşnut değil. hiçbiri de dünyadan gitmek istemez. // namık kemal
    • çiğ adamın, pişkin işi olmaz. // ibrahim olcaytu
    • çok kere “iyi adam” ona deriz ki, hiçbir şey yapmaz; “ölü adam” dersek, belki daha doğru olurdu. // cenap şahabettin
    • dünyada bahtiyar yaşadığını söyle- yen ve geçen zamandan memnun olarak hayatı,doymuş bir misafir gibi bırakıp giden adama nadiren rast gelinir. // horatius
    • dünyada büyük adam az, fakat faziletli adam daha azdır. // r.necdet kestelli
    • ihtiyar,akıl ihtiyarıdır. saçın sakalın ağarması ile adam adam olmaz. // mevlâna
    • işin güç kısmı adam olmak değil, adam kalmaktır. // andre mazarelles
    • iyi adam dediğimiz, kendimize çok benzeyendir. // cenap şahabettin
    • iyi adam olmak için kimseye kötülük etmemek yetmez, iyilik etmesini de bilmelidir. // // fénelon
    • iyi adamdan, kötü koca olmaz. // w.shakespeare
    • ne zaman adam oluruz? kadın olmanın, adam olma önünde bir engel olmadığını anladığımız zaman. // fatih altaylı
    • parası olmayan adamı, adamlığı olmayan zengine tercih ederim. // victor cousin
    • sinsi övmelere, faydalı yermeleri yeğleyecek kadar aklı başında adam azdır. // la rochefoucauld



    adım

    • arkaya baka baka,yere yuvarlanmak- sızın, istenilen istikamette kaç adım gidilebilir? // // ahmet haşim
    • başlangıç aşamasında işe yarayacak bir slogan; “büyük düşün, küçük adımlarla başla”. // ernest ve young
    • bir adım atmak için, bin adımı göze alanlar; yolların hükümdarıdırlar. // gürbüz azak
    • bir dev ile bir cüce aynı yolda yürüseler, her ikisinin atacağı her yeni adım, deveye yeni bir üstünlük sağlayacaktır // // j.j.rousseau
    • bir yere ulaşmanın ilk adımı, olduğunuz yerde kalamayacağınıza karar vermektir. // john morgan
    • bulunduğunuz odada en önemli kişi, bir sonra ki adımın ne olduğunu bilendir. // james l.webb
    • her gün amacınız doğrultusunda, ileriye doğru bir adım atmaya çalışın. bu adımın çok küçük olması hiç önemli değildir. // landor
    • ilerleten istek değil,adımlardır. isteklerinizi adımlarla birleştirerek gayenize yöneliniz. // e.goblot
    • kundak ile kefen arası,kaç adım? // gürbüz azak
    • şurada burada güçlü adımlarla dolaşmaktansa, doğru yolda sekerek yürümek daha iyidir. // augustinus

    af-affetmek-bağışlamak

    • af dileyen, kendi kendini suçlar. // tolstoy
    • af, insanlık dilinin en tatlı kelimesidir. // victor hugo
    • af, intikamdan da yüksektir. // w.shakespeare
    • af,nefsin zekatıdır. // hasan bin sehl
    • affedebilirim fakat unutmam demek, “affetmeyeceğim” demenin bir başka şeklidir. // h.w.beecher
    • affeden asildir, fakat af dileyen daha asildir. // gasset
    • affedilmenin verdiği ıstırap kadar kötü bir şey olamaz. // guy da maupassant
    • affetmek güçlüyü daha güçlü yapar. // p.syrus
    • affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır. // schiller
    • affetmek, zaferin zekatıdır. // hz.muhammed
    • affetmenin ne olduğunu yalnız cesur- lar bilir,korkakların tabiatında af diye bir şey yoktur. // laurence sterne
    • affın en güzeli, hasmını ezmeğe muktedir iken yapılanıdır. // ömer bin abdülaziz
    • allah hatalarımızı bağışlayabilir ama sinir sistemimiz asla bağışlamaz. // william james
    • allah ümmetimi, içlerinden geçirdik- lerini, konuşmadıkça ve onları yürürlüğe koymadıkça bağışlamıştır. // hz.muhammed
    • başkalarını hep bağışla,kendini hiç bağışlama. // p.syrus
    • başkasını affetmeyen kimse, kendisinin de üzerinden geçmek zorunda olduğu köprüyü yıkmış olur. // george herbert
    • bazen, affetmek de bir cezadır. // ali suad
    • bir anne yüreği,dibinde daima af bulunan bir uçurumdur. // h.de balzac
    • bir düşmanı bağışlamak,bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır. // mme dorothee deluzy
    • dal rüzgarı affetmiştir ama kırılmıştır bir kere. // // nazım hikmet
    • herkes herkese bir lokma bir şey verebilir ama boğaz bağışlamak, ancak allah’ın işidir. // mevlâna
    • hiç kimse,affettiği zaman olduğu kadar yükselemez. // // goethe
    • insan, sevdiği sürece affeder. // la rochefoucauld
    • insanların en fazla bağışlaması gerekeni, ceza vermeye en fazla gücü yetenidir. // // hz.ali
    • kendini affetmeyen bir kimsenin, bütün kusurları affedilebilir. // konfüçyus
    • öç almaya gücü yeterken, af ile muamele eden ne azizdir. // hz.muhammed
    • samimi bir şekilde ve hüsnüniyetle kayıtsız şartsız affetmek, insan severliğin en esaslı mihenk taşıdır. // p.a.bourdaloue
    • sevdiklerimiz bizi aldattıkları zaman onları bağışlarız. aslında en az bağışlanması gereken kişiler, onlardır. // bismarck
    • şahsınıza kötülük eden insanı affe- diniz. lâkin vatanınıza ve milletinize kötülük eden bir kimseyi asla affetmeyiniz. // hz.ali

    ağaç-meyve

    • acıkan yaprağı duymayan ağaç, kurur. //
    hasan yılmaz
    • ağacı seyreden, ormanı görmez. // atilla ilhan
    • ağacın neticesi meyve olduğu gibi, meyvenin çekirdeği vasıtasıyla neticesi; gelecek bir ağaçtır. // b.said-i nursî
    • ağacından düşen yaprak,rüzgarların oyuncağı olur. // ali suad
    • ağaç doğrulmadan,gölgesi nasıl doğrulabilir. // imam gazali
    • ağaç inceliğinden, adam kalınlığından kırılır. // mektupçu agah
    • ağaç isteyen, tohuma sahip olmalı. // mevlâna
    • ağaç; meyvesinden bilinir, yaprağın- dan değil. // john ray
    • ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür. // çin özdeyişi
    • ağaç ve kitabın yaprağı ne kadar çoksa, meyvesi o kadar az olur. // arap özdeyişi
    • ağaçlar çok ama hepsi meyve ver- mez. meyveler çok ama hepsi tatlı değildir. ilim çok ama hepsi faydalı değildir. // hz.isa
    • ağaçlar ölmeye, yukarıdan başlarlar. // peter drucker
    • ağaçlar yaşadıkça meyve verir, insanlar da meyve verdikçe yaşar. // sedat turan
    • ağaçların çiçekler gözü, kuşlar dilidir. // cenap şahabettin
    • bir ağaç, herhangi bir prensten daha soyludur. // a.pope
    • büyük ağaçlar, gölgeden başka işe yaramazlar. // george herbert
    • büyük ağaçları, küçük darbeler devirir. // b.franklin
    • eğer ağaca tırmanmak istiyorsanız, yıldızlara çıkmaya niyet ediniz ki, başarabilesiniz. // konfüçyus
    • en olgun meyve, en başta düşer. // w.shakespeare
    • en ulu ağaç, en yükseklere uzanan ve köklerini kötülüğün içine salan ağaçtır. // irwin yalom
    • geç yetişen ağaçlar, en iyi meyve verenlerdir. // moliere
    • her ağaç, kendi meyvesinden bilinir. // incil
    • her insan,meyvesi ile tanınır. // martin luther
    • hiçbir meyve, olgunlaşmadan tat vermez. // p.syrus
    • ilk önce çiçek veren yemişler, ilk önce olgunlaşır. // w.shakespeare
    • iyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne kadar kuvvetli eserse, ağaçları da o kadar sağlam olur. // j.willard marriot
    • iyi ağaçtan, talihli dal çıkar. // mevlâna
    • iyi bir ağaca sarılan, gölgesiz kalmaz. // cervantes
    • iyi bir ağaç,kötü yemiş vermez; kötü bir ağaçtan da iyi yemişler beklemeyin. // incil
    • kavak ağacını beğenen ve seven pek az kişi gördüm, çünkü dosdoğrudur. // cenap şahabettin
    • kendi bahçesinde dal olmayan biri, girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor. // özdemir asaf
    • kim ağaç dikti ise, meyveyi o yedi. kim tohum ekti ise,harmanı o yığdı. // şeyh sadi
    • köklü bir ağaçta, dal eksik olmaz. // salburcuoğlu

    • kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve, olmadan çürür. // n.fazıl kısakürek
    • kuru ağacın, meyvesi olmaz. // hz.ali
    • meşe gölgesinde filizlenen yosunlar, çok kere kendilerini meşe fidanı sanırlar. // cenap şahabettin
    • meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler. // mevlâna
    • meyve veren ağaca balta vurmazlar. // şeyh sadi
    • meyvesi bol ağacın dalları eğildiği gibi, akıllı insanlarda mütevazi, alçak gönüllü olurlar. // şeyh sadi
    • meyvesi çamura düşüyor diye ağaca lanet edilmez. // hölderon
    • meyvesiz ağaca, kimse taş atmaz. // şeyh sadi
    olgun meyve, ağız burmaz. // yalnız adam
    ormanlardan bir dal kesenin, başını keserim. // f.sultan mehmet
    • tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. // n.fazıl kısakürek
    • ulu çamlar, fırtınalı diyarlarda yetişir. // cemil meriç


    ağız

    • ağız ve göz, kalbin tercümanıdır. // arap özdeyişi
    • akılsız insanın ağzı kalbinde, akıllı insanın kalbi ağzındadır. // hz.süleyman
    • alemin ayıbını kusmakla kirlenen ağzı, temizleyecek ilaç yoktur. // ibrahim olcaytu
    • insan dünyayı zapt eder ama ağzını zaptedemez. // // mevlâna
    • selâmette kalmak isteyen, ağzına mühür vurmalıdır. // // f.attar


    ağlamak

    • ağlamak için gözden yaş mı akmalı? dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı? // victor hugo
    • ağlamak, kadının tuzağıdır. // mevlâna
    • ağlamak, teessür ve kederin devasıdır.
    ismail hakkı bıçakzade
    • ağlamamak için her şeye gülerim. // beaumarchais
    • ağlamanın elbet gülmesi vardır. // kâtibî
    • beraber ağlamakta ki tatlılık kadar hiçbir şey, kalpleri birbirine bağlamaz. // j.j.rousseau
    • hiçbir şey ağlamaya değmez diyen insan, zaten ağlatmaz. ağlarken başını dik tut,göz yaşların seni ağlatan kadar alçaltmasın. // fonvizin
    • kalp ağlamazsa, göz ağlamaz. // kafkas özdeyişi
    • öldüğünüz zaman değil, doğduğunuz zaman ağlamanız boşuna değildir. // t.b.aldirich
    • öz ağlarsa, göz de ağlar demişler. // geredeli figanî

    ahlak

    • ahlak, akıl polisidir. // ali bey
    • ahlak da sanatta olduğu gibi hiç konuşulmaz, ancak yaşanır. // ernest renan
    • ahlak, cemiyetimizin temelidir. // chateaubriand
    • ahlak, cemiyetin tabii bekçisidir. // r.necdet kestelli
    • ahlak dersi veren erkek,çok kere iki yüzlüdür; ahlak dersi veren kadın ise her zaman çirkindir. // oscar wilde
    • ahlak duygularımız, ihtiraslarımızı kontrol eder. // // b.shaw
    • ahlak güzelliği, bedenden daha güzel ve daha devamlıdır. // racine
    • ahlak, insanların burunlarından sürüklemek için yaratılan bir araçtır. // f.nietzsche
    • ahlak kanunları çiğnenmeye hiç gelmez, hemen öcünü alır. // tolstoy

    • ahlâk, örf ve adetlerde yaşamaya devam eden dindir. // h.heine
    • ahlak, özel ve pahalı bir lükstür. // henry b. adams
    • ahlâk,üç haslette aranır. onlar da; haramdan uzaklaşmak, helâlı aramak ve aile efradına imkân nispetinde genişlik göstermektir. // hz.ali
    • ahlâk ve fazilet, aklın dışarıdan görünüşüdür. // // hz.ali
    • ahlak yolu pek dardır, tetik bas önü yardır. // ziya gökalp
    • ahlaka yükseklik veren; ne irfan ne de vicdandır. insanlardaki fazilet hissi, allah korkusundandır. // m.akif ersoy
    • ahlakın bulunduğu yerde, devletin masrafı az olur. // corci zeydan
    • ahlakın olmadığı yerde, kanun bir şey yapamaz. // napoleon
    • ahlakın temeli, özgürlüktür. // c.f.meyer
    • ahlaksız insanlar, içilmez su gibidirler. // mektupçu agah
    • ahlaksızların, dürüstlerden çok kazandığı ülke bir gün batar. // mephisto
    • ahlaksızlık; ahlakın mevcut olmasının nedenidir. // anatole france
    • ahlaksızlık, karanlıkların dostudur. // j.j.rousseau
    • bir insan için allah’ın en büyük ihsanı iyi ahlâktır. güler bir yüz ya da nazlı bir davranış bile,-kalp kötüyse- fena ahlâkı gizleyemez. // andré maurois
    • bir milleti yok etmek isterseniz,askeri istilâya lüzum yoktur. ona tarihini unutturmak,dilini bozmak,dininden soğutmak ve dolayısıyla manevi değerlerini,ahlâkını soysuzlaştırmak kafidir. // peyami safa
    • bir milletin ahlâkı, dişleri gibidir. çürüdüğü nispette dokundukça acır. // g.b.shaw
    • bütün cihanı araştırdım, güzel ahlaktan daha üstün bir liyakat bulamadım. // mevlâna
    • evvelleri “ahlak,kitaplarda kaldı” derlerdi, şimdi “eski kitaplarda kaldı” diyeceğiz. // i.hakkı bıçakçızade


    • güzel ahlâk; allah’a karşı isyan edilmeyen şeylerde, insanlara muhalefet etmektir. // hz.ali
    • güzel ahlâk; cömertlik, bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. // hasan-ı basri
    • güzel ahlak, en güzel bir dosttur. // hz.ömer
    • güzel ahlâk, ganimettir. // hz.ali
    • güzel ahlâk; güler yüz,tatlı söz, iyilik yapmak ve kötülük etmemektir. // hasan-ı basri
    • her binanın bir temeli var. islam binasının temeli de, güzel ahlâktır. // ibn-i abbas
    • her derde deva bulunur, lakin ahlak- sızlık illetini iyi edecek bir ilaç yoktur. // hz.ali
    • her şey de ahlâk denilen bir kav- ram vardır; yeter ki aramasını bilin. // lewis caroll
    • herkesçe beğenilen asıl güzellik, ahlâk güzelliğidir. çünkü ahlâkı güzel insan, her yaşta güzeldir. // ali fuat başgil
    • hürriyetsiz ahlak mevcut olmayaca- ğından, onsuz vazife ve mes’uliyet de olmaz. // j.simon
    • insan, yeryüzünde olan şeyleri görmezlikten ve bilmezlikten gelme hakkına sahip değildir ve bunun böyle olması gerektiren,çok üstün ahlaki nedenler vardır. // dostoyevski
    • insanlık, dini doktrinden tamamen müstakil bir ahlak sistemi kurmaya muvaffak olamadı. // sokrates
    • milli ahlakı olmayan kavimlerde, medeniyet olmaz. // ziya gökalp
    • temel ahlak ilkeleri yoksa, boş yasalar ne işe yarar. // horatius
    • üstünlüğün en büyüğü, güzel ahlâktır. // hz.ali


    ahret

    • ahret yolcusu olan insanların çeyizleri, ibadetleridir. // mehmet kırkıncı


    • ahrette seni kurtarmayacak bir eserin olmadığı taktirde, fani dünya eserlerine kıymet verme. // b.said-i nursî
    • ahrette dirilmek ümidi olmasa, sanıyorum ki, hıfzısıhhaya riayet çoğalırdı. // cenap şahabettin
    • allah bir kulunu sevdi mi; ona dünya işlerini kapar, ahret işlerini açar. // hz.muhammed
    • biz öyle kimselere yetiştik ki, onlara göre dünya, sahibine göre iade edil- mek üzere emanet edilmiş bir şey idi. kolayca ve hafifçe ahrete göçmeleri de bundandı. // hasan-ı basri
    • dünya kalbe yerleşince, ahret; kalpten göç eder gider. // süleyman darani
    • dünya ile ahret iki ortak kadındır, birini razı ettin mi, öbürü kızar. // hz.muhammed
    • dünya ve ahrette yanmanın yolu, plajlardan geçer. // hekimoğlu ismail
    • dünyada uğradığın ceza seni doğruluğa sevk etmiyorsa,ahret azabından korkmalısın. // şeyh sadi
    • dünyayı ver, ahreti al; kazanırsın. // hz.ali

    aile

    • aile,bizim kollarından ne kurtulabildi- ğimiz,ne de gerçekten kurtulmak istediğimiz sevgili bir ahtapottur. // dodie smith
    • aile hayatının güzelliği gibi hiçbir şey yoktur. // oscar wild
    • aile, kralların bile giremediği bir kaledir. // r.w emerson
    • bir memleketin yükselmesi, ev ve aile muhabbetine bağlıdır. // charles dickens
    • bir aileyle bir krallığı idare etmek arasında pek büyük fark yoktur. // montaigné
    • biriniz yolculuğa ait işini bitirince, ailesinin yanına dönmeğe acele etsin. // hz.muhammed
    • bütün mutlu aileler,birbirlerine benzerler; her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır. // tolstoy
    • düzenli aile hayatı olmayan ülkeler, kolay yıkılırlar. // j.g.holland
    • hayatta en büyük zenginlik; mutlu bir aileye sahip olmaktır. // w.raleigh
    • her aile bir tarihtir. hatta okumasını bilene göre bir destandır. // a.de lamartine
    • her ailede meleklerde bulunur, şeytanlarda. // joseph roux


    akıl-akıllı-akılsız

    • akıl, şk ve can! bu üçü üçgendir. her derde çare,her yaraya merhemdir. // mevlâna
    • akıl başka yerde olunca, özler kör olur. // p.syrus
    • akıl bilgiden mahrumsa,en büyük filozoflarda bile,son derece dengesiz bir şeydir.
    f.nietsche
    • akıl; birbirinden farklı olan şeylerin, birbirine benzeyen yanlarını ve birbirine benzeyen şeylerin, birbirlerinden farklı yanlarını bilmektir. // goethe
    • akıl gibi mizan,kanaat gibi hazine, fazilet gibi ayna olamaz. // hz.ali
    • akıl gibi zenginlik, bilgisizlik gibi yoksulluk, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, başarı gibi rehber, ilim gibi şeref, danışmak gibi arka olamaz. // hz.ali
    • akıl hazır değilse, göz göremez. // emilie serge
    • akıl her şeyi olduğu gibi, görmekten başka bir şey değildir. // voltaire
    • akıl her zaman, gönlün oyuncağıdır. // la rochefoucauld
    • akıl,himmet,tedbir ve fikir sahibi olmayan birisinin kapıcısı; “evde kimse yoktur!” diye ne güzel söylemiş. // şeyh sadi
    • akıl insanın külâhında bir çividir. yumruk yemeden içeri girmez. // arnavut özdeyişi
    • akıl istediği kadar ilerlesin, kalbi asla geride bırakmaz. // konfüçyus
    • akıl // kalptedir,merhamet karaciğerdedir, esirgeyiş (şefkat) dalaktadır, nefes de akciğerdedir. // hz.ali
    • akıl maddeyi,madde kalbi fetih içindir. // m.ikbal
    • akıl; nimetlerin en büyüğü, dünya ve ahret; şereflerin en yücesidir. // hz.ali
    • akıl noksanlığı iki türlü olur; biri delilikten, öbürü cahillikten. // eflatun
    • akıl olan aklıyla mağrur değil, meşgul olur. //
    ibrahim olcaytu
    • akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar. // mevlâna
    • akıl; sonradan ah çekmek için değil, önceden düşünüp tedbir almak içindir. // mevlâna
    • akıl tam olunca, söz azalır. // hz.ali
    • akıl ve mantık, ilim ve marifetle doğru orantılı olarak gelişir. // thomas mann
    • akıl, vücudun efendisidir. // alfred de vigny
    • akıl yaşta değil baştadır, fakat aklı başa yaş getirir. // cenap şahabettin
    • akıl, yalnız doğrulukta bulunur. // goethe
    • akıl yeryüzünden kalksa bile, hiç kimse akılsız olduğunu kabul etmez. // şeyh sadi
    • akıldan başka her şey; çoğaldıkça değerinden kaybeder. // vittorio alfieri
    • akıldan büyük hazine, cehaletten daha ileri fakirlik, danışmaktan daha kuvvetli destek yoktur. // halife mansur
    • akıldır insanda varlık silahı, akılla rızklanan buldu felahı. // hz.muhammed
    • akıllara bakın, aşk olunca nasıl da aptallaşıyorlar. // joshua cooke
    • akılları,zekaları kıt olan kimseler, güzelim topraklardan hoşlanan muzır otlara benzerler. // h.de balzac
    • akıllı adam, akılsız adamın yaptığını ilk önce yapar. // hint özdeyişi

    • akıllı adam aklını kullanır, daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır. // b.shaw
    • akıllı adam, deliyi azarlamaz. // çin özdeyişi
    • akıllı adam hem kitapları, hem de doğrudan doğruya hayatı okur. // lin yutang
    • akıllı adam şansı,güzel bir hazineye dönüştürür. // thomas fuller
    • akıllı adam yarışmaz,böylece kimse de onunla yarışamaz. // lao tzu
    • akıllı adam,-yatışmış olsa da- kini, küllenen ve eşelenmeyen ateş gibi sayar. // beydebâ
    • akıllı adamın davranışlarını, olasılıklar yönlendirir. // // cicero
    • akıllı adamlar istedikleri şeyi öğrenirler, aklı kıt olanlar ise başkalarının gerekli gördüklerini... // martials
    • akıllı adamların tek içkisi,sudur. // thoreau
    • akıllı ameline dayanır,cahil emeline dayanır. bilgin kalbiyle, gönlüyle bakar görür; cahil, gözüyle bakar görür. // hz.ali
    • akıllı aşık,ihtiraslı aşıktan iyidir. // sokrates
    • akıllı bir adam,senin canının düşmanı bile olsa, cahil bir dosttan iyidir. // firdevsi
    • akıllı bir insan için en iyi dost,yine kendisidir. // emily brontë
    • akıllı bir insan kazandığı paranın birazını, aldığı nasihatin bir çoğunu ise bir yana koyar. // harry carns
    • akıllı bir insanın ülkesi, bütün dünyadır. // aristofanes
    • akıllı bir kadın erkeğini yönetmez, birlikte hareket eder. // şükret baldede
    • akıllı bir kadın, iki kere budaladır. // erasmus
    • akıllı bir kimse,düşmanından da akıl öğrenmeyi ihmal etmez. // beydeba
    • akıllı davrananlara, talih yardım eder. // euripides


    • akıllı diye,rastlantı sonucu akıllıca düşünene değil,mantığı bilen, ayırt eden ve tadına varana demek gerekir. // la rochefoucauld
    • akıllı donkişot, uygun rüzgarı bekler. // s.lec
    • akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır. // hz.ali
    • akıllı erkek, haksız olduğu zaman erkeklerden, haklı olduğu zaman kadınlardan özür diler. // quintilian
    • akıllı görünme çabası, çoğu zaman akıllı olmayı engeller. // la rochefoucauld
    • akıllı her şeyin farkına varır, budala ise her konuda fikrini söyler. // heinrich heine
    • akıllı insan, bütün yumurtalarını bir tek sepete koymaz. // cervantes
    • akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür. // aristoteles
    • akıllı insan, herkesten öğrenen insandır. // montaigné
    • akıllı insanın serveti aklında, cahilin zenginliği de malındadır. // hz.ali
    • akıllı insanla istişare eden kazanır, aklını beğenen zarar eder. // hz.ali
    • akıllı insanlar oturup kayıplarına hayıflanmazlar. keyifle zararlarını nasıl karşılayabileceklerini bulmaya çalışırlar. // burhan toprak
    • akıllı insanlar, pek az özür dilemek zorundadır. // // emerson
    • akıllı,kendi biliminden üstün bir bilim zanneder ve fazlalık yüzünden alçak gönüllü olur. bilgisiz ise bilimin sona erdiğini zanneder ve fazlalık yüzün- den insanlar ona düşman olurlar. // kendî
    • akıllı kimdir,anlat denince,buyurdular ki; “her şeyi lâyık olduğu yere koyandır”. cahile anlat dediler, buyurdular ki; “anlattım ya”. // hz.ali




    • akıllı kimse,her sözden bir hisse kapar. cahile hikmet kitabından yüz bölüm okunsa masal gibi kalır. // imam şarani
    • akıllı kimse kendisine bir şey sorulmadıkça cevap vermez. çünkü sözü doğru da olsa, ehemmiyet vermez, saçmadır derler. // bostan ve gülistan kitabından
    • akıllı kimse; korktuğu başına gelmeden önce,onun çaresine bakar. // ebu osman hirî
    • akıllı kimseler odur ki, malına güve düşmeyecek, hırsı olmayacak yerde saklayandır. yani allah yolunda harcayandır. // abdullah bin mesud
    • akıllı kişiler,sahip olmadıkları şeylere üzülenler değil; elde ettiklerine sevinenlerdir. // // epiktetos
    • akıllı konuşur, çünkü onun söylemek istedikleri vardır. aptal konuşur, çünkü kendisinin bir şeyler söylemek zorunda olduğunu sanır. // eflatun
    • akıllı olan, başkasının kusurunu görerek kendisininkini düzeltir. // p.syrus
    • akıllı olan her adam, af dileyenin bir suçu olduğuna inanır. // firdevsî
    • akıllı olan kişi, halkı mazur tutar. // hz.ömer
    • akıllı olmak bir şey değil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. // descartes
    • akıllı olmak, çekingen olmak demektir. // ibn-i sina
    • akıllı zalimler, hiçbir zaman cezalandırılamazlar. // voltaire
    • akıllılar istediği şeyi öğrenir, akılsızlar başkasının istediğini öğrenir. // şeyh sadi
    • akıllılar önceden ağlarlar; bilgisizlerse, işin sonunda başlarını vururlar. işin başında sonunu gör de, ceza gününde pişman olma. // mevlâna
    • akıllılar, sebepler konusunda tartışır, aptallarda karar verir. // anarchasis
    • akıllılar, sözlerini altın tartan bir terazide tartarlar. // ecclus


    • akıllılar, zayıf taraflarını bildiklerin- den, yanılmazlık iddiasında bulunmaz lar; en çok bilen,ne kadar az bildiğini herkesten çok daha iyi bilir. // ç.t.sefferon
    • akıllıların, iyi bilenlerin hepsi sanılma sın ki, gönüllerinden de haberlidirler. // la rochefoucauld
    • akıllılarla cenk etmek, akılsızlarla helva yemekten kolaydır. // fudayl bin iyaz
    • akıllılarla dolaşan, akıllı olur. // incil
    • akıllılık, ne zaman akıllı olunamayacağını bilmek demektir. // paul engle
    • akıllının tahmini,cahilin kesin bilgisinden üstündür. // hz.ali
    • akıllıya tek kelime yeter bile! // terentius
    • akılsız adam mutluluğu uzakta arar; akıllı ise, onu ayaklarının altında bulur. //
    james oppenheim
    • akılsız, aklı içinde kalandır. // n.fazıl kısakürek
    • akılsız başın cezasını halklar çeker. // cihan demirci
    • akılsız insanın ağzı kalbinde, akılsız insanın kalbi ağzındadır. // hz.süleyman
    • akılsız otorite, ağzı keskin olmayan bir kesere benzer. düzeltmekten çok, parçalamaya yarar. // a.bradstreet
    • akılsıza sır verme, öttürmesi için düdük verdin sanır. // ali suad
    • akılsızlar ev yapar, akıllılar satın alır. // ingiliz özdeyişi
    • akılsızlar,hırsızların en zararlılarıdır. zamanınızı ve neşenizi çalarlar. // goethe
    • akılsızlara zenginliğin iyiliği yerine, kötülüğü dokunur. // ostrovski
    • akılsızlık alameti dörttür; ahmağa fikir danışmak, cahile para vermek, dostların öğütlerini dinlememek, dünyadan ibret almamak. // f.attar
    • akla kara diye ayıramazsın insanları, iyilikleri de kötülükleri de karmakarışık. // g.b.shaw
    • akla sırt çevirmektense, ölmek daha iyidir. // çin özdeyişi

    • akla uygun inancın temeli üreti- ciliktir; inancımıza göre yaşamak, üretici olarak yaşamaktır. // erich fromm
    • aklen halledilemeyen nice işler vardır ki, ancak kalben çözülebilir. // a.vient
    • aklı az olanın verdiği öğüt çok olur. // boileau
    • aklı başında insan,değerlerini hasede uğramamak için kader ya da talihe mal eder. // f.bacon
    • aklı başında insanların direnci,istek ve heveslerini gönüllerde hapsetmek sanatından başka bir şey değildir. // la rochefoucauld
    • aklı bol olan, zamanın kıtlığından zarar görmez. // ibn-i sina
    • aklı olanın bilmediği yoktur. // kafkas özdeyişi
    • aklı olmayan fakirdir (zavallıdır). // kafkas özdeyişi
    • aklımın sakat olmadığına benim bulduğum en iyi yanıt; kendime az değer verişimdir. // montaigné
    • aklımızın düzeltemeyeceği bir çok kusuru, talih düzeltir. // la rochefoucauld
    • aklın arkasında yatan duygusal tutum, alçakgönüllülüktür. // erich fromm
    • aklın bağlamadığı dostluğu, akılsızlık kolayca çözebilir. // w.shakespeare
    • aklın gönül rolünü oynaması, uzun sürmez. //
    la rochefoucauld
    • aklın gücüne hiçbir engel karşı duramaz. // c.marcus aurelius
    • aklın ispatı, yalnızlığı sevmendir. // cüneyd-i bağdadi
    • aklın öğütlediği her şeyi, tutkuya kapılmaksızın yerine getirmek için sağlam bir kararlılık gerekir. bence erdem bu karar sağlamlığıdır. // descartes
    • aklın önünde kuşku,ilme yol aralar; geçerse nefsin eline kalbi yarlar. // ali suad
    • aklın saf dışı edildiği yerde,zekanın ürünleri yenir; ama meyve zehirleyici de olabilir!. // ahmed hulûsi
    • aklın varsa başka bir akıl ile dost ol da, işlerini danışarak yap. // mevlâna
    • aklın ve deneyimin, ak saçlıların ki gibi; ama yüreğin,masum çocukların ki gibi olsun. // // schiller
    • aklına güvenen akıl seviyesini aşamadığı için, ilhamdan mahrum kalır. // m.rasim mutlu
    • allah, mahvetmek istediği kimsenin önce aklını alır. // euripides
    • allah’ın insanlara verdiği nimetlerin en büyüğü,akıldır. // // hz.ali
    • başkalarında bizden daha fazla yiğitlik, beden gücü, deneyim, yetenek, güzellik görebiliriz ama akıl üstünlüğünü kimseye vermeyiz. // montaigné
    • başkalarını bilen kimse; bilgili,kendini bilen kimse; akıllıdır. // lao-tsze
    • başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz. // montaigné
    • beşer aklı,dünyanın en tehlikeli vebasıdır. // calvin
    • bir akıl iyidir ama iki akıl daha iyidir. // anton çehov
    • bir budala para kazanabilir ama onu sarfetmek için akıllı olmak lâzımdır. // c.h.supergeon
    • bir erkek, bir kadının aklını başından çıkarır da, bir tanesini aklına koyamaz. // daniel webster
    • bir insanın akıllı olmasına bir şey dediğimiz yok. yeter ki; aklını başka larına kabul ettirmeye çalışmasın. // eflâtun
    • bir insanın aklını beğenmemesi için, aklından ötesini görebilmesi gerekir. // montaigné
    • bizi nereye götürürse götürsün,akla tabii olmalıdır. // a.comte
    • boynuzu olup da, aklı olmayan öküzden korkarım. // şeyhur reis
    • bu kadar zeki olma, senden daha zekileri hapiste. // rus özdeyişi



    • elinizde ise başka insanlardan daha akıllı olun, ama sakın onlara bunu söylemeyin. // chesterfield
    • en ucuz ve rahatsız edici şey; akıl satmaktır. // // g.santayana
    • en zavallı insanlar bile, akıldan yana paylarına razıdırlar. // montaigné
    • ham düşünceleri ancak, akıl pişirir. // firdevsî
    • hem kendimizi, hem başkalarını; iyiden iyiye bize tanımayı öğreten, akıldır. // eflatun
    • her akılsıza hayran olacak, başka bir akılsız bulunur. // fransız özdeyişi
    • her zaman aklımızın ardı sıra gidelim, halkın takdiri de, canı isterse ardımızdan gelsin. // montaigné
    • her zaman aklımızın izinden yürümeye, gücümüz yetmez. // la rochefoucauld
    • herkesin aklı, yüzü gibi çeşitlilik gösterir. // locke
    • insan akılla pîr olur, saçı sakalı ağarmakla değil. // mevlâna
    • insan, aklın sınırlarını zorlamadıkça, hiçbir şeye ulaşamaz. // a.einstein
    • insan; talihsizlikten ve mutsuzluktan değil, akılsızlıktan korkmalı. // thomas carlyle
    • insan, yalnız akla bağlıdır ve hiç kimsenin uşağı değildir. // e.de la boetie
    • insana akıl,dertlerinden kurtulması için verilmiştir. // // tolstoy
    • insanı hayvandan ayıran akıldır. insan, akıldan uzaklaştığı zaman, hayvan ortaya çıkar. // epiktetos
    • insanlar,akılsızlıkları yüzünden “alınlarında yazılı olandan” daha çok acı çekerler. // eflâtun
    • insanlara en adil biçimde dağıtılan nimet akıldır. çünkü kimse, aklından şikayetçi değildir. // montaigne



    • insanları sevip sevmediğini de hissettirmek, aklın yarısıdır. // fettullah gülen
    • insanların akılları içinde yaşadıkları devirlerin seviyesi, miktarıncadır. // katip çelebi
    • insanların en akıllısı, insanların hareketlerini en iyi takdir edendir. // hz.ömer
    • kendi aklını kullanmayan insan, kitapların en güzeline de inansa, özgür düşünemiyor demektir. // s.fitzgerald
    • kim daha akılsızdır dersiniz? karanlıktan korkan çocuk mu, ışıktan korkan büyük mü? // m.freehili
    • kim kendini, akılsız sayabilir. // montaigné
    • kişi eğer seni azgınlık yolunda alı kor, doğru yola sevk ederse,bu onun akıllı olduğuna delâlet eder. // hz.ali
    • mecnûn’la birlikte oturan akıllı, leyla’nın yüzünden başka şey konuşmaz. // şeyh sadi
    • nesnel olarak düşünebilme yetisi, akıllılıktır. // erich fromm
    • papağan söyleneni anlamaz ama aklında tutar. // lessing
    • pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir. // b.said-i nursî
    • servetin en büyüğü, akıldır. // hz.ali
    • sığır çayırdan ahıra döneceği zamanı bilir de, akılsız midesinin ölçüsünü bilmez. // h.c.andersen
    • sürekli akıllı olmak, akıcıdır. aynen sürekli bir cenaze töreninde olmak gibi. // d.h.lawrance
    • şu dünya hapishanesinde gardiyanımız, aklımızdır. // m.rasim mutlu
    • tanrı düşüncesini yaratan kişi; akıllı bir adammış doğrusu. // euripides
    • tanrım bana; değiştirebileceklerim için güç, değiştiremeyeceğim şeyler için sabır, ikisinin arasında ki farkı anlamak için de akıl ver.. // kleist
    • yalnızca akıllı olmayı istemek, büyük bir deliliktir. // la rochefoucauld
    • yegâne sermayeleri zaman olan in sanların akılları;tek güç kaynağıdır. // les illusions perdues
    • yeni bir evren için bütün gereken, yeni bir akıldır. // william c.williams
    • yeşilliklerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici,fakat akıldan meydana gelen gül bahçesi, hep yeşil ve güzeldir. // mevlâna

    akraba

    • akrabalar, yaşamasını ve ölecek zamanı bilmeyen insanlardır. // oscar wilde
    • akrabaların sevmediği insanı kimse sevmez. // // plautus
    • akrabanın düşmanlığı ve dostların eziyeti, yılan zehirinden daha acıdır. // hz.ali
    • akrabanın sokması, akrebin sokmasından daha şiddetli olur. // hz.ali

    alay

    • alay, çoğu zaman akıl yoksulluğundan ileri gelir. // la bruyére
    • alaya dayanmak, haksızlığa dayan- maktan çok daha zordur. çünkü haksızlıklardan kendimizi koruyabil diğimiz halde,alaya kızmak gülünçtür. // s.rock
    • bazılarını alay ve eğlence edinmek, kendisinin palyaço olduğunu göstermektedir. // paul heyse
    • bir gerçeği ortaya koyarken alaya alınmak, şereftir. // kenan rıfai
    • eğer öküzlerle domuzlar konuşabilseydi, yeniden başka şey düşünenlerle alay ederlerdi. // epiktetos
    • ne çok iyilik sevenle, ne çok kötülük edenle alay et,yalnız kendini dahi sanıp övünenler eğlenmeye değer. // gürbüz azak




    alçak gönüllülük-tevazu

    • alçak gönüllü bir insan, kendini hiç söz konusu etmez. // la bruyére
    • alçak gönüllü ol. mütevazı insan, meyve ağacına benzer. meyve dalının yere eğilmesi, meyvesinin çokluğundandır. // ali fuat başgil
    • alçak gönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, en yüksek düşüncelerdir. // montaigné
    • alçak gönüllülük, bir nevi ikbâl hırsı (ya da şöhret hırsı) dır. // spinoza
    • alçak gönüllülük, gururun perhizidir. // voltaire
    • alçak gönüllülük içinde yürüdüğüm içindir ki, önümde bütün yollar açılıyor. // goethe
    • alçak gönüllülük, kendi gerçek değerini anlamaktır. // anatole france
    • alçakgönüllülük süstür, fakat onsuz daha başarılı olunur. // alman özdeyişi
    • allah için halka tevazu edenin cenab-ı hak,şeref şanını yükseltir. // hz.ömer
    • aşırı tevâzuunda, gurur gibi kendine mahsus tehlikeleri vardır. // j.j.rousseau
    • benim kadar büyükken,alçak gönüllü olmak zordur. // // m.ali clay
    • bir adamın büyük olup olmadığını, onun alçak gönüllüğünden anlayabilirsiniz // john ruskin
    • boş kafalı insanlarla mütevazı insanı ayırmak kolaydır,çünkü birincileri hep kendilerinden bahsederler. // la bruyére
    • çok sevilmek için, alçak gönüllü olmalıdır. // oscar wilde
    • ehliyetli ve mütevazı olmak güç değildir; güçlük, hem ehliyetsiz hem de mütevazı olabilmektir. // cenap şahabettin
    • en alçak gönüllü insan bile, ilgi çekmekten zevk alır. // c.pollock
    • ezberlenmiş, yapmacık tevazular vardır ki,gizli bir gururu örtmeye yararlar. // c.rolling
    • gerçekten değerlendirdiğim üç hazinem var; birincisi, sevgi ve nezaket; ikincisi, tasarruf; üçüncüsü ise alçak gönüllülüktür. // lao tzu
    • ifrata varan bir tevazu, insanı silik yapar. // r.necdet evrimer
    • insan; gururu yüzünden de, alçak gönüllü olabilir. // montaigne
    • insan, tevazu ile yükselir. // hz.ali
    • kendisini yaptığı işin üzerinde gören kimse, mütevazı değildir. alçak gönüllü insan, kendisini yaptığı işin altında görendir. // ataullah iskenderi
    • kul,allah için tevazu gösterdiği zaman, allah tealâ onun hikmetini artırır ve yükseltir. // hz.ömer
    • rıfk ve yumuşaklık, alçak gönüllük neticesidir. // vehbi bin münebbih
    • tanrı, alçak gönüllüleri yüceltmesini bilir. // keble
    • tevâzu, hasis adamı yükseltir; kibirde, yüksek adamı alçaltır. // abdullah bin mes’ud
    • tevâzu; ister cahilden,ister çocuktan olsun, hakkı duyduğun vakit,ona boyun büküp, onu kabul etmendir. // fudayl bin iyaz
    • tevâzu, karşılaştığın her müslümanın senden üstün olduğunu kabul etmesidir. // hasan-ı basri
    • tevâzu sahibi olmayan zahit, meyvesiz ağaç gibidir. kendi kendine alçalmayan kimse, başkası yanında yükselemez. // süfyân-ı sevrî
    • tevâzu, şerefi avlamanın vasıtalarından biridir. aynı zamanda her nimet sahibi, haset edilir. haset edilmeyen tek nimet, tevâzudur. // urve bin zübeyr
    • tevâzu yaşmağa benzer; örterek güzelleştirir. // // cenap şahabettin
    • tevâzuun zıddı kibir, çalım; müsamahanın zıddı ise yobazlık ve bağnazlıktır. // fettullah gülen



    • size gerekli olan tevazuudur. çünkü, büyük bir nimettir ve bu nimetten dolayı kimsesize haset edemez. // ürve bin zübeyr
    • sizi kıskanmalarını istemiyorsanız, alçak gönüllü olun. // edward roe
    • sizin mağfiret edileceğiniz en büyük ibadetlerin başında, tevazu gelir. // hz.ayşe
    • şaşıyorum alçak gönüllü olmak, niçin bu kadar güç. // // k.mansfield
    • yüksekliği istedim, onu alçak gönüllülükle buldum. // hz.ali

    alçalmak-alçak

    • alçalmak, yükselmekten çok daha kolaydır. // albert camus
    • ancak, alçak kimseler alçak gönüllü olabilir. // horace mann
    • bazılarını rütbe ve nişan yükseltir; bazılarını da rütbe ve nişan alçaltır. // cenap şahabettin
    • birini bekletmek en büyük alçaklıktır. zamanını çalacağına, parasını çal; daha iyi. // horace mann
    • biz inmek için yükseklere çıkar, yükselmek imkanını bulabilmek için aşağılara ineriz. // brachvogel
    • insan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır. // // çicero
    • insan yüceliğinin bir sınırı vardır ama, insan alçaklığına bir sınır çizilemez. // fenelon
    • yeryüzünde yükselttiği her şeyi arkadan alçaltmak, allah üzerine bir haktır. // hz.muhammed

    aldanmak,aldatmak

    • aldanmak, yanılmak insana özgüdür. // theognis
    • aldanmanın en gerçek yolu, kendini başkalarından daha kurnaz sanmaktır. // la rochefoucauld
    • aldanmamaya çalış, fakat aldanma. // i.hakkı bıçakçızade


    • aldatanlar, aldananların açık bıraktıkları kapılardan girerler. // akif cemil
    • aldatarak elde edilen şeyler, aldatıcıdır. // suat taşer
    • aldatan, bizden değildir. // hz.muhammed
    • aldattığımız ilk insan, en iyi arkadaşımız değilse, aldatacak ikinci bir kişi bulamayız. // h.de balzac
    • başkasını aldatanlar, iyi insan değildir. // lao tzu
    • bazılarını hep aldatabilirsiniz, bazen de herkesi.... ne var ki, herkesi her zaman aldatamazsınız. // a.lincoln
    • bir insanı kendisinden daha fazla kimse aldatamaz. // mazzini
    • birini aldatan, ötekini de aldatır. // stefan zweig
    • düşmanlarını aldatmayanlar, dostlarını aldatmayanlardan daha çoktur. // cenap şahabettin
    • eğer erkekler, karılarını aldatmanın yolunu bilmeseydiler, dünyada verem olmadık kadın kalmazdı. // h.rahmi gürpınar
    • farkına varmadan başkalarını aldatmak ne kadar güç ise, farkına varmadan kendini aldatmak o kadar kolaydır. // la rochefoucauld
    • geri vermeyeceğini almak, aldatmaktır. // p.syrus
    • hayatta en kolay şey,insanın kendini aldatmasıdır; zira her insan, istediğin şeyin genellikle gerçek olduğuna inanır. // demosten
    • hemen “olmaz” dersen, daha az aldanırsın. // p.syrus
    • hiçbir şeyin kendinden saklanmadığı na inandırılmış bir kadını aldatmaktan daha kolay bir şey yoktur. // h.de balzac
    • insanlar birbirlerini aldatmasalar, uzun süre bir arada yaşayamazlardı. // la rochefoucauld
    • insanlar seni istedikleri kadar iyi bilsinler,ama kendi kendini aldatabilir misin? // tolstoy
    • kadınların yaşı yoktur. onlar ya gençtir ya da yaşlı. genç olduklarında bizi aldatırlar, yaşlandıkça ise aldatılmak istemezler. // sacha guitry
    • kendini aldatanın, aldatmayacağı kimse yoktur. // ali suad
    • kimse bizi aldatamaz, ancak biz kendi kendimizi aldatırız. // goethe
    • ömrümüzün sonuna kadar hep aldanacağız. // emile zola
    • yeni bir uşağın işgüzarlığına, konuk- ların övmesine, bir kızın gözyaşlarına inanacak aldanmamış kimse var mıdır? // pançatantra
    • yetkili kimse, gerektiği şekilde aldanan adamdır. // paul valéry

    alın teri-emek

    • alın teriyle ıslanan toprak,kurumaz. // ibrahim olcaytu
    • alın teriyle kazanılan kutsal ekmek, başı boşluğun getirdiği ekmekten daha tatlıdır. // crowquill
    • büyük değeri olan şeyler, ucuza mal olmaz. bulduğunuz şeyin değeri; ararken sarf ettiğimiz emek kadardır. // imam maverdi
    • emek çekilmiş her şey, değerlidir. // mimar sinan
    • emek değerdir, ama en yüce değil. // gürbüz azak
    • emek sermayesiz, sermaye emeksiz olmaz. // papa leo xııı
    • emeksiz yazılan yazı, keyifsiz okunur. // samuel johnson
    • en çok bolluk getiren yağmur, alın teridir. //
    cenap şahabettin
    • insanlar kötülüğe yığınla akın eder, çünkü yol düz ve kısadır,fakat iyiliğin önüne allah alın terini koymuştur. // hesiodos

    alışkanlık

    • alışılan şey, içgüdüsel şey gibidir. // aristoteles
    • alışkanlığın tahakkümü, çok ağırdır. // p.syrus
    • alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. // // a.parrun
    • alışkanlık, bir halata benzer, her gün bir lifi örer ve sonunda onu koparamayacak kadar güçlü yaparız. // horace mann
    • alışkanlık edinmek kolaydır, fakat onu üstünden atmaya kalkmak insanın derisini söker. // josh billings
    • alışkanlık, insanın ikinci huyudur. // montaigne
    • alışkanlık, sızan gaza benzer. önce anlamaz, sonra kurtulamazsınız. // cowper
    • alışkanlıklar, alışkanlıktır. insan onu pencereden atamaz. ancak tatlı dille, merdivenden aşağıya inmesini sağlayabilir. // // mark twain
    • alışkanlıklar, bırakılmazlarsa zamanla ihtiyaç haline gelirler. // st. augustine
    • alışkanlıklara, zıt alışkanlıklarla hakim olunur. // epiktetos
    • alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılmayacak kadar güçlü olurlar. // b.disraelli
    • bir sorunu verilere dayanarak tartışma ve verilerin gösterdiği gerçeklere saygı duyma alışkanlığı edinin. // ishikawa
    • insan hayatının belli başlı kılavuzu, alışkanlıktır. // david hume
    • hiç kimse, bir alışkanlığına veda etmek cesaretini gösteremez. // h.de balzac
    • ilk gördüğümüz zaman korktuğumuz nice şeyler vardır ki, zamanla alışır, hiç aldırmaz oluruz. // aisopos
    • insanlar,ancak alışkanlıklarına gem vurabilecekleri nispette hürriyete hak kazanırlar. // edmund burke
    • insanların doğaları birbirine benzer; onları ayrı kılan şey, alışkanlıklarıdır. // konfüçyus
    • madem ki alışkanlıklar, hayatımızın en ileri gelen hakimleridir, öyle ise ne yapıp yapıp iyi birini edinmeye çalışmalıyız. // f.bacon

    alkış

    • alkış isteyen, ıslığa da katlanır. // fransız özdeyişi
    • alkış; olgun insanlar için bir destek, küçük insanlar için kışkırtıcıdır. // e.froom
    • alkış, zayıfların amacı ve sonudur. // c. c. colton
    • alkışı en sessiz şekilde karşılayan, alkışı hak etmiş demektir. // emerson
    • bizden daha kalptır, çoğu alkışlarımız. // a.hamdi tanpınar
    • çağları tanımak istiyorsanız, çağların alkışladıklarına bakın. // a.b.alcoot
    • havas beğendikçe alkışlar, avam alkışladıkça beğenir. // cenap şahabettin
    • seslerin en sığı, alkış sesidir. // talat sait halman
    • zorba çağında korkular, alkış alır. // talat sait halman

    allah-tanrı

    • allah, dışında gördüğü şeyleri içinde de görür. // // hz.ebubekir
    • allah her gece (son üçte birinde) dünya semasına inerek, “her kim dua ediyor, duasını hemen kabul edeyim; her kim bir dilekte bulunuyor, hemen isteğini vereyim; kim af diliyor, hemen onu affedeyim” der. // hz.muhammed
    • allah her insana, başkalarına vermediği şeyi vermiştir. // m.ikbal
    • allah insanları farklı yaratmıştır ki, düzen sağlansın. // hekimoğlu ismail
    • allah kokusu olmayan gönülde, allah sevgisi yaşanmaz. // m.akif ersoy
    • allah resûlunu ilk kez gören, onu görür görmez heybetten titrer, onunla beraber olan ona aşık olur. // hz.ali
    • allah,sana göğe bakmaktan, kendisine işaret edilmekten daha yakındır. // serrac
    • allah teala’dan korkmanın alâmeti, haramları terk etmektir. // şakik-i belhi
    • allah vardı,o’nunla beraber hiçbir şey yoktu. // hz.muhammed
    • allah’a emrine teslim olmakla yaklaşılabilir; düşünmekle, hayal ile değil. // imam-ı rabbani
    • allah’a malik olan neden mahrumdur, allah’tan mahrum olan neye malik? // a.arvasi
    • allah’a ve resulüne inanmanın cezası, falcılara inanmaktır. // hekimoğlu ismail
    • allah’a yakın olmak için, içimizde hakikat ve adalet aşkını yaşatmalıyız. // demosten
    • allah’a yaklaşman, o’nun sana yakınlığının şuuruna varmandır. // ataullah iskenderi
    • allah’ı bütün noksanlardan tenzih ederim. hamd ancak allah’a mahsustur. allah’tan başka ilah yoktur ve allah her şeyden büyüktür. kuvvet ve kudret yalnız allah’ındır. // hz.muhammed
    • allah’ı tanımak; noksan sıfatlardan uzak olan allah’ı, yapmayı iyice dilediğim şeyleri yapmamakla, bağladığım düğümleri çözmekle tanıdım. // hz.ali
    • allah’ı yeterince tanıdığımıza kani olduğumuz andan itibaren, artık asla onu tanıyamayız. // konfüçyus
    • allah’ım beni sen kaldır ki, kimseler yıkamasın. // // şeyh sadi
    • allah’ım fayda vermeyen ilimden, kabul edilmeyen duadan,korkmayan kalpten ve doymayan nefisten sana sığınırım. // hz.muhammed
    • allah’ım insanlar seni verdiğin nimetler yüzünden severler; bense seni verdiğin belalar yüzünden severim. // hallac-ı mansur
    • allah’ım, senden başka hiçbir şeyi olmayan ben,senden başka her şeyi olanlara acırım. //
    konfüçyus
    • allah’ım sen ki bize hayatta o kadar çok şey verdin, merhamet et de bir şey daha ver bize,bütün bu nimetlere karşı,nimet ve şükran duygusu taşıyan bir kalp ihsan et. // george herbert
    • allah’ın davetinden uzak ve nasipsiz kalan kimse,sultanda olsa, dilenci gözlüdür. // mevlâna
    • allah’ın imtihanı bizi bilmek için değil, bizi bize bildirmek içindir. // tahir-ül mevlevi
    • allah’ın nezdinde yerimizi öğrenmek istiyorsak, allah’ın nezdimizde ki yerine bakmalıyız. // fettuhlah gülen
    • allah’ın ölçüleri, ilk gün doğudan doğup batıdan battığı gibi eski... bugün doğudan doğup batıdan battığı gibi yeni... ve yarın doğudan doğup batıdan batacağı gibi yepyenidir. // m.selahattin şimşek
    • allah’ın varlığı, bir hakikati ifade eden geometrik teorilerden daha hakikidir. // descartes
    • allah’tan başka hakiki sığınak yoktur. // hz.osman
    • allah’tan kork ki,başkalarından emin olasın. // // hz.ali
    • allah’tan uzaklaşan, allah’ı aramayan insan, ne kendisinde ne de kendi dışında hakikati ve saadeti bulamaz. // b.pascal
    • balçığı adem, nutfeyi insan yapan aynı kudret, yumurtayı kuş,çekirdeği ağaç yapar. // alaaddin başar
    • bana filozoflardan değil, peygamberlerin haber verdiği allah gerek. // b.pascal
    • benim için kıyam edilmez. (ayakta el bağlanıp durulmaz) kıyam yalnız ve yalnız allah için yapılır. // hz.muhammed
    • eğer hakkıyla allah’ı tanımış olsaydınız, mutlaka su üzerinde yürürdünüz ve dağlar size geçit verirdi. . // hz.muhammed
    • eğer yüceye ulaşmak istiyorsan, en aşağıdan başlamalısın. // p.syrus
    • hak tarafından gelen bir cezbe,iki cihanın içine bedeldir. . // hz.muhammed
    • her kim allah için olursa, allah onun için olur. . // hz.muhammed
    • herkes tanrı’nın küçük bir görüntüsüdür. // manilius
    • içim allah’a kavuşmayı isterse, allah’ta ona kavuşmayı sever. // hz.muhammed
    • insan allah’a, su ve hava kadar muhtaçtır. // a.carrel
    • iran ve arap toplumlarında dine saygının temelinde “allah korkusu” varken; anadolu’nun islam anlayışında hep “allah sevgisi” öne çıkmıştır. // a.taner kışlalı
    • kâr gözetmeden veren ancak, allah’tır. // mevlâna
    • kulu görmezse gören allah var, hakkı kul görmezse veren allah var. // anonim
    • nefes aldığın gibi, sık sık allah’ı düşün. // epiktetos
    o yüce not verici,sıra sana geldiğinde kazanıp kazanmadığına değil, nasıl oynadığına not verecektir. // gratland rice
    • onlar,o kimselerdir ki, gördükleri zaman allah zikredilir. // hz.muhammed
    • senden, sana sığınırım. // hz.muhammed
    • senin allah’a erişmen mümkün değildir. zira daha beşer makamı dahi senin için örtülüdür. // m.ikbal
    • sonsuz da olsa, o’nsuz hayat bir hiçtir. // akif cemil
    • sûfiler konuşmaya malik değillerdir. bu demektir ki; sûfi konuştuğu zaman kendisi konuşmaz, ondan konuşan allah’tır. o’nun söylediği söz kendisinin değil, hakk’ın sözüdür. // cüneyd-i bağdadi
    • şüphesiz rab’bınız sağır ve gaip değildir. o sizin bindiğiniz develerin semerlerinin başları arasındadır. // hz.muhammed
    • tanrı aynı zamanda bütün varlıkların gaye-sebebi olması dolayısıyla, bir aşk ve sevginin konusu olarak alemi hareket ettirir. // aristotales
    • tanrı eğer olmasaydı, onu biz yaratmak zorunda kalırdık. // dostoyevski
    • tanrı eti, şeytan ahçıları vermiştir. // john taylor

    • tanrı, kadınların saygın oldukları yerde yaşar. // hint özdeyişi
    • tanrı, matematik sever. // m.cevdet anday
    • tanrı olmasaydı, bir tane yaratmak zorunda kalacaktık. // voltaire
    • tanrı’dan yana olanlar, çoğunluktadır. // wendel phillips
    • tanrı’nın değirmeni ağır ama iyi öğütür. // g.herbert
    • tanrı’nın yapamayacağı bir şey yoktur. // cicero
    • tanrı’yı ararsın bulamazsın; bir gün korunun birinde küçük bir çiçek olarak ansızın karşısına çıkabilir. // biss charman

    altın

    • altın ateşle,kadın altınla, erkek de kadınla erir. // // pythagore
    • altın; bu bir kraldır! kendine çok fazla hizmet ettirir. // mor jokai
    • altın, bütün kilitleri açar. // george herbert
    • altın definesini, bilinmeyen viranelerde gizlerler. // mevlâna
    • altın kir tutmaz. // // goldoni
    • altın kuralı hatırlayın, altına sahip olan kuralları koyar. // // hebbel
    • altın leğenin kan kusana ne faydası var. // bulgar özdeyişi
    • altın ne oluyor,can ne oluyor, inci,mercan da nedir,bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra. // mevlâna
    • altın ocaktan madeni kazmakla çıkar, cimrinin elinden, canını koparsan çıkmaz. // // şeyh sadi
    • altın paslanırsa, demir ne yapsın? // geoffrey chaucer
    • altın prangalar, demir olanlardan çok daha kötüdür. // m.gandhi


    • altın ve gümüş her ne kadar topraktan çıkıyorsa da her taşta altın gümüş bulunmaz. // şeyh sadi
    • altın ve gümüş münafıkların yularıdır, onlarla çekilip cehenneme götürülürler. // şümeyt bin aclan
    • altına batsa da kötü, aslı ham demirden cevahir olmaz. // deli boran
    • altına düşman olan var mıdır? // mevlâna
    • altından ağacın olsa, zümrütten yaprak; akıbet gözünü doyurur, bir avuç toprak. // anonim
    • altından kendini gözet, zehiri hiçbir zaman teneke kutu içinde sunmazlar. // cenap şahabettin
    • altını arayanlar, toprağı çok karıştırır ve azıcık altın bulurlar. // herakleitos
    • altını görünce her şey baş eğer, demir kollu terazide olsa. // şeyh sadi
    • altını kör bil tanır. // mor jokai
    • altının ne olduğunu mihenk, cimrinin kim olduğunu dilenci bilir. // şeyh sadi
    • altının önünde, demirin de beli bükülür. // mikszath
    • altınla kadın, ancak dert ve kederden ibarettir. // şebüsteri
    • bazı insanlar, parlatılmış pirinci altın külçelerinden bile üstün sanırlar. // chesterfield
    • bir parça altın; karayı ak, çirkini güzel, adaletsizi adil, soysuzu soylu, yaşlıyı genç, alçağı yiğit yapmaya yetecektir. //
    w.shakespeare
    • bir şişe mürekkep, bir külçe altından daha hayırlıdır. // themistokles
    • düşman ne ölçüde sert olursa, sen o kadar memnun ol. çünkü halis altın ayarını, taş üstünde gösterir. // şair nedim
    • gümüş altından ve altın faziletten daha ucuzdur. // horatius
    • her parlayan şey, altın değildir. // cervantes

    • insanların altını ölçmek için mihenk taşları vardır. insanları ölçen mihenk taşı da altındır. // thomas fuller
    • insanların bütün felâketleri; geçimsizlikler, savaşlar,tuzaklar,kan dökmeler; hep altını elde etmek arzusundan doğar. // lukianos samsatlı
    • ne kurt kemirebilir altını, ne güve; insan yüreğinden çok daha dayanıklı. // sappho
    • uğursuz altın; sen her zaman, erdemin baş belası mı olacaksın? // lessing
    • uhud dağı kadar altınım olsa borcum kadarı hariç,geri tarafını yanımda üç gece dahi tutmak istemezdim. // hz.muhammed
    • üstüne biraz yaldız sürülmüş toz öğünür de, tozlanmış altın gözden düşer. // w.shakespeare
    • var bakır, yok altın. // kaşgarlı mahmut
    • yunanistan’ı filip değil, filip’in altını fethetti. // plütarkhos

    amaç-gaye

    • amacına ulaşmak için, batan dikeni gül gibi koklayabilirsen kazanırsın. // h.yılmaz
    • amaçlar ne kadar yüksek olursa, yönetim de o kadar iyi olur. // geneen
    • amaçlarınızı küçümseyen insanlardan uzak durun. küçük insanlar, bunu hep yaparlar. ama gerçek büyük insanlar, sizinde bir gün büyük olabileceğinizi size hissettirirler. // mark twain
    • amaçsız bir yaşamın,anlamsız bir sözcükten ne farkı var? // ali suad
    • amaçsız savaştan kaçan, kahramandır. // talat sait halman
    • bazı amaçlar o kadar değerlidir ki,o yolda mağlup olmak bile zafer sayılır. // ahmet haşim
    • bazı insanlar,hayatta hiçbir gayeye sahip olmadan yaşarlar. bu gibi in sanlar bir nehir üzerinde akıp giden, saman çöplerine benzerler. onlar gitmez, ancak suyun akışına kapılarak akar giderler. // seneca
    • bu misafirhaneyi dünyada nazarı hikmetle baksan,hiçbir şeyi nizamsız, gayesiz göremezsin. sen nasıl nizamsız, gayesiz kalabilirsin? // b.said-i nursî
    • çok iyiyi amaçlamak; motive, kusursuzu amaçlamak ise demoralize eder. // h.braiker
    • gayesi küçük olan insan, büyük olamaz. //
    selim gündüzalp
    • hayatta en zor şey, gayesiz insan larla birlikte yaşamak mecburiyetinde kalmaktır. //
    cenap şahabeddin
    • hayatta hiçbir gayesi olmayan insan lar, bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler; onlar gitmez, ancak suyun akışına kapılarak giderler. // a.manzoni
    • her gayesiz hareket, bir şaşkınlıktır. // ali suad
    • insan bir gayedir, vasıta değil. // i.kant
    • insanlığın büyük ve muhteşem eseri, bir amaçla yaşamayı bilmektir. // montaigné
    • uhrevi bir gayeden yoksun olan bir kişinin akıllılık iddiası, bir yalandan ibarettir. //
    vehbi bin münebbih
    • yaşamın amacı, amaçlı bir yaşamdır. // robert byrne

    amel

    • ameller, niyetlerine göre değer kazanır. // hz.muhammed
    • dininde muhlis ol ki, amelin azı sana yeter. . // hz.muhammed
    • gücünüz nispetinde amel işleyiniz. zira siz usanmadıkça, allah (ibadetlerimizin karşılığını vermekten) usanmaz. . // hz.muhammed
    • kim bildiği ile amel ederse, allah’ın gerçek dostu olur. // hasan-ı basri
    • kimin ameli,kendisini geriye bırakmışsa, onu soyu sopu ileriye götüremez. . // hz.muhammed




    anı-hatıra

    • anı, kovulamayacağımız tek cennettir. // jean paul richter
    • anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır. // andré gide
    • anı yoktur; anlam kendisinden kaynaklanan bir başka kişilikle, yaşanmış bir başka hayat vardır. // boris vian
    • anılar, kışın gül toplama gücünü verir bizlere. // corneille
    • anılma sanatı, dikkat çekme sanatıdır. // samuel johnson
    • boyuna geçip giden ömürde hatıraları anmak, yaşamayı uzatmak mı, kısaltmak mıdır? // r.eşref ünaydın
    • eski anılarımız, yeni umutlarımız olmalıdır. // arsene houssaye
    • geçen ömre değil, mahvolan hatırata acırım. // mektupçu agâh
    • hatıra; mazinin hakikati, ümit; istikbalin hayalidir. // r.necdet kestelli
    • hatıralarımız yaşlandıkça, kendi ken dine zenginleşen bir sermayedir. // cenap şahabettin
    • hatıralar; kocayan dimağların, koltuk değneğidir. // cenap şahabettin
    • hatıralar, saadet ve felâketlerin enkazıdırlar. // r.necdet kestelli
    • hatıralarda dal istiyor, kuşlar gibi konacak. // oktay rıfat
    • hayatımızda en yüce, en güçlü ve yararlı dayanağımız; ana, baba evinden kalma anılarımızdır. // dostoyevski
    • her şey çürüyor canım kardeşim bu dünyada, hatıralar bile. // b.rahmi eyüboğlu
    • insanda hayallerin yerini anılar almaya başlamışsa,yaşlılık başlamış demektir. // james breuer
    • insanları acı anılar kadar, hiçbir şey birbirine bağlamaz. // lovis vernevil
    • ister tatlı,ister acı olsun; hatıra insana ıstırap verir. // dostoyevski
    • ömrün dokunulmaz külüdür, hatıralar. // cemal yeşil
    • öyle anılar vardır ki, anlatırken güzelliği gider. // george sand
    • sıcak hatıraları olmayanlar için kış herhalde soğuk geçer. // ernest renan
    • şafak vaktidir, terk et beni hatıra. // arif damar
    • tatlı hatıra, mesut hayatın faizidir. // cenap şahabettin
    • yitirdiğimiz dostların anısı, eski bir şarabın acılığı ve elmalar gibi hoşumuza gider. // sacha guitry
    • yitirdiğiniz anları, sonsuzluk bile geri getirmez. // thomas mann

    anlamak

    • anlamak, affetmek demektir. // madame de staël
    • anlamak için görmek, görmek içinde dikkatli bakmak gerekir. // ülkü tamer
    • anlamak,beğenmenin başlangıcıdır. // spinoza
    • anlamış olduklarını sananlar,ya da anlamış görünenlerin çoğu; anlamamış olmaktan utananlardır. // c.sena ongun
    • anlaşılanı anlamayanlardır ki, bermutad anlaşılmayacakları anlamak iddiasındadırlar. // cenap şahabettin
    • anlaşılmak, bir lükstür. // emerson
    • anlayamadığımız şeyler, bizim olamaz. // goethe
    • anlayın ki, anlaşılasınız. // hz.ebubekir
    • az anlamak, ters anlamaktan iyidir. // anatole france
    • bazı ince şeyleri anlamazsak, mühimsemez görünürüz. // // chataubriand
    • beni anla da, istersen öldür. // arap özdeyişi
    • benim söylediklerimi anlamak da, yerine getirmek de çok kolaydır; ama dünyada onları yerine getirecek kişi yoktur. // lao tse


    • bir kez daha anladım ki, her kurtarıcı; sonunda kurtardığını mutlaka beceriyor. // neyzen tevfik
    • bir şeyi bilmek için o şeyi yaşamak şart değildir, ama anlamak için yaşamak şarttır. // emre kongar
    • birbirimizi bağışlayabilmeden önce, birbirimizi anlamamız gerekir. // emma goldman
    • bu dünyaya anlaşılmak için değil; anlamak için geldik. // ernest renan
    • cahil,suçlar!. arif hikmetini, idrak etmeye çalışır. // a.şinasi hisar
    • çabuk anlaşılan şey, uzun ömürlü değildir. // cowper
    • dünyayı temelinden değiştirmek isteyen her kişi, önce onu yanlışsız olarak anlayabilmelidir. // milovan cilas
    • eğer inanmazsanız, anlamazsınız. // st. augustine
    • hayatta hiçbir şeyden korkmayın, sadece her şeyi anlamaya çalışın. // maria curie
    • hiç anlamamak, anladığını zannet mekten iyidir. // // p.syrus
    • idrakda idraksizlik, idraksizlikte idrak vardır. // // a.f.y.
    • insan bir şeyi ancak, sevdiği kadar anlayabilir. // st.augustine
    • insanlar beni anlamıyor diye kaygılanmam; ben insanları anlamazsam kaygı duyarım. // konfüçyus
    • insanları bize geldiklerinde iyi tanıyamayız. nasıl olduklarını anlamak için,onlara gitmeliyiz. // goethe
    • onlara anladıkları kadar söyleyin. // hz.muhammed
    • seni anlamaktan aciz olmak, seni anlamak demektir. // hz.ebubekir
    • sizi sevmeyenler ya kendilerini anlamadığınız yahut... çok iyi anladığınız adamlardır. // cenap şahabettin
    • tüm insanlar aynı sözleri kullanır ama birbirini anlamaz. // octavio paz


    anmak-hatırlamak

    • beni üç yerde anmayın; yemek yerken, hayvan keserken, aksırdığınız zaman. // hz.muhammed
    • hatırlanma, dikkat çekme sanatıdır. // samuel johnson
    • zikir gafletin tardıdır. zikir muattal değil, mâmur etmelidir. // imam-ı rabbani

    aptal-ahmak-budala(-lık)

    • ahmağın kalbi ağzında,akıllı kişinin lisanı kalbindedir. // // hz.ali
    • ahmak; hiç kimsenin beğenmediği hareketini, kusursuz güzel bulur. // cenap şahabettin
    • ahmak, ışıkla alevi karıştırır ve kendisini her yakanı güneş sanır. // cenab şahabettin
    • ahmak konumuna düşmemek için, yorum yapmayın. // // a.f.y.
    • ahmak misafir, ev sahibini ağırlar. // kaşgarlı mahmud
    • ahmak ve cahil ile arkadaşlık etme, ondan kendini koru. nice ahmaklar var ki, arkadaş oldukları akıllı kimseleri helâk eder. // hz.ali
    • ahmakla dostluktan çekin. çünkü çok zaman iyilik edeyim derken, fenalık eder. // hz.ömer
    • ahmaklarla, miskinler; “kısmet” bek lerler. akıllılarla, cerbezeliler; başkala rının kısmetlerini yoldan çevirirler. // h.rahmi gürpınar
    • ahmaklık, hatada ısrar etmektir. // abdülhakim arvasi
    • ahmaktan uzaklaşmak, allah’a yaklaşmaktır. // // hasan-ı basri
    • akıllılık, gurbette yakınlık bulmaktır; ahmaklık, vatanda gurbete düşmektir. // hz.ali
    • aptal; akıllı olduğunu sanır, ama akıllı aptal olduğunu bilir. // w.shakespeare
    • aptal görünmeye cesaret etmek, büyük bir akıllılıktır. // andré gide

    • aptal; susarak kazandıklarını konuşarak kaybedendir. // m.cemal kutay
    • aptalca tutarlılık, küçük zihinlerin öcüsüdür. // // emerson
    • aptalı sık sık affetmek, onu ahlaksız yapar. // p.syrus
    • aptallar,akıllılardan pek az şey öğrenirler; akıllılar aptallardan çok şey öğrenirler. // m.p.csatho
    • aptallar arasında akıllı görünmek isteyenler, akıllılar arasında aptal görünürler. // // quintilian
    • aptallar, eski olayları hatırlamayı bir bilim sayarlar. // // planche
    • aptallar talihinden korkarlar, akıllılar katlanır. // // p.syrus
    • aptallarla münakaşa etme,diğerleri aranızda ki farkı anlayabilirler. // sancha guitry
    • aptallarla olmaktansa, yalnız kalmak daha iyidir. // // jean de fontaine
    • aptallık yüzünden, namuslu olan bir çok insan vardır. // dostoyevski
    • bir ahmak akıllanmaz fakat bazen akıllılar ahmaklaşabilir. // a.muhtar özden
    • budala ile başa çıkmak; katille, hırsızla başa çıkmaktan daha zordur. // charles vildrac
    • budala ile parası, uzun zaman bir arada durmaz. // g.bernard shaw
    • budalalar meclisinde en zarif nükte, susmaktır. // // cenap şahabettin
    • budalalar,söylediklerine; akıllılarda söylemediklerine pişman olarak günlerini geçirirler. // will henry
    • budalanın sersemliği, her zaman zeki kimselere biley taşı himeti görür. // w.shakespeare
    • dünya budalalarla dolu olduğu sürece, simsarlar para yapmaya mahkumdurlar. // s.maugham

    • dünyada aptallık dışında, günah yoktur. // oscar wilde
    • dünyada ki aptalların sayısı, akıllılarınkinden fazladır. // geoffrey chaucer
    • dünyayı, akıllılar yaşasın diye budalalar kurmuştur. // oscar wilde
    • eğer hiç aptal görmek istemiyorsanız, gözlüklerinizi kırın. // rabelais
    • en şiddetli fakirlik, ahmaklıktır. // hz.ali
    • gerektiği yerde izah etmeyen, gerekmediği yerde izah eden kişiye; budala derler. // emile alain
    • her aptal; kendini beğenen bir başka aptal bulur. // // boileau
    • her evli çiftin, en az biri budaladır. // h.fielding
    • iki çeşit budala vardır. birisi, “bu eski olduğu için iyi” der. diğeri “bu yeni olduğu için daha iyi” der. // william r.inge
    • insan,en küçük bir güç sahibi olma dan, büyük bir bilgi deposu olabilir. öte yandan bilmeyen bir ahmağın teki de büyük bir güç edinebilir. // a.schopenhauer
    • insanlar, aptal olarak yaşayabilirler ama aptal olarak ölmezler. // young
    • insanlar öylesine saf ve zayıftırlar ki; aldatmak isteyen, dilediği kadar ahmağı kolayca bulur. // machiavelli
    • iyi kalpli bir insanın, aptallığından daha büyük aptallık olur mu? // dostoyevski
    • kendini akıllı sanan herkes, büyük bir aptaldır. // // voltaire
    • kendini olduğundan az göstermek, tevazu değil,budalalıktır. kendine değerinden az paha biçmek korkaklıktır, pısırıklıktır. // montaigné
    • maymun insana ne kadar çok benzemek istese,o kadar gülünç olur, budalalar da akıllı gibi hareket ettikleri ölçüde tuhaf hale düşerler. // heinrich heine
    • parmaklarım ay’ı gösterirken, aptallar parmaklarıma bakar. // tibet özdeyişi
    • parlak bir gün ışığında kâfûri mum ya karak aydınlanan ahmağın, çok geçmeden kandiline yağ bulamadığını görürsün. // şeyh sadi
    • sebepsiz düşman peyda eden, ya ahmaktır ya geveze. // // hz.ali
    • yaşamanın tadını çıkarmaktan korkana aptal derim. // albert camus
    • yeni bir fikrin etkilerine karşı, aptallık dışında geçerli bir savunma yoktur. // p.w.bridgeman

    aramak-bulmak

    • aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz. // claude bernard
    • aradığınız şeyi, baktığınız son yerde bulursunuz. // murphy felsefesi
    • aramak, bulmak kadar değerlidir. // ali suad
    • aramıyorum, buluyorum. // p.picasso
    • ben kendi kendimi aradım. // herakleitos
    • bir şeyi anlamak, o şeyi bağışlamak demektir. // // budha
    • bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir. // mevlâna
    • buldum, buldum. // arkhimedes
    • çok kere hiç aramadığımız şeylerden bahsederken, ”bulamadım” deriz. // cenap şahabettin
    • daima ara,bugün altın ararken bakır bulursun, yarın bakır ararken altın. // cenap şahabettin
    • eline geçmeyecek şeyi aramak, en büyük beladır. // abdülkadir geylani
    • emin olunuz ki, aramaktan bıkılmayacaktır. // edmont goblot
    • her zaman ara,bir gün altın ararken bakır bulursun, yarın bakır ararken altın bulursun.
    anonim // descartes
    • içinizde ne taşıyorsanız, dışınızda onu bulursunuz. // zübeyr gündüzalp
    • kendimi arıyorum. // erzurumlu ibrahim hakkı


    araştırma

    • araştırıp, incelemeden; hiçbir şeyi peşin hükümle kabul etmeyiniz. // r.kipling
    • araştırma, düşünmesini bilenlerin ilk ve son isteğidir. // samuel johnson
    • bataklıkta boğulanın ne yuttuğunu araştırmaya gerek yok. // fin özdeyişi
    • bir adamın zengin olup olmadığını herkes merak eder de, iyi olup olmadığını kimse araştırmaz. // herrick
    • bir tek yazardan çalarsan,düpedüz hırsızlıktır. ama bir çok yazardan çalarsan,bunun adı araştırmadır. // wilson winzer
    • hayatta başarılı olanlar, kendilerine gereken bilgileri öğrenmekten bir an geri kalmazlar ve hadiselerin sebeplerini her zaman araştırırlar. // j.r.kipling

    arkadaş

    • arkadaş, arkadaşının kusurlarına, zayıflıklarına katlanmak zorundadır. // w.shakespeare
    • arkadaş edinmenin tek yolu, arkadaş olmaktır. // // emerson
    • arkadaş! seni sevgilinden hangi şey alı koyarsa,doğrusunu ister misin? sevdiğin o şey olmuş olur. // şeyh sadi
    • arkadaşım susma konuş, nasıl olsa bir gün ebediyen susacaksın. // p.g.billard
    • arkadaşın en iyisi, seni hayra sevk edendir. // hz.ali
    • arkadaşına borç para verirken ihtiyatlı davran, ikisini de yitirebilirsin. // montava
    • arkadaşına öfkeni söyle, geçsin; düşmanına öfkeni söyle, artsın. // william blake
    • arkadaşını affet; affettiğini hatırlama ve hatırlatma. // şeyh şamil
    • arkadaşını kaybetmek istemiyorsan, denemeye kalkma. // ahmed rufai

    • arkadaşını yalnızken ikaz et, başkalarının yanında öv. // publius syrus
    • arkadaşınıza, düşmanınız olabilecek miş gibi davranınız. // publius syrus
    • arkadaşlar kavun gibidir. neden mi? bir tane iyisini bulmak için yüzlercesini yoklarsınız da ondan. // claude mernet
    • arkadaşlarınızı kaçırmanın tek yolu şudur; ne borç alacaksınız,ne borç vereceksiniz. // paul de cock
    • arkadaşlığını ispat edene kadar, hiç kimse gerçek arkadaş değildir. // beaumont&fletcher
    • arkadaşlık ağaca benzer, kurudu mu bir daha yetişmez. // nazım hikmet
    • arkadaşlık, hayatın şarabıdır. // young
    • arkadaşlık her zaman gölge veren bir ağaçtır. // // calvin coleridge
    • arkadaşlık kanatsız sevgi gibidir. // lord byron
    • arkadaşlık yapılmaz, doğar. // h. b. adams
    • arkadaşlıklar,gelip geçici olabilir ama rakiplerimiz her zaman çoğalır. // thomas jones
    • arkadaşlıkta bir de evlilikte kazanın önemi yoktur. // h.b.adams
    • arkadaşlıkta; sevgi gibi yoklukla kaybolur. //
    samuel johnson
    • arkadaşsız ederiz ama komşusuz edemeyiz. // thomas fuller
    • asık suratlı, uygunsuz arkadaş gitmek mi istedi; engel olma. // şeyh sadi
    • bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. // cervantes
    • başkalarının özelliklerine hayranlık duyma eğilimi kadar,bir insana arkadaş edindiren başka bir özellik yoktur. // boswell
    • bir kimseyi tanımak istiyorsan, düşüp kalktığı arkadaşlarına bak. // mevlâna



    • birisi ile yakın bir dostluk kurabilmek için anlayış, zaman ve güven gerekir. hayatımda belirsizliklerle dolu bir dö neme girerken,elimdeki en değerli şe yin arkadaşlarım olduğunu biliyorum. // erynn miller
    • çok ünlü bir kişinin, hiç arkadaşı yoktur. // gray
    • derdini paylaşabileceğiniz arkadaşla ra sahipseniz, dertleriniz azalacaktır. // michel angelo
    • gerçek bir arkadaş, iki gövdede yaşayan bir ruhtur. // aristotales
    • gördüğünde size allah’ı hatırlatan, konuştuğunuzda bilginizi artıran, ilmiyle de size ahreti hatırlatan; sizin için en hayırlı arkadaştır. // hz.muhammed
    • hakiki arkadaşlık, sıhhatten farksızdır. kıymeti ancak elden gittikten sonra anlaşılır. // golti
    • her şeyin tazesi, yalnız arkadaşın hayatı makbuldür. // mektupçu agâh
    • hiçbir arkadaş, arkadaşlığını ispat edene kadar gerçek arkadaş değildir. // beaumont&fletcher
    • iyi arkadaş, güzel koku satan gibidir. sana koku sürmese bile,yanında bulunduğun müddetçe, güzel kokusundan faydalanırsın. // ebuzerr
    • iyi ahlaklı bir günahkar ile arkadaşlık, kötü huylu abid ile sohbetten benim için daha hayırlıdır. // cüneyd-i bağdadi
    • iyi ve kötü arkadaşın benzeri; misk satanla, demirci gibidir. // hz.muhammed
    • kendimizle arkadaşlık çok önemlidir. onsuz,dünyada başka hiç kimseyle arkadaş olamayız. // e.roosevelt
    • kişi, arkadaşı ile ölçülür. // hz.ali
    • konuşkan arkadaş, yolda araba yerini tutar. // p.syrus
    • kötü arkadaşlardan uzaklaşmakla, onlardan kurtulunur. // hz.ömer
    • senin arkadaşlığın çok defa içimi sızlattı. ne olur düşmanım ol, arkadaşlık hatırı için. // w.blake
    • tanrım; beni arkadaşlarımdan kurtar ki, kendimi arkadaşlarıma karşı koruyabileyim. // michael marshall
    • yeni arkadaş; taze şarap gibidir, eskidikçe zevkle içersiniz. // william blake
    • yok olan arkadaşlar, aslında yanımızdadırlar. // // cicero


    arzu-istek-istemek

    • arzu hayatın yarısıdır, kayıtsızlıkta ölümün yarısı. // halil cibran
    • arzu öyle bir şeydir ki,hiç doymak bilmez, bir çok insanların hayatı, arzuları doyurma yollarını aramakla geçer. // aristoteles
    • arzu, yasakla artar. // bertrand russel
    • arzudan daha güçlü, daha amansız mıknatıs olamaz. // françois de curel
    • arzuladıkça kulunum, arzulandıkça kölen. //
    b.rahmi eyüboğlu
    • arzular, hırslar; sağır engerek yılanları gibi aklın sesini duymazlar. // w.shakespeare
    • arzular, hiç mi yorulmayacaksınız? // andré gide
    • arzuları kandırmaktan daha büyük bir suç olamaz. // // lao tzu
    • arzularımı tatmin değil, sınırlandırmak sayesinde mutlu olmayı öğrendim. // john stuart mill
    • arzularına bir sınır koymamak, bütün insanlarda müşterek olan bir hatadır. // machiavelli
    • arzularını ve korkularını ortadan kaldır. artık,senin için hiçbir zalim kalmaz. // epiktetos
    • arzuyu düşünmek, onu daha da çoğaltmak demektir. // emile alain
    • aşırı arzulamak, insan gibi değil; çocuk gibi davranmaktır. // demokritos





    • baş döndürücü bir başarıya imza ata bilmek için baş döndürücü işler yap maya değil,baş döndürücü arzulara sahip olmaya ihtiyacımız var. // muhammed bozdağ
    • başıma gelenleri benimsiyorum, seviyorum. zira,allah’ın benim için istediği şey, benim istediklerimden daha iyidir. // epiktetos
    • bedelini ödemesi zorunluluğu bulunmayan güçlü istek yoktur. isteğin en yüksek bedeli ise, gerçekleşmesidir. // elias canetti
    • benim arzum, başkalarının bir kitapta anlattıkları şeyi on cümlede anlatmaktır. // f.nietzsche
    • bir şeyi şiddetle arzulamak, ruhunu başka şeyler için kâr etmektir. // demokritos
    • baş döndürücü bir başarıya imza ata bilmek için baş döndürücü işler yap maya değil,baş döndürücü arzulara sahip olmaya ihtiyacımız var. // muhammed bozdağ
    • benim arzum, başkalarının bir kitapta anlattıkları şeyi on cümlede anlatmaktır. // f.nietzsche
    • bir şey arzu etmek, mutlu olmamak demektir. // paul geraldy
    • bir şeyi şiddetle arzulamak, ruhunu başka şeyler için kâr etmektir. // demokritos
    • bütün gelişmeler her canlının gelir düzeyinin üstünde yaşamak istemesi gibi evrensel bir arzuya dayanır. // samuel buttler
    • bütün sıkıntı,stres ve azapların kökünde, arzuların tatmin olmayışı vardır. // g.berkeley
    • çok istiyorsan ve hepsini elde edemiyorsan, daha az iste,o zaman istediğin senin olur. // epiktetos
    • dünyayı arzularımıza göre değiştire meyince, arzularımız değişmeye başlar. // // marcel proust
    • en yüksek mutluluğa erenler bile, başka arzular peşinde deli gibi koşarlar. // goethe

    • erkeklerin tersine, kadınlar sevdikten sonra arzu etmeğe başlarlar. // montherlant
    • eyleme dönüşmeyen arzu, ruh bozukluğuna yol açar. // william blake
    • gerçekleştirebileceğimiz arzular, güzeldir. // voltaire
    • geriye bir tek arzum kaldı; iyi bir mezar taşı kitabesi. // prince bismark
    • her istediğini yapamıyorsan, yapabileceğin şeyleri iste. // terence
    • her istek karşısında insan,kendine şu soruyu sormalıdır; «acaba bu istek elde edilince ne olur,edilmezse ne olur?». // epicure
    • herhangi bir şeyin olma olasılığı, arzu edilirliğiyle ters orantılıdır. // murphy felsefesi
    • herkes içini yoklasa görür ki, gizli arzularımızın bir çoğu,başkasının zararına doğar ve beslenir. // montaigné
    • hevesler doyuncaya kadar, caziptir. // ali suad
    • ilk arzuyu yenmek, onu takip eden diğerlerini tatmin etmekten daha kolaydır. // b.franklin
    • insan arzuladığını yapamadı mı, yapabileceğini arzu etmeli. // terentius
    • insan arzuları yüzünden, kendine gerekli olanı bulamaz. // montaigné
    • insan arzuyu, fikri zanneder. // b.said-i nursî
    • insanda arzu ile birlikte saygı uyandırmayan kadın, ne zavallıdır. // k.kisfaludy
    • insan hayatının dörtte üçünü, yapa mayacağı şeyleri istemekle geçirir. // diderot
    • insanlar,arzularına son olmadığı için, bu arzuları tatmin edecek vasıtalara da son olmamasını isterler. // aristoteles
    • insanlar sevmede kendi arzularına, korkmada ise yönetenlerin arzularına bağlıdırlar. // machiavelli




    • istediğin kimseye iyilik et, onun emiri olursun. dilediğin kimseden iste, onun esiri olursun. istediğin kimseden müstağni kal, eşiti olursun. // hz.ali
    • istediğini olmak istersen, olmak istediğini saklayarak çalış. // cenap şahabettin
    • isteğin önünde, yeryüzü hiç de büyük değil. // emile alain
    • isteğine bağlı olmayan işlerde, her insan mahkumdur. // alaaddin başar
    • istekler at olsaydı, dilenciler atlı olurdu. // ingiliz özdeyişi
    • istekli olmak, kontrol altında ki bir yangını ifade eder. // n.vincent peale
    • istemeden verme, isteyince de ayağına götürme. // // cleobul
    • istemek, “istiyorum” demek değil, harekete geçmektir. // andré maurois
    • istemek, kavuşmanın müjdesidir. // imam rabbani
    • kadınların en büyük arzusu, erkekleri kendilerine aşık etmektir. // moliére
    • kadınların kalbi her zaman dönektir, arzu onları kolayca baştan çıkarır. // sappho
    • küçük bir kalbin arzuları da, küçüktür. // george herbert
    • mutlak ile istek,bir arada olamazlar. // epiktetos
    • neyi başaracağınız; neyi,nasıl ve ne kadar istediğinize bağlıdır. // muhammed bozdağ
    • neyin hakkından gelinmez, kafa arzuyla birleşir birleşmez. // la fontaine
    • rabbimi, isteklerimin olmaması ile bildim. // hz.ali
    • şahsi arzular peşinde sürüklenenler, kahraman olamazlar. // ömer sevinçgül
    • şevk olmaksızın başarılmış hiçbir büyük şey yoktur. // emerson
    • yüksek istekler gerçekleşmemiş olsa da, gerçekleşmiş alçak isteklerden daha değerlidir. // // goethe


    asil-soylu

    • asalet sahibi kişi; verilenin değerine değil, veriliş şekline önem verir. // plütarkhos
    • insan,her yerde aynı insandır ve bir insan yaradılışında asalet olmadı mı, dünyanın tacını giyse yine çıplak kalır. // montaigné
    onlar asil doğmuşlar çocuğum; bize de asil ölmek kalmış. // arif nihat asya
    • soylu babaların, soylu çocukları olur. // euripides
    • soylu düşünceleri olan kişiler, yalnız değildirler. // // phillip sidney
    • soylu görevler, korku tanımaz. // whitter
    • soylu insan, ortalamadır. // konfüçyus
    • soylu kan, tesadüfi bir zenginliğin sonucudur. // // goldoni
    • soylu kanını çarşıya gönder de, bak neler getiriyor. // thomas fuller
    • soyluluğun, yetenek noksanını telâfi edebileceğine hiçbir zaman inanmadım. // bismarck
    • zeka ve akıl, insanın asaletli olmasına işarettir. // hz.ali

    asker

    • asker; nerede bir bozguna uğrarsa, iki üç karı tabiatlı adamın yüzünden uğrar. // mevlâna
    • asker olmak, sonra asker olmak,yine de asker olmak gerek. // napoleon
    • askerler için barut kokusu, lavanta kokusundan üstündür. // cervantes
    • en iyi asker, çarpışmaktan çok yürümesini bilen askerdir. // napoleon
    • en kötü sonucu kabullenen,en iyi sonucu elde edecektir. çünkü sorunla en yıkılmaz cesaretle boğuştuğunuz an, en kötü sonucu göze aldığınız andır. hiçbir asker, ölmekten korkma yan asker kadar korkutucu olamaz. // muhammed bozdağ
    • her vatandaş, asker olmalıdır. // thomas jefferson
    • iyi askere sahip olunca, insanın her zaman iyi dostlar olacağını kim bilmez. // machiavelli
    • savunma halinde olan birlik, yenilmeye mahkumdur; bu, askerlik sanatının aksiyonudur. // napoleon

    aşırılık

    • aşırılık, gerçek mutluluğu getirmez. // goethe
    • dostlukta düşmanlıkta aşırıya kaçmasın. // hz.muhammed
    • fanatiklik,amacınızı unuttuğunuz zaman, çabalarınızı defalarca tekrarlamanız anlamına gelir. // g.santayana

    aşk-aşık

    • ah var ya,ah; aşığın lisanında allah demektir. // m.rasim mutlu
    • aşığın halinden aşık anlar. // f.r.havergal
    • aşık buldukça bunar. // cenap şahabettin
    • aşık dediğin, mecnun misali kör. // cahit sıtkı tarancı
    • aşık elinde ne yoksa onu ister, elinde olanı istemez. // // plautus
    • aşık olan, aşk oduna alışır. // aşık hakkı
    • aşık olmadıktan sonra, kalbimiz ne işe yarar ki? // goethe
    • aşık olmayan adem, yemişsiz ağaca benzer. // yunus emre
    • aşık sevdiğine bakar,fakat...görmez. // cenap şahabettin
    • aşık ta gözyaşı, gönül sırrının sızım sızım akışıdır. // // m.rasim mutlu
    • aşık, yüz bulamayan adamdır. // ahmed haşim
    • aşıkım diyene inanma. aşık olan kendinde değildir ki, aşıkım desin. // m.rasim mutlu
    • aşıklar arasında hakaret, bûse ile ödenir. //
    cenap şahabettin


    • aşıklar,sevgililerin kusurlarını ancak etki altında bulundukları, sihir çözüldüğü zaman fark ederler. // la rochefoucauld
    • aşıkların en değerli serveti, birbirine bıraktıkları anılardır. // jules renard
    • aşıkların en kanaatkarı bile, sevdiğinden ziyade sevilmek ister. // cenap şahabettin
    • aşıklarının gönüllerinin yanışıyla göz yaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı. // mevlâna
    • aşıklık,kocalıktan daha kolaydır. çün kü her gün güzel sözler bulmak, ara sıra iltifat etmekten çok daha zordur. // h.de balzac
    • aşırı yüz bulan ve her dediğini yaptıran, aşık usandırır. // stendhall
    • aşk; açlıktan ölmez, hazımsızlıktan ölür. //
    ninon de l’enclos
    • aşk; akıllı, aptal demeden bütün insanlara bulaşan bir hastalıktır. // albert camus
    • aşk, akıllının değil mecnunun işidir. // m.rasim mutlu
    • aşk; akıllıyı aptal,aptalı akıllı eder. // knut hamsun
    • aşk aleyhine bir şey söylenir, fakat insanlar gene sevmeye devam ederler. // peyami safa
    • aşk, altın değildir, saklanamaz. aşığın bütün sırları meydandadır. // mevlâna
    • aşk, aşıklara şarabın sarhoşlara yaptığı etkiyi yapar. // // lessage
    • aşk; ateş gibidir, gıdasız kalınca söner. // lermontov
    • aşk, attığını vuran büyük bir topçudur. // r.crashaw
    • aşk; aynı yönde, birlikte bakabilmektir. // st. exupery
    • aşk bakışlarla başlasaydı, öküz çoktan trene aşık olurdu. // rabelais
    • aşk; bıkmakla ölür, unutmakla gömülür. // la bruyére
    • aşk, bilhassa akşamları nöbetini artıran bir hastalıktır. // h.rahmi gürpınar

    • aşk; bir başkasını yüreğinde önemseme isteğidir. // mayo angelou
    • aşk, bir çeşit savaştır. // ovidius
    • aşk bir davadır, cefa çekmek ise bir şahitliktir. şahidin olmadan davayı kazanamazsın ki. // mevlâna
    • aşk bir deniz, kadın onun kıyısıdır. // victor hugo
    • aşk, bir düellodur. // jack kerovac
    • aşk; bir elma şekeridir, şekeri yersin sapı kalır. // // turgut özakman
    • aşk, bir erkeğin ya da bir kadının bir başkasını her şeyin üstünde görmesidir. // tolstoy
    • aşk bir güneşe benzer,aşık olmayan gönül, bir katı taşa benzer. // yunus emre
    • aşk; bir ideale ulaşabilmek için, ruhun kanatlanmasıdır. // moupassant
    • aşk; bir kadının tüm hayat öyküsü, bir erkek için oyunun tek perdesidir. // madame de stael
    • aşk bir kez ayaklar altında çiğnendik ten sonra,bir daha doğrulamayacak kadar nazik bir çiçektir. // george sand
    • aşk; bir kişinin,diğerleriyle arasında ki farkı abartmaktır. // // b.shaw
    • aşk,bir köpeği bile kafiyeyle havlatır. // john fletcher
    • aşk, bir kum saatidir; kalp dolarken beyin boşalır. // jules renard
    • aşk, bir muz kabuğudur. tek farkı bastığında ayağının değil, hayatının kaymasıdır. // john keats
    • aşk bir seçimdir. basit ya da mutlaka mantıklı bir seçim değil. // carter heyward
    • aşk bir sihirbazdır; adama cehenne mi, cennet sandırır. // // a.hamid tarhan
    • aşk bir tablodur, onu doğa çizmiş ve hayal süslemiştir. tanrı kadınları, erkekleri evcilleştirmek için yarattı. // voltaire
    • aşk; bir turşu suyuna benzer. içmeyenin ağzını sulandırır, içenin midesini bulandırır. // lessage
    • aşk; boş adamın işi, meşgul adamın işsizliğidir. // g.lyttelton
    • aşk bulunmadığı yere, evlilik sonra gelir; bulunduğu yerdense, duman olup uçar. // e.szigligeti
    • aşk, bütün nimetlerin en büyüğüdür. // prosper mérimée
    • aşk; bütün yemeklerin olduğu bir sofrada, tek çeşit yemek yemektir. // maslow
    • aşk, büyük bir hocadır. // moliére
    • aşk, cennetin dilinden bize kalan tek andır. // bulor
    • aşk; cennetle cehennem arası işleyen trende mevsimlik bir bilettir. // don dickerman
    • aşk; çok kere erkeği aptal,kadını zeki yapar. // // r.necdet kestelli
    • aşk çok şeyler yapar, para daha çok. // thomas brown
    • aşk da demokrasi gibi,herkesin her gün dilinden düşürmediği, fakat çok az kişinin gerçek anlamını bildiği bir şeydir. // w.blake
    • aşk da şöhret gibidir, bir kez giderse bir daha geri gelmez. // aphra behn
    • aşk, dağ tepelerine benzer. tırman ması olmasa, nazareti fena değildir. // cenap şahabettin
    • aşk dediğin, mecnun misali kördür. // cahit sıtkı tarancı
    • aşk, değişmeyince ölür. // ahmet haşim
    • aşk, dehanın besinidir. // gustave flauvert
    • aşk, deniz meltemleri gibidir; sesini duyarız, nereden gelip nereye gittiğini kestiremeyiz. // borne
    • aşk dostluğu, dostluk aşkı mahveder. // la bruyére
    • aşk; dostluk, saygı değil, insanları birleştiren bir şeye karşı duyulan ortak nefrettir. // anton çehov
    • aşk, duygu ve seksin karışımıdır. // herzog
    • aşk, duyulan cinsi bir rahatsızlıktır. // paul bourget
    • aşk, dünyadan kaçıp sığınacak bir cennettir. // b.russel
    • aşk, dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır. // j.bailey
    • aşk, en büyük ve en kavî mürşiddir. // e.behiç koryürek
    • aşk, en eski ve hiçbir zaman bıkılmayan bir öyküdür. // sharidan
    • aşk; erkeği eritir, kadını diriltir. // r.necdet kestelli
    • aşk esirleri, fidye ile esaretten kurtulamazlar. // şemsi tirmîzî
    • aşk; evliliğin şafağı, evlilik; aşkın akşamıdır. // // de finod
    • aşk, fakirlik ve diş ağrısı dışında her şeyi yener. // // mae west
    • aşk; fransa’da bir komedi, ingiltere’de bir trajedi, italya’da bir opera, almanya’da da bir melodramdır. // // m.blessington
    • aşk; futbol topuna benzer, tekmeyi attığın an her şey biter. // s.fitzgerald
    • aşk, geceyi bile gün ışığına boğabilir. // a. salle
    • aşk, genellikle bir evlilik meyvesidir. // moliére
    • aşk gibi kin de, insanı aptallaştırır. // j.j.rousseau
    • aşk, genellikle bir evlilik meyvesidir. // moliére
    • aşk gözle değil, ruhla görülür. // w.shakespeare
    • aşk; gülen gözde değil, ağlayan kalptedir. // firdevsi
    • aşk, gülü dikenle avuçlamak demektir. // p.sidney
    • aşk; güneş gibidir, kör bile hisseder. // k.kisfaludy
    • aşk, haftada beş lira ile geçinemez. // s.maugham
    • aşk halinden bilmeyen ya delidir ya diri. // yunus emre
    • aşk; hatalara karşı daima kördür, daima mutluluklara meyillidir. kanun tanımaz, kanatlıdır ve tutuklanamaz. kafaların bütün zincirlerini kırar, geçer. // william blake
    • aşk, hayatın tuzudur. // john sheffield


    • aşk hazzı; dostlukla, duyu hazların dan yoğrulmuştur. // jeremy mentham
    • aşk, her şeyi başka bir gözle görmek ve algılamaktır. // // petöfi
    • aşk; herkesin konuştuğu ama,pek az insanın görebildiği bir hayalettir. // b.shaw
    • aşk hiç izin ister mi, birinin yüreğine yerleşmek için. // resul hamzatov
    • aşk, hiçbir zaman afetten öğüt almaz. // mevlâna
    • aşk için doğduk, varlığın ilkesi ve sonu aşktır. // // b.disraeli
    • aşk için yokluk, ateş için rüzgar neyse odur; küçükleri söndürür, büyükleri körükler. // comte de bussy
    • aşk, iki iken bir olmaktır. // victor hugo
    • aşk, iki kişilik bencilliktir. // antoine de salle
    • aşk; iki yalnızlığın birbirine dokunma sı, birbirini koruması ve selâmlamasıdır. // r.marie rilke
    • aşk; ilahi bir trajedi, izdivaç; cehennemi bir komedidir. // r.necdet kestelli
    • aşk ile delilik, ekseriya aynı şeydir. // françois de currel
    • aşk ile sevgi, hakkın yönünü değiştirir. // blaise pascal
    • aşk ile yapılmayan ibadet, rüzgara benzer. // imam-ı azam
    • aşk, ilişkide duygular ve arzular bittikten sonra bile karşınızda ki insana halen ilgi duymamızdır. // ismail ergün
    • aşk imiş her ne var alemde. // fuzuli
    • aşk; insana siyah rengi, beyaz olarak gösterir. // // pitigrilli
    • aşk, insanı akıllı ve deneyim sahibi yapar. // r. browning
    • aşk, insanı ne kadar iyi yapar. // a.dumas fils
    • aşk, insanı sürükleyip götüren eşi bulunmaz bir araçtır. // h.de balzac


    • aşk, insanı vakar, ağırbaşlılık hatta güzellik verir. // // bernard shaw
    • aşk, insanın kendinden kaçma duygusudur. // baudelaire
    • aşk, insanlarda bulunan hassaların en yükseğidir. // r.halit karay
    • aşk, iyi olmaz bir hastalıktır. // john dryden
    • aşk, kalbimin saygısız misafiridir. sormadan gelir, sormadan gider. // cenap şahabettin
    • aşk, kalpte bir deliliktir. // ben hecht
    • aşk,karşı duruldukça bütün bütün devleşir, her türlü engel büyümesi için ona bir vesiledir. // h.de balzac
    • aşk, karşılıklı bir yanlış anlamadır. // oscar wilde
    • aşk kılavuz istemez, tek başına yol alır. //
    muhammed ikbal
    • aşk, kıyaslanmanın son bulduğu andır. // gasset
    • aşk, kızamık hastalığı gibidir; insan ne kadar geç yaşta yakalanırsa, o kadar ağır geçirir. // douglas ferrola
    • aşk; kızıl gibi,geçirilmesi gereken bir hastalıktır. // tolstoy
    • aşk komedyasında ya da trajedyasında iki oyuncu vardır; hemen her zaman biri ezer, biri ezilir. // gonçarov
    • aşk konusunda bir kadın; ruhu bir yana, gizlerini ancak onu çalmasını iyi beceren bir kişiye sunan bir lirdir. // h.de balzac
    • aşk, köprü kurmaktır. insanlar köprü kuracaklarına,duvar ördükleri için yalnız kalırlar. // i.newton
    • aşk, kulübeyi altından bir saraya benzetir. // holty
    • aşk, masraflarla çevrilmiş bir duygu okyanusudur. // lord de warner
    • aşk, merhametli bir efendidir. // a.prevoust
    • aşk meyinden içen aşık, ayılmaz. // aşık veysel
    • aşk, mucizeye inanma halidir. // john ponys
    • aşk; mutluluğu evlendikten sonra sürdürebilseydi, dünya cennet olurdu. // j.j.rousseau
    • aşk mücadelesi değil, mücadele aşkı içinde ol. // // peyami safa
    • aşk, ne güzel bir çiçektir. ne yazık ki uçurumun kenarında yetişir. // m.şekip tunç
    • aşk ne ile beslenir? iltifat ile. // cervantes
    • aşk, ne yüce bir çocukluktur. // a.dumas fils
    • aşk nedir? bir bedende iki ruh, dostluk? iki bedende bir ruh. // joseph roux
    • aşk olduktan sonra, saadetsiz yaşanabilir. // dostoyevski
    • aşk; onun bir fiskesinde, bir kez daha kanlar içinde uzun uzun can çekişmektir. // lavater
    • aşk öğretilmez, kendiliğinden doğar. // sultan veled
    • aşk; ölüm kadar güçlü, mezar kadar kıskançtır. // // incil
    • aşk; önemi olmayan bir edimdir, çünkü sonsuzca tekrar edilebilir. // alfred jarry
    • aşk; öyle bir saltanattır ki, zevâli yoktur. // mevlâna
    • aşk öyle bir şeydir ki,istediği zaman gelir ve gene istediği zaman gider ve biz insanların bu konuda hiçbir sözü olmaz. //
    john galsworthy
    • aşk; özgür ve kendiliğinden olduğu zaman yeşerir. ancak, ödev gibi düşünülmeye başladı mı,öldü gitti demektir. // bertrand russel
    • aşk saadetini kim elde eder? susan kimse. // cervantes
    • aşk savaş gibi...başlaması kolay, bitmesi zor bir şey. // louis mencken
    • aşk; sihirli bir bardağa benzer. ekseriya biz onunla, zehiri ab-ı hayat gibi içeriz. // ludwig tieck
    • aşk sözleri kuş dilidir, ana süleyman gerek. // sinan paşa

    • aşk; susuzluk gibidir, susuzluğunu giderdiğinde rahatsız eder. // thomas flotman
    • aşk, suya atılan kağıda benzer. // mephisto
    • aşk, sürekli bir mutluluktur. // george sand
    • aşk, tabiattan doğan temayüllerin freni,düzenidir. // // dante
    • aşk, tatmin edilince tüm çekiciliğini kaybeder. // // corneille
    • aşk, tezatlarla beslenir. // h.de balzac
    • aşk, tutuşmuş arkadaşlıktır. // jeremy taylor
    • aşk ulusunda çocuk ölümlerinin oranı yüksektir; onları yetiştirmek için sürekli bakım ister. // andré maurois
    • aşk, utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır. // // montaigné
    • aşk, ülkesini idare eden bir kraldır. // george herbert
    • aşk üstüne keder, kor üstüne kömür düşer; evvelâ körletir, sonra alevlendirir. // cenap şahabettin
    • aşk ve kahramanlık, iki kardeştir. // ahmet haşim
    • aşk ve kadın; bütün öteki fenalıklar, cinayetler bunlardan dal budak salarlar. // h.rahmi gürpınar
    • aşk ve kadın hakkında kötü konuşanlar, bu ikisini de az tanıyor demektir. iyi konuşanların ise hiç tanımadığından emin olabilirsiniz. // m.s.forbes
    • aşk ve öksürük saklanamaz. // george herbert
    • aşk ve zaruret, herhalde en iyi öğretmenlerdir. // // goethe
    • aşk, verdiğinize pişman olmadığınız sevginizdir. // // r.b.hayes
    • aşk yarasını deşen, geçirir. // p.syrus
    • aşk yaşamdır deriz. ancak umutsuz, inançsız aşk ölümden beterdir. // elbert hubbard
    • aşk yedi saniye,hayal yedi dakika, bedbahtlık bütün ömür sürer. // h.ziya uşaklıgil

    • aşk, yepyeni kalabilen eski bir masaldır. // h. heine
    • aşk; yirmisinde bir hülya, otuzunda bir ihtiyaçtır. kırkında bir alışkanlık, ellisinde ise sadece küstahlıktır. // alfred de vigny
    • aşk yolunun garip yokuşları ve inişleri vardır. çıkarken baş döner, inerken gönül bulanır. // cenap şahabettin
    • aşk,yüreklerden gökyüzüne kadar uzanan ateşten bir merdivendir. // e.geibel
    • aşk, zalim bir sultandır. // lukianos
    • aşk, zamanı öldürmekten başka bir şey değildir. // // goethe
    • aşk, zayıf kalplere kolayca girebilir. // baraccio
    • aşka daima, korku arkadaşlık eder. // racine
    • aşka “delilik” diyen insan, hayatın sırrına ebediyen bigane kalsın. // m.ikbal
    • aşkı,akılla yenmek mümkün değildir. // gançarov
    • aşkı anlatabilmek için,yeryüzünde var olan dillerden bambaşka bir dil ister. //
    eugene delacroix
    • aşkı, aşktan başka bir şey söndüremez. // mevlâna
    • aşkı gerçekten isterseniz, bekler bulacaksınız. // // oscar wilde
    • aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka yerde yaşamayacaktı. // faulkner
    • aşkı pervaneden öğren, ey seher kuşu; yandı can verdi, sesi çıkmadı. // şeyh sadi
    • aşkı reddetmek; güneşin batışını görmekten üzüntü duyduğun için, doğuşunu izlemeden zevk almayı reddetmek gibidir. // barrow
    • aşkı tanıdığında,yaratıcıyı da tanırsın. // kızılderili özdeyişi
    • aşkı ve sefaleti gizlemek güçtür. // h.bronson
    • aşkımı bildiler, lâkin aşkımın kime ait olmadığını bilemediler. // muhyiddin-i arabî

    • aşkın bir adı hüzünse, öbür adı mutluluktur. yarısı zorluksa,diğer yarısı rahat bir soluktur. // cowper
    • aşkın dili, gözlerdedir. // phineas fletcher
    • aşkın dini mezhebi, milliyeti yoktur. // a.hamid tarhan
    • aşkın duygusal anlatımı, müziktir. // unamuno
    • aşkın en büyük mucizesi, kendi varlığına hepimizi inandırmaktır. // cenap şahabettin
    • aşkın gönlünde sabır ve kalburda su durmaz. // // şeyh sadi
    • aşkın gözleri ne kadar keskin olursa olsun, kusurları görebilir mi? // j.j.rousseau
    • aşkın gözlükleri öyle pembedir ki; bakırı altın, yokluğu varlık,gözde ki çapağı inci gibi gösterir. // baudelaire
    • aşkın gözü kördür, yol boyunca nereye gittiğini görmez. // propertius
    • aşkın hizmetinde ancak yaralı askerler çalışabilir. // thornton wilder
    • aşkın iğnesiyle dikilen dikiş, kıyamete kadar sökülmez imiş. // seyranî
    • aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur. // antoine bret
    • aşkın, siyahla beyaz gibi birbirine zıt bir sürü şekli vardır. // // august strindberg
    • aşkın solgun yüzlü kız kardeşi; merhamettir. // william james
    • aşkın temasında herkes şair olur. // eflatun
    • aşkın tokadı, üzüm gibi tatlıdır. // mısır özdeyişi
    • aşkın uyumadığı, her yerde söylenir. // ülkü tamer
    • aşkın yerini bulunca, asla değiştirmeyin. //
    propertius
    • aşkla korku, sırça ile taşa benzer. // şeyh sadi
    • aşkla nefret,bizim elimizde değildir. // anton çehov
    • aşklar, ovaları kaplamış muazzam ordulara benzer... daha dün,bütün görkemi ile orada iken, bugün ararız, yerinde yeller eser. // montherlant
    • aşksız evlilik, evliliksiz aşkı doğurur. // b.franklin
    • aşksız hayat yüktür. // w.congreve
    • aşkta “pek çok” bile azdır. // beaumarchais
    • aşkta suçun hafifi yoktur. // h.de balzac
    • aşktan tedavi eden bir çok ilaçlar var dır ama iyileştireceği kesin olanı yoktur. //
    la rochefoucauld
    • aşktan kurtulmak, ona tutulmak kadar kolay değildir. // thomas hardy
    • ateşin yaktığından,güneşin hareket ettiğinden, gerçeğin bir yalan olduğundan kuşkulan; fakat benim aşkımdan kuşkulanma. // w.shakespeare
    • ben öyle bir aşka dalmışım ki,evvel ahir gelenlerin aşkı, benim bu aşkımın içinde gark olmuşlardır. // mevlâna
    • bıkkınlık doyma, aşkta kaçınılmaz sondur. // tolstoy
    • bir erkeğin ilk aşkını karşılayacak tek şey, bir kadının son aşkıdır. // h.de balzac
    • bir insanın kendini sevmeye başlaması, ömrü boyunca sürecek bir aşk hikayesinin başlamasıdır. // oscar wilde
    • boşboğazlık yapmayan aşık, aşık değildir. // thomas hardy
    • bu aşk dedikleri alem kemandır, çekilmez meftûni güç işe benzer. // meftûnî
    • bulunmaz aşkın ilacı. // karacaoğlan
    • büyük aşka gerçekten çok rastlanır. // la bruyére
    • büyük aşkların ve büyük başarıların büyük riskler içerdiğini unutma. // zsa zsa gabor
    • büyük ruhlar ve büyük işler,aşkla uzlaşmaz. // // bailey
    • büyük ruhları aşk, büsbütün büyütür. // schiller
    • çekingen aşık, kıskanç bir koca olur. // o.goldsmith
    • dertsiz aşk, tam aşk değildir. // f.attar
    • dünyada aşkın, aşıkları şair yapmadığı hiçbir yer yoktur. // voltaire
    • en sürekli aşk, karşılığı olmayan aşktır. // s.maugham
    • en tatlı sevinç,en kötü acı; aşktır. // bailey
    • erkek barut, kadın ateşse, aşka da körük denilebilir. // cenap şahabettin
    • erkekler aşka aşık olarak başlar, kadınlara aşık olarak bitirirler. kadınlar da erkeklere aşık olarak başlar, aşka aşık olarak bitirirler. // remi de gourmont
    • erkekler her zaman bir kadının ilk aşkı olmak isterler,kadınların hoşlarına giden ise bir erkeğin son aşkı olmaktır. // oscar wilde
    • eski aşklar yanmış, sönmüş kömür gibi gayet kolay alev alır. // kolombiya özdeyişi
    • ey aşk! bütün öteki zevkler, senin acıların kadar değerli değil. // charleval
    • ey aşk! güzel ve kısasın. // schiller
    • farkı yoktur aşıkların sağırdan. // neyzen tevfik
    • fazla yüz bulan,her dediğini yaptıran aşk, bezginlik verir. iyi bir yemeği fazla kaçırmanın,mideyi bozduğu gibi. // ovidius
    • gerçek aşk çok nadirdir, ama gerçek dostluk derecesinde değildir. // la rochefoucauld
    • gerçek aşk; herkesin konuştuğu, pek azının gördüğü hayaletlere benzer. // w.james
    • gerçek aşk, ıstırap çeker ve sessizdir. // oscar wilde
    • gerçek aşk, karşılık olarak hiçbir şey beklemediğin yerde başlar. // s.exupery
    • gerçek aşk, sessizce gelir. flamayla ya da yanar döner ışıklarla değil. çanların çaldığını duyuyorsanız kulaklarınızı kontrol edin. // erich segal
    • gerçek aşk, tıpkı cinler,periler gibidir; bahsini herkes eder ama gözüyle görmüş olan pek azdı. // la rochefoucauld
    • gerçek aşkın vasfı, tatlı acılıktır. // f.novalis
    • gerçek aşkta ne vefâ vardır,ne cefâ... // mevlâna



    • hakikaten aşık olduğumuz mahlûkun, ihtiyarladığına inanmayız! çünkü, aşk daima gençtir. // cenap şahabettin
    • haysiyetli bir adam, deli gibi aşık olabilir ama; ahmak gibi aşık olması yakışık almaz. // la rochefoucauld
    • her şey aşka boyun eğer. // anton çehov
    • her şey maşuktur,aşık bir perdedir. yaşayan maşuktur, aşk bir ölüdür. // mevlâna
    • hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça, gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz. // mark twain
    • içinde yaşadığı kalbe göre aşk; altın, gümüş yahut tenekedir. // cenap şahabettin
    • iki çeşit aşk vardır; hükmeden aşk, köleleştiren aşk. // h.de balzac
    • ilk aşk,ihtilalden farksızdır; hiç değişiklik olmadan sürüp giden hayat, bir anda darmadağın oluverir. // turgenyev
    • ilk aşkımız, biraz sersemlikle bir hayli meraktan ibarettir. // g.b.shaw
    • ilk sevgilerinde kadınlar,aşıklarını severler, ötekilerde ise sevdikleri aşktır. //
    la rochefoucauld
    • insan kalbindeki gerçek aşk, dört nala giden bir attır,ne dizginden anlar, ne ses dinler. // konfüçyus
    • insan; ölmeden önce asker olabildiği gibi, görmeden de aşık olabilir. // e.arnold
    • insanı aşkın güzellikleri yaşatır. // moliére
    • insanı cin çarpması sar’a, güzelin çarpması aşktır. // i.hakkı bıçakçızade
    • insanlarda aşk, büyük bir tekamülün mahsulüdür. // // akil muhtar özden
    • insanoğlu sevildiğini sandığı için aşık olur. // emile alain
    • istek,hareket/genişleme,yön veren tezlere, bilgelik eklendiğinde; aşk olur. // jacob boehme
    • kadınlarda aşk, ancak engellerle coşan yakıcı bir değişik hevestir. // george sand
    • kimi aşık görürsen, onu maşuk bil. zira o aşka nispetle hem aşktır,hem maşuktur. // mevlâna
    • kulübede aşk, gençlerin kuru bir hayalidir. // s.maugham
    • mevcut bir aşkı,uzun zaman gizleyecek ya da bulunmadığı yerde onu var gibi gösterecek güçte bir peçe yoktur. // la rochefoucauld
    • pek çok kişi,aşktan söz edildiğini işitmeselerdi, onun ne olduğunu hiç bilmeyeceklerdi. // la rochefoucauld
    • sevdiğiniz zaman aşk o kadar büyüktür ki, bir bütün olarak içimize sığmaz sevdiğimiz insana doğru yayılır. // marcel proust
    • seyredenin gönlünde aşk olmadı mı, bütün tabiat pek zavallı bir manzara gösterir; o zaman güneş sadece bilmem ne kadar fersah kutrunda bir yıldızdır. ağaçlar yakıp ısınmaya yarar, çiçekler bilmem hangi unsurlarına göre tasnif edilirler, su da akıtıcı, ısıtıcı bir nesnedir. // heinrich heine
    • sonsuz bir aşk bulmak,tam bir dost olmaktan daha kolaydır. // la bruyére
    • sular ıslatamaz aşkı, seller alamaz. // incil
    • tatmin edilmiş aşk, alevi sönmüş dumana benzer. // r.necdet kestelli
    • temiz ve berrak aşk, ruhtaki bütün korkuları filtre eder. // r.necdet kestelli
    • var olduğunda yok, yok olduğunda var olan şey ; aşktır. // erol anar
    • yeni bir aşk, yeni bir dert demektir. // h.de balzac
    • yıldız kümelerini ilk keşfedip ad veren, aşıklardır. // ingeborg bachman
    • yüz kişini içinde aşık, gökte yıldızlar arasında parlayan ay gibi belli olur. // mevlâna







    ata

    • atalarımız çok iyi insanlardı; ama onların ününden faydalanmak istemem. öyle sanıyorum, bunu onlarda istemezdi. // sharidan
    atalarımızı değiştiremezsiniz, fakat çocuklarınızla ilgili bir şeyler yapabilirsiniz. // // w. izzard
    ataların dindarlığı ile kurtulacağını zannedenler; babalarının yemesiyle kendi karınlarının doyacağını,onların içmesiyle susuzluklarının geçeceğini, okumasıyla bilgisi artacağını sananlara benzerler. // imam gazali
    atalarından başka övünecek şeyi olmayan adam, patatese benzer, çünkü kendine ait biricik varlığı, toprağın altındadır. // brooks akınson
    • büyüğün tespit ettiği, yanlış da olsa doğrudur. // p.syrus
    büyükannenize, yumurta içmeyi öğretmeyiniz. // amerikan özdeyişi
    • büyükler, omuzlarımızda taşıdığımız için büyüktür; fırlatıp atınca, sürünmeye başlarlar. // montandré
    • büyükler neden büyüktür, bilir misiniz? biz, dizlerimizin üzerine çökmüşüz de ondan, artık kalkalım. // stirner
    büyüklere çok sokulmak ihtiyacını, ancak küçükler hisseder. // cenap şahabettin
    • büyüklere yaklaştıkça,bizler gibi birer insan olduklarını görürüz. onlar uşaklarına büyük görünürler ancak. // la bruyére
    • büyüklerle küçükler arasında ki ilişki, rüzgarla otlar arasında ki ilişkiye benzer. rüzgar esince otlar eğilir. // konfüçyus
    • toy at olunca at dinlenir, çocuk adam olunca ata dinlenir. // kaşgarlı mahmut

    ateş

    • allah teâlü’den gafil olmak, ateşten olmaktan beterdir. // cüneyd-i bağdadi
    • ateş altını, yoksulluk (musibet) cesur insanları dener. // // seneca
    • ateş bir şey yakmadan, geniş bir alanda parlamaz. // // p.syrus
    ateş dumansız, delikanlı günahsız olmaz. //
    kaşgarlı mahmud
    • ateş iyi bir köle, kötü bir efendidir. // portekiz özdeyişi
    • ateş kenarı, kış gününün lâlezarıdır. // enderunlu vasıf
    • ateş vapurunu icat edenler, yelken açıp yelin kadrini ne bilsin. // seyrani
    • ateşi maşa ile değil çıplak elle tuttuğunda, ancak algılayabilme imkanı doğar. // // a.f.y.
    • ateşi söndürüp koru bırakmak, engereği öldürüp yavrusunu alıkoymak, akıllıların işi değildir. // şeyh sadi
    • ateşin söylemeye çekindiğini,söyle. // rene char
    • ateşin üstüne bir iki damla su serpersen, ateş eskisinden daha parlak yanar. // // o.goldsmith
    • ateşsiz duman olmaz. // plautus
    • ateşten insana serinlik gelir mi hiç? // firdevsi
    • çabucak koca bir ateş yakmak isteyenler, cılız samanları tutuştur makla işe başlarlar. // w.shakespeare
    • herkes ateşini buradan götürür. öteki dünyada ateş, nar olmaz. // karacaoğlan
    • ibrahim’ler nemrud’lardan korkmazlar; hem öd ağacının ayarı ateşte belli olur. // m.ikbal
    • padişah kızınca yakıcı bir ateş olur, ateşe yaklaşma ki yanmayasın. // nasır-ı hüsrev
    • pervanenin işi, odları yanmaktır. // kul mustafa

    av-avcı

    • aslanlar kendi tarihlerini yazmadığı sürece, avcı hikayeleri her zaman avcıyı yüceltecektir. // afrika özdeyişi

    • avcı,avının ne olacağını bilebilir mi? tavşan mı,kurt mu? kaz mı,tilki mi? // resul hamzatov
    • avcı çoğu zaman hayvanların dostudur; ama avcı iyi nişancı ise, keklikler bu sevgiye güvenmemelidir. // emile alain
    • avcı, kısmetini avlar. // ali suad
    • avcı nice âl (tuzak,hile) bilirse, ayı da onca yol bilir. // // kaşgarlı mahmud
    • avcı olana, tek söz yeter. // henry kissinger
    • avcının dönüşünü bekleyenler, önce onun köpeğini görürler. // resul hamzatov
    • hiçbir ferdi hatta her topluluğu, hoşlandığı yem ile avlarlar. // h.rahmi gürpınar
    • kuru pantolon ile balık tutulmaz. // cervantes
    • şahin, ölü sülün avlamaz. // m.ikbal
    • tazılar kendileri koşar ama efendileri için avlar. // w.shakespeare
    • usta avcılar, acemi yavrulara musallat olurlar. // mahmut yesari

    ayak-ayakkabı

    • ağzım balık yesin ama ayağım suya değmesin isteriz. // ingiliz özdeyişi
    • ayakkabılarım olmadığı için üzülürdüm, ta ki sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar. // anatole france
    • aciz kimsenin beline kuvvetli yumruğunu vurma, olur ki bir gün onun ayağına düşersin. // // halil cibran
    • aczini ayaklar altına alan insan, yükselir. //
    // hölderlin
    • başsız ayakların, yolu bitmez. // ali suad
    • bazı insanların hayatımıza girmeleri ile çıkmaları bir olur. bazıları ise uzun bir süre kalır ve yüreğimizde ayak izlerimizi bırakır. ve biz de hiçbir zaman aynı kişi kalmayız. // w.raleigh
    • ben kendi ayakkabımın, vurduğu yeri bilirim. // // cervantes
    • bir ayakkabıcı; başka bir şey yapması nı bilmediği için, iyi ayakkabı yapar. // emerson
    • bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi makoseninin içine bak. // kızılderili özdeyişi
    • birini yargılamak istediğin zaman, önce gökte üç ay değişene dek,onun ayakkabılarıyla yürümelisin. // kızılderili özdeyişi
    • cesurun ayakları dayanmak, korkağın ayakları kaçmak için yaratılmıştır. // hz.ali
    • çarpık ayakkabılar, çarpık ayağa uyar. // mevlâna
    • çıplak ayaklı olmak, ayaksız olmaktan çok daha iyidir. // g.herbert
    • eğer bir kişi arkadaşlarına ayak uyduramıyorsa, belki de arkadaşları buna değmiyordur. // henry katzenjammer
    • sizden birinizin ayakkabı bağı koptuğu zaman, bunu düzeltmedikçe, diğer ayakkabıyla yürümesin. // hz.muhammed
    • tavus kuşuna haddini bildiren, ayaklarıdır. // montaigné

    aydınlık-karanlık

    aydın ışık taşır, sahte aydınsa karanlık. // m.selahattin şimşek
    aydınlanma, insanın aklını kendisinin kullanmaya başlamasıdır. // immenuel kant
    aydınların karanlığıdır, halkı ağlatan. // talat sait halman
    aydınlığı, içinde taşımaya bak. işte, o zaman karanlıkta bile yolunu bulabilirsin. // w.blake
    • ben yanmazsam, sen yanmazsan, o yanmazsa, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa? // nazım hikmet
    • bütün karanlıklar, aynı siyahtan dokunmuştur. // m.selahattin şimşek
    canım karanlık! en utangaç aşığın dilini açar. // choderlos de laclos


    • daha iyi bir dünyanın kurulmasına çalışılırken, tanrı kavramından yararlanmaya inanmıyorum. bunun, çağdaş bir aydının davranışları ile bağdaşabileceğini sanmıyorum. // a.einstein
    • devrin karanlığına, inandığını yaşayan insanların aydınlığı gerek. // semih ovat
    • eğer dünya açık, aydınlık olsaydı; sanat olmazdı. // albert camus
    • en karanlık an, şafak sökmeden önce ki andır. // // paulo gohelho
    • en karanlık anımızda, yüreğimiz tazelenir ve devam etmek ve dayanmak için güç bulur. // heart warrior chosa
    • evrenin tüm karanlığı, tek mum ışığını bile köreltemez. // brachovel
    • ey beyaz adam,bize ışığı vaat ettin ama kendi karanlığını getirdin. // afrika özdeyişi
    • karanlığa karşı tavır almak iyidir; ondan daha iyisi de karanlığa sövüp sayma yerine, küçük dahi olsa bir mum yakmaktır. // fettullah gülen
    • karanlığımızın nedenleri, aydınlardır. // m.selahattin şimşek
    • karanlığına söveceğine, kalk bir mum yak. // konfüçyus
    • karanlık, ışığın sermayesi olamaz. // ali suad
    • karanlık kabirde bir gün yalnız kalacağın, hiç aklına gelmez mi? // yunus emre
    • karanlık olmasaydı, ışığın kadrini kim bilirdi? // // yalnız adam
    • karanlıktan korkan çocuğu,pekala ba ğışlayabilirsiniz. gerçek trajedi, aydın larımızın aydınlıktan korkmasıdır. // eflatun
    • tanrı’nın yarattığı şeyler içinde; insan kalbi en çok ışık saçanı, ne yazık ki en çok da karanlık vardır. // victor hugo
    • yarı aydınlar, bilgisizlerden daha tehlikelidirler. // // l.glein





    ayna

    ancak gerçeğe erenler, “ayna” olabilirler. // ahmed hulûsi
    • ayna ile terazi yalan söyler mi? // mevlâna
    • ayna kendilerine güvenmeyen kadın içindir. // plautus
    • aynanın dostluğu elli yaşına kadardır, ondan sonra hep aleyhinize çalışır. // r.necdet evrimer
    • aynaya bakacağına, üstündeki elbiselere bak. // baraccio
    • aynaya baktığın zaman yüzün kızarmasın. // g.gardony
    • aynaya değil, aynada görünene bak. // m.rasim mutlu
    • aynaya pek az bakan, kusurlarını pek az görür. // cenap şahabettin
    • eğer suratın çarpıksa, aynayı suçlamanın hiçbir zararı yoktur. // n.gogol
    • en iyi ayna, eski bir dosttur. // george herbert
    • hangi yaşta,ne halde olursa olsun ayna; kadına teselli veren sözler söyler. kendisini aynada tamamıyla çirkin veya geçmiş gören kadın var mıdır? // // r.halid karay
    • hiçbir güzel kadın yoktur ki, aynasının karşısında sırıtıp durmasın. // w.shakespeare
    • iyi dostu olanın, aynaya ihtiyacı yoktur. // malava
    • kendimi yalnız bırakmamak için, bütün gece aynanın karşısında oturdum. // cesare pavese
    • kendini görmek mi istiyorsun? aynada ki dışına değil, içinde aynalara bak!.. // ali suad
    • tek ayna icat edilmemiştir ki, kadına “sen de iş kalmadı” desin. // r.halid karay







    ayrılık

    ayrılığı ölüm ile tartarlar, elli dirhem fazla gelir ayrılık. // // nevşehirli yahya
    ayrılığın safasından, birliğin kaderi daha hayırlıdır. // yahya bin muaz
    ayrılık aşkı keskinleştirir, beraberlik güçlendirir. // thomas fuller
    • ayrılık bile ağlardı,ayrılığı tanısaydı. utanırdı felek ettiğinden, aşkı tanısaydı. // a.hikmet müftüoğlu
    • ayrılık, hakiki dostlar için bir mihenk taşıdır. // // la cordaire
    • ayrılık, hayranlığı artırır. // diderot
    • ayrılık içinde,insanın gözünü açıp kapayıncaya kadar geçen zaman yıl gibi gelir. // mevlâna
    • ayrılık küçük ihtirasları unutturur, büyükleri güçlendirir. // napoleon
    • ayrılık rüzgar gibidir,küçük aşkları söndürür, büyük aşkları alevlendirir. // joseph breuer
    • ayrılık sevdanın merhemi olduğu gibi, öfkeyi de,kini de azaltır. // gülten akın
    • ayrılık, tatmin edilmeyen aşkı artırır. // r.browning
    • ayrılmanın gökte ki yıldızlar kadar çeşidi vardır. // w.shakespeare
    • birkaç gün hicran dağıyla tek kal, ayrılıktan sonra hoş olur vuslat. // nizami
    • bütün ayrılıklardan gelen feryatlar, aşk-ı bekaâdan gelen ağlamaların tercümanlarıdır. // b.said-i nursî
    • çeken bilir, ayrılığın derdinden. // karacaoğlan
    • dünyayı gezdim dolaştım, ayrılık gibi dert olmaz. // aşık veysel
    • hayatta sanki evimizden değil de,bir handan ayrılıyormuş gibi ayrılıyorum. // cicero
    • her gün birbirini görmenin tadı başka, ayrılıp kavuşmanın tadı başkadır. // montaigné

    • herkes bir şeyler bekliyor, fakat herkesi de bir şey bekliyor; veda!.. // ali suad
    • iftirak (ayrılık), her şiir-i muhabbetin son mısraıdır. // cenap şahabettin
    • insanlar her ne kadar sonbaharı ayrılık mevsimi kabul etmişlerse de, kader de ayrılık varsa sonbaharı beklemez. // terentius
    • sevdiğimiz,yanımızdan ayırmak istedi ğimiz hiçbir şey yok ki, bir gün gelip ya onlar bizden,ya biz onlardan ayrılmayalım. // // budha
    • visal erkekler için aşkın son sahifesi, kadınlar için mukaddimesidir. // r.necdet evrimer
    • visal, sevgiyi öldürür. // m.ikbal

    bağımsızlık

    • birçok yönetici için bağımsızlık, anarşinin bir adım öncesidir. // wheatley
    • hiçbirimiz başkaları ile olan ilişkilerimizden bağımsız olarak var olamayız. // wheatley
    • yaratanın iadesine teslimiyet, insanların iradelerine karşı bağımsızlık demektir. // aliya izzetbegoviç


    bağnazlık

    • bağnazlık; şu ya da bu düşünceye değil, düşünen kişiye,düşünmeye garazdır. // m.şevket esendal
    • her taassupta kaatil bir mahiyet vardır; tarihin taassubu hakikati öldürür; felsefenin taassubu fikri öldürür; dinin taassubu dini öldürür. // cenap şahabettin
    • taassubun her türlüsü çirkindir, hatta taassuba karşı taassup bile. // cenap şahabettin

    bal

    • bal,arı iğnesinin yarasına değmez. insan kendi pekmeziyle kanaat etsin, daha iyi. // şeyh sadi
    • bal, eşeğin ağzı için değildir. // cervantes
    • bal, her ağızda tatlıdır. // mevlâna
    • bal mumundan kanatlara sahip oldu ğunuz müddetçe, güneşten uzaklaşınız. // epiktetos
    • bal tutanın parmakları yapışkan olur. // h.de balzac
    • bal yiyen, arısından gocunmaz. // mevlâna
    • bala şeker dökülmez. // yalnız adam
    • baldız kelimesinin başında ki “bal” birçok evlerin ağız tadını kaçırmıştır. // r.halit karay
    • balın varsa, sineğin bol olur. // cervantes
    • dız dız eden her sineğin, balı olmaz. // aşık veysel


    • dünyaya gelenler bir damla bal için, bir çuval keçiboynuzu çiğnemeye hazır olsunlar. // yalnız adam
    • en tatlı balın bile fazlasının tadı bıkkınlık verir. // w.shakespeare
    • kovanda ki balı, tek bir arı mı yapar? // thomas hood
    • tatlı bal, en keskin zehiri gizler. // ovidius

    banka-banker-borsa

    • banka hesapları, ordulara karşı koymaktan daha tehlikelidir. // t.jefferson
    • banker; size güzel havalarda bir şemsiye verip, yağmurlu bir gün geri alan adamdır. // wordworst
    • bir memlekette karaborsadan mal alan insanlar bulundukça, karaborsa da vardır. // attlee
    • borsa, kahvehaneye benzer. kaza nan, her zaman kahvecidir. // ismail ergün
    • borsa, kapitalist ekonominin kalbinin attığı yerdir. // // pollock
    • iyi borsacı,endeks hakkında yaptığı tahminin tutmadığını en iyi açıklayan kişidir. // // g.büncher
    • tasarruf, geciktirilmiş harcamadır. // jim rohn

    barış

    • barış bile büyük ücretlerle satın alınır. // b.franklin
    • barış, her şeyi hazmeden mutluluktur. // victor hugo
    • barış, inanılan bir şeyin savaşıdır. // marcel proust
    • barış,insandan yana olan tüm çabaların, tüm üretimin,yaşama sanatını da içermek üzere tüm sanatların temelidir. // bertold brecht
    • barış tacı, saltanat tacıyla kıyaslanamayacak kadar güzel ve değerlidir. // epicure


    • barışı korumanın en iyi yolu, savaşa hazır olmaktır. // g.washington
    • barışı sevin, kini ve kavgayı bir tarafa atın. çünkü bunlar bütün kötülüklerin anasıdır. // a.tscherming
    • barışta ki asker, yazda ki ocağa benzer. // william cecil
    • barışta oğullar babalarını, savaşta babalar oğullarını gömer. // krezüs
    • biz gençlikte, barış içinde yaşayalım diye savaş yaparız. // aristotales
    • dünyada barışı sağlamak isterseniz, politikacıları öldürün. elverir, halklar birbirleriyle anlaşır. // g.bernard shaw
    • en kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir. // cicero
    • fazla uzun bir barışın dertlerini çekiyoruz; lüks, kılıçtan beter eziyor bizi. // latin özdeyişi
    • güçlü ve barış tanımayan komşular arasında barış; tehlikeli bir hayaldir. // tacitus
    • harbi takip eden bir barış, çok kere yeni bir savaşın kaynağıdır. // r.necdet kestelli
    • müstakimin yeri olsaydı eğer dünyada, servler böyle mekabirde hiram etmez idi. // irfan
    • sulh; istendiği zaman bir bahane ile kırılan şişedir. // i.hakkı bıçakçızade

    basitlik

    • basit adam, karmaşık adamdan daha korku vericidir. // dostoyevski
    • basit bir adamın elinden geleni yapmaya çalışması, zeki bir adamın tembelliğinden iyidir. // g.gracian
    • basit düşünceli bir adam, her şeyi suçlamaktan zevk alır. // la rochefoucauld
    • basit insanlar genellikle, kendilerinin anlama yeteneklerinin üstüne çıkan her şeyi kınarlar. // la rochefoucauld


    • basit kişilerin basitliğine, kendilerini bilemeyişleri vesile olmuştur. // mustafa güngör
    • her şey olabildiğince basitleştirilmeli, ancak daha basite de indirilmemelidir. // a.einstein

    baş-kafa

    • ayaklar çamurda olduktan sonra, başın göklere yükselmesi hiçbir işe yaramaz. // b. toprak
    • bana harita göstermeyin; benim kafamın içinde dünyanın haritası duruyordu zaten. // h.fielding
    • başını semaya çarpmaktan bermutad cüceler korkar. // cenap şahabettin
    • başlarınız, düşünceler yön değiştirebilsin diye yuvarlaktır. // francis picabia
    • berber salonlarında geçen sohbetler, kafaların saçlardan dolayı var olduğunun çürütülmez kanıtlarıdır. // karl kraus
    • bilgiç kafa, bol serseme boyun kırar. // w.shakespeare
    • bir devlet adamının kalbi, kafasının içinde olmalıdır. // napoleon
    • bir vücudun en ağır yükü, bastığı yeri bilmeyen başıdır. // mektupçu agah
    • boş bir kafa, şeytanın çalışma odasıdır. // s.smiles
    • boş bir kalbi, boş bir kafa taşıyabilir ancak. //
    m.selahattin şimşek
    • eğer bir kadının kafası bozulursa, yemek yer ya da alışverişe çıkar; oysa aynı durumda bir erkek, komşu ülkeye saldırır. // elayne boosler
    • el, ayağın çalışmasından hoşnut değilse, sorumlu baştır. // nizami
    • ferdin hür ve araştırıcı kafası dünyanın en değerli şeyidir. değer dediğimiz şey, bir adamın tek başına düşünen kafasındadır. // h.de balzac
    • fikir olmayan kafada, küfür olur. // neyzen tevfik



    • hiçbir merdiven olmasa bile, kendi başının üstünde tırmanmayı öğrenmelisin. // f.nietzsche
    • iki kafa, bir kafadan iyidir. // ingiliz özdeyişi
    • insan kesesini, kafasının içinde boşalttığı takdirde,onu ondan kimse çalamaz. // b.franklin
    • insan; yirmi yaşında çevresine karşı sertse, kalbinde; elli yaşına geldiği halde sertse, kafasında bir eksiklik var demektir. // b.barére
    • iyi bir kafa, yüz güçlü elden daha iyidir. // thomas fuller
    • kafalar, boş durdukça kalınlaşır. // cenap şahabettin
    • kafanın ıstırabı, gövdenin ıstırabından daha kötüdür. // // p.syrus
    • kafası çalışan kişi, en zayıf düşmanından bile korkar. // seneca
    • kafası mum olan, ateşe yaklaşmaz. // yunan özdeyişi // • kafasına çılgınlık girmemiş dahi yoktur. // aristoteles
    • kafasını kuma gömüp de saklayan devekuşu, aynı zamanda kimliğinin en değerli parçasının, kafası olduğunu anlatır. // k.mansfield
    • kafasızlıklardan başka aralarında hiçbir bağ olmayan insanların temsil ettikleri birlik, büyük bir kuvvet meydana getiremez. // kardinal de richeliev
    • kapalı bir kafa, kapalı bir kafa gibi çabucak havasızlaşır. // a.gultermann
    • kitapları değil, kitapların içindekileri kafanda topla. // // hz.ali
    • ömrümüzün mutluluğu,soylu bir ruhun rahatlığına, doygunluğuna, düzenli bir kafanın kararlı ve güvenli oluşuna bağlıdır. // lamb
    • papazın kafası, kilisenin iane kutusudur. // whipple
    • sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur. // eflâtun

    • sakin kafa ile ders’e, hareketli kafa ile münakaşaya hazırım. // hasan yılmaz
    • yumruk, kafaya tabi olmak zorundadır. // n.fazıl kısakürek

    başarı-başarısızlık

    • a’yı hayatta başarı olarak tanımlayalım. o zaman a= x+y+z. x çalışmaktır,y oyundur, z de çeneyi tutmasını bilmektir. // a.einstein
    • amacınız için yeterince hırsa sahip olmadığınız sürece, başarısızlıklarınız başarınızı erteler. azimli olma alışkanlığı, başarılı olma alışkanlığını getirir. // herbert kaufman
    • başaracağınıza da inansanız, başara mayacağınıza da inansanız haklı çıkarsınız. // henry ford
    • başardığımız her iş bizi kökleştirir, çünkü daha iyisini yapmaya zorlar. // albert camus
    • başarı, aynı yönde sonuna kadar gitmektir. // muhammed bozdağ
    • başarı azim gerektirir; azim ise irade... bazı hedefler; başarısız olmaya da değer... gerçek başarı; başarısız olma korkusunu yenebilmektir. // özdemir asaf
    • başarı, başarısızlığın öteki ucudur. // thomas watson
    • başarı başarısızlıkların olmaması değil, yüksek amaçlarınızın olmasıdır; her savaşı kazanmak değil,sonunda kazanmaktır. // edvin c.bliss
    • başarı, belki insana bir şey öğretmez; fakat başarısızlık çok şey öğretir. // william feather
    • başarı, bilinçli olanları bulur. başarısızlık ise umursamadan ve bilinçsizce yaşayanların peşinden ayrılmaz. // napoleon hill
    • başarı bir işi % 100 katlamak değil, 100 işi % 1 bile olsa ilerletmektir. // kathy
    • başarı bir yolculuktur, yol değil. // ben sweetland


    • başarı, çalışanlarınızla iyi bir iletişim kurmak ve rakiplerinizin üstesinden gelmektir. // ismail ergün
    • başarı, çoğunlukla ötekiler pes ettikten sonra ipe asılıyor olmaktır. // c.templeton
    • başarı, cüretin çocuğudur. // b.disraeli
    • başarı; fikir ve motivasyonun birleşimiyle oluşur. // thomas j.watson
    • başarı, genellikle onun peşinden koşamayacak kadar meşgul insanların olur. // h.d.thoreau
    • başarı, gereken zamanda yapılan iyi yöntemdir. // william e.holler
    • başarı, gün boyu tekrar edilen ufak gayretlerin toplamıdır. // robert collier
    • başarı; hakikatin yolunda samimiyet ve sabırla yürüyenlerin, ereceği sarayın adıdır. // rabelais
    • başarı, her şeyi temizleyen altın yaldızlı alevdir. // emile zola
    • başarı için farkı siz yaratabilirsiniz. bunun için başlamanız gereken ilk nokta, kendinizdir. // donna tyson
    • başarı için ilk şart; gelişmedir. // g.campbell
    • başarı istediğini elde etmek, mutluluksa elde ettiğini sevmektir. // james brown
    • başarı kazanmak için,bizi insanlara sevdirecek niteliklere ve kendimizi korkutacak hatalara ihtiyacımız vardır. //
    joseph joubert
    • başarı,kuvvetli olana gülümser, başarısızlık zayıflara çullanır. // oscar wilde
    • başarı, sahip olduğumuz yeteneklerle nereye kadar çıkabildiğinde ölçülür. // kleist
    • başarı, sıkı çalışma ve iyi dinlenmenin birleşimidir. // richard m.nixon
    • başarı, sıkı çalışmayla üstesinden gelinmiş başarısızlıktır. // jimmy lyons
    • başarı size gelmez, siz ona gideceksiniz. // sang h.kim
    • başarı tatlıdır ama, çoğunlukla ter kokar. // phillip massinger
    • başarı, yalnız sözlüklerde “çalışmadan” önce gelir. // jim rohn
    • başarı yolun sonu değil, yokluğun kendisidir. // // cemil meriç
    • başarılarımız, yaptığımız kötü hareketlerden daha çok düşman kazandırır. // thomas jefferson
    • başarılarımızı gizlemek, en büyük başarıdır. //
    la rochefoucauld
    • başarılı bir iş gördüğünüz yerde, bir zamanlar cesur kararlar almış birisi yapmıştır. // // peter drucker
    • başarılı bir takımın pek çok elleri, ama bir tek beyni vardır. // bill bethel
    • başarılı birinin arkasında, daima başarılı başka insanlar vardır. // çin özdeyişi
    • başarılı insanlar, başarılmayacak sanılan şeylerin başarılacağına inananlardır. // alfred de vigny
    • başarılı insanlar,sürekli uğraş içindedirler. hata yaparlar ama vazgeçmezler. // conrad hilton
    • başarılı olmayanla, hiç kimse meşgul olamaz. // // h.de balzac
    • başarılı ve mutlu karı koca ilişkisinin temelinde; gözlem,söylem ve eylem birliği yatar. // // d.szabo
    • başarının başı, başarısız olma korkusunu yenmektir. // chamfort
    • başarının büyük sırrı, beklemesini bilmektir. // // a.prevost
    • başarının dört ilkesi; kılık, cerbezelik, uysallık, insanlık. // i.hakkı baltacıoğlu
    • başarının gerçek olup olmadığını anlamak için, karşılığında neler verdiğine bak. // shelley
    • başarının gerçek ölçüsü; nelere sahip olduğun değil, nelerden vazgeçebileceğidir. // g.hauptmann
    • başarının koşulları; bilmek istemek, cüret etmek ve susmaktır. // axel munthe
    • başarının sırrı, detayda gizlidir. // robb e.dalton
    • başarının sırrı, ısrarla istemektir. // b.disraeli
    • başarının üç öğesi; yetenek, hırs ve iyi bir tatil. // charles luckman
    • başarının yüzde sekseni, kendini göstermektir. // // woody allen
    • başarınızın % 5’i yapmayı bilmekten, % 95’ide yapabilmekten oluşur. // fransız özdeyişi
    • başarısız olma özgürlüğü olmadığında, hiçbir özgürlükten söz edilemez. // // eric hofer
    • başarısız olmamızda payı olan kırk milyon neden olabilir, ama bir tane bile bahane yoktur. // r.kipling
    • başarısızlığa uğrayan evlilik değil, evlenen insanlardır. // h.e.fosdich
    • başarısızlığın formülü, herkesi mutlu etmeye çalışmaktır. // herbert b.swope
    • başarısızlık, başarıdan daha çok şey öğretir. // çin özdeyişi
    • başarısızlık, başarının tohumudur. // ishikawa
    • başarısızlık, daha zekice başlama fırsatından başka bir şey değildir. // henry ford
    • başarısızlık diye bir şey yoktur, sadece sonuçlar vardır. // robbins
    • başarısızlık ve felaketlere rağmen, hayata karşı güvenlerini sonuna kadar saklayabilen iyimser insanlar, daha çok iyi bir anne tarafından büyütülmüş olanlardır. // andré maurois
    • başarısızlık yapmamak değil, yapamayacağını sanmaktır. // muhammed bozdağ
    • başarısızlık, yol göstericidir. iyi düşünen bir insan, başarısızlılarından çok fazla şey öğrenebilir. // john dewey
    • başarısızlıklar, kuvvetlilere daha da kuvvet verir. // // saint-exupéry

    • başarıya çıkan bir asansör yoktur, merdivenleri kullanmanız gerekiyor. // g.h.superguen
    • başarıya giden yolda, önce başarısızlığı sollamalısınız. // mickey rooney
    • başarıya ulaşmak için,kendi aklın yetmiyorsa, karşındakinin aptallığını kullan. // james howell
    • başarıyı en kötü şekilde kullanmak, onunla övünmektir. // maupassant
    • başarıyı yakalamak için; ya daha iyi bir tuzak kurun, ya da neden yakalayamadığınızı görebilmek için daha büyük bir delik bulun. // edgar a.shoaff
    • başarıyorlar, çünkü başaracaklarını düşünüyorlar. // // vergilius
    • başarmak için atılganlık gerek, işten yılmamalıdır. // // cicero
    • başarmak isteyen tüm gemileri yakmalı ve girdiği yoldan geriye dönüşü imkansız hale getirmelidir. // muhammed bozdağ
    • başarmanın, yapmaktan başka yolu yoktur. // muhammed bozdağ
    • ben bu başarıyı, her toplantıya çeyrek saat erken giderek kazandım. // nelson
    • bir erkek için en büyük başarı, eşini ömür boyu sevebilmektir. // romain gray
    • bir günde ortaya çıkan başarıyı oluşturmak, yirmi yılı alır. // brillant savarin
    • bir insan başarılı olduğuna, yapabildiğine inandı mı, onu hiçbir engel durduramaz. //
    muhammed bozdağ
    • bir insan,bir çok kez başarısızlığa uğrayabilir ama başkalarını suçlamaya başlamadığı sürece, başarısız bir insan değildir. // alphonse karr
    • bir sürü erkek başarısını ilk karısına borçludur. ikinci karısı da başarısına. // jim backus
    • bir oyuncu için başarı, gecikmiş başarısızlık demektir. // graham greene
    • büyük başarılar kişiyi aptallaştırmadı ğı taktirde,kişi alçak gönüllü olur. // emile alain

    • büyük başarıların sahipleri, küçük işleri titizlikle yapabilme sabrını gösteren kişilerdir. // // schiller
    • çoğu insan, başarıyı almak için düşünür. oysa başarı vermekle başlar. // henry ford
    • çok küçük bir başarı, çok büyük bir plandan daha iyidir. // leon duguit
    • ders alınmış başarısızlık, başarı demektir. // m.s.forbes
    • dünyada başarı kazanabilmek için; aptal görünmeli, akıllı olmalıdır. // montesquieu
    • dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır; kendi aklınızdan faydalanmak, başkalarının akılsızlığından faydalanmak. // la bruyeré
    • dünyanın en büyük başarıları, onların imkansız olduğunu anlayacak kadar zeki olmayan kimseler tarafından başarılmıştır. // doug larson
    • dünyanın gördüğü her büyük başarı, önce bir hayaldi. en büyük çınar bir tohumda, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi. // james allen
    • eğer allah istediğimiz her şeyi bize vermiş olsaydı, elimizdeki en büyük mükafatı almış olurdu; işi başarmanın zevki. // frank a.clark
    • eğer hayatınızda hiç başarısızlık yok sa, hiçbir risk almıyorsunuz demektir. // shelley
    • eğer ilk defasında başaramadıysanız, ortalama yaklaşıyorsunuz demektir. // m.h.alderson
    • en büyük başarıları ateşleyenler, kendilerinden önce gelen büyük başarısızlıklardır. // muhammed bozdağ
    • evet, ne yazık ki herkes başaramayacak. işte onlar, başaramayacaklarına inanırlar. // muhammed bozdağ
    • gençliğin parlak lugatında başarısızlık diye bir kelime yoktur. // bulwer lytton
    • hayatımda işi eğlence, eğlenceyi iş olarak kabul ettiğim için başarı kazandım. // aaron burr



    • hayatta başarı kazanmış bir erkek; karısının harcayabildiğinden çok daha fazla kazanan, başarılı bir kadın ise böyle bir erkeği elde edebilendir. // victor cousin
    • hayatta başarısızlığa uğramamış insanlar, hiçbir işe teşebbüs etmeyenlerdir. // e.digost
    • hayattaki başarısızlıkların yarısı, başkalarının başarılarından pay almaya çalışırken gerçekleşir. // j.a.hare
    • her başarılı erkeğin arkasında,onunla gurur duyan bir karısı ve bu işe şaşakalmış bir kayınvalidesi vardır. // brook hayes
    • her başarısızlık,insanlara başarının şanstan başka bir şey olmadığını bir kez daha düşündürür. // elbert hubbard
    • hiç başarı kazanamayanlar için en tatlı şey; başarıdır. // emily dickinson
    • hiç kimse başarı merdivenlerini,elleri cebinde tırmanmamıştır. // s.keth moorhead
    • hiçbir başarı rastlantı değil, yoğun bir çalışmanın mahsulüdür. // a.comte
    • iki türlü başarısızlık vardır; söylenen hiçbir şeyi yapmamak, sadece söyleneni yapmak. // henry van dyke
    • insan ne kadar akıllı olursa olsun; ihtiyatsız mı?...... sonunda mutlaka başarısızlığa uğrar. // gambetta
    • insanlar başarılarından az, başarısız lıklarından çok şey öğrenirler. // arap özdeyişi
    • iyi yaşamış, çok gülmüş ve çok sevmiş olan, hayatta başarılı olmuş bir insandır. // bessie anderson
    • kadınların erkekler kadar başarılı olmamalarının en temel nedeni, kadınların karılarının olmamasıdır. // m.nichalson
    • kim iyi yaşamış,bol bol gülmüş ve çok sevmişse, başarıyı yakalamış demektir. // b.a.stanley
    • kimse başarı kadar, başarı kazanamaz. // a.dumas fils



    • küçük avantajların peşinden koşar ken, büyük başarılardan olabilirsiniz. // konfüçyus
    • muvaffakiyet; en müessir leke sabunudur. //
    cenap şahabettin
    • nasıl söz sözü açarsa, başarı da başarıyı doğurur. // // goethe
    • o işin başarılmasının imkansız olduğunu bilmedikleri için başardılar. // mark twain
    • sadece bir başarı vardır; hayatı istediğin gibi yaşayabilmek. // christopher morley
    • size başarının değil ama başarısızlığın formülünü verebilirim; herkese hoş görünmeye çalışın. // bill cosby
    • şunu sakın aklınızdan çıkarmayın; hiçbir başarı ve hiçbir başarısızlık, yapılanların sonuncusu olmayacaktır. // rober babson
    • tez elde edilen başarı, insanı kararsız ve maceraperest yapar. // f.bacon
    • topluluk kiliseden “ne güzel bir vaaz” diye çıkarsa, papaz başarısızlığa uğra mış demektir. topluluğun “bir şey yapmayalım” diye çıkması gerekir. // francis de sales
    • “üç kere başarısız oldum” ve “ben başarısızım” demek arasında ki farka dikkat etmelisiniz. // s.ı.hayakawa

    başlamak

    • başlamak, bütünün yarısıdır. // eflatun
    • başlamak, yarı bitirmektir. // horatius
    • başlangıcı olan bir şey, nasıl olsa biter. // quintilian
    • başlangıç, sonuçların tecelli yeridir. kimin başlangıcı allah ile olursa, sonu da onunla olur. // ataullah iskenderi
    • başlayan, yarısını başarmış demektir. // horace mann
    • her şeye baştan başlamak sizin için kötü değildir, tam tersine bir olanaktır. // george m.adams
    • her şeyin başlangıcı, küçüktür. // cicero


    • her şeyin en mühim noktası, başlangıcıdır. // eflâtun
    • her başlangıç, zordur. // alman özdeyişi
    • iyi başlamak, yarı yarıya bitirmek demektir. // ingiliz özdeyişi
    • iyi bir başlangıç, iyi bir son getirir. // ingiliz özdeyişi
    • iyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir. // andré gide
    • nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, başlayamazsınız. // g.s.patton
    • voltaire nasıl bir dünyanın sonuysa, rousseau da dünyanın bir başlangıcıdır. // goethe
    • ya başlamamalı, ya bitirmeli. // ovidius

    batı-batıl

    • batı her şeyin aslını bedava alır, sahtesini ise pahalı satar. // selçuk yaşar
    • batılı tasvir, saf zihinleri bulandırır. // b.said-i nursi
    • batıni müşahade, zahirde ki değerlendirmeyle netleşir. // a.f.y.

    bayram

    • bayram, kıyafetlerin riya devridir. // cenap şahabettin
    • bayram (ramazan) orucunu, geceleri ettiği ibadeti,allah’ın kabul ettiği kişiye bayramdır. hangi gün allah’a isyan edilmezse, o gündür bayram. // hz.ali
    • ramazan’a ramazan demeyiniz. ramazan, allah’ın isimlerinden bir isimdir. ramazan’a şehr-i ramazan deyiniz. // hz.muhammed

    beddua-lanet

    • allah’ın laneti; rüşvet verene de ala na da,ikisi arasında vasıta olana da.. // hz.muhammed
    • laneti çok yapanlar, kıyamet günü şefaatçi olamazlar, şahitte olamazlar. // hz.muhammed
    • mazlumun bedduasından korkunuz. // hz.ebubekir
    • sahibinin ağzından lanet çıktığı za man bakar,eğer yöneltildiği kimsede kendisine yol bulursa ona gider, aksi halde kendisinden çıktığı kimseye gider. // hz.muhammed
    • sakın ha! yere lanet etmeyin. // hz.ömer

    beğenmek

    • başkalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar. // mevlâna
    • başkasını övmeyenlere, yerenlere, kimseden hoşnut olmayanlara bakın; bunlar kimsenin beğenmediği insanlardır. // la bruyére
    • beğenmediğin bir şeyi, başkasına münasip görme. // nasır-ı hüsrev
    • bildiğim tek sanat şudur; beğenmemek. // lord byron
    • bilgisizliğin en büyüğü, kendini beğenmektir. // // hz.ali
    • bizi beğenenlerin hepsini severiz; ama beğendiklerimizin hepsini sevmeyiz. //
    la rochefoucauld
    • gözün beğendiğini, kalpte beğenir. // çerkes özdeyişi
    • hayatın sırrı şudur; beğendiğinizi yapmayın fakat yaptıklarınızı beğenin. // ingiliz özdeyişi
    • içinde yaşadığı zamanı beğenmemek, aczin en yaygın şeklidir. // cenap şahabettin
    • kendi aklımı beğenmekle, her insanın her gün yaptığını yapmış oluyorum. // montaigné
    • kendini beğenme, insanı geriletir. // heraklietos
    • kendini beğenmekten daha büyük yalnızlık yoktur. // // hz.ali
    • kendilerini beğenenler, başkasının tuzağına aptallar kadar kolay düşerler. // fhorian
    • ne aklını beğenmeyeni gördüm, ne de talihini beğeneni. // cenap şahabettin



    beklemek

    • bekle ve gör. // // h.h.asquit
    • beklemek, ateşten beterdir. // hz.muhammed
    • beklememek, beter beklemeden. // orhan veli kanık
    • beklemesini bilenin her şey ayağına gelir. // h.de balzac
    • beklemeyi bilen her şeyi elde edebilir. // b.disraeli
    • beklemeyi bilmek, başarının sırrıdır. // fransız özdeyişi
    • bekleyebilen için, her şey iyi bir netice verebilir. // // tolstoy
    • bekleyen bulur. // o.h.lawrence
    • cambaz ipine çıkmak yaşamaktır. onun dışında ki her şey beklemektir. // karl wallende
    • gene de bir iştir beklemek. bekleyecek bir şeyi olmamaktır, korkunç olan. // cesare pavese
    • hiçbir şey beklemeyenlere ne mutlu! hiç hayal kırıklığına uğramazlar. // alexander pope
    • insan beklemeyi, umumiyetle artık bekleyecek bir şeyi kalmadığı zaman öğrenir. // voltaire

    bela-musibet

    • allah,musibeti herkesin gücüne göre verir. // h.de balzac
    • asıl musibet ve muzır; musibet,dine gelen musibettir. musibet-i diniyeden her vakit,dergah-ı ilahiyeye iltica edip feryat etmek gerekir. // b.said-i nursî
    • bela ve musibetler inince, sabrın hakikatleri zahir olur. // yahya bin muaz
    • bela,insanın diline bağlıdır. bir kimse bir şeyi “yapmam” dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır. // hz.muhammed
    • belalardan kurtulamayız, fakat hafifletebiliriz; ders olarak... // ali suad
    • belaların en büyüğü; sarhoşluktur. // t.jefferson
    • belanın en tehlikelisi, yüze gülerek gelendir. // imam şarani
    • bir musibete ne kadar önem verirseniz, tesiri o kadar büyük olur. // voltaire
    • bir sürü için, o sürü köpeğinin kurtla arkadaşlık etmesinden daha büyük bir belâ yoktur. // molla câmiî
    • din kardeşine gelen belaya sevinme. sonra allah ona afiyet, sana bela verir. // hz.muhammed
    • her musibette bir elem, her sevinçte bir pişmanlık vardır. // // kendî
    • her şeyin bir afeti ve her nimetin bir musibeti vardır. // hz.osman
    • hiçbir bela yoktur ki, ondan daha baskını olmasın. // hz.ebubekir
    • iki şey ebediyen devam eder; musibetler ve ihtiyaçlar. // hz.osman
    • insandan bela gelmez, hak istemedik çe; hak bela vermez,kul azmadıkça. // mevlâna
    • insanların başına bela ve sıkıntılar, alışmadıkları şeylerden gelir. // mevlâna
    • iyi insanlar bir musibet geçirdikten sonra daha da iyi olurlar. // h.f.amiel
    • kim bir musibete uğrarsa, benim yokluğum sebebiyle maruz kaldığı musibetini hatırlasın; çünkü bu en büyük musibettir. . //
    hz.muhammed
    • meşveret ettiğin kişiden bir şey saklama. zira bir bela başına gelirse, kendi kendine etmiş olursun. // hz.ebubekir
    • musibet saatlerinde hepimiz birer yetim gibiyizdir. // a.paul antoine
    • musibet, yaradılışımızın takviye etmeye yarayan bir tılsımdır. // h.de balzac
    • musibet, zekayı eğitir. // victor hugo
    • musibet-i amme,ekseriyetin hatasına terettüp eder. // // b.said-i nursî
    • musibetin sevaplığına talip olmalığın, musibeti çekmekte iken varsa, zahidsin. . // hz.muhammed
    • musibetler, dergah-ı ilahiye sevk etmek için birer kadeh kamçılarıdır. // b.said-i nursî
    • musibetlere karşı dayanıklı durmak ve yıkılmamak, kahramanlıkların en büyüğüdür. // // fénelon
    • musibetlere tahammül edememek, en büyük musibettir. // // bias
    • musibetlerin iyi bir tarafı varsa; o da bize gerçek dostlarımızın kimler olduğunu öğretmesidir. // h.de balzac

    bencil,bencillik

    • bencil, her yerde yalnızdır. // george sand
    • bencil adam, can sıkıntısından kurtulamaz. // goethe
    • bencil insan, tek başına kalmış meyvesiz bir ağaç gibi kurur gider. // turgenyev
    • bencil kişilerin tek iyi tarafı, başkaları hakkında konuşmamalarıdır. // a.gultermann
    • bencilin hakiki dostu olmadığı gibi, huzuru da yoktur. // r.eşref ünaydın
    • bencilliğin gözü perdelidir. // m.gandhi
    • bencillik, dostluğun zehiridir. // h.de balzac
    • bencillik, insanlığın en büyük lanetidir. // w.e.bladstone
    • bencillikle aşk, kardeş çocuklarıdır. // john keats
    • bir insana kendi iyiliğine çalıştığı için değil, komşusunun iyiliğine çalışmadı ğı için bencil deriz. // r.whately
    • bizim en büyük zaafımız, bencilliğimizdir. // d.szabo
    • dünyadaki insanların en mutlusu, en az bencil olanıdır. // // f.mayer
    • herkese mutlaka bir kusur yakıştıran; ya bir akıl hocası veya kendini beğenmiş bir bencildir. // fethullah gülen
    • insanların kendi ruhlarından mutlaka söküp atmaları gereken iki şey; imansızlık ve bencilliktir. // epiktetos


    • kendi kendiniz için çalışıyorsanız ya bir öncü olursunuz, ya da aç kalırsınız. // j.willard marriot
    • onarılmayı bekleyen anlayışları yıkmak, benim bencilliğimdir. // bishop hall
    • yalnız kendisini düşünen adam, yumurtasını pişirmek için komşusu nun evini yakar. // francis bacon

    ben-benlik

    • bana söylersen unutabilirim, gösterirsen anımsayabilirim. ama beni de katarsan anlarım. // kızılderili özdeyişi
    • bazı kişiler henüz benliklerini bulama dıklarını söylerler ama benlik; insanın bulduğu değil, yarattığı şeydir. // thomas szasz
    • ben, musa’nın zahirinin hocasıyım. // hızır(a.s)
    • ben ruhbaniyetle emrolunmadım. ben kadınlarla evlenirim. uyuduğum gibi uyanık da dururum. oruç tuttu ğum gibi,oruçsuz günlerde geçiririm. kim benim bu tavır ve tarzımdan yüz çevirir ise,o benden değildir. // hz.muhammed
    • benden sonra tufan!... // mme de pompadour
    • beni göründüğüm gibi sanma. // lord byron
    • benlerimiz “ben” liğimiz kadar artsaydı, beyaz insan kalmazdı. // ali suad
    • benliği hor ve hakir kılıp, insanı yükselten aşk ve sevgidir. onsuz bütün beden tamahtan ibarettir. tamah ise alçaltandır. // mevlâna
    • benliğimizin üstün dünyalarına, mutlaka yürüyerek erişilir. // john finley
    • benlik dururken, aheri sevmek kolay değildir. // // a.hamid tarhan
    • benlik;her türlü düşmanlığın, haksızlı ğın, iftiranın,arsızlığın, hırsızlığın, soygunculuğun,zulmün ve kan dökmenin başlangıcıdır. // buda
    • benlik, nefret edilecek bir şeydir. // b.pascal
    • benlik; ruhu tutabilen tek hapishanedir. // henry van dyke

    • benlikten arınmış hisler,insanın en iyi hislerini teşkil eder. benlik,tâbî bir duruma düşmemek için yalnızlığı tercih eder. // la cordaire
    • bütün gördüklerinin bir parçasıyım ben. // tennyson
    • evren ve ben,varoluş içinde birlikte yiz. ben ve nesneler biriz. // chang tzu
    • gürzü kendine vur. benliğini, varlığını kır gitsin. çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer. // mevlâna
    • kendine pay çıkarmayan bir benliğe ulaşabilirseniz; mutluluğu yakalamış, hürriyete kavuşmuş bir işiniz var demektir. // // a.f.y.
    • ne ben’in,ne de ben’e ilişkin kalıcı bir şeyin varlığından söz edilebilir. ben düşüncesini yok etmeli, benlikle kurumlanmak yanılgısını yenmeliyiz. // budha
    • sadece benliğin mahsulü bulunan işler, olgunlaşmaktan ziyade çürüyen meyvelere benzerler. // marie j.guyau

    benzemek

    • başkalarına benzemeye çalışan, kendine benzeyemez. kendine benzemeyen; hiçbir şeye benzemez! herkese en yakışan imza, parmağındadır. // m.selahattin şimşek
    • hiç kimseye benzememek isteyen, bir karikatüre benzer. // cenap şahabettin
    • insan,yaşadığı yere benzer. o yerin suyuna, o yerin toprağına benzer. // edip cansever
    • kimin mantığı zikir, sükûtu fikir,bakışı ibret ise; işte o benim benzerimdir. // hz.isa

    beş duyu-(burun,deri,dil,göz,kulak)

    • ağızda dil nedir, o akıl sahibi? hünerli kimsenin hazine anahtarı değil mi? içerideki cevahirci midir,çerçi midir? kapı kapalı iken kim ne bilecek. // şeyh sadi
    • ah o kötü diller, bir tabancadan daha tehlikelidirler. // a.s.griboyedov
    • aklı kıt olan, dilini tutamaz. // hz.ali
    • aklının dili gönlünün ötesindedir; ahmağın gönlüyse dilinin ötesinde. // hz.ali
    • bakarken iki gözünü aç, evlendikten sonra birini kapat. // jamaika özdeyişi
    • bakmasını bilen göz için karanlık, karanlık değildir. // a.hamdi tanpınar
    • başkaları için ağlayan, gözden olur. // tolstoy
    • başların belası, dillerden gelir. // nizamî
    • baştan çıkarıcı şeytanın dili, ne tatlıdır.
    mikszath
    • bazen dudakların bitiremediği cümleleri, gözler tamamlar. // ahmet h.müftüoğlu
    • ben hataları gören gözleri yok ettim. // mevlâna
    • ben şimdiye kadar, yürek acısına kulaktan şifa verildiğini hiç duymadım. // anton çehov
    • bildirilmesi lâzım olanı söyledim sana, ya faydalanırsın ya da çarpar kulağına. // imam-ı rabbani
    • bir dilin gücü; kendini yabancı olan şeyleri atmakta değil, onları yutup hazmetmekte gösterir. // goethe
    • bir göz hatırı için çok gözler sevilir. // polonya özdeyişi
    • bir erkeğin ölürken kıpırdayan son yeri, kalbidir. bir kadının ölürken, dili. // george chapman
    • bir ulusun tarihi, o ulusun gözlerinden okunur. // thomas gary
    • bütün mesele, ruhları görebilecek gözler edinmektir. // lord byron
    • cenab-ı hakk’ın kaza ve kaderinden sonra, ümmetinin ekserinin ölümleri gözdendir. // hz.muhammed
    • dil; cismi küçük yırtıcı bir aslandır, onu sağlam bağla. // // hz.ali
    • dil, herkesin bir taş eklediği bir yapıdır. // emerson
    • dil ile düğümlenen, diş ile çözülmez. // kaşgarlı mahmut

    • dil kalptekini söyler. // kafkas özdeyişi
    • dil keskin bir kılıçtır, nasıl keseceği bilinmez. söz, döndürmesi kolay olmayan ok gibidir. // şehabeddin ahmed
    • dil sürçeceğine, ayak sürüsün daha iyi. // george herbert
    • dil ucundan gâh olur ki, başlar yiter. // sinan paşa
    • dil, vücut dediğimiz geminin dümenidir. // thomas fuller
    • dil yarası, ok yarasından daha şiddetlidir. // hz.ali
    • dili ve sözü bir olmayan kimsenin, yüz dili bile olsa; o, yine dilsiz sayılır. // mevlâna
    • dilin ağır, gözün çabuk işlesin. // cervantes
    • dilin düşünceden önce hareket etmesin. // chilon
    • dilin müşterisi, kulaktır. // sultan veled
    • dilin salavat getiriyor durmadan ama, mustafa’nın temizliğinden ne haber? // mevlâna
    • dilinizi daima iyi kullanınız. o sizi saadete götürdüğü gibi, felâkete de götürebilir. // hz.ali
    • dizginsiz dil, bela getirir. // aiskhylos
    • doğrusu çok şaşılacak şey, diller ne güzel söylüyor, kalplerde biliyor. fakat ameller ayrı düşüyor. // hasan-ı basri
    • dünyada her şeyin kendine göre bir güzelliği vardır. fakat her göz bunu göremez. // a.hikmet müftüoğlu
    • dünyada yalnız, insan gözleri ağlar. // andrew marvell
    • eğer bir erkek, bir kadının söylediklerine kulak veriyorsa; o kadın güzel bir kadın değildir. // henry haskins
    • en duru gören, yabancıların gözleridir. // reade
    • evlenmeden önce gözlerinizi dört açın, evlendikten sonra yarı yarıya kapayın. //
    portekiz özdeyişi


    • gezerken, gözlerini yanına almayı unutma. // a.b.alcoot
    • göz açıldıkça, ruh perdelenir. // tevfik fikret
    • göz,bazı dimağların penceresi, bazılarının dürbünü ve bazılarının da aynasıdır. //
    cenap şahabettin
    • göz, güzel görmeyi akıldan öğrenir. // ali suad
    • göz, kalbin ayinesidir. // b.said-i nursî
    • göz, kendisinden başka her şeyi görür. // thomas fuller
    • göz, mideden büyüktür. // alman özdeyişi
    • göz öyle bir hassedir ki, ruh bu alemi o pencereden seyreder. // b.said-i nursî
    • göz sevdiğini, gördüğünü yitirebilir. can gözüyse gördüğünü daima görür. // mevlâna
    • göz yumulmakla, kör olunmaz. // m.akif ersoy
    • gözden ırak olan, gönülden de ırak olur. // thomas a.kempis
    • gözdenin, dostu olmaz. // thomas gray
    • göze göz, dişe diş; ele el, ayağa ayak. // incil
    • gözler az gördüğü, kulaklar az duyduğu ölçüde hayâl gücü artar. // stefan zweig
    • gözler, dudakların söylemeye cesaret edemediği şeyleri, açığa vuracak kadar cesurdurlar. // ismail ergün
    • gözler, görmek istediğini görür. // eugene o’neill
    • gözler, insan ruhunun pencereleridir. // du bartas
    • gözler, kulaklardan daha emin tanıklardır. // heraklietos
    • gözler övülünce, geri kalan yerler hiçbir şeye yaramıyor demektir. // lermontov
    • gözler yaşarmadıkça, gönülde gökkuşağı oluşmaz. // j.v.cheney
    • gözlerimizi oymuşlar, şimdi de göremiyoruz diye bizi kınıyorlar. // malcolm x
    • gözlerin en güzelliği, bazen en yalancılarıdır. // // victor hugo
    • gözlerin gördüğü noksanlıkların düzeltilmediği yerlerde, gözlerin görmediği felaketler başlar. // gülten akın
    • gözlerin konuştuğu dil, her yerde aynıdır. // g.herbert
    • gözlerini kamaştıran renkli camları kır da öyle bak ki, gözüne çarpan şeyin ne olduğunu anlayabilesin. // mevlâna
    • gözlerinizden akabilen yaşların acılığı hiçtir; asıl, insanın ruhunda mahpus kalan yaşlar zehirdir. // cenap şahabettin
    • gözü açık kör! her şeye hep aynı bakar ve görüyorum sanır. // ali suad
    • gözü haramdan korumak, ne güzel şehvet perdesidir. // hz.osman
    • gözün zekatı, başkalarının ayıbını görmemektir. // // kenan rıfai
    • gözüne egemen olan, eline de olur. // i.feyhaman duran
    • gözünü dört aç, keçe ile peçe kusur örter. // //
    r.halid karay
    • ha deniz suyunun tuzluluğunu bir damla balla gidermeye kalkmışsın, ha kötüleri tatlı dille yola getirmeye. // bhartrihari
    • hayatta gözünüzü dört açınız ki, ölürken rahat kapayasınız. // alaaddin başar
    • hep eksik ve kötü tarafları gören gözler, iyi ve güzel olanlara kördür. // m.şevket esendal
    • her fert; gözlerini nereye dikiyorsa, nazarını orada otlatıyor demektir. // alaaddin başar
    • her kişinin iki resulü vardır. biri zahir, diğeri batın. zahir dildir, batın gönüldür. dil muhammed’e, gönül cebrail’e benzer. // hacı bektaş-i veli
    • herkesin içinde doğru olana eğri bakan bir göz vardır. // mimar sinan
    • insan çok üzgün olunca, mağlubiyete uğramış kedinin köpeğe saldırması gibi dilini uzatır. // şeyh sadi


    • insan dilini, dişlerinin içinde korumalıdır. // henry fielding
    • insan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır. // şeyh sadi
    • insan, dilinin altında gizlidir. // hz.muhammed
    • insan, dilinin ve arzularının hakimi değildir. // spinoza
    • insan diliyle değil, yaptığı işlerle konuşmalıdır. // stehr
    • insan, ekseriye dilinden belaya girer. // hz.ali
    • insan gözden ibarettir, geri kalan deridir. göz ise dostu görendir. // mevlâna
    • insan, gözleri kapalı olduğu zaman da görebilir. // // c.coolidge
    • insan gözünü açtı,bu diyarı seyretti. kapayınca sorulacak ne gördüğü. yoruma göre kıymet biçilecek. // ali suad
    • insan güzelliğinden hiçbir şey bilmeyen bir kişinin, gözleri yoktur. // li yü
    • insan kalbi bir sandıktır; dudaklar onun kilidi,dil ise anahtarıdır. insana o anahtarı iyi muhafaza etmek düşer. // ibn-i abdülaziz
    • insan kulağına değil, gözüne inanmalıdır. // f.hebbel
    • insana dil yükü, en ağır yüktür. // salburcuoğlu
    • insana kimse gözü gibi lâlalık edemez. // mevlâna
    • insanı maskara eden, dildir; içsiz cevizin hafifliği. // şeyh sadi
    • insanın ancak iki gözü var, fakat görmek için yüz tane lâzım. // theodor storm
    • insanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki, dil onları telaffuz edemez. // kızılderili özdeyişi
    • insanın gözü karanlıkta da iyi görmez, çok parlak ışıkta da... // montaigné
    • insanın kalbi sandık, dudakları kilit, dili anahtar olmalıdır. // hz.ali
    • insanın selameti, dilinin tutmasına bağlıdır. // hz.ali
    • insanlar ile münakaşamda, hakkın be nim ya da onların lisanından çıkması arasında hiçbir fark gözetmedim. // imam-ı şâfiî
    • insanlara ok atmak, dil ile taşlamaktan daha hafiftir. zira dil taşlaması hedefini şaşırmaz. // süryan-i şevki
    • insanoğluna konuşmayı öğrenebilme si için iki yıl, dilini tutmasını öğrenebil mesi için altmış yıl gereklidir. // resul hamzatov
    • kapalı gözler, ruhu seyretmenin en güzel şeklidir. // // victor hugo
    • kasabın birine dediler ki; biliyor musun, dilin kemiği yoktur. kasap; biliyorum, dedi,işte bunun için pahalıya mal olur. // ilhan selçuk
    • kendi dilini tam olarak bilmeyen, başka bir dili de öğrenemez. // g.b.shaw
    • kendisine izin verilmeden önce,kim bir evin köşe bucağı ile gözlerini doldurursa, gerçekten fasık olmuştur. // hz.muhammed
    • kıvılcımsız bir göz, iri bir üzüm tanesinden başka nedir ki? // resul hamzatov
    • kişi, dilinin altında gizlidir. // hz.ali
    • kişinin kıymeti, dilinin altında ve kaleminin ucunda gizlidir. onu söz ve yazı açığa vurur. // ali fuat başgil
    • kulağı yok ki nefsin, nasihati dinlesin. // ali suad
    • kulağın suça, ağır olsun. // p.syrus
    • kulak asmaz davulu dinleyen, elbette köse. // neyzen tevfik
    • kulak bizim için en içsel duyu organımızdır; öyle bir organ ki, mekanı dolduran görüntülerin en gizli titreşimiyle harekete geçer. // carl gustov carus
    • kulak, manayı duymaz. // ali suad
    • kulak, yüreğe giden bir caddedir. // voltaire
    • kullandıkça keskinleşen tek alet, dildir. // w. ırwing
    • kuru kalbe, kuru göz. // victor hugo
    • lisanın sözü, kalbinin özüdür. // hz.ali
    • “mama,cici,atta” deyişimiz görülecek şey. biz sana dilimizi öğretmeye çalı şırken sen bize dilini öğrettin çocuk. // arif nihat asya
    • mavi gözler, “beni sev yoksa, kendimi öldürürüm”,kara gözlerde, “beni sev yoksa, seni öldürürüm” der. // ispanyol özdeyişi
    • nakışta; nakkaşı görmeyen göz, gören göz değildir. // m.rasim mutlu
    • neden iki kulağımıza karşılık, bir dilimiz var; biliyormusun? çok dinleyelim de, az konuşalım diye. // diyojen
    • öğrenilmesi gereken ilk dil; tatlı dildir. // barış manço
    • sağ gözü eylemesin sol göze allah muhtaç. // sümbülzade vehbi
    • satın alırken, kulaklarını değil, gözlerini kullan. // çek özdeyişi
    • sivri bir dil, kullandıkça bilenen keskin kenarlı bir alettir. // w.irwing
    • siz kendinize kendi gözünüzle bakın. niteliğinizi,ötekinin gözünde değil, kendi gözünüzde arayın. // hilmi yavuz
    • şap olur mu şeker? olmaz. fakat şe kerin şap olduğu vakidir; balayı geç tikten sonra,bazen gelin hanımın dili!. // r.halid karay
    • tatlı dil, her kapıyı açan sihirli bir anahtardır. // // montaigné
    • tatlı dili olanların, dostları her gün biraz daha artar. // // hz.ali
    • tatlı dilli ol ki, sevilesin. // hz.ali
    • ya şimdi konuş, ya dilini tut. // incil
    • yalnız dilini hıfza alış; âza-yı saireni allah affeder. // cenap şahabettin
    • yalnız insan gözleri ağlar. // andrew marvell
    • yaşanılan çağın kendi anlamlarından oluşan bir dili vardır ki, her dil ona uymak zorundadır. // // amiel
    • yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan, halka müderris olsa hakikatte asidir. // yunus emre

    beyin

    • beyin fırtınası; düşünmeden önce konuşma eylemidir. // capezio ve morehouse
    • beyinleri şüphe doğuranlar, gönülleri doyuramazlar. // akif cemil
    • beynin size yapacağı en büyük zu lüm, kendisini aktif hale getirmesidir. // a.f.y.
    • beyninize ne yapmak istediğini söyle mezseniz, nasıl yapabileceğinizi sizin için araştırıp size söylemeyecektir. hatta onu yapmanıza izin vermeye cektir. // muhammed bozdağ
    • beyninizin hedefe çözüm bulma çabası; siz uyurken, uyanıkken, dalgınken, bilinçli iken çözüm buluncaya kadar devam eder. // muhammed bozdağ
    • beyninizin sekreterlik hizmetinden faydalanabilmesi için, ona görevini önceden bildirmelisiniz. // muhammed bozdağ
    • bir yöneticinin bilgi edinmesi, iki kaynaktan beslenmektedir; sol beyi nin analizleri ve sağ beyinin sezgileri. // waterman
    • büyük beyinler fikirleri,orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur. // r.hyman rickover
    • çoğu insan, zihninde olduğu kadar mutludur. // a.lincoln
    • dünyada en değer verilmesi gereken şey, insanın özgür ve keşfeden zihnidir. // john steinbeck
    • eğer beynini gereğince kullanamıyor san, tüm organların sana vebaldir. // ahmed hulûsi
    • hafıza, dimağımızın kumbarasıdır. // cenap şahabettin
    • işkence odalarına gerek yok, beynimiz bunun için gayet yeterli. // snelmann
    • kimse uzunun azlığından yakınmaz, belleğinin yetersizliğini ileri sürer. usu çalıştıran, ona gereken gerçekleri sunan; bellektir. // descartes
    • lüzum bilgileri atmak için beynimi sünger gibi sıkabilsem. // b.pfizer

    • tam olarak ne istediğinizi bilmezse niz; beyninizin ne için çalışacağını sanıyorsunuz? // muhammed bozdağ
    • zihin öğrenmesi, zaman olan şeyi silmekte yavaştır. // // seneca
    • zihinlerini ölmüş geçmişte ve doğma mış gelecekte yaşatanlar; şimdiki za manda yaşamaya mahkum olan bedenlerini öldürürler. beden giderse, hayatı da beraberinde götürür. // muhammed bozdağ
    • zihnimiz, kuşların bedenleri gibi hareketli olmalıdır. // muhammed bozdağ
    • zihnin nezaketi, ince şeyler düşünmektir. //
    la rochefoucauld
    • zihninizi başkalarının zihni ile sürtüştürmek ve parlatmak iyidir. // montaigné

    bilge,bilgelik-arif

    • arif isen bir gül yeter kokmaya, cahil isen gir bahçeyi yıkmaya. // la-edri
    • arif olana, bir sinek vızıltısı koyar. // sinan paşa
    • bilge; hoşu değil, iyiyi seçer. // upanishad
    • bilge insan, gıda konusunda,gıdanın bol olmasına değil, lezzetli olmasına önem verdiği gibi, ömründe en uzun olanı değil, en zevkli olanına el atar. // epikuros
    • bilge insan; kendindekini arar, küçük insan; başkalarındakini arar. // konfüçyus
    • bilge, iyi şeylerde bile bir ölçü gözetir. // juvenalis
    • bilge, kendi mutluluğunun ustasıdır. // plautus
    • bilge kişi, her şeye şaşan kişidir. // andré gide
    • bilge olan, tanrı’dan sağlam bir bedenle, sağlam bir ruhtan başka bir şey istemez. // juvenalis
    • bilge ve iyi olmadıkça, kimse mutlu olamaz. // // eflatun
    • bilgece konuş, düşman da duyuyor. // s.j.lec


    • bilgeler der ki; genç hazırlanmalı, ihtiyar yaşamalı. // descartes
    • bilgelerin bilgesi, hata yapabilir. // aiskhylus
    • bilgeliğin en sağlam belirtisi, kalıcı bir sevinçtir. // // montaigné
    • bilgeliğin ilk adımı her şeyden şikayet etmek, sonuncusu ise her şeyle uyuşmaktır. // lichtenberg
    • bilgelik, en iyi sonuçların en iyi araçlarla elde edilmesi peşinde koşmayı temsil eder. //
    f.hutcheson
    • bilgelik, erdemlerin anasıdır. // ibn-i sina
    • bilgelik; putları yıkmak değil, hiç yaratmamaktır. // umberto elo
    • bilgelik sanatı, neyi görmezden gelmek gerektiğini bilme sanatıdır. // william james
    • bir şeyi yarım yamalak bilmektense, hiç bilmemek daha iyidir! başkaları nın düşünceleriyle bilgelik etmekten se, kendi hesabına delilik etmek daha iyidir. // f.nietzsche
    • dünyanın düzeninden çok, kendi arzularını değiştirmek; bilgeliktir. // descartes
    • en büyük bilgelik, kendine egemen olabilmektir. // euripides
    • hikmet, ehli için bir pırlanta; gayrı için taştır. // // ahmet hulusi
    • hikmet ve felsefe, geçmiş ve gelecek dertlerin kolaylıkla hakkından gelir; ama bugünün dertleri de onun hakkından gelir. // la rochefoucauld
    • insan, hayreti ölçüsünde bilgedir. // mehmet salah
    • kendini yargılamak, başkasını yargıla maktan çok daha zordur. kendini yargılamayı başarırsan, gerçek bir bilgesin demektir. // s.exupery
    • üç bilge bir posta oturur. iki hüküm dar bir dünyayı paylaşamazmış. // konfüçyus
    • zahitler ahretin padişahıdır. arifler de zahidlerin. // zünnun-mısri




    bilgi-bilgili-bilgisiz

    • ah! mutluluk bilginin kendisinde değil, bilginin edinilmesi sürecindedir. // edgar allen poe
    • anlığımda ne kadar çok bilgi, yüre ğimde ne kadar çok duyarlık olursa, o kadar mutsuz olacağımı anladım. // voltaire
    • artık önemli olan bir şeyler bilmek değil, bilgiye nasıl ulaşacağını bilmektir. // sharidan
    • az bildiğimiz bir şeyden hiç kuşkulan mayız, ama bilgiyle birlikte kuşkuda artar. // // goethe
    • başarılı olmak şans işi değil, tamamen bilgi işidir. // william basse
    • bilgi bal, kitap petektir. // mustafa özdamar
    • bilgi,bir ışık gibidir. onu kullanırsanız, daha parlak olur, kullanmazsanız söner. // a.everett
    • bilgi,bir maymuncuk gibidir. hemen her kapıyı açar. // kemal sayar
    • bilgi bizi yanlış yollara yöneltebilir, fakat bunun cevabı ancak daha fazla ve daha iyi bilgidir. çılgınların elindeki cehalet hiçbir zaman bir şeyi çözememiştir. // isaac asımov
    • bilgi, bölüşüldükçe artan hazinedir. // bhartrihari
    • bilgi; büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir. // brigitte
    • bilgi cesaret verir, cehalet küstahlık. // terry
    • bilgi de tek başına bir güçtür. // f.bacon
    • bilgi ermişleri olmak elinizden gelmiyorsa, hiç değilse bilgi savaşçıları olun. // f.nietzsche
    • bilgi hayat, cehalet ölümdür. // yalnız adam
    • bilgi, hürriyetin ayrılmaz bir parçasıdır. // w.e.channing
    • bilgi, ibadetten üstündür. // hz.muhammed

    • bilgi iki çeşittir; bir konuyu bilmek, o konuyu nereden öğreneceğini bilmek. // samuel johnson
    • bilgi ile inanç çarpışırsa, ikincisi darmadağın olur. // a.schopenhauer
    • bilgi insanı; kuşkudan, iyilik; acı çekmekten, kararlı olmak da; korkudan kurtarır. // konfüçyus
    • bilgi, iyi yazmanın kaynağıdır. // horatius
    • bilgi, kalitenin en önemli içeriğidir. // aguayo
    • bilgi, kar topu gibi yuvarlandıkça büyür. // l.sidney
    • bilgi, kudrettir. // thomas hobbes
    • bilgi; kullanmakla eskimeyen ve başkalarına aktardığınız zaman sizde kalanı azalmayan bir olgudur. // leontief
    • bilgi olmayan yerde, cehalet ilim olur. // g.b.shaw
    • bilgi paraya benzer,kazandıkça tutku ya dönüşür ancak bu iyi bir tutkudur. // g.b.shaw
    • bilgi, sakalla ölçülmez. // moliére
    • bilgi, sevgiyle zekanın anasıdır. // a.w.hare
    • bilgi,sınırı olmayan bir denizdir, bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır. // mevlâna
    • bilgi tıpkı bir şapkaya benzer, eve girerken onu portmantoya asmak gerekir. // hans kasper
    • bilgi ve erdem, öğrenilebilen ve öğretilebilen bir şeydir. // aristoteles
    • bilgi yüklemek, hem de özümsenme miş bilgi yüklemek, eğitim demek değildir. // öztin akgüç
    • bilgiden başka, hiçbir kuvvete heves etme. // molla camiî
    • bilgiden kanatlar tak, cennete uçmak için. // w.shakespeare
    • bilgili adam güneş gibidir, girdiği yeri aydınlatır. // zübeyr gündüzalp
    • bilgili olan, güçlü olur. // firdevsi

    • bilgili insan; diploması olan değil, istediği her şeyi başkalarının hakkını çiğnemeden elde edendir. // b.pascal
    • bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır. // h.de balzac
    • bilginin hayırlısı, allah’a karşı saygı ile korku- haşyet-uyandırandır. // ataullah iskenderi
    • bilginin mürekkebi, şehidin kanından daha kutsaldır. // hz.muhammed
    • bilginin yerini tutacak, bir şey yoktur. // deming
    • bilgisi artanın, acısı da artar. // incil
    • bilgisiz bir aptaldan daha budalası, bilgili bir aptaldır. // // moliére
    • bilgisiz bir kimse, savaş davuluna benzer. sesi çok,içi boştur. // şeyh sadi
    • bilgisiz fazilet; zayıf ve faydasızdır. faziletsiz bilgi ise tehlikeli ve dehşetlidir. // samuel johnson
    • bilgisiz kalan, rezil olur. // kendî
    • bilgisiz olduğumuzun bilincine varmak, bilgiye büyük adımdır. // aziz nesin
    • bilgisizlere geçtikleri mevkiîn yaptığı kötülüğü, yüzlerce aslan bir araya gelse yapamaz. // mevlâna
    • bilgisizliğin belirtisi, adaletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir. // richard bach
    • bilgisizliğin üç çeşidi vardır; gerekeni bilmemek ,kötü bilmek,gereksiz şeyi bilmek. // nurettin topçu
    • bilgisizlik, daima nur ile alevi karıştırır ve çok kere kendisini aydın latan gibi, yakanı da güneş sanır. // cenap şahabettin
    • bilgisizlik, kolay ve rahat elde edildiği için çoğunluk bilgisizdir. // la bruyére
    • bilgisizlik, parayla satılmadığı için çoğu kimsede vardır. // ismet özel
    • bilgiyle dirilenler, ölmez. // hz.ali
    • bilgiyle uyumak, uyanıklıktır. // kemal bekir


    • bir insanın bilgisini tutacak erdemi yoksa, neyi kazanırsa kazansın, sonunda her şeyi kaybeder. // konfüçyus
    • bir sonucun bilgisi, nedenin bilgisini içerir ve ona dayanır. // b.spinoza
    • bir şey bildiğin zaman, onu bilmediği ni göstermeğe çalış. bir şey bilmiyor san onu kabul et. işte bu bilgidir. // konfüçyus
    • bir şeyi iyi bilmek için teferruatını bilmek lâzımdır; bu da hemen hemen sonsuz olduğuna göre, bilgilerimiz sathi ve eksiktir. // la rochefoucauld
    • bütün bilgiler içinde en faydalısı, bize nefsimiz hakkında en doğru fikirleri veren ve kendi kendimizi idare etmeyi öğreten bilgidir. // james howells
    • çin’de bile olsa bilgiyi arayın, gidin elde edin. . // hz.muhammed
    • denenmiş bir bilgi yarım bilgidir, ne işe yarayacağı kesin değildir. // amiel
    • dışarıdan tüm aldığımız ve tek alabile ceğimiz; bilgidir. bu bilgi üzerine na sıl hareket edeceğimiz,bize bağlıdır. // glasser
    • doğru insanın üzerinde uygulanırsa, bilgi bir güçtür. // ethel mumford
    • dünyaya ilişkin bilgi,sadece dünyada öğrenilir, kapalı küçük bir yerde değil. // chesterfield
    • ebediyen yaşayacakmış gibi bilgi peşinde, yarış edecekmiş gibi bilgi peşinde koşun. // harder
    • edindiğin bilgiler giysilerine benzeme meli, sen yıkanırken akıp gitmemelidir.
    el buruni
    • eğer insan zamanını tarafsız, nesnel bir şekilde gerçekleri bulmaya adarsa, endişeleri genellikle bilginin ışığında buharlaşıp gider. // g.duhamel
    • endüstriyel toplumun yakıtı paraydı. ancak bilgi toplumunda yakıt da, güç de; bilgidir. // j.k.golbraith
    • erken olgunlaşmış bir bilgi, kendi çağının saçmalığıyla çarpıştığında bir paradoks çıkar ortaya. // karl kraus
    • eski zamanlarda insanlar, bilgiyi kendilerini yetiştirmek için edinirlerdi. bu zamanda ise insanlar bilgiyi başkalarına kendini methetmek için elde etmeye çalışıyorlar.
    konfüçyus
    • fayda sağlamayan bilgi; harcanma yan, hiç kimseye hayrı dokunmayan define gibidir. //
    hz.muhammed
    • gençken bilgi ağacını dikelim ki, yaslandığımız zaman gölgesinde barınacak bir yerimiz olsun. // chesterfield
    • genel bir kural olarak; hayatta ki en başarılı insan,en iyi bilgiye sahip olandır. // b.disraeli
    • günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal. // kızılderili özdeyişi
    • haktan ve faziletlerden mahrum olan bilgi, hilekârlıktır. onun akıl ve zeka ile alakası yoktur. // // eflâtun
    • her sorulana cevap vereni, her gördü ğünü anlatanı, her bildiğini söyleyeni görürsen; onun bilgisizliğini anla. // ataullah iskenderi
    • hiçbir kitap, bahtlı olmayı öğretmez. ah, mutluluk bir bilgi olsaydı! o zaman mesele kalmazdı. // lermontov
    • iki türlü bilgi vardır; ya bir şeyi bilirsiniz, ya da onun hakkında ki bilgiyi nerede bulacağını bilirsiniz. // john webster
    • insanın bilgisi arttıkça, huzursuzluğu da artar. // // goethe
    • insanların kıymeti, bilgisi kadardır. // hz.ali
    • iş ve hayat olmayınca, kuru bilgi insa nı kendi iç benliğinin çıkmazlarına iter. // sedat turan
    • kişi bilgi sahibi olmadan, nasıl insanca olabilir ki? // konfüçyus
    • olgun adam bilgisini saat gibi taşır, çıkarıp herkese göstermez, lüzumu olunca kullanır. // thomas brown
    • sakın halktan bir şey almak için elini uzatma. eğer verenin gerçekte halk değil, mevlân olduğunu görüyorsan, o zaman bilginin uygun gördüğü ölçüde alabilirsin. // ataullah iskenderi
    • tanrı korkusu, bilgilerin başlangıcıdır. // incil
    • tek iyi şey bilgi, tek kötü şey bilgisizliktir. // diyojen
    • yüksek bilgiler, kitaplarda bulunmaz; insan için onları kendi vicdanı hazinesinden, kendi içinden derin düşünce ve araştırmalarla çıkarmak ve mukaddes ateşi kendi zati membaında aramak lâzımdır. // eflatun

    bilgin-alim

    • alim cahile borçludur; cahil, alimden alacaklı olduğunu bilsin. // m.rasim mutlu
    • alim, ilim ve amelin yeri cennettedir. alim, ilmi ile amel etmezse, ilim ve amel cennette, alim ise cehennemde olur. // hz.muhammed
    • Âlim ol ki ölmeyesin, çünkü insanlar ölür, fakat âlimler diridirler. // hz.ali
    • alim ölse de yaşar, cahil yaşarken de ölür. // hz.ali
    • alime yaklaşan odur ki, kendisiyle rabbi arasında kalan iyi amellerden çokça yapsın. çünkü insanlar için aşikâr olan ilim ve amellerin uhrevi faydaları azdır. // imam-ı şafiî
    • Âlimi dünyada meyleder gördünüz mü, dininiz adına onu ayıplayınız. çünkü, herkes sevdiği şeye dalar. // hz.ömer
    • alimler; asırların, devirlerin ışıklarıdır. her alim; zamanının insanları aydınlatan bir kandilidir. // hasan-ı basri
    • alimler meclisinde sükût, cahillerin en güzel süsüdür. // bhartrihari
    • alimlerin süsü; ilimlerinin ameline uymasıdır. // // imam-ı şafiî
    • bir alim; ya hiçbir yeni şey ileri sür memeye ya da bu yeniyi savunabil mek için onun kölesi olmaya karar vermek zorundadır. // i.newton
    • bilginler, nebilerin varisleridir. // hz.muhammed



    • bilginlerle beraber düşünmeli, halkla beraber hareket etmelidir. // g.berkeley
    • bilgisizler arasında bilgi elde etmeğe çalışan, ölüler arasında ki deliye benzer. // hz.muhammed
    • bir alimin devlet adamlarının kapısına gitmesi, allah’ın en kızdığı şeydir. // imam evzaî
    • bir bilgin, çalışarak vakit öldüren bir avaredir. // // g.b.shaw
    • demir demiri, bilgin bilgini biler. // talmud
    • gerçek âlim, cemaatını allah’ın mek rinden emin kılmayıp, rahmetinden de ümitsizliğe düşürmeyen kimsedir. // hz.ali
    • gerçek alim suali cevaplandırırken, kıyamette “bu cevabı nereden buldun?” diye sorulacağından korkan zattır. // hafs-ı nisâbûri
    • gerçek alim yastığını taştan kıldı; anladığı şeyi aleme dedi. // ahmet yesevi
    • her büyük adam; büyük bir bilgin, her büyük bilgin; büyük bir adam değildir. // holmes
    • ilmi ile amel etmeyen alim, başkalarını giydirdiği halde kendisi çıplak olan iğne gibidir. // imam gazali
    • inanmayan “bilgin”,inanan “bilmez” den daha cahildir. imanın cahili olan, neyin alimidir? // ali suad
    • insanların en kötüleri, insanların arasına katılan kötü bilginlerdir. // hz.muhammed
    • nice bilgin vardır ki,gerçek bilgiden, gerçek irfandan nasipleri yoktur. bu çeşit bilgin; bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil. // mevlâna
    • ulema, allah’ın kulları üzerinde pey gamberlerin eminleridir. siz onlardan çekinin ve onlara taarruz etmeyin. onlar hükümet erkanı ile ihtilal etmedikçe ve dünyaya karışmadıkça. // hz.muhammed






    bilim-ilim

    • aslında cahilin mutluluğu, gene ilmin yüzü suyu hürmetinedir; ilme sahip olduğuna dair vehmi onu mesut eder. // m.rasim mutlu
    • bana göre her zaman,bilim-kurgu olacaktır. çünkü biz insanlar; hayal güçleri, anlama yeteneği büyük olan insanlarız. // arthur c.clarke
    • bilim; ahlaksız bir adamın elinde, kötülük yapmak için güçlü bir silahtır. // fonvizin
    • bilim; akbabalar tarafından yağma edilmeyen, hırsızlar tarafından çalın mayan ve paylaşılınca azalmayan yegane servettir. // bhartrihari
    • bilim bize gerçeği vaat eder. barışı ya da mutluluğu vaat etmez. // m.esat erişirgil
    • bilim, bütün dünyanın malıdır; ulusların sınırlarını tanımaz. // goethe
    • bilim, deneylerin düzenli şekilde sıralanışıdır. // g.henry lewes
    • bilim düzeni,bilgidir. // spencer
    • bilim,gerçeğe giden yolları aydınlatan ışıktır. // hacı bektaş-ı veli
    • bilim, gerçeğin edebiyatıdır. // john billush
    • bilim gerçeklerden kuruludur, tıpkı evin tuğlalardan kurulu olması gibi. ancak gerçeklerin toplanması bilim değildir, tıpkı bir küme tuğlanın ev anlamına gelmemesi gibi. // henry poincare
    • bilim için akıl, akıl için vicdan gerekir. iman,aklın ve vicdanın doğrusudur. // konfüçyus
    • bilim ne amaçlar yaratabilir ne de bunları insanlara benimsetebilir; olsa olsa, son amaç bir takım araçlar sağlayabilir ancak. //
    a.einstein
    • bilim sadece gerçeği aramaktır, onu bulmak değil. // cüneyt ülsever
    • bilim, şimdiye kadar başarı kazanmış bir takım reçetelerin ürünüdür. // paul valéry
    • bilimde en yeni, edebiyatta en eski kitapları oku; klâsik edebiyat, yeni edebiyattır. // bulwer lyton
    • bilimden korkmak, dinin tanrı’yı küçük görmesi ve intiharı demektir. // emerson
    • bilimin her yerinde gezinmeniz boşuna, bir kimse ancak öğrenebileceğini öğrenir.
    mephisto
    • bilimin işi,görüntülerin yerine gerçek leri, izlenimlerin yerine göstergeleri koymaktır. // // john ruskin
    • bilimler kitapları değil, kitaplar bilimleri takip etmelidir. // f.bacon
    • bilimler, sanattan çok tecrübelere dayanır. // goethe
    • bilimlerin en zoru da, yaşamı iyi yaşamasını bilmektir. // montaigné
    • bilimsiz din kör, dinsiz bilim ise topaldır. // a.einstein
    • bilimsiz şiir, temelsiz duvara benzer. // fûzûlî
    • bizi, daima hayvanlık halinin üstüne yükselten şey ilimdir ve ancak ilimdir. // edmont goblot
    • bu ilim tevil eden cahillerin, tahrif eden azgınların, iptalci müfterilerin, düşman olan her neslin elinden muhafaza olunacaktır. // hz.muhammed
    • cibilliyetsize ilim öğretmek, eşkıyanın eline kılıç vermektir. // mevlâna
    • çağdaş bilimin ışıdığı toplum, yazgısını kendi elleriyle biçimlendirir. // ilhan selçuk
    • dünyayı isteyen bilime sarılsın, ahreti isteyen bilime sarılsın; hem dünyayı hem ahreti isteyen yine bilime sarılsın. . // hz.muhammed
    • eğer bütün dünya halkı; ilmin büyük hakikatlerini kavrayabilecek olsaydı, ıstıraplarını ve iştiyaklerini onun vasıtasıyla hallederdi. // h.ali yücel
    • eğer bilim ümit olsaydı, dünyada ki bütün insanlar alim olurdu. // hz.ali
    • en gerekli ve en büyük bilim, bizi mutlandıran bilimdir. // // mohammed hecâzî
    • en zor bilim, kendini bilmektir. // miguel de unamuno
    • erdemlerin en büyüğü, bilimdir. // farâbî
    • hazmolunmayan ilim, telkin edilmemelidir. // b.said-i nursî
    • ilim; ancak edeple alınır, edeple anlaşılır. //
    yahya bin muaz
    • ilim; aşağıdakileri yükseltir, cahillikte yüksektekileri alçaltır. // hz.ali
    • ilim bahçesi, cennet bahçesidir. // hz.ali
    • ilim; çok şeyler bilip rivayet etmek değil, allah’tan korkmaktır. // ibn-i mesud
    • ilim deniz, dalgaları kıyıya vuran tecellilerdir. // // a.f.y.
    • ilim; fakirlikte servet, zenginlikte zinettir. // zübeyr bin ebubekir
    • ilim ibadetten efdaldir, dinin namazıdır (nizam üzere yürütendir). // hz.muhammed
    • ilim ile ileriye,din ile doğruya, sanat ile güzele gidilir. // peyami safa
    • ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. // yunus emre
    • ilim meclisinde ciddi davranın, ilmi şakaya almayın, çünkü ilim değerini kaybeder. // hz.ali
    • ilim, müminin kaybolmuş malıdır, nerede bulursa alır. . // hz.muhammed
    • ilim işlenmemiş zeka, ayan bozuk saat gibidir. kâh ileri gider, kâh geri kalır. // agah izzet yazgaç
    • ilim; iyi zamanlarda servet, kötü zamanlarda sığınak ve iyi bir yol göstericidir. // aristoteles
    • ilim,kendi haddini bilmek; tasavvuf, kalbi temizlemektir. // cüneyd-i bağdadi
    • ilim öğrenilen değil, yaşanandır. yaşan mayan ilim,geçmeyen para gibidir. // cenap şahabettin
    • ilim öğrenip de amel etmeyen kimse, çift sürüp de tohum ekmeyene benzer. // şeyh sadi
    • ilim öğrenmek, nafile ibadetten hayırlıdır. // imam-ı şâfiî
    • ilim rütbesi, rütbelerin en yücesidir. // hz.ali
    • ilim öyle bir şeydir ki,sen ona tüm gücünü vermedikçe, o sana yarısını bile vermez. // ebû yusuf
    • ilim, rivayet ve kuru malumat çokluğu değildir. ilim, faydalı olan ve kendisiyle amel edilen şeydir. // imam-ı malik
    • ilim, servetten üstündür. çünkü sen serveti korursun, ilim ise seni korur. // hz.ali
    • ilim,üç şeye bağlıdır; istidat, zeka, sebat. // hacı veyiszade
    • ilim ürkek bir kuştur, bağlamasan kaçar. // imam şarani
    • ilim ve hikmet mü’minin kaybolmuş malı gibidir, nerede bulursa alsın. // hz.muhammed
    • ilim ve hikmetin nuru, kendileriyle dünyalığın istenmesi halinde kaybolur. // yahya bin muaz
    • ilim yalnız zekayı değil, hamakati de artırır. //
    cenap şahabettin
    • ilim yapmak, amelden hayırlıdır. dinin kıvamı da verağdadır (arkada). alim ilmi az da olsa, ilmi ile amel edendir. // hz.muhammed
    • ilimle imanı birleştiren, hakikate ulaşacaktır. // // h.ziya ülken
    • ilimsiz din topal, dinsiz ilim kördür. // a.einstein
    • ilimsiz hünersiz zenginlerde, bir nevi fukaradır. // // i.hakkı bıçakçızade
    • ilme karşı duyduğunuz ilgi öyle bir susuzluğa benzer ki, içtikçe daha fazla susarız. // laurence sterne
    • ilmi ile amel etmeyen kimse, üzerine kitap yüklenmiş hayvandan başka bir şey değildir. // // şeyh sadi
    • ilmi ile amel etmeyenler, gizli zina edipte aşikare doğurmak suretiyle re zil olan kadınlara benzerler. ilmiyle amel etmeyenleri kıyamet gününde, bütün mahlukların huzurunda allah teâla rezil eder. // hz.isa
    • ilmin dışında ancak cehalet vardır. // edmont goblot
    • ilmin en büyük düşmanı, sabırsızlıktır. // şemsi tırmizi

    • ilmin evveli niyet,sonra anlamak, daha sonra yapmak, daha sonra mu hafaza etmek,en sonra da yaymaktır. // abdullah bin mübarek
    • ilmi öğreniniz, çünkü allah uğruna ilmi öğrenmek bir hasenadır. // hz.muhammed
    • ilmi, yazıp kitap haline getirmek suretiyle kaydedip koruyunuz. // hz.muhammed
    • ilmin özelliğidir ki; az da olsa ondan payı olan sevinir, olmayanlar daima mahzun kalır. // imam-ı şâfiî
    • ilmin sonu, cehlin itirafıdır. // hz.ali
    • ilmini de saatin gibi iç cebine sakla yalnızca ona sahip olduğunu göster mek için sık sık ortaya çıkarma. // chesterfield
    • iyi sindirilmiş bilim; bilgilerle mantıktan başka bir şey değildir. // stainlau
    • karada, denizde yolunuza delalet edecek derecede yıldız ilmini öğrenin. // hz.ömer
    • milli bilim yoktur. milli çarpım cetveli de yoktur. milli olan artık bilim değildir. // anton çehov
    • ne alimlere karşı iftihar ve övünmek için, ne de cahillerle münakaşa etmek için ve ne de meclislerin seçkin köşelerinde yer almak için ilim talep etmeyiniz. // hz.muhammed
    • şu göğsümde saklı duran bir çok ilim var. ah! onları taşıtabilecek erleri bulabilsem. // hz.ali
    • ya alim, ya öğrenci,ya dinleyici ya da ilmi sevenlerden ol. beşinci olma ki helak olursun. // hz.muhammed
    • zahir ilimlere sahip olanların, gideceği cennetler bellidir. // a.f.y.

    bilinç

    • bilinç insanı, kahveden daha uyanık tutar. // kemal tahir
    • bilinçli olarak savaşmamayı seçen kişi, devrimci bir kişidir. // a.einstein



    • evrende cansız ya da şuursuz tek bir zerre mevcut değildir... algılamak istiyorsan, perdeni kaldır. // cato
    • evrenin değişiminde değişmeyenin, değişimin egemenliği olduğunu bil mek, insan bilincinin çağdaş özüdür. // ilhan selçuk
    • insanda bilinçli bir sevilmeme kor kusu varken, gerçek ama çoğunlukla bilinçsiz olan sevilme korkusudur. // emile alain

    bilmek

    • az bildiklerimize, az inanırız. // montaigne
    • bazı şeyleri yarım bileceğine, hiçbir şey bilme; daha iyi. // f.nietzsche
    • ben bilmediğimi bildiğim için, diğer insanlardan akıllıyım. // sokrates
    • bildiğim bir şey varsa, o da hiçbir şey bilmediğimdir. // sokrates
    • bildiğimizi zannetmemiz, öğrenme mizin en büyük düşmanıdır. // dr.c.bernard
    • bildiğini bilenin arkasından gidiniz. bildiğini bilmeyeni, uyandırınız. bilmediğini bilene, öğretiniz. bilmediğini bilmeyenden kaçınız. // konfüçyus
    • bildiğini yapmayandan, bilmediğini yapması beklenmemeli. // hasan yılmaz
    • bildiğini bilmek, bilmediğini de bilmek gerçek olgunluktur. olgun insan; sözlerinde ağır, davranışlarında ise acelecidir. // konfüçyus
    • bildiklerini uygulama alanına koymayan aciz bir bilgin, bal yapmayan bir arıya benzer. // şeyh sadi
    • bildiklerinizi yazmak, ölümün elinden bir şey koparabilmektir. // pliny
    • bilen konuşmaz, konuşan bilmez. // çin özdeyişi
    • bilmediğimiz şeyler bizi felâkete sü rüklemez. bizi felâkete sürükleyen şeyler, gayet iyi bildiğimizi sandığı mız, fakat öyle olmayan şeylerdir. // samuel johnson
    • bilmediğin bir şeye biliyormuş gibi bakmak, bir hastalıktır. // lao tzu
    • bilmediğin şeyi sor; sorma zilleti, bilme şerefine giden yolda kılavuzundur. // şeyh sadi
    • bilmek ister de, bilinmek istemezsen; bir şehirde yaşa yeter. // c.c.colton
    • bilmek ve bildiğini yapmamak, henüz o şeyi tam bilmemek demektir. // a.arvasi
    • bilmek yetmez, uygulamamız gerekir. istemek yetmez, yapmamız gerekir. // goethe
    • bilmedikleri şeylerden bahsedenler, dikkat ediniz; söz söylerken, müstesna bir azamet takınırlar. // cenap şahabettin
    • bilmek ileriyi görmek, ileriyi görmek güçlü olmaktır. // a.comte
    • bilmemek, öğrenmemenin bahanesi olamaz. // ispanyol özdeyiş
    • bilmeyene, güneş de karanlıktır. // ali suad
    • bilmeyene hangi gerçeği anlatabilirsiniz? // kemal tahir
    • bilmeyene yazıklar olsun,bilip de yap mayana yetmiş defa yazıklar olsun. // ebû’d derdâ
    • bilmezem demek, çok türlü kaza savar. // azeri özdeyişi
    • bir insan, her şeyi bilmez. // horatius
    • bir şey bilmeyen, bir şey unutmaz. // c.d.panat
    • bir şeyi gerçekten bilmek, onu anlatmakla olur. // sokrates
    • bir şeyi iyi bilen, onu basit şekilde anlatabilir. // anarchasis
    • bu adam hala öğreniyor, ne zaman bilecek? // evdemonides
    • çok az şey biliyoruz ve çok kötü öğre niyoruz; o zaman yalan söylememiz gerekir. // // f.nietzsche
    • çok bilen, çok şeye dikkat eder. // g.e.lessing
    • çok bilenin derdi de çok olur. // lessing
    • çok bilenler konuşmaz, çok konuşanlar bilmez. // // lao-tzu
    • çok bilenler, uygulama özürlüdür. // mustafa güngör

    • çok okuyan değil, çok kazanan bilir. // cemal nadir
    • çok şey öğreniyor az biliyoruz; en az da doğru olanı. // // goethe
    • daima “biliyorum” diyorsa; genç tir,her şeye “olabilir” diyorsa yaşlıdır. // m.cemal kutay
    • dünyayı kim biliyor? kendini iyi bilen. // novalis
    • eğer bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım, başım göğe değerdi. // imam-ı azam
    • en çok bilen,ne kadar az bildiğini herkesten çok daha iyi bilir. // t.jefferson
    • en çok inandığımız şeyler, en az bildiklerimizdir. // montaigne
    • ezbere bilmek,bilmek değildir, belle ğine sunulanı önemle korumaktır. // montaigné
    • her konuda bir şey bilin, fakat bir konuda her şeyi bilin. // sakıp sabancı
    • her şeyi bildiğini sanan kişi, hiçbir şey bilmiyor demektir. // italyan özdeyişi
    • hiçbir şeyin yüzde birinin milyonda birini bile bilmiyoruz. // thomas edison
    • insan, bilmediğini isteyemez. // voltaire
    • insan ne kadar az bilirse, o kadar çok bildiğini sanır. // j.j.rousseau
    • münevver; her konudan birazını, uz man; bir konudan her şeyi, telefon santralinde çalışan bir kız ise, her ko nu hakkında her şeyi bilen insandır. // herold coffin
    • ne kadar bilirsen bil; söyledikle rin,karşındakinin anladığı kadardır.
    mevlâna
    • ne kadar çok şey bilirsek, o kadar ko lay affederiz. kim derinden hisseder se, yaşayan herkesin adına hisseder. // madame de stael
    • ne istediğini bilmenin yarısı, ona ulaşmak için nelerden vazgeçmek gerektiğini bilmekten ibarettir. // robert antony
    • papayla köylü bir aradayken, papanın tek başına bildiğinden fazlasını bilirler. // italyan özdeyişi
    • üç kişinin bildiğini, bütün köy biliyor demektir. . // alman özdeyişi
    • yarım bilmek, tehlikelidir. // a.pope

    borç,borçlu

    • allah’a borcu olmak,insanlara borcu olmaktan daha rahattır. // la fontaine
    • allah’ın dışında kimseye borç verme. // a.f.y.
    • borcun ilacını bilirim, verip kurtulmaktır. // a.smith
    • borcunu azalt ki, hür olarak yaşayabilesin. // hz.ali
    • borcunu ödememek kararıyla alışve riş yapan için; fiyatın önemi yoktur. // john sheffield
    • borç, ağır bir yüktür. // hz.muhammed
    • borç almak, dilencilik etmekten pek farklı değildir. // // lessing
    • borç almak için,borca gereksinmeniz olmadığını kanıtlamak zorundasınız. // murphy yasası
    • borç; asil adam için,acı bir köleliktir. // p.syrus
    • borç, dipsiz bir denizdir. // t.carlyle
    • borç, en kötü yoksulluktur. // m.g.lichtwer
    • borç, insanı köle yapar. // wellington
    • borç, köle olmanın başlangıcıdır. // victor hugo
    • borç ödemekten daha zor bir şey vardır; borç almak. // baraccio
    • borç verdiğin adamı, dostluktan silmek gerek. // // dostoyevski
    • borç verirsen,ya paranı, ya da dostunu kaybedersin. // arnavut özdeyişi
    • borçlar, düşüncelerle ödenmez. // h.de balzac
    • borçlu, alacaklının uşağıdır. // incil
    • borçlu olan, yalancı olur. // george herbert
    • borçlu ölmez ama benzi saz olur. // tosyalı mestî
    • bir kez borca alıştın mı, sonra dilenirsin. // ernest hemingway


    • bütün ömrünce başının selamette kalmasını isteyen akıllı adam, kıyamet gününe kadar var delide olsa borç para almaz. // rûhanî semerkandî
    • büyük borçlar insanları; değer bilmeye değil,kin beslemeye yöneltir. // f.nietzsche
    • insan ölünce, bütün borçlarından kurtulur. //
    w.shakespeare
    • küçük borç, verdiğin adamı senin borçlun yapar; büyük borç ise düşmanın. // seneca
    • ödenmemiş bir borç alçalmadır, dolandırıcılığın başlangıcıdır. // h.de balzac
    • ödünç alan, özgürlüğünü satar. // alman özdeyişi
    • öyle bir hale geldik ki, insan borcunu ödedi mi, büyük bir iyilik etmiş sayılıyor. // terentius
    • vaktinizi çalan adam, borcunu tanımaz. üstelik hiçbir zaman bu borcu ödeyemez. // seneca

    boya

    • ahir zamanda sakalını siyaha boyayanlar çıkacaktır ki, onlar cennet kokusu alamayacaklardır. // hz.muhammed
    • ben bu boyaları kendimle karıştırıyorum. // john opice
    • kabuğumuza vurulan boyalar, zamanla içimize işler. // nurettin topçu
    • siyah, cehennem ehlinin boyasıdır. // hz.muhammed

    bulut

    • bulut altında yaşadıkça, yağmur bekle. // r.necdet evrimer
    • bulut bengisu yağdırsa bile, söğüt ağacından meyve alamazsınız. // şeyh sadi
    • bulutlar ağlamasa, yeşillikler nasıl güler? // mevlâna
    • bulutlar kuruyup kıtlık olsa da, yine yıl harmansız olmaz. // şikârî
    • her bulut, fırtına doğurmaz. // w.shakespeare
    • kavakların dikliğine, boylarının uzun luğuna bakıp,onları önemli bir şey sanmayın. bütün kibirli, meyvesiz ve gölgesiz yaratıkların başları bulutlarda sallanır. //
    c.s.ongun
    • nereye gidiyorsun ey bulut? tarlam bu yanda!. // arif nihat asya

    bütün

    • bir şey bütün elde edilmezse, bütün bütün elden kaçırılmaz. // b.said-i nursî
    • bütünden kopan parça, hem kendini hem bütünü öldürür. bölündükçe artırmaz, eksilidir. // m.selahattin şimşek
    • her parça, manasını bütününde kazanır. // ali suad
    • ne bütün varını yiyip ölmüş vardır, ne her fikrini söyleyip susmuş. // cenap şahabettin
    • parça, bütünün habercisidir. // hz.ali

    büyük-küçük(-lük)

    • ancak cücelerdir ki, küçüldüklerini hissetmezler. // cenap şahabettin
    • bazen küçük şeylerden müthiş sonuç lar alındığını gördükçe, içimden küçük şey diye kavram olmadığını düşünüyorum. // bruce barton
    • bazıları büyük doğar, bazıları büyüklüğü kazanır, bazılarına da büyüklük yakıştırılır. // w.shakespeare
    • başkalarını küçülterek büyüdüğüne inanan insanlar bulunduğu gibi, baş kalarını korurken kendilerinin büyüdü ğüne inanan insanlarda vardır. // george sand
    • ben göklere bakıp varlıkların azametini müşahade edip, allah’a inanmayanlara hayret ediyorum. // a.lincoln
    • bir insan; kendine hizmet edenlerin sayısı ile değil, hizmet ettiği kitlelerin büyüklüğü ile ölçülür. // arnold g.glascow
    • bir insan, normal boyuyla da büyük adam olabileceği gibi, himalaya boyuyla da küçük olabilir. // a.nihat asya

    • bir kimsenin hem büyük hem de iyi olması, pek enderdir. // thomas fuller
    • bir milletin büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil,akıllı ve fazilet sahibi adamlarının sayısı ile belli olur. // victor hugo
    • bütün şeyler, ya yeni ya da büyük oldukları için beğenilirler. // f.bacon
    • büyük adam büyük olduğunu; fakat büyüklüğün küçüklük olduğunu bilir. // andre maurois
    • büyük adam, davası büyük olan adamdır. // bekir berk
    • büyük adam olamadıysanız bile, büyük sözler söylemeye çalışın,boş vakitlerinizi böyle değerlendirin. // ilhan selçuk
    • büyük adam olmamıza gerek yok, sadece adam olalım. // alfred camus
    • büyük adama, her şeyde büyük olmak lâzım gelmez. // b.said-i nursî
    • büyük adamı, etrafında ki küçükler küçük düşürür. // r.necdet evrimer
    • büyük adamlar tarihi, tarih de büyük adamların yaptıklarını süslemiştir. // la bruyére
    • büyük adamların dostları olabilir, ama dost olamaz. // // goethe
    • büyük adamların hatası güneş tutul masına benzer, onları herkes görür. // cu cong
    • büyük adamların şöhreti, daima bunu elde etmek için kullanmış oldukları vasıtalarla ölçülmelidir. // la rochefoucauld
    • büyük bir tabloya, büyük bir hükümdara yaklaşır gibi yaklaşırım. // kobori enshiu
    • büyük bir yontucu ya da ressam olmayan bir kişi,büyük bir mimar değil; “kurucu” olabilir. // ruskin
    • büyük değilim ben,ama beni içine sığdıracak bir ülke bulamadım. pahalıda değilim aslında; ama kendime alıcı bulamadım. // ibn-i sina
    • büyük görünen bir çok adam, onlara yakından bakınca büyüklüklerinden çok şey kaybederler. // w.s.landor
    • büyük görünme, küçülürsün. // b.said-i nursî
    • büyük insan, mustarip olduğu zaman da bile başkalarının ıstırabını düşünebilendir. // c.s.ongun
    • büyük insanlar, çirkin konuşmaları dinlemek için çok özen göstermişlerdir. // muhammed bozdağ
    • büyük insanlar dinlemeyi tekellerine alır, küçük insanlar konuşmayı... // david scwartz
    • büyük insanlar, yeryüzünün aydınla nabilmesi için yakılan meteorlardır. // napoleon
    • büyük isimler, lâyık olmayanları yükseltecek yerde alçaltır. // la rochefoucauld
    • büyük işler başarıp şeref kazandıktan sonra bir yana çekilmesini bilmelidir. // lao tse
    • büyük işler başarmak isteyen kimse, ölüm yokmuş gibi yaşamalıdır. // vauvenarques
    • büyük lafları çok kullananlar; size bir şey söylemeyi değil, sizi etkilemeyi amaçlıyor demektir. // // o.miller
    • büyük olan her şeyin, kutsal bir dehşeti vardır. // victor hugo
    • büyük olmak için, küçükleşen ne insanlar var!. // r.necdet evrimer
    • büyük olmak istiyorsanız, dağları sırtınızda taşımaya hazır olmalısınız. // muhammed bozdağ
    • büyük olmak iyidir ama insan olmak daha iyidir. // a.shcweitzer
    • büyük şeylerin hayali ile yaşa, hiç olmazsa daha küçük şeyleri yapma imkânını bulursun. // jules renard
    • büyük ve üstün insan, daima memnun ve rahattır. küçük insan ise, daima üzüntü ve telaş içindedir. // konfüçyus
    • büyük ve üstün insan, üç değişiklik gösterir. uzaktan bakınca ciddi, yaka laşınca yumuşak görünür. konuştuğu zaman, sözleri ikna edicidir. // tzu-hsia
    • büyüklüğün, asla geçmez zamanı vardır. //
    a.hamid tarhan



    • büyüklüğün belli bir ölçüsü yoktur. yükselten veya alçaltan şey kıyaslamadır. bir nehirde büyük görünen bir gemi, denizde küçüktür. // seneca
    • büyüklük, aşırılığı ne zaman yaratır? güçle bilinci birbirinden ayırdığı zaman. //
    w.shakespeare
    • büyüklük; büyük olmaya çalışmakla elde edilse, herkes büyük olurdu. // samuel johnson
    • büyüklük dağ gibidir, etekten görülmez. // r.necdet evrimer
    • büyüklük kuvvetli olmak değil, kuvveti yerinde kullanmaktır. // makr orel
    • cüce;dağa çıksa da cüce, dev; kuyuya girse de yine devdir. // seneca
    • cüceler memleketinde, bütün aylar şubattır. // arif nihat asya
    • düşmanlarınızı affedin, bu bir büyüklüktür. ama onları unutmak, büyük bir aptallıktır. // j.f.kennedy
    • gerçek büyük adam, büyük olduğunu düşünmeyendir. // // anonim
    • gerçek büyüklük, kendine egemen olmaktır. // daniel defoe
    • halkı küçümseyen, kendisi küçümsenir. // hz.ali
    • hiçbir şey, büyüklük kadar sade değildir. çünkü sade olmak, biraz da büyük olmaktır. // albert camus
    • içinizde ki hesaplaşmanın büyüklüğü nü anlamayan, küçük hesaplarda boğulmaya mahkumdur. // ali suad
    • ihtişam; büyüklükte değil, biçimdedir. // c.kingsley
    • iki olanak; kendini sonsuz küçültmek ya da sonsuz küçük olmak. // franz kafka
    • insan; kederle boş yere savaşacağını anlayınca, ona boyun eğmekle büyüklük gösterir. // // moliére





    • insanın en büyüğü,en yüksek mevki de iken alçak gönüllülük gösteren, kudret sahibi iken bağışlayan ve güçlü olduğu vakit adaletle hareket edendir. // abdülmelik ibn-i mervan
    • insanın gayesi, nispetinde büyüktür. // yalnız adam
    • insanların büyüklüğü, yaptığı işlerin büyüklüğü ile ölçülür. // gönenli mehmet efendi
    • karşınızdakinin büyüklüğünü idrak edemiyorsanız, ona yaklaşınız. // ahmed hulûsi
    • kendi onayınız olmadan, kimsenin sizi küçük göremeyeceğini bilin. // e.roosevelt
    • kendini büyük görüyorsun, -evet- doğru söylemişler; şaşı, biri iki görür. // şeyh sadi
    • kendisini dev aynasında görenlerin, ruhlarında ebedi bir cüce yatar. // r.necdet kestelli
    • kısa boyluların çoğu,kapıdan geçer ken başlarını vurmamak için eğilirler. // la bruyére
    • küçük adam söyledikçe, küçülmeye mahkum olur. // m.cemal kutay
    • küçük bir kıvılcım, büyük bir yangına sebep olur. // // dante
    • küçük çocukların derdini, küçük görmemelidir. // // firdevsî
    • küçük iyiliklere kimse önem vermez. oysa küçük kötülüklerin üzerinde herkes durur. // fontenelle
    • küçüklerin, büyüklük taslaması kadar tehlikeli bir şey yoktur. // stefan zweig
    • küçümsemek için, küçük olmanız gerekir. // john murpy
    • ne denli yükselirsek, uçmayı bilme yenlere o denli küçük gözükürüz. // f.nietzsche
    • şımartılmış küçükler, büyüdükleri zaman hayattan şamar yer. // r.necdet kestelli
    • tanrım beni suçlu, başkalarını büyük adam yap! // // carolina matilda
    • tüm başkalarını küçük görenler, aslında kendilerini küçük görenlerdir. // muhammed bozdağ
    • yaratan’ın büyüklüğü, yaratılanı gözünde küçültür. // // hz.ali
    • zenginliğin en büyüğü, akıldır. fakirliğin en büyüğü de ahmaklıktır. // hz.ali

    cahil (-lik)-cehalet

    • abidin cahili, şeytanın oyuncağıdır. fareyi cebinde taşıyanlar gibi. // hz.ebubekir
    • anut ile cahili ikna, pek güçtür. // i.hakkı bıçakçızade
    • asla her şeyi bildiğini sanma. gerçekten çok bilgili olsan da, kendi kendine “ben cahilim’’ diyebilecek cesaretin daima olmalı. // ivan pavlov
    • başa gelen cehaletlerden başkalarını sorumlu tutmak, cehalet alâmetidir. // akif cemil
    • bilmezlikten gelmek, irfanın; bilgiçlik taslamak, cehlin eseridir. // ahmet selim
    • bin kör adamdan bir şahit, bin cahilden bir adam olmuyor. // alaaddin başar
    • bir millet cehaletle, hukukunu bilmezse; ehl-i hamiyeti daha müstebid eder. // b.said-i nursî
    • cahil olanların, merhameti ve lütfu azdır. // mevlâna
    • câh ile gelmez fazilet cahile. // ibn-i kemal
    • cahil insan, gül ise de koklama. // aşık veysel
    • cahil kimsenin yanında, kitap gibi sessiz ol. // mevlâna
    • cahil olan zengin, altın koyun gibidir. // diyojen
    • cahil olduğunu bilmek, bilgiye yönelik bir adımdır. // // b.disraeli
    • cahil sual sormaz. // b.franklin
    • cahil, sulak alanda bile susuzdur. // e.goblot
    • cahil; yaşlı dahi olsa küçüktür, alim,küçük de olsa büyüktür. // o.şaik gökyay
    • cahile söz anlatmak, köre renk tarifi gibidir. // imam evzai
    • cahile verme sırrını, sır elden gider. // kul nesimi
    • cahili sırtında taşımak, oturup dinlemekten daha kolaydır. // yalnız adam
    • cahilin cahilliğini kanıtlamak kolaydır fakat ona itiraf ettirmek güçtür. // hz.ali
    • cahilin kalbi ağzında, akıllının lisanı kalbindedir. // ahmet rıfai
    • cahilin sonunda göreceği şeyi, akıllılar önce görür. // // mevlâna
    • cahiller, cesur olurlar. // hz.muhammed
    • cahiller, kâmile sen bilmen deyip, anın için kaybettiler irfanı. // pir sultan abdal
    • cahillerin kalbi dudaklarında, âlimlerin ağzı kalplerindedir. // // hz.ali
    • cahillerin önünde güzel sözleri sayıp dökme, o vecizelerin emrettiği şeyleri yap. // epiktetos
    • cahillerle yaptığım bütün tartışmaları kaybettim. // imam-ı azam
    • cahillik, dertlerimiz için etkisiz bir ilaçtır. // seneca
    • cehalet, allah’ın laneti olduğuna göre; bilgi, göklere ulaştırabileceğimiz kanatlardır. // w.shakespeare
    • cehalet, asla soru sormaz. // b.disraeli
    • cehalet ateşinin yakmadığı orman yoktur. // r.necdet evrimer
    • cehalet cehalettir. cehaletten herhangi bir şeye inanma hakkı çıkarılamaz. // s.freud
    • cehalet, gönüllü talihsizliktir. // de segur
    • cehalet, herkesin bildiği gibi sofuluğun anasıdır. // // robert burton
    • cehalet ile açıklayabileceğin bir şeyin ardından, kötü niyet arama. // bill arnett
    • cehalet ilmin, günah feyzin perdesidir. // alaaddin başar
    • cehalet, korkunun anasıdır. // henry holmes
    • cehalet öyle bir binektir ki, üzerine binen zelil olur, arkadaşlık yapan yolunu kaybeder. // // hz.osman
    • cehaletimiz kendi özrümüzdür. her anlayamadığımızı inkâr edersek, inanacak ne kalır? // ömer sevinçgül
    • cehaletin kültürüne kitap gerekmez. // g.santayana
    • cehaletle deha arasında ki gerçek fark nedir biliyor musunuz? dehanın sınırları var, cehaletinse hiçbir sınırı yoktur. // whoopi goldberg
    • cehaletten büyük dert olmaz. // hz.ali
    • cehaletten kurtulmanın yolu;bazı şeylerin cahili olmaktan geçer. // ismet özel
    • çılgınların elinde ki cehalet, hiçbir zaman bir şeyi çözememiştir. // dr.asimov
    • çok yaşamak cahile, cehaletten başka bir şey kazandırmaz. // imam gazali
    • dünyada her kötülük, daima cehaletten gelir. // albert camus
    • en koyu cehalet, hakkında hiçbir şey bilmediğin bir şeyi reddetmektir. // j.brown
    • eylem halinde ki cehaletten, daha korkunç bir şey olamaz. // goethe
    • hala en kötü şey, insanın kendi cehaletini tanımamasıdır. // // st.jerome
    • herkes cahildir ama farklı konularda. // will rogers
    • insanın cahil olduğunu bilmesi, bilgiye atılmış ilk adımdır. // b.disraeli
    • insanlara cehaletlerini tanıtmak imkânsızdır. zira cehaleti tanıyabilmek için de bilgi lâzımdır; dolayısıyla cehaletini görebilen cahil değildir. // j.taylor
    • insanların en cahili, ahretini başkasının dünyası için satandır. // hz.ömer
    • istediğin kadar oku, bilgine yakışır şekilde hareket etmezsen cahilsin. // john sheffield
    • kim ben bilginim derse, odur cahilin ta kendisi. // hz.muhammed
    • size hiçbir şey öğretmediğimi söylüyorsunuz, bir cahil olduğumu belirttiğimi hatırlayın. // voltaire

    can-canan

    • bir kedinin dokuz canı, bir kadının da dokuz kedi kadar canı vardır. // barrow
    • can bağından “hal” ve “zevk” eksik ise, çok mu? olgu er hep gam yese. // mevlâna
    • can çıkarda, âşıklardan sır çıkmaz. // tokatlı nuri
    • can gitmeyince, canan ele girmez. // şinâsî

    • can sıkıcı insanlar, kendi kendilerini yaralayanlar sınıfındandırlar. // maria edgeworth
    • can sıkıntısı, dünyaya tembellikle beraber gelmiştir. // la bruyére
    • canansız can, hayvanda da var. // m.rasim mutlu
    • canı; can vererek almamışsın ki, değerini bilesin. // nizami
    • canımı isterse canan, minnet canıma. bir can nedir ki, feda etmeyeyim cana. // yunus emre
    • canın ormanında bir av avlamak için doğan ol. canın güneşi gibi doğ, canını parıldat. // mevlâna
    • canlardan perde kalksaydı, canların her sözü mesihane olurdu. // mevlâna
    • dünyada tek korkulacak şey, can sıkıntısıdır. // oscar wilde
    • ey can, önce farenin şerrini def et, sonra buğday biriktirmeye çalış. // mevlâna
    • gönülde olup da söylenmeyen dert cana benzer can gibidir. görür görünmezse de asârı vücudun her tarafına yayılır. // a.hamid tarhan
    • ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil. // hacı bektaş veli
    • yunus, ver canını hak yoluna, can vermeyince canan bulunmaz. // yunus emre

    cennet-cehennem

    • allah, insanlara cehenneme gitme özgürlüğü de vermiştir. // ali suad
    • allah’tan firdevs cennetini isteyin. o rahmanın arşına dayanır, bütün ırmaklar ondan çıkar. // hz.muhammed
    • aptalların cenneti, akıllılar için cehennemdir. // // t.fuller
    • ben, haklı olduğu halde çekişmeyi bıra kan kimse için cennetin avlusunda şaka da olsa yalan söyleyen kimseye, cenneti ortasında; ahlakını güzelleştiren kimseye de, cennetin yukarı kısmında bir ev verileceğine kefilim. // hz.muhammed


    • beni korkutan öldükten sonra, cehenneme gitmemek değil; hiçbir yere gitmemektir. // c.delavigne
    • benimle evlenen ya da kendisi ile evlen- diğim kadın cehenneme girmeyecektir. // hz.muhammed
    • biz hepimiz, kendi cehennemimizi kendimiz taşırız. // // vergilius
    • cehennem, amatör müzisyenlerle doludur. // g.b.shaw
    • cehennem, bilgisizedir. // m.rasim mutlu
    • cehennem dediğin dal odun yoktur. herkes ateşini kendi götürür. // pir sultan abdal
    • cehennem, hiçlikten daha iyidir. // bailey
    • cehennem kızarıncaya kadar 1000 yıl yakıldı. sonra beyazlaşıncaya kadar yine 1000 yıl yakıldı. sonra kararıncaya kadar 1000 yıl daha yakıldı. şimdi o, zifiri karanlık gece gibi kapkaranlıktır. // hz.muhammed
    • cehennem şehvetler ile, cennet de nefsin hoşlanmadığı şeylerle örtülmüştür. // hz.muhammed
    • cehennem yolunun taşları, iyi niyetle örülmüştür. // ahmed hulûsi
    • cehennemde kral olmak, cennette uşak olmaktan daha iyidir. // j.stuart mill
    • cehennemden kaçan, cennete kaçar. // alaaddin başar
    • cehenneme giden yolda, yürümek kolaydır. // yunan özdeyişi
    • cehenneme giden yollar, yerine getirilmemiş iyi niyetlerle doludur. // alman özdeyişi
    • cehennemin aleviyle kuşatılmış olsan da, cennette ki bahçeleri düşün. // a.hamit tarhan
    • cennet, annelerin ayakları altındadır. // hz.muhammed
    • cennet, bütün nimetleriyle rahat ve gönlün arzularından ibarettir. cennete ancak dünyada rahatını ve dünyevi arzularını terk edenler girecektir. // hz.isa
    • cennet; cömertlerin, cehennem de cimrilerin yeridir. // hz.ayşe
    • cennet, içimizde ki sevgidir. // m.rasim mutlu
    • cennet olmazsa, cehennem tâzib olmaz. // b.said-i nursî
    • cennet, tanrı’yla beraber olmaktır. // konfüçyus
    • cennet ve cehennem, size ayakkabınızın bağından daha yakındır. // hz.muhammed
    • cennete en yakın kılan şey, allah için te vazudur. cennetten en çok uzaklaştıran, mal ve benzeri şeylerle kibirlenendir. //
    hz.muhammed
    • cennete girerken bile, yanımda sağduyu olsun isterim. // // ingersoll
    • cennete girmek, hayret edilecek bir başarı değildir; marifet, dünyada da cennete erebilmektir. // hz.ali
    • cennete girmek istiyorsan, önce bu dünyada ki görevlerini başar. // pestolozzi
    • cennete gitmenin iki yolu vardır; gerçekten öldüğünüz zaman, gerçekten yaşadığınız zaman. // richard wilkins
    • cennete ilk çağrılacak olanlar, bollukta darlıkta hep allah’a şükreden hamtçılardır. . //
    hz.muhammed
    • cenneti arzu eden kimse, dünya şehvetlerinden uzaklaşır. // hz.ali
    • cenneti iklimi, cehennemi de sosyetesi için seçerim. // mark twain
    • cennetin ahmakla dolu oluşu, vehmin nur boyutunda kalkmadığının delilidir. // a.f.y.
    • cennetin iyileştiremediği hiçbir acı yoktur dünyada! // moore
    • cennetliklerin cennete, cehennemlik lerinde cehenneme girmesi, kendi ame liyle sebebiyledir. fakat onların orada ebedi kalmaları, niyetleri yüzündendir. // hasan-ı basri
    • cennette melek, önemli biri değildir. // g.b.shaw
    • cennette ki bir insanın en büyük dileği, bir an önce bu cehennemden kurtulmaktır. // erol anar
    • dünyayı cennet yapamayız ama cehennem eyleyebiliriz. // m.rasim mutlu
    • dünyayı kendime cehennem yaparak, gökyüzünde ki cenneti kazanmak istiyorum. // lord byron
    • fakirler cennete, zenginlerden beş yüz yıl önce gireceklerdir. // hz.muhammed
    • hepimiz kendi cehennemimizi, kendimiz taşırız. // // vergilius
    • her kırağının içinde, koca bir cennet vardır. // longfellow
    • herkes cennete, kendi yoluyla girer. // büyük frederick
    • ibrahim benim oğlumdur, o memede iken öldü. onun iki tane sütannesi vardır, süt müddetini cennette tamamlayacaktır. // hz.muhammed
    • insanları kendilerini küçük görmeye zorlayan çabaya, ben cehennem adını veririm. // andré maurois
    • insanoğlu yoksulluktan korktuğu gibi ce hennemden korksaydı, cennete girerdi. // yahya bin muaz
    • kişi doğduğu yerden başka bir yerde ölürse, yerden izinin kesildiği yere kadar, kendisi için cennette ölçü kılınır. // hz.muhammed
    • korkan geceden yol alır. bu şekilde hareket eden de, amacına ulaşır. şunu biliniz ki, allah’ın metaı pahalıdır. biliniz ki allah’ın metaı cennettir. // hz.muhammed
    • parklar, cennetin yeryüzündeki küçük örnekleridir. // d.abalıoğlu
    • sonsuz olan cennet, dünyada yapılan birkaç günlük amelin değil, halis niyetlerin karşılığıdır. // hasan-ı basri
    • ümmetimin büyükleri, çok namaz kıl mak ve oruç tutmakla cennete giremez ler. ancak, kalplerinin merhameti, göğüslerinin selameti ve cömertlikleriyle girerler. // hz.muhammed

    cesur-cesaret

    • allah her zaman cesur olana yardım eder. // schiller
    • asıl cesaret, umutsuz bir dava için çaba harcamaktır. // // h.kutlu
    • aşırı cesur olmak, aşırı ölçülü olmaktan daha iyidir. // machiavelli
    • bir cesur adam, çoğunluk demektir. // andrew jackson



    • bir memlekette namus erbabı, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, ciddi bir iş görmeye olanak yoktur. // ismet inönü
    • bütün güçlüklerin en mühimi, itiyatlardan kurtulmak ve insanın kendi kendisi olmaya cesaret etmesidir. // a.hamdi tanpınar
    • büyük musibetler karşısında, büyük cesaretler doğar. // jules renard
    • cesaret, bütün silahlardan üstündür. // ovidius
    • cesaret, bütün zorluklar ile her durumda savaşmaktır, hatta olmayanı oldurmaya çalışmaktır. // g.clemanceau
    • cesaret cennete, korku ölüme sürükler. // seneca
    • cesaret de aşk gibidir. ikisi de umutla beslenmek ister. // corneille
    • cesaret; hayatı hiçe sayar, vicdanı değil. // schiller
    • cesaret her şeyi fetheder; gövdeye bile kuvvet verir. // // ovidius
    • cesaret; insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklıkta ölüme götürür. // seneca
    • cesaret; korkuya direnmek ve korkuyu alt etmektir. korkusuzluk değildir. // mark twain
    • cesaret kuvvetle birleşince, büsbütün artar. // aristoteles
    • cesaret muharebe meydanında, yumuşak huylulukta öfkeyi gerektiren esbâb karşısında belli olur. // hz.osman
    • cesaret; ne öğretilir, ne de unutulur. // goethe
    • cesaret, öğretilmez ki. // stendhal
    • cesaret, ölmekle değil yaşamakla ölçülür. // vittorio alfieri
    • cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekânın kullanılmasıdır. // eflâtun
    • cesaret, tehlikeyi düşünmeden en akla uygun olan şeyi yapmaktır. // margaret oliphant
    • cesaret uçurtma gibidir; rüzgârla beraber yükselir. // // j.p.sean
    • cesareti olmayan adam, keskin kenarı olmayan bıçağa benzer. // b.franklin
    • cesareti olmayan adamın, başarısı da olmaz. // publius syrus
    • cesaretin bittiği yerde, esaret başlar. // akif cemil
    • cesaretin en büyük denemesi, mağlubiyeti üzülmeden kabul etmektir. // g.ingersoll
    • cesaretin en korkunç düşmanı, korkunun kendisidir, korkulan şey değil. içinizde ki korkuyu yenmeyi başarabilen insan, en büyük kahramandır. // g.macdonald
    • cesaretin modası hiç geçmez. // thackeray
    • cesaretle dolu bir insan, inançla dolu bir insandır. // // cicero
    • cesaretin öyle bir derecesi vardır ki, o düzeyde tabiat kanunlarına meydan okursunuz. // // m.bozdağ
    • cesaretiniz varsa, geçtiğiniz her vadide sizi anlatan bir iz bırakırsınız. // m.bozdağ
    • cesaretle ortaya konan düşünceler, oyun tahtasına sürülen taşlar gibidir; kırılabilirler ama, kazanılacak bir oyun başlamıştır. // goethe
    • cesur adamın bakisi, korkağın kılıcından daha çok düşman titretir. // amerikan özdeyişi
    • cesur, her ülkede bir barınak bulur. // ovidius
    • cesur insanın yüreği, mücevher kutusunda duran mücevher gibidir. // gerald gould
    • cesur ol, değilsen bile öyle davran. hiç kimse aradaki farkı anlayamaz. // m.bakır
    • cesurlar bir kere ölür, korkaklar bin kere. // ingiliz özdeyişi
    • cüret, başarının başlangıcıdır. // ingiliz özdeyişi
    • cüret etmekle cesaret, gecikmekle korku artar. // p.syrus
    • cüzdan boşalırken, yürek doğar. // victor hugo
    • çok zaman sadelik iyiliğe sebep olduğu gibi, çok zamanda korkudan sofuluk, umutsuzluktan cesaret doğar. // descartes
    • damarına basarsan herkes yüreklenir, her-kes bolu beyi’ne kafa tutan köroğlu kesilir. // // gürbüz azak
    • doğru olan şeyi gördüğü halde yapmamak; cesaretsizliktir. // konfüçyus
    • dünya, cesurlarındır. // victor von scheffel
    • dünyada bir çok kabiliyetli kişiler, küçük bir cesaretsizlik yüzünden kaybolurlar. // sydney smith
    • erdemsizlerin gösterdiği cesaret kadar, erdemliler cesur olmazlarsa, o toplum geleceğinden umudunu kesmelidir. // roosevelt
    • erkek cesaretini emretmekle, kadın itaat etmekle gösterir. // aristoteles
    • felaket ne kadar büyük olursa olsun, ce saretini kaybetmeyen insan onu yener. // a.huxley
    • felâketlerin önemsiz olması, erkek cesareti sayesindedir. // demokritos
    • gerçek bir düşmandan, sonsuz bir cesaret akar, içiniz. // f.kafka
    • gerçek cesaret, şahit istemez. // baraccio
    • gerçekten cesaretli olanlar için, cesaret diye bir şey yoktur. // // baraccio
    • gözün ile değil, yüreğinle hüküm ver. // kızılderili özdeyişi
    • hiçbir zaman tehlikeye düşmemiş olan biri, cesaretten bahsedemez. // la rochefoucauld
    • ihtiyatta desteklenmeyen cesaret, beş para etmez. // w.shakespeare
    • insan azimli ve cesur olmalıdır. lâkin bilgisiz cesaretin çok defa vahim olduğunu da unutmamalıdır. // a.muhtar özden
    • insanın tek düşmanı kendisidir, onu da cesaretiyle yenebilir. // w.churchill
    • kimi zaman cesaret ölmekle değil, yaşamakla ölçülür. // vittorio alfieri
    • korkak olduğunu bilmeyen herkes cesurdur. // alman özdeyişi
    • nice inanılmaz yeteneklere sahip insan, cesaretsizliği yüzünden keşfedilememiştir. // m.bozdağ
    • onların peşinden gidecek cesaretiniz varsa, bütün rüyalarınız gerçek olabilir. // walt disney
    • uzaktan cesur olmak kolaydır. // demosten
    • yalnız cesurlar yaşar, korkaklarsa sürünür. // a.gultermann
    ceviz

    • ceviz kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder. // imam gazali
    • içsiz cevizi, hafifliği ele verir. // şeyh sadi
    • tanrı cevizi verir ama kabuğunu kırmayı sana bırakır. // // g.büncher

    ceza-azap

    • akrabanın cezası, yabancının darbesinden daha acıdır. // hz.ömer
    • allah bir kavme azap indirdiğinde, o azap onların içinde olan herkese isabet eder. sonra amellerine göre baas olunurlar. // hz.muhammed
    • allah’ın cezalarından birini tatbik etmek, allah’ın beldelerine kırk gece yağan yağmurdan daha hayırlıdır. // hz.muhammed
    • büyük hatalar için, ilahların verdiği cezalarda büyük olur. // herodot
    • ceza çocuklara verilen bir ilaç sayılmalı, öyle verilmelidir. // // montaigné
    • ceza görmeden yanılmak hakkı olduğu müddetçe, insan başarıdan daima emin olabilir. // // e.renan
    • ceza ile suç, aynı anda birlikte doğarlar. // hesiodos
    • ceza kaldırılabilir; ama suç insanın içinde sonsuza kadar yaşar. // ovidius
    • ceza topaldır ama er geç hedefine ulaşır. // b.franklin
    • cezalandırmak insana, bağışlamak tanrı’ya vergidir. // peter von winter
    • cezaların en korkuncu, insanın haklı olduğunu anlamasıdır. // walter winchell
    • düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. // a.şinasi hisar
    • haşir gününde en şiddetli azaba, nebi ve resul giysisini kuşanıp ta, zalim kudurganların fiillerini işleyenler çarptırılacaktır. . //
    hz.muhammed
    • ilk ceza odur ki, hiçbir suçlu kendi yargıçlığından kurtulamaz. // juvenalis
    • on suçlunun bırakılması, bir suçlunun ceza görmesinden daha iyidir. // blackstone
    • ölümü tadan kişi kabre konulduğunda, her taraftan ateş yakılır. eğer ona mani olacak amel yoksa azap görür. // hz.muhammed
    • örnek olsun diye verilen her cezada, kamunun yararına ve bireyin zararına bir adaletsizlik vardır. // victor pauchet
    • sana kötülük edene, kendini ona sevdirmen kadar büyük bir ceza veremezsin. // hz.ali
    • şüphesiz ki allah, dünyada insanlara azap edenlere, azap edecektir. // hz.muhammed
    • yarla hem dem olmayan, hicranda ki azabı bilmez. // fethullah gülen

    cimri

    • cimri, borç para isteyecek olan kişinin geldiğini bir fersah uzaktan görür. // emile alain
    • cimri insanı iki şey hariç, hiçbir şey doyuramaz. bunlardan biri toplamak, diğeri de mezarının toprağıdır. // şeyh sadi
    • cimriler çok iyi insanlardır. ölmelerini isteyenler için servet toplarlar. // s.leszcynski
    • cimriliği yaratan yoksulluk değil, zenginliktir daha çok. // montaigné
    • cimrilik, bütün insan deliliklerinin en gülüncüdür. // // montaigné
    • cimrilikle hayırseverlik aynı sonucu doğurur; cimrinin yeryüzünde biriktirdiği serveti hayırsever gökyüzünde biriktiremez mi? // h.de balzac
    • cimrinin gümüşü, kendisi gömülünce topraktan çıkar. // // şeyh sadi
    • cimriyle balık öldüğü an, pulları hiçtir. // talat sait halman
    • dünyanın en zengini; iktisat bilen, en yoksulu; cimri olan insandır. // chamfort
    • esir, bir kişinin; cimri ise, fayda umduğu insanların hepsinin esiridir. // la bruyére
    • hasisin kesesi, hayatına ve hayatı, kesesine bağlıdır. // cenap şahabettin
    • hasislikte hayırseverlik, aynı sonuçları doğurur; hasisin yeryüzünde biriktirdiği serveti, hayırsever gökyüzünde biriktirmez mi? // h.de balzac
    • nekeslikten kimse bezirgân olmaz. // karacaoğlan
    • sakın cimrilerle dost olma. cimriler, muhtaç olduğun şeyi, en ihtiyaçlı anında senden isterler. // // hz.ali

    cinayet

    • büyük cinayetler, ancak büyük cahiller tarafından işlenmiştir. // voltaire
    • cinayete ses çıkartmayan, caninin suç ortağıdır. // cemil meriç
    • cinayetin çoğu zayıflardan çıkar, güçlü ve mutlu adama böyle şeyler gerekmez. // voltaire
    • her cinayet adi değildir, ama her adilik bir cinayettir. // // oscar wilde

    cinsellik

    • bekâret, dokunulunca solan ve gözyaşları ile ıslatılsa bile canlanmayan bir çiçektir. // hooper
    • bekarlık, bikarların kârıdır. // b.said-i nursî
    • şuhluk, kadın öz yapısının temel taşıdır. fakat bütün kadınlar onu kullanamazlar, çünkü bazılarında korku veya mantık buna engel olur. // la rochefoucauld

    cömert (-lik)

    • allah cömert ama, ekmek bırakmaz oturup geçmişi konuşanlara. // hasan yılmaz
    • bilin,duyun!.. her cömert cennettedir ve ben buna kefilim. // hz.muhammed
    • cömert insan, almaktan çok vermeyi sever. //
    chevalier de mére
    • cömert, nasihat vermekle yetinmeyip yardım eder. // // vauvenargues
    • cömert ruhlu akıllılar, mallarını dostları için kazanırlar. akılsız alçaklar ise düşmanlarına bırakırlar. // molla câmî
    • cömertler elinden, mal eksik olmaz. // salburcuoğlu
    • cömertliğimiz, hiçbir zaman servetimizi aşmamalıdır. // cicero
    • cömertliğin afeti, başa kakmadır. // hz.muhammed
    • cömertliğin dibi yoktur. // cicero
    • cömertliğin üç belirtisi vardır; sözünün eri olmak, gereksiz yere övünmemek ve sorgusuz sualsiz bağışlamaktır. // i.kant
    • cömertlik, adaletin çiçeğidir. // n.hawthorne
    • cömertlik; dost ve ahbaba, iyilikte ve ikramda bulunmaktır. // süfyan bin uveyne
    • cömertlik, dostluğun özüdür. // oscar wilde
    • cömertlik, erkeğe yakışan erdemdir. // goethe
    • cömertlik fazla vermekten ziyade, yerinde ve zamanında vermek demektir. // la bruyére
    • cömertlik gibi görünen şey, çok kere daha büyüklerine ulaşmak için menfaatleri hoş gören maskelenmiş bir açgözlülüktür. //
    la rochefoucauld
    • cömertlik güzeldir fakat zenginlerde olursa daha güzel olur. // hz.muhammed
    • cömertlik, israf ile cimrilik arasında ki denge halidir. // // imam gazali
    • cömertlik kadar, kendi kendini yıpratan bir meziyet olamaz. // machiavelli
    • cömertlik, mutluluk anahtarıdır. // nâsır-ı hüsrev
    • cömertlik olmayınca malın, vefa olmayınca arkadaşlığın hayrı olmaz. // ahnef bin kays
    • cömertlikle birçok ayıplar örtülür. // hz.ali
    • gerçek cömertlik, insanlara hiçbir zaman bilmeyecekleri bir iyilik yapmaktır. // frank a.clark
    • insan; aynı huyu taşıyan insanlarla iletişim kurarsa, bu iletişim sayesinde hem cömert, hem de insanlara daha yakın olurlar. // cicero
    • insan bazen, az parası olduğu halde, belki de az parası var diye düşüneceklerinden korkarak, çok parası olduğu zamankinden daha cömert olur. // b.franklin
    • insanların en cömerdi, istenmeden veren; en asili de intikam gücü yeterken bağışlayandır. // hz.hüseyin
    • tuzağa saçtığın taneler, cömertlik sayılmaz ki. // mevlâna
    • verdiğini hatırlayan ve kalbinden geçiren kimse, seha (cömertlik) ismine layık değildir. // hz.muhammed

    cumhuriyet

    • bütün cumhuriyetlerde, ortaya çıkan her yeni meselede bir takım eski kanunlar yürürlükten kalkar, yerine başkaları konur. // machiavelli
    • cumhuriyet ile cehalet, bir yerde barınmaz. // lamartine
    • cumhuriyet, hürriyeti sevenlere ve koruyanlara layıktır. // g.washington
    • cumhuriyet; ilim ve ahlakın, adalet ve erdemin iktidarıdır. bunların gerçekten yaşanmadığı yerlerde şekil ve iddia ne olursa olsun, cumhuriyet yoktur. // seneca
    • hürriyetin en geniş şekli, cumhuriyettir. // b.said-i nursî










    çalışmak

    • allah çalışmak istemeyenlere yardım etmez. // sofokles
    • aşkla yapılmış ölesiye bir çalışma, işte gerçek mutluluk. // dostoyevski
    • bir hizmette bulundu isem; bu, çalışmaktan ve sabırlı olmaktan başka bir şey değildir. // isaac newton
    • bir insan çalışmadıkça, ne yapacağını tahmin edemez. // hamilton
    • babam bana çalışmayı öğretti ama çalışma aşkını öğretmeyi unuttu. // a.lincoln
    • birleşmek başlangıçtır, birliği sürdürmek gelişmedir; birlikte çalışmak başarıdır. //
    amerikan özdeyişi
    • boş oturmak pas gibidir. insanı çalışmaktan daha çabuk eskitir. // b.franklin
    • boşuna çalışmak, akıntıya kürek çekmek olur. // andersen
    • bugünün fatihi, sadece çalışmaktır. // t.carlyle
    • çalışanlar, fenalık düşünmeye vakit bulamazlar. // // a.şinasi hisar
    • çalışarak ün kazananlar, doğuştan ünlü olanlardan daha fazladır. // çicero
    • çalışırken, en çirkin insan bile güzeldir. // hz.muhammed
    • çalışma, uçup gidebilen bir alışkanlıktır. bırakması kolay, yeniden başlaması zor bir alışkanlık. // victor hugo
    • çalışmadan bize verilenlere şikâyet değil, şükredilir. // ali suad
    • çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir. // imam-ı rabbani
    • çalışmadan ne yapabileceğini kestiremezsin. // hamerton
    • çalışmak, bizi şu üç beladan kurtarır; can sıkıntısı, kötü alışkanlıklar ve yoksulluk. // voltaire
    • çalışmak, en hayırlı sermayedir. // hz.ömer
    • çalışmak, en soylu iştir. // thomas carlyle
    • çalışmak hayat, düşünmek ışıktır. // victor hugo
    • çalışmak, hayatın en önemli şartıdır. insanlık, mutluluğa ancak bununla ulaşabilecektir. // // tolstoy
    • çalışmak, her şeyi fetheder. // vergilius
    • çalışmak, istirahatın hardalıdır. // cenap şahabettin
    • çalışmak, sevginin görünür hale gelmesidir. // halil cibran
    • çalışmak ve iyilik etmek, tanrının bize öyle bir ihsanıdır ki; seven ve mutsuz olan kalplerde aşkın yerini tutar. // goethe
    • çalışmak zahmet ise, boş durmak da bozukluktur. // // hz.ömer
    • çalışmamız arttıkça, boş vakitlerimizde artar. // w.hazlitt
    • çalışmanın verimi, zevklerin en tatlısıdır. // vauvenargues
    • çalışmayan adam, milyoner de olsa; oturup namusunu yer. // kemal tahir
    • çalışmayana, dünyada küser,ahrette. // ali suad
    • çalışmayı sana arı öğretebilir. beceriklilikte bir kurt sana öğretmen olabilir. bilgiyi daha önce ki insanlardan alabilirsin. ama sanatı yalnız kendin ortaya koyabilirsin. // schiller
    • çalışmayı ve beklemeyi öğrenin. // h.w.longfellow
    • en müşkül zamanda çalışmaktan daha aziz bir dost, en müşkül zamanda manasız düşünmekten daha hain bir düşman görmedim. // kemal tahir
    • ey çalışan!. çalışmada iktisatlı ve devamlı ol, sonunda çalışma meydanında birinci sen olursun. // imam maverdi
    • herhangi bir acıyı unutmanın çaresi; çalışma ve faaliyettir. // yüan mei
    • insan, ancak çalıştığını kazanır. // mevlâna



    • iş yaşamında ki başarı sanatının sırrı, sıkı çalışmaktır, her şeyi ciddiyetle ele almak değil. // elbert hubbard
    • kullanılan anahtar, daima parlaktır. // b.franklin
    • mermeri yonttukça, heykel ortaya çıkar. çalışın. // // michel angelo
    • ne kadar çok çalışırsam, o kadar çok şansa sahip olduğumu biliyorum. // t.jefferson
    • ne kadar çok çalışırsan, o kadar çok mutlu olursun. // charles dickens
    • önce çalışın, sonra dinlenin. // a.puşkin
    • tanrının insana en güzel armağanı, çalışma zorunluluğudur. // voltaire
    • tek başına bile çalışsan, sanki birileri gözlüyormuş gibi çalışacaksın. // konfüçyus
    • tüm çalışanlar, kendilerini galip hissetmelidirler. // feigenbaum
    • uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır; durmak zamanı değil, çalışmak zamanıdır. // tevfik fikret
    • yararlı çalışmaların çoğu, biraz daha çalışmamak yüzünden boşa gider. // edmund burke

    çare

    • aşkın hançeriyle vurduğu yâre, derindir efendim bulunmaz çare. // zakiri
    • çare aradım derdime, erdim bana çare imiş. // niyazi-i mısri
    • çaresi olmayan şeyler düşünülmeye değmez, ne olmuşsa olmuştur. // w.shakespeare
    • çaresiz kaldığında, bilin ki çare sizsiniz. // eugene o’neill
    • insanlara nasıl yapmaları gerektiğini değil, neyin yapılması gerektiğini söyleyiniz. göreceksiniz, bulacakları çözümlerle sizi bile şaşırtacaklardır. // m.şevket esendal






    çekiç-çivi

    • çekiç ve çiviler olmadan, ev inşa edemezsiniz. // // hosotani
    • çivi çakmak için tornavidanın sapını kullanabilirsiniz, ama en uygun araç çekiçtir. // // nakamura
    • eğer bir örs isen kendini sabit tut, eğer bir çekiç isen zamanında vur. // g.herbert
    • kişinin sahip olduğu tek şey çekiç ise; çevresindekileri çivi gibi görmeye başlar. // victor hugo

    çeşitli konular

    • açıklama yapmaktan daha büyük zaman israfı olamaz. // b.disraeli
    • anıtlara ihtiyacı olmayanlar, anıtlarının dikilmesini hak etmişlerdir. // napoleon
    • astlara takım gibi davranmaların, emretmekle olmaz. // pascale ve athos
    • bağımlılık, esareti yok eder. // w.whatley
    • balayı, genç gelinin omzunda ağlamayı bırakıp; ensenizde boza pişirmeye başladığı gün biter. // amerikan özdeyişi
    • bazı yıkılışlar, daha parlak kalkınışların teşvikçisidir. // w.skakespeare
    • bıçak kendi sapını kesmez. // kore özdeyişi
    • bil ki, çözümü bulunmayan her çelişki, düzeltilmesi olanaksız her uyuşmazlık, kendisini sindirebilmen için büyümek zorunda bırakır seni. // st.exupery
    • bir ama pir. // bulgar özdeyişi
    • bir çeşmenin başına bir testiyi koysalar, kırk yıl orda dursa kendi dolası değil. // // yunus emre
    • bir çığlık, bir çığ meydana getirir. // soljenitsin
    • bir çıplağı bin zırhlı soyamaz. // bulgar özdeyişi
    • bir çömleği seviyorsan, topraktan yapılmış bir çömleği sevdiğini bil. eğer kırılırsa üzülmezsin. // epiktetos
    • bir hipotezin ilk görevi, anlaşılır olmaktır. // thomas huxley
    • bir insan hakkında fıkralar yapılmaya başlandı mı, artık onun istifası gelmiştir. // b.disraeli
    • bir kere “al şunu” demek, iki kere “ben vereceğim” demekten iyidir. // kızılderili özdeyişi
    • bir saatlik allah’ın yarattıklarında ki hikmeti düşünmek, bütün geceyi uyanık olarak geçirmekten hayırlıdır. // ebu’d derda
    • bir şeyden kurtulmak istiyorsanız, bir şeyi o şeye dönüştürmelisiniz. bir şey o şeye dönüştüğünde, zaten ondan kurtulmuş olacaksınız. // erol anar
    • biri sana sarıldığında, önce onun kollarını gevşetmesini bekle. // g.duhamel
    • biyografi, gerçek olan tek tarihtir. // t.carlyle
    • biz hepimiz bir çömlekçinin elinde ki çamuru andırırız; hiçbir çömlek de çömlekçiye; “beni niye böyle yoğurdun?” diyemez. // daniel defoe
    • boklu, çamurluya mana bulur. // bulgar özdeyişi
    • boşanma, kasırgaya tutulmuş izdivaç gemisinin tahlisiye simididir. // r.necdet kestelli
    • böyle gelmiş, böyle gitmez. // dinç tayanç
    • brütüs’ün yaşadığı yerde sezar ölmeye mahkûmdur. // // schiller
    • bu ne tuhaf bilmece!. ne gündüz biter, ne gece? // orhan veli kanık
    • bugün yapılması gerekeni yarına bırakan, her zaman yıkımlarla karşılaşır. // hesiodos
    • buğdayı olmaksızın değirmene gidenin, ancak saçı sakalı ağarır. başka bir şey elde edemez. // mevlâna
    • bulanmadan ve donmadan akmak ne hoştur. // mevlâna
    • bütün şeyler aynı zamanda; hem kendilerini, hem de karşıtlarını içerirler. // b.russel
    • büyük ambar, küçük ölçekle dolmaz. // bulgar özdeyişi
    • büyümek için büyümek, bir kanser hücresini ideolojisidir. // e.abbey
    • canavarla kızgın adamın arasına girmeyin. //
    w.shakespeare
    • canavarların hepsini “taviz ana” do ğurmuştur. yarın göz açtırmaya caklar; bugün göz yumduklarımızdır. // m.selahattin şimşek
    • cenazede çabuk olun; eğer salih biri ise kendisine iyilik etmiş olursunuz. böyle biri değilse, belayı bir an önce sırtınızdan atmış olursunuz. . // hz.muhammed
    • çamur yumuşak ve ıslak; çabuk olalım. durmadan dönen çark biçim versin ona. // persius
    • çeyrek saatten beri duran gökkuşağına, insan artık bakmaz. // goethe
    • çıkmaza girenler, başlangıçta ki niyetlerini incelemelidirler. // h.daoren
    • çok kucaklayan iyi kavrayamaz. // fransız özdeyişi
    • “daha sonra” nın, sonu yoktur. // m.drumes
    • dâne, toprağa düştüğü için el üstünde gezdirilir. başak, baş çektiği için ayaklar altında ezilir. // f.attar
    • dayanmak, kaderi yenmektir. // campbell
    • değirmenci, değirmenini döndüren suyun hepsini görmez. // bruce burton
    • değirmene önce gelen, önce öğütür. // g.hauptmann
    • demiryolu geçsin de, isterse sırtımdan geçsin. // abdülhamid han
    • direnmek, kaderi yenmektir. // leo rosten
    • disiplini; kendimiz için istemeyiz, ama başkaları için iyi deriz. // ismail ergün
    • diyet aptal işidir; akıllı insanlar kilo almazlar. // mehmet selvi
    • doğal olan hiçbir şey, utandırıcı değildir. // aristofanes
    • dolandırıcılık aşk gibidir, zamanında kaçmasını bilmeli. // lebranda maureis


    • donkişot olmak için yola çıkan pek çok insan evine, sanço panço olarak döndü. // ispanyol özdeyişi
    • dökülen şey geri dolmaz. // kafkas özdeyişi
    • dün garip olarak başladı, garipliğe dönecektir. ne mutlu gariplere. // hz.muhammed
    • düşünmeyenler, “nasıl, lezzetli miydi?” diye sorar. akıllı kimseler ise “midemize dokunur mu?” diye. // sezai karakoç
    • efsane, ayrıcalıklı hareketlerin sonucunda doğar. // a.f.y.
    • eğer dünya görüşünüz tuvalet duvarında ise sizin işiniz sifona kalmıştır. // m.güner
    • eğer gerçekten bulmak istiyorsanız, bir tek yeri kazmak zorundasınız; içinizi. // n.fazıl kısakürek
    • eğer ilerleme olmazsa, insan geriler. // edward gibbon
    • eğer insan zayıf ise, büyük işler yapmak için ona hiçbir şey yardım edemez.
    pestalozzi
    • eğer sıkışmışsa, zorlayın. kırılırsa, değiştirilmesi gerekiyormuş demektir. // murpy yasası
    • eğer termometre iki santim daha uzun olsaydı, hepimiz soğuktan donardık. // mark twain
    • enbiyanın olmadığı yerde, evliya bolluğu görülür. // cenap şahabettin
    • emanete riayet etmeyenin imanı, sözünde durmayanın da dini yoktur. // hz.muhammed
    • en büyük cezaevi; taş duvarların, demir parmaklıkların değil, insan kafasının içidir. //
    montaigne
    • en çok bağıran, en alttakidir. // murphy yasası
    • en meşgul kişi, en bol zamana sahiptir. // andre gide
    • entelektüel; başkalarından daha çok şey bilmediğini daha çok sözcükle anlatan kişidir. // g.eisenhower



    • erteleyenlerin en küçük kaybı, ertele dikleri süre boyunca öğrenebilecekle rinden mahrum kalmalarıdır. // muhammed bozdağ
    • esinlememişe öğretmem, kendini beğenmişi aydınlatmam. insanlar, bir köşeyi gösterdiğimde diğer üçünü bulamazlarsa, tekrar etmem. // konfüçyus
    • eski zaman, ‘’ısıramayacağın eli öp!’’ demiş. asrımız aksin, ‘’kıramayacağın zinciri hiç olmazsa kemir’’ demiş. // cenap şahabettin
    • ey vabisa! kalbine sor, kendine sor. sevap; kalbin kendisine mutmain olduğu, ruhun yatıştığı şeydir. günah da; herkes sana fetva verse bile, ruhunu kazıyan ve gönlünde tereddüde sebep olan şeydir. // hz.muhammed
    • ezan duyulan bir yerin ne olduğunu öğrenmedikçe, gitmeyiniz. // hz.ebubekir
    • ey insanlar arasında geldiği ırkla övünen cahil, bütün insanlar bir anne ve babadan olmadır. // // hz.ali
    • fani olan şey, bâkinin kanıtıdır. // mevlâna
    • fani olanı ver ki, baki olanı alasın.
    erzurumlu ibrahim hakkı
    • fantezi, bilgiden daha önemlidir.
    a.einstein
    • feleğin mutlu ol dediği kimse, ne sensin ne de benim. // nizami
    • felek, yaman mürebbidir. // a.hamid tarhan
    • fıtrat, yalan söylemez. // b.said-i nursî
    • fikre bir aydınlık, ruha kanatlanma vadetmeyen her türlü kaba belleme ve ezbercilik, benliği aşındıran bir törpü ve kalbe indirilmiş bir darbedir. // e.a.poe
    • fizyolojik beraberliğin, ruhsal beraberlik ile ilgisi yoktur. // // a.f.y.
    • gariptir, yükü çeken manda ses çıkarmaz da, kağnı inler. // cenap şahabettin
    • geç kalan, her zaman haksız çıkar. // anatole france
    • gel denilen gitmeye ar eyleme, gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme. // f.n.çamlıbel

    • geldiği zaman boşluk dolduranlardan değil de, gittiği zaman yeri dolmayanlardan olmak isterim. // ismail ergün
    • gelecek kuşaklara ve genellikle insanlığa mal olacak olanlar, çağdaşlarına yabancı kalırlar. // schopenhauer
    • geliştirmeye son verdiğimizde, geriye doğru kaymaya başlarız. // harrington
    • gen boyutu, enerjiyle beyin arasında aracı katıdır. // // a.f.y.
    • genelleştirme olmadan, tahmin imkânsızdır. // john selden
    • gerçek dostluklarda yaratılışları bayağı olanların, hiçbir zaman göremeyeceği bir seviye vardır. // g.gardony
    • gezgin, güzel görüntülere çarpılarak öldü. // max jacob
    • göçebenin şehirli hakkında şahitlik etmesi, caiz değildir. // hz.muhammed
    • gönüllüler olmaksızın, kurbanlarda olmaz. //
    uluborlulu lütfi
    • görecelik kalktığında, her şey doğrudur. // a.f.y.
    • görmezliğe gelmek isteyen için, gözlük; en kıymettar siperdir. // cenap şahabettin
    • görünen zatıdır, gayrı ne hacatıdır. // şemsi tebrizi
    • görünmeyen bir bağ, bütün insanları bağlamıştır. // thomas carlyle
    • görüşünüzün çürütülmesi bir şey değildir; tabii eğer hatırlamaya devam ederseniz. //
    konfüçyus
    • güzel yaparsam muavenet, hata edersem mukavemet edin. // hz.ebubekir
    • hakâyık zahir olunca, hayalet zail olur. // a.hamid tarhan
    • haklı olan iddia, er geç muzaffer olur. // j.simon
    • halimize uymayan, bizi oyalayamaz. // cenap şahabettin
    • hallac “enel hak” dedi, astılar. o da bizim bildiğimizi bilse idi, o da bizi katlederdi. // mevlâna
    • ham dolsun o allah’a ki, mahlûkatına kendisini bilmesi için, kendisini aciz olduklarını bilmekten başka bir yol vermedi. // hz.ömer
    • harmanı olmayanın, dermanı da olmaz. //
    ibrahim olcaytu
    • hasmın sitemini anlamamak, hasıma sitemdir. // // nef’î
    • hastalığa ve ölüme karşı insanların gösterdiği tüm ilgi, hayata karşı duyduğumuz ilginin başka bir şekilde ifadesidir. // thomas mann
    • hayat ve yaşadıklarını bir okyanus gibi düşün... çılgın ve deli dalgalara isteyerek girmezsin... durgun sular kendini belli etmez ve ne zaman coşacağını sen bilmezsin. // r.m.rilke
    • hayatta bizden başka türlü olmayan çok, pek çok kimse vardır. // theodor fontane
    • hayatta ilerledikçe, vasıflarımızın derecesi- ni anlarız. // // pround
    • hayatta yapılabilecek öyle güzel şeyler vardır ki, zararsız şeylerle zaman öldürenlere, çok yazık. // v.pauchet
    • hepimiz, başkalarına göre yaşıyoruz. // w.gombrowicz
    • hepimiz boyuna iyi olduğumuzdan dem vururuz. ama böyle kahramanlığı yapmağa yetecek kudret hangimizde var. // dostoyevski
    • her bakış bir gözlem, her gözlem bir düşünce, her düşünce bir bağlantı ve ilişki doğurur. // r.b.sharidan
    • her birim, kendi fiillerinin neticesini yaşar. // a.f.y.
    • her kukuletalı kesiş değildir. // w.shakespeare
    • her mesaj; püsküllü bir çiçek tohumu gibi yuvasını terkeder, rüzgâra biner. vadilerin ötesinde ki birilerinin ruhunda dal budak salar; kocaman bir ağaç olur. // m.bozdağ
    • her ninnide, milyonlarca çocuk başı ve rüyası vardır. // a.hamdi tanpınar
    • her parça, aslına gider. // mevlana
    • her saçmalığı savunacak biri mutlaka çıkar. // o. goldsmith
    • her şey, hiçbir şeydir. hiçbir şeyse, her şey değildir. // erol anar
    • her şey ile hiçbir şeyin ortasında, aşılmaz bir uçurum vardır. // erol anar
    • her şey olur, her şey unutulur, her şey yoluna girer, hiç kimse, her şeyi anlayamaz. eğer herkes, herkes tarafından herkes için söylenen şeyleri bilseydi, kimse kimseye bir şey söylemezdi. // honataux
    • her şeyi akılla çözmeye çalışmak, alevi elle tutmaya benzer. // andre gide
    • her şeyi beğenen, her şeyi kötü bulan ya da her şeye kayıtsız kalan (toptancı) insanlardan çekininiz. // lavater
    • her şeyin ilki güzeldir, sonra bir sürü şey öğrenirsiniz ve hiçbir şeyin ilginç tarafı kalmaz. // john lyly
    • her şeyin iyisi, ortada olandır; itidal. // hz.muhammed
    • her şeyin ta tepesine çıkmak iyi şeydir ama tepeler ıssızdır, soğuktur, ebedi karlarla kaplıdır. // andré maurois
    • her tanımlama bir sınırlamadır. // andré suares
    • her tür ilişki avuç içinde duran kum taneleri gibidir. avucumuzu sıkma dan, gevşekçe tutarsak,kum taneleri kaymaz durur. avucumuzu kapatıp, sıkmaya başladığımız an, kum tane leri parmaklarımız arasından akmaya başlar. bir kısmını tutmayı başarsa nız da, çoğu akıp gider. ilişkiler böyledir. esneklik varsa, diğer insana saygı duyuluyor ve özgürlük tanınıyorsa ilişkiler bozulmaz. ama diğer insanı çok bunaltırsanız ilişki de yavaş yavaş bozulur ve biter. // kaleel jamison
    • her zerrede bir nur, her katrede bir zuhur vardır. // // kenan rıfai
    • herkes başkasına, hakikatte kendi lâyık olduğu muameleyi reva görür. // cenap şahabettin
    • herkes, kendisine en çok şeyi yapmanın doğru olduğuna inanır. // goethe
    • herkes ne için yaratılmışsa o, kendisine kolaylaştırılacaktır. // hz.muhammed
    • herkes patlamak ister ama tutuşmak tehlikesi olmasa. // cenap şahabettin
    • herkesin anormal olduğu yerde, anormal normal sayılır. // ilhan selçuk
    • hicret; bir kaçış değil, geri dönüp hesap sorma eylemidir. // teftezani
    • hicretin en faziletlisi, allah’ın sevmediği şeyleri terk etmektir. // hz.muhammed
    • hiç kimse hakkında kötü konuşma yıp, herkes hakkında bildiğim iyi şeyleri söyleyeceğim. // b.franklin
    • hiçbir dövüşçü, sadece savunma ya parak galip olamaz. kazanan vurma ya devam edebilmek için, vururken vurulmayı da göze almalıdır. // ernest j.king
    • hiçbir iğnenin iki sivri ucu yoktur. // çin özdeyişi
    • hiçbir insana rastlamadım ki, onda öğrenilecek bir şey bulunmasın. // alfred de vigny
    • hiçbir şey ayağınıza gelmez; en azından iyi olan hiçbir şey. her şeyi gidip almanız gerekir.
    // charles buxton
    • ılımlı olmak, ölümcül bir şeydir. hiç bir şey aşırı olmak kadar başarı getirmez. // oscar wilde
    • ıssız bir yerlerde, kendin için evren ol. // tibullus
    • jüpiter, mahvetmek istediklerini önce çıldırtır. // sofokles
    • ıslık, argonun dilsizidir. // r.necdet evrimer
    • iddiasız, yaşam olmaz. // r.m.rilke
    • içgüdüyü (!),kim güdüyor? // ali suad
    • içi boş olan başaklar, kellesini havada tutar. // f.ahmet aykaç
    • iddiasız, yaşam olmaz. // r.m.rilke
    • ileri gitmek, beklemekten iyidir. // e.markham
    • ilgisini yitiren, gençlini de yitirir. // sarah bernhardt
    • ilgiyle kazanılmayan bilgi, boştur. // g.k.chersternon
    • ilk seferde başaramazsınız, tekrar tekrar deneyin, sonra vazgeçin. he men vazgeçmek aklını kullanmamak tan başka bir şey değildir. // vittorio alfieri
    • ilkler son, sonlar ilk olacak. // hz.isa
    • inanılmaz kurtuluşlar, en dayanılmaz çaresizliklerle boğuştuğumuz anda gelir. // m.bozdağ
    • insan, ancak umursamadıklarına karşı hep iyi davranabilir. // oscar wilde
    • insan bir şeyi; menfaatine, karakterine, zevkine, ihtiraslarına göre ya şişirir, ya küçültür. // diderot
    • insan duygularına değil, yaptıklarına hâkim olur. // johann lavater
    • insan en fazla, yetindiği zaman mutludur. // mor jokai
    • insan gerçekten bir kadını severse, onun gözünde dünyada ki bütün öteki kadınlar kesin olarak anlamını kaybeder. // oscar wilde
    • insan iletişiminin en genel amacı uzlaşmadır; ya da öyle olması gerekir. // m.scott peck
    • insan kötü şeyleri; bilmediği, beceremediği için değil, canı istemediği için yapmamalıdır. // montaigne
    • insan; kuvvetli olmadığı zaman, uysal olmayı bilmek zorundadır. // augier
    • insan yaşadıkça anlıyor ki, kendi kızağını kendin çekmezsen, bir yerlere gidemiyorsun. //
    katharine hepburn
    • insanın en kötü durumu, kendini bil mez ve yönetemez olduğu zamandır. // montaigne
    • insanlar beni var olduğum için sevsinler ne aklım ne de bedenim için değil. bir gün aklımı yitirebilirim ya da sakat kalabilirim. //
    hz.muhammed
    • insanlar çoğunlukla kötü oldukların dan, iyi yola ancak buna mecbur edildikleri zaman dönerler. // machiavelli


    • insanlar gelişmeyi, tatmin olmayanla ra borçludurlar. // a.huxley
    • insanlara boyun eğdirmek isteyenin, kulağı sağırdır. // albert camus
    • insanlara dost ol, çünkü kervan ne kadar kalabalık ve halkı çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar kırılır. // mevlâna
    • insanlardan çoğunun, bitkiler gibi tesadüfen keşfettirdiği gizli yönleri vardır. //
    la rochefoucauld
    • insanlardan kendini çekmen sana düşman, herkese yakınlık göstermen ise kötü dostlar kazandırır. // ibnel mukaffa’
    • insanları olduğunun dışında gösterir sen, başkalarına zorbalık etmesine çanak tutarsın. // eduard lasker
    • insanları yargılarsan, sevmeye zamanın kalmaz. // rahibe teresa
    • insanların en hayırlıları, ahmak, aptal diye adlandırılmadıkça kıyamet kopmaz. . // hz.muhammed
    • insanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. . // hz.muhammed
    • insanların sizi akıllı bilmeleri için, ya onların deliliklerine katılın, ya da onları beğenin. // j.j.rousseau
    • insanlarla hayvanlar arasında ki bir fark da şudur; insanlar; hayal (gaye, ideal) için, hayvanlar ise gerçek için (peşin menfaat) çarpışırlar. //
    gustave le bon
    • insanoğlu yabancısı olduğu şeyi “barbarca”, kendi aklına uydurama dığı şeyi “akıl dışı” diye tanımlar. // f.nietzsche
    • inisiyatif, doğrunun söylenmeden yapılmasıdır. // // irwing mack
    • israf, başkasının hakkını kendi namına kullanmaktır. // ahmet ulukaya
    • istediğimizi elde edemezsek, mevcut olanı sevmeye çalışmalıyız. // russy robutin
    • ister padişah, ister derviş ya da komutan olsun, elindekiyle yetindikten sonra hepsi birdir. // nasır-ı hüsrev

    • istibdad, her temel milletin kürek cezasıdır. //
    cenap şahabettin
    • istiklal de şeref gibi, kumsalı olmayan kayalık bir adadır. // b.shaw
    • istikrar buluncaya kadar, kendimizi serbest sayamayız. meşe ağacının vücut bulması için nasıl palamudun toprağa gömülmesi gerekiyorsa, bir in sanın da doğru olabilmesi için, allah ve ahret inancına kök salmış olması gerekir. // thomas lynch
    • istişarede doğru söyle ki, rey doğru olsun. // hz.ebubekir
    • iştirak etmediğimiz bir kurtuluş, bize sadece; kurtarıcılar ve efendiler kazandırır. //
    m.emin yurdakul
    • itikatsız devirler, kendilerinden sonra gelecek ve nesilleri çatıştıracak batıl itikatli devirlere gebedir. // snelmann
    • izzet-i nefse en ağır gelen şey, istihfaftır. // cenap şahabettin
    • izzetle mücadele ederek maruz kalınan bir kılıç darbesi, zilletle yaşamak için maruz kalınan bir kamçı darbesinden daha hayırlıdır. // a.şinasi hisar
    • kadınlar yalnızca birbirleri için süslenir, kendi aralarında süsü artırmaktan bıkmazlar. // goethe
    • kafeste olmak, insana uçabileceği zannını veriyor. // jacques riviére
    • kalben buğz ettiğiniz kişilerin şerlerinden korkunuz. // hz.ömer
    • kalıcı olan bir izzetle şereflenmek istersen, ölümlü bir izzetle aziz olmak isteme. // // a.iskenderi
    • kalktığını iddia ettiğimiz kapitülasyon lar, ruh dünyamızda yaşıyor. // cemil meriç
    • kamuoyu, şato eyaleti gibidir. kimse görmemiştir ama herkes ondan korkar. // sigmund graff
    • karısını, kentini ya da ülkesini yadsıyanı, yadsırım. // st.exupery


    • karşılaştırmak, ispatlamak demektir. // fransız özdeyişi
    • karşılaştırmaya dayananların dışında hiçbir şey, iyi ya da kötü değildir. // thomas fuller
    • kayıtsızlık, suça katılımla eş anlamlıdır. // a.manzoni
    • kaza gelince, feza daralır. // arap özdeyişi
    • kazaya çok kişi razı değildir, razıyız derler. //
    keçecizade izzet molla
    • kefen önce ölenin olsun. // kafkas özdeyişi
    • kelin geleceği yer, takkeci dükkânıdır. //
    kaşgarlı mahmud
    • kendini geliştirme için, mozart bile üç dört yaşına kadar beklemişti. // maslow
    • kendisi ile olan alışverişini peşin olarak yapan kula, karşılığını veren rabbimizin şanı ne yücedir. // a.iskenderi
    • kendisini başkalarının üzmesine müsaade edenler, onu üzenler kadar sefildir. // fenelon
    • kırk küpü yerden göğe dizseler, ortadan birini çekseler, var sen seyreyle gümbürtüyü. // yunus emre
    • kim bana hiç kimseden bir şey iste meyeceğine dair söz verirse, cennete gireceğine ona kefil olurum. // hz.muhammed
    • kime yeteri kadar az gelirse, ona hiçbir şey yetmez. // epikuros
    • kimi vergiler gerçekte mahrum bırakılmanı; mahrum bırakılman da sana verildiğini gösterir. // ataullah iskenderi
    • kimsenin kazanmadığı pazarlık, kötü pazarlıktır. // ingiliz özdeyişi
    • kişi; birinin dostluğunu kazanabilmek için, onun sevdiği ve beğendiği vasıfları kendinde benimsemelidir. // sokrates
    • kişi ne ile ilgilenirse, ona muhtaç kılınır. // hz.muhammed
    • kişi; zaman zaman bütün insanları aşıp, şu komediye son vermek istiyor. // mark twain
    • kişinin yediklerinin en faziletlisi, elinin kazancını yemesidir. // hz.muhammed
    • kişinin zineti, hilmü selim oluşudur. // hz.ali
    • kişisel elektriklenmelerin sevgiyle ala kası yoktur. elektriklenme, fizyolojik yapının istek ve arzuları istikametin de doğar ve zamanla son bulur. // a.f.y.
    • komite dedikleri, gereksiz şeyleri yap mak üzere, gönülsüz görevlendirilen, hazırlıksız kişilerin oluşturduğu bir topluluktur. // f.allen
    • konfor; bir misafir olarak gelir, gitmemek için elinden geleni yapar, sonunda bizi esir ederek kalır. // elias canetti
    • koşan elbet varır, düşen kalkar. // tevfik fikret
    • köksüzlük, en acınacak öksüzlüktür. // vehbi vakkasoğlu
    • kullanmayı düşünen, kullanılacağını unutmasın. // // a.f.y.
    • kurmak, sanatların en soylusudur. // longfellow
    • laiklik, kuran’dan sonra insanlığın mazhar olduğu en büyük nimettir ve hatta işlevsel olarak ondan bile önemlidir. // prof. s.akdemir
    • limandaki gemi emniyettedir. ama gemi onun için inşa edilmemiştir ki. // ispanyol özdeyişi
    • madem daha ecelin gelmemiş, boşuna can çekişip durma. // o.veli kanık
    • maneviyat çok önemlidir. doksan bin mağlup adam, doksan bin galip adam karşısında geri çekilir. çünkü demoralize olmuştur, yani manevi inançlarını yitirmişlerdir. // mareşal foş
    • maşrapamız küçükse, deryayı suçlamaya hakkımız olamaz. // mevlâna
    • matematik bilmeyenler için kâinat, içinden çıkılmaz bir muammadır. // galilei
    • matematik, doğanın sırlarını açacak tek anahtardır. // p.j.flory
    • memleket değiştirmekle; kıskançlık, cimrilik, kararsızlık, korku ve tutku bizi bırakmaz. // montaigne
    • moda öyle dayanılmaz, öyle çirkin şeydir ki; altı ayda bir değiştirmek zorunda kalırız. // oscar wilde
    • modadan ayrılmayan kadın, kendi kendine aşıktır. // la rochefoucauld
    • motivasyon, liderler ve tembeller arasında ki farktır. // andersen
    • muhatabının senden daha akıllı ve kuvvetli olduğunu anlaman, seni başarıya götürecek ilk adımdır. // ahmed rufai
    • mücerred âlet-i rüyet iken görmez kendini dide bile. // ziya paşa
    • mükemmel bilgiye, iyi niyet yardımcı olur. // goethe
    • mürüvvet, kişinin allah ve kulları yanında kınanmasına sebep olacak şeyleri terk etmektir. // hasan-ı basri
    • nasıl ki engin deniz bir tek tatla, tuz tadıyla yüklüyse, benim öğretim de bir tek tatla, kurtuluşun tadıyla yüklüdür. // buda
    • nasıl yapacağınızı bilirseniz, yediğiniz darbeleri vurduğunuz darbelere dönüştürebilirsiniz. //
    m.bozdağ
    • ne kadar az yüksekten uçarsan, düş tüğün zaman o kadar az incinirsin. // tibet özdeyişi
    • ne kadar büyük değerde olursa olsun, insanların kendiliklerinden boyun eğmek isteyecekleri bir kimseye bugüne dek rastlanmamıştır. // machiavelli
    • ne kadar mutluysan, seni çökertip mahvetmek o kadar kolaydır. // hölderlin
    • “nemelazım başkası düşünsün”, istidadın yadigârıdır. // b.said-i nursî
    • nemelazımcılık yok müslümanlıkta, her şey bana lâzım diyeceksin. // gönenli mehmet efendi
    • nerede bağırılacağını bilmeyeni, bir çığ susturabilir. // // ali suad
    • nerede olduğunu bilmiyorsan, harita bile yardımcı olmaz. // j.j.rousseau
    • nifak sokma, evliyalık alâmetlerinden değildir. // a.f.y.
    • nokta, tüm çizgilerin esasıdır. // hallac-ı mansur
    • nüfusumuzu azaltmak istemelerinde ki maksat, nüfuzlarını çoğaltmaktır. // m.selahattin şimşek
    • o köşk, bir zamanları gökyüzüne yükselirdi. onun eşiğine padişahlar yüz sürerlerdi. şimdi ise burcuna bir kumru konmuş, ”nerede, nerede, nerede” diye ötüp duruyor. // ömer hayyam
    • okulda okuduklarıyla yetinenler, yalnız bakıcılarıyla konuşabilen çocuklara benzer. // voltaire
    • on altı yaşında bir kızı, sevdiği bir erkeğin sesine karşı koruyacak kadar uyanık bir nöbetçi yoktur. // a.dumas
    • onda olanın, sende var olduğunu o söylemiyor mu? // // a.f.y.
    • onların arasındayım ama onlardan değilim. // lord byron
    • oturduğu yerle iftihar eden bir insan görmeyi severim. sevdiğim diğer bir şey de, bir insanın oturduğu yerde kendisiyle iftihar ettirecek şekilde yaşamasıdır. // a.lincoln
    • oymacılıkta kural, eleştiride de geçerlidir; oyulacak yerler kesilmez. // charles buxton
    • oynayıp, şarkı söyleyip, keyfetmeye bak; yılbaşı yılda iki kere gelir insanın başına. // g.macfarren
    • ömür, akbaşlar ak bitmez. yeter ki leke kişinin ruhunda olmasın. // serhat kestel
    • paslanacağımıza, yıpranalım. // r.comberlang
    • pazarlık etmek için, en az iki kişi gereklidir. // ingiliz özdeyişi
    • pekinlik olmaksızın tahminler yapmak, hiç tahmin yapmamaktan daha iyidir. // henry poincare
    • randevuya daima vaktinde gelmek, ötekinin gecikmesini yüzüne vurma sanatıdır. // liverpool echo
    • rıza, belayı nimet saymaktır. // cüneyd-i bağdadi
    • rica daima sıcak, teşekkür daima soğuktur. . // alman özdeyişi
    • rüşvet, uluslar arası para birimidir. // mert ali
    • sabanı, atların önüne koşmayalım. // i.kant
    • saçma, tanrısız günahtır. // albert camus
    • sadece teklik uçuruma götürür, açıklığın dibinde çokluk yatar. // m.cevdet anday
    • sahte zarafet diken gibi batar ve diken gibi metanetsizdir. // cenap şahabettin
    • saplantı, bir çeşit ölümdür; daha doğrusu saplantı, ölmek isteyip de ölemeyen birisinin büyük acısıdır. // erol anar
    • sarnıç saklar, çeşme taşınır. // william blake
    • savaşa giderken bir, denize girerken iki, evlenirken üç defa olsun. // rus özdeyişi
    • sel, vücutlarına kıymet verilmeyen damlalardan hâsıl olan dehşetli bir kuvvettir. // i.hakkı bıçakçızade
    • sen kör, ben dilsiz, elini ver de anlaşalım. // halil cibran
    • sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır. // m.victor hansen
    • seni ağlatan kişiye danış, ağlatana değil. // iran özdeyişi
    • seni sigaya çeken, bir molla kasım gelir. // yunus emre
    • senin açtığın dükkân, yeni dükkanların açılmasını sağlayacaktır. // ingiliz özdeyişi
    • senin hakkında iyi zanda bulunanın, zannını gerçekleştir. // // hz.ali
    • senin olan her şey benim, benim olan her şey senindir. // plautus
    • seninle bir pergelin iki ayrı kolları gibiyiz. ne kadar dönersen dön, yine aynı yerde karşılaşacağız. // ömer hayyam
    • sert bir taş hatta mermer bile olsan, eğer gönül sahibine ulaşırsan, sen de cevher olursun. // mevlâna
    • sertlik, bir çeşit ahmaklıktır. // paul valéry
    • ses, kelimelere hayat verir. // e.benyoetz
    • sevdiği göğsünde olanla, kapıya göz dikip bekleyen kimse arasında fark vardır. // şeyh sadi
    • sevdiğin kadın, günlerinin ne denli boş, dayanılmaz olduğunu sana söyle yebilir; şaşılacak olan, senin günleri nin nasıl geçtiğine hiç aldırmayışıdır. // cesare pavese
    • sevdiğinde bir karşılık bekleyen ve bir gaye için seven kimse, gerçek muhip değildir. çünkü muhip, her şeyi ilk senin uğruna harcayandır. senden bir şeyler bekleyen değildir. // a.iskenderi
    • seveceksen terk etme her akşam, terk edeceksen gelme her sabah. // yusuf esin
    • sevenler için yokluk, ölümden beterdir. // phillip sidney
    • sevmediğiyle yaşamak, sevgilinin ayrılmasından da berbattır. // la bruyére
    • sıcak, herkese aittir; soğuk insanın elbisesine göre değişir. // çin özdeyişi
    • sınırları zorlamak ve bir şeyler yap mayı sürdürmek zorundasınız. yoksa yaşamın hiçbir anlamı kalmıyor. sü rekli kendinizi yineleyip duruyorsunuz. // neneh sherry
    • sıradanlık, yegâne günahtır. // martha graham
    • sis, yelpaze ile dağılmaz. // japon özdeyişi
    • sizin sürahiniz boşsa, başkasının bardağını dolduramazsınız. // e.m.cioran
    • sokakta hiçbir zaman kel ve şişman bir kadınla, yürüyen erkek göremezsiniz. // elayne boosler
    • sonunda okuduklarımızdan bize kalan, yalnızca uyguladıklarımızdır. // goethe
    • sosyoloji, en fazla metot içeren fakat en az çözümü olan bilimdir. // w.james
    • suskunlar ve mesafeler, gerçek dostlukların mayasında vardır. // roberto israiloff
    • suya düşen odun yüzyıllar geçse de, timsaha dönüşmez. // avusturya özdeyişi
    • sürekli ve yavaş giden, yarışı kazanır. // aesepos

    • süse ve ziynete heves eden erkekler, vakıâ erkektir; ama mert değillerdir. // hz.ali
    • şaki ile said, ana karnında bellidir. // hz.muhammed
    • şarkı söyleyen bir demirci, hırçın ve sinirli milyonerden daha mutludur. // dr.link
    • şekiller, allah’ın maddeye bastığı mühürlerdir. // // z.büncher
    • şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık belirtmeksizin yumuşak ol. // hz.ömer
    • şiddete gerek olmayan yerlerde aşırılık gösterenler, helak oldu. // hz.muhammed
    • şimdi kanıtlanan şey, bir zamanlar hayal ediliyordu. // william blake
    • şirket amacının geçerli tek tanımı olabilir; müşterek yaratmak. // peter drucker
    • şu ana kadar böyle yaptın, artık yapma. suyu bulandırdın, artı daha fazla bulandırma. // mevlâna
    • şu dünyayı dolaştım giymedim başıma taç; ne zengini tok gördüm, ne fakiri aç. // mevlâna
    • şu kesin ki, çocuğa kendiliğinden bir şey yapmak, özgürlüğünün verme mekle onu korkak bir köle durumuna sokuyoruz. // montaigne
    • şu yalan dünyanın sonu hiç imiş, akşam gelip konan sabah göç imiş. // pir sultan abdal
    • taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın üstüne düşse; olan yine yumurtaya olur. (rum) // yunan özdeyişi
    • tekerleri dört köşe bir arabaya bindirdiler bizi, bir gidiştir gidiyoruz. // a.nihat asya
    • telaffuz etmek, yaşamak anlamına gelmez. // a.f.y.
    • teleskopla gökyüzünü gözden geçirdi ği hal de allah’ı göremeyen insan beynini, mikroskopla kendini tetkik etse bile, insan ruhunu bulamaz. // g.santayana
    • ten, ruhun elbisesine benzer. bu el ruhun elinin yeridir, bu ayak da ruhun ayağına giydiği mesttir. // mevlâna
    • tencereyle, toprak ve taş nasıl olur da anlaşırlar? // // ecclesiasticus
    • tepe tepe kullanan, ancak beşeri seyirde olandır. // // a.f.y.
    • tepeyi en iyi gören geniş vadidir. en yüksek noktayı seçebilmek için engin olmalıdır. // // francis bacon
    • ter, vücudun gözyaşıdır. // cenap şahabettin
    • torbada ne varsa, çorbada da o vardır. // bulgar özdeyişi
    • uçurtmalar rüzgâr gücü ile değil, rüzgâra karşı koydukları için uçarlar. // w.churchill
    • uçurumun kenarından düşerken bile, hissedeceğin en son şey; uçmanın güzelliği olsun. // charles buxton
    • uyum, küçük şeyleri büyütür. uyumsuzluk ise büyük şeylerin çürümesine sebep olur.
    h.a.bethel
    • uzak mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür. // imam-ı gazali
    • uzaklık; küçük aşkları azaltıp büyükle ri artırır, tıpkı rüzgârın mumları söndürüp ateşi tutuşturması gibi. // la rochefoucauld
    • uzletten nasibinizi alın. // hz.ömer
    • uzun lafın kısası; ezmeyen ezilir! nerede bir şeref var, iğret. nerede bir mutluluk var, yama. // tevfik fikret
    • uzun süre devam eden anlaşmazlık, her iki tarafın da haksız olduğunu gösterir. // voltaire
    • üç taşınma, bir yangına bedeldir. // japon özdeyişi
    • üşenme, erteleme, vazgeçme. // a.fuat başgil
    • vazgeçmemek, yapabilmenin yüzde doksan beşidir. // david schwartz
    • vecd, iç âlemde ilahi tecelli ile karşıla şınca, ya sevinç içindedir, ya hüzün. // cüneyd-i bağdadi
    • vecdin ilimde erimesi, ilmin vecd içinde kaybolmasından yeğdir. // cüneyd-i bağdadi
    • vizyon, görülemez olan şeyleri görebilme sanatıdır. // jonathan swift
    • vuslat, gene mi kaldı fasl-ı bahara. // lâ-edrî
    • yalnız şu iki konuda gıpta edilir; allah adamın birine mal vermiş ve o şahsi malını hakka uygun olarak harcama ya muvaffak kılmıştır. gıpta edilecek lerin ikincisi; allah’ın kendisine ilim ve hikmet verdiği, onun da bu ilme ve hikmete uygun olarak hareket edip, başkalarına öğrettiği kişidir. // hz.muhammed
    • yankı, seslerin papağanıdır. // paul klee
    • yapamayacağın şeylerin, yapabilecek lerini engellemesine izin verme. // john webster
    • yapılanı yeter bulmamak, bir insanın veya ulusun ileri gitmesinde atılan ilk adımdır. // g.bancfort
    • yapıldığını görmeden ölmek, istediğin şeyi yarına bırakmak yeter. // pablo picasso
    • yaratıcılık; çalışma, çabalama ve sabırla elde edilir. // georges buffon
    • yarışlar tekrarlansaydı, kazanmayan kalmazdı. // // a.ade
    • yaşadığım dünyadan iğreniyorum; ama orada acı çeken insanlara bağlıyım. // albert camus
    • yaşadığınız bugün kü dünyada artık daha iyiyi arama, daha kötüden korun. // kazım taşkent
    • yaşadığımız her an, kendi hakkını ister. // goethe
    • yaşadıklarımızdan doğru dersi almaya özen göstermeliyiz. // mark twain
    • yaşadıklarımızın üzerimize etkilerini belirleyen ne oldukları değil, onlara ne anlam verdiğimizdir. // m.bozdağ
    • yaşatan, öldüğümüzü göre göre kendide ölecektir. // r.e.ünaydın
    • yavaş gidenin hali, koşandan daha beterdir. // hz.ali
    • yeraltı kaynaklarında kazanan, insan haklarında kaybeder. // a.önen
    • yeterin az geldiği kişiye, hiçbir şey yetmez. // epicure
    • yeterince dikkatli olup da dostlarımı zın yalnızca bize uyan yanlarıyla ilgi lensek ve geri kalan yanıyla uğraşmasak, dostluklar daha dayanıklı ve sürekli olurdu. // goethe
    • yeterli olan, kâfidir. // latin özdeyişi
    • yetiştireceğiniz her insanda; dua, rahmet ve bereket kazanıp kendinizi yok edebilirsiniz. // a.f.y.
    • yıpranmak, paslanmaktan iyidir. // bishop cumberland
    • yorgunluk kadar sağlıklı ve belki de yorgunluk kadar etkili uyku ilacı hemen hemen yoktur. // henry fielding
    • yöneldiğin mahallin, her boyutta senin perdelerini kaldırabilecek vasıfta olması gerekir. // a.f.y.
    • yumuşak olma ezilirsin, sert olma kırılırsın. // victor hugo
    • zannın ilacı, yorumsuzluktur. // a.f.y.
    • zorunluluk, en iyi akıl öğretmenidir. // goethe
    • zuhur, zuhura ve tecelliye perdedir. // a.f.y.

    çevre

    • çevre, çevrecilere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir. // barış manço
    • çevrelerine uymak için kendini yontanlar, tükenip giderler. // r.hull
    • çevremizde tabiat güçlerini tanımayı ve yönetmeyi başardığımız halde içimizdeki kuvvetlerin büyüklüğünü anlamaktan uzağız. // bertrand russell
    • çevremizi o kadar çok değiştirdik ki, şimdi bu çevreye uyabilmek için kendimizi de değiştirmek gerekiyor. // albert camus
    • çevreniz sizi tutumlarınızla değerlendirir. altından bir kalbiniz olabilir. fakat kaynamış bir yumurtanınki de o renktedir. // goad readnig
    • çevrenizde ilgi uyandırmak istiyorsa nız, başkaları ile ilgilenmeyi biliniz. // northam lee
    • uysal çevrelerde, uysal insanlar doğar. // herodot
    çiçek

    • alaca dağlarda sarıçiçek açar, kimse duymaz sabaha kadar. // gülten akın
    • bir çiçeğin kokusu ne ise, bir insanın şahsiyeti de odur. // c.w.shwab
    • bir çiçekle, çelenk yapılmaz. // george herbert
    • çiçeğe bakarken geçmişe gidip hayal lerinde ki kavgayı seyreden, çiçeğin vücuduyla sunduğu güzelliği nasıl yaşayabilir? // m.bozdağ
    • çiçeği küçümseyen, onun yaratıcısını da küçümsemiş olur. // a.dumas
    • çiçeğin güzel kokması, kadının da akıllı olması gerek. // victor hugo
    • çiçek de uzatsanız, görmeyen korkar. // ali suad
    • çiçek koku vermek, ateş ısıtmak, kadın da mesut etmek için yaratılmıştır. // g.gardony
    • çiçekler, çocukların bile anladığı kelimelerdir. // // bishop coxe
    • çiçekler ne denli çeşitliyse, bu çiçeklerden yapılan demet de; o denli güzel olmaz mı? // resul hamzatov
    • çiçekler rüzgârın şiddeti ile erkekler kızların ihaneti ile solar. // m.cevdet anday
    • çiçekler sevginize karşılık verirler, ama sizi anlayamazlar. // k.mansfield
    • çiçeklerin olmadığı yerde, insanlar yaşayamaz. // napoleon
    • eğer bir kişi, milyonlarca yıldızda sadece bir tane bulunan bir çiçeği seviyorsa, o yıldızlara baktığında mutlu olmasına yeter bu. //
    s.exupery
    • en güzel çiçek, en tez solandır. // andre gide
    • güzel çiçekler, nadir olduğu kadar güç elde edilir. // f.nietzsche
    • geleceğin tüm çiçekleri, bugünün tohumları içindedir. // çin özdeyişi
    • güzel çiçekleri, nadir görünüşlü bitkiler verir. // andré gide
    • her güzel çiçeğin etrafında, kötü otlar türer. //
    cenap şahabettin
    • iki adam hapishane parmaklıkların dan içeri baktı; biri çamur gördü, öbürü çiçekleri. //
    montaigné
    • kır çiçekleri kokmazlar ve hemencecik de solarlar. // marcel achard
    • papatya... mütevazi, kaprissiz, kendi halinde bir çiçek. zarif, üstelik de dikensiz. işte hatası. // gülten akın
    • solar düşer, gününde koparılmayan çiçek. // ovidius
    • vazoyla, saksının farkını sen söyleme, çiçeklerden sor. // a.nihat asya
    • yapraklarını koparmakla, çiçeğin güzelliğini toplamış olmazsın. // r.tagore

    çiftçi

    • ekinlere bir kere de çiftçi gözüyle bakınız; başakları hükümdar tuğlarından ve taneleri incirlerden daha kıymetli bulursunuz. // cenap şahabettin
    • gerçek çiftçi; ürününü göremeyeceği halde, toprağını eken adamdır. // cicero
    • ilk insan, ilk çiftçiydi. // emerson
    • ne kötü ot vardır, ne de kötü adam; yalnız kötü çiftçi vardır. // victor hugo

    çile-eziyet-sıkıntı-zahmet

    • başınıza sıkıntı gelirse, sabredin; sevinç gelirse şükredin. // hz.muhammed
    • bir insan diğerini bazen sıkar, bunun önemi yoktur. önemli olan insanın kendi kendini sıkmamasıdır. // g.brennan
    • bu dünyada cefa görmek istemeyenler, dünyadan ve dünya ehlinden vefa beklememelidirler. // kenan rıfai
    • bu yola çilesiz giren çoktur ama çilesiz varan yoktur. // j.b.taylor
    • bunaltı; dinlenmek istediğiniz zaman, konuşan bir insandır. // bierce
    • çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını yorganını satardın. // n.fazıl kısakürek
    • çekilen bütün çileler, başarının aynasıdır. // w.raleigh
    • çile; yüce hedeflere varmanın ve yüksek neticeler elde etmenin tek yoludur. // fethullah gülen
    • çilesiz elde edilen şeyler, mirastan gelen mal gibidir; gelişi emeksiz, gidişi de üzüntüsüz olur. // david hume
    • çileyi bilerek çekmek daha faziletlidir. ibadeti bilerek yapma da. // a.f.y.
    • dakiklik, canı sıkılan insanlara özgü bir özelliktir. // // alfred camus
    • dünyada kim neden vefa umarsa, ondan cefa görür. // kenan rıfai
    • ey sıkıntı gel! seni yüreğimle boğacağım. // ali suad
    • gönül sıkıntısı, geçim sıkıntısından daha çetindir. // // hz.ali
    • her şey gizlenir de, can sıkıntısı gizlenmez. // turgenyev
    • iki şey insanı çileden çıkarır; söyleyecek yerde susmak, susacak yerde söylemek. // şeyh sadi
    • insanın aklı çoğaldıkça, can sıkıntısı artar. // dostoyevski
    • kişinin umduğu değil, asıl beklemediği sıkıntılar çabuk gelir. // plautus
    • küçük sıkıntılar farelere benzerler, hareket ettirdiniz mi hemen kaçarlar. // j.g.white
    • öldürmek istediğiniz kuduz bir köpek dahi olsa, ona işkence yapmayınız. // hz.muhammed
    • sana daimi servette cefa eden, seni ret etmiş sayılır. // imam şafiî
    • senin sıkıntın, aynı filmi defalarca seyretmekten dolayıdır. // m.rasim mutlu
    • sıkıntı, hayatın esasıdır ve biz oyunun, eğlencelerin, romanların ve aşkın keşfedilmesini yalnız sıkıntıya borçluyuz. // unamuno
    • sıkıntı mızrağını yaralı gönle vurma. mademki ona merhem sürmüyorsun, öyleyse yeni bir yara da açma. // nasır-ı hüsrev
    • sıkıntı, sefahatlerin muallimidir. // b.said-i nursî
    • sıkıntı vermeyen yaşlı kişi, dostsuz kalmaz. // a.maurois
    • sıkıntı yoktur, icat edilir. // r.necdet evrimer
    • sıkıntılar; akıllıca idare edildikleri takdirde, karakteri terbiye ederler. // s.smiles
    • sıkıntılar, gecenin karanlığında bile yolunu bulurlar. // ernest otto
    • sıkıntınızın sırrı, sizin elinizde değil, başkalarının elindedir. // h.de balzac
    • şayet üretilecek bir şey yoksa hayat çoğu zaman bir sıkıntıdır. // a.f.y.
    • ufak tefek sıkıntılar sineklere benzer, biraz hareket onları dağıtır. // j.gustov white
    • yaradan’ın karşısına bunca büyük yapıtı okumamış olarak çıkmak düşüncesi, beni çileden çıkartıyor. // o.w.holmes
    • zahmetsiz bal yenmez. // goethe

    çılgın (-lık)

    • ayrı ayrı ele alırsanız, bireylerde çılgınlığa pek az rastlarsınız; topluluklar, partiler uluslarda çılgınlık, en belirgin şeydir. // f.nietzsche
    • bütün insanların çılgın olduklarını öğretiyorum size! // horatius
    • çılgın; önce mahmuzları, sonra atı satın alır. // moğol özdeyişi
    • hayatta her çılgınlığı yapabilirim, fakat hiçbir zaman aşk için evlenmem. // b.disraeli
    • idare edilmeyen tutkuların, başka bir adı da çılgınlıktır. // thomas hobbes
    • insanları çılgına çeviren şey; bugünün deneyimi değil, dün olan bir şey için pişmanlık duymak ve yarının getireceklerinden korku duymaktır. // g.greene
    • soruyorum, ölümden kaçabilmek için kendini öldürmek çılgınlık değil midir? // martial

    çoban

    • allah’ın gösterdiği her nebi-resul mutlaka koyun gütmüş, çobanlık etmiştir. ben de mekke’nin kararit mevkiinde koyun güderdim. // hz.muhammed
    • bir çoban gezmeyi sevebilir ama koyunlarını asla unutmaz. // leo buscalia
    • çoban koyunu arar, koyun çobanı aramaz. //
    w.shakespeare
    • çoban koyunu kurttan korur, çoban kurt olursa koyunun hali ne olur? // bir şair
    • çoban ol dedik, kurt oldu. bekçi ol dedik, hırsız oldu. // mevlâna
    • çoban uyudu mu, kurt emin olur. // mevlâna
    • çoban kurdun işine razı olursa, köpek yabancıya havlamaz. // ebû ümâme
    • kar beyaz bir sürünün başında, ne acıdır rastlamak pislik içinde bir çobana. // geoffrey chaucer
    • kasaptan et alan çoban değildir; koyunun sahibi, bakan değildir. // mikszath
    • onu sevmen tabiiydi, ona evlilik vaat etmen bir delilikti, hele sözünü tutmuş olsan iyice çılgınlık olurdu. // goethe

    çocuk-çocukluk

    • annesi uyurken üstünü örttüğü müddetçe çocuk, çocuktur. // young
    • benimde arkamda renkli taşlar olsaydı, çocukluğuma giden yolu kolay bulurdum. // seyhan erözçelik
    • bir anne çocuklarının çocuk olmadıklarının, asla farkına varmaz. // h.de balzac
    • bir çocuğa gitmesi gereken yolda yetiştirince, büyüyünce o yolu bırakmayacaktır. // incil


    • bir çocuğun küçüklüğünde aldığı ilk intibalar, bütün ömrünce devam eder. // h.schlimann
    • bir çocuk doldurulacak bir vazo değildir, o yakılacak bir ateştir. // rabelais
    • bir çocukla uğraşırken, iki duygu içindeyizdir. çocuk olduğu için sevgi ve yarın büyüyeceği için saygı. // louis pasteur
    • biz kocaman çocuklarız. // goethe
    • bütün dünyada bir tek güzel çocuk vardır ve bütün anneler ona sahiptirler. // çin özdeyişi
    • çocuğa küçük şeylerden zevk almasını öğreten, ona büyük bir servet bırakmış olur. // etienne gilson
    • çocuğa söz verilen şey, mutlaka yerine getirilmelidir. yoksa yalan söylemeyi öğrenir. // // talmud
    • çocuğun hayırsızı olmaz; allah, hayırlı ana-baba versin. // hekimoğlu ismail
    • çocuğun kalbini bana veriniz, ondan her şey yaparız. // pestalozzi
    • çocuğun kalbini incitmeyen, büyük bir adamdır. // // mencius
    • çocuğun utangaç oluşu, iyi ahlâk sahibi olacağına işarettir. // imam gazali
    • çocuğuna bıraktığın ad, babanı utandırmasın. // boccacio
    • çocuğuna dilini tutmasını söyle; bak konuşmayı nasıl da hızlı öğrenir. // b.franklin
    • çocuğunu kendin için sev, ümmet için yetiştir. // // imam-ı azam
    • çocuk; doldurulacak bir vazo değil, tutuşturulacak bir ateştir. // rabelais
    • çocuk, dünyanın en büyük saadetidir. // dostoyevski
    • çocuk eğitiminde teşvik, tehditten daha iyi sonuç verir. // ibn-i sina
    • çocuk elmayı görmeden, kokulu soğanı elinden bırakır mı? // mevlâna
    • çocuk, insanın babasıdır. // wordsworth
    • çocuk kalp meyvesidir ve cennetin rızkındadır. . // hz.muhammed
    • çocuk; safiyetiyle öğretmendir, aklıyla öğrenci. ondan gerekeni almazsanız, ona bir şey veremezsiniz. // ahmet selim
    • çocuk trajedide güler, ihtiyar komedide ağlar. // m.unamuno
    • çocuk; yalnız annesinin değil, tabiat ve sana tın güzelliklerini de emerek büyümelidir. // r.necdet kestelli
    • çocuk yurttur. çocuk sevgisi bulunmayan kimsede, yurt sevgisi yalnızca iddiadan oluşmuştur. // a.saip ece
    • çocuklar; anne ve babalarının kötü örnekleriyle bozulmaya devam ettikçe, yeni bir dünya kuramayız. // alexis carrel
    • çocuklar donmamış beton gibidir, üzerlerine ne düşse iz bırakır. // haim jinott
    • çocuklar, fakirlerin servetidir. // thomas fuller
    • çocuklar hatırlamaktan çok düşünmeyi, olguları ezberlemekten çok, onlara kendi bakış açılarını uyarlamayı istemektedirler. // nuray sungur
    • çocuklar için çıngırakla oynamak nasıl uygun bir işse, gençler için de eğitim; yaşlılıklarında onlara hizmet edecek olan uygun bir çıngıraktır. // aristotales
    • çocuklar karanlıktan nasıl korkarsa, büyüklerde ölümden öyle korkarlar; iki korkuda anlatılan hikâyeler artar. // f.bacon
    • çocuklar ne yaramazdır, ne şımarık. onlar sadece çocukturlar. // ali suad
    • çocuklar; susmayı öğrenmek için okullara, yüksek sesle konuşmayı öğrenmek içinde üniversiteye gidiyorlar. // jean paul
    • çocuklar şeker ile büyürler, yemin ile aldatılırlar. // // eugene o’neil
    • çocuklara yetişkin muamelesi yapınız, fakat onlardan yetişkin gibi davranmalarını beklemeyiniz. // r.rowel dawee


    • çocukları eğitmek; onları kendimize benzetmek değil, olmaları gerektirdi ği gibi yetiştirmektir. // m.selahattin şimşek
    • çocukları iyiye yöneltmenin en iyi yolu, onları sevindirmektir. // oscar wilde
    • çocukları seven, hayatı da sever. // dostoyevski
    • çocuklarımıza hayat boyu yol göstere cek kaynak, onlara hiçbir şeyin boza mayacağı güzel âdetler kazandırmaktır. // sydney smith
    • çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki, ileride koyun gibi güdülmesinler. // şeyh sadi
    • çocuklarımızın ayaklarına batacak dikenler; ya ektiklerimizdir, ya sökmediklerimizdir. // m.selahattin şimşek
    • çocuklarımızın karınlarını ve zihinlerini doyurduğumuz kadar, ruhlarını da beslemeliyiz. // michael marshall
    • çocukların beyni rüzgarlı bir yerde yakılmış bir muma benzer, ışığı hep kararsızdır. // // fenelon
    • çocukların gelişmesini istiyorsanız, haklarında başkasına söylediğiniz iyi şeyleri işitmelerini sağlayın. // dr.h.gmott
    • çocukların korkusuzluklarını yürüyüş lerinde ki coşkudan anlayabilirsiniz. // m.bozdağ
    • çocukların nasihatten çok, iyi örneğe ihtiyacı vardır. // j.joubert
    • çocukların ne geçmişine geleceği vardır. şimdi ki zamanda yaşar onlar. // la bruyére
    • çocuklarınıza ders vermek istiyorsanız ki bu hiç de gerekli değildir. kendinizi örnek gösterin ama sizin gibi olmaları için değil, sizin gibi olmamaları için. // b.shaw
    • çocuklarınıza erdemi övün, insanı ancak o mutlu eder; para değil. // beethoven
    • çocuklarınızı döneminiz için değil, onların dönemi için yetiştiriniz. // a.lincoln
    • çocukları duymayınız, görünüz. // ingiliz özdeyişi



    • çocuklarınızı, kendi bulunduğunuz zamandan başka zaman için hazırlayınız, onları yaşayacakları zamana göre bilgilendiriniz. // hz.ali
    • çocuklarla kadınların gözlerini kamaştırmak kolaydır. // victor v.scheffel
    • çocuklu bir ev, çiçekleri hiç solmayan bir bahçedir. // mektupçu agah
    • çocukluğu olmayanın, gençliği de olmaz. // nurullah ataç
    • çocukluğumuzda daima bir an vardır ki, kapı açılır ve geleceği içeri alır. // g.greene
    • çocukluğunu tam yaşamamış insan, kolay kolay tam bir insan olamaz. // hölderlin
    • çocukluk, mantığın uykusudur. // trousseau
    • çocuklukta ki saflığını kaybetmeyen adama, büyük adam denir. // mencius
    • en olgun, en ciddi ve zeki bir adamın bile ruhunda, bir çocuk uyuklar. // r.necdet kestelli
    • erkek çocuk atmacaya benzer; istediği zaman gelir, istediği zaman gider. // turgenyev
    • hangi yaşta olursak olalım, kendi çevirdiğimiz çemberin arkası sıra koşan çocuklarız. // cenap şahabettin
    • her gerçek insanda, oynamak isteyen bir çocuk gizlidir. // albert camus
    • her şeyin çocukluğumda ki kadar güzel olmasını istiyordum. // jean anouilh
    • kendi babasını bilen çocuk akıllı çocuktur. // homeros
    • küçük bir çocuğun elma şekerini çal ve ona yenisini al. // polonya özdeyişi
    • insan torun sahibi olduktan sonra çocuklarını anlamaya başlar. // joseph joubert
    • küçük bir çocuk; paha biçilmez bir rahmet, aynı zamanda da bir beladır. // mark twain
    • küçük çocuğu olan, onun hatırı için çocuklaşsın. // hz.muhammed


    • şurası muhakkak ki, akıllı anne ve babadan aptal bir çocuğun doğması mümkündür. fakat aptal bir anne ve babanın asla akıllı bir çocuğu olmaz. // mazhar osman
    • unutmayın, çocuklarınız sizin değildir. onu yaratıcıdan ödünç aldınız. // kızılderili özdeyişi
    • yaramazlık kim demi hoşuma gider? çocuklarda; çünkü dünya onlarındır. // goethe
    • yaşlılıkta insanı mutlu eden, çocuklarıdır. ancak ihtiyarlamanın baş nedeni de, çocukların ta kendisidir. // alexander kaufman










































    dağ

    • alçak yerde tepecik, kendini dağ sanır. // şinasi
    • büyük olur büyük dağın dumanı. // salburcuoğlu
    • dağ ne kadar yüce olsa, dağ onun üstünden aşar. // yunus emre
    • dağ, kement eğemez. // kaşgarlı mahmud
    • dağ yağmur ister ama deniz yağmuru ne etsin? // a.fogazzaro
    • dağın tepesine hangi yoldan çıkarsan çık, manzara aynıdır. // çin özdeyişi
    • dağlar; doğanın başlangıcı ve bitişidir. // ruskin
    • dağlara çıkmayan uzakları göremez. // çin özdeyişi
    • dağların eteğinde ezik durmaktansa, dağlarda hep en güzel yükseklere çıkmaya bakmalıyız. // cemil meriç
    • düz ovalar olmasa, dağ sığ kalır. // talat sait halman
    • en kötü dağ, asla geçit vermeyendir. // talat sait halman
    • en yüksek dağlara tırmanan kimse, bütün acıklı oyunlara, acıklı yaşayışlara güler. //
    f.nietzsche
    • hakkımızda devlet etmiş fermanı, ferman padişahın,dağlar bizimdir. // dadaloğlu
    • o dağa bir kuş kondu,sonra da uçup gitti. bak da gör; o dağda ne fazlalık var, ne bir eksilme. // mevlâna
    • tırmanılması gereken dağ varsa, bekletmek dağı alçaltmaz. // pollock

    dalga

    • aldığını geri vermez dalgalar. // c.sıtkı tarancı
    • büyük denizin, dalgası da büyük olur. // yalnız adam
    • dalgalar, en çok yaladığı duvarları yıkarlar. // montherlant
    • dalgalar ve rüzgarlar, daima başarılı denizcilerin yanındadır. // edward gibbon
    • dalgalar yumuşak kayayı oyar, sert kayayı cilalar. // // bedrettin dalan
    • dalgaların çokluğu, deryayı çoğaltmaz. // fahrüddin-i ırakî
    • deryada dalganın ta’dadı kabil mi? // f.mehmet şakir
    • diyorlar ki; kül olmaz ateş yanma dan, denizler durulmaz dalgalanmadan. // o.seyfi orhon
    • gloucester’in her dalgasında, dul bir kadın yüreği parçalanır. // e.ward

    dalkavukluk

    • bizi tenkit ederek kurtaran dosttansa, kaybımıza sebep olan dalkavuk çok zaman daha itibar görür. // c.delavigne
    • dalkavuk, efendisini boynu bükerek aldatır. // kemal tahir
    • dalkavuk, gizli düşmandır. // yunan özdeyişi
    • dalkavuklar ne kadar yükselseler, kendilerini yükselten tekme izlerini arkalarından silemezler. // cenap şahabettin
    • dalkavukluğun dostluğu, kurdun kuzuya dostluğu gibidir. // a.nihat asya
    • dalkavukluğun dürüstlüğü, kendisine ihanettir. // mustafa güngör
    • dalkavukluğun merdiveninde basa makları tırmanmak insanı yüceltmez, alçaltır. //
    g.k.chersternon
    • dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün getirdiği çıkardan daha fazla olursa, o ülke batar. // montesquieu
    • dalkavukluk,devlet adamlarının çevresini sarmış bir çemberdir. // montesquieu
    • dalkavukluk yaparak iyi bir makama gelmek isteyen, bulunduğu makamı da kaybeder. // s.esat siyavuşgil
    • dalkavuktan sakınınız, çünkü o insanı boş kaşıkla besler. // cosino de gregrio
    • devir devir şekil değiştiren iki mahluk vardır; ipek böceği ile dalkavuk. // i.h.danışmend


    • düşmanlarının hepsini,hepsini tepele din, sonra? alay alay dalkavuk besledin, sonra? her arzuladığın oldu, sonra? // bhartrihari
    • eğer düşmanlarınızı gülünç gösterip yok etmek isterseniz, etrafını dalka vuklarla doldurun. // edmond jaloux
    • evcil hayvanların en vahşisi, dalkavuklardır. // pittacus
    • haksız sözleri tasdik eden, dalkavuk ve iki yüzlüdür. // imam şafiî
    • her birimizin ayrı bir trampetçisi var, başkasının trampet sesine doğru yürü yenler, hayatta uyum sağlayamazlar. // d.thoreau
    • her dalkavuk, kendisini dinleyenin yardımıyla geçinir. // r.halid karay
    • kendine ait olmayan bir ölüye sunu sunmak, dalkavukluktur. // konfüçyus
    • yağcılık, her türlü sosyal ilişkinin merhemidir. // // neyzen tevfik

    damla

    • damla, kendini tamamlayınca damlar. // g.büchner
    • damlanın içinde hayat var fakat dalganın içinde ölüm. // hebbel
    • taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. // brezilya özdeyişi

    dans

    • dans etmek, yatay bir isteğin dikey anlatımıdır. // // zülfü livaneli
    • danseden bir yıldız doğurmak iste yen, önce kendi içinde büyük taşkın lıklar ve kaos yaşamak zorundadır. // irwin yalom
    • dansetmeyi sevenlerin başlarında değil, ayaklarında beyin vardır. // terence
    • dansı her nevi ile her türlü asil eğitimde ihmal etmemek gerekir. ayaklarla dans, fikirlerle dans; kelimeleri hatta kaleminizle dahi dans edebilmelidir insan. // f.nietzsche
    • müzik değiştiğinde, dansta değişir. // japon özdeyişi

    dargınlık-küskünlük

    • dargınları barıştırmak, nafile namaz ve oruçtan daha hayırlıdır. // hz.muhammed
    • durup dururken darılmak, yersiz konuşmak, tanımadan güvenmek; doğru değildir. //
    m.ronald
    • dünyanın sevinçlerini büyütüp aldan mayın. kötülüklerinde de ona küsmeyin. // hz.ali
    • fazla küskünlük, düşman kazandırır. // r.halid karay
    • ne dünürü küstür,ne kızı; uysal her kapıyı açar demişler. // beypazarlı havâyî

    davet

    • bir gedik, bin düşman davet eder. // ali suad
    • kardeşinin davetine icabet et. zira kardeşin için,sen iki durumda bulunur sun. ya o hayır üzeredir ve sen o davette hazır olmaya layıksın veya o şer üzerindedir. ve sen onu ondan men eder ve hayırla emredersin. . // hz.muhammed

    davranış

    • bana yapılmasını istemediğim davranışları, başkasına yapmam. // tzu kung
    • başkalarını kendin gibi gör, başkalarının sana karşı nasıl davranmasını istersen, sen de başkalarına öyle davran. // konfüçyus
    • bir insanın davranışlarının evrensel ölçüsü; duyduğu düşündüğü ya da inandığı değil yaptığıdır. // b.c.leeming
    • bir iyi davranış, dünyadaki bütün güzel sözlerden daha tesirlidir. // andrev marvell
    • bir şey verirken davranışınız, verdiğiniz hediyeden daha kıymetlidir. // corneille
    • biz nasıl davranıyorsak, karşı tarafa öyle imaj sunarız. // hz.ömer


    • bulunduğun her yerde olgun ve yumu şak tavırlı ol. yumuşak ve düşünceli davranış, insanın en iyi arkadaşıdır. // hz.ali
    • bütün davranışlarını insanlara göre ayarla. // terence
    • büyük davranışlar,yüksek zekaların eser ve habercisidir. // fletcher
    • çok dinle ve şüphelendiğin noktaları bir tarafa bırak ve dikkatli konuş, o zaman pek az yanlışın olur. çok gör ve tehlikeli şeylerden uzaklaş ve davranışlarında dikkatli ol, o zaman pişman olmazsın. bir kimse konuşmalarında ve davranışlarında az yanlış yaparsa, bir kimse kazanç yolundadır demektir. // konfüçyus
    • davranış, herkesin kendi imajını sergilediği bir aynadır. // g.verga
    • davranışlar, herkesin kendini seyrettiği bir aynadır. // goethe
    • davranışlarında kararı bilmek, saygınlığı kazandırır. // // a.f.y.
    • doğal olan bütün davranışlar iyi, öğrenilenler ise yapmacıktır. // sacha guitry
    • en insani davranış,bir insanın utanıla cak duruma düşmesini engellemektir. // f.nietzsche
    • güzel tavırlara sahip vicdan sahibi kimse, kötü ahlak sahibi densiz kimselerle imtizaç edemezler. // imam şafiî
    • hayatta önemli olan, birbirimize nasıl davrandığımızdır. // h.ıvanhoe
    • insanlar arasında genç kızlar ve hiz metçilere davranmak, en güç şeydir. eğer onlara yakınlık gösterecek olur sanız, alçak gönüllülüklerini kaybeder ler. uzak duracak olursanız, kızarlar. // konfüçyus
    • işine geldiği gibi anlama olayı, genel bir insan davranışıdır. // cemil meriç
    • iyi davranışlar, tümüyle küçük özverilerden oluşur. // emerson
    • ne etraftakileri kıracak kadar sert, ne de karşındakine cesaret verecek kadar mülayim ol. // şeyh sadi
    • önemli olan sözler değil, davranışlardır. // robert hall
    • önemsiz sayılan davranışları bir ara ya getirirseniz, ortaya önemli bir şey çıkar. // michelangelo
    • sana nasıl davranmalarını istersen, sen de başkalarına öyle davran. fakat ilk iyi davranışı sen yap. // david hume

    davul

    • çalanı olmayınca, en iyi davulun sesi bile çıkmaz. // carl zuckmayer
    • davul kuru olursa sesi başka türlü çıkar, yaş olursa başka türlü. // mevlâna
    • davulun sesinden tilkiler korkar,fakat akıllı kişi onu öyle döver ki, deme gitsin. // mevlâna
    • davul sesine uyanan zengin,bekçinin geceyi nasıl geçirdiğini, nasıl bilsin. // mevlâna
    • efendi davul sesiyle uyanır. bekçinin gecesi nasıl geçti, nereden bilecek? // şeyh sadi

    dayak

    • dayağın terbiyede ki tesiri, daha çok müsekkine benzer; muvakkaten ağrıyı dindirse bile, iyi edici değildir. // ahmed rufai
    • genellikle dayak atana kızar, dayak yiyene acırız. bu ikisinden birinin yeri ne olsaydık, acaba hangisini kabul ederdik? //
    cenap şahabettin
    • nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. // ziya paşa
    • testi kırılmadan, tokadı atacaksın. // nasrettin hoca

    dedikodu-gıybet

    • başkasını kötülemek için yapılan dedikodudan duyulan zevk, başkalarını düşürdüğümüz ölçüde kendimizi yükselttiğimizi sanmaktır. // descartes
    • dedikodu, basit ruhlu insanların eğlencesidir. // corneille
    • düşmanının bile arkasından konuşma. // yunan özdeyişi
    • egoistlerin en iyi tarafı, sürekli kendilerin- den bahsettiklerinden gıybet yapmamalarıdır. // lucille s.harper
    • etiği dedikodu olanlar asla secde yapamayacaklardır. allah’ın ismini kullansalar bile,onların dilinden düşürmediği tanrı’dır. // a.f.y.
    • gıybet kanser gibidir,girdiği vücut iflah olmaz. // a.arvasi
    • gıybeti dinleyen, gıybeti yapan gibidir. // hz.ali
    • inanılması en zor dedikodular aptalların belleğinde en uzun kalır. // c.delaval
    • kadınların en büyük silahı, dedikodudur. // amerikan özdeyişi
    • sevmeyenler, sevenlerin dedikodusu nu yapar. // ingiliz özdeyişi
    • töhmet yerlerinde bulunan bir kimse, aleyhindeki dedikodulardan dolayı başkalarının değil, kendini levmetmelidir. // hz.ömer

    değer (kıymet)

    • ayrı ayrı bakınca değer vermediğimiz kimselere, bir araya geldikleri zaman değer vermekten daha büyük budalalık olur mu? // cicero
    • başkalarına kıymet biçmek, kendine kıymet biçmek demektir. // w.shakespeare
    • bazı eşyalar insandan, bazı insanlarda eşyadan kıymet alırlar. // hekimoğlu ismail
    • belki ilk etapta yanlış insanlarla tanış masaydık; doğru insanı bulmasaydık, onun değerini anlamazdık. // wellington
    • bir adamın değeri, konuştuğu kimsenin değeri ile ölçülür. // l.coulling
    • bir çok kişinin değeri, yontulmamış elmaslar gibi içinde saklıdır. // juvenalis
    • bir insana değerinden fazla değer verme; ya onu kaybedersin ya da mahvedersin. // ismail ergün
    • bir insanın değeri,çevresinde kilerinin değeri ile ölçülür. // cevdet rende
    • bir insanın değeri, okuduğu kitapların değeri ile ölçülür. // h.spencer
    • bir insanın değerini öğrenmek istiyor sanız, onun kendisinden aşağı seviye de olan kimselerle münasebetlerini inceleyiniz. // p.pecaut
    • bir insanın gerçek değeri,her şeyden önce kendinden kurtulmayı,ne ölçüde başardığına bakılarak anlaşılır. // a.einstein
    • bir ülkenin türkülerini yapanlar, ka nunlarını yapanlardan daha değerlidir. // thales
    • bir ürün, muhtemel alıcı için, karmaşık bir değer tatmini demetidir. // levitt
    • birbirlerini tutku,hayal gücü ve şefkatle seven bir erkekle kadının ilişkilerinde paha biçilmez değerler vardır. bu değerlerden habersiz olanlar için bu büyük bir kayıptır. // b.russell
    • bugünün değerini anlamadan yarını bekleyen bu insanlar, dünün geçtiğini ve yarının belki de hiç gelmeyeceğini düşünemiyorlar. // douglas burton
    • cenab-ı hak; kur’anda dünyaya ne kadar değer verdiyse, siz de ona o kadar değer verin. // hz.osman
    • değeri güzelliğinden uzun süren pek az kadın vardır. // la rochefoucauld
    • değerin sahtesi de gerçeği de, kara bahtın fırtınalarından belli olur. // w.shakespeare
    • değerli bir şeyi oluşturmak, sabır ve enerji gerektirir. // m.esat erişirgil
    • değerli bir insan gördüğümüz zaman, onun gibi olmayı düşünmeliyiz. değersiz bir kimseye rastladığımız zaman,g eri dönmeli ve kendimizi incelemeliyiz. // konfüçyus
    • değerli insan, yaradılmışlar içersinde değersizi olmadığını idrak edendir. // ahmet hulusi
    • değerli insanlar,çok kaldıkları yerde daima düşkünlüğe uğrarlar.nasıl ki su havuzda fazla beklerse, durgunluktan dolayı kokar. // dakiki
    • değerli olan hiçbir şey, hayatta mücadelesiz kazanılmaz. // james brown
    • değerli olan yeni, yeni olan değerli değildir. // daniel webster
    • derdi dünya olanın değeri, bağırsaklarında ki kadardır. // imam şafiî
    • eğer bir insanın hayatından daha kıymetli bir şey yoksa, onun hayatının da kıymeti yoktur. // tagore
    • eğer bir kelebeği sevebiliyorsak, tırtıllara da değer vermemiz gerekir. // saint exupery
    • günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar. // oscar wilde
    • hayatın değeri; uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmamasındadır. // montaigné
    • hayatından daha değerli şeyleri olmayan kişi ve toplumların, hayatlarının da değeri yoktur. // j.g.seume
    • her şey, benim onlara verdiğim değerdedir. // j.scheffel
    • hiç gelmeyeceği bilinerek beklenilen şey, yaşamın en değerli şeyidir. // erol anar
    • hiç kimse sizin izniniz olmadan, size kendinizi değersiz hissettiremez. // e.roosevelt
    • hiç kimseye faydalı olmamak, tam manasıyla kıymetsiz olmak demektir. // descartes
    • hiçbir şeye gerektiğinden fazla değer verme, çünkü mübalağa, hakikati söndürür. // yahya bin muaz
    • insan bir dostu satarda, ondan değerli ne olabilir. // s.eyüboğlu
    • insan doğasında ki en derin ilke, değerli bulunmaya duyulan şiddetli istektir. // william james
    • insan, göründüğünden daha değerli olmalı ki, çok iş başarmalı,az ortaya çıkmalıdır. // moltke
    • insan irfanla, pul zamanla değerlenir. // ali suad
    • insan kendine ne kadar değer verirse, o kadardır. // rabelais
    • insana aradığı şey, bakılarak değer biçilir. // mevlâna

    • insana, “kendini bil” denilmesi, yalnız gururunu kırmak için değil, değerini de bildirmek içindir. // çicero
    • insanın değeri, biraz da başkalarının kendi hakkındaki düşündükleriyle ölçülür. // pollock
    • insanın en büyük hatası; kendini olduğundan fazla sanmak ya da kendine hak ettiğinden daha az değer vermek. // goethe
    • insanın kumanda etmeğe hakkı olması için, kumanda ettiklerinden daha değerli olması gerekir. // keyhusrev
    • insanın neye sahip olduğuna değer veririm, ama ne yapıp ne başardığına daha büyük değer veririm. // // goethe
    • insanlar rakamlara benzer; durumlarına göre değer kazanırlar. // napoleon
    • insanlara çok defa en yüksek paha, en zavallı bir durumda oldukları zaman biçilir. // john webster
    • insanların değeri, düşüp kalktıkları ve beraber yaşadıkları insanlardan anlaşılır. // hz.ali
    • insanoğlunun değeri, benliğinden elde ettiği özgürlüğün derecesinde saklıdır. // a.einstein
    • insanoğlunun değeri, bir kesirle ifade edilecek olursa; payı gerçek kişiliğini gösterir, paydası da kendisini ne zannettiğini. payda büyüdükçe,kesrin değeri küçülür. // tolstoy
    • karşılığında para getiren her iş, o işi yapanın değerini gösterir. // rockefeller
    • kimsenin zenginliği, sana bir değer kazandırmaz. // // francis bacon
    • mertebe kıymete göre olaydı, “kaşa” “gözün” üstünde yer verilmezdi. // mektupçu agâh
    • nur,aydınlattığı çevreye ve ateş, ısıttığı daireye nispetle kıymet alır. // cenap şahabettin
    • orta değerde olan her şey değersizdir. // thomas paine



    • önce çakmak vardır,sonra kıvılcım. ama değerine bak bir de!. kıvılcımın değeri, çakmaktan üstündür. // mevlâna
    • pek az kadın vardır ki, değeri güzelliğinden ömürlü olsun. // la rochefoucauld
    • sahibine göre değişen bir şeyin değeri, zarar görürse kötüdür, yarar görürse iyi... // terentius
    • sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma. // hz.muhammed
    • yapılmaya değer şeyler, iyi yapılmaya da değer. // // chesterfield
    • yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadrü kıymetten. // namık kemal

    değiş (-mek-im-iklik)

    • artık değişmeyecek hale geldiğin zaman, bitmiş sayılırsın. // bruce barton
    • bir çok insan,hayatının büyük bölümü nü olduğundan farklı görünebilmek için heba eder. // richard wilkins
    • bir değişimin önünde gidenler; lider, ortasında gidenler; durumu kavra mış, sonunda gidenler de sürüklen miş olurlar ama, karşı çıkanlar mutlaka yok olurlar.
    napoleon
    • bir şey karşına dikiliyorsa, seni yaralı yorsa, bırak gelişsin. kök salıyorsun, deri değiştiriyorsun demektir. // st.exupery
    • bu dünyada değişim dışında, hiçbir sabit şey yoktur. // jonathan swift
    • değişen bir toplumla, değişen bir dünyada; hükümetler kalıcı olamazlar. // leon blum
    • değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir. // w.shakespeare
    • değişiklikten başka hiçbir şey, devamlı değildir. // herakleitos
    • değişim bir kumardır, ama hiçbir şey yapmamak da öyle. // arthur b.dougal
    • değişim, doğal kanundur. sadece geçmişe ve bugüne bakanlar, geleceği kaçırırlar. // john f.kennedy
    • değişim dünyasında geçmişteki politikalara fazla güvenmek, başarıya ulaşsa bile tehlikelidir. // joel e.ross
    • değişim, gelişim anlamına gelmez. // mencken
    • değişim, insanoğlunun dingin gücünü salıverir. // matthew arnold
    • değişim ne zaman gerekli sorusuna verilecek en iyi yanıt, gerekli hale gelmedendir. // claus moller
    • değişim süreci (tıpkı hayırseverlik gibi), bireyle başlar. // forsha
    • değişim ve gelişim, iki farklı kavram olabilir. // alman özdeyişi
    • değişim, yaşamın kuralıdır. sadece geçmişe ya da şimdiki zamana önem verenler geleceği kaçırırlar. // john f.kennedy
    • değişimden korkma, ama yine de onu amaçsızca kullanma. // robert moses
    • değişimi başlatanların ilk işi, alışkanlıkları ortaya çıkarmaktır; onları değiştirmeye çalışmak değil. // gary hamel
    • değişme başkadır, gelişme başka; çürüme de değişmedir ama gelişme değildir. // m.selahattin şimşek
    • değişmeden başka her şey değişir. // claudianus
    • değişmeyen tek şey, değişmenin kendisidir. // irwin yalom
    • dünyada bir şey değişmez, değişen yalnız bizleriz. // tucrean
    • dünyayı döndüren şey, değişimdir; aşk değil. aşk,sadece dünyada ki nüfusu artırır. // charles brower
    • gelişen bir toplumda; değişim kaçınılmazdır, değişim süreklidir. // b.disraeli
    • gerçek değişim, kimi eski şeyleri farklı görmeye başlamaktır. // richard wilkins
    • her şey değişebilir, hatta kendi irademizle değiştiririz. değişmeyecek olan,hayata şekil veren ve ona bizim damgamızı vuran şeylerdir. // a.hamdi tanpınar


    • her şey değişir, çünkü her şeyin içinde çelişki vardır. // alphonse karr
    • her şey değişir; hiçbir şey yok olmaz. // ovidius
    • her şey değişir,tek değişmeyen şey; değişme kanunudur. // herakleitos
    • her şeyin değiştiği zaman daha iyi olduğunu söyleyemem; söyleyebilece ğim şey ise,daha iyi olması istenen bir şeyin değişmesi gerektiğidir. // g.lichtenberg
    • kleopatra’nın burnu biraz daha kısa olsaydı dünyanın bütün yüzü değişirdi. // b.pascal
    • ne kadar değişirse, o kadar aynı kalır. //
    fransız özdeyişi
    • neler değişmedi ki!.dünya dönerken, kendi ekseni etrafında dönebilene ne mutlu!. // goethe
    • sen değiştiğinde, tarihinde değişir. // portekiz özdeyişi
    • zaman içinde yer alan her şey değişir; var olmak demek değişmek demektir. değişimi bilinçli olarak yapmak için, gayret ve cesaret ister. // r.nuri güntekin

    deha-dahi

    • asıl fark, dahilerin gayret ve konsantrasyonundadır. // william james
    • aşkını ve menfaatini tehlikede gördüğü zaman, kadının zekası deha şeklini alır. // r.necdet kestelli
    • başkalarının yapmasını zor buldukları şeyi yapmak; yetenek, imkansız olanı yapmak ise dehadır. // h.f.amiel
    • bayırsız tepeler olmayacağı gibi, kusursuz dehalarda olamazlar. // a.hamid tarhan
    • ben günde üç saat düşündüğüm için dahi oldum. // // b.shaw
    • bir dehanın bütün hikayesi şudur; insanlar kendi aralarında birbirlerine etmedikleri şeyi,birine müsaade etmişlerdir; yani o insan,canının istediği her şeyi tam yapabilmiştir. // goethe
    • çocuklar büyüyünce söz verdikleri gibi olsalardı, dahiden geçilmezdi. // goethe
    • dahi, geleceğe uzayan bir yoldur. // victor hugo
    • dahiler; bir milletin entelektüel büyüklüğünü yaparlar ama çok nadiren kudretini teşkil ederler. // g. le bon
    • dahiler, çağlarını anlatmak için yanmaya mahkum gözyaşlarıdır. // napoleon
    • deha,ancak özgürlük havasını teneffüs ede ede büyüyebilir. // j.stuart mill
    • deha,belli bir konuya yöneltilmiş derin bir dikkatin mahsûlüdür. // g.buffon
    • deha, bir sinir hastalığıdır. // lambroso
    • deha; bir yaradılış meselesi değil, bir ter dökme meselesidir. // t.edison
    • deha, biraz daha sabırlı olabilmekten başka bir şey değildir. // g.buffon
    • deha, çalışma ve gayretin elbisesidir. // emile zola
    • deha denilen şey,yüzde bir ilham, yüzde doksan dokuz terdir. // thomas edison
    • deha dikkati değil, dikkat dehayı netice verir. // // zübeyr gündüzalp
    • deha, gayret ve sabrın çocuğudur. // h.o.dwight
    • deha, gerçekleri alışılmamış şekilde görmekten başka bir şey değildir. // william james
    • deha; her gün sabah saat 8’de çalışma masasına oturup,gece 12’de kalkmaktır. // paul valéry
    • deha icap edeni, kabiliyet ise elinden geleni yapar. // // bulwer lytton
    • deha ile huzur bir araya gelmez. // leonid andreyev
    • deha ile kötülük bir araya gelmez. // puşkin
    • deha, imkansızda mümkünü görebil mek demektir; gemilerin karada da yüzebileceğini sezmek, mehmetlerden birini fatih yapar. //
    m. selahattin şimşek
    • deha, insanın kendi ateşini yakmasıdır. // j.foster
    • deha sabırdır, sabır ise acı bir bitkidir, fakat meyvesi tatlıdır. // g.buffon
    • deha, satılık değildir. // j.j.rousseau
    • deha, satışa çıkarılan ürünün üstüne konulan markadır. // jack london
    • deha, sebatla çalışmaktan başka bir şey değildir. // // h.o.dwight
    • deha, uzun bir sabırdır. // addison
    • dehanın bir bölümü ilham, üç bölümü terdir. // // amerikan özdeyişi
    • dehanın dörtte üçü, alın teridir. // aziz nesin
    • dehanın fitili, hayatın fitilinden daha çabuk yanar. // schiller
    • dehanın kardeşi gayrettir. // gasset
    • dehanın ne memleketi,ne asrı olur; her yer onun, her zaman onundur. // cenap şahabettin
    • dehanın özü, neye göz yumulacağını bilmektir. // // fenelon
    • dehasız çalışanlar çoktur, fakat çalışmayan bir deha asla. // nikolaus cybınskı
    • dehayı ancak ıstırap doğurur. // andré maurois
    • dünyaya gerçek bir dahi geldiğinde, onu şu işaretten tanıyabilirsiniz. tüm ahmaklar, ona karşı birleşmişlerdir. // jonathan swift
    • güzel bir eskiyi,güzel bir yeni yap bence dahisin. // cenap şahabettin
    • her büyük dehanın kendi gidişi,kendi ifadesi, kendi tonu,kendi sistemi ve hatta kendi elbisesi vardır. // goethe
    • hiçbir büyük deha yoktur ki, zekası biraz delilikle karışık olmasın. // aristoteles
    • iyi birer koca yaratmasını bilen kadınlar, dahidirler. // h.de balzac
    • kızgın bir göktaşının yere düşünce yalnız bir taş olması gibi, dahiler de toplumda sessiz ve durgundurlar. // longfellow

    deli,delilik

    • bazen delinin akıllıca laf ettiği görülür. // kafkas özdeyişi
    • bilgisizlere göre,onların anlayamadık ları her şey deliliktir. // s.esat siyavuşgil
    • bir deli bir akıllıya çok şey öğretir ama bir akıllı bir deliye hiçbir şey öğretemez. // a.n.whitehead
    • bu dünyaya hepimiz deli geliriz, bazılarımız öyle kalır. // chamfort
    • deli adama “iyisin,iyisin” denilse iyi leşmesi, iyi adama “fenasın, fenasın” denilse, fenalaşması nadir değildir. // b.said-i nursî
    • deli dedikleri, aklın esaretinden kurtulmuş olanıdır. // m.rasim mutlu
    • deli renkli şeyleri sever (giymeyi). // kafkas özdeyişi
    • deliler, yola gelmez. atalarımızın dediği gibi bir deliyi yola getirmekten se, parça parça etmek daha kolaydır. // epiktetos
    • deliler dinledikleri zaman, sağırdırlar. // herakleitos
    • delilere çan takmaya kalksalar, demirin kilosu yüz milyon olur. // bulgar özdeyişi
    • deliliğin bence en doğru tanımı, aynı yanlışları “farklı sonuçlar alacağını” umarak tekrar tekrar yapmaktır. // b.franklin
    • delilik dediğiniz, duyguların aşırı has sasiyetinden başka bir şey değildir. // edgar allan poe
    • delilik gençliğin dostu, akıllılık yaşlılığın süsüdür. // alexis kivi
    • delilik,hayatın hiçbir çağında peşimizi bırakmaz. bir kimse aklı başında görünüyorsa, deliliği yaşı ve servetiyle uygun olduğu içindir. // la rochefoucauld
    • delimiz akıllımız hep böyleyiz, güpegündüz rüyalarda gezeriz. // la fontaine
    • delinin suçu az değildir. // kafkas özdeyişi
    • delinin yaşlısı, gencinden daha delidir. //
    la rochefoucauld
    • deliye iş buyurursan, işin arkasından koşarsın. // kafkas özdeyişi
    • deliye kandıysan gerçekten delisin demektir. // kafkas özdeyişi
    • deliye, mantık dersi verilmez. // ali suad
    • deliyle devletli bildiğini işler, sıbyanlar dinlemez ferman demişler. // mir’atî
    • eğer deli, delilikte direnseydi; bilge olurdu. // william blake
    • en yaman delilik, en yaman akıl ve hikmetten doğar. // la rochefoucauld
    • hayat, delilerle doludur. bunlardan birine rastlamayı istemeyen, yalnız kendi evine hapsedilmekle kalmamalı, aynı zamanda bütün aynalarını da kırmalıdır. // boileau
    • hayatta bazen insanın başına öyle haller gelir ki, içinden zararsızca yakayı sıyırmak için, adamın biraz deli olması gerekir. //
    la rochefoucauld
    • ilahi bir delilik, sıradan bir insani anlayıştan yücedir. // // cowper
    • insanın doğasında akıllılıktan çok, delilik vardır. // // f.bacon
    • insanlar; deli,zır deli ve zır zır deli olmak üzere üç gruptan ibarettir. // raşit tahsin
    • kendi söylediğine gülen delidir. // kafkas özdeyişi
    • kim bilmez ki delilik; özgür bir kafa nın yiğitçe çıkışları yüce ve görülme dik bir erdemin ortaya attıklarıyla çok yakın kapı komşusudur. // montaigné
    • küçük bir deliydi...büyüdü, büyük bir deli oldu. // a.nihat asya
    • tek başına akıllı olmayı istemek, büyük bir deliliktir. // la rochefoucauld
    • yalnız bir deli suyun ne kadar derin olduğunu, iki ayağıyla anlamaya kalkar. // afrika özdeyişi

    demir

    • demir mukaddestir, seyf olursa; mel’undur zincir-i istibdat olursa. // cenap şahabettin
    • demir tavında iken (sıcakken) dövülür. // fransız özdeyişi
    • demirini sıcakken döv. // p.syrus
    • işlemeyen demiri kendi pası, insanı tembelliğe alışması mahveder. // hint özdeyişi

    demokrasi

    • ah, krallık döneminde, cumhuriyet ne güzeldi. // // g.clemenceau
    • benim anlayışıma göre demokrasi,en zengine ve en fakire aynı fırsatları bahşeder. bu amaca da yalnız barışçı yollardan ulaşılır. // m.gandhi
    • bir sürü kurt ve koyunun akşam ye meğinde ne yeneceğine oylamalarına, bazı ülkelerde “demokrasi” adı verilir. // ilhan selçuk
    • bürokrasi, demokrasinin yabanisidir. // arnold h.glashow
    • demokrasi,bir denge ve uzlaşma rejimidir. // menandre
    • demokrasi, bir kültür birikiminin sonucudur. // samuel smiles
    • demokrasi,bir toplumdaki kaynak paylaşımının örgütlü olarak ve özgür lük içinde yapılmasıdır. demokrasi, örgütlü insanların rejimidir. // toktamış ateş
    • demokrasi; cumhuriyetin lüksü değil, gayesi ve varlık sebebidir. // ahmet selim
    • demokrasi demek, “bende senin kadar iyiyim” değil, “sende benim kadar iyisin” demektir. // theodore parker
    • demokrasi; demokratik yöntemi hak edenler için geçerlidir, demokratik yö netimi kullanarak toplumu karanlık lara götürmek isteyenler için değil. // dinç tayanç
    • demokrasi, farklılıkların birlikte yaşama biçimidir. // c.delavigne
    • demokrasi;halkın halk tarafından, halk için idaresidir. // a.lincoln
    • demokrasi, kendi aksaklıklarının çare sini de kendinde taşıyan bir rejimdir. // m.esat erişirgil
    • demokrasi,kendinden yararlananlar çoğaldıkça güçlenir; dışladığı insanla rın sayısı arttıkça zayıflar. // a.taner kışlalı
    • demokrasi; öyle bir yönetim türüdür ki, hak ettiğimizden daha iyi yönetilmemizi sağlar. // b.shaw
    • demokrasilerde çare tükenmez. // süleyman demirel

    • demokrasilerde çare tükenmez ama demokrasiye aykırı davrananlar tükenir. // servet tanilli
    • demokrasilerde “demoklas’in kılıcı” yoktur. // // ernest renan
    • demokrasilerde istediğinizi söyleyip, söylenenleri yaparsınız. // gerald barry
    • demokrasimiz yasağı sever. // recep yazıcıoğlu
    • demokrasinin kusurları, yine demokrasiyle kapatılır. // alfred e.smith
    • demokrasinin üç temel öğesi; seçim, özgürlük ve bağımsız yargıdır. // guizot
    • düşüncelerinden dolayı hakaret gören, aşağılanan insanların yaşadığı toplum da; gerçek demokrasiden söz edilemez. // isaac newton
    • iktidar mevkii öyle bir mahluktur ki, her gün başarı denilen bir gıda ile beslenir. // t.jefferson
    • iktidar,iktidara düşkün olmayanlara bırakılmamalıdır. // // eflatun
    • iyi hükümetler arasında demokrasi en kötüsü, fakat kötülerin en iyisidir. // aristotales
    • laiklik zorunlu olarak demokrasiyi içermez, ama demokrasi laikliği içerir. // emre kongar
    • sosyalizmsiz bir demokrasi olmayacağı gibi, demokrasisiz bir sosyalizmde olmaz. // m.ali aybar
    • şerefli bir milletin, demokrasi ayıbı olmaz. // sait faik

    deney

    • allah bir kulu severse, onu çeşitli denemelere tabi tutar. // hz.muhammed
    • başkalarının deneylerinden yararlan mayı bilecek kadar akıllı kimse var mıdır şu dünyada? // // voltaire
    • bir çok insan için deneyim, geminin kıç feneri gibidir; yalnızca geride kalanı aydınlatır. // calvin coleridge



    • bir girişimcinin ilk macerası, sadece deneyim kazanmak ile sonuçlanır. bu süt dişlerine benzer. yerlerine daha güçlü ve dayanıklıların çıkması zaman alır. // deaver brown
    • bir işi bırakmadan evvel,yapılacak en aşağı on şey vardır. bunların her birini bir kere denemeli, buna karşın yine yapamıyorsanız, o zaman bırakabilirsiniz. // gassion
    • denemedikçe, ne yapacağını hiç kimse bilmez. // // p.syrus
    • deney, bir çok insanın hazine çıkar dığı zengin bir maden kuyusudur. // petöfi
    • deney bir gözlüktür, onun sayesinde daha iyi görürüz. // // h.ibsen
    • deney aklımıza katkılar yapar ama budalalığımızı azaltmaz. // b.shaw
    • deney, erkeklerin çılgınlıklarına verdikleri addır. // alfred de musset
    • deney insanların, eğlencelerine ya da acılarına verdikleri addır. // william penn
    • deney, okulların en gelişmişidir. o okulda aptallar bile bir şeyler öğrenir. // b.franklin
    • deney kazanmak, acıların özetidir. // arthur helps
    • deney yapmanın iki amacı vardır; önce farkına varılmamış olguların gözlenmesini sağlar ve sonra gözlenebilir olguların varsayımlarla doğrulanıp doğrulanmadığını gösterir. // rena j.dubos
    • deneyip de başaramayanları değil, yalnızca denemeye bile kalkışmayan ları yargıla. // h.nelson
    • deneyler, en iyi öğretmenlerdir; yalnız okul masrafları biraz çoktur. // thomas carlyle
    • dünkü deney için gerekli olan malzemeler, yarın öğleden daha geç bir saatte verilemez. // murphy yasası
    • dünün hataları, yarının deneyimleridir. // roberto baggio
    • eğer bir deney başarılı olmuşsa, bir şeyler ters gitmiş demektir. // murphy felsefesi


    • eğitimde ki temel zorluk, fikirlerden deneyim çıkarmaktır. // g.santayana
    • her deneyden ders alınsaydı, kaldırım taşları en akıllıdan daha bilgili olurlardı. // b.shaw
    • her şeyi denerim ama yapabildikleri mi yaparım. // // h.melville
    • hiç kimsenin elden düşme deneyden, yararlanmayacağına inanabilirsiniz. // h.de balzac
    • insan; denemeden ne yapabileceğini kestiremez. // p.syrus
    • insanlar gibi uluslarda, deneylerle güçlenirler. // samuel smiles
    • kişiyi uzman yapan, deneylerdir. // aeskhylos
    • tanrı maymundan hayal kırıklığına uğradığı için insanı yarattı. bundan sonra ise daha başka deneye girmekten kaçındı. // mark twain
    • pek az insan, başkalarının deneylerin den yararlanmayı bilecek kadar akıllıdır. // voltaire
    • yaşamda, denemekten daha önemli bir şey yoktur. // erol anar
    • yaşamın çeşitli dönemlerine hep taptaze geliriz ve yaşamımız ne olursa olsun, çoğu kez deneyimden yoksun oluruz. // la rochefoucauld

    deniz

    • ayağım karada oldukça, denizden hoşlanırım. // douglas jerrold
    • bir katre olma, kendini deniz haline getir. // mevlâna
    • burçlar, okyanuslar hiçbir işine yaramasa bile, büyük samanyoluna ve denizin enginliğine de ihtiyaç duyar insan. // st.exupery
    • buz, kar, yağmur, dolu, buhar hep denizden gelir ve döner.. adları kalır yadigar. // ahmed hulusi




    • deneyimli denizciler, denizin tam sessizliklerinin, fırtına habercileri olmasından şüphe ederler. // henry fielding
    • deniz bile olsan, yağmurda ıslanırsın. // cahit kulebi
    • deniz,dalgalarıyla deniz; hükümdar, yardımcılarıyla hükümdar olur. // beydeba
    • deniz dalgasız, kul hatasız olmaz. // yalnız adam
    • deniz fenerleri vapurlara, muta fekkirler insanlara yol gösterirler. her ikisi de yalnızlığı sever. // r.necdet kestelli
    • deniz fırtınalarında olduğu gibi, ihtilâllerde de sağlam değerler dibe giderken,dalgalar hafif şeyleri suyun yüzüne çıkarır. // h.de balzac
    • deniz gibidir ömrümüz, geçer mi hiç gürültüsüz. // alaaddin gövsa
    • deniz, kadın gibidir; hiç güvenmek olmaz ha!. // // tevfik fikret
    • deniz, kendi dalgasından daha eski değildir. // hızır
    • deniz kıyısında midyeler sayısız, sevgide de sonsuz acılar. // ovidius
    • deniz ne kadar dalgalı olsa, sonunda durulur. // // goethe
    • deniz sakin olduğu zaman, büyük dalgalar kayalara çarpmaz. // seneca
    • deniz sakin olduğu zaman, dümeni herkes tutar. // // p.syrus
    • deniz; sayısız faydalar var ama selamet istersen kıyıda bulursun. // şeyh sadi
    • deniz suyunun bir damlası da deniz, koca deniz de deniz. // m.rasim mutlu
    • denize ancak hac ve umre yapan kişi ya da allah yolunda gazaya çıkan insan açılabilir. çünkü denizin altında ateş, ateş altında da deniz vardır. // hz.muhammed
    • denize düşenin, yağmurdan haberi olmaz. // şeyh sadi




    • denizi anlaman gerekmez; bir tek su damlasını seyretmen,yaşamın bütün harikalarını görmen için yeterlidir. // a.w.hare
    • denizi bir testiye doldursan, alabildiği kadar su alır,gerisi kalır. // mevlâna
    • denizi sev ama kıyıda dur. // george herbert
    • denizin durgunluğu dalgalara gebedir. // r.tagore
    • denizin kenarında oturarak veya suya bakarak, denizi aşamazsınız. // r.tagore
    • denizin, tanrı’dan başka kralı yoktur. // rosetti
    • denizin tüm ürünleri, inci değildir. // nizami
    • denizlere hakim olan, her şeye hakim olur. // themistokles
    • derin deniz öyle bir cemiyettir ki, hiçbir şey onun huzurunu bozmaz. // lord byron
    • deryayı çekilmez duvar demişler. // mevcî
    • engin deniz, taş atmakla bulunmaz. // şeyh sadi
    • gemilerin çoğu bir insan yüzünden batmıştır, deniz yüzünden değil. // özdemir asaf
    • her denizin incisi olmaz. // mevlâna
    • “kovama umman niçin sığmıyor?” diye üzüleceğine, kovanı ummana boca etmeye bak. // m.rasim mutlu
    • sadece sudur deniz, dışardan bakana. // ali suad
    • sel gelmekle, deniz taşmaz. // yalnız adam

    dert

    • anlatamam derdimi dertsiz insana, dert çekmeyen dert kıymeti bilmez. // aşık veysel
    • aradım dünyayı, dertsiz yok imiş. // karacaoğlan
    • başkalarını kendi dertleri karşısında soğukkanlı gördük mü döveriz, ama soğukkanlılığı bizim dertlerimize karşı gösterdiler mi darılır, kızarız. // montaigné
    • benden gayrı, kimsenin derdi yok. // fin özdeyişi
    • bir değil beş değil, dert kucak kucak. // aşık veysel
    • bir derdin dermanı, başka bir derde zehir olabilir. bir derman, haddinden geçse dert getirir. // b.said-i nursî
    • bir dert atlatıldıktan sonra, insana bir kazanç oluyor. // // goethe
    • birisiyle derdini paylaşmak, bazen ona bir şey vermekten daha değerli dir, çünkü para insanın benliğinin dışında ki bir şeyken, anlayış armağan etmek,onun ruhuyla iletişim kurmak anlamına gelir. // w.h.mountford
    • dallar çiçek açar, veysel dert açar. // aşık veysel
    • derd-i dilber bana, dermandan leziz. // sabuhî dede
    • derdim her şeyimi çalsa da, onu yine överim; bana hakikati öğretir. // goethe
    • derdim yüreğimde, eller ne bilsin. // aşık veysel
    • derdimi söylesem dereye, doldurur dereyi düz olur gider. // aşık veysel
    • derdini düşmanlarına söyleme, sevine sevine «la havle» çekerler. // şeyh sadi
    • derman aradım derdime, derdim bana derman imiş. // yunus emre
    • dert; allah’ı gizlice çağırmana sebep olduğundan, bütün dünya malından daha üstündür. // mevlâna
    • dert, daima insana yol gösterir. // mevlâna
    • dert göz açtırırsa, deva olur. // ali suad
    • dert, insanı uyutmaz. // victor hugo
    • dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır. // mevlâna
    • dert seni dertsiz aleme kovalar. // m.rasim mutlu
    • dert ve gam, ihtiyarlığın yarısıdır. // hz.ali
    • dertler için tek bir deva vardır, dünyanın bütün ilaçlarından iyidir; çalışmak. // dale carnegie
    • dertler, ölümün elçileridir. onlara yüz çevirme. // mevlâna
    • dertlerin en iyisi, kişilerin alıştığı derttir. // plautus
    • dertlerini dökecek dostu olmayanlar, kendi yüreklerini kemirirler. // f.bacon
    • duyan bir kalp için, ölümden de beter dertler vardır. // alfred de musset
    • geçim derdi olmayanın bir derdi vardır; dertsizlik. // r.necdet evrimer
    • git kendine dert ara, dert bul, dertlerden bir başka dert seç. çünkü (yaşamak için) bundan başka çare yoktur. bahtın yar olmadı diye, üzülme sakın. ancak derdin yoksa, o zaman üzgünlük göster. // mevlâna
    • herkesin kendine göre bir takım dertleri vardır, ama bu kiminde gramladır, kiminde kiloyla. // cervantes
    • insanı kâmil olmaya iten, derdidir. // m.rasim mutlu
    • insanın iki türlü derdi vardır; çok karışık gerçekleri öğrenemez, çok basitlerini de unutur. // rebecca west
    • ne hazin tecellidir ki, derdin birisi giderse, öteki gelir. // yalnız adam

    dertli-dertsiz

    • dertli adamın kararsızlıklarla, dumanlarla dolu bir gönül evi vardır, derdini dinlersen o eve bir pencere açmış olursun. // mevlâna
    • dertli olan, bakışından bellidir. // gevheri
    • dertli olmanın sırrı,dertli olup olmadığımızı düşünecek kadar boş vakte sahip olmamızdır. // bernard shaw
    • dertli sayesinde yanan bir ateş, hiç su serpme ile sönebilir mi? // ali beşiktepe
    • dertsiz insan insan değil, bunu anla; aşksız insan hayvan cinsi,bunu dinle. // ahmet yesevi
    • dertsiz ömür, hayatta yaşanmamış süredir. // kazım taşkent
    • gereğinden önce dertlenmek, gereğinden fazla dertlenmektir. // seneca
    • gönlünün dertli olmasını istemezsen, dertli gönülleri dertten kurtar. // şeyh sadi
    • hangi dertli; içini dökmeye doymuş, usanmıştır ki... // // goethe

    devlet

    • avrupa, bir çok devletlerden meydana gelmiş bir tek devlettir. // montesquieu
    • bir devlet; yaşayan ve kendine karşı çıkanı ne kadar koruyabilirse, o kadar güçlüdür. // paul valéry
    • bütün devletler, hazımsızlıktan ölürler. // napoleon
    • bütün ülkeler allah’ın ülkeleri, kullar da allah’ın kullarıdır. öyle ise neresi daha iyi işine geliyorsa, orada otur. // hz.muhammed
    • devlet benim. // louis xıv
    • devlet dairelerinde dürüst ve çok çalışanlar, cezasız kalmaz. // ismail ergün
    • devlet; en üstün hayır, en üstün kemal ve en yüksek mutluluğa kendisi ile ulaşılan, kendi kendine yeten bir birliktir. // farabi
    • devlet, halktan mucize beklememeli dir. o halkı kendisine uydurmak için yasalara boyun eğmeyi öğretecektir. // montesquieu
    • devlet ne denli bozulmuşsa, kanunların sayısı da o denli çoktur. // tacitus
    • devlet şekilleri ve hükümetler, birer vasıtadan başka bir şey değildirler. // heinrich heine
    • devletin en büyük ihtiyacı, cesur bir baştır. // goethe
    • devletler kendilerinden başka hakim ve menfaatlerinden gayri kanun tanımazlar. // albert sorel
    • devletleri yıkan bütün hatanın altında, nice gururun gafleti yatar. // y.sultan selim
    • devletler,insanlar gibidir; büyürler, olgunlaşırlar,yaşlanırlar ve ölürler. // w.s.landor
    • devletlerin sarsılmayan temellerini, adalet teşkil eder. // j.w.pindare



    • devlette olduğu gibi, insanda da en kötü hastalık; kafadan başlayandır. // pliny
    • düşünce açıklamaları ile mücadeleye kalkan devletin, demokraside yeri olmaz. // h.poincare
    • en büyük devletler; gençler tarafından yıkıma sürüklenmiş, ihtiyarlar tarafından kurtarılmış ve kalkındırılmıştır. // çicero
    • en iyi devleti ben nesinden mi tanırım? namuslu kadını sen nesinden tanıyorsan, inan bana; ikisi de dile düşmezler, dostum! // schiller
    • her şey de, en büyük gördüğümüzü devletleştiririz. // cicero
    • karşıt düşünceye yer vermeyen devlet; düşünceye, dolayısıyla insana değer vermiyor demektir. // joseph roux
    • küçük toprak sahipleri, devletin en değerli parçalarıdır. // t.jefferson
    • mefküresiz devletler, her an kopacak bir kıyameti beklerler. diriltici ve yaratıcı bir mefküreye malik olan her devlet layemuttur,ölmez. // z.gökalp
    • nasıl her tarafında gözü olan bir vücut ucube sayılırsa, bütün vatandaşlara bilgin olan bir devlet de öyle bir ucube sayılır. // cardinal de richeliev

    devlet adamı

    • bazı devlet adamları istikrar deyince, kendilerinin daima kendileriyle halef selef olmalarını anlarlar. // yukio ıkusai
    • bir devletin değeri; politikacılarıyla değil, devlet adamlarıyla ölçülür. // john stuart mill
    • bir devletin zenginliği ve gücü; ne pamuğu ile, ne altını ile,ne de ipliği ile ölçülür. devletin zenginliği ve gücü, en önce gerçek devlet adamlarıyladır. // r.hofmann
    • bir diplomat “evet” derse, “belki” anlamını çıkarın. “belki” derse de “hayır”....., ama bir diplomat “hayır” derse, o adam diplomat değildir. // c.delavigne
    • bir kimsenin devlet hizmetinde bir görevi yoksa, memleketin yönetimi için plan yapmasına gerek yoktur. // konfüçyus
    • boş vakitleri için yüksek maaş alan insanlara, bürokrat denir. // sedat turan
    • cehennemde dağlar gibi büyük yılanlar, katırlar gibi akrepler vardır. bunlar, maiyeti arasında adalet etmeyen devlet adamlarını zehirleyip duracaklardır. // hz.ali
    • devlet adamı, devletin hizmetkârıdır. // büyük frederik
    • devlet adamı koyunu kırkar; siyasetçi koyun derisini yüzer. // a.o’malley
    • devlet adamı; ne kadar acıda olsa, gerçekleri söyleyebilen adamdır. // h.g.mirabeau
    • devlet adamı olmak, politikacı olmak tan daha güçtür. politikacılar halkla iyi geçinmeye bakarlar, devlet adamları ise politikacılarla da iyi geçinmek zorundadırlar. // fletcher knebel
    • devlet adamlarının yeminleri ile aşıkların yeminleri arasında bir fark yoktur. // b.franklin
    • devlet başkanı olmaktansa, haklı olmayı tercih ederim. // henry clay
    • diplomat; kadınların doğum gününü hatırlayan, yaşlarını unutan adamdır. // r.b.hayes
    • diplomatları kandırmanın yolunu buldum. hep doğru söylüyorum, hiçbir zaman bana inanmıyorlar. // di cavour
    • elçiler, hükümetin gözleriyle kulaklarıdır. // guicciardini
    • memuriyet, izzetli veya saadetli birer esarettir. // cenap şahabettin
    • olgun devlet adamını sevindirmek isterseniz, eleştiriniz. basit bir hükümet adamını sevindirmek isterseniz, övünüz. //
    b.disraeli

    diken

    • bazı kimseler,güllerin dikeni olduğun dan yakınırlar. ben dikenlerin gülü olduğuna şükrederim. // alphonse karr
    • diken güle sığındı da, ateşten kurtuldu. // mevlâna
    • dikenden gül bitiren,kışı da bahar haline döndürür. selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir. // mevlâna
    • dikensiz gül olmaz. // robert herrick
    • elinden geldiği sürece, kimsenin kalbini tırmalama. zira ki yolda dikenler vardır. // şeyh sadi
    • ey diken arayan kimse!. cennete girsen bile, orada senden başka diken bulunmaz. // mevlâna
    • her diken gül vermez. // mevlâna
    • her gülde diken olur ama kesinlikle dikende gül bitmez. // b.said-i nursî
    • her taç, dikenlerden yapılmış bir taçtır. // thomas carlyle
    • kim demiş “gül dikenin yaşar himayesinde”. dikenin itibarı, ancak gül sayesinde. // mevlâna
    • topladığım dikenler, diktiğim ağaçların filizleridir. // lord byron
    • yeryüzünün doğu ucunda bir insanın ayağına batan dikenin acısını, batı ucunda ki duyacaktır. // hz.muhammed

    dikkat

    • başkalarının yanılmalarına bak, dikkati öğrenirsin. // // p.syrus
    • biraz dikkat, büyük kazalar savuşturur. // ahmet rasim
    • biraz dikkat! yeknesaklığın ardında nice güzelliği görmeye yetmez mi? // ali suad
    • bütün dikkatiniz kendinizdeyse, mutluluğu garanti ettiniz demektir. // novalis
    • cehalet diye bir şey yoktur, yalnızca dikkatsizlik ve ilgisizlik vardır. // i.newton
    • dikkat; aklın, en büyük çocuğudur. // victor hugo
    • dikkat ediniz, yalan söyleyen devamlı saygılı davranır. // // r.necdet evrimer
    • dikkat et! allah’ın dışında ki her şey batıldır. // // lebid
    • dikkat et! sözlerin kendine ihanet edebilir. // baraccio
    • dikkat etmek demek, insanın kendi ruhuna bakması demektir. // anaksagoras
    • dikkat; hayatın düşmanıdır. // w.shakespeare
    • dikkat her şeyde, zevklerde bile vazgeçilmez. hayatta yarına bırakmanın bizi daha çok başarıya götürdüğü olaylar gördün mü? // epiktetos
    • dikkat, hiçi her şeye dönüştürür. // goethe
    • dikkat,içine bir kere girmeye görsün; ne yaparsan yap, kolay kolay çıkaramazsın. // ben johnson
    • dikkat; insanın tabutuna bir çivi daha ekler. // john wollot
    • dikkatliler az yanılır. // konfüçyus
    • dikkatsiz bir adamın karısına, dul desen yeridir. // macar özdeyişi
    • dikkatsizlik gençlere, telaş ise yaşlılara zarar verir. // // cicero
    • dikkatsizlik, her ülkede mezarı olan bir şeydir. // j.g.saxe
    • dikkatsizlik köreltir, dikkat berraklaştırır. // aleksis kivi
    • eğer iyi olamıyorsanız, dikkatli olun. // amerikan özdeyişi
    • gerçek dikkatin özelliği şudur; bir anda hiçi, her şeye değiştirir. // goethe
    • hayatta muvaffak olmak için,üç şey lâzımdır; dikkat,intizam, çalışma. // mevlâna
    • hiçbir işte gerektiğinden çok acele etme. dikkatli olanlar, kendilerini zor duruma girmekten korurlar. // hz.ali
    • insan küçük hareketlerine dikkat etmezse, edineceği kötü itiyat, büyük işlerde ki tavrını da ifsad eder. // h.cahit yalçın





    dil

    • ağızda dil nedir,o akıl sahibi? hünerli kimsenin hazine anahtarı değil mi? içerideki cevahirci midir, çerçi midir? kapı kapalı iken kim ne bilecek. // şeyh sadi
    • ah o kötü diller, bir tabancadan daha tehlikelidirler. // a.s.griboyedov
    • aklı kıt olan, dilini tutamaz. // hz.ali
    • aklının dili gönlünün ötesindedir; ahmağın gönlüyse dilinin ötesinde. // hz.ali
    • başların belası, dillerden gelir. // nizamî
    • baştan çıkarıcı şeytanların dili, ne tatlıdır.
    mikszath
    • bir dilin gücü; kendini yabancı olan şeyleri atmakta değil, onları yutup hazmetmekte gösterir. // goethe
    • bir erkeğin ölürken kıpırdayan son yeri, kalbidir. bir kadının ölürken, dili. // george chapman
    • dil; cismi küçük yırtıcı bir aslandır, onu sağlam bağla. // // hz.ali
    • dil, herkesin bir taş eklediği bir yapıdır. // emerson
    • dil ile düğümlenen, diş ile çözülmez. // kaşgarlı mahmut
    • dil kalptekini söyler. // kafkas özdeyişi
    • dil keskin bir kılıçtır, nasıl keseceği bilinmez. söz, döndürmesi kolay olmayan ok gibidir. //
    şehabeddin ahmed
    • dil, pek küçük olayları tarif edebilecek kadar güçlü değildir. // t.fontane
    • dil sürçeceğine, ayak sürüsün daha iyi. // george herbert
    • dil ucundan gâh olur ki, başlar yiter. // sinan paşa
    • dil vahşi hayvana benzer, bir kere bırakırsan bir daha yakalayamazsın. // latin özdeyişi
    • dil, vücut dediğimiz geminin dümenidir. // thomas fuller
    • dil yarası, ok yarasından daha şiddetlidir. // hz.ali


    • dili bilimden ayrı mütalaa etmek veya bilimi dilden ayrı düşünebilmek imkansızdır. // d.sarnoff
    • dili ve sözü bir olmayan kimsenin, yüz dili bile olsa; o, yine dilsiz sayılır. // mevlâna
    • dilin ağır, gözün çabuk işlesin. // cervantes
    • dilin düşünceden önce hareket etmesin. // chilon
    • dilin müşterisi, kulaktır. // sultan veled
    • dilin salavat getiriyor durmadan ama, mustafa’nın temizliğinden ne haber? // mevlâna
    • dilinizi daima iyi kullanınız. o sizi saadete götürdüğü gibi, felâkete de götürebilir. // hz.ali
    • dizginsiz dil, bela getirir. // aiskhylos
    • doğrusu çok şaşılacak şey, diller ne güzel söylüyor, kalplerde biliyor. fakat ameller ayrı düşüyor. // hasan-ı basri
    • evren çiçek olsa, arı ben olsam, dost dilinden tatlı bal bulamam. // pir sultan abdal
    • ha deniz suyunun tuzluluğunu bir damla balla gidermeye kalkmışsın, ha kötüleri tatlı dille yola getirmeye. // bhartrihari
    • her kişinin iki resulü vardır. biri zahir, diğeri batın. zahir dildir, batın gönüldür. dil muhammed’e, cebrail’e benzer. //
    hacı bektaş veli
    • insan çok üzgün olunca, mağlubiyete uğramış kedinin köpeğe saldırması gibi dilini uzatır. // şeyh sadi
    • insan dilini, dişlerinin içinde korumalıdır. // henry fielding
    • insan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır. // şeyh sadi
    • insan, dilinin altında gizlidir. // hz.muhammed
    • insan,dilinin ve arzularının hakimi değildir. // spinoza
    • insan diliyle değil, yaptığı işlerle konuşmalıdır. // stehr
    • insan, ekseriye dilinden belaya girer. // hz.ali
    • insan kalbi bir sandıktır; dudaklar onun kilidi, dil ise anahtarıdır. insana o anahtarı iyi muhafaza etmek düşer. // ibn-i abdülaziz
    • insana dil yükü, en ağır yüktür. // salburcuoğlu
    • insanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. insanı, dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider. // yusuf has hacib
    • insanı maskara eden, dildir; içsiz cevizin hafifliği. // şeyh sadi
    • insanın kalbi sandık,dudakları kilit, dili anahtar olmalıdır. // hz.ali
    • insanın selameti, dilinin tutmasına bağlıdır. // hz.ali
    • insanlar ile münakaşamda, hakkın be nim ya da onların lisanından çıkması arasında hiçbir fark gözetmedim. // imam-ı şâfiî
    • insanlara ok atmak, dil ile taşlamaktan daha hafiftir. zira dil taşlaması hedefini şaşırmaz. // süryan-i şevki
    • insanoğluna konuşmayı öğrenebilme si için iki yıl,dilini tutmasını öğrene bilmesi için altmış yıl gereklidir. // resul hamzatov
    • kasabın birine dediler ki; biliyor musun, dilin kemiği yoktur. kasap; biliyorum, dedi, işte bunun için pahalıya mal olur. // ilhan selçuk
    • kendi dilini tam olarak bilmeyen, başka bir dili de öğrenemez. // g.b.shaw
    • kişi, dilinin altında gizlidir. // hz.ali
    • kişinin kıymeti, dilinin altında ve kaleminin ucunda gizlidir. onu söz ve yazı açığa vurur. // ali fuat başgil
    • kullandıkça keskinleşen tek alet, dildir. // w. ırwing
    • lisanın sözü, kalbinin özüdür. // hz.ali
    • “mama,cici,atta” deyişimiz görülecek şey. biz sana dilimizi öğretmeye çalı şırken sen bize dilini öğrettin çocuk. // arif nihat asya
    • öğrenilmesi gereken ilk dil; tatlı dildir. // barış manço


    • sivri bir dil, kullandıkça bilenen keskin kenarlı bir alettir. // w.irwing
    • şap olur mu şeker? olmaz. fakat şe kerin şap olduğu vakidir; balayı geç tikten sonra,bazen gelin hanımın dili!. // r.halid karay
    • tatlı dil, her kapıyı açan sihirli bir anahtardır. // // montaigné
    • tatlı dil,okşama ve hoşluk olunca, bir fili bile kılla çekersin. // northam lee
    • tatlı dili olanların, dostları her gün biraz daha artar. // // hz.ali
    • tatlı dilli ol ki, sevilesin. // hz.ali
    • türk dili, yücelikler hazinesidir. onun incileri yıldızdan parlak, onun gülis tanları ve gülleri güneş gibi ışıldar. // ali şir nevai
    • ya şimdi konuş, ya dilini tut. // incil
    • yalnız dilini hıfza alış; âza-yı saireni allah affeder. // cenap şahabettin
    • yaşanılan çağın kendi anlamlarından oluşan bir dili vardır ki, her dil ona uymak zorundadır. // // amiel

    dilenci

    • bir dilencinin yoksulluğundan olduğu kadar, bir sarayın zenginliğinin de uzak durmalısın. // a.w.hare
    • bir dilenciyi at sırtına koy da, bak nasıl dört nala sürüyor? // bruce burton
    • çölün kumları inci de olsa tasavvur edilemez ki, dilencilerin gözleri doysun. // şeyh sadi
    • dilenci, dilenciyi kıskanır. aşık aşığı. // hesiodos
    • dilenciler, utançlarını torbalarında taşırlar. // baraccio
    • dilencilerin seçmeye hakları yoktur. // beaumont&fletcher
    • dilencilik yapan, horluğa uğrar. // f.attar
    • dilencinin gururu olmaz. // dostoyevski
    • dilencinin yüzü kara, torbası dolu. // enverî


    • dilenciye ekmek verme,ona ekmek yapmasını öğret! çünkü o, ihtiyacın maksadını bilmiyor. // m.rasim mutlu
    • el kapılarında dilenci değilsin, bunun şükrânesi olarak kapından dilenciyi kovma. // şeyh sadi
    • kör bir dilenci, hiç olmazsa çiçeklerin kokusunu duyar. // japon özdeyişi
    • ölü bir imparator olmaktansa, yaşayan bir dilenci olmak daha iyidir. // la fontaine
    • sahici bir dilenci, tek ve gerçek kraldır. // lessing

    din

    • allah’ın dini öyle bir hale getirilmiş ki, tersine çevrilerek giyilen elbiseye dönmüş. // // hz.ali
    • aslında din,ruhun huzura kavuşması dır, geleceğe bağlanan ümittir, mutsuz kimseler için kurtuluş yolu dur. dinin insanlığa ne kadar büyük hizmeti olmuştur! eğer din adamları görevlerinin kutsallığını hakkı ile anlasalardı,din daha nelere muktedir olmazdı ki! // napoleon
    • ben size bir din bıraktım, gündüzü gibi gecesi de aydınlıktır. // hz.muhammed
    • biz soy üstünlüğünü yaktık. din ateşi bu soy üstünlüğünü kül etti. bir çiçeğin yüz yaprağı isek de, kokumuz birdir. o, bir düzenin canıdır ve birdir. // m.ikbal
    • din adamı; geçindiremeyeceği kadar büyük ailenin reisidir. // samuel johnson
    • din bağnazlığı dini, tarih bağnazlığı tarihi öldürür. // cenap şahabettin
    • din bilgilerinin alışveriş kısmını bil meyen, haram lokmadan kurtulamaz ve ibadetlerin sevabını bulamaz. // imam gazali
    • din,bir yasalar dizgesidir. ama bu yasalarda tanımlar,usumuzun aradığı nesnel tanımlara benzemez. // thomas s.eliot



    • din,belirli şeylere bir açıdan bakmak değil, her şeye belirli bir açıdan bakmaktır. // robert e.segal
    • din, dünyada büyük bir güçtür. bir insanın kalbine kendi imanımızla değil, onun iman yolu ile girmeye çalışmamız gerekir. //
    g.b.shaw
    • din fazilettir. insanı kurtaracak olan faziletidir. // m.rasim mutlu
    • din gününü gündeminden düşüren bir nefis için, dünya gündemleri en iyi teselli aracıdır. // ali suad
    • din,her yönden yükselmeyi emreder ve insanı yüceltir. // // hz.ali
    • din ile dünyanın avına çıkılmaz. // b.said-i nursî
    • din, insanın sınırlı bilgisinden doğmuştur. // f.engels
    • din; insanları ebedi saadete götürmek için, allah tarafından gösterilen yol demektir. // imam-ı rabbani
    • din,insanlık tarihine hakim olan en büyük güçtür. dini duygular, insanın bitmeyen bir özelliğidir. // benjamin costant
    • din, nasihattir. // hz.muhammed
    • din, onu kullanmasını bilen bir hükümet için her zaman en sağlam destek olacaktır. //
    napoleon
    • din; sezgi ve buğzdan başka bir şey değildir. . // hz.muhammed
    • din, tanrı’yla insanlara karşı duyulan sevgiden başka bir şey değildir. // william penn
    • din, temizlik üzerine kurulmuştur. . // hz.muhammed
    • din üç kısımdır; emirler, yasaklar ve faziletler. // muhammed rebhami
    • din ve ahlâk, aslında ikisi de vasıfları bakımından bir bütünün tamamlayıcı sı olan iki parçadır. // heinrich heine
    • dini yaşatan bilhassa ölümdür. ölüme çare bulunmadıkça din ölmez. // cenap şahabettin
    • dinin aslını anlamaya imkân yoktur, ona ancak hayran olunur. // mevlâna

    • dinin esası,emaneti yerine vermek ve sözünde durmaktır. // hz.ali
    • dinini dünyaya değişen insan, sapıtır. // hz.ali
    • dinsiz ilim kör, ilimsiz din topaldır. // a.einstein
    • dinsiz; kendini aşmak cesaretinden mahrum olan adamdır. // l.massignon
    • dinsiz vardır ki, inkarın esasları bir mabed teşkil eder. // cenap şahabettin
    • dinsizliğin en muktedir naşirleri, iktidarsız ulema-ı dindir. // cenap şahabettin
    • eğer toplumdan dini inancı kaldırırsanız, geriye sadece bir sürü yol kesen eşkıya kalır. // napoleon
    • erişkin aklın en büyük hazinesi,dindir. bu sebeple insanın dini aklıdır, aklı olmayanın dini de yoktur. // hz.muhammed
    • ezilenlerin inleyişidir,din; ruhsuz bir dünyanın ruhu, umutsuz bir insanlığın umududur. din, halkın afyonudur. // karl marx
    • her din, öteki dinler kadar doğrudur. // bruce burton
    • hıristiyanlar ölüm olunca, hıristiyan lıkla alakaları kesilir. müslümanlarda cahil olunca, islamiyet’le alakaları kesilir. // charles mixmer
    • hıristiyanların cenaze töreni, yaşayanlar içindir. müslümanların cenaze töreni ise ölenler içindir. // malcolm x
    • insan ölümü değil, hayatı düşünmeli; gerçek dindarlık budur. // b.disraeli
    • insanlar arasında en büyük dostluk bağı din olduğu gibi, en büyük uçurum da yine dindir. // şemsettin günaltay
    • insanlar, bu dine kitleler halinde girdiler ve kitleler halinde çıkacaklar. // hz.muhammed
    • insanlar; din hakkında yazar, savaşır, ölülerde; din içinde yaşamasını bilmezler. // c.c.colton
    • insanlar, düzene sokmak için dinlerine ait bir şeyi terk ettiler mi, allah, onları ondan daha zararlı bir şeye uğratır. // // hz.ali
    • ihyay-ı din, ihyay-ı millettir. hayat-ı din, nûr-u hayattır. // b.said-i nursî
    • korkunç bir ihtiyaç duyuyorum... o sözcüğü açıklasam mı?... “din” sözcüğünü... işte o zaman,geceleyin yıldızları boyamaya gidiyorum. // van gogh
    • malı zarardan korumanın ilacı, zekatını vermektir. // imam-ı rabbani
    • tek din, iyi bir yarayıştır. // thomas fuller

    dinlemek

    • allah aşkına bırakın da, iki yanı dinleyelim. // t.jefferson
    • başkalarını inandırmanın en iyi yolu, onları dinlemektir. // dean rusk
    • başkalarını iyilikle, saygıyla dinlemek, iç zenginliğinin en güzel belirtisi ve daha iyi olmanın en büyük yardımcısıdır. // john stuart mill
    • başkalarının konuştuğunu gizlice dinleyen, kendi ayıbını işitir. // ingiliz özdeyişi
    • bin dinle bir söyle demişler, fakat bu asırda hiç söylememek daha iyidir. // mahmud celaleddin paşa
    • bir kişinin sözleri önemli değildir; iki yanı da dinlemeli. // goethe
    • bir öyküyü iki kez anlatmayı isteyebiliriz ama birden fazla dinlemeye hiç istekli olmayız. // w.hazzlitt
    • çok dinle, çok konuş. // bias
    • dinlemek; insana kendini ölçmek, değerlendirmek imkânlarını sağlar. // f.w.foersten
    • dinlemek,tanrıların insanlara verdiği en büyük armağandır. // vergilius
    • dinlemek,yarı doğmaktır. // baraccio
    • dinlemekten akıl, söylemekten pişmanlık doğar. // italyan özdeyişi
    • dinlemenin esası, ruhun yemini değiştirmek ise (...) bir çok eğlenceler hatıra gelebilir. // m.şekip tunç


    • dinlemesini bilenler, ülkelerini fethet mesini bilenlerden; daha büyüktürler. // b.franklin
    • dinlemeyeceklerini bilsen dahi, öğüt olarak ne biliyorsan söyle. // şeyh sadi
    • dinlemeyi bilirsen, kötü konuşmalar dan bile faydalanabilirsin. // plütarkhos
    • dinlemeyi öğrenin, bazı fırsatlar kapıyı hafif tıklatır. // lucretius
    • güzel konuşmak için tek bir yol vardır; dinlemeyi öğrenmek. // c.marley
    • insanlar konuşmaya başladıkları andan itibaren, dinlemeye mahkum olurlar. // e.gibbon
    • iyi bir dinleyici olmak, sanıldığı kadar kolay değildir. uzun bir süre ilgilenmiş görünmek kaşları yorar. // m.oliphan
    • telaşsız ve açık seçik konuş. başkalarına kulak ver. aptal ve cahil oldukları zaman dahi dinle onları, çünkü bu dünyada herkesin bir hikayesi vardır. // buda
    • vur ama dinle beni. // themistokles

    diri-ölü

    • biz dirilerin, ölülerden medet umduğu günlerin çocuklarıyız. // beaumont
    • diri, ölüye değişilmez. // kafkas özdeyişi
    • hayatın ortasında birer ölüyüz. // incil
    • öleni diriltemezsin. // kafkas özdeyişi
    • ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder. // kızılderili özdeyişi
    • önce öleni, önce kaldırırlar. // kafkas özdeyişi
    • yeniden yaşayan o ölümsüz ölülerin arasına ben de katılmak isterdim. // george eliot

    diş

    • diş ağrıları, cumartesi başlama eğilimindedir. //
    murphy felsefesi

    • diş ağrısı çekenler; dişleri sağlam olanları, yoksulluk çekenler; parası bol olanları mutlu sanırlar. // b.shaw
    • eğer kalbim, karşılık görmeden sevecek kadar bayağılaşırsa,onu dişlerimle parçalarım.
    napoleon
    • elbet bulunur bir güzellik çirkinde; inci gibi görünür dişler zencide. // imam rabbani
    • hediye edilen atın, dişlerine bakılmaz. // st. jerome
    • insan değişiyor; gençlikte en çetin cevizleri kıran dişler bile, yaşlılıkta ekmek kabuğu kemiriyorlar. // e.v.eschenbach
    • kenetlenmiş dişlerle, özgürlük türküleri söylenmez. // hint özdeyişi

    doğmak

    • bir şekilde doğar, fakat bin bir şekilde ölürüz. // yugoslav özdeyişi
    • bir yanda ölümdür ama o yanda doğumdur. ölüm batma gibi görünür ama aslında doğmaya hazırlıktır. // mevlâna
    • doğan allah’tan doğar, ölen allah’tan ölür. // m.rasim mutlu
    • doğan çocuğun feryadı normal, ölürken insanın feryadı boşunadır. // quintilian
    • doğan çocuklar, tanrının hala insanlardan umudunu kesmediğini gösterir. // kenan rıfai
    • doğar doğmaz, ölmeye başlarız, son günümüz ilk günümüzün neticesidir. // manilius
    • doğarken sen ağladın çevrendekiler güldü, öyle bir hayat yaşa ki; öldük ten sonra çevrendekiler ağlasın sen gül... // w.barley
    • doğduğumuz zaman dünyaya hiçbir şey getirmediğimiz gibi, ölürken de hiçbir şey götüremeyiz. // victor hugo
    • doğumla ölüm başlar; son günümüz ilkinin sonuncusudur. // montaigné
    • dünyaya geldiğimiz gün; bir yandan yaşamaya, bir yandan ölmeye başlarız. // montaigné
    • güneş gibi her gün, aynı güzellikte doğamayız. // // peyami safa
    • güzel doğan, evli doğar. // portekiz özdeyişi
    • her doğum müjdesi, bir vefat haberinin öncüsüdür. // yalnız adam
    • her insan,her zaman doğmakla ölmek arasındadır. // montaigne
    • insanın hayattaki asıl işi, kendi doğuşunu sağlamasıdır. // a.pope
    • kişi anasından iki kere doğmadıkça, göklerin melekûna ulaşamaz. // hz.isa
    • mutlu doğmak, zengin doğmaktan iyidir. // ingiliz özdeyişi
    • ölümün habercisi, doğumudur. // hz.ali
    • ölümün, yaşamın ve zamanın üstünde olan tek bir şey varsa, o da henüz doğmamış olandır. // erol anar

    doğru

    • acı da olsa, doğruyu söyleyiniz. // hz.muhammed
    • babam “bütün çocuklar kendi kendi lerini büyütmeli” der. ana ve babalar ancak öğütleriyle, onlara doğru yolu gösterebilir. // anne frank
    • bana doğru gelen hiçbir şey yoktur ki, yanlış gibi gelmesin. // montaigné
    • bir çocuğa “yalan söyleme” demeyin, “doğruyu söyle” deyin. birincide suçlamış,ikincide yol göstermiş olursunuz. // mae west
    • bir şeyi doğru yapmak, niçin yanlış yapıldığını açıklamaktan daha az zaman alır. // h.w.longfellow
    • cümleler doğrudur, sen doğru isen; doğruluk bulunmaz,sen eğri isen. // yunus emre
    • çoklarının aradığı “doğru” idi, amma aradıkları yer doğru değildi..doğrular doğru yerde aranmazsa,bulunmaz. // m.selahattin şimşek
    • doğru alın ve doğru verin. // hz.osman

    • doğru bir hareket için yanlış bir zaman yoktur. // orhan kemal
    • doğru en kısa yoldur, ama hayatta çoğu zaman sefalete çıkar. // nelson
    • doğru; gök kubbenin altında, her yerde doğrudur. // imam şarani
    • doğru; her zaman yüce, yalan: her zaman cücedir. // imam şafii
    • doğru, inancın sesidir. // horne
    • doğru kendini; şiddete dayanmadan ortaya koymalıdır. // // tolstoy
    • doğru olan, hiç adaletsiz iş yapmamış olan adam değildir. ancak haksızlığı yapmak elinde iken, onu yapmak istemeyendir. // menandré
    • doğru olan işi yapmak, işleri doğru yapmaktan daha önemlidir. // p.drucker
    • doğru olan, haklı olandır. // alexander pope
    • doğru olduğuna inan da, ne istersen yap. //
    david crockett
    • doğru olmak, istemek ve buna güce yetmemek kadar korkunç bir şey yoktur. //
    e.v.eschenbach
    • doğru pabucunu giymeden, yalan dünyayı dolaşır. // mark twain
    • doğru söylediği zaman kimse inanmayacak... işte, yalan söylemenin cezası budur. // talmud
    • doğru söylediğin sürece, belleğin daha az yorulur. // channing
    • doğru söz, tatlı olmaz. // sinan paşa
    • doğru sözü, kimse sevmez. // a.çehov
    • doğru ve namuslu insan, hakkını görevi ile ölçen insandır. // la cordaire
    • doğru ve yanlışlar, görelidir. // a.f.y.
    • doğru; yalanlar arasında seçilmiş, işimize gelen sözcüklerle kurulur. // özdemir asaf


    • doğru yolda bile olsanız, eğer oturuyorsanız sizi ezip geçerler. // will rogers
    • doğru yolda giden kaplumbağa, eğri yolda giden yarış atını geçer. // j.j.rousseau
    • doğru yolda giden topal, yoldan sapan çabuk yürüyüşlüyü geçer. // f.bacon
    • doğru yoldan gidenler, şaşırmazlar. // goethe
    • doğru yolu gösterenler o kadar az ki!. bırakın kağıtlarınız bunu sizin için yapsın. // m.bozdağ
    • doğru zihinsel bileşimi yakalamış bir insanı, hiç kimse durduramaz; yanlış zihinsel bileşime sahip bir insana, hiç kimse yardım edemez. // w.w.ziege
    • doğrular, doğru yerde aranmazsa bulunmaz. // m.selahattin şimşek
    • doğrular her çağda çağdaştır da, her çağ doğrularla çağdaş değildir!. // m.selahattin şimşek
    • doğrular ve yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır. // f.nietzsche
    • doğrularımıza o kadar sıkı sıkı sarılı yoruz ki, başka doğruların var olabile ceğinden kuşkulanmıyoruz bile. // doğan hızlan
    • doğrularla gerçekler farklıdır. // bertrand russel
    • doğrunun yardımcısı, allah’tır. // keçecizade izzet molla
    • doğrusunu isterseniz; sağ duyuyu sağ olarak bulmak, çetin bir iştir. // h.greeley
    • doğruysan kimse hatırlamaz, yanılsan kimse unutmaz. // murphy
    • doğruyu bulmaya çalışma, sadece sabit fikirlerinden arın yeter. // nurettin topçu
    • doğruyu göstermek için, eğriyi iyi bilmek gerekir. // sokrates
    • doğruyu konuşmak için iki kişi ister; doğru söyleyen, doğru dinleyen! // brillant savarin
    • doğruyu söyletmek değil, anlatmak güçtür. //
    cenap şahabettin



    • doğruyu yanlıştan ayırmanın tek çaresi, mümkün olduğu kadar şüphe etmektir ve doğru da kendisinden şüphe edilmeyen şeydir. // edmont goblot
    • doğruyu yapmak için elimizden gelen tüm çabayı göstermeliyiz. eğer yanlış yapmaktan korkarsak, büyük doğrula rımızla insanları tanıştıramayız. // m.bozdağ
    • doktrin,doğruluğun derisidir; içi de tıka basa samanla doldurulmuştur. // a.comte
    • dünyadaki en büyük doğru, yanlış yapmanın da doğru olduğudur. // harry weinberger
    • esas olan yanlıştır. doğru, yanlışın kazaya uğramış şeklidir. // dale carnegie
    • genç ve yaşlının yanlışlıkla eğitildiği ilginç bir zamanda yaşıyoruz, doğru yu söyleme cesaretinde bulunanlara ise hemen deli ve aptal yakıştırması yapılıyor. // eflatun
    • gerçekte hiçbir şey bilmiyoruz, çünkü doğru; uçurumun dibindedir. // demokritos
    • hak’tan vahiy telakki ve cevap alan kimse, her ne buyurursa söyledikleri doğrunun ta kendisidir. // mevlâna
    • hatalarla örülü bir zemin üzerinde bir doğru; bilimsel düşüncenin formülü budur işte!. // // bachelard
    • her doğrunun iki yüzü vardır. birini kabullenmeden önce, iki taraftan da bakmış olmak her zaman daha iyidir. // aisopus
    • her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değildir. // b.said-i nursî
    • her şeye doğru demek aptallıktır, her şeye yanlış diyen ise zorbadır. // mevlâna
    • her zaman doğru olmayan, yine de doğrudur. paradoks ise, doğrunun en açık görünüşüdür. // erol anar
    • her zaman doğruyu söyle; ne dediği ni hatırlamak zorunda kalmazsın. // mark twain
    • hiçbir ehram istemezmiş, mumyalanmış doğruyu. // talat sait hamlan


    • hiçbir şeyin yanlış olmaması, her şeyin doğru olduğunu göstermez. // edwards deming
    • insan nadir değil, insanlık nadirdir. insan az değil, doğruluk azdır. // yusuf has hacib
    • insanın yalnız gerçeğin ne olduğunu bilmesi yeterli değildir; doğruyu istemesi ve yapması da gereklidir. // goethe
    • iyi insan, her yönde doğruya ulaşır. // buda
    • ne olduğunu değil,ne olmadığını bilen; ne olacağını değil, ne olmayaca ğını bilen insan,doğru yoldadır. // erol anar
    • oturuşunuz nasıl olursa olsun amma; konuşmanız doğru olsun. // lermontov
    • önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinse yanlış da bilinir, ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşamaz. // farabî
    • özü doğru olanın, sözü de doğru olur. // hz.ali
    • rahatlığın mutlak doğrusu, doğruyu umursamaktır. // c.c.cummins
    • sen doğru bulduğunu yap; isterse dünya batsın. // herbert martial

    doğruluk

    • doğruluğun en güzel meyvesi, ruh sükûnudur. // // epikuros
    • doğruluğunu tam bilmediğin sözü, söyleme. // şeyh sadi
    • doğruluk; çok büyük bir kuvvettir. doğru kimseye mağlup olmaz. saadet doğruların bahçesinde yetişir. // a.muhtar özden
    • doğruluk dışında ki hiçbir düşünceyi, ne kafanızda ne de yüreğinizde yaşatın. //
    konfüçyus
    • doğruluk emanet, yalan hıyanetliktir. // hz.ebubekir
    • doğruluk; hayatta, iyi bir namın en vefalı dostudur. // john webster
    • doğruluk her ne kadar seni öldürse bile, ondan ayrılma. // hz.ömer
    • doğruluk, her türlü şartlar altında meyve verir. // // schiller
    • doğruluk, insanın kurtarıcısıdır. // hz.ali
    • doğruluk, keskin kılıçtır. // hz.ali
    • doğruluk; sonsuzluğun güneşidir, nasıl olsa doğar. // wendell phillips
    • doğruluktan ayrılmayalım derken, çoğu zaman suça ortak oluruz. // korney
    • doğruluktan eslem bir tarikat yoktur. // a.hamid tarhan
    • gerçek başarıların en geçerli yolu, doğruluktur. // m.mobe
    • güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma, ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma. // tevfik fikret
    • hiçbir miras, doğruluk kadar zengin değildir. // w.shakespeare
    • insanlar için saadet ümidi, ancak doğrulukta vardır. // euripides
    • meşhur olmak sevdası ile yanıp tutuşana, doğruluk nasip olmaz. // ibrahim bin edhem
    • sana bir şeyler verildiği zaman ferah lıyor, verilmediği zaman sıkıntıya düşüyorsan, bundan çocukluğunun sürdüğünü ve kulluğunda doğruluk bulunmadığı çıkar. //
    a.iskenderi
    • verilen emaneti yerine getirmek, en üstün doğruluktur. // hz.ebubekir

    dost

    • allah dostları o kişilerdir ki, insanlar dünyanın görünüşüne baktıkları zaman onlar, dünyanın iç yüzünü görürler. // hz.ali
    • ancak ihtiyacı olmayanın, dostu vardır. // w.shakespeare
    • başıma geldiği için söyledim, en iyi dostundan sakın sakın sen seni. // sümmanî
    • başka türlü davranmak açıkça gerekmiyorsa, herkesle dost olmaya çalış ama kimseye teslim olma. // buda
    • başkaları ile ilgilenirsen, iki ay içinde bir çok dostlar kazanabilirsin, başka larının seninle ilgilenmesini beklersen iki yılda bile tek dost kazanamazsın. // dale carneige
    • bir çok arkadaşımız olabilir, ancak dostlarımız azdır. // herrick johnson
    • bir dost bizi gerçekten anlayan, sorunlarımızı gözden geçirirken bize kulak verme eziyetine katlanan bir kişi, dünyaya bakışımızı bütünüyle değiştirebilir. // elton mayo
    • bir dost edinmek, kendi kendimize verdiğimiz bir hediyedir. // r.stevenson
    • bir dost uzun zaman aranır, güç bela bulunur, güçlükle korunur. // st.jerome
    • bir düşmanı baştan atmanın en iyi yolu, onunla dost olmaktır. // ıv. henry
    • bir gün sıcaklığı ile ısınabileceğin bir dost bulursan,seni kovsa da yanından ayrılma. bir dost soğukluğu ile sana estiğinde ise üşümek istemiyorsan, sana sarılsa da bırak onu. // gürbüz azak
    • bir gün yüreğin kanarsa; biri ağlar, işte “o” gerçek dostundur. // a.hikmet müftüoğlu
    • bir kadın bir erkekle ancak şu sıra dahilinde dost olabilir; önce arkadaş, sonra sevgili,sonra dost. // a.çehov
    • bir ufacık ilgiyi,aşk; iki laf edeni dost sanma. // e.behiç koryürek
    • derin ruhlu bir insan, dosta muhtaç tır; meğer ki tanrısını kaybetmiş ola. // f.nietzsche
    • dost, denizden taş toplamaya benzer. ilk önce teker teker toplarsınız, sonra kıyamadıklarını ayırır, kalanını tek tek atarsın. // ismail ergün
    • dost edinin,onlar sizin için dünya ve âhiret sermayesidir. cehennem ehli nin «bizim için şefaat edicilerden kim se olmadığı gibi,samimi bir dostta yoktur» diyebileceklerini duymadınız mı? // hz.ali
    • dost; hem iyi görünen, hem iyi olan insandır. // // eflatun
    • dost, her şeyden önce yargılamayan kişidir. // st.exupery
    • dost; ikbal ve nimette yakın olan değil, sıkıntıda ve zararda da olsa dostluğunu devam ettirendir. // lokman hekim
    • dost kazanmak için,cömert ol. bil ki hasisin dostu yoktur. // ali fuat başgil
    • dost kazanmanın tek yolu, dost olabilmektir. // emerson
    • dost, kendisiyle samimi olabildiğim ve yanında yüksek sesle konuşabildiğim kişidir. // // emerson
    • dost; kimseye söylemeyeceği şeyleri, çekinmeden ona söyleyebilen kişidir. // m.gandhi
    • dost,kötü günlerde belli olur. iyi günlerde ise yüzlercesi bulunur. // f.attar
    • dost mu dedin? kulağa kaçan piredir o. // cervantes
    • dost olmayanın taziyeti, mezarcının ağlaması gibidir. // r.necdet evrimer
    • dost, rahatlık veren bir merhemdir. // nizâmî
    • dost; sanki insanın, bir ikinci kendisidir. // cicero
    • dost, seni senden kurtarandır. // ahmet hulusi
    • dost, suçu zihinlere işler ama gönüllere işlemez. // senancour
    • dost, tatmin edilmiş ihtiyaç demektir. // halil cibran
    • dost teklif eder, düşman ısrar eder. // avusturya özdeyişi
    • dost ve düşmanlarımız ebedi değildir, sadece amaçlarımız sonsuzdur. bizim görevimiz ise, amaçlarımız doğrultusunda ilerlemektir. // h.john temple
    • dost vefalı olduktan sonra, düşman ne yapabilir? // // şeyh sadi
    • dost yarası, yaraların en derinidir. // w.shakespeare
    • dost yüzü görmemek çetin bir iştir ama, bu hasret onu düşmanla birlikte görmekten daha hafiftir. // firdevsi
    • dostlar ırmak gibidir. kiminin suyu az, kiminin çok. kiminde ellerin ıslanır, yalnızca kiminde ruhun yıkanır boydan boya. // r.m.rilke
    • dostlar kavun gibidir; iyisini bulmak için bir çoğunu elden geçirmek gerekir. // claude mermet


    • dostlar öyle bir ailedir ki, insan o ailenin fertlerini yalnız kendi seçer. // alphonso karr
    • dostlara acılarını paylaştığını göster mek, birlikte yas tutmakla değil on lara el birliğiyle yardım etmekle olur. // epikuros
    • dostlara itimat etmemek, onlar tarafından aldatılmaktan daha ayıptır. // la bruyére
    • dostlardan kuşkulanmak, başa geçenlere özgü bir hastalıktır. // aiskhylos
    • dostları çoğaltmak, zeka inceliğindendir. // fudayi bin iyaz
    • dostlarımdan hangisinin vefalı, hangi sinin vefasız olduğunu, artık ne vefalı lara, ne vefasızlara karşılık veremeye ceğim bir zamanda öğrendim. // çicero
    • dostlarımıza yaşarlarken yakınlık göstermeyi öğrenelim, öldükten sonra değil. // f.s.fitzgerald
    • dostlarımızdan şüphelenmek, onların ihanetinden çok daha utanç vericidir. // la rochefoucauld
    • dostlarımızın bize dokunmayan kusurlarını, kolayca affederiz. // la rochefoucauld
    • dostlarımızın sefaletine acımak iyi, fakat onların imdadına koşmak daha iyidir. // voltaire
    • dostlarımla beraber olunca, yalnız değilim. o dakikadan sonra da iki kişi değiliz. // pythagoras
    • dostların çoğu dostluktan, sofuların çoğu da sofuluktan adamı iğrendirirler. // la rochefoucauld
    • dostlarımla dost olanları çok severim ve onların değerlerini de, dostluklarının derecesiyle ölçerim. // hz.ali
    • dostların dostluğuna itimat edilmiyor, nerede kaldı ki,insan düşmanların dostluğundan emin olsun. // şeyh sadi
    • dostların sıkıntıda iken onları mutlu oldukları zamankinden daha çok ara. // chilon
    • dostlarının, yerinde nasihatlerine kulak asmayanlar, düşmanlarını memnun ederler. //
    pançatantra

    • dostlarınıza bir gün düşmanınız olabileceklermiş gibi,düşmanlarınıza ise bir gün dostunuz olabileceklermiş gibi davranın. // g.b.shaw
    • dostlarınıza, gerektiğinde kendilerin den el çekebileceğinizi belli edin. dostluğu pekiştirmenin en iyi çaresi budur. // schopenhauer
    • dostsuz hayat, hayat olmaz. // çicero
    • dostsuz insan, çivisiz tahtadır. // yalnız adam
    • dosttan bol şeyde yok dünyada, dosttan bulunmaz şeyde. // la fontaine
    • dostu olmayan insan, en yoksul insandır. // j.m.bechstein
    • dostu olmayanın, düşmanı da olmaz. // tennyson
    • dostu severim ama düşmanı da... dost gücümü, düşman ödevimi gösterir. // schiller
    • dostum; ister kötü bil, ister iyi... doğrudur aynaların söylediği. // a.nihat asya
    • dostuma gazabım vardı, öfkemi söyledim, öfkem kalmadı. düşmanı ma gazabım vardı, söylemedim, öfkem çoğaldı. // william blake
    • dostumuz görünen pek çok insan, gerçekte dostumuz değildir; bunun tersi de geçerlidir. // demokritos
    • dostun evine yol, hiç uzun gelmez. // garry eisenberg
    • dostun kusuruna bakılmaz. // j.joubert
    • dostun sana iyi bir istekle geldiğinde görevin, dostluk hakkını saygıyla yerine getirmektir. // // hz.ali
    • dostun varını çal, düşmanın kapısını çalma. // mektupçu agah
    • dostun yakınlığını kazanmak isteyen, günahları için çokça ağlasın. // yahya bin muaz
    • dostun yolunda çekinmeyip saygısızlık eden kimse, hak erlerinin yolunu vuran bir namerttir. // mevlâna
    • dostun, yumruğu acıdır. // hz.ali
    • dostuna, bir gün düşmanın olabilecek miş gibi davran. // publius syrus
    • dostuna dost ol ve bütün dostlarını hukukta eşit tut. // hz.ebubekir
    • dostuna; sana düşmanlık yapacak kadar kuvvet verme. // şeyh sadî
    • dostuna da düşmanına da yardım et, çünkü o zaman dostunla daha yakın dost, düşmanınla da dost olursun. // cleobul
    • dostunu hemen ölüverecekmiş gibi sev; düşmanını hiç ölmeyecekmiş gibi telâkki et. // cenap şahabettin
    • dostunun; hoşuna giden taraflarını al, hoşuna gitmeyen kısımlarını at. çünkü hoşuna gitmeyen taraflarını düzeltmeye ömrün kifayet etmez, onlarla meşgul olma. //
    hakimlerden biri
    • dostunun kusurlarına göz yumarsan, onları kendine mal edersin. // p.syrus
    • dostunun kusurlarını,ona yalnızken söyle, başkalarının yanında ise onu öv. // aristoteles
    • dostunuzu bir gün kendisinden nefret edecekmiş gibi sevin, ondan bir gün kendisini sevecekmiş gibi nefret edin. // a.claudius
    • dostunuzu sık sık ziyaret edin çünkü, üzerinde yürünmeyen yollar diken tutar. // aristofanes
    • dosttur çöp değildir, onu kırma. // mevlâna
    • dünyanın dört bir yanında dostlarım var. dostlar ki bir kerecik selâmımı almamışlar, bir kerecik selâmlarını almamışım ve yine dünyanın dört bir yanında düşmanlarım var. düşmanlar ki kanıma susamışlar, kanlarına susamışım. // nazım hikmet
    • ebedinin sadık dostu, ebedi olacak. // b.said-i nursî
    • eğer dostluk bir karşılık içinse, dünyada dostluktan çirkin bir şey yoktur. // molla câmî
    • eğer herkes,dost sandığı kimselerin bir de kendi arkasından söylemiş olduklarını duysaydı, dünyada pek az dost kalırdı. // b.pascal
    • eğer hiç dostun yoksa, sen bir dost ol. // dale carnegie
    • en güvenilir dost; anne,baba ve sadık eştir. // mephisto
    • eski düşman sakın dost olur sanma, arkasından bıyık buruver gitsin. // dertli
    • gerçek bir dost,nimetlerin ve elde etmeğe en az çalıştığımızdır. // la rochefoucauld
    • gerçek dost,arkadaşlarının kusurunu görünce onu uyarır. fakat bu kusurları başkalarına açmaz. // imam-ı şâfîi
    • gerçek dost, düşebileceği yerde dostunu kollayandır; her işinde ona baş sallayan değil. // ismail ergün
    • gerçek dost, onu unutanı unutmayandır. //
    assurbanipal kütüphanesi
    • gerçek dostlar,iyi günlerde davet edilince sizi ziyaret eder. kötü günlerinizde davet edilmeden gelirler. // theopmrastus
    • gerçek dostlar,yıldızlara benzerler, karanlık çökünce ilk onlar gözükürler. // ziya paşa
    • gerçek dostu olmamak, yalnızlığın en kötüsüdür. // // f.bacon
    • hakiki dost, karşılık beklemez. // a.lincoln
    • hakiki dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir. // // hz.ali
    • hazırım canımı vermeğe, dostlarım ve yurdum için. // horatius
    • her dostun içinde uyuyan bir düşman olduğu doğru ise, neden her düşmanın içinde ortaya çıkma vaktini kollayan bir dost bulunmasın. // giovanni papini
    • her peygamberin, peygamberlerden dostları vardır. benim dostum ve ceddim, rabbimin halil’i olan ibrahim’dir. // hz.muhammed
    • herkes sanatçıya dost olmasa da, o herkese dosttur. // serhat kestel
    • herkesin bir dostu olmalıdır. en azından aldanmak, aldatılmak, yalan söylemek ve kınamak için. // a.hamdi tanpınar

    • hiçbir dost, dostluğunu ispat edene kadar dost değildir. // beaumont&fletcher
    • hiçbir insan başlı başına bir bütün değildir. onu tamamlayan dostlarıdır. // emerson
    • hiçbir şey, sadık dost kadar ucuza alınamaz. // p.syrus
    • insan hiçbir yerde, kendinden iyi dost bulamaz. // charles dickens
    • insanlara ateşe dost olduğun gibi dost ol, ondan faydalan; fakat seni yakmasından sakın. // ismet özel
    • insanların en acizi, dost edinmeyendir. bundan da acizi ise dostunu yitirendir. // hz.ali
    • insanlarla dost ol. çünkü kervan ne kadar kalabalık ve halkı çok olursa yol kesenlerin beli o kadar kırılır. // mevlâna
    • iyi insanlar, kara günde en emin dostlardır. // euripides
    • kainatta her şey ile dostuz, çünkü hepimiz mahlukuz. // // ali suad
    • kara gün dostunun, kara gün dostları olacaktır. // // a.f.y.
    • kara günlerinde senden çok üzülecek bir dostun olmasaydı, o günlere katlanmak güç olurdu. // cicero
    • kendine dost olan, bilin ki herkese de dosttur. // // seneca
    • kendine verebileceğin en iyi hediye dosttur. // // r.l.stevenson
    • kimsesiz, dostu olmayandır. // hz.ali
    • kişi, (sevdiğinin) dostunun dini üzerinedir. o halde her biriniz baksın ki, kimle dostluk yapıyor. // hz.muhammed
    • kişinin dostu, aklının delilidir. // hz.ali
    • sadık dost, arkadaşının ayıplarını görünce ihtar eder, ifşa etmez. // imam şafiî
    • sadık dost, arkadaşının sevinç ve hüznünde ortağı olandır. // imam şafiî

    • sağır bir dostu olan kimse, gerçekten söylemesi gereken şeylerin ne kadar az olduğunu anlar. // // pitigrilli
    • sağlam, değişmeyen, hep aynı kararda olan dostlar seçelim. // çicero
    • sakın ahlâksızlarla dost olma, zira kötü kimseler seni ucuza satarlar. // hz.ali
    • sen de kalıcı olmayan sevgiliyi dost edinme. bu zalim dünya dostluğa değmez. // şeyh sadi
    • senin dindarlığını artıran dost, her karşılaştığında avucuna altın koyan dosttan daha hayırlıdır. // bilal ibn-i sa’d //
    • tanrım beni dostlarıma karşı koru, kendimi düşmanlarıma karşı korurum. // boccaccio
    • üç çeşit dost vardır.bir dost vardır gıda gibidir; sen onu her gün ararsın. bir dost vardır ilaç gibidir; sen onu her gün ararsın. bir dost vardır hastalık gibidir; o seni arar. //
    baki
    • yalnız kendi nefsini düşünüp dost arayan, hizmetçi arıyor demektir. // cenap şahabettin
    • yenisi olmayan şey; dosttur. // özdemir asaf

    dostluk

    • o ah bir dost!.; ‘’dostluğun sudan ve ateşten daha zorunlu ve tatlı’’ olduğunu söylerler, ne doğru. // montaigne
    • allah, seni yarattıklarından uzaklaştır dığı zaman bil ki, sana dostluğunun kapısını açmak istiyordur. // a.iskenderi
    • bir akıllının dostluğu, tüm delilerin dostluğundan daha iyidir. // demokritos
    • bir çok kimseye dostluk gösterdim, onlardan bir dostluk göremedim. yine de dostluktan vazgeçmedim. // hz.ali
    • bir mucize olup da herkes başkaları nın düşüncelerini okuyabilseydi,nice dostlukların, güneş altında ki kar gibi yok olacağından şüphe etmiyorum. // bertrand russell

    • biri gerçeği duymak istemediği,öteki yalana hazır olduğu zaman; dostluk, dostluk olmaz. // // cicero
    • çok dostu olan adam bizce kötü kadın gibi, kocasının üstüne adam seven kadın gibi şeydir; dostluk o kadar çok bölünmeye gelmez, gücünü kaybeder // lukianos samsatlı
    • dost kazanmak isteyen kimse, dostluğu paylaşmayı bilmelidir. // lord byron
    • dostluğu hem doğuran, hem sürdüren fazilettir. fazilet olmadan dostluğun hiçbir türlüsü olmaz. // çicero
    • dostluğu pekiştiren zaman, aşkı kemirir. // la bruyére
    • dostluğu sınanmamış adem ile şarap içmek, akla delil değildir. // eşref bin muhammed
    • dostluğun en büyük gayreti, bir dosta kusurlarımızı göstermek değil, kendi kusurlarını onun gözüne sokmaktır. //
    la rochefoucauld
    • dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan bir ucuna kucaklayabi lecek kadar uzundur. // montaigné
    • dostluğun mihengi, idbardır. // cenap şahabettin
    • dostluğunda aşkın da başını yiyecek, pek çok şey vardır. // hermann hesse
    • dostluğundan fayda görmediğin kimsenin, husûmetinden, sana bir zarar gelmez. // meymün bin mihran
    • dostluk, aslı astarı olmayan bir kuruntudur. // m.de deffant
    • dostluk, anlayışla birleşmiş aşktır. // francis gay
    • dostluk, ayrı oldukları zaman insanları birlikte tutar. // richard wilkins
    • dostluk, beşeri bir ihtiyaçtan kaynaklanır. // a.f.y.
    • dostluk; bir ruhun iki bedende yaşayabilmesidir. // aristoteles
    • dostluk; birlikte olduğunuzda hiç söz etmeseniz bile,ne kadar güzel sohbet ettiğinizi düşünmektir. // // kathy
    • dostluk; duygulu ve erdemli iki insan arasında, kendiliğinden ortaya çıkan bir anlaşmadır. // // voltaire
    • dostluk, dünyayı bir arada tutulacak bir tek bağdır. // voodrew wilson
    • dostluk; emniyet, ketûmiyet ve incelikle, aşk ise kuvvet, zevk ve korku ile beslenir. // andré maurois
    • dostluk gündüz görünmez, o ateşböceği gibi yalnız geceleri parlar. // sandor petöfi
    • dostluk; iskambil kağıtlarından ev yapmaya benzer. yapılması çok zor ama, yıkılması çok kolaydır. // ismail ergün
    • dostluk; iyi kimseler arasında çarçabuk temelleşir, güçlükle yıkılır. // beydeba
    • dostluk, kanatsız sevgidir. // lord byron
    • dostluk mantar yemeği gibidir. zararlı olup olmadığı ancak yemekten sonra belli olur. // çin özdeyişi
    • dostluk o kadar iyi kurulur ki,.. ama sürdürmek. // // özdemir asaf
    • dostluk sırasında sende olmayan me ziyetlerden söz eden adam, düşman lık sırasında sende bulunmayan fenalıkları da sana yükleyebilir. // montaigne
    • dostluk,toprak bir maşraba gibidir, basit bir sebeple birdenbire kırılır ve bir daha kullanılmaz. // // çicero
    • dostluk, yolu üzerinde ot bitmesine müsaade etmez. // // marie geoffrin
    • dostlukları bozanların başında, dost olmayanlar gelir. // sabahattin eyüboğlu
    • dostlukların insan hayatında önemli bir yeri olduğunu düşün, ancak yine de en iyi dost insanın kendisidir. // özdemir asaf
    • dostluktan saygıyı kaldıran, onun en büyük süsünü kaldırmış olur. // cicero
    • dünyada belki en geçici, en vefasız şey dostluktur. bir elbise bile bir dostluktan daha fazla dayanıklıdır. // a.muhip dranas


    • fenalıklardan uzak duran ve daima verdiği sözü yerine getiren insanlarla dostluk etmeliyiz. // // hz.ali
    • gerçek dostluğun geliştiği süreçler; üstün insan ile insan arasında ki yolun yarılanmasıdır. // a.b.alcoot
    • gerçek dostluğun ne olduğunu bilirim, bildiğim içinde kendime çekmekten çok, kendimi ona veririm. // montaigne
    • gerçek dostlukta, basit insanların alamayacakları bir tat vardır. // la bruyére
    • insanlarda dostluk, geçici bir şeydir; ihbarsız sona eriverir. // o’henry
    • iyi dostluklar, hesapsız kurulur. // h.de balzac
    • kadınlardan çoğunun dostluktan bir şey anlamamaları,aşkı tattıktan sonra dostluğun yavan gelmesindendir. // la rochefoucauld
    • saf dostlukta öyle bir zevk vardır ki, orta karar insanlar onu duymazlar. // la bruyére
    • serbest ve menfaatsiz bir dostluğun letafetini asla hissetmemiş bulunan kimse, bir insanın diğerinden duyabileceği saadeti takdir edemez. // young
    • yaratılışları bayağı olanlar, gerçek dostluktan anlamazlar. // la bruyere

    dua-yakarış

    • benim duam, hayatımdır. // konfüçyus
    • bunaldığın zaman dua ediyorsun; iyi günlerinde de dua etmeyi unutma. // halil cibran
    • dertsiz dua soğuktur, bir şeye yaramaz. dertli dua ve yalvarma, gönülden,aşktan gelir. // mevlâna
    • dua; aşık ve yüce ruhun ebediyete miracı, mutlak yüceliğe uçuşu, mutlak varlığa yönelişi, değerli bir aşkın, duyarlı olmanın ve sevmenin bir tecellisidir. // ali şeriati
    • dua, bir ümit çığlığıdır. // alfred de musset
    • dua, bizim karanlıkta rabbimizi gördüğümüz aynadır. // friedrich hippel
    • dua, cennete yönelmiş bir istektir. // phillips brooks
    • dua, dudaktan değil kalpten gelmelidir. // j.paul richter
    • dua edenler üç kısımdır. ya istedikleri hemen karşılanır, ya istediğinden daha efdali sonraya bırakılır, ya da istediğinin karşılığında bir kötülük kendisinden uzaklaştırılır. . // hz.muhammed
    • dua; en yüksek ifadesini, zekanın karanlık gecesine doğru atılan bir aşk hamlesinde bulmaktır. // aleksis carrel
    • dua etmeyi öğrenmek isteyenler, denize girsinler. // george herbert
    • dua, iki şekilde tecelli eder; ya bizi korkutan şeyi ortadan kaldırır, yahut da onu yenmemiz için bize güç ve cesaret verir. // h.e.posdic
    • dua ile başlayan bir eser, iyilik,şeref ve zaferle süslüdür. // // kleist
    • dua,kulluğun dengesidir. // ali suad
    • dua ordusu, cephede savaşan askerden daha kuvvetlidir. // imam-ı rabbani
    • dua, ubudiyetin ruhudur ve halis bir imanın neticesidir. // b.said-i nursî
    • dua ve ibadet,allah ile olmaktır. allah ile olan kimse için ölüm de, ömür de hoştur. // mevlâna
    • duadan çekinme! dua etmek en tabii hakkındır. ümit ediyorsan mutlaka dua et. // coloridge
    • duanla yaşamadım ki, bedduanla öleyim. // p.b.shelley
    • ey nas, kendinize geliniz! siz ne sağıra ne de gaiba dua etmiyorsunuz, siz ziyadesiyle duyan, pek yakın ve sizinle beraber olan (allah’a) dua ediyorsunuz. // hz.muhammed
    • gariplere acı, kimsesizlere yardım et. bil ki seni ve vatanı ayakta tutan, onların hayır dualarıdır. // şehabeddin ahmed
    • gerçek dua,hazlı bir imreniştir. bu imrenişten yoksun dua, dua değil dilenciliktir. // m.rasim mutlu
    • gerçek dua,hissedilendir. // a.f.y.
    • göğü gücendiren bir kimsenin, dua edecek başka bir yeri olamaz. // konfüçyus
    • hiçbir insan, karşılığını almadığı bir dua etmemiştir. // r.w.emerson
    • iki şey var ki, asla reddedilmez; ezan esnasında yapılan dua ile insanlar birbirleriyle girdiklerinde yapılan dua. . // hz.muhammed
    • iman edip, hayırlı işler yapanların son duaları; “alemlerin rabbi olan, allah’a hamdolsun” cümlesidir. . // hz.muhammed
    • insanın hissettiği,idrak ettiği şeyler, klasik anlamın dışında, bir tespih ve duadır. // a.f.y.
    • mazlumun duasından sakının. çünkü onun duasıyla allah arasında perde yoktur. // hz.muhammed
    • muhakkak ki, allah can boğaza gelmeden, kulun duasını kabul eder. // hz.muhammed
    • öyle dualarımız var ki, kabul edilse daha bedbaht oluruz. // cenap şahabettin
    • tanrı, ellerini dua eden insanların yüreklerinde ısıtır. // k.mansfield
    • yüzyıl yaşayacak gibi çalış, yarın ölecekmiş gibi dua et. // b.franklin

    durmak

    • durmadığın sürece, ne kadar yavaş gittiğin önemli değildir. // konfüçyus
    • durmak azaptır, varmaya az kalmışsa. // ali suad
    • durmak, devrilmenin bir öncesidir. // gürbüz azak
    • durmak ölüm, taklit uşaklıktır. çalışmak ve yetişmek ise hayat ve hürriyettir. // la bruyére

    durum

    • durumlar değişmez, biz değişiriz. // thoreau
    • durumların zirvesinde, uzun süre kalınmaz. // goethe
    • durumun aşağılığı, düşünceleri de aşağılık yapar. // a.maurois
    • yaşamsalda önemli olan; dönüm noktaları değil, yaşanılası anlardır. // b.rahmi eyüboğlu

    duvar

    • aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur. // anton çehov
    • aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak, köpekçe bir yaşamaktır. // albert camus
    • bazı kimseler, merdivenin tepesine kadar eriştikleri zaman onu yanlış duvara dayanmış olduğunu anlarlar. // calgary alta
    • biz ekseriya duvarların emin yaşa mamız için değil, gizlice günah işlememek için bizi çevirdiğini sanırız. // seneca
    • duvarın temelini kazdıktan sonra, dibinde durma. // şeyh sadi
    • evvelâ temel, sonra duvar gelir. // şeyh sadi
    • her duvar, dostluğa düşmanlıktır. // talat sait halman
    • sağlam duvarlar, sağlam komşu yaratır. // robert frost

    duygu-his

    • akla karşı koyabilen tek şey, duygulardır. // ömer seyfettin
    • aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşır. // turgenyev
    • bir insan; duygularını anlatmaktan korktuğu zaman, gereğinden çok açıklığın sözü olur mu? // yuan hung dao
    • bu memlekette efkâr-ı umumiye yok, hissiyatı umumiye vardır. // a.hamid tarhan
    • doğal yaşamda, duygulara yer yoktur. // ahmet hulusi
    • duyabileceğimiz en güzel duygu, bilinmeyen karşısında ki heyecandır. // a.einstein
    • duygu,aklın esiridir. fakat bil ki, akıl da ruhun eseridir. // mevlâna

    • duygu olmaksızın karanlık ışığa, kayıtsızlık harekete geçirilemez. // carl jung
    • duygulanarak çizilen her portre, modelin değil,sanatçının portresidir. // oscar wilde
    • duygular ön planda ise, yaşam gerilerdedir. // a.f.y.
    • duyguların getirdiği heyecan geçicidir. aslı özünden gelendir. // a.f.y.
    • duygularınızı kontrol edin, yoksa onlar sizi kontrol eder. // çin özdeyişi
    • duygular,bilgilerle ters orantılıdır. ne kadar az biliş varsa, o kadar savunuş vardır. // h.m.tomlinson
    • duygum varlığım değil, varlığım duygumdur. // // özdemir asaf
    • duygunun yanında, akıl daima adi kalır. // h.de balzac
    • duygusal yönleri ibadet kılıfı altında gizleyenler; kurtuluşa ermezler, asla arınamazlar. // // a.f.y.
    • dünyanın en sıkıcı duygusu, çok istediği bir şeyin insanın peşinden koşmasıdır. // erol anar
    • his ne kadar kolay değişirse, fikir değiştirmek o kadar zordur. // cenap şahabettin
    • his var mı? bu alemde nekahet gibi tatlı. //
    y.kemal beyatlı
    • hislerin dile gelişi, mistizmle yoğrul muş düşüncelerin aktarımı değildir. // a.f.y.
    • hissettiğin hisleri hissettiğini hissettiğin an, hissettiğin bir aşktır. // nancy astor
    • insanlar iki değişik duyguyu, aynı anda ayırt edemezler. // gottieb leitner
    • insanların hisleri,bilgileriyle ters orantılıdır. ne kadar az bilirseniz, o kadar şiddetle savunursunuz. // bertrand russel
    • metin dediklerimiz, alelekser hissizdirler. // cenap şahabettin
    • necip duygu, ıstırapsız uyku gibidir. // mektupçu agâh
    • resimler solarken, duygular yeşerir. // fransız özdeyişi
    • yalan alışverişini kafa yapar,bedelini duygu öder. // // özdemir asaf
    • yaprak hışırtılarını duyacak kadar duyarlı insan, içinde ki sesi de duyabilecek kapasiteye sahiptir. // erol anar

    duymak

    • duyarım, unuturum. görürüm, hatırlarım. yaparım, anlarım. // çin özdeyişi
    • duymak, düşünmekten daha az üzer bizi. // quintillan
    • duyu organları,akılsız ruhlara hizmet ettikleri zaman kötü tanıklardır. eşek, samanı altına tercih eder; köpek tanımadıklarına havlar. domuz için çamur, saf sudan daha değerlidir. deniz suyu ister temiz ister kirli olsun; balıklar için kurtarıcı,insanlar için uğursuzdur. //
    heraklietos
    • duyurulmayan (duyurmazsan bir şeyi) şey duyulmaz. // kafkas özdeyişi
    • eğer bir adam güneş gözlüklerini çıkarırsa, onu daha iyi duyabilirim. // hugh prather
    • eğer çocukların gelişmesini istiyorsa nız, haklarında başkalarına söylediği niz iyi şeyleri onların işitmesini sağlayın. // h.ginott
    • insan, ancak anladığı şeyleri duyar. // maksim gorki
    • istediğini söyleyen, istediğini (istemediğini) işitir. // // seneca
    • kim olduğunu öyle bir haykırıyor ki; ne dediğini duyamıyorum. // emerson
    • “yalnız duyan yaşar” sözü derler ki doğrudur; “yalnız duyan çeker” derim. en doğru söz budur. // y.kemal beyatlı

    dün-bugün-gün-yarın

    • arife, bayramdan daha mutlu gündür. // aleksis kivi
    • batan gün, her sabah yeniden doğar. // catullus
    • beklenen gün gelecekse, çekilen çile kutsaldır. // brezilya özdeyişi
    • bir bugün, iki yarına bedeldir. // b.franklin
    • “bir gün”, “bir gün” diye ilerleyenler, “hiçliğin” evine varırlar. // cervantes
    • bir günü görmek, geleceği görmekten daha kolaydır. // b.franklin
    • bugün dediğimiz şey, sonsuz geçmiş ve gelecek okyanusunda küçücük bir zaman damlasıdır. // j.r.jimmenez
    • bugün dünün meyvesi, yarının çekirdeğidir. // şibli
    • bugün, dünün öğrencisidir. // p.syrus
    • bugün geri kalan ömrümüzün ilk günüdür, ona göre değerlendirin. // a.w.hare
    • bugün, iki tane yarından daha değerlidir. // b.franklin
    • bugün yumurtayı kullanan, yarın civciv yüzü göremez. // fettullah gülen
    • bugünkü işini, yarına bırakma. // hz.ömer
    • bugünün bir daha asla doğmayaca ğını düşün. // // dante
    • bugünün gerçeklerine göre yaşamak zorundayız ve yarın bunları hatalı bulmaya alışmalıyız. // william james
    • bütün günler, birbirinin aynıdır. // herakleitos
    • bütün günler ölüme gider, son gün varır. // montaigné
    • doğan gün yalnız senin olmadığı gibi, benimde değildir. // sofokles
    • dün, artık bir tarih... yarın,bir sır... bugün ise bir armağan. onu çöpe atmayın, kendinize hediye edin. // baraccio
    • dün bir ders, yarın bir muâdele, bugün bir öğretmendir. // cenap şahabettin
    • dün; bugünün projektörü, yarının aynasıdır. // baraccio
    • dün geçti, yarın daha gelmedi; hesabını bir nefes üzerine yap. // şeyh sadî


    • dün ile bugün arasında kavga çıkarırsak, yarını kaybederiz. // w.churchill
    • dün rüya, yarın hayaldir. // g.duhamel
    • “dün” tecrübedir,öğren. “yarın” tahmindir, planla. “bugün” fırsattır, kullan. // cemil meriç
    • dün yaptığınız şey size hala çok iyi görünüyorsa, bugün yeterli değilsiniz demektir. // // earle wilson
    • dünden ibret alan, yarını inşa etmeye başlar. // a.f.y.
    • dünden öğren, bugün için yaşa, yarın için hayal kur. // japon özdeyişi
    • düne bakmak, bugün aldanmamak içindir. // g.greene
    • dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. şimdi yeni şeyler söylemek gerek. // mevlâna
    • dünü bugüne taşıyan, dünün yükünü taşır. // a.f.y.
    • dünü seven bugünü sevmedikçe, dünü sevmiş sayılmaz. // a.f.y.
    • dünü unutanların, bugünü olmaz. // ibn-i haldun
    • gitti bugün kü gün, dün ele girmez. // kul nesimî
    • gün akşamlıdır devletlim, elbet biz de ölürüz. // // hilmi yavuz
    • gün, ebediyetin bir minyatürüdür. // emerson
    • gün geldi ağladım, günlere ağladım. // imam-ı azam
    • gün gelir dertsizlik, derdi olur insanın. // ali suad
    • gün kararmadan, mum yakılmaz. // yalnız adam
    • güne sarılın ve yarına mümkün olduğu kadar az güvenin. // horace mann
    • günlerin hayırlısı cuma, ayların hayırlısı ramazan, amellerin hayırlısı da vaktinde kılınan namazdır. // ibn-i abbas
    • günün güzel olur da, fırtınalısı olmaz mı? // aisopos
    • günün her saatini dün olduğundan daha iyi olabilmek için kullanmalısın. // victor pauchet
    • hayatın kötü günleri olmalı ki; insan dayanıklılığını, cesaretini gösterebilsin. // senancour
    • hayatta bir çok gün vardır. soyguncu larla, hayaletlerle, devlerle, gençlerle, karılarla, dullarla, aşık kardeşlerle hep kendimizle karşılaştığımız günler. // james joyce
    • her doğan gün, insan için yeni bir hayattır. // richard baker
    • her gönül, ümit dolu bir yarın bekler. // r.necdet evrimer
    • her güne, kendi acısı yeter. // andré maurois
    • her mihnet kabulüm, yeter ki gün eksilmesin penceremden. // c.sıtkı tarancı
    • her yeni gün, hem sana hem herkese yeni bir alemin kapısıdır. // b.said-i nursî
    • hiçbir akıllı, yarın yaşayacağım demez. yarın artık çok geçtir, yaşanacak gün bugündür der. // m.opitz
    • hiçbir şey; gündüz kadar güzel, onun kadar heyecan verici değildir. // edmont goblot
    • içine koyacak şeyiniz varsa, bir günün bin cebi vardır. // f.nietzsche
    • iki günü bir olan, ziyandadır. // hz.muhammed
    • insanın karısı ile geçirdiği iki zevkli gün vardır; birincisi karısı ile evlendiği gün, ikincisi karısının gömüldüğü gün. // t.ingeland
    • iyi günlerde gelir geçer, kötü günlerde. // firdevsî
    • iyi yaşanan bugün, her dünü bir mutluluk düşü kılar. // w.shakespeare
    • kaybedilmiş günlerin en kötüsü, bir defacık olsun gülmeden geçilenidir. // chamfort
    • kendini rahat ettirmek istiyorsan, dününü yarınınla karşılaştır. // hz.ali
    • kişi bugünü görmek gerek, geçeni komak gerek. // sinan paşa


    • ne doğan güne hüküm geçer, ne halden anlayan bulunur. // c.sıtkı tarancı
    • son gününü görmeden, hiç kimse mutluluğa ermiş demeyin. // sofokles
    • telaş etme, ama hazır bulun. bugün için hazır değilsen, yarını karşılamakta geç kalmış olursun. // ovidius
    • uzun günler, kısa günlerden daha mutlu değildir. // p.j.bailey
    • yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun, niye bugünden başlamıyorsun? // epiktetos
    • yarın dünyanın yok olacağını bilsem, bugün dahi bir elma ağacı dikerdim. // martin luther
    • yarın geç olacaktır,bugün yaşa. // herbert martial
    • yarın, geri kalan ömrünün ilk günüdür. // w.whatley
    • yarın göz açtırmayacak olanlar, bugün göz yumduklarımızdır. // quintilian
    • yarın, bugünün zayıflığını gösteren bir hicivdir. // // young
    • yarın için en iyi hazırlık, bugünün işini fevkalade iyi yapmaktır. // william asler
    • yarın için kaygı çekmeyin; zira yarın ki gün, kendisi için kaygı çekecektir. kendi derdi,güne yeter. // hz.isa
    • yarın, rüyalarımızla çiçeklerimiz solacak. // moore
    • yarın sabah; ne sevdiğiniz kişilerin yüzleri, ne de kendi yüzünüz aynı olacaktır. // leo buscaglia
    • yarın, utanarak başının göğsüne düşmemesi için, bugün başını gaflet yakasından dışarı çıkar. // şeyh sadi
    • yarın yaparım düşüncesi, iradesizliğin bir başka ifadesidir. // konfüçyus
    • yarın; yorgun kimselerin değil, rahatlarına kıyabilenleridir. // nurullah ataç
    • yarına bırakabileceğin işi, asla bugün yapma. // matthew browne
    • yarını kazanmanın tek yolu, bugündür. // novalis

    • yarını tehlikeye atacak eğlencelerden uzak durmalısın. // george herbert
    • yarının ekmeği için bugünden maya tutulur. // // şeyh sadi
    • yarının insanı, yarın üzerinde düşünmek zorundadır. // alphonse karr
    • yarının insanları, bugünle oyalanmamalıdır. // sedat turan
    • yarınlar; yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk edebilen gayretli insanlara aittir. // // cicero
    • yarınlarınız için hayal kurun, bugün ise yaşayın. // // g.hauptmann

    dünya-alem-cihan

    • ah, böyledir işte bu dünya; hep küçükler yanar, büyükler azıtınca. // la fontaine
    • ama dönüyor ! (enkizisyon mahkemesi önünde) // // galilei
    • aynı gökte uçarlar ama kuzgunun dünyası başka şahinin dünyası başkadır. // m.ikbal
    • baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş. // baki
    • bana yeter derecede uzun bir tahta, yeter derecede sağlam bir destek verin. tek kelimeyle dünyayı oynatayım. // arkhimedes
    • böyledir dünya nizamı, gelen gider, giden gelmez. // yalnız adam
    • bilmiş ol ki dünyanın tabiatı, önce yaldızlı şeylerle aldatıp sonra helâk etmektir. o, kendini beğendirmek için süslenip püslenen, evlendikten sonra da kocasını öldüren kadına benzer. // imam gazali
    • bir köhne köprüdür bu cihan, her gelen geçer. // // ibn-i kemal
    • bu dünya aldatıcı bir metadır ki, bunu seçendir aldanan. geçen geçmiştir, gelecekse şüpheli, senindir ancak bulunduğun an. // imam rabbani


    • bu dünya bir ağaca benzer, biz de bu ağacın yarı ham, yarı olmuş meyveler gibiyiz. // mevlâna
    • bu dünya bir pazardır, bir saat sonra dağılır, kimse kalmaz. // a.geylani
    • bu dünya fanidir, tez gelir geçer. // kuloğlu mustafa
    • bu dünya kaçan tavşanla, ardında ki tazınındır. // // s.fitzgerald
    • bu dünya renkli bir gölge gibidir, onun peşine düşersen kaçar; sen kaçarsan, o seni kovalar. // yusuf has hacib
    • bu dünya tuzaktır, tanesi de arzular.. // mevlâna
    • bu dünya üstünde yattığımız bir minderdir. // h.pinter
    • bu dünya, yaptıklarımızın yankılanıp yine bize döneceği bir dağdır. // mevlâna
    • bu dünyada ki en büyük şey; şu oturduğumuz yer değil, gitmekte olduğumuz yöndür. //
    o.w.holmes
    • bu dünyada kendini tanıyan kim vardır? // alfred de musset
    • bu dünyada kişi ya çekiç olmalıdır, ya da örs. // longfellow
    • bu dünyadan iğrenmiş ve ondan kurtulmaya can atan kimse, tuzağa tutulmuş ve harekete gücü kalmamış bir kuş gibidir. // ibn-i sina
    • bu dünyaya birbirimizle ladesli geldik. // a.nihat asya
    • bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gidiyorum. // // cervantes
    • bu dünyaya gelen gider. // hariri
    • bu dünyaya istediğimiz gibi gelmedik, istediğimiz gibi de gidemeyiz. // ömer hayyam
    • bu dünyaya ya kiracı gibi yerleş. ev sahibi gibi yerleşirsen, gitmesi zor olur. // abdülaziz bekkine
    • dikkatli ol ve dünyadan sakın,onun sonu yokluktur. ve dünya ebediyen yaşayacağın bir yer değil, eninde sonunda ayrılıp gideceğin bir yerdir. // hz.ali
    • dünya, ahretin bir şantiyesi mecabesindedir. // mehmet kırkıncı
    • dünya, baştanbaşa aslı olmayan bir masaldan başka bir şey değildir. // firdevsi
    • dünya benim ülkem, insanlar benim kardeşlerim, iyilik yapmak da benim dinimdir. // thomas paine
    • dünya bir çiledir. ondan bir şey isteyen, köpeklerle dalaşmaya dayanıklı olmalıdır. // hz.ali
    • dünya bir dolap ki, durmadan döner. // aşık veysel
    • dünya bir köprüdür, üzerinden geç, tamirine bakma. // hz.isa
    • dünya bir sahnedir; herkes rolünü oynadıktan sonra çekip gider. // winschooten
    • dünya bir tahterevallidir. // montaigné
    • dünya bir yol, gedâ gider,han gider. // karacaoğlan
    • dünya böyledir işte, herkes kendi değirmenine su çekmeye bakar. // giovanni verga
    • dünya bütün gelişmesini, mevcut du rum karşısında kendilerini huzur için de hissettirmeyen insanlara borçludur. // w.gladstone
    • dünya, bütün ileri hareketleri huzursuz kimselere borçludur. // n.hawthorne
    • dünya, cennetin vitrinidir. // tevfik fikret
    • dünya dediğimiz, kenetlenmesi kırılmak, yapılması yıkılmak içindir. // ibn-i sina
    • dünya dediğin arabalık gibi bir şey, kimi gelir, kimi gider. // giovanni verga
    • dünya,değirmen taşına benzer, her saat nice kalpler öğütür. // şeyh sadi
    • dünya,deliklerle dolu bir tahtaya benziyor; dört köşe insanlar yuvarlak deliklere, yuvarlak insanlar da dört köşe deliklere girmek istiyorlar. // g.berkeley
    • dünya denizinde tetik üzere bulun, son derece hassas ol. çünkü,o denizde, bir çok kimseler boğulup kaybolmuştur. // a.geylani
    • dünya dört şey ile duruyor, bunlar; alimlerin ilmi,hükümdarların adaleti, salihlerin ibadeti,cömert kişilerin sehaveti. // hz.ali
    • dünya; düşünenler için komedi, hissedenler için trajedidir. // hugh walpole
    • dünya, güzel bir kitaptır, ama okumayana faydası azdır. // carlo goldoni
    • dünya, herkesin kendi malını sattığı bir pazar yeridir. // // fuzuli
    • dünya herkesin yarış halinde olduğu bir arenaya benzer, burada sadece mutlu olanlar kazanır. // robert owen
    • dünya; inançlı, azimli ve faal bir in san için nasıl olması gerekirse öyle dir. yani, engellerden oluşmuştur. // victor pauchet
    • dünya; incelikten yoksun, hiylekâr, alçak yalancılar tarafından kaba bir biçimde oynanan kötü bir komedidir. // stendhal
    • dünya insanların bakışına göredir; aynı pencereden bakan iki insandan biri çamuru görür, öteki yıldızları. // f.laughbridge
    • dünya, kalbimizde taşınmaya değer. // attila ilhan
    • dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir. // william mc fee
    • dünya; kendini aldatanların oynadığı bir tiyatrodur. // // j.denham
    • dünya kördür. // // dante
    • dünya; kötülüklerin, cinayetlerin tutanağıdır. // voltaire
    • dünya, manasız bir rüyadan başka bir şey değilmiş meğer. // emile alain
    • dünya mıknatıs gibidir, bütün saman ları çeker, ancak özlü buğday, onun çekişinden kurtulmuştur. // mevlâna
    • dünya, mü’min için temiz olamaz, nasıl temiz olabilir ki? o’nun zindanı ve belasıdır. // hz.muhammed
    • dünya, mü’minin zindanıdır. // hz.muhammed
    • dünya sana oyuncak olarak verilmişken, oyuncak seni oynuyor. // m.rasim mutlu
    • dünya sekerat halindedir, ona tevhid kelimesini telkin edin. // akif cemil
    • dünya, sonsuzluğun içinde küçük bir parantezdir. // thomas browne
    • dünya, temeli zorluk üzerine kurul muş bir evdir. orada zorluk olmadan yaşamak imkansızdır. // alphonse karr
    • dünya terzi dükkânı, ölçüyü veren gider. // w.m.lindsay
    • dünya tuzaktır, yemi de istek. istek tuzaklarından kaçının. // mevlâna
    • dünya; tuzlu bir sudur, içtikçe susuzluğun artar. // beydeba
    • dünya, uykuda ki rüya veya zevale mahkum bir gölge gibidir. aklı başında olanlar, buna inanmazlar. // hasan-ı basri
    • dünya, uyuyanın rüyası gibidir. // hz.muhammed
    • dünya üç gündür; dün, bugün ve yarın. dün geçti, yarının geleceği belli değil. öyle ise bugünün kıymetini bil. // hasan-ı basri
    • dünya, bazen sana yalancı iltifat gös terir. onun bu gönül avlayıcı hilesine aldanma... bazen de kaçıyormuş gibi yüz çevirir, buna da ehemmiyet verme. // hz.ali
    • dünyada iki trajedi vardır; birisi insanın istediklerini yerine getireme mesi, öteki yerine getirmesi. // oscar wilde
    • dünyadakiler, uykuda yol alan kervan ehline benzerler. // hz.ali
    • dünyalık sana yöneldiği zaman sen de vermesini bil. zira vermek, onu tüketmez. dünyalık senden yüz çevirdiği zaman yine ver. çünkü,o devamlı kalmaz. // hz.ali
    • dünyalık ve para eskiden sevilmezdi, ama şimdi müminin kalkanıdır. // süfyan-ı sevri
    • dünyalık yönünde üstünüzde bulunan lara değil,sizden daha aşağıda bulu nan kimselere bakınız. bu hareket, elinizde ki allah’ın nimetini hor görmemeniz için en uygun yoldur. . // hz.muhammed
    • dünyalıklarla sevinmek, bir aldanış eseridir. // hz.ali
    • dünyaya az meylet, hür yaşarsın. // hz.ömer
    • dünyayı yanlış okur da, bizi aldatıyoruz deriz. // r.tagore
    • evrenin en anlaşılmaz özelliği, anlaşılabilir olmasıdır. // a.einstein
    • fani denilen bu dünya, bakâ denilen yerin levazım ambarıdır. // ibrahim olcaytu
    • geçici lezzetlere, çabuk bitip tükenen dünyalıklara aldanmamalıdır. // imam-ı rabbani
    • gerçekte dünya, bir hapishanedir. // w.shakespeare
    • görmüyor musun ki dünya gün ile gecedir, cumartesiden cumartesiye hafta yenilenir. // // hz.ali
    • henüz bu dünyayı çözememişken, öbür dünyadan söz etmeyiniz. // konfüçyus
    • hepimiz için bir dünya vardır. iyilikle kötülük, günahla suçsuzluk bu dünyanın içinde el ele yürürler. // oscar wilde
    • herkesin bakmadığı yönden bak cihana... // mevlâna
    • insan içinde yaşadığı dünyayı, onun içinde hapsolmadıkça anlamıyor. // st.exupery
    • kahpe dünya hamamda tas gibidir, dolaşır hep cenabet ellerde. // neyzen tevfik
    • mekan olarak evren dört bir yanımı çevreleyip, beni bir atom zerreciği gibi yutuyor; ama ben, düşüncemle dünyayı kavrıyorum. // b.pascal
    • şunu her zaman görmeye çalış; tüm pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya, yine de insanoğlunun biricik ve güzel evidir. //
    a.claudius
    • ulemanın cezası, kalbinin ölmesidir. kalplerin ölmesi ise, ahret ameliyle dünyalık istemeleridir. // hz.hasan
    • yedi iklim dört köşeyi dolandım, meğer dünya her tarafta imiş. // dadaloğlu
    • yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır? // yunus emre





    dürüst-dürüstlük

    • abartma, dürüst insanların yalanıdır. // j.de maistre
    • benim sloganım, konsantrasyondur. fakat ondan önce, dürüstlük ve üretim gelir. // dale carnegie
    • bilgili ve akıllı dürüstlük, en iyi siya settir. kurnazlık politikası ise, cehale tin ve samimiyetsizliğin müşterek malıdır. // ahmet selim
    • biri size “dürüst insan” diye bir şey yoktur derse, o kişinin bir düzenbaz olduğuna inanın. // george berkeley
    • büyük olma yolunda ki ilk adım, dürüst olmaktır. // samuel johnson
    • daima dürüst insanların gözü önünde bulunmak istemek, gerçekten dürüst olmak demektir. // la rochefoucauld
    • dürüst bir kadının güzelliği ateşe benzer; yaklaşmayana hiçbir zararı dokunmaz. // cervantes
    • dürüst olmakla,dürüstü oynamak aynı şey değildir. // yüan mei
    • dürüstlüğün, kurala ihtiyacı yoktur. // albert camus
    • dürüstlük, en iyi siyasettir. // japon özdeyişi
    • dürüstlük taslayan insanlar, kusurla rını başkalarından ve kendilerinden gizleyenlerdir. gerçek dürüst insanlarsa, bu kusurları çok iyi bilen ve itiraf edendir. //
    la rochefoucauld
    • dürüstlükle namus, beraber bulundukları tüm hisleri süslerler. // j.j.rousseau
    • düşünceleriniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlığı atmalıdır. // f.nietzsche
    • eğer dürüst yaşamışsak, öleceğimizi düşünmemize hiç gerek kalmaz. // robert burns

    düş-rüya

    • anhâ minhâ en huzursuz zevk.... bir tatlı rüyadır. // cenap şahabettin
    • biz uyuyunca, düşler uyanırlar. // grillparzer
    • bizler düşlerle aynı hamurdan yapılmışızdır. //
    w.shakespeare
    • çok içki ters, az yemek doğru rüya gösterir. // a.hamid tarhan
    • doyum ya da tatmin, düş kurma yeteneğini öldürür. // erol anar
    • düş de susuzların gözüne, dünyanın her yeri pınar görünür. // şeyh sadi
    • düş gücü bir insanın en yükseklere uçurabildiği bir uçurtmadır, en güzel filmi düşler oluşturur. çünkü o filmin yıldızı; düşü kurabilendir. // s.spielberg
    • düşlemek, bilmekten daha önemlidir. // gürbüz azak
    • düşler bilimdir. // // s.freud
    • düşlerinizi kovmayın. çünkü onlar gidince belki siz kalırsınız, ama artık. // mark twain
    • en doğru rüya, gündüzleyin görünen rüyadır. çünkü allah bana vahyi gündüz tahsis etmiştir. // hz.muhammed
    • en güzel hürriyet rüyası, hapiste görülür. // schiller
    • en güzel rüyaların bile bir sonu vardır. // yaşar nabi nayır
    • gençliğinizin rüyalarından ayrılmayınız. // schiller
    • hiç rüya görmediğinden yakınanlar vardır. hayat,bir rüya değil mi? // a.w.hare
    • insan rüyasında, hiçbir zaman seksen yaşında olmuyor. // anne sexton
    • küçük çocuklar da, büyük düşler görürler. // beşik üzeri yazısı
    • rüya allah’tan, hilm şeytandandır. // hz.muhammed
    • rüya, gecenin akvaryumudur. // victor hugo
    • rüyalar, asla esir edilemezler. // r.tagore
    • rüyalar,aynalara benzerler; bazen içlerinde başımıza gelecek şeyleri görürüz. // moliére


    • rüyaları gerçekleştirmenin en kestir me yolu, uyumamaktır. // s.m.power
    • rüyaların, mantıkla alışverişi yoktur. // şeyh sadi
    • rüyalarınızla gerçeklik arasındaki boşluktan korkmayın. eğer düşlerseniz, yapabilirsiniz. // bella davis
    • rüyasını yazmak isteyen adam, son derece uyanık olmalıdır. // paul valery
    • uyuyan –erkek,kadın- her kulun ru hu, iyice uykuya daldıktan sonra ar şa çıkarılır; arşın aşağısında uyanma yan kişinin rüyası doğrudur, onun altında henüz oraya varmadan uyanan kişinin rüyası ise yalandır. // hz.muhammed

    düşman-düşmanlık

    • açık yürekle konuşan düşman, içten pazarlıklı düşmandan iyidir. // hz.ali
    • akrabalar arasındaki düşmanlık, ormandaki ateş gibidir. // hz.ebubekir
    • bir düşman çok, yüz dost azdır. // kızılderili özdeyişi
    • bir genç kızın en büyük düşmanı, ona sevgi sözü eden delikanlıdır. // e.goblot
    • bir gün birisiyle dost olduğunuzda, yarın onun bir düşman olabileceğini unutmayın. // hz.muhammed
    • bir kimsenin düşmanının düşmanı olması, onu dost edinmeğe kafi sebep değildir. // a.nihat asya
    • bir kişinin düşmanlığına karşılık, bin kişinin dostluğu verilse dahi anma. // hasan-ı basri
    • bir tek düşmanı olan, her yerde onunla karşılaşır. // emerson
    • bugün kazanılan bir dost, yarının düşmanı olmaya adaydır. // r.necdet kestelli
    • bütün düşmanlıkların aslı, kötülerle dostlukta ve onlara iyilik etmektedir. // imam-ı şâfiî
    • daima kendi yararına göz önünde tutmaya çalışan kimse, pek çabuk düşman kazanır. //
    konfüçyus

    • dikkat!.. en tehlikeli düşman,kalenin içindekidir. çünkü dışarıdaki düşmanı başarıya götürecek ortamı içerideki hazırlar, sebeple ilk hedef, içerideki düşmanı yok etmek olmalıdır. // annibal
    • dünyada düşmanı olmayan kim var ki? // givanni verga
    • düşman kimmiş,dost kim? bunu anlamak için, öldükten sonra bir kez daha dünyaya gelmek lâzım. // mevlâna
    • düşman isterseniz, dostlarınızı geçme ye çalışınız. dost isterseniz bırakın, dostlarınız sizi geçsin. // la rochefoucauld
    • düşmandan kurtulmaktan daha mühim bir şey vardır. o da kurtarıcılardan kurtulmak. // n.fazıl kısakürek
    • düşmanı olmayanın, arkadaşı da yoktur. // a.lord tennyson
    • düşmanım dost olacağına, dostum düşman olsun; daha iyi. // bias
    • düşmanımı bağışlarsam, düşman diye bir şey kalmaz. // emile alain
    • düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! eğer onu yenersem utanç duymayayım. // kızılderili özdeyişi
    • düşmanımı dostum haline getirerek, imha ederim. // a.lincoln
    • düşmanımızı bağışlasak bile ona güvenmek, inanmak zorunda değiliz. // konfüçyus
    • düşmanımızla aramıza giren kimseyi, düşmana daha yakın buluruz. // n.s.chamfort
    • düşmanın düşman kaldıkça dosttur. düşmanın dostu, dost kaldıkça düşmandır. // b.said-i nursî
    • düşmanın en büyük hilesi, dostluğudur. // şeyh sadi
    • düşmanın hakkında kötü söyleme, düşün. // p.syrus
    • düşmanını kuvvetle yenen, ancak yarı yarıya yenmiştir. // john milton
    • düşmanını yanlış seçen, zafer kazanamaz. // ali suad

    • düşmanınızın teslim olmamasının tek sebebi, sizi öldürememesidir. // samuel daniel
    • düşmanlarım bana ne yapabilir? hapsedilmem halvet, sürülmemem seyahat, öldürülmem ise şehadettir. // ibn-i teymiyye
    • düşmanların en büyüğü, düşmanlığını gizleyendir. // // hz.ali
    • düşmanların en kuvvetlisi,içimizdedir. // hz.muhammed
    • düşmanlarınız için yaptığınız ocağı, kendinizi yakacak kadar kızdırmayın!. // w.shakespeare
    • düşmanlıklar bilinir, dostluklar bilinmez. // a.hamid tarhan
    • en büyük düşman; benliğimizin dışında değil, içindedir. // romain rolland
    • en büyük düşmanın, iki kaburga kemiğinin arasında olan düşmandır. // hz.muhammed
    • en büyük düşmanın, kendinden başkası değildir. // longfellow
    • ey türk milleti! seni yıkmak, seni yok etmek için var güçleriyle çaba harcayan düşmanlarına aldanıp yanılmamalısın. // bilge kağan
    • insan,bir gün düşman olabileceği bir kimseyle, dost olabilir mi? // cicero
    • insanların düşmanlığını kazanmayı hafife almak, akıl noksanlığına delildir. // imam-ı şa’rânî
    • isteklerini ve korkularını ortadan kaldır, artık senin için hiçbir düşman kalmaz. // epiktetos
    • kötürüm askere gidemez ama, “allah düşmanları kahretsin!” der. // kemal tahir
    • küçük düşman yoktur. büyümüş de, büyük olduğunu gizlemeye çalışan düşman vardır. // robert frost
    • mert düşman, kötü huylu bir dosttan daha iyidir. // // israil özdeyişi
    • ne kadar ufak tefek, zayıf olursa ol sun, düşmandan sakınmak akıllıca iştir. // p.syrus
    • sana senden büyük düşman olamaz. // caletta
    • tanrı’ya ettiğim dua pek kısadır; “tanrım düşmanlarımı,gülünç duruma düşür”. // voltaire

    düşmek

    • aşağıda olan, düşmekten korkmaz. // bunyan
    • başkası düştü mü, “çürük tahtaya basmasaydı” deriz. kendimiz düşün ce, bastığımız tahtanın çürük çıkmış olmasından şikayet ederiz. // cenap şahabettin
    • düşecek yaprak dalında durmaz. // yalnız adam
    • düşen bir çığda,hiçbir kar tanesi, kendisini olup bitenden sorumlu tutamaz. // w.churchill
    • düşene gülen, acıyandan çok bulunur. // namık kemal
    • düşenin elinden tut. ta ki sende düştüğün zaman, tutacak el bulasın. // ali fuat başgil
    • düşmek suç değildir, düşüp kalkmak suçtur. // alman özdeyişi
    • her düşüş, bir öğüttür. // mektupçu agâh
    • her düşüş ve hezimet; insanın iç düzeninin, ruhi ahenginin bozulmasıy la başlar ve dönüp kendini bulacağı duygularıyla dirileceği güne kadar da devam eder. // sedat turan
    • her düşüşün altında, bir başkası vardır. // b.franklin
    • herkes ölmek için yaşar, düşmek için yükselir. // marlowe
    • hiç düşmemek için, hiç yükselmemiş olmalısın. // goethe
    • insan ancak düştüğünü fark ederse, ayağa kalkar. // alexis carrel
    • insan düşeceği yere çıkmamalıdır. // emile alain
    • insanlar, düşeni kabahatli bulurlar. // s.maugham
    • kendi düşen bir adamı, bırak düşsün; başkası tarafından itilmişse,onu tut. // machiavelli
    • ne yazık ki yükselmiş olmak, düşmeyi önleyemez. // victor hugo
    • o kadar yükseklerin hasretini çekmeyelim ki, düşüşümüz çok derin olmasın. // schiller

    düşünce- fikir

    • acayip şeyler, acayip düşüncelerden doğar. // shelley
    • adi fikre sarf edilmiş güzel ifadeden ziyade, adi ifade işinde gördüğüm güzel fikre acırım. // cenap şahabettin
    • alçak yüreklerde yaşayan düşünceler, yüksek düşüncelerdir. // montaigne
    • ancak, aptallar ve ölüler düşüncelerini hiç değiştirmezler. // j.r.cowell
    • asil düşüncelere sahip ol. // cleobul
    • baş ucunuzda kağıt, kalem bulundurunuz. milyarlık fikirler bazen sabaha karşı üçte gelir. // maintenon
    • başkalarının düşüncelerine saygı gösterin. dost kazanmak istiyorsanız, hiç kimseye yanlış düşündüğünüzü söylemeyin. // dale carnegie
    • başkalarının düşüncelerini keşfetmek ten hoşlanırız ama kendi düşünceleri mizin tahmin edilmesine kızarız. // la rochefoucauld
    • başkalarının isteğine göre değil, yalnız kendimiz için düşünürüz. // voltaire
    • başlamadan önce iyice düşün; ama bir kere başlayınca, hemen bitirmeye bak. // sallust
    • bazı düşünceler vardır ki, insan onların efendisi olmalıdır, aksi halde uşağı olur. // p.syrus
    • bazı fikirler hırsızdır, insanın aklını çalar. // ali suad
    • bazı insanların fikirleri, bulutlarla örtülmüş tepelere benzer. // bualo
    • ben düşüncelerimin çevresinde, sözlerimin dahi çevresinde çitler isterim; domuzlarla, bağnazlar bahçeme girmesinler diye. // f.nietzsche


    • benim seni düşündüğümde; senin de beni düşünüp, düşünmediğin düşün dürüyor beni. // a.vinet
    • bir çok fikirler, doğdukları dimağdan çıkıp başka dimağlara aşılanınca daha iyi gelişirler. // // o.w.holmes
    • bir düşünce, bir ateşten daha çok ileriyi ısıtabilir. // h.w.longfellow
    • bir düşünce de takılıp kalma gerçeği; bir düşünce anlatamaz. // sofokles
    • bir düşünceyi susturmak, yaşayan kuşaklar kadar,gelecek kuşaklara karşı da düpedüz haydutluktur. // john stuart mill
    • bir gün her şeyin daha iyi olacağını düşünmek umudumuz, bugün her şe yin iyi olduğunu düşünmek yanılgımızdır. // voltaire
    • bizi düşüncelerimiz sınırlamazsa, hiçbir varlık sınırlayamaz. // m.bozdağ
    • büyük düşünceler, yürekten gelenlerdir. // vauvenargues
    • bir fikir,kalpten bile gelse, kafadan çıkmalıdır. // // john norley
    • bir fikir sahibi olmanın en iyi yolu, bir çok fikir sahibi olmaktır. // linus pauling //
    • bir fikre davet,cumhûr-u ulemanın kabulü- ne vâbestedir, yoksa davet bid’attır, reddedilir. // b.said-i nursî
    • birinin fikri ve düşüncesi, diğer birininkinin tamamen aynısı ise, bun lardan biri diğerine mutlaka köledir. // oktay rıfat
    • biz düşüncelerimizi çoğu zaman, omuzlarımızda taşırız. // a.hamdi tanpınar
    • bizi saçmalıklara sürükleyen bir fikrin yanlış olduğu kesindir. kesin olma yan, bizi tehlikeli sonuçlara götüren bir düşüncenin yanlış olduğudur. // david hume
    • büyük işler gibi büyük düşüncelerin de davula ihtiyaçları yoktur. // bailey





    • canavarca düşüncenin elinde daima denizler; bataklık, akarsular; zift kanalı ve atmosfer; kirden bir tavan haline gelmiştir ve gelecektir de. // m.selahattin şimşek
    • çatabilirsen önce fikirlerime çat, sonra bana. // // montaigne
    • çok düşünen, çok düşündürür. // ali suad
    • daha iyi yaşamak istiyorsan, kötü düşüncelerini öldür. // sir w.raleigh
    • değerli düşüncelere sahip olanlar, hayatta yalnız kalmazlar. // otto ernest
    • dil bilgisi bir gaye değil, bir vasıtadır. asıl gaye olan, fikir zenginliğidir. // a.fuat başgil
    • doğru bir fikrin anlaşılmaması, onu çağın dışına değil, belki de üstüne çıkarır. //
    engin gündoğar
    • doğru düşündüğüne inanan, yanlış fikirlerle savaşmak zorundadır. // mehmet kaptan
    • dünkü fikir küflü, yarın ki fikir hamdır; bugünün adamına, bugünkü fikir yarar. //
    cenap şahabettin
    • dünyayı güvercin ayaklarıyla gelen düşünceler yönetirler. // f.nietzsche
    • dünyanın döngüsü çok değişken olabilir. dinlemeye değer bir düşünce, ertesi gün saçma olabilir. // w.henry steward
    • dünyayı idare eden,düşünceler değil kuvvettir, ancak kuvveti kullanan düşüncelerdir. // blaise pascal
    • düşünce başlarken, ilk sinyali duygu larımız dan alırız. düşüncelerimizi duygularımızla ışığa çıkarırız. // s.batu
    • düşünce,benzin gibidir. çok kişide benzin vardır. fakat onu bir motora koyup çalıştırabilecek teşebbüs, alevleyecek kibrit yoktur. // gassion
    • düşünce bir kez uyandı mı, bir daha uyumaz. // thomas carlyle
    • düşünce de, gıdadır. // victor hugo
    • düşünce, düşüneni değiştirir. // f.david peat

    • düşünce, içimizde ki şeye yönelttiğimiz dikkattir. // leibniz
    • düşünce,gece çakan bir şimşektir. fakat bu şimşek, her şey demektir. // h.poincare
    • düşünce gönlün rüzgarlarıdır, bin bir yönden eser. // m.rasim mutlu
    • düşünce hürriyeti, ruhun hayatıdır. // voltaire
    • düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu! // // hacı bektaşi veli
    • düşünce,nefsin idraki ile kendi kendi ni bulmak ihtiyacında olanlara veril miştir. lakin, göz bizzat ışıktan ibaret ise görmek için ışığa ihtiyaç hissetmez. // plotin
    • düşünce, okumuş insanların çalışma sıdır. hayal görmek ise, onların zevki. // d.sza //
    • düşünce özgürlüğü, insanı kulluktan kurtardığı ölçüde de tedirgin eder. // m.şevket esendal
    • düşünce; rüzgâr, bilgi; yelken, insanlıkta kayığın kendisidir. // a.w.hare
    • düşünce; sadece iki gece arasında ki parlamadır, ama her şey bu parlamadan ibarettir. // henry poincare
    • düşünce sahipleri bedence zayıflar. mum ne kadar erirse alevi o kadar parlar. // mevlâna
    • düşünce suç olmaz ya,olursa eğer en büyük düşünce suçu, düşüncenin suç olabileceğini düşünmektir. // s.eyüpoğlu
    • düşünce ve duygular; dağlı konuklar gibi çağrısız ve uyarısız geliyorlar. onlardan tıpkı konuklardan olduğu gibi kaçamaz, gizlenemezsiniz. // resul hamzatov
    • düşünce ve inanç özgürlüğü elinden alınan bir insan, açık hapishanededir. // a.n.whitehead
    • düşünce yeteneği, eksersizle gelişir ve sanıldığının tersine olgunluk çağın da, gençliktekinden daha güçlüdür. // s.maugham
    • düşüncede uyum, dostluğu doğurur. // demokritos
    • düşünceden vergi alınmaz. // martin luther


    • düşünceler gayeleri doğurur. gayeler eyleme dönüşür, eylem alışkınlıkları oluşturur, alışkanlıklarda karakteri belirleyerek, kaderimizi tayin eder. // tryon edwards
    • düşünceler insana, keyifleri istediği zaman gelirler, benim keyfim istediği zaman değil. // andre malraux
    • düşünceler; iyi, cesur insanların beyinlerinde gelişmelidir. yoksa, rüya olmaktan öte (ileri) gidemezler. // emerson
    • düşünceler de, hastalıklar gibi sâridirler. // andré maurois
    • düşünceler, kılıçla bastırılamaz. // august strindberg
    • düşüncelerimizin en iyi aynası, yaşamlarımızın akışıdır. // montaigné
    • düşüncelerin karşısındayım ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim. // voltaire
    • düşüncelerin ortaya koyulması, insanlığı kölelikten kurtarıp özgürlüğe ulaştırır. // emerson
    • düşüncelerini tam ve yerinde kelime lerle ifade edemeyen, yanlış tartılarla tam iş görmeye çalışan satıcıya benzer. // goethe
    • düşüncelerini gizleme. gizlersen, sonra nereye koyduğunu unutursun. // resul hamzatov
    • düşünceleriniz ne ise yaşamınızda odur. yaşamınızın gidişini değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştirin. // marcus aurebiun
    • düşüncelerini kafa tutarak, buyruk vererek ortaya koyanlar, akıldan yana güçsüz olduklarını bilirler. // montaigné
    • düşüncelerinizin esiri olmayınız. çünkü, insan düşünce zincirlerini yıkarak tekamül eder. // montaigné
    • düşüncelerle karşılaşınca; zayıflar korkar, aptallar karşı gelir, akıllılar karar verir, ustalar da yönetir. // mme jeanne roland
    • düşüncelerle yaptığın işler, soylu olsun. // longfellow



    • düşünceli olun, çünkü karşılaştığınız herkes inan ki en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor. // eflatun
    • düşüncenin gemlerini biraz bırakınca, cinnete ve hikmete beraber gidiyor insan! // cemil meriç
    • düşüncenin gücü, zekanın gücüdür. // lord byron
    • düşüncenin kuduz köpek gibi kovalan dığı ülkede, düşünce adamı yetişmez. // aleksis kivi
    • düşüncenin kuvveti, zekanın sırrıdır. // l.sterne
    • düşüncenin olduğu yerde, taassup hükmeder. // ahmed rufai
    • düşüncenin rütbesi, kendi içindedir. // c.tanyol
    • düşüncesi az olanın, sıkıntısı çok olur. // richard horne
    • düşüncesini anlatmak hürriyeti olma dı mı, insanlarda hürriyet yok demektir. // voltaire
    • düşüncesiz bir yaşam, bir insana yakışmaz. // sokrates
    • düşünceye dalmış bir insanı, tembel bir insan sayma. çünkü insanların yaptıkları bir görünen iç vardır, bir de görünmeyen. // eric hoffer
    • düşünceye gem vurmak, zihne gem vurmak demektir. bu ise,rüzgârı zapt etmekten de zordur. // m.gandhi
    • düşünceye saygının daha önce düşün ceyi hoş görmekle gerçekleşebilece ğini ne zaman öğreneceğiz. // nadir nadi
    • düşünceyi hızlı trenle, öğüdü ise yük treniyle gönder. // c.clark munn
    • düşündüğün her şeyi söyleme, fakat söyleyeceğin her şeyi düşün. // elbert hubbard
    • düşündüklerinizi söylemek iyidir, söylediklerinizi düşündükten sonra söylemek daha iyidir. // credo
    • düşünen bir kadın, boyanan bir erkek kadar iğrençtir. // // lessing
    • düşünen insan; özlü insandır, kendi kişiliğini bilen insandır. // sait faik


    • düşünen insanın en güzel mutluluğu, anlayabileceğini araştırmak ve akıl erdiremeyeceğini olduğu gibi kabul etmektir. // goethe
    • düşünen yorulur,seven düşünür. sev mesi, insanın kendine yenik düşmesidir. // fonvizin
    • düşünlerimizin en iyi aynası, yaşamlarımızın akışıdır. // f.nietzsche
    • düşünme zor iştir; muhtemelen bu nedenle çok kişi düşünür. // henry ford
    • düşünmek; bütün sanatların en geç öğrenilenidir. // j.j.rousseau
    • düşünmek, büyük bir tasadır. // andré gide
    • düşünmek, görmektir. // h.de balzac
    • düşünmek güç, yapmak kolaydır. // goethe
    • düşünmeden vazgeçtiğimiz an, genellikle fırsatı kaçırmış oluyoruz. // p.syrus
    • düşünmek,insana üç üstünlük sağlar; iyi görmek,iyi konuşmak,iyi eylemde bulunmak. // demokritos
    • düşünmek, kendini unutmaktır. // emile alain
    • düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır. // // eflâtun
    • düşünmek; evvela düşünenlerin dü şünceleri üzerinde düşünmek, sonra da onların tesirinden kurtulmaktır. // cemil meriç
    • düşünmek,var olan en zor iştir. belki de bu yüzden çok az insan onunla meşgul olur. // henry ford
    • düşünmek ve söylemek kolaydır. fakat yapmak ve bilhassa muvaffaki yetle neticelendirmek çok güçtür. // z.gökalp
    • düşünürken dikkatli, uygularken kararlı olun. // // charles hale
    • düşünüyorum, öyleyse varım. // descartes
    • düşünüyorum öyleyse varım diyen filozof haklı ise; nüfus sayımları boşuna yapılıyor demektir. // m. selahattin şimşek


    • eğer bir fikre yeterince bağlı kalırsanız, o fikir artık saygıdeğer hale gelmiş demektir. // h.ziya uşaklıgil
    • eğer son birkaç yılda,önemli bir fikrini zi değiştirip yenisini edinemediyseniz, hemen nabzınızı kontrol edin, ölmüş olabilirsiniz. // g.burgess
    • eğer yeter sayıda insana düşünceleri ni sorarsan, sonunda nasıl olsa kendi yapacağın şeyi, tavsiye edecek birini bulursun. // // weston smith
    • en iyi düşünceler, gönülden gelenlerdir. // vauvenargues
    • en iyi düşüncelerinizi, uygulamaya çalışınız. // madame necker
    • en iyi fikirler bile çok tekrarlanırsa değerini yitirir. // racine
    • en sağlam düşünceleriniz, hislerinizle tezat teşkil edenlerdir. // paul valery
    • erkekler kalpleriyle değil, fikirleriyle yaşarlar. // // a.çehov
    • eskimiş fikirler paslanmış çivilere benzer, söküp atmak çok güçtür. // cenap şahabettin
    • ey birader,sen ancak bir düşünceden ve fikirden ibaretsin. üst tarafın ke mik ve sinir ve kas ve adaleleri med yana getiren ince liflerden ibaretsin. // mevlâna
    • fikir, beynimde oluşan imgedir. // voltaire
    • fikir, cihanı sarsan bir namedir. // victor hugo
    • fikir değiştirmemek, gelişmemektir. // japon özdeyişi
    • fikir, kalpten aldığı hızla ilerler. // konfüçyus
    • fikir kuvvetsiz olursa,ne yaparsanız nafile. fikirde kuvvet olursa, nasıl yazılsa yine okunur. // h.rahmi gürpınar
    • fikir ona derler ki,bir yol açsın; yol ona derler ki, bir gerçeğe ulaşsın. // mevlâna
    • fikir sahibi olmaya, mal sahibi olmak tan fazla ihtiyaç duyacağımız gün; gerçekten zenginlik sırrını bulacağız. // peyami safa


    • fikirler; asil serkeş ata benzerler, ko lay kolay boyunduruk altına girmezler. // r.necdet kestelli
    • fikirler, elektrik akımları gibi birbirlerini tutuştururlar. // j.eugel
    • fikirler kullanılmadıkça yararsızdır. onların değerinin kanıtı uygulanmala rıdır. o zamana kadar, hapishanede sayılırlar. // levitt
    • fikirler, ordulardan güçlüdür. // w.m.paxton
    • fikirlerimiz, onları taşıyacak kudrette olduğumuz nispette bizimdirler. // a.hamdi tanpınar
    • fikirlerin en çok sürüleni; içi gayet boş, üstü fevkâlade boyalı ve sesi son derece tanınan olanlarıdır. // f.ahmet aykaç
    • fikirlerin sustuğu toplumda, yumruklar konuşur. // yalnız adam
    • fikri fikrinizle uymayan insanla, fazla meşgul olmayınız. fikirde ki ayrılık kolay zail olmaz. // // hz.ali
    • fikirlerini hiç değiştirmeyen kimseler, gerçekten çok kendilerini sevenlerdir.
    // joseph joubert
    • gençlerin mutluluğu, düşünce eksikli ğinden ileri gelir. yaş arttıkça düşünce de artar. //
    ıı.friedrich
    • gençliğimizde düşüncelerimizi oluştu ran tüm konular sevgiyle ilgilidir, sonraları ise tüm sevgimiz düşüncemiz olur. // a.einstein
    • gerçek mahkumlar cezaevlerinde ya tanlar değil,elini kolunu sallaya salla ya dolaşırken düşüncelerini beyinle rinde hapsedenlerdir. // f.nafiz çamlıbel
    • gerçek ve insanca bir düşünce; bana öyle gelir ki, insanlığın haline ve dün yanın gidişine daima uygun düşmelidir. // emile alain
    • gök kubbe altında, yepyeni hiçbir fikir yoktur. en yeni fikir,eski bir fikrin yeni bir elbise giymişidir. // ali fuat başgil
    • gücü doğuran, düşüncedir. // b.pascal
    • güzel fikir, doğru olmasa bile boşa gider. //
    cenap şahabettin

    • haklı bir fikrin meyve vermemesi mümkün değildir. // // tolstoy
    • hayatımız, düşüncelerimizin eseridir. // marcus aurelius
    • hayatın her fırsatında,yapmak veya yapmamak gerekeni bilmek için her zaman elden geldiği kadar düşünceyi kullanmaya çalışmalıdır. // descartes
    • hepimizin aynı fikirde olması iyi bir şey değildir. çalışmayı ve yanlışları yaratan fikir ayrılıklarıdır. // a.huxley
    • her davranışın atası, bir düşüncedir. // r.southey
    • her devrimci fikir, üç tür tepki uyandırır; olanaksız, zamanınızı boşa harcamayın. olabilir, ama yapmaya değmez. her zaman iyi fikir olduğunu söylemişimdir. // murphy yasası
    • her eylemin hatası, bir düşüncedir. // emerson
    • her fikrin bir kıymeti vardır. durmuş bir saat bile, günde iki defa doğruyu gösterir. // adnan menderes
    • her insanın iradesi dışında, binlerce kötü düşüncesi olabilir. // o.goldsmith
    • her iyi düşünce, namuslu insanlarda bulunur. // euripides
    • her sabit düşünce, delilikle veya kahramanlıkla sona erer. // y.huaga
    • her sabit düşünce, sahibi için zindandır. // f.nietzsche
    • her yeni düşüncenin sahibine, o düşünce benimsenene kadar deli gözü ile bakılır. // mark twain
    • her yeni fikir, başlangıçta diğerleri arasında azınlıkta kalır. // thomas carlyle
    • her zaman her yerde, bazı düşünce leri kabul etmeyecek kişiler bulunur. // william temple
    • herkes düşünce sahibidir, hem de gerektiğinden fazla. // j.baudrillard
    • herkes düşüncelerinde yanılabilir ama aptallar bir türlü düşüncelerinden ayrılamazlar. // cicero


    • hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşünceye karşı koyamaz. // victor hugo
    • içine fikir yürüterek girmedikleri bir durumdan insanları, fikir yürüterek çıkartamazsınız. // j.swift
    • insan düşünce ile görür ve duyar; her şeyden yararlanan, her şeyi düzene sokan,başa geçip yöneten düşüncedir. geri kalan her şey kör, sağır ve cansızdır. //
    epikharmos
    • insan düşüncesi tıpkı elmas gibidir, tıraş edilmezse parlamaz. // ıı.friedrich
    • insan, savaşmadığı düşüncelerini değiştiremez. // thomas mann
    • insan yürüyüşe yalnız çıkmaktan hoşlanabilir, ama düşüncelerinde yalnız kalmaktan nefret eder. // g.santayana
    • insana büyüklük veren şey, düşüncedir. // blaise pascal
    • insanı en çok üzen olaylar değil, olaylar hakkında ki düşüncedir. // montaigne
    • insanı ezen hayat değil, düşüncedir. // hoffmannsthal
    • insanın eninde sonunda, alışamayacağı düşünce yoktur. // albert camus
    • insanın fikri,fikrinin renginden önemlidir. insan kalitesi de, fikrinin kalitesinden önemlidir. // m.emin yurdakul
    • insanlar her şeyi başka başka gözler, başka başka düşüncelerle görürler. düşünce ayrılıklarının asıl nedeni budur. // montaigne
    • insanlık tarihi, düşünce tarihidir. // h.g.wells
    • işine bağlı olan insanın kafasına düşünceler kendiliğinden doğar. // henry ford
    • iyi bir başyazıda; insanların kendi düşüncelerini değil, onların düşünce lerini verebilirsiniz. // arthur brisgane
    • iyi olmaz yaralar gibi, iyi olmaz düşüncelerde vardır. // h.de balzac
    • kardeşim, ancak fikirdir varlığın, gerisi et ve kemiktir bir yığın. // mevlâna
    • kendi başına iyi ya da kötü olan bir şey yoktur, bunu düşüncelerimiz yapar. // w.shakespeare
    • kendi düşüncelerini saklayabilirsen, başkalarının düşüncelerini saklamaya çalıştığını, yarı yarıya anlıyorsun demektir. // paul heyse
    • kendi düşüncesinin her zaman doğru olduğunu sanan insan, ne zavallıdır. // emile alain
    • kendini bilmeyen, bilgiyi düşünceye dönüştüremez. // ahmet selim
    • kim büyük fikirler için yaşıyorsa, kendini düşünmeyi unutur. // b.auvedbach
    • kimse, düşüncelerine hükmedemez. // ostrovski
    • kişinin fikri ne ise zikri de o olur. // hz.ali
    • kuru bilgi verirsek yoruluruz boş yere, düşünce sanatını öğretelim gençlere. // konfüçyus
    • kutsal şeylere; yalnız ellerle değil, düşüncelerle bile dokunmamalıdır. // cicero
    • nasıl düşünmeye devam ederseniz, öyle düşünmeye alışırsınız. // m.bozdağ
    • okurken aradığımız yeni düşünceler değil, kendi düşüncelerimizin basılı sayfada doğrulandığını görmektir. // cesare pavese
    • ortaya atılan yeni fikirlerde, bir ilginçlik, saçmalık yoksa; bu fikirde umut yok demektir. // a.einstein
    • ökse otunun kurumuş meşe ağacının üzerinde çiçek açması gibi, düşünce de yaşlılıkta çiçeklenmelidir. // montaigné
    • önce fikirlere çatarız, sonra insanlara. // montaigné
    • öyle düşünceler vardır ki, bunlar için kulaklar mevcut olmamalıdır. // g.büchner
    • özgür düşünce; hem tutucu,hem gelenekçi, hem de özgür olamaz. // jim rohn
    • pratiğe dönüştürülen büyük düşünceler, büyük işler anlamına gelir. // w.hazlitt
    • pratik ve düşünce; yavaş yavaş her sanatı ilerletir. // vergilius


    • sadece akıllılar fikir sahibi olurlar. insanların geri kalanı fikirlerin eseridir. // calvin coleridge
    • sağlam fikirlerden, kuvvetli hareketler doğar. // w.shakespeare
    • uyanan düşünce, bir daha uyumaz. // t.carlyle
    • taze günün, taze fikirle başlasın. // demokritos
    • terör eylemlerini bahane ederek fikir özgürlüğünü mahkum etmeye kalkış manın ne mantıkla ilişkisi vardır, ne demokrasiyle... //
    ilhan selçuk
    • tuz nasıl yemeklere tat veriyorsa, eşyaya vasıflarını veren de, insanların düşünceleridir. // anatole france
    • yakaladığınız fikri hemen uygulayınız. bir başkası da o fikre ulaşabilir ve başarı ilk harekete geçenindir. // m.şekip tunç
    • yalnız aptallarla ölüler, fikirlerini değiştirmezler. // lowell
    • yeni bir fikir; ya kendine bir şampiyon bulur, ya da ölür. // edward schon
    • yeni fikirleri yakalamaktan daha zor olan şey, beynimizin tüm köşelerini tutmuş olan eski fikirlerden kurtulmaktır. // j.m.keynes
    • yüksek fikirler; yüksek dağlara benzer, alışkın olmayanları korkutur. // cenap şahabettin
    • yüksek sesle okuduğum fikirleri, iki duygumla yakalıyorum. çünkü böyle ce okuduğumu hem görüyor, hem de işitiyorum. bu yüzden daha iyi kavrıyor ve hatırlıyorum. // a.lincoln

    düşünmek

    • arkada bıraktığın şeyleri, düşünme. // karl kraus
    • az düşünen çok konuşur. // isviçre özdeyişi
    • başkalarının arzusuna göre değil, sırf kendiniz için düşünün. // fransız özdeyişi
    • bir adam bütün gün ne düşünüyorsa, kendisi de odur. // emerson
    • bir an düşünmek, yetmiş yıl ibadetten hayırlıdır. // hz.muhammed

    • bir şey bulanık görüldüğü zaman, daha kolay düşünülür. // lao tzu
    • bizce aklı başında adam, yalnız bizim gibi düşünendir. // la rochefoucauld
    • düşünme bir aynadır. sana iyi ve kötü amelleri gösterir. // fudayl bin iyaz
    • düşünme olmaksızın öğrenme, emek kaybıdır. öğrenme olmaksızın düşünme ise tehlikelidir. // konfüçyus
    • düşünme özgürlüğü, öncelikle yönetenlerden farklı düşünebilme özgürlüğüdür. // françois de sales
    • düşünme sanatı,yazma sanatı gibi bir de okuma sanatı vardır. // b.disraeli
    • düşünme zihnin işi, hayal ise zev kidir. düşünme yerine hayal etmek, zehiri besinden ayırt edememektir. // victor hugo
    • düşünmeden konuşan pişman olur. konuşmadan önce düşünen, selâmet bulur. //
    yahya bin muaz
    • düşünmeden konuşma, sonuna bakmadan iş yapma. // // hz.ali
    • düşünmeden okumak,hazmetmeden yemeye benzer. // edmund burke
    • düşünmeden okumak körletir. oku madan düşünmek yanıltır. // clairvany
    • düşünmek kolaydır, yapmak zordur. dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır. // goethe
    • düşünmek,gerçek çalışmaktır. en çok yaşayan kimse, en çok düşünen kimsedir. // dale carnegie
    • düşünmeyen tutucudur, düşüneme yen aptal. düşünmediğine aldırma yan ise köle. // william drummond
    • eğer mutfakta lavabonun başına geçtiyseniz, bulaşıklarını yıkayın, başka bir şey düşünmeyin. // julia roberts
    • elimizde olan şeyleri çok seyrek düşünürüz eksik olanları ise daima! // schopenhauer


    • gençken yaşar insan, yaşarsa sonraları düşünür. // cavidan tümerkan
    • görmeden görebilirim, ama düşünme den düşünemem. // paul valery
    • hepimiz genel düşünürüz ama detayları yaşarız. // a.n.whitehead
    • her şeyde, sonu iyi düşünmelidir. // la fontaine
    • herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir. //
    walter lipmann
    • herkesin kendini düşündüğü bir toplumda, herkes yalnızdır. // ali suad
    • hiç düşünmeyi durdurup, tekrar başlatmayı denediniz mi? // w.raleigh
    • insan ancak, zorda olduğu zaman düşünür. // afşar timuçin
    • insan düşündüğü şeyi sonuna kadar düşünemediği için düşünür aslında. // goethe
    • insan; ne kadar az düşünürse, o kadar az konuşur. // montesquie
    • insanlar ne kadar az düşünürlerse, o kadar az düşünürler. // afrika özdeyişi
    • insanlar yiyecek ekmekleri ve yata cak bir yönleri olunca düşünmekten vazgeçerler. // voltaire
    • insanları düşünmekten kaçınmak için başvurmayacakları yol yoktur. // thomas edison
    • iyi düşünmek suretiyle, iyi hareket edilir. // victor hugo
    • iyi ki, devlet olarak düşünmeyi öğrenebildik. // // e.roosvelt
    • kıtalararası düşünmeye alışın artık. // a.hamilton
    • kimlere meydan okumaz insan, tek başına düşündüğü zaman. // la fontaine
    • ne söyleyeceğini düşünerek konuşan kimse, insanların en akıllısıdır. // ibn-i abbas
    • ne söyleyeyim diye başta düşünmek, niçin söyledim diye sonunda pişman olmaktan iyidir. // şeyh sadi
    • ne yapayım diye düşünmektense, bir şey yapma,düşün. // cenap şahabettin
    • size ne yapacağınızı söyleyebilirler ama ne düşüneceğinizi asla. // sokrates
    • şampiyon olmak demek, şampiyon gibi düşünmek demektir. // dennis waitley
    • unutmayın; sorgulanmayan yaşam, yaşamaya değmez... düşünmek, beynin hastalığıdır. //
    konfüçyus
    • uzun düşünmek, insana çok defa fırsatı kaçırtır. // // p.syrus
    • yazmaya başlamadan önce, düşünmeyi öğrenmeli. // boileau
    • yeniden düşünmeye başlamak, yeni den yaşamaya başlamanın mutlak şartıdır. // ali suad
    • yoğun düşünme durumu, en güzel etkinliktir. // // erich froom

    düşünür

    • düşünür; yeniden düşünen ve şimdiye kadar üzerinde düşünülmüş şeylerin asla yeterince düşünülmemiş olduğu kanısına varan kimsedir. // david hume
    • heykeli tımarhaneye, kendisi hapishaneye konulan bir ülkede, “düşünen adam” nasıl yetişsin? // m.selahattin şimşek
    • “sağlam kafalar sağlam bedenlerde” olsaydı; düşünürler pehlivanlardan çıkardı!. // m.selahattin şimşek
    • softa ister istemez bir bilginin donmuş da olsa,bir düşüncenin adamıdır. her görüşe ölesiye bağlıdır. // aziz nesin

    düzeltmek

    • başkasını düzeltmeniz için önce kendinizi düzeltiniz. // hz.ömer
    • bir insanda gördüğünüz en küçük düzelmeye bile değer verin. // dale carnegie



    • bizi düzeltmek isteyenlere kollarımızı açacağımız yerde, yumruklarımızı uzatırsak hayatın sillesini yeriz. // hekimoğlu ismail
    • gerekçe üretme, düzelt. // frank hubbert
    • hayırlı söz söyleyip de insanlar arasını düzelten, yalancı değildir. // hz.muhammed

    düzen

    • bir düzeni sarsanlar,onun yıkılmasıyla ilk ezilenler olur çoğu kez. kargaşalığı çıkaran,yararını kendi görmez; başka balıkçılar için suları bulandırmış olur. // montaigne
    • bizim işimiz kitap doldurmak değil, ahlakımızı yapmaktır. savaşmak, memleket kazanmak değil, yaşayışı mıza dirlik düzenlik getirmektir. // montaigne
    • çürük kayığın içinde insanın eline kü rek verilmiştir ki, dalgaların keyfince sürüklenmesin,anlayışının isteğine uysun diye. // // goethe
    • değiştirilmeyen bir düzen, kötü bir düzendir. // p.syrus
    • düzen alışkanlıkları beslerken, kaos yaşamı besler. // h.b.adams
    • düzen,cennetin ilk yasasıdır. // a.pope
    • düzenden,özgürlükten sonra iktisat gelir; bu bir devlet için çok önemlidir. iktisat, her zaman barışın koruyucusudur. // calvin coolidge
    • her yeni düzen; insanların çoğuna bir bozulma, bir çığırdan çıkma gibi gelir. // lamb
    • mal cimride,silah korkaklarda, kararda zayıflarda olursa; düzen bozuktur. // hz.ebubekir
    • yapmamız gereken; her şeyi eski sa deliğine döndürmektir. böylece bozu lan düzenimiz, yeniden kurulacaktır. // kızılderili özdeyişi



    ebed

    • bir insan, ebed için halk edilmiş ve ebe de gidecektir. bu dünya ona bir misafir hanedir ve ahretine bir intizar salonudur. // b.said-i nursi
    • bu dünyada sebepleri aş ki, ebede ulaş. // ali suad
    • dünya, sanki seninle bir ebediyettir ve ölüm sana hiç gelmeyecektir. // hz.ali
    • dünyadan ebedilik isteme!.. kendisinde yok ki,sana versin. // // ali suad
    • düşmanın ölümüyle sevinmenin yeri yok. çünkü benim dirliğimde ebedi değil. // şeyh sadi
    • her şey, çok olunca ucuzlar. edep bunun aksinedir, o çoğaldıkça değeri artar. // kazım taşkent
    • hoş geçen her dem-i sevda, ebediyyet sayılır. // // tevfik fikret
    • insanlar edebe, ilimden daha çok muhtaçtır. // abdullah bin menzil

    ebeveyn-(anne,baba)

    • ana baba iyi terbiye almışlarsa, çocuklarda terbiyeli olur. // goethe
    • ana babaların çocuklarına karşı duyguları, en büyük arkadaşlık, en büyük sevgi duygularıdır. // h.ward beecher
    • ana babanın sevinci, üzüntü ve korkuları gibi gizli kalır. // f.bacon
    • ana babanız doğumunuzdan sorumlu dur, yaşamınızdan değil. // richard wilkins
    • yaşamda ki diğer güzel şeylerin çoğu, ikişer, üçer düzinelerle ve yüzlercedir. sayısı gül, yıldız, gün batımı, gökkuşağı, kardeş,ha- la ve kuzen vardır ama anne ve baba tekdir. // montaigné

    edebiyat

    • bir edebiyat “milli” olduğu nispette, “milletlerarası” değere sahip olur. // a.hamdi tanpınar
    • edebiyat çoğunlukla çocuk yapmak değil, sevişmek üzerinedir. hayatsa tam tersi. // david lodge
    • edebiyat; her zaman haber olarak kalan, haberdir. // ezra pound
    • edebiyat, iki ruhun arasında bir tesadüf noktasıdır. // charles de boses
    • edebiyat; yazıların meydana getirdiği bir cumhuriyettir. // molieré
    • edebiyatçılar; yaşadıkları sürece hicvedi lirler, öldükten sonra da övülürler. // voltaire
    • edebiyatta çıraklık, demirci çıraklığından daha kolay değildir. // maksim gorki
    • edebiyatta ön söz ne kadar gereksizse, aşkta da kur aynı şekilde gereksizdir. // a.musset
    • hep iyi duygularla yaratılıyor, kötü edebiyat. // // andré gide
    • insan topluluklarının gelişmesi, her şeyden önce dil ve edebiyatlarının ilerlemesine bağlıdır. // namık kemal
    • klâsik, herkesin okumuş olmayı istediği ve kimsenin okumak istemediği eserdir. // mark twain
    • klâsikler, ilkel edebiyat parçalarıdır. ilkel araçlar, ilkel müzik, ilkel ilaçlarla aynı sınıfa girerler. // stephan leacock
    • şüphesiz ki bütün edebiyatlar, nesillerin ifadesidir. // // a.hamdi tanpınar

    edep-terbiye(-sizlik)

    • başkalarının terbiyesizliğine karşı en emin silah, bir insanın kendi terbiyesidir. // chesterfield
    • ben terbiyeyi, terbiyesizlerden öğrendim. // ebu âlâ ma’arri
    • bir adamın edep sahibi olması, altın sahibi olmasından daha hayırlıdır. // hz.ali
    • bir bağ ki görmezse terbiye, tımar; çalı çırpı biter, haristan olur. // tevfik fikret
    • bir erkeği terbiye ediniz, bir insanı terbiye etmiş olursunuz. bir kadını terbiye ediniz, bir aileyi terbiye etmiş olursunuz. // fannie hurst
    • dünyada iki terbiyeci vardır. biri şevk-i muhkem, diğeri de sille-i hüda. // ahmed rıfai

    • edebin ne olduğunu arayıp soranlara bilsinler ki, edep her edepsizin, edepsizli ğine sabretmek ve dayanmaktır. // mevlâna
    • edep, aklın suretidir. // hz.ali
    • edep, haddini bilmektir. // ahmed hulûsi
    • edep, mirasın hayırlısıdır. // // hz.ömer
    • edepsiz takımı içinde sözü dinlenmeyen akıllıya hayret etme. davulun gümbürtüsünden kopuzun sesi işitilmez. // şeyh sadi
    • edepsiz yalnız kendine fenalık etmedi. ateşini belki bütün etrafa yaydı. // mevlâna
    • edepsizliğin başladığı yerde, edebiyat biter. // m.akif ersoy
    • erkeğin de kadının da terbiyesi, birbirleriyle tartıştıkları zaman belli olur. // g.hauptmann
    • erkeğin süsü edep,kadının süsü de zehep (altın) tir. // // hz.ali
    • ey müslüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır. // mevlâna
    • hangi adamın oğlu olursan ol, terbiye öğren! bu güzellik seni, başka asalete muhtaç etmez. // // hz.ali
    • himayen altındakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edep öğret. // hz.ali
    • kimsenin boyu boyuma yetişip vuramıyor ama, terbiyesizliklerinin üstüne çıkınca eğilmek zorunda kalıyor. // hasan yılmaz
    • kişinin edebi, altından daha iyidir. // hz.ali
    • soysuz adam, terbiye ile insan olmaz. ey bilge. // // şeyh sadi
    • terbiye aklın hocası, düşüncenin de rehberidir. // // lavater
    • terbiye; ana kucağında başlar, her söylenilen kelime,çocuğun şahsiyetine konan bir tuğladır. // namık kemal
    • terbiye; iyiyi, büyüğü ve güzeli sevmektir. // ernest renan

    • terbiye; insanın beraberinde dünyaya getirdiği kabiliyetleri de inkişaf ettirir ve ruhunda saklı potansiyelin ortaya çıkmasına yardımcı olur. // akif cemil
    • terbiye, kabiliyetleri olgunlaştırır ama vücuda getirmez. // // voltaire
    • terbiye sınırlarından dışarıya çıkan, bir daha içeri giremez. terbiyeyi kaybetmemeye bakmalı. // boileau
    • terbiyeli bir insan, ahlaksız olamaz. // a.hamid tarhan
    • terbiyenin gayesi, insanlarda bulunan kabiliyetleri geliştirmektir. // eflâtun
    • terbiyenin sırrı, çocuğa saygı ile başlar. // emerson

    efendi

    • dünyayı kendinize efendi edinmeyin ki, o da sizi kendinize köle etmesin. serve tinizi kaybolmayacak yerde toplayın. // hz.isa
    • en hür insan bile efendisiz değildir. // schiller
    • insan, istediğinin efendisi olamaz. // epiktetos
    • işte gerçek hürriyet!.her şeyin efendisi, köle olmak. // // ali suad
    • kendi işi için efendi olmayı becereme yen, başkasına hizmetçi olur. // şehabeddin ahmed
    • nerede özveri, hizmet ve sevgi bakışları varsa, orada efendi olma istemi vardır. // novalis

    eğitim

    • ahlak, ruh ve görev bilinci yönünden çökmüş olan bir dünya, ancak ve ancak eğitimle,insan yetiştirmekle, insanlara erdemi öğretmekle kurtulur. // pestalozzi
    • ana baba eğitilmiş olsalar, eğitilmiş çocuk doğurmak mümkün olurdu. // goethe
    • benim eğitimli adam tarifim; doğru işi, yapılması gereken doğru zamanda ya pandır. samimi olabilirsiniz ama bu yap tığınızın aptalca olmasını engellemez. // c.f.kettering
    • bir mermer parçası için heykeltraş ne ise, ruh için de eğitim odur. // addison
    • bir milletin yükselmesi, o millet içindeki kötülerin yok edilmesi ile değil, insanların ve bilhassa çocukların güzel eğitimiyle mümkündür. // diderot
    • bir ülkenin geleceği, o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. // a.einstein
    • biz mi çocukları eğitiyoruz, yoksa onlar mı bizi? // sıgeirner
    • bozgun nedir? bozgun eğitimden başka bir şey değildir, daha iyi bir şeye doğru atılan ilk adımdır. // b.rahmi eyüboğlu
    • çocuk eğitiminde, çalışmalarınıza onları tanımakla başlayınız. // j.j.rousseau
    • çocuklara iyi ve doğru eğitim vermek için, eğitim meselesini çocuksuz kimselere sormak gerekir. // richard hugo
    • devlet içinde gençliğin, eğitim ve öğretimi ile uğraşmaktan daha büyük ve daha kutsal bir hizmet düşünülemez. // cicero
    • dünyada kesinlikle felaket yoktur, özellikle engeller vardır; eğitim görmüş güçlü bir irade, bunları daima aşar. // victor pauchet
    • eğer bir erkeği eğitirsen, bir kişiyi eğitmiş olursun. bir kadını eğitirsen, tüm aileyi eğitmiş olursun. // afrika özdeyişi
    • eğitilmemiş deha, işlenmemiş gümüşe benzer. // // b.franklin
    • eğitilmiş insanların umutları, bilgisizlerin zenginliğinden daha değerlidir. // demokritos
    • eğitim, ana dizinden başlar; her söylenilen kelime, çocuğun kişiliğine konan bir tuğladır. // hosea ballow
    • eğitim, bir insanı diktatör olmasına değil, önder olmasına yarar. // lord braugham
    • eğitim, ders vermek değildir. bir bireyin iç yeteneklerini genişletme aracıdır. // nemoto
    • eğitim doğrudan becerilerle ilgilidir, oysa öğretim insanı geliştirmekle ilişkili bir kavramdır. // // hutchins
    • eğitim; ekmek ve su gibi, toplumun en hayati ve mecburi ihtiyacıdır. // dante


    • eğitim görmüş bir halkı bir yöne sevk etmek kolay, sürüklemek güçtür; idare etmek kolay, köleleştirmek imkânsızdır. // l.brougham
    • eğitim, hayran olunacak bir şeydir. fakat zaman zaman şurası hatırlanmalıdır ki, bilmeye değer hiçbir şey öğretilemez. // oscar wilde
    • eğitim, her şeydir. şeftali, bir zamanlar acı bir bademdi; karnabahar, üniversite eğitimi almış lahanadan başka bir şey değildir. // mark twain
    • eğitim; heykeltıraşın mermeri yontup şekillendirmesi gibi, insan ve toplumu şekillendirme ve şahsiyetlendirme sanatıdır. // edison
    • eğitim, insan doğasına ve onun kanun larına önem vermelidir. çünkü devletler gider, hükümetler kaybolur, fakat insan doğası kalır. onun kanunları değişmez. // pestalozzi
    • eğitim; insan ve dehayı geliştiren, ilahi sanatın adıdır. // r.şemsettin sirer
    • eğitim, insanın güç sandığı ya da gerçekten kolay alt edilebilen engelleri nasıl aşacağını öğretme sanatından başka bir şey değildir. // goethe
    • eğitim; iyi niyetleri, iyi sonuçlara çevirir. // berry
    • eğitim; iyiyi, büyüğü ve güzeli sevmektir. // ernest renan
    • eğitim; kabiliyetleri olgunlaştırır, ama vücuda getiremez. // voltaire
    • eğitim; kafayı geliştirmek demektir, belleği doldurmak değil. // mark twain
    • eğitim; mutlular için bir süs, mutsuzlar için bir sığınaktır. // demokritos
    • eğitim o kadar sihirlidir ki, nasıl değiştiğini anlamazsın. // knut hamsun
    • eğitim, okulda öğrenilen her şeyi unuttuktan sonra geriye kalan şeydir. // b.f.skinner
    • eğitim, öğrencilere saygıyla başlar. // emerson
    • eğitim; öğretmenlerin çocuklara sözcüklerle anlattıklarıyla değil, çocukların fiziksel ve sosyal çevrede geçirdikleri yaşantılarla gerçekleşir. // maria montessori
    • eğitim sınırlarından dışarıya çıkan, bir daha içeri giremez. // boileau
    • eğitim, tercihe bağlı olamaz. // townsend
    • eğitim, yaşlılığın en iyi güvencesidir. // aristoteles
    • eğitim; yoksullar için bir sermaye, zenginler için bir faizdir. // horace mann
    • eğitimden geçmeyen hayal gücüne sahip olanların; kanatları var, ayakları yoktur. // j.joubert
    • eğitimden yoksun olan insanlar, ölünceye kadar şahsiyetsiz kalmaya mahkûmdurlar. // ziya gökalp
    • eğitimin amacı; doğuştan insanda var olan cevheri işlemek, özü geliştirmektir. // galiani
    • eğitimin amacı, insanlarda bulunan kabiliyeti geliştirmektir. // eflatun
    • eğitimin amacı; insanları kötü alışkanlıklardan kurtarıp, onlara güzel ve yararlı alışkanlıklar kazandırmaktır. // pestalozzi
    • eğitimin en şaşılacak yanı; onun sayesinde öğrendiğimiz gerçekler dışına çıkmama şeklinde gösterdiğimiz kuvvetli tutuculuktur. // h.b.adams
    • eğitimin insanı bozmaması yetmez, daha iyiden yana değiştirmesi gerekir. // montaigné
    • eğitimin kökleri acı, meyveleri tatlıdır. // aristoteles
    • eğitimin sağlam olmasını isteyenler, köy hayatına yönelsinler. // a.b.alcoot
    • en çok hürriyet nerede ise, en çok eğitim oradadır. // m.audemars
    • erkeğin de,kadının da eğitimi; birbiriyle münakaşa ettikleri zaman belli olur.? // b.shaw
    • gerçek eğitim, kendinden en iyi vermekten geçer. // m.gandhi
    • heykeltraşlık, bir taş yığını için ne ise, terbiye de insan için odur. // addison
    • hiçbir anne ve baba, çocuğuna güzel bir eğitimden daha iyi bir miras bırakamaz. // hz.muhammed
    • insan eğitebilir olmaktan çıktığı zaman, gerçekten yaşlanmaya başlamış demektir. // a.grafefe
    • insan eğitimle doğmaz ama eğitimle yaşar. // cervantes
    • insanın eğitimi doğuşuyla başlar; insan konuşmadan, anlamadan önce eğitilir. // j.j.rousseau
    • insanları olgun ve ahlaklı hale getirme den, daha iyi bir dünya beklemeyiniz. bunun için de her birimiz önce kendimizden başlayarak, sorumluluğu muzda onların eğitimi için çalışmalıyız. ancak bunun da yöntemlerini öğrenmek, yapılacak ilk iştir. // marie curie
    • işsizliğe karşı en büyük silah, eğitimdir. // samuel daniel
    • öğrenimden kazancımız, daha iyi ve daha akıllı olmaktır. // // montaigne
    • öğretim, aklın gücünü geliştirir. // horatius
    • öğretim sanatı; genç beyinlerin, sonradan kendilerini tatmin edecek olan tabii meraklarını uyandırmak içindir. // a.france
    • öğretim seferberliği, hükümetin ilk meselesi olmalıdır. // napoleon
    • öğretilen şeyleri unutulduktan sonra geriye kalan, eğitimdir. // b.f.skinner
    • öğretimin sırrı, öğrenciye saygı duymaktır. // emerson
    • planınız bir yıl içinse pirinç ekin, on yıl içinse ağaç dikin, yüzyıl içinse, insanları eğitin. // huang-çe
    • sadece iyi yetiştirilmiş bir insan, hatasını kabul edip sorunun kendisinde olduğunun farkına varabilir. // b.franklin
    • tüm yaşam eğitimdir. herkes öğretmen dir ve herkes sürekli olarak öğrencidir. // maslow
    • ülkede ki ahlak bunalımının bir kaynağı da, anne ve babanın çocuk eğitiminde tuttukları yoldur. // namık kemal
    • yeteri kadar eğitime sahip olmalısınız ki, çevrenizde ki insanları gereğinden büyük görmeyesiniz. fakat bilgeliği sağlayacak kadar da eğitiminiz olmalı ki, onları küçük görmeyesiniz. // m.l.boren
    • yurdu savunmanın en ucuz yolu, eğitimdir. // buckle
    • yurt müdafasının en emin ve en ucuz yolu, eğitimdir. // // büchner

    • yurdun imarı çocuk eğitimi ile başlar. çocuklarını geleceğe hazırlamayan milletler esir olmaya, hatta yok olmaya mahkûmdurlar. // // a.saip ece

    eğlence-keyif

    • bir eğlenceye; kendilerini göstermek için, gelenlerde vardır. // ovidius
    • bir halkın iniltileri arasında keyif sürmek krallık değil, zindan bekçiliği etmektir. // goethe
    • bir insanın asıl karakteri, eğlencesi ile anlaşılır. // reynolda
    • çoğu zaman pek eğlenmem, geri kalan zamanlarda ise hiç eğlenmem. // woody allen
    • dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz; meşrû dairede ki keyfe iktifa ediniz, o keyfinize kafidir. // b.said-i nursî
    • eğlence, aklın gözlerini kör eder. // çicero // • eğlence; gençlikte günah, yaşlılıkta çılgınlıktır. // // samuel daniel
    • eğlenceli şehirlerden uzak olmak, insanların yollarından uzak olmaktır. // homeros
    • eğlencenin yolu, yoksulluğa gider. // incil
    • eğlenceyi bırakın, üzüntüyle satın alınan eğlence, tehlikelidir. // horatius
    • en gerçek keyif, keyifsizliktedir. en gerçek dinlenme, çalışmaktadır. // muhammed bozdağ
    • hayatta en büyük eğlence, başkalarının yapamazsın dediğini yapmaktır. // walter bagehot
    • her çağın kendine özgü eğlenceleri vardır. // n.b.despreaux
    • içinde biraz acı katılmamış eğlence yoktur, şu dünyada. // şeyh sadi
    • kimin ki sükûtu tefekkür değilse, o hatadır. kimin ki bakışı ibret almak için değilse, o eğlencedir. // hasan-ı basri
    • nasıl istiyorsa, keyfince o çeşit yaşayan kişi, nasıl ölmesi gerekiyorsa o çeşit ölemez. // şems-i tirmizi

    • sadece keyfi için yaşayanlara, insan mı denir? // ömer sevinçgül
    • sadece, orta kıratta bir insan keyiflidir. // s.maugham
    • tanrı, bütün eğlenceleri suçsuz yaratmıştır. // norton

    eğri

    • eğri cetvelden, doğru çizgi çıkmaz. // hz.ali
    • eğri odun, doğru alev çıkarır. // george herbert
    • eğri olanın, gölgesi de eğridir. // hz.ali
    • eğriye “eğri” bakan, eğriyi “düz” görür. // ali suad
    • tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar. // portekiz özdeyişi
    • yayın eğriliği, doğruluğun ta kendisidir. // mevlâna

    ekonomi-iktisat

    • iktisat, az şeyi çoğaltır; israf, çok şeyi azaltır. // hz.ali
    • iktisat, yoksulların tozudur. // tupper
    • iktisatçı; dün öngördüğünün bugün gerçekleşmediğini, yarın açıklayabilen kimsedir. // // a.b.alcoot

    el

    • açık bir el, sıkılmış bir yumruktan daha güçlüdür. // ingiliz özdeyişi
    • allah dolu ellere değil, temiz ellere bakar. // p.syrus
    • az iş gören el, daha hassas olur. // w.shakespeare
    • bazısının eli verir gönlü vermez; bazısının da gönlü verir eli vermez. // cenap şahabettin
    • bedenin ışığı el, elin ışığı şekildir. // a.f.y.
    • beşik sallayan eller, gün gelir dünyayı sallar. // // peter d.vries
    • birçok el, yükü hafifletir. // latin özdeyişi
    • bir el öteki eli, öteki elde bütün yüzü yıkar. // john florio
    • bir eliyle ekmek gösterir, ötekiyle taş tutar. // plautus
    • biz süt taşıyan memeye benzeriz. bizi çeken ele göre süt veririz. // mevlâna
    • çamur atma; hedefini şaşırır, kirli ellerinle kalıverirsin. // // j.parker
    • el eli ovar, el eli temizler. // latin özdeyişi
    • el, her iş gibi alkıştan da yorulur. // cenap şahabettin
    • eli dar olanın, gönlü de dar olur. // hz.ali
    • elin yaptığı her şeyi, bir başka el yıkabilir. // schiller
    • elinde metreyle, kilometreleri ölçmeye çalışma. // ali suad
    • eline sahip ol. // // hz.muhammed
    • elini düşmanının kanına bulaştıracağına, insanlığın hizmetinde pervane gibi dolaştır. // akif cemil
    • elinle ettiğin hayrı, dilinle etme zayi. // hüseyin kefevi
    • eller çoğalırsa, işler hafifler. // ingiliz özdeyişi
    • eller, şerefli işler için yaratılmıştır, yağma ve hırsızlık için değil. // ısaac watts
    • elleri temiz olanın, boştur elleri. // heiner müller
    • ellerimizden öğreneceğimiz çok şey var; yeter ki avuçlarımızda ki çizgileri okumasını bilelim. // ilhan selçuk
    • erkek elinde kama da asilleşebilir. // ibsen
    • ey yollardan geçip gidenler, burada yıllarca, bir el sıkmamış eller var. // a.nihat asya
    • fazla el değmesi, bir şeyi kirletebilir. // w.shakespeare
    • hacer-i esved’e,rüknu yemani’ye el sürmek, günahları giderir. // hz.muhammed
    • hayatta başarılı olmak; iyi bir ele sahip olmak değil, kötü bir eli akıllıca oynamaktır. // denis waitley
    • hayatta en acı şey; merhaba diyerek birleşen ellerin, elveda diyerek ayrılmasıdır. // quintilian
    • hemen her zaman, felâketlerimizi kendi elimizle hazırlarız. // andré maurois
    • hiçbir el, gönülden gizli iş yapamaz. // mevlâna
    • insan çalışarak öğrenir, resim yaparak da ressam olur. ancak önce ellerini kullanmalıdır. // v.van gogh
    • insan yüzlü pek çok şeytan var, her ele el vermemek gerekir. // mevlâna
    • kadife eldiven içinde, demirden bir el. // charles v
    • sağ elim, bir tanrı gibidir bana. // vergilius
    • sen usandırma eli, elde usandırmaz seni. // muallim naci
    • senin elin herkese karşıysa, herkesin eli de sana karşı olur. // // incil
    • sırasında okşayan el kadar, sırasında döven el de öpülmeye layıktır. // cenap şahabettin
    • size uzatılmış her eli tutmayınız; çünkü insan çehresi takınmış, çok şeytan vardır. // mevlâna
    • veren el, alan elden yücedir. // hz.muhammed
    • yazı yazmayan eli görmeyen, hareket etmekte olan kalem yazdı sanır. // mevlâna

    elma

    • çürük elma, yanındakini bozar. // b.franklin
    • eğer siz newton’sanız, başınıza düşen bir elma aksilik değildir. // lukianos
    • elmayı dörde bölüp, tekrar bir araya getirdiğimizde elmamız olsun. // kleist

    elmas

    • birçok kişinin değeri, yontulmamış elmaslar gibi içinde saklıdır. // juvenalis
    • çizik bir elmas, çizik olmayan bir çakıl taşından daha iyidir. // konfüçyus
    • elmas gibi ol ki yandığın zaman ne yerde külün, ne gökte dumanın kalsın. // a.nihat asya

    • elmas nasıl yontulmadan kusursuz olamazsa, insan da acı çekmeden olgunlaşamaz. // // konfüçyus
    • elmas yontulmadan, insan da yanılmadan mükemmelleşemez. // j.jenkins
    • kendisini gizleyen ve oyulması gereken kötü ve sert kabul olmadıktan sonra, bir elmas ne değer taşır? // st.exupery
    • kimse istemedikten sonra, bir elmas ya da bir inci ne değer taşır ki? birer yontulmuş camdırlar, o kadar. // st.exupery
    • paslanmış eşsiz bir elmas, daima parlatılmış cama tercih edilir. // b.said-i nursî

    emek

    • alın teriyle ıslanan toprak, kurumaz. // ibrahim olcaytu
    • alın teriyle kazanılan kutsal ekmek, başı boşluğun getirdiği ekmekten daha tatlıdır. // crowquill
    • büyük değeri olan şeyler, ucuza mal olmaz. bulduğunuz şeyin değeri; ararken sarf ettiğimiz emek kadardır. // imam maverdi
    • büyük olmanın yolu da, deha gibi çalışma ve alın terinden geçer. // albert camus
    • emek çekilmiş her şey, değerlidir. // mimar sinan
    • emek değerdir, ama en yüce değil. // gürbüz azak
    • emek sermayesiz, sermaye emeksiz olmaz. // papa leo xııı
    • emeksiz yazılan yazı, keyifsiz okunur. // samuel johnson
    • en çok bolluk getiren yağmur, alın teridir. // cenap şahabettin
    • insanlar kötülüğe yığınla akın eder, çünkü yol düz ve kısadır, fakat iyiliğin önüne allah alın terini koymuştur. // hesiodos
    • kimin sana bir emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın. // yusuf has hacib

    engel

    • bir kere hayata atıldıktan sonra, kendi lerinin koydukları dışında insanların, hiçbir aşılmaz engelleri yoktur. // m.bozdağ
    • bütün dünya, çalışanlara engel çıkarmakta birleşmiş gibidir. birisi biraz sivrilmeye başladı mı, herkes onu tutar ve alaşağı etmeye çalışır, bu hayatın değişmez bir kanunudur, korkup kaçmamak gerekir. // gassion
    • eğer allah yağmur yağdırmak ve anan ikinci kez evlenmek isterse, buna kimse mani olamaz. // çin özdeyişi
    • engeller aşılmak içindir, takılmak için değil. // ali suad
    • engeller, gözünüzü hedeften ayırdığınız zaman karşınıza çıkan korkunç şeylerdir. // henry ford
    • engellerden yılmayın! hayat yolunda ki engeller; aşılmak içindir, takılmak için değil. // la edri
    • engelleri aşamayanlar, onları aşılamaz görenlerdir. // // ali suad
    • engelleri, yollarınızı tıkayan şeyler olarak görmeyin. onları, size uçmayı öğretecek fırsatlar olarak görün. // ismail ergün
    • kendi kendime asla engel olmayacağım. // epiktetos
    • senin olanı benimseyip ve başkasının olanı da başkasının iradesinde sayarsan, o zaman kimse sana istemediğini yaptıramadığı gibi, istediğini de yapmana engel olamaz. // epiktetos
    • yolu kapatan engel kaldırılır, sonra yoldan geçilir. yaranın önce mikrobu temizlenir, sonra merhem sürülür. // mecelle

    erkek

    • anlayışlı ve nazik bir erkek istiyorum. bir milyonerden bu kadarını istemek çok mu? // zsa zsa gabor
    • ben derim ki, erkekler ve kadınlar aynı kalıptan çıkmadır. eğitim ve gelenekler dışında, büyük bir ayrılık yoktur aralarında. // montaigne
    • bir erkek karısına arabasının kapısını açıyorsa, emin olun; ya arabası yenidir, ya da karısı. // // w.raleigh


    • bir erkek, karısının vücudunu sıcak değil,gönlünü hoş tutmak için kürk manto satın alır. // seymour hicks
    • bir erkek; karısı sık sık gelip dizlerine oturmuyorsa, onu tanımakla, mutlu etmekle böbürlenmemelidir. // h.de balzac
    • bütün bildiklerini karısına söyleyen bir erkek, pek az şey biliyor demektir. // thomas fuller
    • bütün erkekler kendilerini severler. // plautus
    • bütün erkekler, koca bebektirler. // d.h.lawrence
    • daha değerli bir şey bulamaz erkek, kadının iyisinden, beterdir kötü kadın, her şeyin kötüsünden. // hesiodos
    • erkek her zaman düşünen hayvan olarak tanımlanmıştır, ama düşünceli davranması gerekince, sinirden kuduran bir hayvan. // oscar wilde
    • erkek kadını, kadın kendisini yakalayıncaya kadar kovalar. // marcel achard
    • erkek; otelde ev, ev de otel havası isteyen saygısız bir yaratıktır.? // ann ames
    • erkekler büyüyüp olgunlaşmaz, yalnızca boyları uzar. // // leo rusten
    • erkekler çalışmalı, kadınlar ağlamalı. // charles kingsley
    • erkekler daima yattıkları kadınları sevmezler. sevdikleri kadınlarla da yatmazlar. // // diderot
    • erkekler güzel şeyleri söylemeyi bırakın ca, onları artık düşünemez de olurlar. // oscar wilde
    • erkekler hayatlarının devresinde, evlerinin tam hâkimidirler. o da doğdukları günden, üç yaşına kadar oldukları zamandır. // gaston paces
    • erkekler hiçbir zaman değişmezler, bu onların hayatlarında ki faciadır. kadınlar her zaman değişirler, bu da onların faciasıdır. // g.verga
    • erkekler; kadına istediklerini söylerler, kadınlar ise erkeklere istediklerini yaparlar. // de segur
    • erkekler kadınlara boyun eğdikleri zaman, helak olurlar. // hz.muhammed
    • erkekler kadınların bütün düşündüklerini bilselerdi, şimdikinden yirmi kat daha atılgan olurlardı. // selma lagerlöf
    • erkekler kuş gibidir, çok sıkarsanız boğulur, bırakırsanız uçar. // edmund burke
    • erkekler külotlu çoraba benzerler, zorlarsan kaçarlar. // edmund burke
    • erkekler otelde ev, evde otel havası isteyen yaratıklardır. // brillat savarin
    • erkekler sevdiklerini, kendilerinin seçtiklerini sanırlar. aslında seçende, seçilende kadındır. // alphonse karr
    • erkekler üç gün içinde genç bir kızdan, bir konuktan ve yağmurlu havadan bıkarlar. // b.franklin
    • erkekler yarım düzine plağı bulunan bir gramofon gibidirler. kısa sürede bu plakların tümünden bıkarsınız; ama bir konuk geldiğinde, masada oturup onları bir daha dinlemek zorunda kalırsınız. // b.shaw
    • erkekler yasaları, kadınlar davranışları meydana getirir. // de segur
    • erkekler yaşlanır, kadınlarsa değişir. // goethe
    • erkeklerin aklı ev kadını arar, ama kalbi ve hayal gücü, başka özellikler peşindedir. // goethe
    • erkeklerin en soylusu, kadınlara; hak ve merhametle, çocuklara koruyucu ve şefkatle davranandır. // hz.muhammed
    • erkeklerin, erkekliğinin en yüce olduğu yer, yanında bir kadın olduğu zamandır. // g.greene
    • evli erkekler bekârlardan daha uzun yaşarlar, ancak evli erkekler ölümü daha çok arzularlar. // // landor
    • evli erkekler, her yeni damadı sevinçle seyrederler. tıpkı ormanda yeni yakalanıp getirilen genç bir aslanı seyreden, kıdemli sirk aslanı gibi. // mark twain
    • iki karısı olan erkek, iki ateş arasında kalmış gibidir. hangi tarafa sokulsa yanar. // arap özdeyişi
    • kadın hareketinden övgüyle söz eden bir erkeğe karşı, her zaman temkinli olun; işinden kovulmak üzeredir. // erica jong
    • kadınlaşan bu dünyada, erkek seslere muhtacız. // fethi gümuhlıoğlu

    erken

    • erken gelmek de, vaktinde gelmemektir. // akif cemil
    • erken kalkan geç yatan, kaybettiği mala yeniden kavuşur. // // j.g.heider
    • erken yatan, erken kalkan, erken evlenen aldanmaz. // mektupçu agah
    • erken yatmak, erken kalkmak; bir insanı sıhhatli, zengin ve becerikli yapar. // b.franklin

    eser-yapı

    • ayrı ayrı olanlarla değil, omuz omuza verenlerle kurulur yapı. // m.selahattin şimşek
    • beni ilgilendiren şey eser değil, eserin nasıl yapıldığıdır. // paul valéry
    • bir anlamı olan en kaba eseri, anlamsız kuru kalabalıktan üstün tutarım. bu yapıda, konan her süsün bir amacı olmalıdır. // ruskin
    • bir insanın eseri; sözünü, gölgede bırakacak güzellikte ise o mükemmel insandır. eğer sözü; eserini gölgede bırakacak derecede ise, o bir gevezedir. // j.dos passos
    • bir şeyi halledip bitirmeden veya bir eseri anlayarak okuyup tamamlamadan diğerine başlamak unutkanlığa sebep olabilir. // andersen
    • büyük eserler çalışmak için değil, sabırla yaratılır. // // don thoreau
    • doğa eserleri niçin bu kadar mükemmel dir? çünkü her eser, bir bütündür. // buffon
    • edebi eserler, inceleme metotlarına göre cevap verirler. // m.kaplan
    • en yüce eser; gerçekle, insanoğlunun bu gerçeği reddedişini dengeleyen eserdir. // albert camus
    • eser, ustasını aşamaz. hâlbuki materyalist, mükemmeli noksanla izaha çalışıyor. // ömer sevinçgül
    • eserde, yorgunluklar içine hapsedilmiş sonsuzluklar bulunmalıdır. // gürbüz azak
    • eserlerim sayesinde, ölümsüz olmak istemiyorum. ölmeyerek, ölümsüz olmak istiyorum. // woody allen
    • gerçek bir sanat eseri, yalnız ilahi olgunluğun gölgesidir. // michelangelo
    • gerçek sanat eserleri, bir medeniyeti sonra ki nesillere anlatan tanıklardır. // e.g.benite
    • herkes eseri kadar yaşar. // ibrahim olcaytu
    • ısmarlama üstün eser olmaz. // a.malraux
    • kendini kuru sözle değil; işle, eserle anlat. // montaigne
    • okuduğunuz eser sizi fikren yükseltir, içinizi iyi ve mert duygularla doldurursa, onun hakkında karar vermek için bu duygu yeterlidir. // a.pope
    • öldükten sonra unutulmamak isterse niz; ya okumaya değer şeyler yazın, ya da yazılmaya değer şeyler yapın. // b.franklin
    • öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız. // hz.ali

    eski (-lik)

    • beğenilen şeyler ya yeni, ya da gerçekten yüksektir. // hollanda özdeyişi
    • eski başkadır, eskimiş başkadır. nice eskiler var ki hiç eskimez. // namık kemal
    • eski libas gibi aşığın gönlü, söküldükten sonra dikilmez imiş. // seyranî
    • eski odunu yakın, eski arkadaşlara güvenin, eski eserleri okuyun. // f.bacon
    • eski yıkılır, zaman değişir, kalan harabelerden yeni hayat doğar. // schiller
    • eskiden iyilik yaparlardı, söylemezlerdi. sonra hem yapmaya hem de söylemeye başladılar, şimdi ise yalnız söylüyorlar. // ömer bin hâris
    • eskileri takip için onların ayak izlerini arama, aradığın onların aradıkları olsun. // basho


    • eskimeyenin peşinden giden, hep yeni kalır. // ali suad
    • eskiyi bizim üstümüzde görmek isteriz ama bizden sonraki kuşağı değil. // goethe
    • ne kadar değişirsek değişelim, yapacağımız her yeni şeyde bu memleketin kendisinden gelen bir damga olacaktır. // a.hamdi tanpınar

    eşek

    • ancak toz duman dindikten sonra, bindiğinin eşek mi, at mı olduğunu anlarsın. // fethullah gülen
    • canlılar arasında eşekten daha kendinden emin, daha vurdumduymaz, daha içine kapalı, daha ciddi, daha ağır başlı olanı var mıdır? // // montaigne
    • derler ki, yük altında bir eşek kalır. // salburcuoğlu
    • eğer üç kişi sizin eşek olduğunuzu söylüyorsa, bir semer kuşanın. // ispanyol özdeyişi
    • eşeğe fazla sokulan, çifte yemeye hazır olsun. // // yalnız adam
    • eşeğe giydirsen nakışlı bir çul, at olmaz, huyunca zırlar demişler. // mevcî
    • eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder. // // mevlâna
    • eşeği kulaklarından, deliyi konuşmaların dan anlarım. // parnier
    • eşeği mektep müdürü yapan dershanelerin, ahıra döndüğünde şikâyet etmemelidir. // cenap şahabettin
    • eşekler anırmaya başladığı zaman, bülbüllerin sesini duyamazsınız. // selahattin ertürk
    • eşekler kulaklarından, aptallar yüzlerinden, çılgınlar sözlerinden tanınır. // channing
    • eşekler; samana sahip olmayı, altına sahip olmaktan çok severler. // herakleitos
    • eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir. // mevlâna


    • nice yürük atlar yollarda kalmışken, topal eşek sağ salim konağa ulaşır. // şeyh sadi

    eşit-eşitlik

    • allah’tan korkun ve çocuklarınızın arasını (ihsanda hatta sevmede bile) eşit tutun. // hz.muhammed
    • arkamda yürüme, ben öncün olmayabi lirim. önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. yanımda yürü, böylece ikimiz eşit olabiliriz. // kızılderili özdeyişi
    • eşit haklar edinmiş kadınlar, oltadan kaçıp kurtulmak için karaya vurmuş balıklara benzerler. balıkçıların en tembeli bile, ölü balık tutmaz. // karl kraus
    • eşitliğin, tabiatın bir kanunu olduğu doğru değildir. çünkü tabiat, eşitliğin ne olduğunu bilmez. onun en yüce kanunu, bağımsızlıktır. kanunlar bile insanı, doğa karşısında eşit kılamaz. // vauvenargues
    • eşitlik arayan mezara gitmeli. // alman özdeyişi
    • eşitlik! evet, kavramı anlıyorum ama örnek bulamıyorum. // g.h.supergeon
    • huzuruna gelen herkese hürmet edip, eşit muamele yap. ta ki zayıf senin adaletinden ümitsizliğe düşmesin. kuvvetli de, hak etmediği bir nimeti elde etme hayaline kapılmasın. // hz.ömer

    eşya

    • bir iplikle kumaş, bir ağaçla orman olmaz. bir evin lambası, iki evi aydınlatmaz. // çin özdeyişi
    • bir kabın içi ile dışı aynıdır. // hz.isa
    • bir kıldan fırça, bir tüyden yatak olmaz. // seneca
    • bir şirket kurmak, ipte yürümeye benzer. sadece tüm dikkatinizi verip konsantre olursanız, karşı tarafa geçebilirsiniz. // james bernstein
    • boş çuvalın dik durması zordur. // b.franklin
    • boş kap, dolu fıçıdan daha çok ses çıkarır. // john lyly
    • bir masa, dünyayı gözlemlemek için tehlikeli bir yerdir. // john le carré
    • en nihayet kalır ucu elinde, ulularla çekişirsen urganı. // salburcuoğlu
    • her şey eşyanın hâliki elinden çıkarken iyidir. her şey insanın elinde soysuzlaşır. // j.j.rousseau
    • iyi bir çömlekte, kötü yemek de pişer.
    anonim // e.larretta // • kopan bir ip eklenebilir ama arada daima bir düğüm kalır. // john keats
    • kundak, bir gün öleceklerin sarıldığı kefen; kefen, bir gün doğacakların sarıldığı kundaktır. // cenap şahabettin
    • sırma renginde pislik, dünyanın süsü püsü; bende tek aziz eşya, annemin başörtüsü. // n.f.kısakürek
    • sopayla kilime vuran, kilimi dövmez, tozlarını silker. // mevlâna
    • testi, taştan korkar. // mevlâna
    • testinin içinde ne varsa, dışına o sızar. // mevlâna

    etki-tepki

    • bu zamanda lisan-ı hâl, lisan-ı kâlden daha tesirlidir. // b.said-i nursî
    • dünya tarihinde ki her muhteşem ve etkili anda, adanmışlığın zaferini görürsünüz. // emerson
    • etkili olan her şey sayılamaz. sayılabilen her şey etkili olamaz. // a.ainstein
    • herkesin iyi kötü bir etkisi vardır. // h.w.beecher
    • insanı etkilemenin yolu, onun ne istediği hakkında konuşup, nasıl elde edileceğini göstermektir. // // peyami safa
    • insanın bıraktığı her etki, bir düşman yaratır. // oscar wilde
    • insanları etkileme çabaları, banka hesaplarına benzer; ne kadar az kullanılırsa, o kadar artar. // andrew young
    • tepki; kavramlara olan uzaklık, tabiata olan yakınlıktan kaynaklanır. // a.f.y.
    • tepkisiz olmak; ortaya hiçbir şey koymamak değil, yeri zamanı gelince gereğini yapmaktır. // a.f.y.
    • tesiri olmayan yerde, doğru söylemenin faydası olmaz. // // hz.ömer
    • sen tepkilerini kontrol edemezsen, tepkilerin hayatını kontrol eder. // shelley
    • ufak şeyler, ufak beyinli insanları etkiler. // b.disraeli

    ev

    • bir kartalın semada gerek aşiyanesi. // a.hamid tarhan
    • bir kimsenin kaçan bir zevk, ya da yoksulluk; bir başkasının evine koşup gider. // sofokles
    • bir kuşa yeten yuva, iki kuşa da yeter. // portekiz özdeyişi
    • boş evden ölü çıkmaz. // fin özdeyişi
    • erkeğin evi, onun savaş alanıdır. // m.peter
    • ev, ancak içinde oturanlarla ev olur. // thomas hood
    • ev bir kez bittikten sonra duvarcı unutulur. // hint özdeyişi
    • ev, içine kralın bile giremeyeceği bir kaledir. // // emerson
    • ev, kalbin olduğu yerdedir. // pliny
    • evi; insanın zindanı değil, sarayı olmalıdır. // elsie robinson
    • evin kıymeti ancak, akşam olunca anlaşılır. // goethe
    • evin kristalden ise, sakın kimsenin camına taş atma! // fethullah gülen
    • evinden çıkarken, kendine ne yapacağını ve geldiğin zaman da ne yaptığını sor. // cleobul
    • evine geri dönene, eşik yüksek gelir. // aleksis kivi
    • evinizin eşiğini temizlemeden, komşu nun damındaki karlardan yıkanmayınız. // konfüçyus
    • evler bakmak için değil, oturmak için yapılmıştır. // f.bacon


    • geniş mesken, dürüst komşu ve rahat binek; insanın saadetindendir. // hz.muhammed
    • herkese karşı tatlı ve uysal olmaya dikkat ediniz. bilhassa evinizde. // françois de sales
    • içinde çocukların bulunmadığı evde, bereket yoktur. // hz.muhammed
    • içinde kadın sesi yükselen eve, şenlik kapılarını kapa. // // şeyh sadi
    • insan aradığını bulmak için dünyayı dolaşır; bulduğunu anlayınca da evine döner. // george moore
    • insanın evi, gönlünün bağlı olduğu yerdir. // napoleon
    • ister kral, ister köylü olsun, dünyada en mutlu insan evinde huzuru olandır. // goethe
    • isteyiciyi boş çeviren eve, bir hafta melekler uğramaz. // hz.isa
    • kendi evini yapamıyorsan, bir yapana taş taşı. // hint özdeyişi
    • misafir gelmeyen evler, yıkılsa daha iyi. // dede korkut
    • oturma odası, insanlığın ortaokuludur. doğru veya yanlış bir yaşamın temeli burada atılır. // pestalozzi
    • oturma yerlerinin en hayırlısı, en geniş olanıdır. // // hz.muhammed
    • oturmak için bir eve taşınanlar, arka daşlarına birer meyhane açmış olurlar. // george n.douglas
    • yuva; insanın zindanı değil, sarayı olmalıdır. // elsie robinson
    • yüksek ve sağlam evlere sığınan çok malikler, sonunda perişan hale düştüler, veballeriyle kabre indiler. // hz.ali

    evet-hayır

    • “evet” belayı uzaklaştırır, “hayır” nimetleri yok eder. // kendî
    • hayır demek kolaydır, çünkü evet denilince yapılacak iş çıkacaktır. // seifridge
    • hep evet dersek, hayır demeyi unuturuz. // r.necdet evrimer
    evlat-oğul

    • evladını hangi asla atacağına dikkat et, çünkü damar aslına çeker. // hz.ömer
    • evlat kokusu, cennet kokusudur. // hz.muhammed
    • evlatlarını sevmeyen babalar olabilir, ama torununu çıldırasıya sevmeyen dede olamaz. // victor hugo
    • kız dediğin istanbul gibi olmalı; fethi zor, fatihi tek. // cahit kulebi
    • külden tepe, damattan oğul olmaz. // dede korkut
    • oğlunu istediğin zaman, kızını istediği zaman evlendir. // ispanyol özdeyişi
    • oğlunu metheden baba, kendini övmüş olur. // çin özdeyişi
    • oğlunun mutluluk ve şerefinin nerede kalbiyle sezemeyen bir kadının kalbi yoktur. // tolstoy
    • üvey evlât olduğu gibi, üvey ahbap da vardır. // mektupçu agâh

    evlenme-evlilik

    • akıllıca bir evlilik yapmak istiyorsan, kendi denginle evlen. // ovidius
    • art arta gelen iki gecenin verdiği zevkler arasında ki farkı anlamayan bir erkek, çok erken evlenmiş demektir. // h. de balzac
    • bekâr erkekler, kadınlar hakkında evli erkeklerden daha çok şey bilirler. eğer bilmeselerdi, onlarda evlenmiş olurdu. // h.l.mencken
    • benim düşünebildiğim en mutlu evlilik, sağır bir erkekle kör bir kadının evlenmesidir. //
    calvin coloridge
    • bir erkekle evlenmek, uzun süredir vitrinde gözünüze takılmış bir şeyi satın almaya benzer. çok hoşunuza gider ama eve gelir gelmez, evde ki hiçbir şeye uymadığını fark edersiniz. // jean kerr
    • bir evliliğin geleceği, ilk gecenin sabahında belli olur. // h.de balzac


    • bir gamzeye âşık olan nice erkekler, bütün kadınla evlenmek hatasına kurban olmuşlardır. //
    wochenend
    • bir kadın tekrar evlenirse, bu ilk kocasından nefret ettiği içindir. bir erkek tekrar evlenirse, bu da ilk karısına taptığı içindir. // oscar wilde
    • bir kere evlenmek ödev, iki kere evlenmek eğlence, üç kere evlenmek çılgınlıktır. // hollanda özdeyişi
    • bütün trajediler ölümle biter, bütün komediler evlilikle. // // lord byron
    • en tatlısı da olsa, her evlilik bir zincirdir. // c.de harleville
    • erkek evlendiğinin ertesi günü, kendini yedi yaş daha kocamış bulur. // f.bacon
    • erkek evlenene kadar eksik bir erkektir ve evlendiğinde artık bitmiştir. // zsa zsa gabor
    • erkekler kendilerini yorgun hissettikleri için, kadınlar ise meraktan evlenirler. ikisi de hayal kırıklığına uğrar. // oscar wilde
    • evlendikten sonra karınızın sizinle nasıl konuşacağını öğrenmek isterseniz, şimdi erkek kardeşiyle nasıl konuştuğuna bakın. // g.j.nathau
    • evlenirken kör olanın, evlendikten sonra gözleri açılır. // // jackie gleason
    • evlenme boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı, bir tek nikâh sağlam kalmazdı. // dostoyevski
    • evlenme davaya benzer; mutlaka memnun olmayan bir taraf vardır. // h.de balzac
    • evlenme; kadının saadet, bedbahtlık adına oynadığı oyundur. // ahmet rasim
    • evlenme, uzun bir pazarlıktır. // macar özdeyişi
    • evlenmenin iyisi olur ama nefisi olmaz. // la rochefoucauld
    • evlenmeyen insan, tatlı bir hayali incitmeden mezara kadar götürür. // r.necdet kestelli
    • evliliğin birinci yılında erkek konuşur kadın dinler, ikinci yılında kadın konuşur erkek dinler, üçüncü yılında ikisi de konuşur komşular dinler. // daniel defoe


    • evliliğin, her şeyi kemiren bir canavarla bıkıp usanmadan boğuşması gerekir; alışkanlık. // h.de balzac
    • evlilik, aşkın mezarıdır. // stendhal
    • evlilik; başlangıçta bir umut, sonunda bir deneydir. // // baraccio
    • evlilik, bekârların özlediği ve dulların kaçtığı bir şeydir. // f.k.knowles
    • evlilik bir kale gibidir. dışarıdakiler oraya girmek için, içerdekiler de çıkmak için uğraşır dururlar. // çin özdeyişi
    • evlilik denilen şey, tıpkı fare kapanına benzer. içindekiler dışarı çıkmak için çabalar, dışındakiler de dört dönerler içeri girmek için. // giovanni verga
    • evlilik; en güç sanattır, oysa biz onu ne kolay başarırız. // victor hugo
    • evlilik; erkeklerin hürriyetlerini, kadınların da mutluluklarını ortaya koyduğu bir kumardır. // mme de rieux
    • evlilik; fırtınalı bir denizse, bekârlık da bulanık bir bataklıktır. // ingiliz özdeyişi
    • evlilik, geleneksel olarak kadınlara su nulmuş tek gelecektir. bir kadın ya evli dir ya da bir zamanlar evlilik geçirmiştir, ya da evli olmadığı için acı çekiyordur. // simone de beauvoir
    • evlilik hayatında ara sıra kavga etmelidir, çünkü insanlar birbirlerini ancak böyle anlarlar. // goethe
    • evlilik, hiçbir pusulanın işlemediği, derin bir okyanustur. // heinrich heine
    • evlilik, iki kişilik yalnızlıktır. // özdemir asaf
    • evlilik, ilk bölümünde kahramanın öldüğü bir aşk romanıdır. // g.k.chersternon
    • evlilik hayatında iyi bir kadın, iyi bir kocadan fazla takdire layıktır. // tacitius
    • evlilik, kutsallık veren aşktır. // tolstoy
    • evlilik; üstünde bütün kadınların anlaştığı, bütün erkeklerin anlaşamadığı bir konudur. // oscar wilde

    • evlilik ya insanın başına taç, ya boynuna ip olur. // // benjamin west
    • evlilik, yazı tura atmaya benzer. yazı gelirse kadın kazanır, tura gelirse erkek kaybeder. // danimarka özdeyişi
    • evlilikte aşk varsa alışkanlık onu öldürür, yoksa yaratabilir. // a.dumas
    • evlilikte başarı, yalnız aradığı kişiyi bulmakla değil, aynı zamanda aranan kişi olmaktır. // // foster wood
    • her kadın evlenmeli, hiçbir erkek evlenmemelidir. // // b.disraeli
    • iyi bir kadınla evlenmek fırtınada sakin bir liman, kötü bir kadınla evlenmek ise sakin bir limanda fırtınadır. // j.petit senney
    • iyi ki erkek değilim; yoksa bir erkekle evlenmek zorunda kalacaktım. // mme de stael
    • izdivaca mukavemet eden aşk, hiçbir zaman yıpranmaz. // cenap şahabettin
    • izdivaç kolay iş değil, fakat imtizaç ondan daha güçtür. // a.hamid tarhan
    • kadın dört huyu için nikâhlanır; malı, asaleti, güzelliği ve dindarlığı için. sen, dindar olanı seç. // hz.muhammed
    • kadın evlenmeden önce, erkek evlendikten sonra ağlar. // polonya özdeyişi
    • kadınlar, sevdikleri adamlarla değil, seven adamlarla evlenmelidirler. // arap özdeyişi
    • kesinlikle evlen!.karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun. // sokrates
    • kızın iyi bir evlilik yaparsa bir oğul kazanırsın, yoksa kızını kaybedersin. // g.b.shaw
    • mesut bir evlilik; kısa gibi gelen, uzun bir konuşmaya benzer. // vergilius
    • mesut bir evlilik; samimi bir el sıkışına benzer, iki tarafta aynı kuvvettedir. // daniel defoe
    • niye evlenecekmişim ki? evlenirsem başıma gelecek en iyi şey boynuzlanma maktır ki, evlenmezsem bunu çok daha emin yollardan elde edebilirim. // s.chamfort
    • sevmeden evlenmek, inanmadan ibadet etmek gibi alçakça bir iştir. // anton çehov
    • uygunsuz bir evlenmeyi ahenkleştirmek için, altından anahtarla akort yapmak gerektir. // // beaumarchais
    • yeryüzünde sanatların en incesi, evliliktir. // r.fock

    eylem

    • başarılı eylemler gerçekleştirebilmek için, hiçbir şey kararlı bir zihin ve tükenmeyen bir enerjinin birleşiminden daha kullanışlı olamaz. // h.f.amiel
    • düzensiz bir eylem, düzenli bir eylemsizlikten daha iyidir. // weick
    • eylem olmadı mı, vizyon bir rüyadır. vizyon olmadan eylem ise zaman geçirmektir. eyleme sahip bir vizyon, dünyayı değiştirebilir. // joel barker
    • eylemden uzak soyut planlama, olmayan bir dünyanın zihinde hayal edilmesi gibidir. // wheatley
    • eylemle sonuçlanmamış bir fikir, pek bir şey ifade etmez. bir düşünce eseri olmayan eylemlerde bundan farklı değildir. // georges bernanos
    • eylemler, teorilerin çözemeyeceği şüpheleri silecektir. // tehyi hsieh
    • geç kalınmış eylemler, korkunç eksikliklere sebep olur. // c.c.colton
    • insan hayatında ki en iyi şey; çalışan, yaratıcı olan şeydir. inanın, başarmayı çok seviyorum... fakat gerçek ruhsal ve duygusal heyecan eylemdedir. // garson kanin
    • insanoğlunun içinde uyuyan güçler var dır. kendisi bile şaşırır. çünkü bu güçle re sahip olduğu aklından bile geçmez. bu güçleri uyandırıp eyleme geçebilirse, o kişinin hayatında büyük bir devrim olurdu. // swette marden
    • nazik ve sevgi dolu bir eylem, kendi başına ödüldür. // w.j.bennett
    • yan etkisi olmayan eylem, yoktur. // barry commoner


    fazilet-erdem

    • ben erdemden başka, zenginlik tanımıyorum. // ibn-i sina
    • bir insanın fazileti, tehlike anında belli olur. // schiller
    • çılgınlıklarımızın faturasını kendimiz öderiz. erdemlerimiz için ücreti, başkaları ödesin. // goethe
    • çocuklarınızın mutlu olmasını istiyorsanız, onlara erdemli olmayı öğretiniz. // beethoven
    • dünyada işlenen kötülüklerin hepsi de, erdemler adına işlenir. // g.bernard shaw
    • elinden geleni yapmak vazifedir, yapmamak suç. elinden daha fazla şey gelmesi için çalışmak ise fazilettir. // ahmet selim
    • erdem; adaletin, bilgeliğin, cesaretin buyruklarını yerine getirmektir. // lukianos,samsatlı
    • erdem, altından daha değerlidir. // horatius
    • erdem, bir insan için su ve ateşten de önemlidir. ben ateş ve su içinde ölen insanlar gördüm, ama erdem içinde ölenleri görmedim. // // konfüçyus
    • erdem, bir kadın için en büyük armağandır. // g.moore
    • erdem ezilip berelendikçe, kokusu daha güzelleşen şeylere benzer. // f.bacon
    • erdem ile mutluluk, anne ile kızı gibidir. // b.franklin
    • erdem, irsi değildir. // thomas paine
    • erdem; iyi sandığımız şeyleri, işlemekte gösterdiğimiz karar ve dirençten ibarettir. // descartes
    • erdem, iyilik sözünü dillerine en çok dolamış olanlar, kalplerinde en az erdem olan adamlardır. // o.goldsmith
    • erdem, kendi kendisiyle yetinir; ne kurallara başvurur, ne laflara, ne de gösterişlere.. // tibullus
    • erdem kılığına girmemiş, ondan destek almamış kötülük var mı? // la bruyére
    • erdem, kötülüğe karşı sabırlı olmaktır. // cleobul
    • erdem, menfaatlerin çarpıştığı yerde meydana çıkar. // // m.morgan
    • erdem, mutsuzlukla kazanılır. // chateaubriand
    • erdem ne sade, ne kadar alçak gönüllü, ne kadar gösteriş düşmanı olursa, o kadar saygı görür. // fénelon
    • erdem, sâridir. // charles dickens
    • erdem söz konusu olduğu zaman, onu bilmek yeterli değildir. ona sahip olmak ve yaşamak da gerekir. // aristoteles
    • erdem, toplum çıkarını kişisel çıkarın üstünde tutmaktır. // g.martin
    • erdem uğrunda ölen kimse, yok olmaz. // eflatun
    • erdem uzaklarda, ta uzaklardadır, ona götüren yol uzundur, diktir, çetindir; kan ter içinde kalmadan çıkılmaz o yol. // hesiodos
    • erdem, yaşlanmaz. // george herbert
    • erdemi olmayan insan; hayvanların en kirlisi, en vahşisi, en muhteris ve en doymak bilmez olanıdır. // aristoteles
    • erdemi öğrenen, onu terk edemez. // eflatun
    • erdemi yaratan, kanaattir. // ernest renan
    • erdemin armağanı, onurdur. // cicero
    • erdemin başı, çalışmaktır. // ıı.friedrich
    • erdemin en büyüğü, seninle ilişkilerini kesene iyilik etmen, senden esirgeyene vermen, sana kötülük edeni bağışlayıp, dost elini uzatmandır. // hz.muhammed
    • erdemin kemali demek olan adalet ancak gerçekten, mutluluk ise ancak adaletten doğar. // // emile zola
    • erdemin kendisi bile iftiradan kurtulmuş değildir. // w.shakespeare
    • erdemin ölçüsü, tüzedir. // ilhan selçuk
    • erdemin tek armağanı, yine erdemdir. // emerson
    • erdemini yıkamadığın düşmanının, yenilgisinden emin olmamalısın. // cenap şahabettin

    • erdemli olmak güzel şeydir, fakat erdemli olmayı başkalarına öğretmek daha da güzeldir, hem de daha kolay. // mark twain
    • erdemli olmak, keskin bir kılıca oturmak kadar güçtür. // // bhartrihari
    • erdemli olmayan kimseler; uzun zaman yoksulluğa, sıkıntıya ve eğlenceye karşı koyamazlar. erdem, erdem içinde yer alır. // konfüçyus
    • erdemli olmayan zengin kadar, nefret edilecek kimse yoktur. // a.rivarol
    • erdemli olmayı göze al, bu yola gir; iyi yaşamayı sonraya bırakan, yolunda bir ırmağa rastlayıp da akıp geçmesini bekleyen köylüye benzer; ırmak, hiç durmadan akıp gidecektir. // horatius
    • erdemsiz mutluluk olmayacağını hatırla. // voltaire
    • erdemsiz mutluluk, olmaz. // aristoteles
    • erkeğin ziyneti, faziletidir. // mektupçu agah
    • fakirliğe büründü mü fazileti, kim arar kim sorar. // // ugo foscolo
    • fazilet, cemiyet menfaatini şahsi menfaatin üstünde tutmaktır. // montesquieu
    • fazilet, fenalığa karşı paratöner görevi yapar. // // horace mann
    • fazilet insanın içini, zenginlik ise odasını süsler. // // a.muhip dranas
    • fazilet, iyiyi elde etme gücüdür. // eflâtun
    • fazilet kazanmak zor, rezilliğe inmek kolaydır. // hz.ali
    • fazilet, menfaatlerin çarpıştığı yerde meydana çıkar. // // m.morgan
    • fazilet, ruhun güzelliğidir. // sokrates
    • fazilet sahibinin kıymetini ancak fazilet sahibi olanlar belirler. // // hz.ali
    • fazilet sahipleri, faziletlerinin tahkir edildiğinden değil, taklit edilmediğinden incinirler. // ibrahim olcaytu
    • fazilete giden kapıyı açmak güçtür. // çin özdeyişi

    • fazilet ve hüner kavramlarına bağlı kalırsan, sana mevkiler yaraşır. çalış; kişinin yüceliği mansıpla olmaz, belki kişinin himmeti sayesinde yücelir. // molla câmî
    • fazileti hiçbir zaman altınla değişmeyeceğiz. // solon
    • faziletin kendinden başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; insanı ömrü boyunca sevimli, öldükten sonra hatırlanmaya değer yapar. // imam şarani
    • faziletler alışkanlık haline gelince, saadet doğar. // // ibn-i sina
    • faziletli olan ve faziletleri bakımından birbirine benzeyen insanlar arasındaki dostluk, mükemmel bir dostluktur. // aristoteles
    • gelecek kuşak için planlarımızı yaparken, unutmayalım ki, erdem kalıtsal değildir. // thomas paine
    • gerçek akıl nerede ise, gerçek erdem oradadır. // // homeros
    • gerçek fazilet nedir, bilir misiniz? kendini beğenmemek, yaptıkları yeter bulmamaktır. // plautus
    • gerçek nimetler, ancak faziletlerdir. // tacitus
    • gerçekten erdemli olan bir kimse, başkalarını sevebilir veya onlardan nefret edebilir. // konfüçyus
    • güçlükleri yenmeyi birinci ödevi olarak kabul eden ve ödülü sonraya bırakan kimseye, “erdemli” denir. // konfüçyus
    • halifelerin fazilet ve üstünlükleri, hilafet sıralarına göredir. hakiki fazilet, allah katında ki fazilettir. // imam gazali
    • hayatta göreceğiniz iş ne olursa olsun, erdem olmayınca, elde edeceğiniz her şeyin, yapacağınız her işin sonunda, utanç ve kötülük vardır. // eflatun
    • her erdem, tecrübe anına kadar; lekesizdir. // schiller
    • herkesle arkadaşlık yapın, ama yalnız erdemlilerle dostluk kurun. // konfüçyus


    • hiçbir nefsin günahı yoktur ki, dış yüzünde erdem, iddialı erdem bulunmasın. // w.shakespeare
    • hiçbir şey, erdem kadar sevimli değildir. // cicero
    • insan, fazileti bildikten sonra tersini yapamaz. // // eflatun
    • insanın en büyük amacı, insan olmaktır. onunda yolu, erdemden geçer. // scheper
    • insanın gerçek soyluluğu; erdemden gelir, doğuştan değil. // epiktetos
    • insanlar her zaman, her yerde acıkmışlardır. ama her zaman, her yerde erdemli olamamışlardır. // sokrates
    • insanlar kendilerinde olan faziletlerinden pek az, fakat kendilerinde bulunmayan- lardan da o nispette çok bahsederler. // lessing
    • insel erdem, insanlığı sevmekle olanaklıdır. bu sevgi hissi, aileden, toplumdan, hükümete dek karşılıklı olarak uzamalıdır. // konfüçyus
    • iyi günde gösterilecek fazilet itidal, kötü günde ise sabırdır. // f.bacon
    • iyi insanın serveti, faziletidir. // şûdreka
    • kendilerinden çok bahsedildiği halde, erdem ve para kadar; seyrek görülen daha iki şey yoktur. // c.c.colton
    • kim erdemli ve doğru ise, o mutludur. // eflatun
    • kişi yoktur ki, kendinde temel erdemlerden hiç değilse bir tanesini vehmetmesin. //
    s.fitzgerald
    • kötü huy; belayı çağırır, kaplumbağanın zehiri çekmesi gibi. erdem, göğün altında şifalı bir muska gibi en sağlıklı atmosferi çevremizde tutar. // goethe
    • mutlu bir hayata, ancak erdem yolundan ulaşılabilir. // // juvenalis
    • ordu için ağırlığı ne ise, erdem içinde servet odur. atılmaz, geride bırakılmaz. // f.bacon
    • sadece düşmanını yenen değil, heveslerine hâkim olan da erdemini göstermiş olur. //
    demokritos
    • sakın fazilet elbisesini üzerinden çıkarma. o zaman küçük mahlûk bile seni ezmeye gelir ve ezer. // mevlâna
    • sakin ve mutlu hayata ancak fazilet yolundan varılabilir. // juvenalis
    • yaşamanın amacı, erdemdir. erdem ise, iyilik çabasıdır. // // sokrates
    • yeryüzünde yegane solmayan çiçek, erdemdir. // // w.cowper

    fare

    • bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin batmamasını bir türlü affedemezler. // // w.brudzinski
    • dünya nimetlerle dolu bir bağ olsa, fare ve yılan, yine toprak yer. // mevlâna
    • hangi kabadayı fare, kedinin boynuna çıngırak takabilir? // dostoyevski
    • önce farenin şerrini defet, sonra buğday biriktirmeye çalış. // mevlâna
    • tek deliği olan fare, tez tutulur. // george herbert

    fayda-yarar

    • dünyanın en güzel şeyleri, en faydasızlarıdır; tavuslarla, zambakları hatırlayın bir kere. // // ruskin
    • içinden gelmeyeni, dışarıdan verilenin faydası olmaz. // // mevlâna
    • insanlar gerekli olana yetişemedikleri için, yararsız olana heveslenirler. // goethe
    • şimdi yapılmasında yarar olan bir şeyin, bırakılmasında daha büyük yarar vardır. // epiktetos
    • ülkesine yararlı olan, partisine de yararlı olur. // // r.b.hayes
    • yapılmış şeyler üzerine konuşmak gereksizdir. geçmiş şeyleri ayıplamak da faydasızdır. // james howell
    • yapılmış şeyleri, bir daha yapmanın faydası yoktur. // // terence
    • yaradılıştan akıllı değilsen, akıllıyı dinlemen fayda etmez. // p.syrus
    • yararlı ile yararsızı bilenler, bilgi sahibidirler. // // edebali
    • yararsız ve gereksiz şeylerin peşine düşen, yararlıyı elden kaçırır. // hz.ali
    • yeryüzünde faydalı olmak, mutlu olmanın tek yoludur. // h.c.andersen

    fedakar (-lık)

    • devir, fedakârlık devridir. fedakârlıktan bir zarar hâsıl olmaz. // esat coşan
    • insan; katlandığı fedakârlıkları, çektiği ıstıraplar nispetinde sever. // ernest renan

    felaket

    • afetleri en iyi bilen, afetlere düçar olandır. // cüneyd-i bağdadi
    • başımıza gelebilecek felaketleri tahmine çalışmaktansa, uğramış olduğumuz belalara katlanmak için zihin yormak daha iyidir. //
    la rochefoucauld
    • bazen saadette felâket olduğu gibi, felâketten dahi saadet çıkar. // b.said-i nursî
    • büyük felâketler, büyük insanların yetiştiği okuldur. // napoleon
    • dünyada saadet de, felâket de sürekli değildir. // // silvio dellico
    • dünyada sonsuz bir mutluluk yoktur. ne ünlü bir soy, ne ünlü bir güzellik, ne güç kuvvet, ne zenginlik, hiçbir şey bizi felâketten kurtaramaz. // puşkin
    • en iyi dostlarımızın uğradığı felâketlerde, daima pek de hoşumuza gitmez olmayan bir şeyler buluruz. // la rochefoucauld
    • felaket, akıl gözü olanlara açıktır. // ali suad
    • felâket bir ona gider, bir bana. // arkhilokhos
    • felâket, bulaşıcı bir hastalıktır. // dostoyevski
    • felâket; cürmün cezası değil, bizzat kendisidir. // // m.akif ersoy
    • felâket, çoğu kez güle oynaya gelir. // h.de balzac
    • felâket, daima mutluluğu gözler. // lao tzu
    • felâket, gelip çatmadan önce açık veya kapalı bir şekilde geleceğini mutlaka haber verir. // h.de balzac
    • felâket gibi hoca az bulunur. // a.hamid tarhan
    • felâket için karar verebilmek, yarı kurtuluştur. // // pestalozzi
    • felâket içinde, hiçbir dostun yoktur. // euripides
    • felâket, insanın aklını da alır. // stendhal
    • felâket, insanın gerçek mihenk taşıdır. // beaumont&fletcher
    • felâket, insanın korku duygularını uyuşturan en iyi ilaçtır. // thomas hardy
    • felâket, insanları en ziyade ümide sarıldıkları zamanlarda zedelemekten haz alır. // h.ziya uşaklıgil
    • felâket; kabarık dost sayısını sıfıra indirir. // w.shakespeare
    • felâket; küçük ruhluyu imha eder, büyüğü ihya. // mektupçu agâh
    • felâket; ölümlüleri, ezmek için kullanıldığı darbelerini, muhtelif şekiller altında gizler. // euripides
    • felâket saatlerinde hepimiz birer yetim gibiyizdir. // andré paul antoine
    • felâket, yaradılışımızı desteklemeye yarayan bir tılsımdır. // h.de balzac
    • felâket; yüzüne kapı kapansa, bir başka kapıdan sokulmasını bilir. // stefan zweig
    • felâket, zekâyı eğitir. // victor hugo
    • felâkete boyun eğersen, felâket de sana boyun eğer. // // tolstoy
    • felâkete sabredenler, insandır. // m.akif ersoy
    • felâkete uğramışın, gülmesi bile hakarettir. // p.syrus
    • felâketin bir iyiliği varsa, hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır. // h.de balzac
    • felâketler, ayak seslerini duymayanlara geliyorum demez. // m.selahattin şimşek
    • felâketler, genellikle zincirleme gelir. // racine
    • felâketler, hep iyi insanların başına gelir. // voltaire
    • felâketler, insanı yalnız bırakır. // h.de balzac
    • felâketler nadiren tek olarak gelir. // henry fielding
    • felâketlerin başlıca kaynağı, ölçüsüz arzularımızdır. // // diyojen
    • felâketlerin üstünde dimdik oturan insan, soylu ve cesurdur. // napoleon
    • geçmiş bir felâkete üzülmek, bir yenisini davet etmenin en emin yoludur. // w.shakespeare
    • hayatımın çoğu asla gerçekleşmeyen felâketlerle dolu olmuştur. // montaigné
    • hayatta neyin önemli olduğunu keşfetmek için bir felâket beklememek gerekir. // james brown
    • ihtiyat, felâketlerin paratoneridir. // r.necdet kestelli
    • insanın başına nasıl bir felâket gelirse gelsin o, ya aynı gün ya da en çok ertesi gün karnını tıka basa doyuracaktır. // turgenyev
    • insanın kendi felâketine tahammül edebilmesi büyük hünerse, başkalarının felâketini paylaşabilmesi daha büyük bir hünerdir. // // joseph joubert
    • insanların mutluluk kadar, felâkete de ihtiyacı vardır. // dostoyevski
    • iyi gününde sakın aklından çıkarma sende, bilinmez bir felâketin soluğu ensende. // geoffrey chaucer
    • kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir. // joseph joubert
    • metin adama, felâket çarpınca kırılır. // r.necdet evrimer
    • müşterek felâketlerin ıstırabı, azdır. // peyami safa
    • olana razı olmak, herhangi bir felaketin sonucunu önlemeye doğru atılan ilk adımdır. // // william james
    • sizin mutluluğunuzun, başkaları için felâket olmaması nadirdir. // schiller
    felsefe

    • az felsefe; insanı tanrı tanımazlığa, de rinlemesine felsefe de; tanrıya götürür. // f.bacon
    • evrim felsefesini şöyle izah edebiliriz; mektuplar, mürekkeplerin çok uzun süre beklemesiyle yazılmışlardır // alaaddin başar
    • felsefe, aklın sınırlarına işaret eder ve onları sözle çözmeye yarar. // goethe
    • felsefe, bir öğreti değil, bir etkinliktir. // l.wittgenstein
    • felsefe, bir sevinçtir. // afşar timuçin
    • felsefe bizi başkaları için değil, güçlü görünmek için değil, güçlü olmak için yetiştirir. // // montaigné
    • felsefe bulmanın yolu, oyunu aramanın yoludur. // n.fazıl kısakürek
    • felsefe, çıkarsız düşünme sanatıdır. // m.cevdet anday
    • felsefe, düşüncelerin mikroskobudur. // victor hugo
    • felsefe, hiçlikten gelip hiçliğe giden bir yoldur. // // bierce
    • felsefe, içinizde olmayanı size kazan dırmaz. kendi içinde de bir hakikat taşımaz. size sadece içinizde olanı (bir açıdan), tezahür ettirme imkânları sunar. // ahmet selim
    • felsefe, kendimize soru yöneltmeyi öğretir. // m.cevdet anday
    • felsefe, koşulsuz sorgulamadır. // joseph de maistre
    • felsefe; ne olursa olsun yapmaya zorlandığımız görevlerde, cılızlığımızı ve bilgisizliğimizi anlamak ile başlar. // epiktetos
    • felsefe, sanatların en yükseğidir. // eflatun
    • felsefe; sanatların kraliçesi, cennetin kızıdır. // burke
    • felsefe, şüphedir. // // montaigné
    • felsefe yapmak, kendini tartışmak ve kendine açılmaktır. // novalis
    • felsefe yapmak, ölmeyi öğrenmektir. // seneca
    • felsefe; zaruri ve elzem vazifelerde, cılızlığımızı anlamakla başlar. // epiktotes
    • felsefede varılmak istenen amaç değil, seçilen yol önemlidir. // h.ellis
    • felsefenin amacı, erdemdir. // j.g.holland
    • felsefenin büyük gayesi, insana ölmeyi öğretmektir. // // henry fielding
    • felsefenin insanlara, yaşamaya başlarken de, ölüme doğru giderken de söyleyecekleri vardır. // montaigne
    • felsefesiz ahlâk, ahlâksız felsefe olmaz. // novalis
    • felsefeye sarılan kişinin aklı, akılla anla şılabilen şeylere bağlanmış kalmıştır. // mevlâna
    • gerçek felsefe; aklımızı kullandığımız zaman, en kederli hadiseler ile en dokunaklı acılar arasında bile, daima memnun olabileceğimizi öğretir. // descartes
    • insan hangi konuda meyl ederse, felsefeye girmiş olur. // h.ziya ülken
    • insan; her felsefesi ve ilmi görüşün temel mevzuudur. o hesaba katılmadan ne bir felsefe yapmak, ne de ilimlere geçmek mümkün değildir. // alphonse karr
    • insanlar felsefeyi çocukken masaldan, daha sonra kitaplardan, ihtiyarlayınca da arkalarında kalan hayatlarından öğrenebilirler. // kazım taşkent
    • insanoğlunun mutlu olması, yaradılışının felsefesinde hedef alınmamıştır. // s.freud
    • nereden? nereye? neden? nasıl? bütün felsefeyi bu sorular kaplar. // sallust
    • saf ve sağlam kalabilmiş bir ruh, gerçe ğe ulaşmak ihtiyacını duyar. felsefe ise, gerçeğin ülkesinde oturmaktadır. // hegel
    • şaşma felsefenin temeli, soruşturma gelişmesi, bilgisizlik son aşamasıdır. // montaigné
    • yumuşak peynirin olta iğnesinde kullanılacak bir yem olmaması gibi, ılık ve gevşek adamlar da felsefe gerçeklerine uyamazlar. // epiktetos






    fırsat

    • başkalarına yardımcı olmak için elimize büyük fırsatlar her zaman geçmez, ama küçük fırsatlar, her gün çıkar. // theodor fontans
    • bir fırsat için hazır olmak fakat sahip olamamak, sahip olup hazır olamamaktan daha iyidir. // whitney young
    • büyük adamları ortaya çıkaran, biraz da büyük fırsatlardır. // j.j.rousseau
    • büyük işlerde fırsatlar kollamaktan ziyade, önüne çıkan fırsatları değerlendirmek daha doğrudur. // la rochefoucauld
    • değerlendirilmeyen fırsat, değerini kaybeder. // ali suad
    • eğer sürekli işlerin kötüye gideceğini söyleyip duruyorsanız, bir kâhin olarak iyi bir fırsat yakalamışsınız demektir. // isaac singer
    • fırsat, adamın kapısını iki kere çalmaz. // chamfort
    • fırsat çıkmadıkça, kabiliyetler pek az işe yarar. // // napoleon
    • fırsat, herkesin ayağına gelir ama fırsatı değerlendiren azdır. // bulwer lytton
    • fırsat hırsız yapmaz, kendisi en büyük hırsızdır. // // goethe
    • fırsat, kaçıcıdır. // goethe
    • fırsat; nazlı, cilveli bir kadın gibidir. bir kez kapıyı kapalı bulursa, bir daha gelmez. // grillparzer
    • fırsat yakalandıkça çoğalır. // suntzu
    • fırsatı değerlendiren, hayatta muvaffak olur. // ebenr eschenbach
    • fırsatlar çıkmadıkça, kabiliyetler pek az işe yarar. // // fransız özdeyişi
    • fırsatlar, iyi odaklanmış zihinlerin değerlendirilebilmeleri içindir. // louis pasteur
    • fırsatlar, yaz bulutuna benzerler, hemen geçiverirler. // harîrî
    • fırsatların sayısı, onları görecek insan sayısından çok daha fazladır. // thomas edison
    • ilk iliği kaçıran, düğmeleri sonuna kadar ilerleyemez. // // goethe
    • karşınıza bir zorluk çıktı mı, şikâyet etmeyin, aksine allah’a şükredin. çünkü size zekânızı işletmek, güç ve kuvvetinizi göstermek fırsatını vermiştir. // gassion
    • kendini göstermek ve iş görmek için, büyük fırsatlara ihtiyaç yoktur. hangi mevkide olursa olsun, perde arkasında da, perde önünde de, insan kendisini gösterir. // montaigne
    • mahcuba fırsat ver, derhal küstah olur. // cenap şahabettin
    • zamanı kullanmasını bil, elinden kaçmaya bırakma. fırsatın güzelliği, harcamasındandır. solup kuruyuverir derlenmezse anında, fırsatları andıran böyle çiçekler vardır. //
    w.shakespeare

    fil

    • ayağının altında ki karıncanın halini bilmiyorsun. unutma ki, filin ayağı altında sen öylesin. // // şeyh sadi
    • fil olduğundan küçük, bit ise olduğundan büyük çizilir hep. // j.swift

    filozof

    • bir filozof nedir? o, eğer dinlemek istersen seni roma valilerinden daha hür yapabilecek adamdır. // epiktetos
    • bir filozofla, hiçbir iş yapılmaz. // napoleon
    • bütün akıllılar beyaz bir sayfa olsaydı, felsefeciler lekesiz olurdu. // ali suad
    • filozof, doğanın pilotudur. cennete götürmek isterken, cehenneme sürüklüyeverir. // g.b.shaw
    • filozof, hak söze esassız delil; diplomat ise batıl söze muhkem delil getirmeye uğraşır. // m.ikbal
    • filozof, kendisinin karşılaşmadığı sıkıntılar hakkında başkalarına tavsiyelerde bulunan kimsedir. // william r.lewis


    • filozof, kötü insanların yaptıklarından daha çok fenalık bekler. biri bana küfretti, ona beni dövmediği için teşekkür ederim. beni dövdü ise, yaralamadığı için teşekkür ederim. beni yaraladı ise öldürmediği için teşekkür ederim. // // epiktetos
    • filozofların tüm yaşamı, ölüm üstüne düşünmedir. // cicero
    • gerçekten filozof olanlar, hakikatin taharrisi usulünü bilenler ve bunu bizzat tatbik edebilenlerdir. // ziya gökalp
    • ne pahasına olursa olsun, evlenin. karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz, yok fena çıkarsa o zaman filozof olursunuz. // sokrates
    • sen konuşma; herkes seni filozof sansın. // latin özdeyişi
    • var olana erişmeyi becerebilmiş filozoflar, hiçbir zaman değiştirmedikleri yaşam koşullarıyla yaşayanlardır. // eflatun

    fiyat

    • gönlünden fahişelik geçmeye görsün, her kadının ucuz-pahalı bir fiyatı vardır. // dinç tayanç
    • her şeye fiyat biçen, kendine fiyat biçmektedir. // // c.morgenstern
    • herkes fiyatları indirebilir, kolaysa başka bir yol düşünür. // p.d.armour
    • istediğini değil, sana gerekeni al. istemediğin şeyin fiyatı, pek az bile olsa yine senin için pahalıdır. // csatho
    • kristalin bedelini göze almayan, onunla oynamasın. // dr.ivy
    • ucuz adam, pahalı mal satmaz. // o.f.şahsuvar
    • ucuz şey alabilecek kadar zengin değilim. // ingiliz özdeyişi
    • tüm iyi şeyler ucuz, tüm kötü şeyler çok pahalıdır. // thoreau






    gaflet

    • çareyi tedbirde sanmak ne gaflet! deveni hem bağla, hem tevekkül et. // n.fazıl kısakürek
    • gafil olmayın, çünkü sizden gaflet olunmaz. // hz.osman
    • gaflet, daha keskin bir düzelme için hazırlıktır. // // m.rasim mutlu
    • gaflet insana gurûr getirir, helake yaklaştırır. // hz.ali
    • gaflet uykusuna yatanlar için, sabah yoktur. //
    r.necdet evrimer
    • içinde zikir bulunmayan her kelam; boş, fikirsiz her sükut; gaflettir. // a.hikmet müftüoğlu

    gam

    • derya-yı gama kenar yoktur. // şeyh galip
    • ey unutuş! kurtar bu gamlarda beni! // a.muhip dranas
    • her nimetin bir gamı vardır. // mevlâna
    • insan ki bu alemde bütün çektiği gamdır. //
    a.hamid tarhan
    • insanın gamı, himmeti ölçüsündedir. // hz.ali
    • gam; bir nemli duvardır, yosunda ışık yok! kendini,mezarın diri vücuda girmiş, o ilk kurdunu kemirtme. // r.eşref ünaydın
    • gam çekme güzel, n’olsa baharın sonu yazdır. // // f.nafiz çamlıbel
    • gamsızlara esrar-ı gam, izhar olunur mu? // muallim naci
    • hayat sana ister kolay ister zorluk içinde olsun, ikisinin de sonunda gam ve keder vardır. // hz.ali

    çaba-gayret

    • besmele çektikten sonra, fatiha’ya hiç ara vermeden tek nefeste okumaya gayret et. // muhyiddin-i arabi
    • bir işi iyi yapmak için az bir çaba, kötü yapmak için ise çok daha az çaba gerekir. // p.bocuse
    • bütün çabam, kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. // // montaigné
    • çaba, ilginin yanında kendiliğinden yeşerir. // john dewey
    • düğümü çözebilecek şeyleri kesmemeye gayret gösterin. // vittoria alfieri
    • kişisel çaba yuvayı, toplu çaba yurdu ayakta tutar. // ahmet aslantürk
    • mevcutla, iktifa; gayretsizliktir. // b.said-i nursî
    • sa’yü gayret, sermayenin hayırlısıdır. // hz.ömer
    • şahsi gayret yuvayı, toplu gayret vatanı ayakta tutar. // // a.aslan
    • yukarıdan ambara istediğin kadar çuval boşalt. eğer fare ambarı altından delmişse, gayretin nafiledir. // mevlâna

    gece-akşam

    • beden için dağlara çıkıp spor yapmak ne ise, ruh için büyük kitapların okunmasına ayrılmış bir gece de odur. // andre maurois
    • beraat gecesinde; doğanlar, ölenler, rızklar hatta hacca gidenler belirlenir. // hz.muhammed
    • bu gece yarısında iki kişi uyanık; biri benim, biri de uzayan kaldırımlar. // n.fazıl kısakürek
    • gece, budalalıkları örtmekten hoşlanır. // haldun taner
    • gece, büyük ve kara renkli bir yapraktır. // cenap şahabettin
    • gece, düşüncelerin anasıdır. // john florio
    • gece, hayırlı öğütler verir. // prosper mérimée
    • gece hırsızın, ışık gerçeğin dostudur. // euripides
    • gece ilerledikçe mum küçülür. // litaipo
    • gece; kadınlarla, yıldızları güzel gösterir. // lord byron
    • gece ne kadar karanlıksa, yıldızlar o kadar parlaktır. // // petöfi
    • gece, neye gebeyse onu doğurur. // mevlâna
    • gece, öğütlerin anasıdır. // george herbert


    • gece; sevgilinin endamını olduğundan daha güzel, düşmanını daha güçlü, derdini daha büyük,sevincini daha küçük gösterir. // mikszath
    • geceler, sonsuz değildir. // albert camus
    • gecelerini, “ey gündüz,gel” demekle israf etme. // // cahit kulebi
    • geceleyin horozların ötüşünü işittiğiniz zaman, allah’ın ihsanından isteyiniz, çünkü bunlar bir melek görmüşlerdir. geceleyin eşeklerin anırmasını işittiğiniz zaman da, şeytanın kötülüğünden allah’a sığınınız. çünkü onlar bir şeytan görmüşlerdir. // hz.muhammed
    • gecenin binlerce gözü vardır. // f.w.bourdillan
    • gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden az öncedir. // thomas fuller
    • gecenin kara pelerini, herkesi aynı şekilde örter. // // du bartas
    • gecesini diriltmeyenin, gündüzü de ölmüştür. gündüzün yiğidi olmak, gecenin abidi olmaktan geçer. // imam rabbani
    • gündüzden kandilini hazırlamayan, gecenin karanlığına hazır demektir. // cenap şahabettin
    • gününü faydalı bir şekilde kullanmayı bilen insan için asıl mutluluk, akşam vaktinde gelir. // // corneille
    • her gecenin bir gündüzü vardır. // hz.ali
    • ne geceden günü, ne günden geceyi çıkarabildim. // m.cevdet anday
    • öyle garip akşamlar olur ki, çiçeklerin ruhu olduğunu hissedersiniz. // albert samain
    • tanrım; eğer sevgi seher vakti yitip gidecekse, sabahı olmayan bir gece yarat. // hint özdeyişi
    • ve eğer dünyada gece olmasaydı, sabah hiç mi hiç olmazdı. // resul hamzatov







    geçinmek-geçim (-siz)(fitne)

    • başını dinlemek için en akıllıca çare, başkalarına karşı bir parça geçimsiz olmaktır. // // goethe
    • benden sonra, erkekler için kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım. // hz.muhammed
    • beraber yaşadıklarınızla iyi geçinmek istiyorsanız, onların ne istediklerini bileceksiniz ama, hiçbir şey beklemeyeceksiniz. // johann lavater
    • en sonunda varacağınız haktan korkun ki, fitne ve fesada koşmuş olmayasınız. // hz.osman
    • fitnenin devamı, mihnetlerin büyüğüdür. // hz.ali
    • fitne aslında uykudadır. allah, onu uyandıranlara lanet eder. // hz.muhammed
    • fitne çıkarmak, öldürmekten daha kötüdür. // hz.osman
    • fitneye ekser sebep, bezm-i cihande badedir. // zati
    • geçinmek için sanat sahibi olmak, en hayırlıdır. // // hz.ömer
    • hac, her zayıfın savaşıdır. kadının savaşıysa, kocasıyla iyi geçinmesidir. // hz.ali
    • hoş geçinmek, aklın yarısıdır. // hz.ali
    • insanlarla öyle iyi geçinin ki; düşmanları nız bile ölümünüze ağlasınlar. // hz.ali
    • umudunda kuşluğu büyütenlerin en iyi bildikleri, aslında gecedir. // sofokles
    • uyuyan fitneyi uyandırana lanet olsun. // hz.muhammed

    geçmiş

    • anlaşmazlığa düştüğünüzde, sadece mevcut durumla ilgilenin. geçmişi getirmeyin, kıyaslama yapmayın. // p.c.laclos
    • bizden önce geçmiş zamanları düşün, bizim için onlar yokmuş gibidir. // lucretius
    • geçmiş, bir kova külden başka bir şey değildir. // // carl sandburg
    • geçmiş, geleceğin malzemesidir. // cemil meriç
    • geçmiş hayatını iftiharla hatırlayabilen kimse, hayatını iki kere yaşıyor demektir. // martial
    • geçmiş, iyi bir atlama tahtası olur adama. üstüne sağlam deyip bastın mı, sudan selden korkmazsın ama sağlama basıyorum diye gözünü yumup, kör keyfine bakarsan ne işe yarar. // hasan yılmaz
    • geçmiş yabancı bir ülkedir, her şey orada farklı yapılır. // l.p.hartley
    • geçmiş zaman olur ki, hayâl cihan değer. // hayâli
    • geçmiş zamanlar, bizim için yedi mühürlü bir kitaptır. // goethe
    • geçmişe bakarak, geleceği görürüm. // patrice henry
    • geçmişe karşı alâkasızlıkta bir talihsizlik tir. sadece mazinin türküleriyle avunan lar; gözü bağlı, nasipsizler, geçmişin mirasını bütünüyle reddedenlerde bir kısım köksüzlerdir. // hasan yılmaz
    • geçmişi bir kitap gibi kullanın, eviniz gibi değil. // richard wilkins
    • geçmişi düşününce bazen çok cesaret göstermeme değil de, tehlikeyi göze almamış olmama üzülürüm. // e.bowen
    • geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kere daha yaşamak zorunda kalırlar. // g.santayana
    • geçmişi şimdiye haksızlık etmeden anmayı öğrenmeli insan. // murathan mungan
    • geçmişi ve geçmişin şöhretlerini çiğne yerek meşhur olmak isteyenler, kötü şöhret kazanırlar. // i.hakkı bıçakcızade
    • geçmişin arabalarıyla, bir yere gidemezsiniz. // maksim gorki
    • geçmişin kaybını gelecek ile telafi etmek, daima mümkündür. // fenélon
    • geçmişin münakaşasına girmeyiniz ki, size “basit insan” demesinler. // ahmed hulûsi
    • geçmişte çektiklerimizin bize, çekmekte olduğumuz acılardan daha hafif görünür. // g.d’annunzio



    • geçmişte yaptıklarınızın çok büyük görünmesi, bugün fazla bir şey yapmadığınızın göstergesidir. // elbert hubbard
    • geçmişte yaşamanın bir tek faydası vardır; daha ucuza mal olur. // g.d’annunzio
    • geçmiştekiler, önsözdür. // w.shakespeare
    • geçmişten çok geleceği düşünmeliyiz, çünkü bundan sonra orada yaşayacağız. // thomas browne
    • gidene ırmak olmaz ve maziyi anmak olmaz. // // sinan paşa
    • hep geçmişi yaşayan kişi, yavaş yavaş çöker. // // barbara stanwick
    • hiç kimse, geçmişini geri alacak kadar zengin değildir. // oscar wilde
    • kalp ve dilimin idaresini bilirim, yaşadığım zamanı geçmişle ölçerim. // hz.ali
    • kimsenin geçmişi, beyaz bir sayfa değildir. // sokrates
    • mazi... o bir muallim, o bir pir, o bir peder!. // tevfik fikret
    • mazi tekrar etmez, unutulur. // a.hamid tarhan
    • mazi yosunla örtülü bir göl ki, yok dibi. // y.kemal beyatlı
    • mazim ile aşinalığım var. // a.hamid tarhan
    • murdar bir halden, muhteşem bir maziye katlanmak gericilik ise,her namuslu insan gericidir. // cemil meriç
    • üç bin yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan,günübirlik yaşayan insandır. // goethe

    geçmiş-mazi

    • ati çıkınca ortaya, mazi silinmeli. // tevfik fikret
    • çağdaş insan ya geçmişte yaşar, ya gelecekte; o anda yaşayamaz. // erich fromm
    • en güzel zamanımız ya hayalimizde geleceği kurduğumuz, ya hafızamızda maziye konduğumuz zamandır. // a.şinasi hisar



    • geçmiş ve gelecek yoktur, yalnızca sonsuz bir şimdi vardır. // a.cowley
    • geçmişe hükmeden geleceğe hükmeder. bugüne hükmeden geçmişe hükmeder. // george orwell
    • geçmişe saygı, geleceğe çalışma. // amerikan özdeyişi
    • geçmişi değiştiremezsin, ama gelecek daha elinin içindedir. // hugh white
    • geçmişi olmayanın, geleceği de yoktur. // çerkes özdeyişi
    • geçmişi severim fakat geleceği kıskanırım. // ernest renan
    • geçmişin önünde, şapkamızı çıkarıp eğilelim. geleceğin karşısında,kollarımızı sıvayalım. // // orson willes
    • geçmişin tehlikesi esir olmaktı, geleceğin ki ise robot. // e.froom
    • geçmişin ve geleceğin değerlendirilişi, yaşanan anın değerlendirilmesi ile olur. // c.delavigne
    • geçmişine gülle atanın, geleceğini topa tutarlar. // // bahtiyar vahapzade
    • geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer. // ibn-i haldun
    • geçmişe dönük keşkelerle yaşamaktan sa, geleceğe dönük belkilerle yaşamayı tercih ederim. // c.morgenstern
    • geleceğin en iyi kahini, geçmiştir. // lord byron
    • geleceğin en iyi peygamberi, geçmiştir. // john sherman
    • geleceğin hayallerini, geçmişin tarihinden daha çok seviyorum. // t.jefferson
    • geleceğin idareli kullanışı, mazide yapılan israfı telâfi edebilir. // j.o.exeter
    • gelecek, geçmişle kestirilemez. // buckle
    • hiçbir şey şu gerçeği değiştiremez; bilgileriniz geçmişe mahsus, kararlarınız ise geleceğe yöneliktir. // lan e.wilson
    • insanın geçmişte ve şimdi ne olduğunu bilmesi, geleceği koruyabilir. // margerat mead
    • işimiz geçmişin sorumluluğunu değil, geleceğin rotasını belirlemektir. // john f.kennedy
    • kız erkekten iyi bir gelecek, erkekte kızdan iyi bir geçmiş bekler. // ismail ergün
    • mazi ile istikbal üzerine demir kapıları kapayın. gün geçmez bölmelerde yaşayın. // william osler
    • parlak bir gelecek, geçmişte ki anılarınızı unutmanıza bağlıdır. // kathy
    • sürekli geçmişe sığınmak, gelecekten emin olmayanların işidir. // metastasio
    • sürekli geçmişi yaşayanlar, geleceği kuramazlar. // // a.taner kışlalı
    • şeceresiyle övünen insan, patates fidanına benzer. en iyi yanı toprak altında kalmıştır. // fransız özdeyişi
    • şimdiki zaman yoktur; şimdi dediğimiz geçmişle geleceğin, bağlantısı, birleşimidir. // stoaci

    gelecek/istikbal

    • aktivite, dikkatin yaptığından daha fazla insanın geleceğini kurtarmıştır. // vauvenarques
    • bir yaştan sonra “istikbal” in adı, “ahır-ı ömür” oluyor. // // cenap şahabettin
    • daha emin bir gelecek için çalışırken, iyimserlikte kendimizi güçlendirmeliyiz. // edouard renés
    • dünyada her şey yıkılsa bile gelecek durur. // bovee
    • en karanlık olan nedir? gelecek!. // pittacus
    • geleceği düşün, yoksa yakında pişman olursun. // // konfüçyus
    • geleceği düşünmezsek, gelecek diye bir şey olmaz. // // g.bernard shaw
    • geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu yaratmaktır. // peter drucker
    • geleceği hiç düşünmem, ansızın geliverir. // a.einstein
    • geleceği iyi görürsek, geçimimizin yarısını temin etmiş oluruz. // auguste comte
    • geleceği satın alabilecek tek şey, bugündür. // samuel johnson
    • geleceği söyleme, an-ı daim yaşantısının bir işaretidir. // a.f.y.
    • gelecek, farklılıkları en çok kendi bağırlarında koruyabilenlerin olacaktır. // a.claudius
    • gelecek kaderin değil, bizim ellerimizdedir. // j.j.jusserand
    • gelecek, kontrol altına alınmamak için mücadele eder. // latin özdeyişi
    • gelecek, onu beklemesini bilenlerindir. // rus özdeyişi
    • gelecek penceresinde ki perde, hep kapalıdır. // f.petrarca
    • gelecek, ümit sahibi için vaatlerle doludur. // goethe
    • geriye bakmayın,gelecek için de hayal kurmayın. size ne geçmişi geri verebilirler ne de gelecek hayallerinizi tatmin edebilirler. göreviniz, ödülünüz, kaderiniz, burada ve “şimdi” dir. // sait faik
    • hepimiz geleceği iyi hesap etmeliyiz; çünkü ömrümüzün geri kalanı gelecekle geçecektir. // // l.f.kettering
    • herkes, kendi geleceğinin mimarıdır. // ingiliz özdeyişi
    • insan büyüktür çünkü geleceği önceden görebilir. // chilon
    • insanlar ve toplumlar gelecekleri ile ilgilenmezlerse, üzüntü ve kayıpları büyük olur. // // konfüçyus
    • kendi geleceklerimizi kendimiz hazırlar, sonra da kader deriz. // b.disraeli
    • rastladıklarımın çoğu,olup bitenleri ve geleceği hiç anlamıyor. // stephan zweig
    • unutma! her şeyi kaybettiğin anda dahi, en azından elinde gelecek vardır. // bob goddard
    • yığın hâle hükmeder, büyük adam istikbâle. // cemil meriç

    gelenek-adet-anane

    • Âdet, asıl tabiatımızı bozan ikinci bir tabiattır. // // b.pascal



    • Âdet, insana her şeyi kolaylaştırır, fakat o terk edildiği zaman zorluklar başlar. // lord brougham
    • Âdet ve an’aneler bizi beşiğimizde karşılar ve ancak mezarımızda terk ederler. // robert ingersoll
    • Âdetin ikinci bir tabiat olduğu söylenebilir, halbuki o, tabiattan on defa daha kuvvetlidir. //
    a.w.d.wellington
    • Âdetler; hareketlerimize, vecizelerden daha tesirlidir. çünkü onlar tabiî hale gelmiş ve cana daha yakın olan canlı vecizelerdir. hayat, âdetlerin hülasasıdır. // denys amiel
    • adettir, babanın topladığını oğlu saçar. // goethe
    • gelenek, sersemlerin yasasıdır. // vanbrugh
    • gelenekler, beklenmeyenin gerçekleşme sini önlenmeye yönelik toplu çabalardır. // barbara tober
    • gelenekler; yorgunluk ya da perhizler yüzünden zevklerden yoksun olanların ilk işi,başkalarını bu zevklerden ötürü suçlamak olur. // la bruyére
    • ölü evine ziyaret, adettir. // kafkas özdeyişi
    • yaşlı ve tecrübeli dünyamız bize göster miştir ki, örf ve adetlerimiz günümüz kuramlarından çok daha kıymetlidir. // napoleon

    genç-gençlik

    • ah gençlik! insan yalnız bir zaman sahip olur ona,ömrünün gerisinde de onu çağırıp durur. // andré gide
    • benim evladım, benim gençliğimdir. // a.hamid tarhan
    • bırakın gençler dünyayı düşledikleri gibi görsünler, büyüdükçe nasıl olsa olduğu gibi görecekler. // // voltaire
    • bir ulusun gençleri bozulmaz, onlar ancak yetişkinleri bozulduğu zaman bozulur. // montesquieu
    • biz yalnız bir kez genciz. toplum da ancak, bu kadarına katlanabilir. // bob bowen
    • büyüğe,iyiye ve güzele karşı duyarlı olduğunuz sürece, gençliğin sırrını biliyorsunuz demektir. // mac arthur
    • ey güzel gençlik! kim yeniden sana dönmek istemez? // lord byron
    • geleceğin egemen sınıfı, bugünden bellidir; gençlik. // mustafa güngör
    • genç insan önce dol ki, sonra rahatça taşabilesin. // // a.dumas
    • genç kuşağın türkiye’yi daha iyi bir yere getireceğine inanıyorum. bizler onlara köstek olmayalım yeter! // barış manço
    • genç; muhitin, hevesin, zevkin pervanesidir. // i.h.bıçakçızade
    • genç olmadığımı bilmeseydim, kendimi daha ne kadar genç bulurdum. // andré gide
    • gençler; aşk, para ve sıhhat isterler. günün birinde sıhhat, para ve aşk isteyeceklerdir. // paul geraldy
    • gençler gençlerle, yaz yazla,dökülen yapraklarla beraber olmak gerek. // john galsworty
    • gençler grup halinde,yetişkinler ikişer ikişer, ihtiyarlar tek başlarına yürürler. // h.o.dwight
    • gençler kanı kaynadığı için, durmadan zevk değiştirir. ihtiyarlık ise, alışkanlık yüzünden zevklerini korur. // la rochefoucauld
    • gençler neşe, yaşlılarsa hatıra dolu olurlar. // schiller
    • gençler ölebilir,yaşlılar ölmelidir. // longfellow
    • gençler sadık olmak isterler, yapamazlar; yaşlılar sadık olmamak isterler, yapamazlar. // oscar wilde
    • gençler şairlerini kendi bulurlar, çünkü onları bulup çıkarmak isteğindedirler. // paul valery
    • gençler ümitleri ile ihtiyarlar hayalleri ile yaşarlar. // // ismail ergün
    • gençler yapabileceklerini, yaşlılar yaptıklarını söylerler. aklı başında orta yaşlılar ise hiçbirini söylemezler. // baraccio
    • gençler; yaşlıların aptal (budala) olduk larını sanırlar, ama yaşlılar; gençlerin aptal (budala) olduklarını bilirler. // george chapman
    • gençler, yurdun tüm umudu sizdedir. // tevfik fikret
    • gençlere bütün hayalleri gerçek gibi görünür. önemli olan, onlara gerçeğin ne olduğunu anlatmaktır. // bossuet
    • gençleri dolduracak boş şişeler olarak değil, yakılacak mumlar olarak görmeliyiz. //
    robert h.sheffer
    • gençleri eğitmenin amacı; onları yaşamları boyunca kendi kendilerine eğitmeyi sağlamaktır. // r.m.hatching //
    • gençleri, ihtiyarların fikirleriyle idareye kalkmak budalalıktır. // bruce burton
    • gençlerin aynada göremediklerini, yaşlılar bir tuğla parçasında okurlar. // mevlâna
    • gençlerin gençlerle,yazın yazla,dökülen yaprakların dökülen yapraklarla olması gerek. // john galsworty
    • gençlerin, kendi kendilerine kazandıkları tecrübeler kendilerinin en iyi yardımcılarıdır. // e.gibbon
    • gençlerin yetişmesine önem veriniz. çünkü bu yolda herhangi bir ihmal, memleketin yapısını mahveder. // aristoteles
    • gençliğe çok kusur bağışlanabilir, çünkü nefsine tashihe vakti vardır. // cenap şahabettin
    • gençliğe, yaşlılıktan da çok hürmet etmeliyiz. // victor hugo
    • gençliği anlayamadığımız an, dünyadaki işimiz bitmiş demektir. // b.franklin
    • gençliğimiz geçtikten sonradır ki, onu sevmeye başlarız. // hölderlin
    • gençliğin ateist olmasına üzülmüyorlar da, terörist olmayışına seviniyorlar! yal nız patlayıcılar öldürmez... gürültüsüz anarşinin öldürdüğü ruhlar,bombaların yok ettiği bedenlerden çoktur. // m.selahattin şimşek
    • gençliğin güzel bir yüzü, ihtiyarlığın güzel bir ruhu vardır. // isveç özdeyişi
    • gençliğin hoşa giden bir meziyeti yoktur ki, yaşlanıp bozulmasın. // andré gide
    • gençliğinde genç olabilene, ne mutlu. // turgenyev
    • gençlik, aşk iksirlerinin en etkilisidir. // andré maurois
    • gençlik bir hata, orta yaşlılık bir mücadele ve yaşlılık ise pişmanlıktır. // b.franklin
    • gençlik, çok dayanmayan bir kumaştır. // w.shakespeare
    • gençlik, deliliğin bir parçasıdır! kadınlar ise şeytanın kemendidir. // hz.muhammed
    • gençlik, devamlı bir sarhoşluktur ve aklın ateşidir. // la rochefoucauld
    • gençlik, çocukluğun devamıdır. // b.shaw
    • gençlik ilkbahara,yaşlılık kışa benzer. öyle bir kış ki, arkasından bahar gelmez. // firdevsi
    • gençlik hayatın sonunda olmalıydı, ondan o ancak o zaman yararlanırdık. // thomas beecham
    • gençlik, hayatta bir kere gelir insanın başına. // // f.bacon
    • gençlik, hayattaki bir zaman birimi değildir. o,bir düşünme tarzıdır. // william james
    • gençlik; hiçbir toplumu, acıda komaz. // euripides
    • gençlik,insanın başına hayatta bir kere gelir. // longfellow
    • gençlik; kanı kaynadığı için,durmadan zevk değiştirir. ihtiyarlık ise alışkanlık yüzünden zevklerini korur. // la rochefoucauld
    • gençlik, kolay mutluluklar için parlak bir çağrıdır. // albert camus
    • gençlik, rüzgarların savurduğu gül yapraklarının arkasından koşar. // n.lenau
    • gençlik, sahip olunmaya değer tek şeydir. // oscar wilde
    • gençlik şarabını tadan, dünyada kendisinden başka kimseyi görmez. // firdevsî
    • gençlik, şarapsız sarhoşluktur. // voltaire
    • gençlik, uç noktalar çağıdır. delikanlının suçu aşırı gidişindendir. // aristoteles
    • gençlik yaza benzer, kocalık güze. // kul himmet
    • gençlikle güzellikte, akıl arama. // homeros
    • gençlikte dünyayı, yaşlılıkta gençliği düzeltmeye çalışırız. // sharidan
    • gençlikte günler kısa, yıllar uzun; yaşlılıkta günler uzun, yıllar kısadır. // i.kant
    • gençlikte, insanlara saraylar kuracağı mıza inanırız; iş başa düştü mü, onların pisliğini ortadan kaldırmakla bitiremeyiz. // goethe
    • gençliği iyiye yönelten, insanlığı iyiye yöneltir. // leibniz
    • gençliğimde sanırdım ki, hayat bir sevinçtir. yetiştim ve gördüm ki, hayat bir çalışmadır. çalıştım ve gördüm ki, çalışma bir sevinçtir. // thomas carlyle
    • gençliğin kılavuzu yaşlılık olsun. arkadaş olarak gezerlerse, ikisine de mutluluk bağışlanır. // goethe
    • gençliğin ruhunu,işlenmeyen bir tarla gibi kendi haline bırakırsanız; orada ısırganlar, dikenler yetişir. // snellman
    • gençliğin şeytana, onu ihtiyarlığın göksel tacıyla taşı. // s.maugham
    • gençliğin ve umumiyetle,hayatın şöyle bir hali vardır; ekseriya stratejiyi savaş bittikten sonra öğreniriz. // goethe
    • gençliğinde ne düşünürsen, yaşlılığında ona ulaşırsın. // // goethe
    • gençliğine de güvenme, ölen hep ihtiyar mı? // // montesquieu
    • gençlik bir hata, orta yaşlılık mücadele ve yaşlılık ise bir pişmanlıktır.? // b.disraeli
    • gençseniz; çevrenizde düşlerinizin içine tüküren biri mutlaka vardır. // frank sinatra
    • güç de akıl da onlardan yana, bırakalım meydanı gençlere; yarışamayız onlarla.. // montaigne
    • hakları ve zevkleri elinden alınan gençler, onların yerinde daha gizli ve tehlikeli olanları koyarlar. // j.j.rousseau
    • hiçbir akıllı adam, daha genç olmayı istememiştir. // // j.swift
    • insan gençliğinde öğrenir, ihtiyarlığında anlar. // eschenbach
    • insan gençliğinde özlediği şeylere, yaşlılığında bol bol kavuşur. // goethe
    • insanların çoğu, yaşlanınca gençliklerini unuturlar. // boccaccio
    • kızların büyüdüklerini dudaklarına ruj sürmelerinden, erkeklerin büyüdüklerini ise o ruju silmelerinden anlarız. // ismail ergün
    • sevdiğin müddetçe, sevebildiğin kadar, sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe verebildiğin kadar gençsin // suat taşer
    • şımarık bir kız, mutsuz bir kadın olur. // andré maurois
    • yaşlılıkta dinç kalmanın en iyi yolu, zihnen genç kalabilmektir. bu da kitabı ve fikri çalışmayı devam ettirmekle mümkündür. // mortimer collins

    gerçek-hakikat

    • açık bir gerçek kadar, yanıltıcı hiçbir şey yoktur. // // sir a.c.doyle
    • ancak çılgın bir iyimserlik içinde yaşadığımız gerçeklerin kaygı verici bunalımlarını yaşayabiliriz. // f.roosvelt
    • arzularınızın gerçekleşmesi için hayallerin değil, gerçeklerin peşinde olması gerekir. // george saville
    • avam yalanla avutanı, hakikatle korkutana tercih eder. // // cenap şahabettin
    • basit gerçeklerin açıklaması, daha zordur. // philip sidney
    • başkalarıyla kendi gerçeğini paylaşan insanın duymak istediği tek şey, kendisine itiraf edemediği gerçeklerini başkasının ağzından da duyma isteğidir. // erol anar
    • bazı insanlara gerçekleri söylemek, tahrik sayılır. // seneca
    • bazı şeyleri basite almanın, gerçeği örtmekten farkı yoktur. // a.f.y.
    • ben şaka yaparken,gerçekleri söylerim. çünkü gerçekler, dünyanın en gülünen şakalarıdır. // // beaumarchais
    • benim işim,beklentilerimi gerçeklere uydurmaktır, gerçeklerin düşüncelerime uygunluğunu sağlamak değil. // thomas huxley


    • bırakın gerçekler, kendi kendini kanıtlasın. // david hume
    • biçare hakikatler, kıymetsiz ellerde kıymetsiz olurlar. // b.said-i nursî
    • bir çok gerçek vardır ki; herkese söylenemeyecek gibi, her zamanda ağza alınmazlar. // voltaire
    • bir çok insanın kabul etmesi, bir şeyin gerçek olduğuna delil sayılmaz. // s.maugham
    • bir gerçeği savunurken, önce ona kendimiz inanmalıyız, sonra da başkalarını inandırmaya çalışmalıyız. // hz.ali
    • bir gerçeğin değerini küçümsemeyelim, günün birinde bu doğrunun tomurcuklan masına neden olacaktır. // thoreau
    • bir gerçeğin gerçek olduğunu kabul ettirmek için o kadar çok yalan söylüyoruz ki, gerçeğin kendisi de yalan olup çıkıyor. // laurent jean
    • bir gerçek arandığı vakit, müthiş olan şey,bulunmuş olanıdır. // remy de gourmont
    • bir hakikate, bin tane rivayet bulunur. // yalnız adam
    • bir hakikati, onunla ilk önce mücadele etmeden, layıkıyla anlayan adam yoktur. // goethe
    • bir insanın kendine karşı en büyük ödevi, gerçeği keşfetmektir. // f.nietzsche
    • bir kimse kendi hakikatine arif olursa, hiçbir itikat ile kayıtlı olmaz. // muhyiddin-i arabi
    • bir tane olasılık, tek bir gerçek bile etmez. // italyan özdeyişi
    • bir tane sıdk,bir harman yalanları yakar. bir tane hakikat, bir harman hayâlâta müreccahtır. // b.said-i nursî
    • biz insanlar, acı gerçeklere karşı gözlerimizi kapamak ve bir takım aldatıcı ezgilere kulaklarımızı açma yeteneğindeyizdir. // patrick henry
    • bu alemin gerçekliği, dün gece gördüğün rüya gibidir. // hz.muhammed
    • büyük gerçekler, başlangıçta küfür olarak kabul edilmiştir. // g.b.shaw
    • büyük hakikatler zelzeleye benzer, karşısında bulunan her şeyi yıkarlar. // osman bölükbaşı
    • cihanda insanlara en pahalıya mal olan şey, hakikattir. // // r.necdet kestelli
    • çoğunluğun inandığı şeyin tam karşılığı, çoğu zaman gerçeğin ta kendisidir. // la bruyére
    • dehanın ilk ve en büyük şartı, hakikati sevmektir. // // goethe
    • dünyada en uğursuz mezarcı, hakikati gömendir. // // r.necdet kestelli
    • dürüst insan her zaman gerçeği söyler, akıllı insan ise yalnız zamanında. // b.shaw
    • ebedi gerçek olmadığı gibi, mutlak doğruda yoktur. // f.nietzsche
    • eğer gerçek; yalana benziyorsa, kimseye söyleme. // samuel buttler
    • en iyi gerçekler, kişinin kendi yaşam deneyimlerinden koparılmış kanlı gerçeklerdir. // f.nietzsche
    • en küçük bir gerçek, sonsuzluğun görülebileceği bir penceredir. // aldous huxley
    • gecenin hayalinde sultan olabilirsin; ama hakikat güneşi doğduğunda, nereye kaçacaksın? // ahmed hulûsi
    • gerçeğe ancak tek yoldan gidilir,ama ondan uzaklaştıran binlerce yol vardır. // la bruyére
    • gerçeğe ulaşmak için, çok kere hata ormanından geçmek lâzımdır. // hipokrat
    • gerçeğe ulaştığını sanan, gerçeğe ulaşmış değildir. gerçeğe ulaştığını sanan, yalnızca gerçekten uzaklaşmıştır. // erol anar
    • gerçeğe yardım ediniz. gerçek size yardım etmekte gecikmeyecektir. // h.newman
    • gerçeği arayan aramasına, her şeyden kuşku duymakla başlamalıdır. // sallust
    • gerçeği arayanın, bir defa bütün şeylerden gücü yettiği kadar şüphe etmesi gerekir. // descartes
    • gerçeği başka insanların ölçüsüyle değil, kendi ölçülerinle tanı. // g.berkeley
    • gerçeği bilenler ile onu sevenler hiçbir zaman eşit değildirler. // konfüçyus
    • gerçeği her zaman savun, anlayan olmasa bile vicdanına karşı hesap vermekten kurtulursun. // h.g.wells
    • gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı. // hz.ali
    • gerçeği istediğim kadar değil,göze ala- bildiğim kadar söylüyorum. yaşlandıkça, biraz daha fazlasını göze alabiliyorum. // montaigné
    • gerçeği kapar yeraltına gömerseniz, o yine büyüyerek patlayacak, her şeyi yok edecektir. // // emile zola
    • gerçeği sev, hatayı bağışla. // voltaire
    • gerçeğin bilgisi, deneyle başlar deneyle biter. // a.einstein
    • gerçeğin dağlarına, umutsuzlukla çıkılmaz. // f.nietzsche
    • gerçeğin en büyük dostu zaman, en büyük düşmanı tarafgirlik ve en sadık arkadaşı da alçak gönüllülüktür. // c.c.colton
    • gerçeğin hakkını, yalnız hatalar verir. // j.bernard
    • gerçeğin ne saçında ne de sakalında, kimse şimdiye kadar tek beyaz tel görememiştir. // n.ward
    • gerçeğin ömrü, sonsuzdur. // f.hérzég
    • gerçeğin ötesine gitmemeyi reddeden ler, gerçeğe nadiren ulaşırlar. // thomas huxley
    • gerçeğin sonunda zafere ulaşacağı söyleniyorsa da, bu doğru değil. // anton çehov
    • gerçeğin yarısını söylemek, hiçbir şey söylememektir. // dostoyevski
    • gerçek, ağır başlıdır. // stendhal
    • gerçek akıldan da güçlüdür. // sofokles
    • gerçek akıllılar için, güzellik de duygulu kalpler için yaratılmıştır. // schiller
    • gerçek anlaşılıncaya kadar, müslüman kardeşlerinizin yaptıklarını iyice yorun. // hz.ömer



    • gerçek,bir çocuğun en içten gülüşü ya da bir sevgilinin öpüşüyle donanmış olarak seslenir bize; ama biz sevginin kapısını onun suratına çarpar ve sanki düşmanımızmış gibi davranırız. // halil cibran
    • gerçek; bir taş kadar sert, bir gonca kadar da yumuşaktır. // m.gandhi
    • gerçek birdir iki olamaz. gerçeği ara yanlar başka başka yollardan yürüseler bile, sonuçta aynı ereğe ulaşırlar. // alfred camus
    • gerçek; çizmelerini giyerken, yalan bütün dünyayı dolaşır. // // charles spurgeon
    • gerçek çoğu zaman karartılır, fakat hiçbir zaman sönmez. // m.cemal kutay
    • gerçek çok çıplaktır, insanları heyecanlandırmaz. // j.j.cousteau
    • gerçek değişmez, zaten değişene gerçek denmez. // alaaddin başar
    • gerçek denilen şey çok tuhaf; hayaletlere benzer bir yanı var, görürsünde dokunamazsın. // alfred de musset
    • gerçek, gecikmeyi sevmez. // seneca
    • gerçek hep çıplaktır, insanları heyecanlandırmaz. // jean cocteau
    • gerçek için acı çekmek, yalanla rahata kavuşmaktan daha iyidir. // danimarka özdeyişi
    • gerçek insana aittir, yanılgı ise zamana. // goethe
    • gerçek insanı yüceltmez, insan gerçeği yüceltir. // // kemal sayar
    • gerçek, insanın hayat yolculuğunda dayandığı bastondur. // remy de gourmont
    • gerçek; insanları yükseltirmiş yanlış sanı, gerçeği yükselten hep insandır, hep insan. // // konfüçyus
    • gerçek mi? sınırsız direnme gücüne sahip bir yalandır. // brianol
    • gerçek, olgulardan daha önemlidir. // f.l.wright
    • gerçek olmayan terde, büyüklük olmaz. // g.e.le sing



    • gerçek; onu öğrenen için, onu söyleyenden daha faydalıdır. // b.pascal
    • gerçek, sahip olduğumuz en değerli şeydir. onu boş yere harcamayalım. // mark twain
    • gerçek senden yana konuşuyorsa, yeter derecede natıksın. // p.syrus
    • gerçek, sizi özgür kılacaktır. // hz.isa
    • gerçek, sokrat ve plüton’dan daha iyi bir dosttur. // aristoteles
    • gerçek, şaraptadır. // plinius(genç)
    • gerçek tek başına hiçbir şeydir. yalnızca kendisine bağlı fikir ya da donattığı kanıt için değerlidir. // claude bernard
    • gerçek üzerinde konuşmak için, iki kişi gerekir; biri konuşacak, diğeri dinleyecektir. // thoreau
    • gerçek,yalnızca yalanla çiğnenmez. sessizlikle de yıkılabilir. // chilon
    • gerçek ve mantık; tüm insanlara açıktır ve onları ilk söyleyen kişiye, onları yineleyene ait olduğundan daha fazla ait değildir. // w.james
    • gerçek, yalnızca bir illüzyondur. ama bitmek bilmeyen bir illüzyon. // a.einstein
    • gerçekler, aranmadıkları zamanda ortaya çıkarlar. // // henander
    • gerçekler bize değil, biz onlara uymalıyız. // i.h.sevük
    • gerçekler büyük ruhlu insanları besler, küçükleri yaralar. // napoleon
    • gerçekler, dosttur. // j.ırwin miller
    • gerçekler gerçektir, ondan çekinmeyin. // r.browning
    • gerçekler, kendi kendini kanıtlar. // hukuki vecize
    • gerçekler öğrenilince, zannetmeler biter. // huzeyl
    • gerçekleri görmezlikten gelmeniz, onları etkilemez. onlar her zaman vardır. // terentius
    • gerçekten başka adalet yoktur. // andré malraux


    • gerçekçi olunuz, ulaşamayacağınız çiçek lerden buket yapmaya çalışmayınız. // kathy
    • gerçeklere uyarak yaşamayı gaye edinenler, ölümden çekinmemelidirler. // m.gandhi
    • gerçekleri kabul etmek; akıllılık, yaşamak ve müdafaa etmek; fazilet, hayatını tehlikeye atarak onu yüceltmek; kahramanlıktır. // seneca
    • gerçekleri öğrenin, analizini yapın, sonra da doğru hissettiğinizi yapın. // waterman
    • gerçeklerin dünyası, kelimelerin dünyasının ötesinde ve dışında yer alır. // thomas huxley
    • gerçekçilik, her türlü kuramdan daha sinsidir. // lenin
    • gerçekte,bende güneş gibi yaşamı ve tüm derin denizleri severim. // f.nietzsche
    • gerçekte büyük olmayan büyük adamlar, çevresini küçük adamlarla doldururlar. // a.hikmet müftüoğlu
    • gerçekte hiçbir şey mucizevi değildir. bir sihirbazın bildiğini öğrendiğin an, o artık sihirli değildir. // richard bach
    • gerçekten herkesten tanıyıp hürmet ettiği hak yoktur; fakat herkesin kendi nefsi için ileri sürmeğe daima hazır bulunduğu haklar vardır. // albert sorel
    • gerçekten mutlu olanlar, iyi insanlardır. // h.f.amiel
    • güneş ışığı gibi gerçeğin de, dış temasla kirletilmesine gerek yoktur. // john milton
    • hakikat aleyhine hürriyet olmaz. // salazar
    • hakikat anında, ya nedenler ya da sonuçlar vardır. // chuck yeager
    • hakikat aşıkları,fırtınalı ya da çamurlu sulardan korkmaz. asıl korkulması gereken sığ sulardır. // irwin yalom
    • hakikat, belki de hazindir. // ernest renan
    • hakikat belki ihtiyarlar ama asla ölmez. // alman özdeyişi
    • hakikat bile ayak takımına düşünce, kıymetten düşer. // c.kadelin
    • hakikat bir denizdir,söz de seraptır. hiç kimse denizde serapla kanmaz. // molla câmî
    • hakikat bir güneştir, ne zaman olsa doğar. // cemil meriç
    • hakikat, daima düşman kazandırır. // ingiliz özdeyişi
    • hakikat denilen şey çok tuhaf; hayalet lere benzer bir var. görürsünüz de, dokunamazsınız. // alfred de musset
    • hakikat, çıplak gezmeyi sever. // alman özdeyişi
    • hakikat güneşini örten bulutların en kesifi, menfaattir. // // cenap şahabettin
    • hakikat, hürriyet gibidir; verilmez, alınır. //
    r.necdet kestelli
    • hakikat, insanın hayat yolculuğunda dayandığı bir bastondur. // rémy de gourmont
    • hakikat kadehinde yalan, yalan kadehinde hakikat sunulur. // m.rasim mutlu
    • hakikat, kaderin imzasız mektubudur. // cemil meriç
    • hakikat, kendisinden başkalarına muhtaç etmeyendir. // // ali suad
    • hakikat; ne gelişir, ne büyür, ne tekamül eder. // m.rasim mutlu
    • hakikat, operatörün elindeki neştere benzer. acıtır, fakat iyi eder. // r.necdet kestelli
    • hakikat, uçurumun dibindedir. // demokritos
    • hakikat yolu, aranmakla bulunmaz. ama bulanlar, ancak arayanlardır. // beyazıd-ı bestami
    • hakikate erişmek akıllıların işidir, ama akıl işi değildir. sürat bacaklarda olsay dı, en hızlı koşanlar kırk ayaklar olurdu. // m.selahattin şimşek
    • hakikate kendisi şekil vermeye çalışan, onu batıl yapar. // // ali suad
    • hakikate nasihat ile seve seve gelmeyenleri, musibet döve döve getirir. // m.selahattin şimşek
    • hakikate ulaşmak isteyenlere, bu dünyada yeterince işaretler vardır. // ali suad
    • hakikate yalnız bir yoldan gidilir, ondan uzaklaştıran yol binlercedir. // la bruyére

    • hakikati güneşe benzetirler,doğrudur. gözlerimizi, yaralar korkusuyla çoğuna bakamayız. // cenap şahabettin
    • hakikatin olmadığı yerde, büyüklük olamaz. // g.e.lessing
    • hakikatin ömrü sonsuzdur. // f.hérczég
    • hakikatler, asla eskimez. // m.selahattin şimşek
    • hakikatler, inatçı şeylerdir. // smolett
    • hakikatler, yapraklarını hiçbir sonbaha rın dökemediği asırlık ağaçlardır. // m.selahattin şimşek
    • hakikatte arş ve beytullah, allah’ı bilen arifin kalbidir. // // muhyiddin-i arabi
    • hayatınızı, ancak gerçeğe kurban ediniz. // j.j.rousseau
    • her bildiğini söyleme, fakat her söyledi ğini bil. söyleyecek yalan bulamayanla rın başvurduğu son çare; gerçektir. // marcel lendir
    • her bir hakikat, mutluluğun kapısını açacak bir anahtardır. // ali suad
    • her şey örtüsü ile güzeldir ama hakikat öyle değil. // // r.e.osborn
    • hiç hakikatin feryadı, hayalin kulağına girer mi? //
    h.rahmi gürpınar
    • hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri yudum yudum içeriz. // // diderot
    • içinde biraz hayal bulunmayan hakikat, can sıkıcıdır. // // o.şaik gökyay
    • ilahi hakikatler; zekadan kalbe değil, kalpten zekaya doğru giderler. allah’ı hisseden,kalptir. // // b.pascal
    • insan,ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir. gerçeğin mayası gözle görülmez. // st.exupery
    • insan; gerçeği elde etmek için değil, fakat aramak için yaratılmıştır. // b.pascal
    • insanı gerçeğe götüren yalnız bir yol, fakat ondan ayıran yol sayısı oldukça bol. // la bruyere
    • insanı yaralayan tek şey; gerçektir. // napoleon


    • insanın duymamayı tercih ettiği gerçekler, genellikle insanı özgür kılanlardır. // h.avar
    • insanlar ara sıra gerçeğe rastlar, ama çoğu hemen kendisini toparlar ve hiçbir şey olmamış gibi aceleyle uzaklaşırlar. // w.churchill
    • insanlar gerçeğe değil, gerçek gibi görünen şeye inanırlar. // eflatun
    • insanlar kendi kanaatlerine uymayan görüşlerde de, hakikat bulunabileceğini ne zaman öğrenecekler? // yalnız adam
    • insanları kandırmak istiyorsan, gerçeği söyle. // o.v.bismarck
    • insanların çoğu kör olarak doğar... bir gerçek gözlerine batıncaya kadar da bunun farkına varmazlar. // jean cocteau
    • insanlığın gerçeğe ihtiyacı vardır. // f.bacon
    • insanlık var oldukça, gerçeği aramak bitmeyecektir. // laurence sterne
    • istişare eden (danışan), hakikate ulaşmaktan mahrum olmaz. // imam gazali
    • işim; beklentilerimi gerçeklere uydurmak, gerçeklerin düşüncelerine uygunluğunu sağlamak değil. // thomas huxley
    • işimize gelen,hoşumuza giden, mantığımıza uyan her şey; gerçektir. // remy de gourmont
    • iyiyi, güzeli ve sevinci olduğu gibi, gerçeği de uzak ve kopuk bir şey olarak değil, yapmakta olduğumuz yada yapacağımız şeylerde arayalım. // b.croce
    • kadere yapışarak her şeyden elini çekenler, henüz hakikate erişmemiş olanlardır. //
    a.hikmet müftüoğlu
    • küçük bir gerçek, bir ada dolusu hayalden daha değerlidir. // emerson
    • meşhur safsatalar kadar keşfedilmemiş hakikatlerde vardır. // ali suad
    • ne gariptir, bazı kişiler gerçeği, hakaret sayarlar. // // tevfik fikret
    • ödevimiz uzakta ki puslu şeyler değil, elimizde ki net gerçeklerle ilgilenmektir. // thomas carlyle

    • önce gerçekleri elde edin, daha sonra onları istediği gibi çarpıtabilirsiniz. // mark twain
    • saklanan bütün gerçekler, ağılı olurlar. // f.nietzsche
    • sen halktan gerçeği gizledin, onlar seni şeref mevkiine oturttular. ben ise onlara gerçeği söyledim, beni taşladılar. // cüneyd-i bağdadi
    • siz görmezden gelseniz de, gerçekler var olmayı sürdürürler. // aldoux huxley
    • size bir şey garip görünüyorsa, onun içinde gizli olan gerçeği anlamaya çalışın. // b.shaw
    • söyleyecek yalan bulamayanların başvurduğu son çare, gerçektir. // menandre
    • şeriat gemi gibidir, tarikat deniz ve hakikat ise inci gibidir. // a.arvasi
    • tabiatta rastlanan her taşın altına bakıl malıdır. çünkü gerçeğe bazen caddeler de değil,patika yollarda rastlanır. // arap özdeyişi
    • tüm gerçekler, paradokstur. // lao-tse
    • yalnızca sokakta olup bitenler, gerçektir. // c.darrow
    • yarım hakikat, çok kere muazzam bir yalandır. // // b.franklin
    • yaşamını zan üzerine değil,kesin gerçek ler üzerine kur ki, pişman olmayasın. // m.esat erişirgil

    girişim

    • alelade bir girişim, girişimsiz bir mükemmellikten çok daha iyidir. // baltasar gracian
    • bir işe girişmek için iyi bir gerekçemiz yoksa, ona başlamamak için iyi bir neden var demektir.? // walter scott
    • büyük sanayi devrimini ve dev şirketle rin dönemini yaşadık.ama inanıyorum ki, çağımız girişimcinin çağıdır. // ronald reagan
    • cesaretimi kaybetmiyorum çünkü vazgeçilen her bir yanlış girişim, ileri doğru atılmış adımdır. // thomas edison
    • durdurulamayan istekler ve tüm olum suzluklara karşı ayakta durabilmek,bir girişimcinin en önemli nitelikleridir. // deawer brown


    • eğer girişim ilerliyorsa, bolluk ekonomi ile birlikte artar ama girişim yoksa bolluk ekonomi ile birlikte çürür. // j.maynard keynes
    • girişimci, her zaman –özellikle başlar ken- başarı ve iflasının eşinde durduğunun farkında olmalıdır. küçük bir hata bile onu yok edebilir. // harold s.green
    • girişimde bulunan kişi ile bulunmayan kişi arasında ki fark, aynen gece ile gündüz arasında ki fark gibidir. // covey
    • girişimin sırrı, hiç kimsenin bilmediğini bilmektir. // a.onassis
    • hakkıyla başlatılan bir girişim, gereken her şey kazanılana dek bırakılmamalıdır. // octavia paz
    • ömrümüzün yalnız değeri olan işlere, yüksek duygu ve düşüncelere,gerçek sevgilere, eseri yaşayacak girişimlere harcayınız. // // andre maurois
    • öncü olmak,girişimcinin standart niteliğidir... ancak bu şekilde kaynaklar bolluğa dönüşür. // peter f.drucker

    gitmek

    • eğer nereye gittiğinizi bilmiyorsanız, başka yere varabilirsiniz. // l.p.berra
    • gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur. // peter drucker
    • nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir. // david starr jordan
    • nereye gittiğinizi bilmiyorsanız, yaptığınız bir önemi yoktur. // lewis caroll
    • dünyaya gelmek kolay, fakat gitmek zordur. // fudayi bin iyaz

    giyinmek

    • çok süslenenlere bakın, hepsi de giyinmek istiyordur. // aristoteles
    • iyi giyinmek için, körü körüne modanın esiri olmamak lâzımdır. // g.verga
    • iyi giyinmek için, saç, çanta ve kıyafet uymalıdır. // madya martagan

    gök

    • bazen durgun, bazen öfkeli,bazen sessiz, bazen gürültülü..... göğün ne kadar da çabuk değiştiğine bakın; onu insanların yaptığını sanacaksınız. // ruskin
    • bir insanın uzandığı nokta, erişebileceğinin ötesinde olmalı, yoksa gökler neden var? //
    r.browning
    • bütün yerler, gökten aynı uzaklıktadır. // robert burton
    • göğü suda arayan, balığı ağaçta bulur. // çin özdeyişi
    • göğü yırtan siklonun ortasında, daima bir sükun merkezi bulunur. // e.markham
    • göğün gürlediğini duyarsanız, tesbih getirin, tekbir getirmeyin. // hz.muhammed
    • göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için, dünyayı dolaşmanız gerekmez. // goethe
    • gök ağlamayınca, yer gülmez. // arap özdeyişi
    • gök gürültüsü iyidir ve görkemlidir; ancak işi bitiren yıldırımdır. // mark twain
    • gök kubbenin altında güzel olduğunu sanmayan kişi yoktur. // charles perrault
    • gökkuşağı ve prizma bize gösterdiği için uyum var dememeliyiz! bu andığımız fenomenler,yasalarına uydukları daha yüksek genel bir ahenk var olduğu için ahenklidir. // // goethe
    • göklere giden yolu bulmak isteyenler, allah’ın elçisinin yerdeki ayak izlerini takip etsin. // m.selahattin şimşek
    • göklere yükselmeyen fikir, yerde sürünmeye mahkumdur. // beaconsfield
    • göklerin damına çıktığında, merdiven aranmaz. // // mevlâna
    • gökte ki kuş bulutu, elde ki tek kuştan daha somuttur. // japon özdeyişi
    • gökten düşenin parçası bulunur, gönülden düşenin parçası bulunmaz. // amiş efendi
    • gökyüzünün krallığı, gözle görülecek bir şey değildir. insanlar “işte şurada ya da burada” diyemezler. o, sizin içinizdedir. // hz.isa
    • semaların derinliği, ulûhiyetin bir nişanesidir. // // hz.muhammed
    • semanın krallığı, senin içinde ve etrafındadır, taş ve tahta yığınları arasında değil. etrafa ağaç dalları serptim.. taşı kaldır, beni bulacaksın. // hz.isa

    gölge

    • al-i cenap insanın gölgesi, geniştir. // hz.ali
    • allah kıyamet günü, “benim rızam için birbirlerini sevenler nerede? gölgemden başka gölge olmayan bugün de onları gölgelendireceğim” buyuracaktır. // hz.muhammed
    • arkanı güneşe çevirme, gölgen arkana düşer. // // tagore
    • bir tek kılın bile gölgesi vardır. // p.syrus
    • biz insanlardan birisi, gölgeyi güneşe tercih ederde, cenneti cehenneme tercih edemez. //
    ahmed bin harb
    • bol ışık olan yerde, her zaman koyu gölgeler bulunur. // goethe
    • bu uzun gölgeyi boyun mu sandın? // a.nihat asya
    • bir ülkede kısa boylu insanlar uzun gölgeler veriyorlarsa, orada güneş batıyor demektir. //
    g.h.superguen
    • birinci adamlar güneşi, ikinci adamlar gölgeyi sever. // b.shaw
    • dünya gölge, ahret ise güneş gibidir. insan ne kadar gölgeye gitse, yine de gölgeyi yakalayamaz. fakat güneşe doğ ru gidince, gölgede beraberinde gelir. // hüsameddin menkpüri
    • dünyada bina inşa etme, mezar taşının gölgesi sana yetecektir. // hz.ali
    • dünyada hûma yok olsa bile, baykuşun gölgesine kimse sığınmaz. // şeyh sadi
    • elma ağacın gibi yemişin yoksa, çınar ağacı gibi gölge salmaya bak. // şeyh sadi
    • en vefakar dostumuz, gölgemizdir; o da yoldaşlık etmek için güneşli havayı bekler. // cenap şahabettin
    • gelecek olayın gölgesi, önceden düşer. // campell
    • gölge,doğuşunu ışığa borçludur. // john gay
    • gölge etme başka ihsan istemem. // diyojen
    • gölgede kalan büyür, güneşte kalan ise erir. // erol anar
    • gölgede yaşayanlar, güneşi göremezler. // cenap şahabettin
    • gölgelerinden küçük insanları, aydınlık ezer. // talat sait halman
    • gölgesiz güneş yoktur. // albert camus
    • gölgesiz mutluluk olmaz, bak güneşte bile lekeler var. // // cenap şahabettin
    • her gölge, eninde sonunda ışığın çocuğudur. // marcel proust
    • kendimden kurtulmak için, gölgemi koridorda astım. // attila ilhan
    • meşe ve selvi ağaçları birbirlerinin gölgesinde büyümezler. hiçbir zaman başkalarının gölgesinde büyümeyin, kendi gün ışığınızı kendiniz bulun. // r.eşref ünaydın
    • sen bu koşuyu kaybeder miydin yiğidim, gölgen ayağına çelme takmasaydı. // a.nihat asya

    gönül

    • akıl akıl olsa idi, gönül olurdu. gönül gönlü bulsa,bozkırlar gül olurdu. // mehmet çınarlı
    • ben gönlü savurgan olanı severim; ne teşekkür bekler, ne teşekkür eder. çünkü hep verir o, kendini korumaz. // f.nietzsche
    • bir gönüle bin yol bulunur. // ovidius
    • bir kadının gönlünü bir öpücükle kazanamayan bir adam, yumrukla hiçbir zaman kazanamaz. // anton çehov
    • gönlümüz bize daima aklımızdan daha yakındır. // // goethe
    • gönlün beğendiği, kendine güzeldir. // kafkas özdeyişi
    • gerçek zenginlik, gönül zenginliğidir. // hz.muhammed
    • gönlün sınırı yoktur, konacağı yer belli olmaz. // a.f.y.
    • gönül acısını, bir dost eli geçirebilir. // helvetius
    • gönül bir binadır ki, mimarı muhabbettir. // a.hamid tarhan
    • gönül bir sırça saraydır, aman onu kırmayalım. // // anonim
    • gönül bir yokluktan (eksiklikten) dolayı ağlasa, can (ruh) hak teâla’yı bulmaktan güler. // süleyman dâranî
    • gönül dediğin değirmen ufalanır, irileşir. // karacaoğlan
    • gönül dinlendiren bir güzel yüzün, düzgüncüye ihtiyacı yoktur. // şeyh sadi
    • gönül dünyaya uzaklığından ağladıkça, can allah’a yakınlığından güler. // yahya bin muaz
    • gönül, engin arzu denizinde, yelken açmış dümensiz bir gemidir. // r.necdet kestelli
    • gönül hüküm vermez, hüküm veren mantıktır. // m.rasim mutlu
    • gönül isterse bin türlü yol bulunur, iste mezse bin türlü bahane ile vazgeçilir. // boreo özdeyişi
    • gönül kalesi gülle ile değil, gülle zaptedilir. // yalnız adam
    • gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül muhabbet ister kahve içmek bahane. // lâ-edrî
    • gönül öyle bir varlıktır ki, ona bu yedi gök gibi,yedi yüz tanesini koysan kaybolup gider. // // mevlâna
    • gönül yapmak, ibadethane yapmaktan sevaptır. // // a.hamid tarhan
    • gönül yaşlanmaz. // kafkas özdeyişi
    • gönüller silahla değil, sevgi ve yüksek gönüllülükle yenilirler. // spinoza
    • gönülleri konuşturabilseydik, diller bu kadar mesai yapmazdı. // ben jonson
    • hiçbir boşluk, gönül boşluğu kadar derin değildir. // // r.necdet kestelli
    • ilhamla coşan bir gönülde; zerre güneş, damla da derya olur. // b.said-i nursî
    • inanmayan bir gönül, içinde kuş bulunmayan bir kafese benzer. // a.geylani

    • insanoğlun da hak tecellilerinde açık olan zirve; gönüldür. // b.said-i nursî
    • tenini besleyip geliştirmeye bakma, çünkü sonunda toprağa verilecek bir kurbandır. sen gönlünü beslemeye bak.! yücelere gidecek, şereflenecek odur. // mevlâna
    • uslandı gönül, her saçı zincire vurulmaz. // m.ş.sabri çelebi
    • ya rabbi! bizim gönül evimize hiç çekin meden gir. çünkü onun içinde senin derdinden başka kimsecikler yoktur. // a.geylani
    •
    görmek

    • başka ülkeleri ne kadar çok görürsem, kendi ülkemi o kadar çok severim. // mme de stael
    • başkasını görüp kendini görmemeyi, göz bebeğinden öğren!.. // şeyh sadi
    • bazen gördüğüm her şey, görmediğim tek şey olabilir. // // e.m.cioran
    • bazıları etrafına bakarak,neden? diye sorarlar. ben etrafımda görmediklerimin rüyasını görerek, neden olmasın? diyorum. // robert frost
    • ben,çok daha iyi şeyler görüyorum ve onları hoş karşılıyorum. fakat, daha kötülerini izliyorum. // ovidius
    • beni gören, hakk’ı görmüştür. // hz.muhammed
    • beyaz fil görmek, mutlu birini görmekten daha kolaydır. // çehov
    • biz her şeyi olduğu gibi değil, bize göre olması gerektiği gibi görürüz. // h.m.tomlinson
    • dünyayı anlayışla göreni, dünya da anlayışla görür. // g.w.f.hegel
    • dünyayı pembe gören de, belki kara gören kadar yanılmıştır ama ondan daha mutlu yaşar. // h.newman
    • eğer ben görmediğimi aklımla bilemezsem, gördüğümü de bilemem. // hz.ömer
    • gördüğünün yarısına inan, duyduklarına ise hiç inanma. // // d.m.crank
    • gördüğün deliğe parmağını sokma, ya akrep çıkar, ya yılan demişler. // uluborlulu lütfi

    • gördüklerim, beni görmediklerim için yaratıcıya inanmaya mecbur ediyor. // emerson
    • gördün ya beni, gamdan başka kimse hatırlamıyor,gama binlerce defa aferin. // mevlâna
    • görmek bile nispidir; kaşınan yeri parmak, gözden iyi görür. // kemal tahir
    • iki parmağının ucuna gözüne koy. bir şey görebiliyor musun dünyadan? sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. // mevlâna
    • kavramak için görmek, görmek için de dikkatle bakmak gerek. // pitigrilli
    • kötü insan, hiç kimseye iyi zan beslemez. çünkü, o herkesi kendisi gibi görür. // hz.ali
    • olmaz anlayan, gören me’sûd. // tevfik fikret
    • onu görebiliyorsanız, onunla birlikte yaşayabilirsiniz. // erma bombeck

    görünmek-görünüş

    • başka türlü görünmeye alışacak yerde, olduğumuz gibi görünmekten kaçınmasak daha karlı olurdu. // la rochefoucauld
    • görünmek istediğin gibi ol. // aiskhylos
    • görünüş, insanı aldatır. // aesopos
    • görünüşe göre karar verme. // la fontaine
    • kişiye her iş ala görünür, kuzguna yavrusu anka görünür. // şinasi ibrahim
    • öyle bir görünüşü var ki, ağzında tereyağı bile ıslanmaz sanırsınız. // j.swift
    • ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. // mevlâna

    göz

    • bakarken iki gözünü aç, evlendikten sonra birini kapat. // jamaika özdeyişi
    • bakmasını bilen göz için karanlık, karanlık değildir. // a.hamdi tanpınar
    • başkaları için ağlayan, gözden olur. // tolstoy

    • bazen dudakların bitiremediği cümleleri, gözler tamamlar. // ahmet h.müftüoğlu
    • ben hataları gören gözleri yok ettim. // mevlâna
    • bir göz hatırı için çok gözler sevilir. // polonya özdeyişi
    • bir ulusun tarihi, o ulusun gözlerinden okunur. // // thomas gary
    • bütün mesele, ruhları görebilecek gözler edinmektir. // // lord byron
    • cenab-ı hakk’ın kaza ve kaderinden sonra, ümmetinin ekserinin ölümleri gözdendir. // hz.muhammed
    • çok gelişmiş çağdaş makineler alabiliriz fakat, acaba bir gözü alabilir miyiz? // e.boubat
    • doğa ve kitaplar, onu görebilen gözlere aittir. // // w.heisenberg
    • dünyada her şeyin kendine göre bir güzelliği vardır. fakat her göz bunu göremez. // a.hikmet müftüoğlu
    • dünyada yalnız, insan gözleri ağlar. // andrew marvell
    • en duru gören,yabancıların gözleridir. // reade
    • evlenmeden önce gözlerinizi dört açın, evlendikten sonra yarı yarıya kapayın. // portekiz özdeyişi
    • gezerken, gözlerini yanına almayı unutma. // a.b.alcoot
    • göz açıldıkça, ruh perdelenir. // tevfik fikret
    • göz,bazı dimağların penceresi, bazı larının dürbünü ve bazılarının da aynasıdır. // cenap şahabettin
    • göz; beden şehrinin nigenbânıdır, aklın casusudur,baş kal’asının paspanı,hub suretlerinin bezeğidir. // eşref bin muhammed
    • göz dediğin söyler, dilden iyi. // m.sunullah arısoy
    • göz, güzel görmeyi akıldan öğrenir. // ali suad
    • göz, kalbin ayinesidir. // b.said-i nursî
    • göz, kendisinden başka her şeyi görür. // thomas fuller
    • göz, mideden büyüktür. // alman özdeyişi
    • göz öyle bir hassedir ki, ruh bu alemi o pencereden seyreder. // b.said-i nursî
    • göz sevdiğini,gördüğünü yitirebilir. can gözüyse gördüğünü daima görür. // mevlâna
    • göz yumulmakla, kör olunmaz. // m.akif ersoy
    • gözden ırak olan, gönülden de ırak olur. // thomas a.kempis
    • gözdenin, dostu olmaz. // thomas gray
    • göze göz, dişe diş; ele el, ayağa ayak. // incil
    • gözler az gördüğü, kulaklar az duyduğu ölçüde hayâl gücü artar. // stefan zweig
    • gözler, dudakların söylemeye cesaret edemediği şeyleri, açığa vuracak kadar cesurdurlar. // // ismail ergün
    • gözler, görmek istediğini görür. // eugene o’neill
    • gözler, insan ruhunun pencereleridir. // du bartas
    • gözler, kötü düşünceyi asla gizleyemezler. // mong dse
    • gözler, kulaklardan daha emin tanıklardır. // heraklietos
    • gözler övülünce, geri kalan yerler hiçbir şeye yaramıyor demektir. // lermontov
    • gözler yaşarmadıkça, gönülde gökkuşağı oluşmaz. // j.v.cheney
    • gözleri uzaklıklar değil, bazen de göze alamadığımız yakınlıklar acıtır. // h.rahmi gürpınar
    • gözlerimizi oymuşlar, şimdi de göremiyoruz diye bizi kınıyorlar. // malcolm x
    • gözlerin en güzelliği, bazen en yalancılarıdır. // victor hugo
    • gözlerin gördüğü noksanlıkların düzeltilmediği yerlerde, gözlerin görmediği felaketler başlar. // gülten akın
    • gözlerin ışığı, güneşten daha aydınlıktır. // la fontaine
    • gözlerin konuştuğu dil, her yerde aynıdır. // g.herbert
    • gözlerini kamaştıran renkli camları kır da öyle bak ki, gözüne çarpan şeyin ne olduğunu anlayabilesin. // mevlâna
    • gözlerinizden akabilen yaşların acılığı hiçtir; asıl, insanın ruhunda mahpus kalan yaşlar zehirdir. // cenap şahabettin
    • gözü açık kör! her şeye hep aynı bakar ve görüyorum sanır. // // ali suad
    • gözü haramdan korumak, ne güzel şehvet perdesidir. // // hz.osman
    • gözün zekatı, başkalarının ayıbını görmemektir. // kenan rıfai
    • gözüne egemen olan, eline de olur. // i.feyhaman duran
    • gözünü dört aç, keçe ile peçe kusur örter. // //
    r.halid karay
    • hayatta gözünüzü dört açınız ki, ölürken rahat kapayasınız. // alaaddin başar
    • hep eksik ve kötü tarafları gören gözler, iyi ve güzel olanlara kördür. // m.şevket esendal
    • her fert; gözlerini nereye dikiyorsa, nazarını orada otlatıyor demektir. // alaaddin başar
    • herkesin içinde doğru olana eğri bakan bir göz vardır. // mimar sinan
    • insan gözden ibarettir, geri kalan deridir. göz ise dostu görendir. // mevlâna
    • insan, gözleri kapalı olduğu zaman da görebilir. // // c.coolidge
    • insan gözünü açtı,bu diyarı seyretti... kapayınca sorulacak ne gördüğü. yoruma göre kıymet biçilecek. // ali suad
    • insan güzelliğinden hiçbir şey bilmeyen bir kişinin, gözleri yoktur. // li yü
    • insan kulağına değil, gözüne inanmalıdır. // f.hebbel
    • insana kimse gözü gibi lâlalık edemez. // mevlâna
    • insanın ancak iki gözü var, fakat görmek için yüz tane lâzım. // theodor storm
    • insanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki, dil onları telaffuz edemez. // kızılderili özdeyişi
    • insanın gözü karanlıkta da iyi görmez, çok parlak ışıkta da... // montaigné
    • kapalı gözler, ruhu seyretmenin en güzel şeklidir. // victor hugo
    • kapının önünde aşk yapma, aşkın gözü kördür ama komşuların ki asla. // rus özdeyişi
    • kendisine izin verilmeden önce, kim bir evin köşe bucağı ile gözlerini doldurur sa, gerçekten fasık olmuştur. // hz.muhammed
    • kıvılcımsız bir göz, iri bir üzüm tanesinden başka nedir ki? // resul hamzatov
    • kuru kalbe, kuru göz. // victor hugo
    • mavi gözler, “beni sev yoksa, kendimi öldürürüm”, kara gözlerde, “beni sev yoksa, seni öldürürüm” der. // ispanyol özdeyişi
    • nakışta; nakkaşı görmeyen göz, gören göz değildir. // // m.rasim mutlu
    • sağ gözü eylemesin sol göze allah muhtaç.
    sümbülzade vehbi
    • satın alırken, kulaklarını değil, gözlerini kullan. // // çek özdeyişi
    • siz kendinize kendi gözünüzle bakın... niteliğinizi,ötekinin gözünde değil, kendi gözünüzde arayın. // hilmi yavuz
    • yalnız insan gözleri ağlar. // andrew marvell
    • yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan, halka müderris olsa hakikatte asidir. // yunus emre

    gözyaşı

    • acın döktüğü göz yaşları, tokun servetini kemiren eğe. // trivalluvar
    • allah korkusuyla dökülen gözyaşı, gözlerin nurudur. // // hz.ali
    • aşk için dökülen gözyaşı ve savaşta akan kana bedel biçilmez. // fransız özdeyişi
    • ben bir annenin, gözyaşlarına tahammül edemem. // // vergilius
    • bir damla gözyaşında, ne büyük cehennemler vardır. // w.shakespeare
    • bir kadının gözyaşlarında, her şeyden biraz vardır. // henry becque
    • çalışan insanın, gözyaşı dökmeye zamanı yoktur. // lord byron
    • eğer güneşi gözden kaçırdım diye gözyaşı dökersen, yıldızları da gözden kaçırırsın. // r.tagore
    • en çabuk kuruyan şey, gözyaşıdır. // apollonius
    • en kıymetli gözyaşları, aşka vergidir. // alfred de musset
    • genç kızların gözyaşları, tıpkı sabah çiçeğine benzer; güneş doğar doğmaz, çiğdem damlaları uçar gider. // puşkin
    • gençlikteki gözyaşlarında acı yoktur, yaşlılıkta ki acılarda gözyaşı gibi. // joseph roux
    • gözde gözyaşı yoksa, ruhta gökkuşağı olmaz. // kızılderili özdeyişi
    • gözyaşı, her zaman erkekleri avlayan biricik şeydir. // s.maugham
    • gözyaşı, kalp de olan ateşe delildir. // zunnun-i mısri
    • gözyaşı mukaddestir, ne için dökülmüş olursa olsun. // // yalnız adam
    • gözyaşı, ruh için yaz yağmurlarından farksızdır. // // alfred austin
    • gözyaşı, ruhumun aşısıdır. // ali suad
    • gözyaşından ne çıkar, neden ter dökmediniz? // m.akif ersoy
    • gözyaşları, acının ümitsizliğe dönüşmesini engeller. // özdemir asaf
    • gözyaşları biçmek istemeyen kimse, sevgi ekmelidir. // schiller
    • gözyaşları; çirkin kadınların sığınacağı bir şeydir, güzelleri bile yıpratır. // oscar wilde
    • gözyaşları, ıstırabın sessiz sözleridir. // voltaire
    • gözyaşları ile demiri bile eritebilirsiniz. // ovidius
    • gözyaşları ile yıkanan yüzden daha temiz yüz olamaz. // w.shakespeare
    • gözyaşları kurur. // dostoyevski
    • gözyaşları olana, ne mutlu! // goethe
    • gözyaşlarında daima, biraz yapmacık vardır. // // andré maurois
    • güzelin gözyaşı, gülümsemesinden daha sevimlidir. // // t.campbell



    • hayatı kendine mendil etme, hep senden gözyaşı ister. // f.nafiz çamlıbel
    • hiçbir kız bir erkeğe boyun eğmez, hiçbir erkek de bir damla gözyaşına değmez. // zsa zsa gabor
    • hiçbir şey, bir kadının gözyaşlarından daha çabuk kurumaz. // thomas fuller
    • içteki kiri; su değil, ancak gözyaşı yıkar. // mevlâna
    • öyle göz yaşlarımız vardır ki, başkalarını aldattıktan sonra çok kere bizi de aldatır. //
    la rochefoucauld
    • sahte göz yaşların, tuzlu sudan farkı yoktur. // metastasio

    gurbet

    • döner bir gün gurbet ellerde kalan. // cahit kulebi
    • gurbet bıçaktır yarada. // ilhami bekirtez
    • gurbet iyi derlerse de inanma, bağdat’tan şirindir vatan demişler. // uluborlulu lütfi
    • gurbet zamanı uzadıkça arzû-yı vatan insanda bir hastalık tesirini kesbeder. // a.hamid tarhan
    • gurbette ölenin, gözü yumulmaz. // karacaoğlan
    • gurbettir gözlerinden kan ağlatan. // gevherî
    • insan evde sahip olduğu iyiyi bilmek için, gurbete gitmek zorundadır. // goethe

    gurur

    • aşkta galip, her zaman gururdur. gurursuz insan, dikensiz güle benzer. // b.sıtkı erdoğan
    • düşmanlarımızın felâketlerine acımamız, iyilikten çok gururun mahsulüdür. onlardan üstün olduğumuzu hissettir mek içindir ki, kendilerinden merhameti mizi esirgemeyiz. // la rochefoucauld
    • gariptir, ipeği yapan böcek değil de giyen kadın gururlanır. // cenap şahabettin
    • genellikle, bütün büyük yanlışlıkların altında gurur yatar. // ruskin




    • gurur aslında bir ipotektir; üzerinde bulunduğu insanın kabiliyetinden tenzil edilmelidir ki, o kabiliyetlerin gerçek değeri ortaya çıksın. // bismarck
    • gurur, bizim olamayanla yaptığımız gösteriştir. // ali suad
    • gurur, bütün insanlarda eşittir. fakat yalnız onu belli etmekte ki vasıta ve tarzlardadır. //
    la rochefoucauld
    • gurur; bütün tenasübü, bütün zarafeti mahveder, yapmacık ise güzel yüzlerin çiçek hastalığından beter düşmanıdır. // richard steele
    • gurur; hiç durmadan sızlayan, azmanlaşan ur. // talat sait halman
    • gurur, hiçbir zaman boyu kadar konuşmaz. // ali suad
    • gurur; insanın düşüncesindedir, söze dökülen onun pek küçük parçasıdır. // montaigne
    • gurur koltuk değneği gibidir; insanı yükseltebilirse de boyunu uzatmaz. // montaigne
    • gurur, meziyetsiz kimselerde iğreti elbise gibidir, mutlaka bir yerinden pot verir. // fransız özdeyişi
    • gururla, zayıflık iki kardeştirler. // lowell
    • gururlu bir yüceliğe erişmek isteyen ağaç, fırtınalı hava ister. // irwin yalom
    • gururumun kapısını utançla sürgülemiş tim, aşkın baltası; ne kapı bıraktı, ne sürgü. // // trivalluar
    • gururun en güzelinde bile, bir suç kokusu vardır. // nurullah ataç
    • küçük insanların, büyük gururları olur. // voltaire
    • hiç kimseye gururla bakma, o da kendisine göre görkemlidir. // nizami
    • insanoğlu gurura kapılma. unutma ki, sen, çiğnenen ezilen topraktan var oldun. // sühreverdi
    • lâyemut değilsin, başıboş değilsin,bir vazifen var. gururu bırak, seni yaratanı düşün,kabre gireceğini bil, öyle hazırlan. // b.said-i nursî
    • ve aşkta taşınacak silah değildir, gurur. // cemal süreyya



    • “tavşandan şapka çıkartmaları” isteninceye kadar, sihirbazlar şapkalar dan tavşan çıkartacaklardır!. balonların gururu, iğnelerle karşılaşıncaya kadardır. // m.selahattin şimşek

    gül

    • alelâde otlar iki ay içinde yetişir fakat kırmızı gül ancak bir yılda yetişir. // mevlâna
    • allah’ın gülü dikenli yarattığına hayret edeceğiniz yerde, dikenler arasında gül yarattığına hayret ediniz. // arap özdeyişi
    • atarlar gülü solunca. // cavidan tümerkan
    • bataklıkta yetişen gül bile olsa, yakana takma. // // mevlâna
    • bir demet güzel kokulu gül, bir harman ottan daha iyidir. // // nizami
    • bir gülistandan nişan vermeğe, birkaç gül yeter. // // ahmed paşa
    • bir insanın mikroskop altında gül dalının köklerini inceleyeceği yerde, onun goncasının açılışını seyredip sevinmesi daha iyidir. // oscar wilde
    • bozulmuş bahçede, nasıl gül olur? // karacaoğlan
    • bugün penceremizin dışında açan gülle rin tadını çıkarmaktansa, ufkun üzerinde sihirli bir gül bahçesi görmeyi hayal ediyoruz. // dinç tayanç
    • çalılar iki ayda büyür, fakat kırmızı güller ancak bir yılda yetişir. // mevlâna
    • en güzel güller, en çabuk solarlar. // andré maurois
    • erkek, sevdiği kadını üzmekten sakınma lıdır. gül koklanır fakat hırpalanmaz. // fuzuli
    • evlerde yaban güllerinin çığlığı dinmez. // talat sait halman
    • genelde diken ekerek gül toplamak istiyoruz,ancak bu yaptığımız doğaya aykırıdır. // ibn-i sina
    • gerdanımda pırlantalar olacağına, masamda güller olmasını tercih ederim. // emma goldman
    • gül bahçemi gör de, baharımı anla. // imam-ı rabbani
    • gül dikensiz olamaz,yâr dahi engelsiz. // şinâsî
    • gül gider, diken durur. // ovidius
    • gül ne demek? adı başka olsaydı, bu kadar güzel kokmaz mıydı sanki? // w.shakespeare
    • gül sunan bir elde, daima bir miktar gül kokusu kalır. // çin özdeyişi
    • gül yetiştirmek isteyen, dikenlerin kahrını çeker. // // hacı veyiszade
    • güller çoğalmalı ki, ayrık otları fırsat bulmasınlar. // ali suad
    • güller,laleler,karanfiller,bütün çiçekler solar. çelik ve demir kırılır ama gerçek dostluk ne solar, ne de kırılır. // f.nietzsche
    • güller yenerse gülleyi, halkın güler yüzü... // talat sait halman
    • güllere ve onun güzel yapraklarına güvenme. // // selma lagerlof
    • gülü öyle sevmelisin ki, soranlara dikeni yok diyebilmelisin. // barış manço
    • gülü tarife ne hacet, ne çiçektir biliriz. // la edri
    • gülün annesi, dikendir. // mevlâna
    • gülün dibindeki toprak, gül kokar. // mevlâna
    • gülün dikene katlanması, onu güzel kokulu yaptı. // // mevlâna
    • gülün dikensiz olmadığı doğru ama keşke dikenler, gül solduktan sonra yaşamasalardı. // j.p.richer
    • gülün dostu dikendir. // mevlâna
    • gülün kıymetini, koklayan bilir. // yalnız adam
    • her insanın dikeni vardır, gülü vardır. gülünü görecek, oradan seveceksin. // esad coşan
    • hiç ellerin taşı bana değmez, ille dostun gülü yaralar beni. // pir sultan abdal
    • hiçbir zaman gökten gül yağmaz, daha çok gül istersek daha çok fidan dikmemiz gerekir. // // george eliot
    • kara çalıda, gül bitmez. // karacaoğlan
    • konarsan güle kon,dikene konma, eski düşmanların dost olur sana. // kuloğlu

    • seher yelinden gül perişan olur, odun perişan olmaz. // // şeyh sadi
    • ya kırmızı gülden ayrı yaşamalı, ya dikenin acılarını hoş görmeli. // şeyh sadi
    • zorbanın bahçesinde gül, kan kokar. // talat sait halman

    gülmek-tebessüm

    • adilin hiddetinden değil, zalimin tebessümünden kork. // r.necdet evrimer
    • az da olsa faydalı bir şey yapmak istersen, tebessüm yeter. // f.ahmet aykaç
    • ben demez miydim ki, bir gün ağlıyasıdur gülen. // // fuzûlî
    • beni isterseniz dövün ama bırakın istediğim kadar güleyim. // moliére
    • beşer ırkının elinden gerçekten bir tek silah var; gülmek. // mark twain
    • bir gülümseme külfetli bir şey değildir, fakat insana çok şeyler kazandırır. göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman içinde meydana gelir, bazen de bütün ömür boyu hatırası yaşanır. // d.carnegie
    • bir tebessüme sarılan hakikat, düşünceye en değerli armağandır. // f.ahmet aykaç
    • birlikte hiç gülmediğimiz bir kimseyi, hiç sevemeyiz. // agnes replier
    • bu dünyada kim güldü ki, sen gülesin. // yunus emre
    • çok gülenin, heybeti azalır. // hz.ali
    • çok suyun ekinleri öldürdüğü gibi, çok gülmekte kalbi öldürür. // hz.ömer
    • durum ne olursa olsun,dudaklarından gülümseme eksik olmasın. // victor pauchet
    • dünya her birimiz için, onu ne biçime sokmak istiyorsak öyle kalacaktır. onun sahipleri güler yüzlü insanlardır. // ismail ergün
    • eğer erkekler bizim neye güldüğümüzü bilselerdi, bizimle hiç yatmazlardı. // erica jong
    • eğer rastladığın biri sana gülümsemiyor sa, hatayı kendi dudaklarında bul. // thomas young

    • en işe yaramayan günümüz, hiç gülmediğimiz gündür. // chesterfield
    • en son gülen ya iyi güler ya da en yavaş algılayandır. // addison
    • etrafınızda hiç kimse yokken gülmüyor sanız, gerçekten gülümsüyorsunuz demektir. // andy rooney
    • geçmiş acılarımıza gülümseyerek bakmayı öğrendiğimiz zaman, büyürüz. // khien
    • görünüşü en iyi düzeltmenin yolu, gülmektir. // charles gordon
    • güler yüz, altın anahtardır. // t.b.macaulay
    • güler yüz, sevginin anahtarıdır. // hz.ali
    • güler yüzle söylenen yalanı; bir anda yuttuğumuz halde, acı gerçeği ancak damla damla yutarız. // diderot
    • güler yüzlü olmayan bir adam dükkan açmamalıdır. // // çin özdeyişi
    • gülerseniz dünya güler, ağlarsanız yalnız ağlarsınız. // ella w.witcox
    • gülme için mutluluğu beklersen, bir tebessüm edemeden ölürsün. // c.lamb
    • gülme son sınırına varınca, gözyaşla rıyla karışır. // // rabelais
    • gülme, iki insan arasında ki en kısa mesafedir. // // victor burge
    • gülme, yan etkileri olmayan yatıştırıcı bir ilaçtır. // arnold glasgow
    • gülmeden ölmemek için, mutluluğa kavuşmayı beklemeden gülünüz. // la bruyére
    • gülmek, allah’ın insanlara verdiği hediyelerin en kıymetlisi,en latifidir. her aptal, her zalim insanları ağlatabilir fakat onları güldürmek kolay değildir. // hz.ali
    • gülmek bir güneştir, insanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder. // victor hugo
    • gülmek, fırtınalı gökte doğan bir gökkuşağına benzer. // a.grün
    • gülmek için mutlu olmayı beklemeyiniz, belki gülmeden ölürsünüz. // victor hugo
    • gülmek senin için bir tutku, bir gün ağlarsan o da mutluluktan olsun. // m.oliphan
    • gülmek ve ağlamak da bir uygarlık sorunudur. çağımızın insanı nerede ve neye güleceğini bilen insandır. // r.halid karay
    • gülmesini bilmeyen bir insan, yalnız ihanetle kalmaz; kendi hayatı bile bir ihanettir. // t.carlyle
    • gülmeyi icab ettiren bir şey olmadan gülme. başıboş gezinme. boş gezinmek olgun insana yakışmaz. // şehabeddin ahmet
    • gülümse... yarın daha kötü olacak. // murphy felsefesi
    • gülümseme, yüzün zekatıdır. // sezai karakoç
    • gülümsemek, insana mahsustur. // rabelais
    • gülümsemenin parasal değeri yoktur. satın alınmaz, ödünç verilmez, dilenilmez, çalınmaz ama verilmedikçe hiç alınmaz. // sait faik
    • gülünecek şeyi ciddiye alanlar, ciddi meselelerde gülünecek hale gelirler. // pitigrilli
    • güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneş ışığına benzer. // tolstoy
    • hatırlar mısın doğduğun zaman sen ağ larken, herkes sevinçle gülümsüyordu.. öyle bir ömür geçir ki; herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. // kızılderili özdeyişi
    • hayatın matemini tutmaktansa, ona gülmek insana daha çok yakışır. // seneca
    • her zaman,mutluluğun doruğundayken gülünmez. bazen hayata sırf gıcıklık olsun diye, uçurumun kenarındayken bile gülümseyeceksin. // paul sidney
    • herkesin sizi sevmesini istiyorsanız, gülümseyiniz. // dale carnegie
    • hiçbir şeye gülmeyenden, ya da her şeye gülenden sakının. // arnold glashow
    • insan bir evse yüz, penceresi tebessümde o penceredeki ışıktır. // boccaccio
    • insan, güldüğü kadar insandır. // moliere



    • insan mutlu olmayı beklemeden gülmeli, çünkü gülmeden de ölmek tehlikesi vardır. // la bruyere
    • insan o kadar acı çekti ki, gülmeyi yaratmak zorunda kaldı. // f.nietzsche
    • insanlık bu ya; bir ahlak kitabı yazmam gerekseydi, güler yüzlülüğü vazifelerin başına koyardım. // emile alain
    • insanların bazen, neye güldüklerini anlamak güçtür. // dostoyevski
    • kendisine gülmeyi bilen kimse, her zaman eğlenebilir. // // shirley mac laine
    • kim ki tüm ruhu ile gülerse, onun vicdanında hiçbir leke yoktur. // chr. oeser
    • kişi kendine gülmeyi bilmezse, gülmeyi unutur. // s.jeanette duncan
    • önünden gülmeyen, sonra güler mi? // aşık veysel
    • son gülen, iyi güler. // ingiliz özdeyişi
    • son yıllarda haberleşme üzerine çok büyük adımlar atıldı, fakat tebessüm üzerine daha söylenecek çok şeyler var. // franklin p.jones
    • tebessüm, her kapıyı açan sihirli bir anahtardır. // // daniel amiel

    günah-sevap

    • ahretin sevabı, dünya nimetlerinden daha iyidir. // // hz.ali
    • baştan başa günahlarla dolu olan bir hayatın, kefareti ancak yoksulluk ve hakirlik içinde ödenir. // schiller
    • benim şefaatim, büyük günahlar içindir. // hz.muhammed
    • beraberce işlediğiniz günahın cezasını, ayrı ayrı çekeceksiniz. // r.kipling
    • bir insana karşı işleyebileceğimiz en büyük günah,ondan nefret etmek değil, ona karşı kayıtsız davranmaktır. ilgisiz lik, insaniyetsizliğin ana prensibidir. // g.b.shaw
    • bütün günahlar, boşlukları doldurma girişimleridir. // // simone weil


    • cezası en süratli günahlar; zulüm ile sıla-i rahmi kesmektir. // hz.ebubekir
    • eğer allah’ın her dakika yanınızda olduğunu, her davranışınızı gördüğünü bilirseniz hiçbir zaman yanlış iş (günah) yapmazsınız. // // epiktetos
    • eğer günahlar koku verseydi, kimse kimsenin yanına yaklaşmazdı. // r.hayes
    • en ağır günah, insanın kendisini günahsız bilmek gururudur. // thomas carlyle
    • en büyük felâket, günahların ağırlığı altında ezilerek ümitsizliğe düşmektir. // william pitt
    • en masum tavrı ve en süslü elbisesiyle çıkar karşımıza; günah. // ali suad
    • erkeklerin hemen hepsi, kendi günahlarından çok, karısının günahların dan gelecek ayıptan korkar. // // montaigné
    • geceyi ibadetle geçirmek kendilerine ağır gelen kimseler, ancak günahları ağırlaşan kimselerdir. // hasan-ı basri
    • günah arıya benzer; ağzı ballı, kuyruğu zehirlidir. // hossea ballilon
    • günah,başkasının başına beladır. onu ayıplarsa, aynı şey kendi başına gelir. onu gayret ederek kötülerse, bu defa günaha girer. onu hoş karşılarsa, bu sefer aynı günaha ortak olmuş olur. // hz.muhammed
    • günah, duanın ekmeğiyle doymaz. // talat sait halman
    • günah düşüncededir, düşüncenin iş haline gelmemesi, vücudun ona tabi olup olmaması bir tesadüftür. // g.büchner
    • günah; gizli kaldığı müddetçe, yalnız sa hibine zarar verir. açığa vurulan günah ise topluma zarar vermeye başlar. // kenan rıfai
    • günah için kim gözyaşı dökerse, cenab-ı hak onun yüzü suyunu dökmez. // şeyh sadi
    • günah; iradenin yüzüne atılmış bir tükürük ve ruha içirilmiş bir zakkumdur. // b.said-i nursî
    • günah işlemenin bir çok vasıtaları vardır, fakat yalan,bunların hepsine uyan bir saptır. // o.w.holmes

    • günah işleyen insandır,buna üzülen evliya olabilir, övünen ise bir şeytandır. // thomas fuller
    • günah, senin varlığından doğar. // ahmed hulûsi
    • günah,yasak olduğu için acı vermez, acı verici olduğu için yasaktır. // goethe
    • günaha karşı en tesirli korunma vasıtası, günahtan korkmaktır. // mark twain
    • günahı vücut değil, irade işler. // machiavelli
    • günahın azı olmaz. // ömer bin abdülaziz
    • günahın çirkin olmayan tek yönü, ona edilen tövbedir. // // ali suad
    • günahkar bir kadın; çiğnenmemiş çiçeğe benzer, ne kadar güzel olsa da değeri yoktur. // h.de balzac
    • günahkar, umutsuzluğa düşmez. // dostoyevski
    • günahkarı kurtarmak, zafer olarak yeter. // hz.ali
    • günahlarım bana ne getirdiniz? topu topu tespih böceği kadar haz. // b.rahmi eyüboğlu
    • günahların büyüğü üçtür; hasislik, çekemezlik ve gösteriş. // imam gazali
    • günahların; hürriyetlerin engellenmesi değil, düzenlenmesi olarak düşünülmelidir. // hekimoğlu ismail
    • günahlarını azalt, ölümün şiddeti sana kolay olur. // // hz.ömer
    • günahsız olan, korkusuz yaşar. // henrik ibsen
    • günahtan kaçınmayan adam, ışık tutan bir kör gibidir,halka doğru yolu gösterir, kendisi görmez. // // şeyh sadi
    • günahtan sakınmak, tövbe ile uğraşmaktan kolaydır. // hz.ömer
    • hocam vekia’ya hafızamın zayıflığından şikayet ettim, günahları terketmemi söyledi. // imam şafiî
    • iki esas günah vardır ki, öteki tüm günahlar bundan oluşur; sabırsızlık ve tembellik. // franz kafka
    • ilk günah, olanı sınırlamaktır. // richard bach


    • insan, bir günahı işlerken de kendisinin sevap işlediğini zannedecek kadar tersine çevirebilen bir akla sahiptir. // c.sena ongun
    • insan burada günahlardan yanar gibi kaçmazsa, ahrette yanacaktır. // alaaddin başar
    • insan, günahlarını ardına bırakmaz. // d.h.lawrance
    • iyi taraflarımız da, bütün günahlardan arınmış değildir. // // montaigné
    • kabe’yi elli defa tavaf eden, anasından doğmuş gibi,günahlarından arınarak tertemiz olur. //
    hz.muhammed
    • kadınların, çocukların, hizmetçilerin, za yıfların, yoksulların, cahillerin günahları aslında kocaların, babaların, efendilerin, güçlülerin, zenginlerin aydınların günahıdır. // victor hugo
    • kendinde içinde olduğun halde, günahkarlara kızma. // hz.ali
    • kim bir kardeşini, bir günah sebebi ile ayıplarsa, o günahı işlemedikçe, o kimse ölmez. // hz.muhammed
    • kim gülerek günah işlerse, ağlayarak cehenneme gider. // hz.muhammed
    • kim bir hayra kılavuz olursa; o hayrı işleyenin sevabı kadar, sevaba nail olur. . // hz.muhammed
    • kim oruç tutar, namaz kılar, hacca gider, umre yaparda kıyamet günü olunca, ona ancak aklı ve güzel huyu kadar sevap verilir. //
    hz.muhammed
    • kimileri günahla yükseliyor, kimileri yerin dibine batıyor. // w.shakespeare
    • kişinin kimseyi kınamaması, akıllı olu şundadır. ben bazen bir günah yüzün den kınamıştım da, bu yüzden aynı gü naha yirmi sene sonra bende uğratıldım. // yahya bin muaz
    • küçük günaha devam eden büyük günaha, büyük günaha devam inançsızlığa götürür. // imam-ı rabbani
    • o’nun adaletiyle karşılaşınca günahın küçüğü olmaz. fazlına göre ise büyük günah yoktur. // ataullah iskenderi



    • sevaplar servet gibi, iman keyfiyet ise makam gibidir. // mehmet kırkıncı
    • vücudun rahatı az yemekte; ruhun rahatı az günahtadır. // imam gazali
    • yerine göre tek bir günah çok, bin tâat ise azdır. // // hz.ali
    • yüzyıl günah işleyip bilmek isterim, senin rahmetin mi büyük, benim günahım mı? // ömer hayyam

    güneş-ay

    • akşam olmayınca, güneş dulunmaz. // dervişî
    • ateş böceğine sormuşlar; gündüzleri neden ışık vermiyorsun? dile gelmiş; onu bana değil, güneşe sorun. // ilhan selçuk
    • ay dünyanın etrafında döner, ancak dünyayı etkiler. // // a.f.y.
    • ay’ı hedefleyin, ıska geçseniz bile en azından yıldızlara ulaşırsınız. // çin özdeyişi
    • ay’la ay’ı gösteren parmağı, birbirine karıştırmayın. // // konfüçyus
    • batan güneş gibi karanlık değil, doğan güneş gibi aydınlık ol!.. // çin özdeyişi
    • bıksan yine yağ, yaksa yine güneş iyi. // kaşgarlı mahmud
    • bir aşka vuran güneş, kolayca batmıyor. // oktay rıfat
    • boyasına güvenen halılar, güneşten korkmaz. // // a.n.asya
    • bütün karlara, bir güneş yeter. // m.selahattin şimşek
    • çatıyı tamir etme zamanı, güneşin parladığı zamandır. // john f.kennedy
    • dünkü güneşte, bugünkü çamaşırlar kurutulmaz. // // italyan özdeyişi
    • dünya; dünya olalı beri güneş, aciz otun ayağına gelmiş, ot güneşe yükselmemiştir. // semiha ayverdi
    • güneş altında yeni bir şey yok. // incil
    • güneş altındaki hiçbir şey, tesadüfi değildir. // lessing
    • güneş batarken bile, gölgeleri büyütür. // vergilius
    • güneş batmadan akşam olmaz,bu da öyledir; basının elinden özgürlüğü alınmadan diktatörlük olmaz. // c.c.colton
    • güneş battığı vakit, küçük yıldızlar parıldar. // r.soutwell
    • güneş, bir günde iki kez doğmaz. // victor von scheffel
    • güneş bir hüzünlünün üzerine doğmu yorsa, güneş değildir. // m.rasim mutlu
    • güneş doğarken de kızıldır, batarken de; ama birisi merhaba der, birisi elveda. // n.halil onan
    • güneş, her gün yenidir. // heraklietos
    • güneş, her memlekette sabahları doğar. // george herbert
    • güneş ışığını yalnız, sevgililer giyer. // c.c.cummings
    • güneş, ışık ve sıcağından başkalarını faydalandırmak için kendine yalvarılması nı beklemez. sen de güneş gibi ol, beklenilen iyiliği istenilmeden yap. // epiktetos
    • güneş, kötüleri bile aydınlatır. // seneca
    • güneş olmazsan yıldız ol, ama gökteki en parlak yıldız sen ol. // // seneca
    • güneş toprağa, toprakta havaya tenez zül etmeseydi; bizler dünyaya gelemezdik. // mehmet kırkıncı
    • güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milletleri. // cemil meriç
    • güneş varken, mumların ışığı altına girmeye gerek yok. // b.said-i nursî
    • güneşe açılan her gözde, yaşamak hazzının pırıltısı vardır. // sabahattin eyüboğlu
    • güneşe bakan, gölgeleri seçemez. // brezilya özdeyişi
    • güneşe satürn’den bakan ısınmaz elbet. // ali suad
    • güneşi bilmeyen çiçek, renginden habersizdir. // // ali suad
    • güneşi görebilmek için de, güneşin ışığına ihtiyaç vardır. // // petöfi
    • güneşi gözden kaçırdım diye ağlarsan, yıldızları da göremezsin. // r.tagore

    • güneşi istedikleri gibi görebilmeleri için, güneş tutulmasını ne kadar temenni edenler var. // c.şahabettin
    • güneşin ateşinden çok, suyun özlemi yakar çölü. // // ali suad
    • güneşin çiçekleri renklendirmesi gibi sanatta hayata renk verir. // lord avebury
    • güneşin gördüğü, bütün insanlar dertlidir. // solon
    • güneşin neyse, dünyada onun etrafında döner. // ali suad
    • güneşin varlığı yanında, ayın hükmü düşünülemez. // a.f.y.
    • güneşin varlığına delil, yine güneştir. delil ararsan, güneşten yüz çevirme. // mevlâna
    • güneşle ölüme, dik dik bakılmaz. // la rochefoucauld
    • güneşli sabahın umududur, yıldızlar. // suat taşer
    • güneşte de, gölgede de arkadaş kalacağız. //
    caroline e.s.norton
    • güneşten yüz çevirmedikçe, insan kendi gölgesine hayranlık duymaz. // cenap şahabettin
    • her güneş batışında, bir parçan eksilir. // hasan-ı basri
    • her şeyin hakikati birdir. ister insan olsun, ister melek olsun zerrenin kalbini açarsan, oradan güneş damlar. // m.ikbal
    • herkes aya benzer, kimseye göstermediği karanlık bir yüzü vardır. // mark twain
    • iki cihanın güneşi olmasaydı, insanları aydınlatmaya yıldızlar yetmezdi. // ali suad
    • kardan adamların saltanatı, güneş görünceye kadardır. // sait solmaz
    • ne olur da deniz köpeğin ağzından beslenir. nasıl olur da güneş üflemekle söner. // mevlâna
    • ne yapalım, güneşte bile leke yok mu? // napoleon
    • parlak güneş tan yerinde durdukça, ışığı her eve misafir olur. // // mevlâna



    • söndü cılız ışığı onların... güneş, yine güneş olarak kaldı. // m.selahattin şimşek
    • yarasa güneşten hoşlanmadı diye, güneş kıymetini kaybetmez. // şeyh sadi
    • yeryüzünde gün ışığına lâyık olmayan nice insan var, ama güneş her gün doğar. // seneca
    • yüzünü güneşe çeviren insan, güneş görmez. // // helen keller

    gürültü

    • gürültü,hiçbir şeyi kanıtlamaz. çok kez, yalnızca bir yumurta yumurtlayan tavuk, sanki göktaşı yumurtlamışçasına gıdaklar. // mark twain
    • gürültü için akordu bozmak yeter. // w.shakespeare
    • gürültü, medeniyetle ters orantılıdır. // mehmet maksudoğlu
    • gürültü ve patırtının ortasında sükunetle dolaş, sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma. // buda
    • her şeye homurdanmaya alışmış kimse, fırsat kapıyı çalınca bile gürültüden yakınır. // confidences
    • yerinde sayanlar, yürüyenlerden daha çok ayak patırtısı yaparlar. // cenap şahabettin

    güven-itimat

    • allah’tan korkandan başka, güvenilir kimse yoktur!.. // // hz.ömer
    • ayarı bozuk olanın, tartısına güven olmaz. // hakim sinanî
    • bir insana yapabildiğini bizzat görmesin den daha fazla güven verebilecek, hiçbir telkin yoktur. // // m.bozdağ
    • bir insanı doğru yapmak isterseniz,ona güveniniz. düzenbaz yapmak isterseniz, ona güvenmeyiniz. // // c.bernard
    • bizi hiç tanımadıkları için, tanımadıkları mıza güven eğilimi gösteririz. // samuel johnson
    • cahil dostundan ziyade, akıllı düşmanına güven. // // hz.ali


    • çok az insanla yakınlık kur, herkese karşı iyi davran, insanları denemeden de onlara güvenme. // g.washington
    • çok güvenirseniz aldanırsınız, ama hiç güvenmezseniz hayatınız azapla geçer. // frank crane
    • dostluğu öldüren en tehlikeli silah, itimatsızlıktır. // hz.ali
    • emniyet ve itimat,geç ve güç yerleşir, çabuk ve kolay gider. // r.necdet kestelli
    • gülerken göbeği oynamayan adama, güvenmem. // çin özdeyişi
    • güven,bir karaca kadar çekingendir; insan onu bir kovdu mu, tekrar bulması uzun zamana bağlıdır. // kurt biedenkope
    • güvence,her şeyin belirginleştiği zamandır; size hiçbir şeyin olmayacağı zamandır. güvence, hayatın inkarıdır. // germaine greer
    • güvenilmek, sevilmekten daha büyük iltifattır. // g.mac donald
    • güvenin gözü kördür, şüphe ise hiç yorulmadan haddinden fazla görür. // f.grillparzer
    • güvenmek iyidir, kontrol etmek ondan daha iyidir. // william blake
    • güvensizliğin üç mahzuru vardır; can sıkıntısı, sabırsızlık, vakit öldürme. // b.pascal
    • güvensizlik başlayınca, dostluk kaybolur. // epicure
    • her sevene karşı, emin olma. // imam şafiî
    • her zaman güvensizlik göstermek, her zaman güvenmek kadar büyük bir yanlışlıktır. // // goethe
    • her zaman en eski dostlara güvenilir, tıpkı eski kılıçlara olduğu gibi. // john webster
    • herkese güvenme denediklerine güven. herkese güvenmek, tam anlamında basitliktir; denediklerine güvenmek, bilgeliktir. // demokritos
    • herkesin güvenini kaybeden, daha ne kaybetsin? // // p.syrus
    • hiçbir haine güvenmeyiniz. // cicero
    • ilerlemenizin önündeki en büyük engel, kendinize güvensizliğinizdir. // richard wilkins
    • insanın kendine güveni, büyük işlere girişiminin ilk şartıdır. // samuel johnson
    • insanın yapabileceği en büyük fenalık, kendisine olan güvenini kaybetmesidir. // richard benedi //
    • insanların insanlara güvenmesini, aklım almıyor. // w.shakespeare
    • itimatsızlık kadar dostluğu bozan bir şey yoktur. dostluk, iki ruhun birleşmesin den ibaret bulunduğuna göre, güvensiz birleşme olamaz. // la cordaire
    • kendine güven kazanmanın biricik yolu, başarısızlığa yer vermeyecek derecede bir şeye iyi hazırlanmaktır. // lockwood thorpe
    • kendine güvenen bir adamı avlamak ne kadar kolaydır. // // f.patrarcu
    • kendine güvenen herkes, dünyayı idare edebilir. // // voltaire
    • kendinizi tam olarak tanımadan, kendinize eksiksiz bir güven duymanız mümkün değildir. // arnie warren
    • kötü insanlara güvenilir, çünkü değişmezler. // // w.faulkner
    • ona karanlıkta bile güvenebilirsin. // cicero
    • senin düşmanlarından en korkuncu, kendilerine güven beslediğin kimselerdir. // tuğraî
    • sizin içinizde en önemli varlık, sizsiniz. ona güvenmezseniz, kime güveneceksiniz. // m.bozdağ
    • sizinle beraber eğlenmek için işini bıra kandan ziyade, sizinle beraber çalışmak için eğlencesini bırakan insana güvenin. // ismail ergün
    • şu dünyada güvenip de, aldatılmayan kim var ki? // // eliza cook
    • tanrı’ya güven ama barutunu da kuru tutmaya bak. // // cromwell
    • yelkenine güvenmiyorsan, denizde dolaşma. // ali suad




    güzel-çirkin

    • az kork, çok umut et; az ye, çok çiğne; az homurdan, çok nefes al; az konuş, çok anlat; az nefret et, çok sev ve en güzel şeyler seninle olsun. // isveç özdeyişi
    • bir insan için güzel olanın, bir çok insan için de güzel olması pek muhtemeldir. // boccaccio
    • bütün mirasyedi kadınlar, güzeldir. // john dryden
    • çirkin, ancak sizi istediğiniz yere götürür. //
    amerikan özdeyişi
    • çirkin ve zararlı davranışlarla mücadele gidemeyecek kadar medeni cesarete sahip olmayan toplumlar, o çirkinlikler içinde yok olmaya mahkumdurlar. // mevlâna
    • çirkin ve zarafetten yoksun bazı kadın lar, gerektiği gibi övmesini bildiklerin den, ömür boyu sevilmişlerdir. // andré maurois
    • dünya her mihnete bedel, sen olduğun için güzel. // o.seyfi orhon
    • güzel bedenler için zevk, güzel ruhlar için de ıstırap gerektir. // oscar wilde
    • güzel bir iş yapsan, hemen onu çirkin bulan biri çıkar. // august strindberg
    • güzel bir kadın; bir mücevher, iyi bir kadın; hazinedir. // // şeyh sadi
    • güzel bir kadın gözlerin, iyi bir kadın ruhun pasını siler. biri mücevher diğeri ise hazinedir. // // napoleon
    • güzel bir kadın gülümsediği zaman, birinin cüzdanı ağlar. // chamfort
    • güzel bir şey, ebedi bir zevktir. // john keats
    • güzel bir şey her zaman iyi değildir; ama iyi bir şey her zaman güzeldir. // ninon de l’enclos
    • güzel cümleler düzmek, âşıkların rahatta olduğunu gösterir. // fuzûlî
    • güzel de olsa, şiir yazmakla tencere kaynamaz. // martial piéchaud
    • güzel dediğin, yağmur gibi hepimizin olmalı. // // b.rahmi eyüboğlu


    • güzel gören, güzel düşünür. güzel düşünen, yaşamdan tat alır. // b.said-i nursî
    • güzele güzelsin deme. belki gururundan çirkinleşebilir. // r.necdet evrimer
    • güzel hep güzeldir, zamanın önemi yoktur. // e.delacroix
    • güzel, hiçbir zaman boş olmamıştır. // emerson
    • güzel ile yola gitmek güzeldir. // aşık çelebi
    • güzel, iyi olandır. // çerkes özdeyişi
    • güzel kadın, bence evvelâ zeki olan kadındır. // r.necdet evrimer
    • güzel kadınlar; tatlı bir iltifatı, öyle kolay kolay unutmazlar. // heinrich heine
    • güzel olan, kullanışlı olan kadar kullanışlıdır, belki de fazlasıyla. // victor hugo
    • güzel olan şeyler, ancak kendilerinden anlayan ve hoşlanan kimselere güzel gelir. // edmont goblot
    • güzel olan şeyler, zıddıyla meydana çıkar; cenab-ı hak, zıddı olmadığı için gizlidir. // mevlâna
    • güzel sevme derler, nasıl sevmeyim; kaşlar arasında çifte benler var. // karacaoğlan
    • güzel sevmek sarp bir kale; ya alınır, ya alınmaz. // // ercişli emrah
    • güzel söyle ki, aksi sedası da güzel olsun. // nasır-ı hüsrev
    • güzel ve erdemli kadın, bizim uçsuz bu caksız ahlak çölümüzü, göller ve iki yanı söğütlü yollarla bezeyen bir nedendir. // ernest renan
    • güzel ve kendini beğenmiş bir kadını yıkabilmenin en kestirme yolu; güzelliğini övüp kendini beğenmişliğini pohpohlamaktır. // cervantes
    • güzel, “yalan”ın çocuğudur. // ahmed haşim
    • güzel ve göz alıcı her şey iyi olmayabi lir, ancak iyi olan her şey güzeldir. // ninon de lencios
    • güzele ne yakışmaz?çiçek bozuğu bile.. halbuki çirkine çiçek bile yakışmaz. // r.halid karay
    • güzelin üç yeri beyazdır; teni, dişleri, elleri. üç yeri karadır; gözleri, kirpikleri, kaşları. üç yeri kırmızıdır; dudaklar, yanakları, tırnakları. üç yeri uzundur; boyu, saçları, elleri. üç yeri küçüktür; kulakları, dişleri, çenesi. üç yeri geniş tir; göğsü,gözlerinin arası,alnı. üç yeri narindir; beli, elleri, ayakları. üç yeri incedir; parmakları, ayak bilekleri, burun delikleri. üç yeri tombuldur; dudakları, kolları, kalçaları. // moresco
    • güzelin yaptığı, güzel olur. // h.fielding
    • güzelle,yararlıyı aynı yerde bir araya getirmek, her zaman olanaklı değildir. // li yü
    • güzellerin güzel yüzlerinde güzelliği yaratan, elbette o güzelliğe müştakları da yaratır. // b.said-i nursî
    • güzellerin, sonbaharı da güzeldir. // plutarkhos
    • hanımlar arasında çirkin olmadığı gibi, erkekler arasında yaşlısı yoktur. // o.goldsmith
    • iç hayatımızın hazinesini zenginleştiren her şey, güzeldir. // edmond goblot
    • kızlarınızı çirkinlere vermeğe mecbur etmeyin. çünkü onlarda sizin gibi güzeli severler. // // hz.ömer
    • kişi kimi seviyorsa, odur en güzel. // sappho

    güzellik-çirkinlik

    • asırlardan beri insanları çeken, cezbeden iki kuvvetli mıknatıs vardır; güzellik ve zenginlik. // r.necdet kestelli
    • basit bir güzelliğiniz var veya yoksa; başka bir şeyiniz, tanrı’nın en iyi şeye sahipsiniz. // r.browning
    • bir kadın için güzelliksiz gençlik veya gençliksiz güzellik işe yaramaz. // la rochefoucauld
    • bir kadının güzelliği, ancak sevmeye başladığı zaman meydana çıkar. // la bruyere
    • bu hayata değer verdiren tek şey, sonsuz güzelliğin görülmesidir. // eflâtun
    • bütünündeki güzelliği yaratan, ayrıntılarda ki zenginliklerdir. // a.smith
    • çirkinliği çirkin görmeyen, çirkinleşmiş demektir. // ali suad
    • çirkinlik; müntakimdir, mühlikedir! güzelliği kasteder. // // a.hamid tarhan
    • çirkinlik şeytanda, kadında olduğundan daha az korkunçtur. // w.shakespeare
    • dünyada en büyük kuvvet, güzelliktir. // anatole france
    • eğer güzelliği içinizde taşımıyorsanız, dünyanın neresine giderseniz gidin; onu bulamazsınız. // // metastasio
    • fazla güzellik, göz çıkarmaz. // mae west
    • fertlerde mevcut olan her güzellik, her kıymet ve her değer katlanarak topluma akseder. // // a.n.whitehead
    • gönüldeki güzellik, yüze yansır. // arap özdeyişi
    • güzelliği bulmak için tüm dünyayı dolaşsak da; onu içimizde taşımıyorsak asla bulamayız. // r.w.emerson
    • güzelliği görme yeteneğini kaybetme yen, asla yaşlanmaz. // franz kafka
    • güzelliği sevdiği kadar, erdemi de seven bir insan görmedim. // // konfüçyus
    • güzelliği yaşatmak, onu yaşatmaktır. // ali suad
    • güzelliğin güzelliğini artıran, çirkinin çirkinliğidir. // b.said-i nursî
    • güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa. // // aşık veysel
    • güzelliğine pek güvenme. // vergilius
    • güzellik, allah’ın ihsanıdır. // aristoteles
    • güzellik, altından daha çok hırsız çağırır. // w.shakespeare
    • güzellik, aynada kendini seyreden sonsuzluktur. // halil cibran
    • güzellik, bakan gözdedir. // osman nuri ekiz
    • güzellik, belalı bir nimettir. // alfred de musset
    • güzellik,bir bütün sonucudur. bunun için kolay görülmez, kolay varılmaz, kolay anlaşılmaz. // özdemir asaf

    • güzellik bir kudrettir, tebessüm ise onun kılıcıdır. // // charles reade
    • güzellik, bir takım şeylerin içinde ki bir nitelik değildir. o yalnızca, o şeyleri tasarlayan zihinlerde bulunur. // david hume
    • güzellik, biraz da gurur ister. // y.sultan selim
    • güzellik çizgisinin asıl noktası, sevgi çiz gisidir. kuvvet ve zayıflık, onun iki yanın da yer alır. sevgi, bunların birleştiği yerdir. // // goethe
    • güzellik, çoğu zaman kusurlarını gizleyen bir örtüdür. // h.de balzac
    • güzellik; değerli bir insana sahip olursa, onun erdemini belirtir, kusurunu gizler. // f.bacon
    • güzellik, doğal bir üstünlüktür. // eflatun
    • güzellik; doğanın kadınlara ilk verip, ilk aldığı armağandır. // zimmerman
    • güzellik doğruluk, doğruluk güzelliktir. // john keats
    • güzellik gerçektir ama gerçek her zaman güzel değildir. // baraccio
    • güzellik, giyinenlerin süslüğü ile oluş maz; bilgi ve terbiye ile güzel olunur. // hz.ali
    • güzellik, her yerde karşılanan bir konuktur. // goethe
    • güzellik, hükümranlık gibidir; gayet tâbende, fakat bî-vefa! // a.hamid tarhan
    • güzellik ile akıl seyrek olarak bir arada bulunurlar. // petronius
    • güzellik ile budalalık, iki eski arkadaştır. // b.franklin
    • güzellik, ilk bakışta fevkalade bir şeydir. tamam da, evde üç gün kaldıktan sonra kim dönüp bakar. // b.shaw
    • güzellik, insanı acı gibi deler. // thomas mann
    • güzellik iyidir; aldatmacısının bu denli sağlam olması hayranlık uyandırıcıdır. // tolstoy
    • güzellik, kanatlıdır,çok çabuk uçar. // edward moore
    • güzellik kaybolur, fazilet devam eder. // goethe
    • güzellik, görenin gözündedir. // m.hungerford
    • güzellik, iyi ahlak işaretidir. // i.kant
    • güzellik, kısa süren zenginliktir. // sokrates
    • güzellik, sevgililerin armağanıdır. // congreve
    • güzellik, şaraptan da kötüdür; güzelle birlikte, onu seveni de yıkar. // a.smith
    • güzellik; tabiatın kadınlara verdiği ilk he diye, aynı zamanda geri aldığı ilk şeydir. // şili özdeyişi
    • güzellik, tek bir saçla bile bizi arkasından sürükler. // alexandre pope
    • güzellik; yaz yemişleri gibidir. çabuk çürür, çok dayanmaz. // f.bacon
    • her davranışında başkalarının onayını arayan kimseler, hayatın bir çok güzelliğini ıskalar. // b.rahmi eyüboğlu
    • her şeyin kendine ait bir güzelliği vardır, ancak herkes bunu göremez. // konfüçyus
    • kendini öfke içinde gizleme. sendeki bu güzellik, gizlenecek güzelliklerden değildir. // mevlâna
    • leyla’nın güzelliğine ancak mecnun’un gözüyle bakmalısın ki, onu seyretmenin sırrı sana da görünsün. // şeyh sadi
    • kimde bir güzellik varsa, bilsin ki ödünçtür. // mevlâna
    • saklanan çirkinlik, iki kat çirkin görünür. // cenap şahabettin
    • satılan ve satın alınan güzellikler, saf değildir. // // pitigrilli
    • sayısız güzellik doğar da günde, birini sevmeye ömür yetmez. // f.nafiz çamlıbel
    • sevdiklerinin güzelliği, yaptıklarına yansısın. // mevlâna
    • soysuz güzellik, kokusuz menekşe gibidir. // seneca

    kaynak: (bkz: http://www.radyosomafm.com/...)
  3. haber

    • bir haberin gönül inciteceğini biliyorsan sen sus, başkaları söylesin. // şeyh sadi
    • en güzel haberciyi bile, felâket haberi çirkinleştirir. // goethe
    • ırak yerin haberini, kervan getirir. // kaşgarlı mahmud
    • insan, kötü haberleri kolay kolay söyleyemez. // // sofokles
    • insan insanı sevdiği zaman, onu sevdiğini ona haber versin. // hz.muhammed
    • iyi haberler ağır ağır gelir. çabuk gelenler yalnız kara haberlerdir. // a.manzoni
    • kara haber, getireni de karalar. // w.shakespeare

    haddini bilmek

    • bir kere sınırını aşan için, artık sınır yoktur. // epiktetos
    • haddini bilen kimse, helak olmaz. // hz.ali
    • haddini bilene, kimse hakaret edemez. // hz.ali
    • rabbini bilen, haddini bilir. // ali suad

    hak-haksızlık

    • allah insanları hak üzere yarattı. sen de haktan başka bir şey yapma. // hz.osman
    • arayan hakkı, en sonunda bulur. // tevfik fikret
    • asil ve şerefli insan, hak ve adaleti her şeyin üstünde tutar. // konfüçyus
    • az ateş çok odunu yaktığı gibi, az hak da çok ameli yok eder. // hz.ali
    • azınlık haklı olabilir; çoğunluk her zaman haksızdır. // // h.ibsen
    • ben haklı olmayı, başbakan olmaya tercih ederim. // henry clay
    • bir insanın başkasından istediği her şeyde; ya bir “ilahi hak”, ya da “şeytani haksızlık” vardır. // thomas carlyle


    • bir kimse ile bir müddet arkadaşlık edene, muhakkak ki arkadaşının hakkını gözetip gözetmediği sorulur. // hz.muhammed
    • bir şey başaran kişiler, genellikle yüz de bir haklı olduklarına inananlardır. // a.huxley
    • bir şahsa karşı yapılan haksızlık, herkese karşı yapılmış bir tehdit demektir. // montesquieu
    • bir şey hakkınsa, verilmesini bekleme almaya çalış. // // serhat kestel
    • dilinde olanı kalbin desteklemedikçe, hakka doğru bir adım atamazsın. // a.geylani
    • eğer yapabileceğinizi ya da yapamayacağınızı düşünüyorsanız, muhtemelen haklısınız. // henry ford
    • en yıkıcı, en öldürücü yara; haksızlık yarasıdır. // // gülten akın
    • eski haksızlığa boyun eğmekle, bir yenisini davet edersin. // p.syrus
    • hak bellediğin bir yola, yalnız da olsa gideceksin. // // tevfik fikret
    • hak, bugünden ayan değil mi?. // hz.muhammed
    • hak edilen kazanılan bir şey, haksız olarak kazanılan çok şeyden üstündür. // hz.muhammed
    • hak her şeyin üstündedir, sert rüzgarlar onu deviremez. // tevfik fikret
    • hak kavinin demek, şerîrindir. // tevfik fikret
    • hak, kuvvetler arasında ki aralıktır. // paul valéry
    • hak o kadar parlaktır ki, körler de görebilir. // b.said-i nursî
    • hak ve kuvvet,kılıçla kın gibidir; içinde kılıç olmayan kına kimse hürmet etmez. // cenap şahabettin
    • hak yenir ama hazmedilmez. // yunan özdeyişi
    • hak yiyen insan, kan içen insandan menhustur. // a.hamid tarhan
    • hak yok, vazife vardır. // ziya gökalp



    • hakk’a asi olmak, ahmakça yapılan işlerin en çirkinidir. // hz.ebubekir
    • hakkı görenler, kalbinde ki göz ile yahut gözünde ki kalp ile bakanlardır. // m.selahattin şimşek
    • hakkı kuvvetlendirmeyenlerdir ki, kuvveti hak ederler. // cenap şahabettin
    • hakkı sevmek kolay, güç olan hakkı sevmektir. bilin ki yaşamın sırrı, güç olanı başarmaktır. // mevlâna
    • hakkı tanıyanların kölesi ol. // hz.ebubekir
    • hakkından çoğunu iste ki, daha azını vermesinler. // // quintilian
    • haklarımız, görevlerimizi yerine getirdikçe artar. // akif cemil
    • haklı olmak, haklı olduğunu bilmek, bir insanı bir ordu içinde bile güçlü yapar. // a.hamdi tanpınar
    • haklıların mahkum edildiği bir ülke de, bütün doğruların yeri; cezaevidir. // thoreau
    • haksız bir dava için dövüşmek, gerçek bir cesaret sayılmaz. // w.shakespeare
    • haksız eleştiri, çoğunlukla biçim değiştirilmiş övgüdür. // dale carnegie
    • haksıza haddini bildirme, öksüze kaftan giydirmekten yeğdir. // ziya paşa
    • haksızlığa her kabul ediş, daha büyüğünü doğurur. // a.hamdi tanpınar
    • haksızlığa sapıp bütün insanlar seni izleyeceğine,adaletle hareket edip tek başına kal,daha iyi. // m.gandhi
    • haksızlığa uğramak, haksızlık etmekten evlâdır. // // eflâtun
    • haksızlığı hak zannedenlere karşı hak dava etmek, hakka haksızlıktır. // b.said-i nursî
    • haksızlığın karşısında susan, dilsiz şeytandır. // hz.muhammed
    • haksızlığın sonu, sürekli bir felâket korkusudur. // // demokritos
    • haksızlık eden başları bir gün.... koparırlar. // tevfik fikret
    • haksızlık etmemek, övünmeye değmez; onu aklından bile geçirmemelidir. // demokritos
    • haksızlık etmek, iyi adamın elinden gelmez. // p.syrus
    • haksızlık önünde eğilmeyiniz. çünkü, hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. // // hz.ali
    • haksızlık yapanın sefaleti,haksızlığa uğrayanın sefaletinden daima daha fecidir. // eflatun
    • haksızlık yapıp tüm insanlarla birlikte olmaktansa, adaletli davranıp tek başına kalmak daha iyidir. // m.gandhi
    • haksızlık yapmak, haksızlığa uğra maktan daha acıdır. // sokrates
    • haksızlıklara baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek her kötülüğe katlanmalıdırlar. // hz.ali
    • herkese hak veren, hiç haksız çıkmaz. // cenap şahabettin
    • insanlar; nerede kuvvet görürse hak orada sanır, oysa hak ile güç pek az birleşirler. // joseph roux
    • kendini hak ile meşgul etmezsen, batıl seni işgal eder. // imam şafii
    • keskin dişli kaplana acımak, zavallı koyuna haksızlıktır. // mevlâna
    • kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? ne olmayacak şey! kimden kapıp kurtarıyoruz? hak’tan mı? ne boş zahmet! // mevlâna
    • usanmaz kendini insan bilenler, hakka hizmetten. // n.kemal
    • yatarken,kimsenin hakkı bugün de üzerime geçmedi diye düşünebiliyor musun? // // ahmed hulûsi

    halk

    • bana cehennemin halkı gösterildi. çoğu kadınlardı. // hz.muhammed
    • başı boş bırakılmaz, gemi çok aşırı kı sılmazsa halk, önderlerinin ardından güzelce gelir. // solon
    • ben ashabım için, emanım. // hz.muhammed
    • biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde. // pablo neruda
    • ehlullâh ile halk arasında ki fark; bir toz tanesi ile, everest dağı arasında ki fark gibidir. // // a.f.y.
    • halk ancak,kanunlara tabi olmak ister, büyükler ise kanunlara hakim olmak ister. şu halde, bunların uzlaşması imkansızdır. // machiavelli
    • halk, bir çocuk gibidir; içinde ne olduğunu görmek merakıyla, her şeyi kırmak ister. // g.büchner
    • halk; bir insanı, ancak son yaptığı şeyle tanır. // // oscar wilde
    • halk bir kimseden nefret ettiği zaman, bunu incelemek gerekir. halk bir kimseyi seviyorsa, yine de bunu incelemek gerekir. //
    konfüçyus
    • halk,bir sistemi takip etmeye zorlanır. fakat onu anlamaya, asla mecbur edilemez. //
    konfüçyus
    • halk, çok başlı, fakat beyinsiz bir canavardır. // // b.franklin
    • halk gerçeği bilirse, vatan daha çok emniyette olur. // a.lincoln
    • halk, hayatın kendisidir. // a.hamdi tanpınar
    • halk içinde en erdemlisi, yalnız kendi ayıbını arayan ve bu yüzden başka larının ayıbını aramaya imkan bulamayan kimsedir. // // hz.ali
    • halk, kadınlar gibi muamele ister. onlara duymak istediklerinden başka, bir şey söylenemez. // // goethe
    • halk; kime secde ederse, onun canını zehirliyor demektir. // mevlâna

    • halk kötü şeye, iyi şeyden fazla inanır. // boccaccio
    • halk; şımarık, nankör ve zalim bir efendidir. // george sand
    • halk; ümmet ve millet kavramından daha ileri bir kavramdır. // hasan yılmaz
    • halk yanında mahcup düşmemek için, elinle koymadığın şeyi yerinden kaldırma. // f.attar
    • halk “yarın olsa da bir iş işlesem” der. bilmez ki bugün dünkü günün yarınıdır. bugün ne işlemiş ki, yarın ne işleyecektir. // şeyh m.parisa
    • halka karşı insaflı olan, işinde muvaffak olur. // hz.ömer
    • halka minnet yükünden, kendi mihnet yükünüz daha iyidir. // şeyh sadi
    • halkı bir tek insan, bir tek insanı bütün halk gibi görür. // montaigné
    • halkı güdülecek bir sürü sayanların, elbette kasaplarla alışverişi olacaktır. // hasan yılmaz
    • halkın bahçesinde padişah bir elma yerse, tebaası ağacı kökünden söker. sultan beş yumurta için zulmü reva görürse, askerlerin tavuğu şişe vururlar. // şeyh sadi
    • halkın eğlencelerine katılmayı seve rim; ne kadar içlerine girsem, kötülükten o kadar uzaklaşırım. // samuel johnson
    • halkın karakteri oynaktır; onları bir fikre sürüklemek kolay, ama onda tutmak zordur. //
    machiavelli
    • halkın kendi kendine yarattığı ihtiyaçların her biri, kendi boyun larına bağladıkları birer zincirdir. // j.j.rousseau
    • halkın sesi, tanrının sesidir. // alcuin
    • halkın vermesi mahrumiyet, hak’tan gelen mahrumiyet ise, bağıştır, ihsandır. // ataullah iskenderi
    • halkını tüketen milletlerin, kendileri de tükenir. // // eflatun
    • halkiyet vasıfları ile yaşarken, hakka ni elbiseyi giymek mümkün değildir. // a.f.y.
    • ne kadar bilmese de, halk hünermendi tanır. // şeyh galib





    hapishane

    • öyle zamanlar, öyle ülkeler vardır ki, orada namuslu adama kalan tek yer; hapishanedir. // thomas mann
    • zindanların en darı, ahlâkı ahlâkına uymayan insanlarla bir olmaktır. // ebû ali ruzbari

    haram-helal

    • allah rızası dahilinde ayakları tozlana nın ayaklarına, cehennem haramdır. // hz.muhammed
    • allah! size haram ettiği şeyde şifa halk etmedi. // hz.ömer
    • ateşe kimin haram kılındığını haber vereyim mi? sana yakın, ağır başlı, yumuşak huylu,kolayca iş gören kimselere haram kılınmıştır. // hz.muhammed
    • diline ve gözüne sahip ol, boğazına dikkat et; az ye fakat helal ye. // yusuf has hacib
    • dünya ahret ehline haramdır, ahrette dünya ehline haramdır.! her ikisi de (kendilerine tamamen allah’a verenlere) haramdır. //
    hz.muhammed
    • emek ve zeka olmayan iş, helal olmaz. // f.r.havergal
    • gözü haramdan korumak, ne güzel şehvet perdesidir. // hz.osman
    • halkı dara düşürmek, sıkıştırma ve incitmek haramdır. // imam-ı rabbani
    • haram para ile hayrat, hasenat yapmak, pisliği idrar ile yıkayıp, temizlemek gibidir. // süfyan-ı sevri
    • haram sebebiyle edinilen her şey, haramdır. // imam-ı rabbani
    • haram yiyenlerin bütün azaları istese de istemese de, günah işler. helal yiyenlerin azaları ise ibadet eder. // abdullah tüsteri
    • harama düşmek korkusundan, yetmiş bab helali terk ederdim. // hz.ebubekir
    • haramda şifa yoktur. // imam-ı rabbani
    • haramdan bir altını sahibine vermek, yüz altın sadaka vermekten faziletlidir. // imam-ı rabbani
    • haramlardan çekinmek; akıllıların şanından, şereflilerin tabiatındandır. // hz.ali
    • helal yemek bir nur ise,haram yemek boğucu bir karanlıktır. haram yemek kalbi öldürür, helal lokma ise gönlü diriltir. // a.geylani
    • her müslüman’ın müslüman’a canı, malı ve ırzı haramdır. // hz.muhammed
    • hesaba çekileceğini bildiği halde, haram mal toplamaya devam eden kimseye şaşarım. // hz.osman
    • malı helalden kazanırsan suali, haramdan kazanırsan cezası vardır. // imam-ı rabbani
    • şüphesiz ki ibrahim mekke’yi haram kılmış, orayı dokunulmaz yapmıştır. ben de medine’yi haram kıldım. // hz.muhammed

    hareket

    • akıllı hareket etmek için, üç yol vardır; düşünmek,tenkit ve denemek ile uğraşmak. // ismail ergün
    • arzu ve korkuyla hareket etmek, bağımlılıktır. sevgiyle hareket etmek ise özgürlüktür. // p.bourget
    • bazen küçük bir hareket, asırlarca sonra doğacak bir inanışı hazırlar ve bir kanaat, bir isyan,bir iman, asırları sarsacak bir hareketin bir başlangıcı olabilir. //
    m.selahattin şimşek
    • bir asil hareket bile, takdir edilmediği takdirde ölür. // // corneille
    • bir harekette başlangıçtaki hızı tut mak, onu meydana getirmek kadar mühimdir. // a.hamdi tanpınar
    • biz dünyaya hareket etmek üzere geldik. bundan ötürü, hareket bizim için sakınılmayan bir mecburiyet, bir ihtiyaç ve bir zevk halini almıştır. // john simon
    • bütün nesneler,bir tek özden yapılmıştır. ama buna rağmen farklı tesirler altında aldıkları biçimlere göre, birbirinden farklı olmaktadırlar. kendilerini biçimlendirdikleri gibi hareket etmekte ve hareket ettikleri gibi olmaktadırlar. // buda
    • dünyada ki tüm güzel değerleri toplasak bile, küçük sevimli bir hareketten daha hafif olacaklardır. // j.r. lowell
    • dünyada olup biten şeylerin bir kısmı elimizdedir, bir kısmı da elimizde de ğildir. elimizde olanlar düşünceleri miz, yaşayışımız, isteklerimiz, eğilimlerimiz, iğrenmelerimiz. bir kelimeyle bütün hareketlerimiz. // epiktetos
    • en büyük sanatkarlık, hareketleriyle sözlerini akort edebilendir. // eflatun
    • en güzel hareketlerimiz bile, eğer onları oluşturan tüm nedenler herkes çe bilinmiş olsaydı, bize çoğu kez utanç verirdi. //
    la rochefoucauld
    • en iyi hareket tarzını kendine rehber edip, ona alıştığın taktirde, az sonra onu çok hoş bulacaksın. // physagore
    • gerçek bir dindarın hareketi; ibadet, sözü; dua, ve bakışı; rahmet, beraberliği; kuvvettir. // nurettin topçu
    • güzel hareketler, gözlerin müziğidir. // anatole france
    • hafifliğin kökeninde yer çekimi vardır; hareketin ölçüsü de hareketsizliktir. // lao tse
    • hareket demek, mekânın sınırını aşmak demektir. // aristoteles
    • hareket, düşüncenin tomurcuklanma sı, neşe veya keder onun meyvesidir. ve insan böylece kendi eseri olan, acı tatlı meyvelerle yaşar. // james allen
    • hareket etmeyen, zincirlerin farkına varamaz. // // e.goblot
    • harekete geçerken ilkel, plan yaparken stratejik olun. // rene char
    • harekete geçmek için bütün koşul ların mükemmel olmasını beklersen, hiçbir zaman harekete geçemezsin. // f.petrarca
    • hareketin tek sebebi, tanrıdır. ve ona dünyada daima eşit bir miktarda hareketi sağlar. // descartes
    • hareketler; kelimelerden daha fazla konuşur, daha çok şey ifade eder. // oscar wilde
    • hareketlerimiz, mısralarını herkesin canı istediği gibi doldurulduğu hazır kafiyelere benzer. // la rochefoucauld
    • hareketlerin, söylediklerine uysun. // john milton
    • harekette birlik olmazsa, fikirde ki birlik faydasızdır. // // m.ikbâl
    • hatta fazilet de dahil olduğu halde, insandan sadır olan her hareket, âdetin mahsulüdür. //
    metastase
    • hayatın büyük hedefi, bilgi değil harekettir. // a.huxley
    • hayatta beka, ancak hareketle kaimdir. // guyau
    • hayır! hayır! yazgısında yok insanlı ğın, mezarların soğuk eşiğinde hareketsiz kalmak. // victor hugo
    • her hareket mutluluğu getirmez; ama her mutluluğun arkasında bir hareket vardır. //
    b.disraeli
    • insan geçmişte ki harekatını ekseriya sonradan takbih eder. // a.hamid tarhan
    • insan hareketlerini, sözlerinden daha yüksek sesle konuşur. // h.bergson
    • insanın sonu; bir düşünce değil, bir harekettir. // // t.carlyle
    • iyi bir hareket kadar, kanımıza serinlik veren bir şey yoktur. // la bruyere
    • iyi düşünmek iyidir; iyi hareket etmek, çok iyidir. // horace mann
    • iyi hareket et, kötülerin zararlarını ortadan kaldır. // yusuf has hacib
    • kadın ve erkek, hilkatlarının gayesi doğrultusunda hareket ederlerse, biri hanımefendi diğeri beyefendi olur. // fethullah gülen
    • kaval çalmak, üflemek demek değildir, parmaklarınızı hareket ettirmektir. // goethe
    • olası tek bir sabitlik, hareketteki sürekliliktir. // // gardner
    • öyle çok hareket üslupları vardır ki, gülünç görünürlerse de dayandıkları gizli sebepler, çok akıllıca ve sağlamdır. // la rochefoucauld
    • üç kişiyseniz, kalabalık olmadıkça iki niz gizli konuşmamalısınız. çünkü bu hareket, üçünüzü de mahzun eder. // hz.muhammed
    • zayıfın kuvvetliye yenildiğini, sertin yumuşak tarafından mağlup edildiğini herkes bilir, fakat kimse buna göre hareket etmez. // // lao-tse

    hasta-hastalık

    • allah, seni dünyayı terke yöneltmek için dünyayı hastalıklar, mahalli acılar kaynağı yaptı. // a.iskenderi
    • aşırı hastalıklar için, aşırı tedaviler en uygundur. // // hipokrat
    • bir hastalığın iyi olması zaman alır, fakat bazen bu bir tesadüf de olabilir. // hipokrat
    • bir hastalık için bir çok tedavi öngörül müşse, hastalık iyileştirilemez demektir. // anton çehov
    • bir hastayı tedavi eden doktordur, kurtarıcı ise hastabakıcıdır. // victor hugo
    • biri bütün gece hastasının başında ağladı. sabah olunca o öldü, hasta iyileşti. // şeyh sadi
    • boş oturmak uyku getirir, uyku hastalık, hastalık ölüm getirir. // imam gazali
    • gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir. // şeyh sadi
    • gövde hastası ölür; ruh hastası öldürür. // m.esat erişirgil
    • gövdelerimizde görülen bazı hastalıklar, ruhlarımızda saklanan hastalıkların küçük parçasıdır. // n.hawthorne
    • hasta adam, hastalığı sebebiyle ye meğin tadını alamadığı gibi, dünyalık sahibi de dünya sevgisi sebebiyle ibadetin tadını alıp zevkine varamaz. // hz.isa
    • hasta hastalığını kabul etmiyorsa, ateşinin yükselmesi bir manada faydalıdır. // ahmet selim
    • hastanın ilaç kullanması sebeptir. şifayı verecek olan allah’tır. // imam-ı azam

    • hasta insanlar içinde öyleleri vardır ki, eğer hastalıkları tedavi edilirse, ölürler. çünkü hastalıkları, hayatta sahip oldukları tek şeydir. // f.nietzsche
    • hastalanmaya karşı geliniz. kimseye hasta olduğunuzu söylemeyiniz. onu istemezseniz, o da sizi istemez. // bulwer lytton
    • hastalar için dünya; yataklarının başucunda başlar, ayak ucunda biter. // h.de balzac
    • hastalar için hayat oldukça, umutta vardır. // cicero
    • hastalar, sağlamlardan daha çok yaşar. //
    theodor fontane
    • hastalığa tahammül, ihtirasa tahammülden daha kolaydır. // emile alain
    • hastalığa tutulmamak,hasta olup ta iyileşmekten daha iyidir. // erasmus
    • hastalığın menbaı mide, şifanın temeli perhizdir. // mektupçu agâh
    • hastalık,bir anlamda bahanedir. insa nın düşmanı, virüsler ve bakteriler de ğil; kıskançlığı, ön yargısı ve akılsızlığıdır. // henry miller
    • hastalık dediğin şey atla gelir, yaya gider. // paul heyse
    • hastalık hissedilir de, sağlık hissedilmez. // thomas fuller
    • hastalık, insan kafasında gelişen bir deneydir. korkunun gövdeye meydan okumasıdır. // mary baker
    • hastalık, ölümün hizmetçisidir. // francis rous
    • hastalık; ruh ile vücut arasında ki dengenin bozulmasıdır. // m.rasim mutlu
    • hastalıkla ilgili çok fazla yazı okuyan insan, günün birinde bir mürettip hatasından ölebilir. // jonathan swift
    • hastalıklar, insanlara ilaç aratır. dertler, dünyanın geçiciliğini gösterir. evet evet, insan şu dünyayı misafirhane bilmelidir. işte bizim asıl vazifemiz budur. //
    hekimoğlu ismail
    • hastalıklar, kötü zevklerin ücretidirler. // thomas fuller
    • hastalıkların sayısını öğrenmek ister seniz, yemek çeşitlerimizi sayın. // seneca
    • hayatın ne demek olduğunu, yaşama ümidi azalmış bir hastadan sorun. // r.necdet evrimer
    • iyileştirmeye yönelik ilk adım, hastalığın ne olduğunu saptamaktır. // latin özdeyişi
    • kendini sağlam bilen, hastanın tedavisi olmaz. // // e.fisher
    • kendisinin iyi ve sıhhatte olduğuna inanan bir hastayı tedavi etmek mümkün değildir. // daniel amiel
    • öyle tedaviler vardır ki, hastalığın kendisinden daha kötüdür. // p.syrus
    • teâlin aksiyle, hastalığın nüksünden tanrı esirgesin. // mektupçu agâh

    hata

    • akıllı insanlar başkalarının hataların dan, aptallar kendi hatalarından ders alırlar. // charles buxton
    • Âlim hataya düştüğü vakit, bir cemaat da onunla birlikte hataya düşer. // hz.ömer
    • alimin hatası,geminin parçalanması gibidir. hem kendini hem denizcileri batırır. // hz.ali
    • allah,bütün insanları mes’ut olmaları için yaratmıştır. bedbaht oluyorlarsa kendi hataları yüzünden oluyorlar. // epiktetos
    • asıl alkışlanması gerekenler, bir yer den bir yere değil; yanlışlardan doğrulara, hatalardan faziletlere sıçrayabilenlerdir.
    m.selahattin şimşek
    • bana hatalarımı gösteren adamdan allah razı olsun. // hz.ömer
    • başlangıçta hata yapmadan, mükemmele ulaşan kimse yoktur. // m.bozdağ
    • bazı hataları erken yapmanın, hayatı nıza çok büyük zararları olacaktır. // thomas huxley
    • ben terazi değilim ki, sehvu hatadan uzak olayım. // // hz.osman

    • bir gencin hata yapmasını önlersen, onun kararlarını da kendi kendine vermesini engellemiş olursun. // john erskin
    • bir insan,yanlışları olup da bunları düzeltmezse, bu hataları benimsemiş demektir. // // konfüçyus
    • bir insanın yapabileceği en büyük hata, hata yapmaktan korkmasıdır. // elbert hubbard
    • bütün büyük hatalarda ortada bir yerde, hatayı geri almanın ve belki de gidermenin mümkün olduğu birkaç saliselik minicik bir an hep vardır. // pearl s.book
    • büyük hatalar, çok kez kalın halatlar gibi bir yığın ipten oluşur. // victor hugo
    • büyük insanların hataları da büyük olur, herkes görür. // kenan rıfai
    • büyük yanlışlık, almanın kabul etmekten çok başka bir şey olduğunu bilmemektir. // st.exupery
    • çabuk yanlış yapan, aynı zamanda yanlışlığını da çabuk onaylar. // f.bacon
    • eğer kendi hatalarımız olmasaydı, başkalarının hatalarını farkına varmaktan bu kadar keyif almazdık. // la rochefoucauld
    • en büyük general, en az yanlış yapandır. // napoleon
    • en büyük hata, hata diye bir şey tanımamaktır. // thomas carlyle
    • en çok hataya düşenler kendilerin den, kudretlerinin üstünde şeyler isteyenler, kendilerini olduğu gibi kabul etmeyenlerdir. // a.hamdi tanpınar
    • en iyi bile, hata yapabilir. // joseph addison
    • erken evlilik hata, geç evlilik daha büyük hatadır. // fransız özdeyişi
    • evli bir erkek, hatalarını unutmalıdır; iki kişinin birden aynı şeyi hatırlamasına gerek yok. // samuel butler
    • genellikle hatalarımızın hesabını tutmak, başarılarımızla övünmekten daha karlıdır. // thomas carlyle
    • hata, çözümü güçlendirmek için bir nedendir. // // gardner
    • hata, daima aceleciliktedir. // thomas fuller
    • hata değil, çare bulun. // henry ford
    • hata edene doğru yol göster, hor görme. tövbe edeni bağışla. // şehabeddin ahmed
    • hata insani, af ise ilahidir. // a.pope
    • hata olmazsa, öğrenmede olmaz. // walton
    • hata; sermayenin eksikliğinden çok, enerji eksikliğinden ortaya çıkar. // daniel webster
    • hata yaparak geçmiş bir yaşam, hiçbir şey yapmadan geçmiş bir yaşamdan sadece daha şerefli değil, aynı zamanda daha da yararlıdır. // g.b.shaw
    • hata yapmak bir şey değildir, hata yaptığını unutmak kötüdür. // konfüçyus
    • hata yapmak insanlara vergidir, bunu başkalarının üzerine atmak; politikadır. // bill vaugheur
    • hata yapmaktan korkan bir insan, hiçbir şey yapamaz. // a.lincoln
    • hata yapmaktan korkmak, ilerleme nin ölümüdür. // a.n.whitehead
    • hata yapmaya izin vermedikçe, gelişme olası değildir. // ımai
    • hata yapmayan insan yoktur. kişinin insanlıkta ki derecesi, hatalarını kabul edip düzeltmek için gösterdiği gayret ve titizlikle ölçülmelidir. // a.einstein
    • hata yaptığında şu üç unsuru uygula; kabul et, ders al,tekrarlama. // paul bryant
    • hata yaptığınızı kabul etmenin bir zararı yoktur, ancak bunu alışkanlık haline getirmeyin. // mc cormack
    • hatadan sonra çare arayan, akıllı sayılmaz. akıllı çareyi hataya düşmeden önce arar ve kendisini hatadan korur. // zeyyâd
    • hatalar bedava değildir. birileri bunları yapar ve yaptıkları için de onlara ücret ödenir. // // deming
    • hatalar, ekseriya en iyi öğretmendir. // j.a.froude
    • hatalar, gerçeğin komşularıdır. böylece bizi yanıltırlar. // r.tagore
    • hatalar, ihtiyarların koltuk değnekleridir. // boccaccio
    • hatalar, kemâlin adımlarıdır. // m.rasim mutlu
    • hatalar miras değildir, savunmaya değmez. // e.gibbon
    • hatalar; saman çöpleri gibi suyun yü zünde giderler, insan hemen görebilir. // john dryden
    • hataları, bilhassa kötü huyları tam bırakan kimse, kopardığı otu kökten keser. şüphesiz o bir daha dallanmaz. // a.geylani
    • hatalarımızdan ders çıkarmak,akıllıca bir şeydir. başkalarının hatalarından ders çıkarmak, daha akıllıca bir şeydir. // hillel segal
    • hataların en büyüğü, bunların hiçbirinin farkına varmamaktır. // t.carlyle
    • hatalarla dolu bir hayat, bomboş geçirilmiş bir hayattan çok daha faydalı ve onurludur. // b.shaw
    • hatayı yapanı değil, hatanın kendisini suçla. // w.shakespeare
    • hayatta işlediğimiz hataların çoğu; düşünmek gerektiği yerde hislerimiz le, hissetmek gerektiği yerde, düşüncelerimizle hareket etmemiz den kaynaklanır. // john colbins
    • hayatta yapılacak o kadar hata var ki, benzer hatayı yapmakta direnme nin anlamı yok. // çin özdeyişi
    • hemen hemen bütün hatalarımız, onları saklamaya yönelik çabalarımız dan ve yöntemlerimizden daha çok bağışlanabilir. // la rochefoucauld
    • her hata bir bilgisizliğin ya da bir yanılmanın sonucudur. // edmont goblot
    • her karmaşık soru için, basit bir cevap vardır. o da yanlıştır. // h.l.mencken
    • herkes hata yapabilir, fakat ahmaklar hatalarına bağlı kalırlar. // cicero
    • herkes hata yapar, mühim olan onu tekrar etmemektir. // yalnız adam
    • hiç kimse, başkasının hata yapmasına göz yummaz. // goethe
    • hiç kimse hatasız doğmaz. en iyi olan, en küçük hatayı yapandır. // marshall
    • hiç kimsenin hatasını yüzüne vurma yınız. o hatayı işleyene hatasını, baş ka birini misâl göstererek anlatınız. // hz.ali
    • içinde ne kadar gerçek bulunursa, hata o kadar tehlikeli olur. // // amiel
    • ilk gördüğüm şey beni çarpıyorsa, iyi bir şey değildir. mükemmel diye baktı ğım zaman hatalar hemen sırıtmaya başlar. // can ataklı
    • ilk hata saflığın, fakat sonrakiler suçun ürünleridir. // o.goldsmith
    • ilk hatalar onu yapanların, ikinci hatalar onlara izin verenlerindir. // yüan mei
    • insan; ancak kendi hatasını büyüten, başkalarınınkini de küçülten aynada görebilirse,her iki hata hakkında da haklı bir fikir yürütmeye muktedir olabilir. // m.gandhi
    • insan, çabalarken hata yapacaktır. // goethe
    • insan gençlik hatalarını, yaşlılığına kadar sürüp götürmemeli, çünkü yaşlılığında kendi kusurları vardır. // goethe
    • insan mezardan dönemez ama hatadan dönebilir. // soljenitsin
    • insanların sizi sevmesini istiyorsanız, hatalarınızı iyi tarafınızdan önce sergilemeniz gerekir. // william bulmer
    • insanlığın gerçek doğasında, örnekler den değil,hatalardan öğrenmek yeter. // fred hoyle
    • iş dünyasının, kendine has mekaniz ması vardır; bir yöneticinin hataları, rakiplerinin servetine dönüşür. // leo cherne
    • kendi iyiliklerinden söz edip duranla rı, yapmış oldukları bir hata susturu verir. oysa,allah’ın bağışlarından söz edenleri, hiçbir hata susturamaz. // a.iskenderi
    • kim hata yapar ve düzeltirse, tanrıya yaranmış olur. // cervantes
    • tekerrür eden şey aslında tarih değil, işlenen hatalardır. // abdülhamid han
    • tekrar edilmedikçe, hiçbir şey hata değildir. // f.kölcsey
    • ufak bir hatanın cezasını kıyamete kadar çekersin. // // tolstoy
    • üç hakimin önünde hata aranmaz; kalbin, kaderin, ölümün. // nurettin topçu
    • yanılgı insanlar içindir, ama silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, biraz fazlaca yanlış yapıyorsunuz demektir. // j.jenkins
    • yanlışlarımızı unuttuğumuz andan sonra, onları yeniden yapmaya aşlarız. // de segur
    • zamanın bozulması üç sebep iledir. bunlardan birisi de, âlimin hatasıdır. // hz.ömer

    hava

    • bu dünyada tek ucuz şey, havadır. // r.necdet evrimer
    • hava soğuduğunda, gölge veren ağaçları unutursun. // japon özdeyişi
    • havanın değiştiğini haber veren genç uzuvlar değildir, bunu önce yaşlı kemikler sezerler. // f.hebbel
    • havayı geldiği gibi,rüzgarı estiği gibi, kadını olduğu gibi kabul edin. // alfred de musset
    • iyi havalarda, kötü havaları da düşün. // thomas fuller

    haya

    • edip olur kişi, sermaye-i hayası kadar. // hıfzi
    • haya, bulunduğu bir şeyi süsler, kötü söz de bulunduğu bir şeyi ayıp kılar. // hz.muhammed
    • haya duygusu kaybolan kimsenin, kalbi ölür. // // hz.ali
    • hayasız insan, halk içinde çıplak oturan kimse gibidir. // hz.ebubekir
    • kişinin hayası, perdesidir. // hz.ali

    hayal kırıklığı

    • hava için gök gürültüyse neyse, insanın ruhu için hayal kırıklığı da odur. // schiller
    • insanlardan hiçbir şey beklemeyen mutludur. çünkü o, hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramayacaktır. // a.pope

    hayal

    • bizle dünya, bizle başkaları, hatta bizle biz arasında ne kadar da çok hayal var. // michel buton
    • çok şeye hail olmada bir perdedir, hayal. //
    a.hamid tarhan
    • dünyayı hayal gücü döndürür. // a.einstein
    • eğer hayal edebildiğin bir şeyse, yapabilirsin. // // walt disney
    • gerçek hayat çoğu kez parlaklığını o derece kaybediyor ki, bunu zaman zaman hayalin cilasıyla tazelemek gerekiyor. // goethe
    • geriye bakmayın.. gelecek için hayal kurmayın... // hammarskjold
    • hayal edilmedikçe, hiçbir şey olmaz. // carl sandbfurg
    • hayal gücü, bilgiden daha önemlidir. // a.einstein
    • hayal gücü derin olup da bilgisi olmayan kimsenin, kanatları var, fakat ayakları yok demektir. // joseph joubert
    • hayal gücü, gökyüzünde şatolar kurmaktır. // bruce burton
    • hayal gücü; güzelliği, adaleti, mutluluğu yaratır. // blaise pascal
    • hayal gücü, ruhun gözüdür. // j.joubert
    • hayal gücüne sahip biri, asla yalnız kalmaz. // kemal sayar
    • hayal kırıklığı, mantığın dadısıdır. // boyle roche
    • hayal kurabilirsiniz, onu gerçekleştire bilirsiniz. her şeyin bir fareyle başladığını asla unutmayın. // walt disney
    • hayal, ruhun gizli kapısıdır; kötü fikirler, alelekser oradan gider. // cenap şahabettin
    • hayali kurarsın ki, sonunda pişman olmayasın. // juvenalis
    • hayalle yaşayan, müziksiz de dans eder. // ismail ergün
    • hayaller berraktır, gövdeleri ışıktan daha hafif. sürerler bu cümlecik sürdüğü kadar. // octavia paz
    • hayaller, tatminsizlikten doğar; her şeyi yerinde olan bir adam, hayal kurmaz. // montherlant
    • hayallerin yerini pişmanlıklar almadık ça, insan ihtiyar değildir. // lessage
    • hayallerinizi yitirdiğiniz an, hayatınız sona erdi demektir. // mark twain
    • hayalsiz,hiçbir büyük şey yapılmaz. // e.rusow
    • hiçbir şey, ele geçince hayalde olduğu kadar güzel kalmaz. // n.richard nash
    • hülya ile yola çıkan, menzile elleri boş girer. // cenap şahabettin
    • insan ancak hayalleriyle yaşar ve biraz yaşamaya başlayınca hepsini kaybeder. // voltaire
    • insan, alemde hayal ettiği müddetçe yaşar. // y.kemal beyatlı
    • insanlar, ancak boş hayallerle mutlu olabilirler. // stefan zweig
    • insanların pek azı, ötekini olduğu haliyle sever; onların asıl sevdiği ona atfettikleridir,onun kendi kafalarında ki hayalidir. // goethe
    • insanoğlunun yapacakları, hayal ettikleri ile sınırlıdır. // arthur c.clarke
    • kainatta her şey ya vehimdir ya ha yal, ya aynada ki akistir veya zilzal. // aziz nesefi
    • ne çare, insan hayalsiz yaşayamaz. // a.hamid tarhan
    • toz pembe hayallerimiz vardı, pembesi gitti, tozu kaldı. // mme de stael

    • yerçekimine meydan okuyan yegane güç, hayal gücüdür. // mustafa güngör

    hayat-ömür-yaşam

    • ancak başkaları için yaşanmış hayat, bir şeye değer. // a.einstein
    • bana üç yaşam verseler, az gelir. // dostoyevski
    • bence en ulu şey, hayata arzu duymadan bakmaktır. köpek gibi dilini uzatarak. //
    f.nietzsche
    • bir adamın efkarını sözler değil, hayatı gösterir. // cenap şahabettin
    • bir dere kenarına otur da, ömrün geçişini seyret. // şeyh sadi
    • bir insanın yaşamından daha değerli bir şey yoksa, o insanın yaşamının da bir değeri yoktur. // r.tagore
    • bütün çalışma gücümü kullanıp bitirdi ğim zaman,ölmek isterim. çok çalışır sam, çok yaşayacağıma inanıyorum... hayat benim için titrek bir kandil değil, kudretli bir meşaledir. // b.shaw
    • büyük israf, ömür israfıdır. // mevlâna
    • dolaşan bir gölgedir; hayat. // w.shakespeare
    • dünya hayatı ile ahret hayatı, bir er keğin aynı zamanda nikahlısı olan iki kadına benzerler. biri ne derece mem nun kalırsa, diğeri o derece gücenir. // hz.ali
    • dünyada her şey belirli olsaydı, hayatın tadı mı olurdu? // walker
    • eğer hayat nehrinin üzerindeyseniz, mutlaka birkaç sert kayaya da çarpacaksınız demektir. // ismail ergün
    • eğer sonu gelmeyecekse, tüm hayatın ne değeri olurdu? // c.brentand
    • en çok yaşamış insan,en çok yıl saymış olan değil, fakat hayatı en çok hissetmiş olandır. // j.j.rousseau
    • en değerli şey hayat değil, güzel hayattır. // g.buffon

    • en uzun ömrün en kısa ömürden pek fazla uzun olmadığını anlamak için ikisini de çevreleyen sonsuzluğu göz önüne getirin. // thomas carlyle
    • erkekler hayatı çok erken, kadınlar çok geç tanırlar. // oscar wilde
    • evet hayat bir yandan boşalıyor, bir taraftan doluyor. // m.emin yurdakul
    • ey hayat, aşksız sen nesin? // edward moore
    • ey hayat! işte senin şartın; “katlan ve öl”. // b.w.procter
    • ey hayat, ölüme şükret! seni onun yüzünden seviyorum. // // seneca
    • faydasız bir hayat, erken bir ölümdür. // goethe
    • geçer devran, geçer günler, geçer ömür elbet. // murathan mungan
    • geçti en temiz,en güzel düşünceler, meğer bir nedametmiş hayatın şekli. // f.hüsnü dağlarca
    • güzel bir hayat sürdürmek istiyor san; kıskanma, cimri ve hırslı olma. // hz.ali
    • hayat ağır bir yük değildir, zaten yol da kısadır. // r.tagore
    • hayat alışverişinde biz meziyetlerimiz den ziyade, kusurlarımız yüzünden hoşa gideriz. // la rochefoucauld
    • hayat ancak bir hedefi, bir yönü ve disiplini olduğu sürece bereketli olur. // h.e.fordich
    • hayat,arkadaşlıktan daha büyük armağan veremez. // voltaire
    • hayat, asıl hakir görüldüğü zaman kıymetlidir. // kleist
    • hayat; başkasını tavaf etmekten kur tulup, kendini kâbe olarak tanımaktır. // m.ikbal
    • hayat beşik ile mezar arasında ki sınav sürecidir. // h.de balzac
    • hayat bir bahçe... her insan,kendi bahçesinin bahçıvanıdır. // ali suad




    • hayat bir bileği taşıdır. benliğimizi yapan maddenin cinsine göre sizi ya eskitecek ya da cilalayacaktır. // ideas
    • hayat, bir bisikletle gitmek gibidir. pedalı çevirmeye devam ettiğin müddetçe düşmezsiniz. // claude pepper
    • hayat bir define avı değildir, hayatın kendisi bir hazinedir. // dennis waitley
    • hayat bir işimize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse,onu yitirmekten niye korkuyorsunuz? daha yaşayıp da ne yapacaksınız? // // montaigne
    • hayat bir masala benzer.uzunluğu değil, iyi olup olmadığı önemlidir. // seneca
    • hayat bir kumardır, kazanmak için de maharet kadar da iyi zar lazımdır. // cenap şahabettin
    • hayat bir oyuna benzer; istediğimiz kartları elde etmek elimizde değildir, ama oynamak elimizdedir. // terence
    • hayat,bir öyküye benzer,önemli olan; yeni eserin uzun olması değil, iyi olmasıdır. // c.morgenstern
    • hayat bir rüyadır. insanların vazifesi bu rüyayı, kabus yapmamaktır. // r.necdet kestelli
    • hayat, bir sürgündür. // ionesco
    • hayat, bir sürprizler serisidir. öyle olmasaydı ne yaşamaya, ne de korunmaya değerdi. // emerson
    • hayat bir şaraptır ki, en acısı en iyisidir. // m.ikbal
    • hayat bir şeyi, her şeye malik eder. // b.said-i nursî
    • hayat; bir tabur vukuattır, kumandanı; tesadüf. // cenap şahabettin
    • hayat, bir tas su içimidir. // talip apaydın
    • hayat, bir tek günden başka bir şey değildir. // robert burns
    • hayat, bir yaz yağmuru kadar kısadır. // s.esat siyavuşgil
    • hayat; biz planladığımız şeyleri yap mayı beklerken, başımıza gelenlerdir. // thomas hood

    • hayat boyunca yaptığımız gezintide, çirkin ve adi bulduğumuz şeylere verebileceğimiz ceza; unutmak ve susmaktır. // ernest renan
    • hayat bütünüyle fırsat iken, fırsat beklemek niye? // // ali suad
    • hayat; çiçekli olduğu kadar, dikenli bir yoldur. // b.rahmi eyüboğlu
    • hayat, çoğalan bir sürü ıstıraptır. // tolstoy
    • hayat daima düzde gitmez; ara sıra çıkılır, çoğu kez inilir. // chateaubriand
    • hayat dediğin şey, güzel şeyleri beklerken arada geçen zamandır. // orhan kemal
    • hayat; değerli madenler gibi olmalı, biraz ağır çekmelidir. // seneca
    • hayat denen komedi, ne kadar tatlı geçerse geçsin; son perde daima kanlı biter. // b.pascal
    • hayat değiştiği için insanın talihi ansızın değişebilir. // emre kongar
    • hayat, doğru cevapları olmayan bir sınavdır. // joseph breuer
    • hayat doğumla başlayan, ölümle biten bir okuldur. orada herkes hem öğretmen, hem de öğrencidir. // s.sırrı tarcan
    • hayat durmadan ölen, durmadan dirilen çok büyük ahtapottur. // h.de balzac
    • hayat; duygulananlar için bir traje di, düşünenler için bir komedidir. // la bruyére
    • hayat; felâket, yalnızlık, yüz üstü bırakılmışlık, yoksulluk; kendine göre kahramanları olan savaş alanlarıdır. // victor hugo
    • hayat, gecikmeyi asla affetmez. geçip giden her saat, her dakika, hatta her saniye bizden nice faydalı şeylerin bir kısmını da, beraberinde götürmektedir. // samuel johnson
    • hayat, güldürdüğü gibi ağlatmasını da bilir. // neyzen tevfik
    • hayat hareket, hareketsizlik ölümdür. // lewis morris
    • hayat, hayal dokuyan bir tezgahtır. // wachel m. lindsay
    • hayat, hayat için, zevk için yaratılmış tır; sen de bu zevklere layık olmayı bil. // n.gogol
    • hayat, her gün yeniden yazılan bir romandır. // daniel amiel
    • hayat, her üfleyişte başka sesler veren flüte benzer. // r.tagore
    • hayat, hızla akan bir nehirdir. altın gibi parıltıları akıp gider, sonunda bize sadece kum kalır. // george elliot
    • hayat; hiç doğmamış bebek gibi saf, henüz ellenmemiş çiçek gibi masum, daha söylenmemiş bir söz gibi doğru ve hiç yaşanmamış gibi gerçektir. // f.lagerkvist
    • hayat hiç şüphe yok ki bir komedya dır; fakat içinde çoğumuz ağlarız. // cenap şahabettin
    • hayat, hiçbir zaman gecikmeyi affet mez. plansız çalışan bir kimse, ülke ül ke dolaşıp, define arayan ahmağa benzer. // descartes
    • hayat için elzem, hayatı istihkâr. // m.akif ersoy
    • hayat içli bir şarkıdır, herkes söyleye mez. önemli olan eski dostlar değil, hiçbir zaman eskimeyecek dostlardır. // m.şekip tunç
    • hayat, iki dipsiz karanlık ortasında bir kibrit alevidir. // // i.habip sevük
    • hayat, iman ve cihattır. // b.said-i nursî
    • hayat, inanmak ve mücadele etmektir. // hz.hüseyin
    • hayat, insana bağışlanmış değil ödünç verilmiştir. // publius syrus
    • hayat, insana nasıl olması gerektiğini öğretir. // // goethe
    • hayat, insanın yalnız ölümü bile hak edemeyeceği kadar kısadır. // hebbel
    • hayat işlerinde kadın kalbi, erkek kafasından daha akıllıdır. // g.gardony
    • hayat; kendiliğinden ne iyi, ne de kötüdür; ona, iyiliği kötülüğü katan sizsiniz. // montaigne
    • hayat, kesrette bir çeşit tecelli-i vahdettir. // b.said-i nursî
    • hayat, kırık bir testiden sızan sudur. // bhartrihari
    • hayat kısa, aşk uzundur. // tennyson
    • hayat, kısa gelen bir battaniye gibi dir. yukarı çekersin, ayak parmak ların isyan eder; aşağı çekersin, omuzların titrer. ama yine de insan lar dizlerini karınlarına çekerek, rahat bir uyku uyumayı başarır. // a.dumas
    • hayat kısadır, gülelim. // konfüçyus
    • hayat kısadır; zenginliğini kullanma ya ne kadar erken başlarsa, o kadar iyidir. // samuel johnson
    • hayat kimi zaman bir öğretmen, kimi zaman ise ağlamak kadar masum ve çaresizdir. // brachovel
    • hayat; kimine tatlı, kimine acıdır. // turgenyev
    • hayat, küçücük şeylerden meydana gelen kocaman bir demettir. // o.w.holmes
    • hayat merdivenlerini çıkarken, insan lara iyi davranalım. çünkü, inerken yine insanlarla karşılaşacağız. // cicero
    • hayat; mutlular için kısa, mutsuzlar için uzundur. // // apollonius
    • hayat ne bir bayram, ne bir yas günüdür. hayat iş günüdür. // nelson
    • hayat, nihayet, mutluluktan ibarettir. // jean anduilh
    • hayat olması gerektiği gibi değildir, olduğu gibidir. onu değiştiren yaşa ma biçiminizdir. // virginia star
    • hayat,ölümlülere zahmetsiz hiçbir şey vermez. // horatius
    • hayat, ölümsüzlüğümüzün çocukluğudur. // goethe
    • hayat; ölümü unuttuğumuz içindir ki, yürüyüp gider. // mme de staël
    • hayat, ölümün sonsuz uykusunda bir rüyadır. // james thomson
    • hayat öyle bir garip seyahattir ki, bütün yolcular geldikleri yere doğru giderler. // yalnız adam
    • hayat özgürlüğü elinden alınan bir insan, öksüz çocuktan da öksüzdür. // a.malraux
    • hayat,sanki bir arıdır; kimi balını yer, kimi iğnesini. // // ali suad
    • hayat, satranç oyununa benzer. çok kez şah çekersin, bir kez mat edersin. // c.delavigne
    • hayat savaşı,insana sağlamlık verir. elli yahut altmış yaşına doğru, fırtınaların dövdüğü, eski kayaların yalçın manzarasını alır. // andre maurois
    • hayat sebebiyle, karınca küreden büyük olur. // // b.said-i nursî
    • hayat; sevincin hikmeti ise çok kısa, ıstırabın bilgisi ise çok uzundur. // eugene o’neill
    • hayat sevginiz, en yüksek umudunu za beslediğiniz sevgi olsun. en yük sek umudunuz da en yüksek hayat düşünceniz olsun. // f.nietzsche
    • hayat, son derece zor bir sanattır. // brachvogel
    • hayat, tanrının armağanıdır.; fakat, iyi yaşama felsefenin armağanıdır. // seneca
    • hayat tatlı bir yalan; aşk ümit, filan, falan, hüsrandır elde kalan. // r.necdet evrimer
    • hayat, tatlıdır ama onu tanımayanlar için. // alfred de musset
    • hayat; tiyatroya benzer, parası olan en önde oturur. // // g.verga
    • hayat, uzun bir insanlık dersidir. // barrie
    • hayat, üç günden kurulmuştur; dün, bugün ve yarın. // hz.isa
    • hayat; ümit ve emel tırpanıdır. // r.necdet kestelli
    • hayat,üstünde (tecrübe) plakası asılı bir otobüstür. peki ne yapmalı? bu otobüsün seni ezmemesine dikkat et! // ilhan selçuk
    • hayat; var olan sınavların en kolayıdır. çünkü, kopya çekmeye izin verilmiştir. // e.p.oppenheim
    • hayat ve şöhret,tozlar ve bulutlar gibi dağılıp gider. // t.storm
    • hayat, ya gözü pek bir macera ya da hiçbir şeydir. // // helen keller

    • hayat; yalnız kendi kendisini beslemek değil, çoğalmak ve meyve vermektir. // guyau
    • hayat, yalnızca geriye doğru anlaşıla bilir. fakat ileriye doğru yaşanmalıdır. // s.kierkekaard
    • hayat, yaşadığımız süre ile ölçülmez. // george crabbe
    • hayat yaşandığı kadar vardır. ötesi ya hafızalarda ki hatıra, ya da hayallerdeki ümittir. ölümü ise bir tek yerde kabul ediyorum. yaşamak mümkün iken, yaşamamış olmakta. // hasan yılmaz
    • hayat, yaşantı aramak değil, kendimizi aramaktır. // c.pavese
    • hayat yaşla değil, yaşamakla anlaşılır. // andré gide
    • hayat yemek gibidir, ikram edeceğin kim se yoksa, pişirmenin ne anlamı var. // rohat kutlay
    • hayat; zafer ve felaketle tanışmak ve bu iki sahtekara eşit davranmaktır. // r.kipling
    • hayat zannettiğin hâlât, yalnız bulunduğun dakikadır. // b.said-i nursî
    • hayat, zaten hatırattan ibarettir. // a.hamid tarhan
    • hayat, zıtların birbirleri ile uzlaşması dır. aralarında savaş meydana gelmesi de ölümdür. // mevlâna
    • hayatı bir şölen sofrasına bırakır gibi bırakmalı; ne susuz,ne de sarhoş olarak. // aristoteles
    • hayatını feda etmeyi göze alamayan, yaşayamaz. // schiller
    • hayatı geçici olarak süsleyen dünya malına bağlanma! // // schiller
    • hayatı kaybetmekten daha acı bir şey vardır; yaşamın manasını kaybetmek. // seneca
    • hayatım, benim öğretimdir. // m.gandhi
    • hayatım, bir savaştır. // voltaire
    • hayatımız yaptığımız tercihlerin toplamıdır. // // albert sorel
    • hayatımızı faydalı işlerle süslemeye uğraşmalıyız. çünkü her şey emanet bize.... // gönenli mehmet efendi
    • hayatımızın ilk yarısı ana babalar, ikincisi de çocuklar tarafından mahvediliyor. // c.s.barrow
    • hayatın değerini bilin. // goethe
    • hayatın gerçek sırrı; bir şeyle fazlasıyla ilgilenmek, bir diğer şeyle ise yeteri kadar ilgilenmemektir. // hugh walpole
    • hayatın ilk dörtte biri, kullanılması bilinmeden, sonuncu dörtte biri de, kullanmak kudretimiz tükendikten sonra geçiyor. //
    j.j.rousseau
    • hayatın sona erdiği yerde, her şey amaçsız olarak ve duygulara dokunmadan yaşar. // lavater
    • hayatın tadını çıkarmaya çalış, sandı ğından daha geç kalmış olabilirsin. // h.ziya uşaklıgil
    • hayatın varlığını duyabilmek, hayatın devamını sağlar. // henry beston
    • hayatın ve zamanın değerini bilmeyen, onu değerlendiremez. // leonarda da vinci
    • hayatını, bulunduğun an bil. // b.said-i nursî
    • hayatınızı bir para kazanma deneme si olarak kullanmayın. // richard wilkins
    • hayatınızı cesurca kabullenin, başarıya dönüştüğünü göreceksiniz. // emerson
    • hayatta iki çeşit trajedi vardır; biri istediğini elde edememek, öteki de elde etmek. // // g.b.shaw
    • hayatta, rövanş yoktur. // a.hamdi tanpınar
    • hayattan korkmayın çocuklar! iyi, doğru bir şey yaptığınız zaman hayat öyle güzel ki!.. //
    dostoyevski
    • hayattan yararlanmasını ve zevk almasını bilmeyen bir kişi, hayalet gibidir. // thomas brown
    • her davranışında başkalarının onayını arayan kimseler, hayatın bir çok güzelliğini ıskalar. // richard wilkins
    • her hayat kalbinin ekseninde döner. insanların uğrunda öldükleri, uğrunda yaşadıklarıdır. // m.selahattin şimşek
    • her insanın hayatı, tanrının yazdığı bir peri masalıdır. // h.c.andersen
    • herkesin hayatı bir denklemdir; harf ler ve rakamlar aynı, ama yerleri değişik... // hekimoğlu ismail
    • hiçbir şey, hayat kadar tatlı ve kıymetli değildir. // euripides
    • insan, bir işten istifa eder gibi hayattan da istifa etmeli. // robert burns
    • ikinci bir yaşam düşünmüyorum. ama yine de yanıma birkaç iç çamaşırı alacağım. // woody allen
    • insan hayatı; kasvetli, zavallı, iğrenç, kaba ve kısadır. // thomas hobbes
    • insan yaşamı denize benzer, en durgun anında bile kıpırtılar vardır. // montaigné
    • insana hayat verilmemiş, kiralanmıştır. // p.syrus
    • insanın çirkinliği kendine ama, yaşam çok güzel. // henry de tolouse
    • insanın hayatı da nereye gidildiğini bilinmeyerek, ihtiyar olunan seyahat lere benzer. // a.hamid tarhan
    • insanın hayatı, insanın hayalidir. // andré gide
    • insanın hayatı, uçan kuşun gölgesi gibi kaçar, gider. // // talmud
    • insanlar hayat kısadır derler ama, onu kısaltmak için gene de ellerinden geleni yaparlar. // j.j.rousseau
    • insanların yaşamı çok kısa dediklerini ve onu kısaltmak için ellerinden geleni yaptıklarını görüyorum. // j.j.rousseau
    • insanoğlunun hayatı, çiçek üzerinde ki çığ gibi yuvarlanıp kaybolur. // buda
    • karşılaşacağınız en güzel yaşantı, bilinmeyendir. // a.einstein
    • kendi sedefinin içinde,inci yapmak.. hayat, bu!. // m.ikbal
    • medeni hayat, her şeyden önce sıhhi hayattır. // t.jefferson
    • me’yûslar için dünyada ölümden acı bir şey vardır ki, adına hayat derler. // a.hamid tarhan
    • neysek o olmak ve ne olabilirsek onu bulmak için uğraşmak, yaşamın tek amacıdır. // // r.l.stevenson
    • nice ömürler vardır ki, zamanı uzun değeri kısa; nice ömürler vardır ki,zamanı kısa, değeri çoktur. // a.iskenderi
    • niçin sen boyuna bir ayrılıksın hayat. // r.eşref ünaydın
    • ona öğretmek istediğim sanat, yaşamdır. benden ayrıldığı zaman; size söz veriyorum ne asker, ne de papaz olacak; ama adam olacak. // j.j.rousseau
    • ömrümüzün tantanalı saatlerine rağmen hayatın, esasında bir facia olduğunu biliriz. // a.şinasi hisar
    • ömrümüz, tesadüflerin verdiği malzemelerle yapılır. // a.şinasi hisar
    • ömrün kısa ise, ebedi bir ömür var; merak etme. // // b.said-i nursî
    • ömür, akan su gibidir, durmadan yenilenir,beden sabit görünse de her an değişir. // mevlâna
    • ömür; altın kesesine benzer, geceyle gündüz de para sayan adamdır. // mevlâna
    • ömür, azlığından dolayı değerlidir. // nizami
    • ömür bu kadar kısa iken, amelleri kısaltıp, emelleri uzatma!. // zemahşerî
    • ömür kısa, lüzumlu işler pek çoktur. // b.said-i nursî
    • ömür, kıymeti bilinmeyen aziz bir misafirdir. // mektupçu agâh
    • ömür maceramız bitmeseydi, yaşamak külfet olurdu. // r.necdet evrimer
    • ömür, senin gıdandır. // m.rasim mutlu
    • ömür, temmuz güneşi karşısında; kardır. // şeyh sadi
    • önemli olan hayatın kendisi değil, yaşamın kalitesidir. // // w.cecil


    • öyle bir hayatınız olsun ki, çocukları nız hakkaniyet ve dürüstlüğü düşün düklerinde akıllarına siz gelesiniz. // ismail ergün
    • sıradan olmayan bir yaşam için, sonunda sıradan bir yaşamın düşünü kurduk. // rohat kutlay
    • silgi kullanmadan resim çizme sanatı na, hayat diyoruz. // j.christian
    • sonunda anladım, insana hayat zindan. // lewis caroll
    • şurası muhakkak ki, hiçbir zaman değişmeyen ve durmadan derslerini tekrar eden en büyük mürşit ve en doğru üstat hayattır. // ostrovski
    • tavşan, tilkiden daha hızlı koşar. çünkü tilkiyi yiyeceği için, tavşan hayatı için koşuyordur. // sang h.kim
    • yararsız hayat, erken ölümdür. // goethe
    • yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var; yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışır casına. çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. ve hayat sunulmuş bir armağandır insana. // ataol behramoğlu
    • yaşam; aldığınız nefes sayısıyla değil, nefesinizi kesen dakikalarla ölçülür. // leo rosten
    • yaşam ancak,elimizden alınacağı korkusuyla güzeldir. // // m.rasim mutlu
    • yaşam bana,kendisi şu gizi verdi; bak dedi bana, ben her zaman kendi kendisini aşması gereken şeyim. // f.nietzsche
    • yaşam belirtisinin kökeninde; duygu lanma, duygulanmanın temeli de aşktır. // s.freud
    • yaşam bir bahar düşü gibi –arkasında hiçbir iz bırakmadan- geçer. // su dung-to
    • yaşam,bir iktidar oyunudur. oyunun tek kuralı ise, istediğini bilmek ve onu ele geçirmektir. // michael korda
    • yaşam bir oyuna benzer. uzunluğu değil, iyi oynanıp oynanmadığı önemlidir. // seneca
    • yaşam bir serüvendir, hazır bir reçete değil. // w.churchill
    • yaşam boyu yanılgılarımızın yarısı düşüneceğimiz yerde duygulanmak, duygulanacağımız yerde de, düşünmekten kaynaklanır. // j.collins
    • yaşam bu muymuş? iyi sonra bakarız!. // f.nietzsche
    • yaşam ilerledikçe, yeteneklerimizin sınırlarını da öğreniyoruz. // sigmund freud
    • yaşam, her saniye yapılan küçük veya büyük seçimlerin sonucudur. // dodie smith
    • yaşam,ince bir cam gibidir, beklenmedik bir anda kırılıverir. // tolstoy
    • yaşam, kabullenmektir. // a.f.y.
    • yaşam planınız sizin elinizde değilse, varlığınızı rastlantıya bırakmışsınız demektir. // // f.nietzsche
    • yaşam soğana benzer, kat kat soyarken, zaman zaman ağlatır. // c.sandbug
    • yaşam sonu, doğanın armağanların dan biridir. // juvenalis
    • yaşam, sürekli bir problem çözme sürecidir. // hosatani
    • yaşam, şuur sahibi insanların malıdır. // a.f.y.
    • yaşam uğraşı sana, sağlamlık verir. insan elli altmış yaşına doğru fırtına ların dövdüğü, eski kayaların yalçın görüntüsüne benzer. // andré maurois
    • yaşam, uyku; sevgi ise onun rüyasıdır. // alfred de mussed
    • yaşam varsa, ölüm vardır. // yüan mei
    • yaşam yetersiz önermelerden yeterli önerme çıkarma sanatıdır. // samuel butler
    • yaşam; zemini kaygan, zorluklarla dolu, yürüyen bir bant gibidir. // a.f.y.
    • yaşamı olduğu gibi kabul etmelisiniz. ancak kabul edilebilir bir hale gelmesi içinde çaba göstermelisiniz. // f.nafiz çamlıbel
    • yaşamımızın içindeki yaşam, küçücük bir şeydir. yaşamımızı sınırsız büyüte bileceğimiz gibi,kendi bedenimiz ölçü lerine indirgeyecek kadar küçültebiliriz. // erol anar
    • yaşamımızın kumaşı, iyi ve kötü ile örülmüştür. // w.shakespeare
    • yaşamın gerçekliği, yaşamın kendisi dir. onun başlangıcı rahimde, sonu da mezarda değildir. // halil cibran
    • yaşamın ölüme bölümü, sonsuz olur!. // akif cemil
    • yaşamın uzunluğu değil, nasıl yaşandığı önemlidir. // m.luther king
    • yaşamını aldıklarına kazırsın, ama verdiklerinin üzerine kurarsın. // w.churchill
    • payının artıklarını kapışmaya koştuk ları kemiksiz bir avdır hayat. // schopenhauer

    hayır-şer

    • allah rızası gözetilmeyen hiçbir şeyde, hayır yoktur. // ahnef bin kays
    • bir hayır eseri bırakmaksızın gidenler, dünyaya gelmemiş sayılabilir. // ali emiri
    • bizi uyarmazsanız,sizde hayır yoktur. uyarılarınızı dinlemezsek biz de hayır yoktur. // hz.ömer
    • eğer hayırlı bir iş görmek istersen, bugünün işini yarına koyma. // hz.ali
    • gençlerin en hayırlısı,kendini yaşlılara benzeten; ihtiyarların en şerlisi, kendini gençlere benzetendir. // hz.muhammed
    • haktan dilediğin şeylerin en hayırlısı, onun senden istediğidir. // a.iskenderi
    • hayırseverlik, çok sayıda günahın anasıdır. // oscar wilde
    • hayra yoran,yorulmaz. // ali suad
    • her gün bir önce ki günden daha şerlidir, rabbinize kavuşana kadar. // hz.muhammed
    • her işte hayır bulmayı arzu edenler, insanlara hüsnü zanda bulunsunlar. // imam şafiî
    • hiçbir şeyi öğrenmemektense, doğmamak daha hayırlıdır. // gascoigne
    • ilimsiz ibadette, tefekkürsüz kuran tilavetinde hayır yoktur. // hz.ali
    • kendisinde kötülük bulunmayan hayır, şükrü eda edilen afiyettir. // hasan-ı basri
    • kişiye,kendisine parmakla işaret edilmesi, şer cihetinden kafidir. // hz.muhammed
    • maksadı hayırlı olanın, sonu da hayırlı olur. // a.arvasi
    • sizin en hayırlı olanınız, aile ferdine hayırlı olanınızdır. // hz.muhammed
    • söylediklerinizi duyurmak için, kim seyi kolundan tutmayın. çünkü insan lar sizi dinlemeye istekli değillerse onları tutacak yerde, çenenizi tutmanız daha hayırlıdır.? // konfüçyus
    • yapılan hayrın ödülü, akıl nispetinde değer kazanır. // ebu şeyh
    • yapılan işlerin en hayırlısı, sonu iyi olandır. // beydeba

    hayran-hayranlık

    • ahlak düzeni sağlam olmayan toplum lar, ruhlarında arta kalmış vahşet duy gusunun da etkisiyle başa çıkamadık ları soyguncularına hayranlık duyarlar. // n.fazıl kısakürek
    • bir çokları hayranlık duyarlar fakat çok az kimse bilir. // hipokrates
    • hayranlık, esaret getirir. // henry van dyke
    • hayret yerini hayranlığa bırakır, hayranlık teslimiyete. // cemil meriç
    • kendine hayran olanlara, kimse hayran olmaz. // // konfüçyus
    • küçüklerin hayranlığını çekebilecek kadar büyük olabilene, ne mutlu? // e.renan

    hayvanlar

    • deve kendi hörgücünü değil, komşusunun hörgücünü görür. // afrika özdeyişi
    • eğer iğnesine dayanamayacaksan, elini akrep deliğine sokmayacaksın. // homeros
    • en acınacak mahluk, kaplumbağalar ile yürümeye mahkum küheylanlardır. // cenap şahabettin
    • en iyi arkadaşlarımız; hayvanlardır. ne soru sorarlar, ne de kusur kabahat bulurlar. // george eliot
    • hayvan masalları, insanların kusurlarını düzeltmeye yarar. // g.verga
    • hayvanın iyisi, beden yetkinliğinden kendini gösterir; insanın kişilik yapısının yüksekliğiyle belli olur. // demokritos
    • hayvanlar,en anlayışlı dostlardır; ne soru sorarlar, ne de kusur,kabahat bulurlar. // george eliot
    • hayvanlara karşı acımasızlık; ne gerçek eğitim, ne de gerçek bilginlik ile bağdaşır. //
    a.von humboldt
    • hayvanlardan daha bilgili olmamız onlardan daha ıstıraplı ölmemize sebep oluyor. //
    maeterlinck
    • hayvanları koruma, insan oluşa doğru eğilimin aşamalarındandır. // a.schweitzer
    • hayvanları sevmeyen insandan, kendinizi koruyunuz. // yalnız adam
    • hayvanların alacası, taşrasında insanın içinde olur. // hamzavî
    • hayvanların canı sıkılmaz, neden? // ali suad
    • hayvanların evcillik derecesi; aç kal dıklarında, insanların ki ise toklukla rında belli olur. // kazım taşkent
    • kurbağanın konuştuğu yerde, en iyi şey susmaktır. // hint özdeyişi
    • kurbağayı koltuğa oturtsan, o yine çamura atlar. // arthur miller
    • maymun ağaca tırmandıkça, kıçı daha çok görünür. // afrika özdeyişi
    • örümceğin sofrasında ki kebap, ancak sinek olur. // mevlâna
    • örümcek ağı da bir tuzaktır ama, ancak sinekler için. // cenap şahabettin
    • üstüne ne giydirirsen giydir, ayı ayıdır. // ben johnson



    hazine-define

    • aranan hazinenin yolunu gösterdim sana, belki sen kavuşursun biz varamadıksa da. // imam rabbani
    • beytûlmal hazinesi, yoksulların lokma sıdır. şeytanların kardeşlerine yemlik değil. // şeyh sadi
    • define ile yılan,gülle diken, sevinçle gam bir aradadır. // şeyh sadi
    • definenin bulunduğu yer, herkese açık değildir. // hâfız-ı şirâzi
    • harâbat ehline hor bakma sakın, define bulunur viranelerde. // seyrani
    • hazine askerden esirgenince, o da kılıç tutmaktan elini esirger. // şeyh sadi
    • hazine; eziyet çekene, çalışıp çaba gösterene gözükür. // mevlâna
    • hazineyi miras bırakabilirsiniz ama kullanmadığınız bilginin; ne siz ne de mirasçılarınıza faydası vardır. // m.bozdağ
    • hiçbir viraneyi, definesiz bilme. // mevlâna
    • kişinin sanatı, hazinesidir. // hz.ali
    • ne hazineler, ne rütbeler, cübbeler atabilir yüreklerden, yıldızlar altında uçuşan acı dertleri, kaygıları. // horatius
    • yüzeyde hazine bulunmaz. // richard wilkins

    hedef

    • açılmış yelkeniniz yoksa, okyanustan esen rüzgarlar gelip geçerler. hedef belirlemek, yelken açmak gibidir. // m.bozdağ
    • atatürk’ün ilk hedefi akdeniz değil cumhuriyet, son hedefi ise türk toplumunu çağdaş uygarlık düzeyine yükseltmek olmuştur. // suat sinanoğlu
    • atletler ve şirketler, performanslarını benzer biçimde artırırlar. daha yüksek hedeflere yönelik olarak sürekli çalışarak. // nakamura


    • bir şeyi fırlatmazsanız, kimseyi vuramazsınız. // italyan özdeyişi
    • bize hakim olan sadece kendimizin sahip çıktığı, bizim karar verdiğimiz hedeflerdir. // m.bozdağ
    • bahçeye açılan penceresine bir hedef koyan kişi, oraya atış edileceğinden emin olabilir. // lichtenberg
    • büyük hedefiniz,ömrünüz boyunca ışık saçacak yıldızınızdır. büyük hede fi olmayanlar,bu dünyadan ayrıldıkla rında “büyük bir yıldız aramızdan kayıp gitti” demezler. // m.bozdağ
    • çoğumuzun başaramama nedeni he defsizliğimiz değil, hedefimizin bula nıklığıdır. kesinlik tam olarak neyi, tam olarak nasıl, tam olarak nerede, tam olarak ne zaman ve tam olarak ne kadar yapmak istiyorsunuz? // m.bozdağ
    • eğer hedef doğru değilse,sonuçların kontrolü mümkün değildir. // nakamura
    • en iyi zırh; silahın ulaşacağı yerden (hedeften) uzak durmaktır. // horace mann
    • erişmek istedikleri bir hedefi olmayan lar, çalışmaktan da zevk almazlar. // emile raux
    • gerçek hedefi öylesine arzularsınız ki; onu elde etmeğe çalışırken, açlık hissetmezsiniz,aklınıza eğlence gelmez, uykularınız kaçar. // m.bozdağ
    • görüş keskinliğinin en büyük kusuru, hedefe kadar varamamak değil, ötesini aşmaktır. // la rochefoucauld
    • hayatta iki hedef vardır; istediklerini elde etmek ve elde ettiklerinin tadını çıkarmak, ancak akıllı insanlar ikinci hedefe de ulaşabilirler. // logon pearshall
    • hayatınıza anlam katacak bir hedef bulmak, yaşamak için heyecan ve istek bulmaktır. hiçbir hedefsiz kimse, ormanları temizlemeyi kendine hedef edinen karınca kadar mutlu ve heyecanlı çalışamaz. // m.bozdağ




    • hayatta tembel insanlar yoktur, sade ce kendilerine esin kaynağı oluştura mayacak kadar güçlü amaçları ve hedefleri olmayan insanlar vardır. // suat taşer
    • hedefe kestirmeden giden yol, en tehlikeli yoldur. çünkü; o kurşunların gittiği yoldur. // ismail ergün
    • hedefi maksûd, doğru yoldan gidenlere yakındır. // a.hamid tarhan
    • hedefi olmayan gemiye, hiçbir rüzgar yardım edemez. // // moliére
    • hedefi tam olarak görmenizi engelleyen her şeye, tahammül göstermemelisiniz. // peyami safa
    • hedefine erişmeyecekmiş gibi öğrenmeye çalış, sanki onu kaybedecekmiş gibi korku içinde ol. // konfüçyus
    • hedefler okyanusunda yüzen geminize, hangi rota üzerinde nereye gitmek istediğini göstermelisiniz. // m.bozdağ
    • hedeflerini çaldıranlar, on ikiden vuramazlar. // // ali suad
    • hedeflerinizi, gerçekleri göz önünde bulundurarak belirlemelisiniz. // emerson
    • hedeflerinizi yazmak, kaderinizi yazmak gibidir. // m.bozdağ
    • hedefsiz insan, her zaman kaybeden tarafta kalmaya mahkumdur. // m.bozdağ
    • her küçük hedef büyük hedefe destek olduğu, büyük hedefle aynı yol üzerinde olduğu derecede değerlidir. // m.bozdağ
    • insanlar; kırmızı bir güle doğru koşar larken, çoğu zaman ayaklarının altın da ezilen kır çiçeklerinden habersizdirler. // cenap şahabettin
    • insanlar, nişan almadıkları şeyleri nadiren vururlar. // thoreau
    • ister mermi kullansın, ister oy pusulası. insan iyi nişan almalı; kuklayı değil, kuklacıyı vurmalıdır. // malcolm x



    • küçük hedefler için harcayacağınız çaba, büyük hedefler için harcayacağınız çabadan az değildir. // m.bozdağ
    • mutlak hedef, başkalarının fikirlerin den bağımsız olabilmektir. // joseph breuer
    • pek çok hedef bulunsa da, güçlü olan için tek hedef; allah rızasıdır. // hekimoğlu ismail
    • salonunuzda suladığınız çiçek nasıl yeşerirse, kalbinizde beslediğiniz hedef de öyle yeşerir; çiçeğin gıdası su, hedefin gıdası tekrardır. // m.bozdağ
    • siz yolunuza bakın, böyle yaparsanız hedefe kendiliğinden varırsınız. // m.gandhi
    • zihninizde rasgele dolaşan bir hedefin, çocukça bir hayalden hiçbir farkı yoktur. // m.bozdağ

    hediye-armağan

    • bazı hediyeler, haincedir. // özdemir asaf
    • bize armağan verdikleri zaman bile yunanlılardan korkuyorum. // vergilius
    • büyük armağan veren, büyük armağan umar. // herbert martial
    • cumhuriyete verebileceğimiz en bü yük armağan, gençlerimizin eğitilme si olacaktır. // lord brougham
    • dava arkadaşlarımıza,kendinizden bir şeyler veriniz. ve onların size geri iade edecekleri her şeyi değerli bir hediye olarak kabul ediniz. // a.schweitzer
    • hediyeleşin ki, sevişmiş olursunuz. // hz.muhammed
    • insan, armağanını kalbi ile vermezse ne değeri vardır. // charles tschopp
    • küçük hediyeler dostluk, büyük hediyeler sevgi meydana getirir. // lichterberg
    • seni ibadet yapmaya layık görmesi, allah’ın armağanı olarak sana yeter. // a.iskenderi
    • sevdiklerimize vereceğimiz en değerli hediye; ne altındır, ne de mücevher. yalnız kendimizden küçük bir parça. // r.w.emerson

    • tanrı kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti. kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar. // ahmet altan

    hekim-doktor

    • doktor kendini kaybetmiş bir hasta nın huysuzluklarına kızmaz. ateşlendi ği bir sırada kendisine dil uzatmasına da sinirlenmez. işte akıllı bir adamın da insanlara yapacağı muamele böyle olmalıdır. // seneca
    • doktorun yaşlısı, avukatın genci yararlıdır. // samuel butler
    • gerçek doktor, her hasta ile yaşayıp ölendir. // s.zweig
    • hekim; hakim olursa, hekimdir. // r.necdet evrimer
    • hekimler; kılıç yaralarını, ok yaraları nı tedavi edebilmişlerdir ama söz ya ralarını tedavi ettikleri görülmemiştir. // kenan rıfai
    • hekimlerin yaptığı en büyük hata, ruhu düşünmeden yalnız bedeni tedaviye teşebbüs etmeleridir. // eflatun
    • hekimlik; bedenin hastalıklarını iyileş tirir, bilgelik; ruhun hastalıklarını iyileştirir. // demokritos
    • iyi bir hekimde dört nitelik vardır. ne zaketle dinlemek, akıllıca konuşmak, dikkatlice düşünmek ve tarafsızca karar vermek. // sokrates

    hesap

    • ahrette ki hesap, dünyada hesabı çekmiş olanlar için hafif ve kolaydır. // hz.ömer
    • az malın hesabı, daha azdır. // hz.muhammed
    • bahil öyle bir fakirdir ki, dünyada fukara gibi yaşar, ahrette zenginler gibi hesap verir. // hz.ali
    • bir insan, yaptığından hesap vereceği ni unuttuğu nispette, kötü olabilir. // ali suad

    • hesaplaşma; bir iç kontrol ve insanın kendi kendini gözden geçirmesidir. // yüan mei
    • kimileri bin türlü kötülük edip, tek bir hesap vermeden yaşıyor. kimileri tek bir yanlışla mahkum oluyor. // w.shakespeare
    • ufak hesaplarla; kısır düşünceliler, detaylarla profesyoneller uğraşır. // m.edgeworth

    heyecan

    • beni heyecanlandıran ve hep devam etmemi sağlayan, elimizde ki geleceğe meydan okuma gücüdür. // yoshihist tabuchi
    • coşku, zekadan daha önemlidir. // a.einstein
    • damarlarınızda ki kana değil, ruhu nuzda ki heyecana güveneceksiniz. // m.bozdağ
    • dünyada heyecansız, hiçbir şey yaratılmamıştır. // emerson
    • eğer heyecan üretmezseniz, pek fazla bir şey üretemezsiniz. // bill marriot
    • heyecanın olmadığı yerde, bitkisel hayat vardır. // şükret baldede
    • milyoner kasasını,hırsızın mahzenini, feylesof kitabını ve aşık kalbini; aynı heyecan ve korkuyla açarlar. // c.sena ongun
    • şimdiye kadar hiç kimse, coşkusuz bir şey elde edememiştir. // j.keth moorhead
    • yapılırken heyecan duyulmayan işler, başarılamaz. // // emerson

    hiç (-lik)

    • hiç, var olanın içindedir. // erol anar
    • hiçle başlayan, hiçle biter. // cornelius galius
    • hiçlikten, hiçlik doğar. // persius

    hiddet-kızgınlık-öfke

    • ancak bilge kişiler, öfkelerini dizginleyebilirler. // henry sage
    • asıl zafer kazanan, öfkesini yenebilendir. // theophrastus
    • bir anlık öfke, her şeyi yok eder. // l.gleen
    • bir babanın oğluna karşı öfkesi, evladın babasına olan en sıcak sevgisinden daha tatlıdır. // montherland
    • bir kimse ne derece yüksekten bakar sa, gurur sahibi ise, kalbinde insanla ra karşı o kadar hiddet ve kin taşır. // tolstoy
    • cinsellikte zaman zaman çocuklaştığı mız doğrudur ama, öfkelendiğimizde kesinlikle bebeğiz. // adam phillips
    • dürüst insanın öfkesi, çok ağırdır. // p.syrus
    • gerçek adam odur ki, öfkelense dahi saçma söylemez. // şeyh sadi
    • gönlünüzden kızmayı terk edemediy seniz, hala gerçekten, uzaksınız. // ahmed hulûsi
    • güvercinin öfkesinden kork. // fransız özdeyişi
    • halim olan akranını geçer. öfkesini kullanan, aşağılık denizine batar. // yahya bin muaz
    • hayvana karşı duyulan budalaca hiddetin ilk merhalesi, vurmaktır. // kemal tahir
    • her insan öfkelenir, bu kolaydır; fa kat tam adamına, tam ölçüsünde, tam zamanında, tam yerinde ve tam usulünde öfkelenmek, ne herkesin kudretindedir, ne de kolaydır. // aristoteles
    • hiddet; azgın bir ata benzer, haline bırakılırsa, kendi ateşiyle yıpranır. // w.shakespeare
    • hiddet, cinnetin küçük kardeşidir. // mektupçu agâh
    • hiddet ekilen yerden, pişmanlık biçilir. // a.mazzoni
    • hiddet ve kin gözleri kör eder, gerçekleri görmez olur.
    hacı bayram veli
    • hiddetin devamı, kin denilen feci hastalığı doğurur. // a.muhtar özden
    • hiddetini su gibi iç. çünkü sonu bakımından ondan tatlı bir yudum su göremezsin. // // hz.ali
    • hiddetini yenen kimsenin kusurunu allah örter. // hz.muhammed
    • hiddetini yenenleri, kimseler yenemez. // ibrahim olcaytu
    • hiddetlenen kimse allah’a sığınsın, abdest alsın veya hiddetlendiği çevreyi değiştirsin. //
    hz.muhammed
    • hiddetli isen bir şey yapma; fırtınalı havada yelken açılmaz. // euripides
    • insanın kızması, başkalarının hataları nın intikamını kendinden alması demektir. // jonathan swift
    • insanlarla yaşamak güçtür, çünkü susmak zordur. ve biz zıddımıza gü dene karşı değil, bizi hiç alakadar et meyene karşı en ziyade hiddeti gösteririz. // f.nietzsche
    • iyi insan incitilirse, daha çok öfkelenir. // p.syrus
    • kadınların hepsi öfkelerini gizleme sanatını bilirler, hele iyice öfkelenmişlerse. //
    j.j.rousseau
    • kızan bir kimse, aklı başına gelince bu sefer de kendisine kızar. // p.syrus
    • kızgınlığın ilacı, aynaya bakıp kendini seyretmendir. // // a.f.y.
    • kızgınlık geçici bir deliliktir. bu yüzden duygularınıza sahip olun. yoksa onlar size sahip olurlar. // horace mann
    • kızmak, kendini başkalarının hatalarından dolayı cezalandırmaktır. // cicero
    • kişinin öfkesi, helâk eder. // hz.ali
    • kişinin öfkesini yenmesi, özür dilemek zilletine düşmesinden daha iyidir. // ibnel mukaffa’
    • namertler, samimi olarak öfkelenmez ler. bunlar,gösterecekleri öfkenin şid detini karşısındakilerin acizlerinden alırlar. //
    a.izzet yazgaç
    • öfke, aptalları akıllı yapar ama yoksul bırakır. // // f.bacon
    • öfke; azgın ata benzer, haline bakılırsa kendi ateşiyle yıpranır.
    w.shakespeare
    • öfke, geçici bir çılgınlıktır; hükmetme ye bak, yoksa o sana hükmeder. // horatius
    • öfke,harap bir binaya benzer; nereye devrilirse, orası da yıkılır. // seneca
    • öfke, her kötülüğün anahtarıdır. // dımeşki
    • öfke; hızlanmış ata benzer, kendi kendini yorar. // w.shakespeare
    • öfke ile beraber, akıl da uçup gider. // charles dickens
    • öfke, kendi kendini koruyamaz. // w.shakespeare
    • öfke, kısa bir deliliktir. // horatius
    • öfke, kötü bir öğütçüdür. // g.b.shaw
    • öfke saklamaya gelmez, büsbütün içimize işler. // // montaigné
    • öfke,savunma için silah sağlar. // vergilius
    • öfke şahlandı mı, vicdan uyuşur. // orhan asena
    • öfke, tıpkı aşk ve servet gibi kördür. // charles dickens
    • öfke ve gazapla işe yaklaşma; eğer yaklaşırsan, ömrü heder edersin. // yusuf has hacib
    • öfke ve kin, doğruluğun sınırları dışındadır; bu tutkular yalnız işlerine akıllarıyla bağlanmayan insanların işine yarar. // montaigne
    • öfke ve şehvet, insanın iki büyük düşmanıdır. // // hz.ali
    • öfkelenen bir kimse aklı başına gelince, bu sefer de kendisine kızar. // p.syrus
    • öfkelenirsen dörde kadar say; çok öfkelenirsen küfret. // mark twain
    • öfkene hakim olmazsan, bir hiç yüzünden olay çıkarıp sonunda pişman olursun. //
    hippolyle taine
    • öfkesini yenenden, allah’ta gazabını defeder. dilini koruyanın ayıbını örter. // hz.muhammed
    • öfkeyle değil, gülmeyle öldürür kişi. // f.nietzsche
    • öfkeyle tehlike arasında mesafe kıldan incedir. // paul heyse
    • talak erkeğin, hiddet ise kadının işidir. // hz.osman
    • şeriatın herhangi bir hükmünde, hiddeti gerektirecek durum karşısın da, gazap eseri göstermeyen eşektir. // imam şafiî

    • yenilmesi gereken ilk düşmanlar, öfke ile ümitsizliktir. // emile alain

    hile

    • hile; oyunu kazandırsa da, kaderi değiştirmez. // // la edri
    • hakikati söyleyen; adaleti, fakat yalancı şahit; hileyi ortaya çıkarır. // hz.süleyman
    • hile yapanın başarısı, asla süre gitmez. // ahmed hulûsi
    • hile yıldırıma benzer, onun ışığıyla yolcuların yolu görmelerine imkân yoktur. // mevlâna
    • hileyle iş gören, mihnetle can verir. // nabi
    • ibadet gibi ticarette, hile kabul etmez. // hz.ali
    • insanlar, ticaret hilelerinden daha korkunç bir saçma bulamamışlardır. // b.disraeli
    • insanoğlu hilebazdır, kimse bilmez fendini; hem kime iyilik edersen sakla ondan kendini. // // lâ-edrî
    • ölümü yaklaşan kimseye, hilesi fayda vermez. // hz.ali

    himmet

    • bütün himmet karnına giren şey olan kimsenin, kıymeti de karnından çıkan şey kadardır. // // imam-ı şâfiî
    • ileri de öyle zamanlar gelecek ki, kişinin bütün himmeti; midesi, dini; kendi hevası, kılıcı da dili olacaktır. // abdullah bin abbas
    • ileri ve keskin himmetler bile, kaderleri çevreleyen surları delemez. // a.iskenderi
    • insanın kıymeti, himmeti nispetinde dir. kimin himmeti milleti ise, o tek başına bir millettir. // b.said-i nursî
    • haktan başkasından himmet dileme, çünkü dilekler; kerim olandan başkasına ulaşamaz. // ataullah iskenderi
    • himmetine, şahsına hasreden; insan değildir. // // b.said-i nursî

    hırs-hırslı

    • anlamsız hırs, aslanı fare yapan bir kapandır. // // dr.ivy
    • azimli insan, düşerken bile kendini yeise kaptırmaz. // f. kölesey
    • bir adamda azim olmazsa, bilgisi ölüdür. // goethe
    • dünyada insana yardım eden şey; tesadüf değil, azim ve sebattır. // samuel smiles
    • gözünü hırs bürüyen kişi, hırsızlığa ve diğer kötülüklere sürüklenir. // geoffrey cahucer
    • her küçük solucanda, fil olma hırsı vardır. // t.f.wade
    • hırs, başarısızlığın son sığınağıdır. // paul klee
    • hırs, bir sandalın yelkenini şişiren rüzgara benzer, fazlası gemiyi batırır, azı da gemiyi olduğu yerde tutar. // voltaire
    • hırs deyip geçmeyin; bu dünyada büyük olarak ne yapılırsa, onun sayesinde yapılır. // anatole france
    • hırs gelir göz kararır, hırs gider yüz kızarır. // voltaire
    • hırs göstererek arzulayan; kaybetme ye, şükrederek arzulayan da kazanmaya mahkumdur. // m.bozdağ
    • hırs ile mutluluk, birbirlerini hiç görmezler. // b.franklin
    • hırs ve para düşkünlüğü, belki de bütün diğer ihtiraslardan daha fazla suç sebebidir. // aristoteles
    • hırs ve tamahın başladığı noktada, saf duygular sona erer. // h.de balzac
    • hırsların sonuna erişmek, gökkuşağı nın ucuna erişmeye benzer; biz ulaşırken, onlar kaçıp gider. // r.browning
    • hırslı mahrum kalır, cimri kötülenir, kıskançlıkta üzülür. // hz.ibrahim
    • insanlar büyük hırslar gütmeseler, küçük şeylerle mutlaka mesut olurlar. // s.fitzgerald


    • insanların hırsı ve tamahı, mesut olmamalarının tek sebebidir. // fénelon
    • insanoğlu kocar da onda iki huy; hırs ve tûl-i emel gencelir. // hz.muhammed
    • kalabalıklara bakın, azimle yürüyenle re herkes yol verir. // h.ziya uşaklıgil
    • nice balıklar vardır ki,su içinde her şeyden eminken boğazının hırsı yüzünden oltaya tutulmuştur. // mevlâna
    • tamahkârlık fakirliktir, kanaat ise servettir. // hz.ömer
    • vicdanını, hırstan koru. // hz.muhammed

    hırsız

    • asılan hırsız değil, yakalanandır. // çek özdeyişi
    • bana bir yalancı göster, sana bir hırsız göstereyim. // g.herbert
    • bir insan aç olduğu için değil, hırsız olduğu için çalar. // w.s.maugham
    • dünyada en meş’um hırsız, başkalarının refah ve saadetini çalan adamdır. // r.necdet kestelli
    • gecekonducuya tapu vermek, hırsıza banka cüzdanı vermekle aynıdır. // besim tibuk
    • hırsızın da malını çalan bulunur. // emile alain
    • hırsız bile işini, on yılda öğrenir. // japon özdeyişi
    • hırsızlar kavga ettikleri zaman, çaldıkları yere dökülür. // arap özdeyişi
    • hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez ki; ha altın çalmışsın, ha bir iğne. // montaigné
    • hiçbir zaman diyemem; “hırsızlık edip, alçal!” ama derim; “çalarsan nal çalma, lâl çal”. // mevlâna
    • insanın hırsız olup olmadığı, suç ortağına sorulmaz ki.. // c.marlowe
    • küçük hırsızları asıp yok ederler. büyükleri çok ilerlemiştir, ülkeyi ve sarayı yönetiyorlar. // // goethe
    • soyulduğu zaman gülen adam, hır sızdan bir şey çalmış demektir. boş yere üzülense, kendi kendini soyar. // w.shakespeare

    hız-hızlanmak

    • ağır ağır hızlan. // a. caesar
    • boşlukta bütün cisimler, aynı hızla düşerler. // brillant savarin
    • hızlı giden araba, yana yuvarlanır. // japon özdeyişi
    • hızlı ilerlemek istiyorsanız, ilerlemiş insanları arayıp bulun, onları kopyalayın. // m.bozdağ
    • hızlı koşan düşer, yavaş ve zekice gitmek gerekir. // w.shakespeare
    • hızla koştuğumuz gelecek de, bir gün geçmiş olacak. // // h.hesse
    • işlerinizi ertelerseniz; uçağınızın hızı düşer, yere çakılırsınız. çünkü uçağı havada tutan tek güç, sahip olduğu hızdır. // m.bozdağ
    • izlenmenin tek yolu, başkalarından hızlı koşmaktır. // francıs picabia

    hizmet

    • bir kavmin ulusu, efendisi; o kavme hizmet edendir. // hz.muhammed
    • çok kimseye hizmet eden, kimseden aferin almaz. // danimarka özdeyişi
    • eğer sevebileceğin sadık bir hizmetçi ye sahip olmak istiyorsan, kendi kendinin hizmetçisi ol. // b.franklin
    • hizmet, bu dünyada yaşama ayrıcalığı için ödediğimiz kiradır. // eldon tanner
    • hizmet edene, hizmet edilir. // imam şafîî
    • hizmette yerimiz olsun da, isterse bi zim yerimiz caminin pabuçluğu olsun. // s.hilmi tunahan
    • kadının, kendisini güzel bir şekilde kocasının hizmetine vermesi, allah yolunda cihat etmesi gibidir. // hz.ali


    • ne kadar meşhur adamlar vardır ki, memleketlerine yegane hizmetleri ölümden ibaretti. // i.hami danişmend

    hor görmek

    • başkalarını çiğneyerek yürümek ister seniz, muhakkak ki yuvarlanırsınız. başka insanları hor gören kimseler, başkalarından fazla kendilerini alçaltmış olurlar. // h.n.casson
    • büyüklerce hor görülmek, çocuklarca beğenilmekten çok daha iyidir. // kint diana
    • düşmanını küçümseyen, yenilgiyi pe şin kabul etmiş sayılır. // serhat kestel
    • eğer başkalarını aşağı görmeseydik, başkalarının yüksekten bakmaların dan yakınmazdık. // la rochefoucauld
    • gerçek uğruna aşağılanmak; batılla yücelmekten esas büyüklüğe daha yakındır. // hz.muhammed
    • hiçbir insanın, insanları küçük görme ye hakkı yoktur. // alfred de musset
    • hor gördün mü? tehlike daha tez gelir. // p.syrus
    • hor görmek ve affetmek, aşkın temelidir. // victor hugo
    • insan olmak için, tevazu tabiî bir meziyettir. kibir, küçüklük ve aciz alâ metleridir. başkalarını küçük görmek, cehaletten gelir. //
    a.muhtar özden
    • insanlar aşağılanamaz, aşağılanma içimizdedir. sahte ilahlar karşısında ancak biz, kendi kendimizi aşağılayabiliriz. // simone weil
    • küçük olanı hor görme, dağlar çakıllardan yapılmıştır. // fethi yelken
    • müslümanlardan hiçbiri diğerini hakir görmesin. zira müslümanların küçüğü, allah yanında büyüktür. // hz.ebubekir
    • sen gördüğün çıplak bir fakiri giydirdikten sonra hakir görürsen, onu tekrar soymuş gibi olursun. // philemon


    • seven yaratmak ister,çünkü küçüm ser. sevdiğini küçümsemeyen aşktan ne anlar? // f.nietzsche

    hoşgörü

    • bir görüşün yanlış olması, eğer akıl bu yanlışla savaşmak üzere özgür kılınmışsa, hoş görülebilir. // thomas jefferson
    • ben kendim için hoş görmediğim bir şeyi, sizin için asla istemem. // hz.muhammed
    • canımızı sıkanları çok kere hoş görürüz, ama canlarını sıktığımız kimseleri bir türlü hoş görmeyiz. // la rochefoucauld
    • hepimiz zaaflarla, yanılmalarla yoğrul muşuz; birbirimizin budalalıklarını karşılıklı olarak hoş görelim; doğanın ilk yasası budur. // voltaire
    • hoş görmek ve affetmek, aşkın temelidir. // victor hugo
    • hoşgörü, bir gönül cömertliğidir. özveri de cömertliğin kendisi. // f.ahmet aykaç
    • hoşgörü, elde edilmesi zor bir fazi lettir. bazılarımız için kahramanlıktan da zordur.bizim gibi düşünmeyenlere karşı ilk tepkimiz, çoğu zaman kızmaktır. fikir ayrılığı geçmişte kan dökülmesine bile sebep olmuştur. fikir ayrılığı, menfaat ayrılıklarından da büyük dertlere yol açar. //
    jules limaitre
    • hoşgörü, en iyi dindir. // victor hugo
    • hoşgörü; her türlü güçte ve yetenek te kendini gösteren barışın tek sağlayıcısıdır. // goethe
    • hoşgörü, hiçbir şeyin ne tam iyi, ne tam kötü olmadığının bilinmesiyle başlar. // yankı
    • hoşgörü, karşımızdakileri bizim iste diğimiz gibi değil, kendi istedikleri şe kilde mutlu edebilmek büyüklüğüdür. // a.j.robinson
    • hoşgörü, sınır tanımaz. // a.f.y.
    • hoşgörü, uygarlığın biricik sınavıdır. // arthur helps


    • hoşgörü ve olgunluk, ayrılmaz ikilidir. birinin olmadığı yerde, diğeri de yoktur. // şinasi
    • hoşgörü, yapılan her şeyin kolayca kabul edilip onaylanması değildir. hoş görü, başkalarının görüşlerini anlama yeteneği ve acı bir duygu besle meden, anlayışlı bir tartışma isteğidir. // macintosh
    • kamburunu dostunun hoş görmesini isteyen, dostunun sivilcelerini affetmelidir. // horatius
    • kamuoyu son derece hoşgörülüdür, dahiler dışında her şeyi unutur. // oscar wilde
    • sevilenin kusurlarını hoş görmeyen, sevmiyor demektir. // goethe
    • toplumsal hayatta en yararlı erdem, hoşgörüdür. // // dale carnegie
    • tolerans, yapılan her şeyin kolayca kabul edilmesi değildir. o, başkaları nın görüşlerini anlama kabiliyetidir. menfî hiçbir his beslemeden onları an layışlı bir şekilde tartışma arzusudur. // mackintosh
    • yaratılanı hoş gör, yaratan’dan ötürü. // yunus emre

    hoşlanmak

    • allah’ın en hoşlandığı şey,garipler ve dinleri uğruna yurtlarını terk edenler dir. kıyamette allah onları, meryem oğlu isa ile birlikte ve onun arkadaşları olarak diriltecektir. // hz.muhammed
    • en çok hoşumuza giden insan, kendimize benzettiğimiz insandır. // montaigne
    • haz; mutlu bir yaşamın, başı ve sonudur. // epikuros
    • hazları kendi içinden almaya alışmış ruh, mutludur. // demokrites
    • herkes bir şeyden hoşlanmaz ki... kimi gider dikeni koparır, kimi gülü. // seneca
    • hoşa gitmeyen bir şey söyleme. çünkü bu sözün karşılığı da hoşa gitmez. dağ da güzel ses çıkar ki, dağ da onu güzel yansıtsın. // nâsır-ı hüsrev
    • hoşlandığın şeyler, seni cennete ulaştırmaz. // a.f.y.
    • hoşlandığınız şeyi elde etmeye bakın, yoksa elde ettiğinizden hoşlanmaya zorlanabilirsiniz. // // b.shaw
    • hoşlanmadığı bir kimseden kurtulun caya kadar güzel geçinemeyen kimse, akıllı sayılmaz. // muhammed bin hanefiye
    • hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin. // hz.isa
    • hoşnutsuzluk, bir insanın ya da bir ulusun ilerlemesi için ilk adımdır. // oscar wilde
    • hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri yudum yudum içeriz. // cenap şahabettin
    • hoşuna giden her şeyi söyleyen kimse, hoşuna gitmeyecek şeyler işitir. // louis levinson
    • insan, her zaman hoşnut olmamalıdır. // southey
    • insanlar parlayanı karartmaktan, yükseleni yere serip toza bulandırmaktan hoşlanırlar. // schiller
    • insanlar sivrilmekten hoşlanırsa da, kendi ayarındakiler arasında kaybolmaktan da hoşlanır. // goethe
    • ister sinek olsun ister fil,senden hoşlanmayanlarla görüşme. // afrika özdeyişi
    • kadınlar çok defa, en çok hoşlandığı şeye dudak büker. // w.shakespeare
    • merdivenler; yükselenlerden çok düşenlerden hoşlanır. // talat sait halman
    • şakşakçılıktan hoşlananlar, eninde sonunda pişman olurlar. // phaekiros
    • yaşamımda her gün hoşuma gitmeyen, iki şey yapmışımdır. biri kalkmak, biri de yatmak. // s.maugham

    hukuk-hukuk adamları

    • adliyenin yüksek vazifesi, sadece adalet dağıtmak değildir. // chateaubriand
    • avukatlar, tarih boyunca köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı. // molierac
    • avukatlar, terzi gibidir; kendilerini kesmezler, araya gireni keserler. // w.whatley
    • bir yargıç da şunlar bulunmalıdır; iyi niyetle dinlemek, akıllıca karşılık vermek, ayık olarak düşünmek ve tarafsızca karar vermek. // sokrates
    • cumhuriyet adliyesinin bugünkü ve üstün varlığı,bundan böyle de hiçbir şüphenin erişemeyeceği kadar yüksek kalacaktır. // mümtaz ökmen
    • cumhuriyet rejimi, adliyemizi müsta kil ve vakur hekimleri ile medeni ve ileri kanunları ile şerefli bir mevkiiye çıkarmıştır. // şükrü saraçoğlu
    • dünyanın en tehlikeli yaratığı, sadece hukuk bilen hukukçudur. // horace mann
    • geçerli kural; hukuk çeteleri yok edemezse, çeteler hukuku yok eder. // a.pope
    • hakim, bayrağa söven suçluyu bayrak direğiyle dövülmeye mahkum etti. // a.nihat asya
    • hakimin fazileti doğruyu görmek, ha tibin fazileti de doğruyu söylemektir. // sokrates
    • herhangi bir ülkede yargıçların ya da yöneticilerin; suçlulara ve kötülük ya panlara aşırı hoşgörülü davranmaları halinde, bu kişilerin zamanla yargıç ları ve kralları yerlerinden edip efendi liklerini ellerinden alacak kadar güçlenirler. // geoffrey chaucer
    • hukuk ile medeniyet ve kültürleri ara sında ahenk kuramayan cemiyetler; bedbahttırlar. // f.rıfkı atay
    • hukuk ilmi mukaddes bir şeydir. kıymetini para ile ölçmek, onu çok aşağılatmak olur. // ulpianus
    • hukuk, insanların hakkaniyet lehine bulmuş oldukları en güzel keşiftir. // c.delavigne
    • hukukumuzu yargıçlara, dinimizi ra hiplere bırakırsanız; kısa sürede hem hukuksuz, hem de dinsiz kalırsınız. // b.shaw
    • hukukun buyrukları şunlardır; dürüst yaşamak, başkasını zarara uğratma mak, herkesin hakkını vermek. // ulpianus
    • hukukun en kötüsü, suçsuzu korkutandır. // beydaba
    • ilk yapacağımız iş, bütün avukatları öldürmek olmalı. // w.shakespeare
    • iki avukat arasında kalan insan, iki kedi arasında kalmış kedi gibidir. // corneille
    • iyi avukatların çoğu rahat yaşar, çok çalışır, yoksul ölür. // d.webster
    • iyi hakimler, kötü ve zararlı kanunları yontarak düzeltirler. // fransız özdeyişi
    • mahkeme salonları, savaş alanların dan sonra, en korkunç zulüm sahneleridir. //
    ebu kelem azad
    • masumu ezen hakim, kendini mahkum eder. // p.syrus
    • nerede vazife gören bir devlet varsa, orada hukuk emniyet altındadır. // refik ince
    • rüşvet alan hakim, kendiliğinden azlonulmuştur. // imam-ı azam
    • yargıcın görevi, olayın yalnız kanatla rını değil, hangi koşullar altında geç tiğini de göz önünde tutmak gerekir. // ovidius
    • yargıç merhamet gösterdi mi, kanundan eser kalmaz. // p.syrus

    huy

    • benim huyum sana hoş gelmediyse, sen kendi güzel huyunu elden bırakma. // bostan ve gülistan kitabından
    • bir insanda iyi huylar olduğuna inanmak, o insanda iyi huylar olduğuna inanmaktan daha iyidir. // françis davis
    • bir kişinin yumuşak huylu olup olmadığını, ancak cahillerin kendisine musallat olması ile meydana çıkar. // dımeşki
    • dağların yer değiştireceğine inanın da, insanların huy değiştireceğine asla inanmayın. // hz.muhammed
    • din kardeşinde üç huy gördün mü ya pış ona; utanma, emniyet, doğruluk. // hz.muhammed
    • güzel huy, dinin yarısıdır. // hz.muhammed
    • güzeli güzelleştiren, huyudur. // çerkes özdeyişi
    • herkesi yükseltende, alçaltan da huyudur, soyu değil. // ibrahim olcaytu
    • insan genellikle; kötü huylu olduğun dan değil de, övünmek amacıyla başkalarını kötüler. // la rochefoucauld
    • insanın huyları inci bir gerdanlıktır; düğümü çözün,hepsi dağılır. // bir rus yazarı
    • kişi beğenmediğini tenkit eder. aslın da onda hoşlanmadığı, kendi huylarıdır. // a.f.y.
    • ne’tmeli güzeli huy olmayınca. // karacaoğlan
    • terazide, güzel huydan daha ağır gelen hiçbir şey yoktur. // hz.muhammed
    • yumuşak huyluluktan mahrum olan, her türlü hayırdan mahrum olur. // hz.muhammed

    huzur-rahat

    • ancak en güzel rolümüzü bile kavra dığımız zaman, mutluluğa kavuşabile ceğiz. ancak o zaman erinç içinde ya şayabilir,erinç içinde ölebiliriz. çünkü yaşama anlam veren şey, ölüme de verir. // st.exupery
    • dünyada eşini bulamazsan, işini bilemezsen; rahat edemezsin. // amiş efendi
    • dünyada rahat peşinde koşmak, mü rüvvet ehli için değildir. zira onların her biri, her zaman yorgundur. // imam-ı şâfiî
    • dünyevi şeylerin huzur vereceğini zannetmek, huzursuzluğun kaynağıdır. // ali suad
    • en büyük vahiy; huzur ve sükundur. // lao-tse
    • evinde huzurlu olmak istiyorsan, eşinin bütün istediklerini yap. // nijer özdeyişi
    • halkı birahat eden kimse, rahat bulmaz. // nabi
    • her şey de olduğu gibi, evlilikte de iç rahatlığı zenginlikten üstündür. // moliére
    • huzur, allah’la olan kalptedir. // kenan rıfai
    • huzur arıyorsan dost ol, çabuk pişmanlık getir, işe güce koyul. // mevlâna
    • huzur bulunan yerde, gurbet hasreti çekilmez. // // nurullah ataç
    • huzur dolu bir kalple bir parça ekmek, vicdan azabı ile beraber olan zenginlikten bin kere daha iyidir. // amenemope
    • huzur, insanın şahsiyetine hizmetten başlar. // h.ziya ülken
    • huzur istersen, zahmet ile birlikte gelir. sevinç istersen, kaygı ile birlikte bulunur. // yusuf has hacib
    • huzur; sevgi ve nefretin ötesinde ki alemin adıdır. // // tevfik fikret
    • huzura giden en kısa yol, gerçeklerden geçer. çünkü, yalan huzursuz eder. // m.şekip tunç
    • huzuru kendi içimizde bulamazsak, başka yerde aramak boştur. // la rochefoucauld
    • insanın en rahat göründüğü zaman, belki de rol yaptığı andır. // oscar wilde
    • işsizlik ferahlığından sakınınız. zira böyle bir rahatlık sarhoşluktan daha kötüdür. // hz.ömer
    • kalbini tamahdan, içini gazaptan, nef sini fenalıktan saklayan felah bulur. // hz.ömer
    • kendinde değil, allah’ta rahat ol. // a.f.y.
    • rahata kavuşmak için engellerle çarpışırız, rahata kavuşunca da rahatı çekilmez buluruz. // henry b.adams
    • rahatını bilen birine sormuşlar; kay natayı mı tercih edersin, kaynanayı mı? “dünyada yetim kız kalmadı mı?” demiş. // r.halid karay
    • rahatlarını düşünenler yüzünden rahatsızdır, dünya. // m.selahattin şimşek
    • rahatlık, icatları bozar. // ambrose bierce
    • rahatlık içinde düşünce, uykuya dalar. // andré gide
    • ufak tefek şeyleri bahane edip kendi lerine üzüntü yapanlar, aslında rahat olanlardır. (büyük meseleleri olmayanlardır.) // william mc free


    hükümdar

    • bu dünya bir padişaha çok, iki padişaha dar gelir. // y.sultan selim
    • en iyi hükümdarlar, “sokaktaki adam” gibi düşünenlerdir. // greville
    • hükümdar adaletli olursa, yeryüzün de allah’ın adalet ve şefkatten uzak olursa, şeytanın halifesi olur. // imam gazali
    • hükümdar asasının ne kadar ağır olduğunu bilen, onu yolda bulsa,elini bile sürmez. // seleukos
    • hükümdar; haksız olarak köylüden bir yumurta alırsa, adamları bütün tavuklarını götürür. // şeyh sadi
    • hükümdar yanlışlık yaparsa, cezasını halk çeker. // // çin özdeyişi
    • hükümdarların, arkadaş oldukları kişi lere karşı vefasızlıkları ve kaybettik leri dostlara karşı teessürleri, bir dost kaybettikçe yenisini karşılayan fahişe lerin vefasızlığına ve teessürüne benzer. // beydeba
    • hükümdarların en mutlusu, tilki postuna en iyi sarınanlar olmuştur. // machiavelli
    • hükümdarların insaf ve acımaları, çok kere halkın sevgisini kazanmak için bir siyasetten başka bir şey değildir. // la rochefoucauld
    • hükümdarlarla arkadaş olmak, göğ sünde bir yılan taşımak gibidir; yılanların ne zaman zehirini akıtacağı anlaşılmaz. // beydeba
    • padişah olsan da derler “er kişi niyyetine!” // lâ-edrî
    • sultanların ve büyüklerinin huzuruna girdiğinde daha yükseklerde seni gö ren, duyan ve daha çok borçlu oldu ğun, daha büyük bir sultanın olduğunu hatırla. //
    epiktetos
    • şahlıktan feragat edeni şah bil. onun nuru, aysız ve güneşsiz parıldar. // mevlâna





    hükümet

    • bir hükümet, aydının değerini bilmelidir. // b.disraeli
    • bir memlekette prens prens olarak, baba baba olara,oğul oğul olarak dav ranırsa, orada bir hükümet vardır. // konfüçyus
    • en iyi hükümet, bize kendimizi yönetmeyi öğretendir. // goethe
    • en iyi hükümet, halkını mutlu kılmak isteyen ve onları mutlu kılmayı bilen hükümettir. // macaulay
    • en iyi hükümet, faydasız insanı en az olan hükümettir. // // voltaire
    • gayesine en az masrafla varan, vatandaşlarını insanın doğal eğilimine en mükemmel biçimde yöneten hükümetler, en iyileridir. // montesqueu
    • her memleketin hak ettiği bir hükümet vardır. // joseph de maistre
    • herkes kendi iradesini iktidara zorla kabul ettirmek istediği ve hükümet, halkın gözünde sevimliliğini yitirme me kaygısı ile herkesin hoşuna gide cek şekilde davrandığı zaman, anarşi başlamış demektir. bundan da zorbalık, diktatörlük doğar. // eflatun
    • hiç kimsenin tatmin edilmediği, herkesin zorbalıkla yola getirdiği bir hükümetin yaşaması, devam etmesi imkansızdır. // cardinal de richelieu
    • hükümetler; sevilmeyenlerin, azınlı ğın haklarını korumak için vardır. sevilenlerle, zenginlerin ihtiyaçları yoktur. buna zaten onların arkadaşları çok, düşmanları azdır. // wendell phillips
    • hükümetler ve kocalar yanıldıklarını, hiçbir zaman kabul etmezler. // h.de balzac
    • hükümetlerin alın yazısını tayin edenler, daima silah taşıyanlardır. // aristoteles
    • hükümetlerin en az kötü olanı, kendini en az göstereni, en az duyuranı ve en ucuza mal olanıdır. // alfred de vigny



    • insan hür olarak doğmuştur, en iyi hükümet bu allah vergisini her ölümlüye mümkün olduğu kadar sağlayan hükümettir. // voltaire
    • iyi bir hükümet, yanında olanları mut lu kılar, uzakta olanları kendine çeker. // konfüçyus
    • kimse beceremeyeceği ticarete atılmaz; ama herkes, ticaretlerin en zoru olan “hükümet” işine, gözünü bile kırpmadan girmek istiyor. // sokrates
    • memlekette iyi bir hükümet idare ba şında olduğu zaman, düşünülen şey yalnızca “maaş” ise, ve kötü hükümet iş başında iken düşünülen şey yine “maaş” ise, işte bu utançtır.
    konfüçyus
    • ölçülü eşitliğe dayanmayan, herkese kendi hakkını vermeyen bir hükümet, sürekli olamaz. // aristoteles
    • sizin her istediğinizi verecek kadar büyük bir hükümet, hepsini geri alacak kadar da büyüktür. // b.goldwater
    • tebaasının tepesine her hükümet kılıç asar; iyi hükümetler onlardır ki, astıkları kılıcı hissettirmezler. // cenap şahabettin
    • vergi tahsildarıyla, jandarma çavu şunu halka sevdirebilmiş hükümet, dört yapraklı murat çiçeği gibi bir şeydir. // n.fazıl kısakürek

    hür-özgür

    • adil olmayan ulus, hür de olamaz. // e. j. sleyes
    • ancak her şeyi kaybettikten sonra, her şeyi yapabilecek kadar özgür olursun. // tyler durden
    • ancak kendi kendini idare edebilen insanlar hürdür. // horace mann
    • ey oğul! bileklerinde ki zinciri çöz. hür ol! ne zamana kadar altının, gümüşün esiri olacaksın. // mevlâna
    • hiçbir insan, hayal gücü kadar hür değildir. // david hume
    • hür bir millet, sınırlarını pazarlık konusu yapmaz. // // heryo
    • hür insanın vücudu esir edilebilir ama ruhu yakalanamaz. // amyot
    • hür olmadıkları halde, kendilerini hür sananlar kadar hiç kimse esir olamaz. // goethe
    • insan hür olarak doğmuştur, fakat her yerde zincirlenmiştir. // j.j.rousseau
    • insan,hür olmadan, huzurlu ve mesut olamaz. // // dante
    • insanın özgür olduğunu bilen kişi, özgürdür demektir. // m.cevdet anday
    • insanoğlu ancak, insanlığının bilincine vardıkça özgürleşebilir. // samuel smiles //
    • kendi kendinin hakimi olmayan bir kimse, hür değildir. // a.claudius
    • kendisi için olduğu kadar, hasımları için de hürriyet hakkını istemeyen ve kabul etmeyen bir kimse hür olmaya lâyık değildir. // // a.grun
    • ya hür bir millet olarak yaşayalım, ya da ölelim. // a.lincoln
    • yalnız akıl tarafından yönetilen kimse, özgürdür. // // spinoza
    • yalnız hür olarak soluk almak, hürriyeti getirmez. // // goethe
    • zincirlerin içinde doğsa dahi, hür yaratmış yaradan, her zaman hürdür insan. //
    schiller

    hürriyet-özgürlük

    • ah hürriyet! senin adına ne cinayetler işleniyor. // mme j. roland
    • allah bize hayatı verirken, hürriyeti de verdi. // thomas jefferson
    • allah,hürriyeti ancak onu sevenlere ve onu muhafaza ve savunmaya hazır olanlara verir. // d.webster
    • bağı çöz,hür ol. ne vakte kadar altın ve gümüş kaydıyla bağlanıp esir kalacaksın. // mevlâna

    • bana hürriyetlerin en büyükleri olan; düşünce inanç ve vicdan hürriyetlerini verin. // john milton
    • bana ya hürriyet verin, ya ölüm. // patrick henry
    • başkalarına da vermeden sahip olabileceğimiz tek şey, hürriyettir. // william a.white
    • başkalarının hürriyetlerini tanımayan lar, hürriyete lâyık değildirler. // a.lincoln
    • bir saatlik,bir günlük hürriyet; tutsak lık altında ki ölümsüzlüğe bedeldir. // addison
    • dünyada arzu ettiğim ve bana hayatı sevdiren iki şey vardır. aşk ve özgür lük. aşk uğrunda gerekirse hayatımı veririm fakat özgürlüğüm uğruna da aşkımı feda ederim. // victor hugo
    • ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşamam. // b.said-i nursî
    • esaret dağlarında gül olmaktansa, hürriyet dağlarında çiçek olmayı tercih ederim. // halil cibran
    • ey hürriyet, ey hürriyet! adına ne emanetler işleniyor. // // madam roland
    • gerçek hürriyet, hakka köleliktir. // hz.ali
    • hakiki hürriyet, yüksek fikirlere esaret olmaktır. // cenap şahabettin
    • hasret bağının gülü olacağıma, özgürlük dağının dikeni olayım. // f.hüsnü dağlarca
    • her hürriyet gibi, sınırlama hürriyeti de sınırlıdır. // ahmet selim
    • herkes için bir hak olan hürriyet,bir şahsa münhasır kalamaz. hürriyetin sınırı, başkalarınınki ile tahdit edilir. // cato
    • hürriyet, adaletten başka bir şey değildir. // volney
    • hürriyet ağacı; arada sırada, zorba ve zalimlerin kanıyla sulanmalıdır. çünkü bu onun, tabii gübresidir. // thomas jefferson
    • hürriyet, ancak halkın kontrol edemediği yerlerde vardır. // w.wilson
    • hürriyet, ancak hürriyetini her gün yeniden kazanan insana lâyıktır. // goethe
    • hürriyet, ancak ne yapacağını bilenlere faydalıdır. // ali suad
    • hürriyet aşkı, hayatla birlikte başlar. // john dryden
    • hürriyet; başkalarına verilmedikçe alamayacağınız tek şeydir. // schiller
    • hürriyet, başkasına zararı dokunma yan her şeyi yapabilmeye dayanır. // fransız özdeyişi
    • hürriyet başkasından dilenilmez, zorla elde edilir. // // silone
    • hürriyet, bir kişinin değil, herkesin hakkıdır. // herbert spencer
    • hürriyet, çok kere ısıtır ve aydınlatır; bazen de yakar ve yıkar. // r.necdet kestelli
    • hürriyet, eşitlik, kardeşlik!. // fransız iht.sloganı
    • hürriyet, hiçbir vakit hapsedilmez, hatta o tazyike uğradığı nispette genişler. // la cordaire
    • hürriyet, hürriyetin ne olduğunu bilmeyenin hakkı değildir. // cenap şahabettin
    • hürriyet, ilk kök salmaya başladığı devrede gelişmesi çok hızlı olan bir bitkidir. // g.washington
    • hürriyet, insanı asil yapar. // j.j.rousseau
    • hürriyet, insanlığın temelidir. // descartes
    • hürriyet, kölelikten ucuzdur. // falih rıfkı atay
    • hürriyet olan bir memlekette yaygara çok, ıstırap az; baskı altındaki bir memlekette ise şikayet az, üzüntü çoktur. // carnot
    • hürriyet ot değil ki, bitsin yerden. // schiller
    • hürriyet, tarihin kaybolmayan tek tarihidir. // albert camus
    • hürriyet; va’kaları arzu edildiği şekil de değil,olmaları icap ettiği tarzda kabul etmektir. // epiktetos
    • hürriyet verilmez, alınır. // robespierte
    • hürriyet yalnız hayal aleminde yaşar, güzellik de şiirde. // schiller
    • hürriyet yok olunca bir memleket kalır, fakat artık bir yurt mevcut değildir. // chateaubriand
    • hürriyet, zafiyet ile imtizaç etmez. // vauvenarques
    • hürriyete karşı güveni kalmayan bir cemiyet, derhal yıkılır. // j.simon
    • hürriyete öyle düşkünüm ki, koca hin distan’ın bir köşesini bana yasak etse ler dünyanın tadı kaçar neredeyse. // montaigné
    • hürriyete ve insanın kendi üzerine kurduğu kesin egemenliğe bayılıyorum. // descartes
    • hürriyeti en iyi demokratik rejimler sağlar. // r.p.patterson
    • hürriyeti kaybettikten sonra geriye ne kalır? hürriyet hakkı alındıktan sonra insan ne gibi bir kurtuluş ümit edebilir? o halde hürriyet ile hayat birbirlerinden ayrılmayan unsurlardır. // m.de l’hopital
    • hürriyeti olmayan adamın davranışla rı, kendi davranışları değildir. // münif paşa
    • hürriyeti suiistimal eden,ona layık olmadığını itiraf ediyor demektir. // cenap şahabettin
    • hürriyetimiz, basın hürriyetine daya nır. o da kaybolmadan kısılamaz. // t.jefferson
    • hürriyetin fazlası, hayvanlara mahsus tur. dizginler kıra tutulduğu zaman, atın azgınlığı çabuk yatışır. // sofokles
    • hürriyetin, hakkın masun oldukça insansın. // m.akif ersoy
    • hürriyetle temas, dua ile elde edilen bir bahtiyarlıktır. // // jaspers
    • hürriyetsiz dünya, kuru bir makineye benzer. // // la cordaire
    • hürriyetten vazgeçmek bir cürümdür. // v.cousin
    • iki tür hürriyet vardır; yalancı hürriyet, bir insan istediği her şeyi yapabilir. ve hakiki hürriyet, insan yapması icap edenleri yapar. // ch. kongsley
    • insan için hürriyetin; istediğini yap maktan çok,istemediğini yapmaktan bir ibaret bulunduğuna her zaman inanmışımdır. // j.j.rousseau
    • insan yaşamayı ve yaşamamayı aynı şey diye kabul ettiği zaman, hürriyete kavuşur. //
    dostoyevski
    • insanın hürriyeti, komşusunun hürriyetinin başladığı yerde biter. // f.w.karrar
    • insanlar hür, hürriyetlerde zincire vurulmuş olarak doğarlar. // schiller
    • isteyeni arttıkça, özgürlüğün bedeli düşer. // s.j.lec
    • kendine yeterliğin en güzel meyvesi, hürriyettir. // // epikuros
    • kendisi için hürriyet isteyen, başka sının hürriyetine saygılı olmalıdır. // f.sagon
    • mantıksız, faziletsiz hürriyet; kötülük lerin en büyüğüdür. // edmund burke
    • özgürlüğümüz sorumluluğumuz ka dardır ve sorumluluğumuz özgürlüğü müzün orantısıdır. // muhammed şirin
    • özgürlüğümüzün küçük bir bölümü, geri kalan büyük bölümünü koruyabil mek için feda etmemiz doğaldır. // b.costant
    • özgürlüğünden geçmek; insan olma niteliğinden, insanlık haklarından, hattâ ödevlerinden geçmektir. // j.j.rousseau
    • özgürlüğünden mahrum yaşayan her kişi için, geri kalan hepimiz suçluyuz. // lillian hellman
    • özgürlük aşk değildir, yalnız aşkın kapısıdır. // // f.x.von bauder
    • özgürlük çok pahalı bir maldır, bundan daha değerli olan, kanla alınır. // j.j.rousseau
    • özgürlük düşlerde değil, kendi kendi mize yükselttiğimiz çitlerin ardındadır. // g.berkeley
    • özgürlük, hiç de bir kendiliğindenlik ve sorumsuz güç değildir. // m.cevdet anday
    • özgürlük ve düzen; hiçbir zaman, hiçbir yerde birlikte var olmadı. hiçbir zaman da ikisinden vazgeçilemedi. // alfred de vigny
    • özgürlük ve eşitlik,uygarlık yarışının kulvarlarıdır; insanlar orada yarış malıdırlar birbirlerini geçmek için... // ilhan selçuk


    • özgürlük, yasaların müsaade ettiği her şeyi yapmak hakkıdır. // montesquieu
    • özgürlükler, karanlığa tutulan ışıklardır. karanlık işler çevirenler, o ışığın yakılmasını istemezler. // leo alkman
    • özgürlükleri üretmek yetmez, paylaşmak gerekir. // elbert hubbard
    • özgürlükte, duygulara yer yoktur. // a.f.y.
    • özgürlükten ve aydınlıktan korkanlar, karanlıkta çıkarı olan insanlardır. on lar ne zaman ortalık aydınlansa, kaçacak delik ararlar. // ilhan selçuk
    • tanrı; bize hem hayatı, hem hürriyeti verdi. // jefferson
    • tüm mücadeleler ve sıkıntılar ister mantıklı ister mantıksız olsun,hepsi özgürlük içindir. // i.kant
    • yaratıcılık ancak hürriyet içinde olursa, müspet meyve verir. // miss wofort
    • yaşar her fert için, takdis-i hürriyet ibadettir. // // tevfik fikret
    • yıkanacağım fakat aynı zamanda var lığımın gerçek nimeti olan hürriyeti mi, bağımsızlığımı koruyacağım. // epiktetos
    • zamanın hem içinde,hem dışında ve onun yıpratıcı etkisinden uzak olan tek şey; özgürlüktür. // erol anar

    hüzün

    • bana sorarsanız hüzünlerini kadınlar güzel bir broş gibi yakalarında taşı yorlar, soyunurken ilk önce hüzünle rini çıkarmaları da belki bundan. // ahmet altan
    • dünya hüzün ve üzüntü için yaratılmışsa, onu bu hale getiren sebeplere yazıklar olsun. // hz.ali
    • sen daima mutluluğu yakalamaya ça lış, hüzün nasıl olsa gelip seni bulur. // mustafa güngör
    • yiten bir aşk, yiten çocukluk gibidir. hüzün çıplaktır bir yaz gölgesinde ve gölgesizdir. //
    ataol behramoğlu


    ibadet

    • abd ile mabud arasında en yüksek ve latif nispet, ancak ibadettir. // b.said-i nursî
    • anlamadan ibadet yapan bir abid, gece ev yapıp da, gündüzün yıkan kişi gibidir. // hz.muhammed
    • asiller,günahtan tövbe ederler. arifler, ibadetten istiğfar ederler. // şeyh sadi
    • beşeriyet, tanrısallığa uzanan bir yoldur. ibadetin ne olduğunu söylemeye gerek var mı? // // a.f.y.
    • bir defa ibadetin sana yeteceğini sanıyorsun? dağın eteğinde bir kez doyurduğun at ile koca dağı aşabileceğini mi sanıyorsun? // imam rabbani
    • eğer ibadet bir kuş olsaydı, şüphesiz onun kanatları oruç ile namaz olurdu. // yahya bin muaz
    • en kıymetli ibadet, allah’ın dinini, onun kullarına yaymaktır. // imam rabbani
    • en kolay ibadet; susmak ve iyi ahlak sahibi olmaktır. // hz.muhammed
    • gerçekten yüksek bir zat, ibadet ettikçe tevazu artar. aşağı kimse ise bunun aksinedir. // yahya bin halid
    • hiçbir insan ibadeti cennete koyamaz. allah’ın lütuf ve merhameti sarmadıkça beni bile ibadetlerim cennete götüremez. o halde, ibadetlerinizde aşırılıktan sakının ve allah’a yaklaşınız. // hz.muhammed
    • ibadet,allah’ın huzurunda kendini aşağı, eksik,kusurlu ve kırık bulmaktan ibarettir. // // imam rabbani
    • ibadet,bir sanattır,dükkanı halvettir, aleti ise açlıktır. // sakık-ı belhi
    • ibadet eğer bir kuş olsaydı, onun kanatları oruç ile namaz olurdu. // yahya bin muaz
    • ibadet; emredilenlerle amel edip, yasak edilenlerden sakınmaktan ibarettir. // hz.hüseyin
    • ibadet; fiilin çokluğuna göre değil, niyetin halisliğine göre derece alır. // m.rasim mutlu
    • ibadet türü çalışmalar, arınmaya uzanan basamaklardır. // a.f.y.

    • ibadet ihlas ile olursa, yani halis allah için olursa iyidir. ihlassız ibadet, içsiz kabuğa benzer. // // şeyh sadi
    • ibadetin ruhu ihlastır; ihlas ise yapılan ibadetin,yalnız emredilmiş olduğu için yapılmasıdır. // b.said-i nursî
    • kerem,dünyayı ona muhtaç olana vermen ve kendisine muhtaç olduğun allah’a yönelmendir. // // ebu hafs
    • nafile ibadetlerin farzlar yanında kıymeti, okyanus yanında bir damla su gibi bile değildir. // imam-ı rabbani
    • namaz kılmaktan yay, oruç tutmaktan çivi gibi olsanız da, haram ve şüpheli şeylerden kaçmadıkça allah o ibadetleri kabul etmez. //
    abdullah bin ömer
    • şehveti nefsine galip olanlar, ibadetle meşgul olsunlar. // imam şafiî
    • yaşamını sadece ibadete endeksleyen ler, mahşerde elinde şirk bayrağı olduğu halde dolaşacak olanlardır. // a.f.y.

    ibret

    • başkalarının acılarından, geçmiş felaket lerinden ders alanlar, mutlu olurlar. // hz.ali
    • bir söz söyle ki senden ibret alsınlar, sükut eyle ki seni adam sansınlar. // hz.muhammed
    • dünya malına ve mevkiîne kavuşmak için uğraşıp ta, ansızın bırakıp gidenlerden ibret almalıdır. // imam-ı rabbani
    • her kim gördüğünden ibret almazsa, onun görmezliği görmesinden üstündür. // cüneyd-i bağdadi
    • ibret alınacak şey ne kadar çok, ibret alan ise ne kadar az. // // hz.ali
    • ibret almak istersen,hata sahibi kişilerin akıbetlerine bak da, mütenebbih ol. // imam şafiî
    • olmamış şeyleri soracağına, olmuşlardan ibret almaya çalış. // hz.ömer
    • senden önce gelenlerden ibret al, ama senden sonra gelenlere ibret olma. // sokrates



    içki

    • allah bu şarabı önüme koyarken, içeceğimi zaten biliyordu. // neyzen tevfik
    • bazı kimseler içkiye dokunmazlar ama içki onlara hemen dokunur. // tennesse williams
    • benden sana öğüt olsun, içki sofrasında; ölçüyü kaçırma, bastığın yeri gör, kendini bil. // ovidius
    • en eski şaraplar gibi, en eski dostlar en zevkli olmalı. // cicero
    • en güzel şarap, parası başkalarından çıkan şaraptır. // diogenes laertios
    • erkekler şaraba benzer, geçen yıllar kötülerini ekşitir, iyilerini olgunlaştırır. // cicero
    • eski şarap, eski dost, eski kitap. // sainte beuve
    • haramlaştırılmış her nimet, inleyen bir mazlumdur. şarap, üzümün kanlı gözyaşları. // m.selahattin şimşek
    • hep içki içenler, içkinin tadını bilmezler. // prior
    • her şarap eskimekle eskimediği gibi ,her insan da yaşlanmakla eskimez. // cicero
    • içki dert avutmaz, dert doğurur. // dr.rüknettin fethi
    • içki dolu bir kadeh lânetliktir, içindeki de şeytan. // w.shakespeare
    • içki, ortadan aklın nöbetçiliğini kaldırır ve böylece, ayık iken gizleyecek kadar kurnaz olduğumuz alâmetleri bize göstermeye mecbur eder. // henry fielding
    • içki ve ikbâl; korkağı cesur, cesuru küstah yapar. // r.halid karay
    • içkiden kaçının ki, her şerrin anahtarı odur. // hz.osman
    • içkinin bağırdığı yerden, ahlak ve haya kaçar. // // chaurcer
    • içkinin yıkımı,savaş, salgın hastalıklar ve kıtlık gibi üç belanın etkilerinin toplamından daha büyüktür. // gladstone




    • insan bazı kadınların meclisine, içkisiz tahammül edemez; bazı kadın ise içkiye hacet bırakmaz; kendisi içki gibi tesir eder. //
    r.halid karay
    • insanlar barış zamanı mutluluklarını kutlamak için, savaş zamanı ise kederlerini unutmak için içerler. // s.maugham
    • iyi şarap, kendini satar. // avusturya özdeyişi
    • iyi şarap, tellâl istemez. // w.shakespeare
    • kadeh içinde, denizde boğulanlardan çok daha fazla insan boğulmuştur. // alman özdeyişi
    • karnı aç olana şarap vermek, gömlek size kol düğmesi vermek gibi şeydir. // thomas brown
    • sanırım içmek, her gün tekrarlanabilen ve ertesi gün hayata dönülebilen bir intihar biçimidir. // charles
    • şaraba tutkun olan, şarabı kırık testiden bile mestanelikle içer. // m.rasim mutlu
    • şarabın boğduğu insan, denizin boğduğundan daha fazladır. // thomas fuller
    • şarap arzu eden, olgun üzümleri sıkmalıdır. // goethe
    • şarap geldikten sonra, kadeh eksik olmaz. // mevlâna
    • şarap da ısıtmıyor kalbi, kelimelerde. // ahmet aktay
    • şarap icat etmez, sadece boşboğazlık eder. // schiller
    • şarap içenler, şarap gibi düşünürler. // w.irwing
    • şarap; içkilerin en faydalısı, sağlığa en iyi gelenidir. // louis pasteur
    • şarap içmek için binlerce dost bulunur, bir dostu da gam ortağı olarak sakla. // nizami
    • şarap,kötülüklerin anasıdır. şayet siz bir ip sarkıtmış olsaydınız, mutlaka allah’ın üzerine düşerdi. // hz.muhammed
    • şarap mideye bir kere indi mi, artık lafı o söyler. // // a.manzoni
    • şarap tanrısı bakluss, deniz tanrısı neptünos’tan çok daha fazla insan boğmuştur. // // garibaldi
    • şarap yapabilen, sirke yapmamalıdır. // goethe
    • şarap, zaten edepsiz olanı edepsiz eder. // mevlâna
    • şişede durduğu gibi durmaz ki kâfir, tutar insana yaşamayı sevdirir. // metin eloğlu

    ideal

    • acizler için imkansız, korkaklar için müthiş görünen şeyler, kahramanlar için idealdir. // o.şaik gökyay
    • başkalarının size ideal kazandırmasını umarsanız, kıyamete kadar beklersiniz. // m.bozdağ
    • büyük insanların idealleri, sıradan insanların da hevesleri vardır. // w.irwing
    • erkekler için ideal kadın, elde edemediği kadındır. // // beaumarchais
    • gerçek idealist,inancını ve sevgisini hareketleriyle dengeli bir şekilde birleştiren ve yürüdüğü yolda her türlü engellere göğüs germesini bilendir. // h.fikret kanat
    • hiçbir şey tam olarak iyi değildir. fakat ideal, daha doğrusu mükemmel, yalnızca soyutlama ile elde edilir. // w.hazzlitt
    • ideal denen şey bir yıldıza benzer,ona hiçbir zaman yetişemezsiniz ama tıpkı denizcilere olduğu gibi, bize de yolumuzu gösteren odur. // carl schutz
    • ideal kadın, ideal kocası olan bir kadındır. // william blake
    • ideal; su ve çamuru, adem yapar. // lâ-edrî
    • ideal uğruna yaşamak, ideal uğruna ölmekten daha zordur. // j.g.sevme
    • ideale erişmeye çalışmak, çoğu kere hayal kırıklığının başlangıcıdır. // stanley baldwin
    • idealist, kısa dönemi düşünmez. çıkarcı, uzun dönemi önemsemez. gerçekçi ise kısa dönemde yapılan ve yapılmayan ların uzun dönemi belirlediğine inanır. // sydney j.
    • idealler yıldızlar gibidir, onları tutmak mümkün olmaz ama karanlık gecelerde yolumuza onlar rehberlik ederler. // fransız özdeyişi


    • idealsiz insan ve topluluklar, gelişigüzel denize atılan mayınlar gibidir. ne kendi sine, ne de atana bir yararı düşünülemez. // // j.g.seume
    • insan denilince akla, ideal gelir. // h.cahit yalçın
    • insan dört ayağı üzerinde sürünmekten kurtulduğu zaman, doğa ona baston olsun diye “ideal” i armağan etmiştir. // maksim gorki
    • insan ve toplumları zamanından önce bitiren şey; yılların çokluğu değil, ideal yokluğudur. yıllar cildi buruşturur fakat, idealsizlik öldürür. // mac arthur
    • insan yaşayışını kolaylaştıran,hayatı başarılarla süsleyen,bağlandığı yüksek ideallerdir. // // andre maurois
    • insanı ihtiyarlatan, geride bıraktığı yılların çokluğu değil, ideal yokluğudur. yıllar cildi buruşturur fakat idealsizlik ruhu öldürür. // g.mac arthur
    • kimi idealler; o denli değerlidir ki, o yolda yenilmek bile zafer sayılır. // baudelaire
    • mefküresiz fertler, hodkam ve menfaat perest, ümitsiz ve bedbin, imansız ve korkaktırlar. // ziya gökalp
    • tan karanlıktır, ülküsüz ülkede. // talat sait halman
    • ülkü; dünyayı yaşatan bir güçtür. // j.g.holland
    • ülkülerimiz, bizden daha temizdirler. // a.b.alcoot

    iftira

    • ağa kor gibidir, yakamazsa karalar. // yunan özdeyişi
    • bir gün su içeceğin çeşmeye çamur sıçratma. // // israil özdeyişi
    • bir iftira başka iftiralar doğurur ve yerleştiği yerde ebediyen kalır. // w.shakespeare
    • hiç yazılan yazı karalanır mı? // karacaoğlan
    • iftira, eşek arısına benzer. onu ilk vuruşta öldürmeyeceksiniz, hiç dokunmamak daha iyidir. // b.shaw
    • iftira, gıybet tevil edilmez. // a.f.y.


    • iftira; kılıçtan daha zalim bir silahtır, çünkü iftiranın açtığı yaralar hiçbir zaman kapanmaz. // henry fielding
    • iftira olduktan sonra, söylenecek söz mü bulunmaz; erdem bile iftiranın ekmeğine yağ sürer. // lesage
    • iftira kötü köpek gibidir, kaçanın ardından ürür, pervasızca yüzüne baktın mı sesini keser. // // g.csikye
    • iftira kurşunu, her zırhı deler. // t.sait halman
    • iftiralara en iyi cevap, sessiz kalarak verilir. // ben johnson
    • iki yüzlülüğü, dalkavukluğu beceren; iftirayı da becerir. // napoleon
    • insan iftirayı ancak önem vermemekle yenebilir. iftira; edileni değil, edeni kirletir. // the circle
    • ismetinden donsan, kar gibi lekesi olsan, yine de iftiradan kurtulamazsın. // w.shakespeare
    • maksat iftira atmak olduktan sonra, söylenecek söz mü bulunmaz, fazilet bile iftiranın ekmeğine yağ sürer. // lesage

    ihanet

    • aydın ve bilgili genç insana kendi zamanı ihanet etse de, izzet ve itibarı ona ihanet etmez. // // hz.ali
    • biri diğerine ihanet etmedikçe, iki ortağın üçüncüsü ben olurum. biri diğerine ihanet etti mi, ben aralarından çekilirim, sonra şeytan gelir. // hz.muhammed
    • bu memleketin ekmeğini yiyip ihanet eden, ekmek yediği elden kurşunu yer. // hasan yılmaz
    • havva olmasaydı,hiçbir kadın kocasına ihanet etmezdi. israil oğulları da olmasaydı (bekleyen) et bozulmazdı. // hz.muhammed
    • ihanet arkadaşlık zincirini karartır, fakat vefa onu her zamankinden parlak yapar. // kızılderili özdeyişi
    • ihanet iyi başlar ama sonunda kendine ihanet eder. // // li yü



    • ihanet,insanın en soysuz ve aşağılık eylemidir. işte bunun için ihanet eden bir kişi, başkalarından önce onu soylu yapan ne kadar özelliği varsa,onlara ihanet etmiş olur. // erol anar
    • ihanet kadar hızlı bir şey yoktur. // cicero
    • ihanete uğramanın acısını, yalnız hainler bilir. // w.shakespeare
    • sana emanet edilen şeyi iyi sakla. birinin hıyanetine uğradığın zaman hoş gör ve hıyanetine hıyanetle karşılık verme. // hz.muhammed
    • sen demi brütüs? öyleyse yıkıl sezar. // julius caesar
    • sezar;ihaneti sever, hainlerden nefret ederdi. // plütarkhos

    ihlas

    • allah erlerinin işi parlaklıktır. ihlas ile çalışmaktır. alçakların işi hiledir, utanmazlıktır. // // mevlâna
    • bir şey kazanmanın pazarlığında değildir inananlar!.. öyle olsa “ihlas” denen cevher elden düşer, parça parça olur. hem ne sermayesi var ki, pazarlık etsin? // m.selahattin şimşek
    • her kim kırk gününü ihlas ile sabahlarsa, hikmet kaynakları kalbinden dibine akar. . // hz.muhammed
    • ihlas,allah ile kul arasında bir sırdır. melek bilmez ki yazsın, şeytan bilmez ki bozsun, hava bilmez ki eğsin. // cüneyd-i bağdadi
    • ihlas; dünya faydalarını düşünmeyip, ibadetlerini yalnız allah rızası için yapmaktır. // // ahnef bin kays
    • ihlas elde etmeye çalışanlara muhlis denir, ihlası adet haline getirenlere muhlas denir. // // imam-ı rabbani
    • ihlas ile uzun yılların ameli, kısa zamanda ele geçer. // imam-ı rabbani
    • ihlas ile yapılan küçük bir iş, senelerce yapılan ibadetler gibi sevap hasıl eder. // imam rabbani




    ihsan

    • dünyada dost gibi aziz, ihsan gibi leziz bir şey yoktur. // // anonim
    • ihsan eden canlıdır, mezara girmekle ölmez. // hz.ali
    • ihsanın en tatlısı, istenmeden vermektir. // hz.ali
    • insan-i ilahiden fazla ihsan,ihsan değildir. her şeyi olduğu gibi tavsif etmek gerektir. // b.said-i nursî
    • kötülük eden kimseye ihsanla karşılık vermek, faziletin en güzelidir. // hz.ali
    • lütuf çoğalırsa, değeri azalır. // eflatun

    ihtilal-devrim

    • baskı, ihtilâlin tohumudur. // daniel webster
    • biftek, zifaf ve ihtilâl kansız olmaz. // ilhan selçuk
    • bir ihtilâli yarım yapanlar, kendilerine mezar hazırlamaktan başka bir iş yapmış olmazlar. // chateaubriand
    • bütün ihtilallerde iki çeşit insan vardır; ihtilalleri yapanlarla, ondan yararlananlar. // napoleon
    • devrim, başkaldırmalara karşı aşıdır. // victor hugo
    • devrim, en çok yapanı evirir. // özdemir asaf
    • devrim, içten gelmelidir. // james c.gibbons
    • devrimler,iki üç kuşak öncekilerinin çözümleyemedikleri konular yüzünden çıkar. // salvador de maraıaga
    • devrim,yaşamayan bir insanı sevmeyi gerektirir. ama bugün yaşayan birini seven bir insan, gerçekten seviyorsa; onun uğrunda ölmeyi kabul etmekten başka bir şey yapamaz. // albert camus
    • devrimler, kusurların düzeltilmesi; ihtilallerde, çoğu kere kuvvetin el değiştirmesidir. // bulwer lytton
    • ihtilal; satürn gibidir, kendi çocuklarını yer. // g.büchner
    • ihtilalin haklı olup olmadığı, başarı kazanıp kazanmamasından bellidir. // thomas b.reed
    • ihtilaller, gül suyuyla mı yapılır sanıyorsunuz? // s.chamfort
    • ihtilaller yapılmaz, gelirler. // wendell phillips
    • ihtilallerle, cinayetlerin anası; yoksulluktur. // aristoteles
    • her ihtilâl, ilk önce bir insanın zihninde düşünce olarak doğar. // emerson

    ihtiyaç-gereksinme

    • allah bir kulunun canını bir yerde almak istediği zaman, o yerde o kul için bir ihtiyaç yaratır. // hz.muhammed
    • allah’ım, ihtiyaçtan fazla olan nimet ve serveti, hayırlarımıza ver. belki içimiz den ihtiyaç sahiplerini görüp gözetirler. // hz.ömer
    • başkalarının gereksinmesi olmadan yaşayabileceklerini sananlar, çok aldanırlar ama başkalarının kendisi olmadan yaşayamayacaklarını sananlar daha çok aldanırlar. // la rochefoucauld
    • biz ihtiyaçlardan kurtulmak isteriz, oysa ihtiyaç; ihtiyacımızdır. // m.rasim mutlu
    • büyük zaruretler insanı yüceltir, küçük zaruretler alçaltır. // goethe
    • en sefil dilencinin ufacık çıkınında bile, ihtiyacından fazlası bulunur. // .shakespeare
    • gereksinme, ürkekleri bile cesur eder. // sallust
    • gereksinmenin yasası yoktur. // cromwell
    • gerçek yaratıcı ihtiyaçtır, bizim keşiflerimizin anasıdır. // eflatun
    • gizlilik, sansür. samimiyetsizlik ve iletişimin engellenmesi, tüm temel gereksinimleri yok eder. // maslow
    • her dakika, gereksinim içinde olan biri doğar. // p.t.barnum
    • hiçbir şeye ihtiyacı olmayan insanlara nasıl boyunduruk vurulabilir? // j.j.rousseau
    • ihtiyacı olana çabucak iyilik eden, iki kez iyilik eder. // p.syrus
    • ihtiyacın, kanunu olmaz. // diderot
    • ihtiyacında samimi isen,kavuşmaktan korkma. // ali suad
    • ihtiyaç; buluşun annesi ise, hoşnutsuzluk da ilerlemenin babasıdır. // d.rockfeller
    • ihtiyaç, insan için kötülük okuludur. // euripides
    • ihtiyaç;insana her şeyi öğretir, birçok şeylerden de vaz geçirir. // turgenyev
    • ihtiyaç, kanun tanımaz. // p.syrus
    • ihtiyaç, tüm icatların anasıdır. // eflâtun
    • ihtiyaç, yeniliğin anasıdır. // johann swift
    • ihtiyaç, zafiyeti her zaman açığa vurur. // novalis
    • ihtiyaçları yüzünden küçülmeyen insan, büyüktür. // r.necdet evrimer
    • ihtiyaçlarımızdan fazlası bize bir yük ve derttir. // seneca
    • ihtiyaçlarımızın en büyüğü, ihtiyaçlarımızı hissetmektir. // j.j.rousseau
    • insanları tam bir hürriyete kavuşturmayan ezeli ve ebedi iki müstebit kuvvet vardır; ihtiyaç ve itiyat. // r.necdet kestelli

    ikbal

    • ikbâl anında küstah olan kimseler, idbar halinde daima zayıf ve korkaktırlar. // fénelon
    • ikbâl, değişen bir rüzgardır. // hariri
    • ikbâl, insanın mihenk taşıdır. // r.necdet evrimer
    • ikbal; insanları değiştirmez, sadece maskelerini sıyırır. // taine
    • ikbâl (iyi gün) kusurları, idbar da (kötü gün) değerleri meydana çıkarır. // f.bacon
    • ikbâl ve iktidar mevkiîne geçen insanların ne hikmettir ki, birden akraba ve dostları çoğalır, binlere varırlar. // r.necdet kestelli
    • ikbâl yarasının en keskin ilacı, idbar eczanesinde yapılır. // ibrahim olcaytu
    • ikbâlde iken insan, feleğin sillesi olacağını hatırdan çıkarmamalıdır. // sofokles
    • ikbâlde gösterilecek fazilet; itidal, idbarda da sabırdır. // // f.bacon
    • ikbâli hazmet ki, idbara tahammül edebilesin. // r.necdet evrimer
    • ikbâlin öğretmediklerini, idbar öğretir. // r.necdet evrimer

    iki yüzlülük-riya

    • çok samimi görünen dostlar arasında bile riyanın ve egoizmin açtığı derin uçurumlar vardır. // r.necdet kestelli
    • daha iyi niyet sahibi olunuz, çünkü iyi niyete riya karışmaz. // ikrime
    • dünyada iki yüzlü olanın, kıyamet de ateşten iki dili olur. // hz.muhammed
    • en korkunç riya, alimin riyasıdır. // r.necdet evrimer
    • herkes, iki yüzlüdür. // frederick ıv
    • hiç kimse tamamıyla olduğu gibi görünebilir, ne tamamıyla olduğu gibi, riyâkar ona denir ki; benliğinde sakladığını, gösterdiğine galiptir. // cenap şahabettin
    • iki yüzlülük, sadece sahibi tarafından görülemez. // richard wilkins
    • insanlar arasında kendini zemmeden kimse, hakikatte kendini övmüş olur. bu ise riya alâmetlerindendir. // hasan-ı basri
    • iyi olup ta kötü görünmek isteyenlere de, “iki yüzlü” derim ben. // oscar wilde
    • kendisini memnun ettiğin zaman, sende olmayan şeylerle öven kimse; kendisini kızdırdığı zaman da seni, sende olmayan şeylerle kötülemeye kalkar. // imam-ı şâfiî
    • riya; kendimize karşı işlediğimiz cinayetlerin en büyüğüdür. // nurettin topçu
    • sofunun riyası dindarı kandırır, dinsizi değil. // // cenap şahabettin

    ilaç

    • acı ilaçların sıhhate vesile olduğunu unutmayınız. // ahmet hulusi

    • bazı ilaçlar, hastalıklardan bile kötüdürler. // p.syrus
    • her derde bir deva vardır, hüner onu bulmaktır. // mehmed esad
    • her derde çare var güzelim, aşka çare yok! //
    a.hamid tarhan
    • her derdin devası, zaman kazanılarak bulunur. // moliére
    • ilaç, alemde dertten başka bir şey aramaz. // mevlâna

    ileriyi görmek

    • başkalarından ileri görüşlü olmamın nedeni, devletin omuzlarında olmamdır. // isaac newton
    • bilinende sınır vardır, bilinmeyende sınır yoktur. insan aklı, anlaşmazlığın engin okyanusunda barınacak bir ada sağlar. her kuşağa düşen görev, bu okyanusta ki adaya biraz daha toprak katarak büyütmektir. // thomas huxley
    • bu dünyada ki ilerleyen kişiler; istedikleri ortamı arayan,bulamayınca da; kolları sıvayıp, meydana getiren kişilerdir. // g.b.shaw
    • çok uzaklara bakan, önünde ki çukura düşer. // // isviçre özdeyişi
    • daima yukarı bak, bilmediğin şeyleri öğren ve her gün yükselmeye çalış. // pasteur
    • eğer daha ileriyi gördüysem, devlerin omuzlarında durduğum için olmuştur. // ısaac newton
    • evvelden görmek, hakim olmak demektir. // b.pascal
    • hayatta; satrançta olduğu gibi, ileriyi gören kazanır. // charles buxton
    • her yere giderim, yeter ki ileri doğru olsun. // d.livingstone
    • ileriyi görme yarışında inanan, hep öndedir. // ali suad
    • ilerleme isteği dehayı beslediği gibi, çekemezlik de yüreği zehirler. // voltaire
    • ilerlemeyen, gerilemeye mahkumdur. // edward gibbon
    • kehanet en zor şeydir, hele geleceğe yönelik olursa. // çin özdeyişi
    • kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka bir şey değildir. hava ya bulutlu olacaktır, ya da güneş olacaktır. // kızılderili özdeyişi
    • ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ilerisini görebilirsiniz. // w.churchill
    • sezgi,aklın tekeridir. sezgiden yoksun bir akıl, kafes içindeki kuşa benzer; uçmak için her şeye sahip olduğu halde, uçmaktan yoksundur. // erol anar
    • strateji çizerken önemli olan uzakta olabilecekleri yakından görebilmek, yakındakilere ise uzaktan bakabilmektir. // miyamoto musashi
    • uzağı düşünmeyen adam, acıyı yanı başında bulur. // // konfüçyus

    ilke

    • bildiklerimin içinde en önemli saydığım ve daima titizlikle itibar ettiğim prensip şudur; elimde bulunan bir işi bütün hayatım ona bağlıymış gibi, dikkatimi ve enerjimi toplayarak en mükemmel şekilde bitirmeye çalışırım. // grasse
    • evlenmeden evvel, çocuk yetiştirmeye dair altı teorim vardı. şimdi altı çocuğum var, fakat tek teorim yok. // lord rochester
    • her ilkeyi daima belirli yer ve zamanda ki koşullara göre yeniden değerlendirmek gerekir. // server tanilli
    • ilk ilke, her şeyi en yalına indirgemekti. // g.berkeley
    • kişinin kendi ilkeleri uğruna savaşması, bu ilkelerle ahenk içinde yaşamasından daha kolaydır. // // j.simon
    • teorilerimiz, ölçtüğümüz şeyleri belirler. // a.einstein

    iltifat

    • en seçkin iltifatlarımızı, lâyık olmayanlara vermeye meylimiz vardır. // henry fielding
    • erkeklerin iltifatlarının altında, daima müphem bir elde etme arzusu gizlidir. // paul geraldy
    • iltifat esans gibidir; koklanır, fakat yutulmaz. // // barrow
    • iltifat; yalanın elbise giymişidir. // sufyan bin uveyna
    • insanlar kendisini düşünmeye zorlayana hakim olur ama ondan uzak durur. ken disini güldürenden hoşlanır, kalbini kı rana aşık olur ama iltifat edenle evlenir. // a.w.hare
    • insanların arasında geçer akçe olan şeylerden biri de; iltifattır. // tennyson
    • iyi kalpli sersemler, varını yoğunu iltifat toplamak uğruna harcarlar. // w.shakespeare
    • oturup iltifatlara kulak vermek, vakit kaybından başka bir şeydeğildir. // john milton

    iman-inanç

    • allah, imansız işi ve işsiz imanı kabul etmez. // // hz.muhammed
    • almanlarda ki bir korku düzeni, bizimkiyse bir inanç düzenidir ve inanç kazanacaktır. // general joffre
    • bacaklarımızla değil, inancımızla yürüyoruz. // // incil
    • balmumundan inançlara sahip olduğu nuz müddetçe, güneşten uzaklaşın. // epiktetos
    • bana bu ten gerekmez, can gerekir. ebedi dünyada iman gerekir. // yunus emre
    • batıl inanç, zayıf kafaların dinidir. // eflatun
    • bileydik, inanç gereksiz bir lüks olurdu. // a.schopenhauer
    • bir amacın başarı limitini, kendi inancımız belirler. // // konfüçyus
    • bir insanı inancından dolayı diri diri yakmak, bu inanca büyük önem atfetmektir. // montaigné
    • boş inançlarda, tanrı’ya karşı duygusuz bir korku vardır. // // cicero
    • cehennemde ebedi olarak yanmak, inançsızlığın karşılığıdır. // imam gazali
    • cemiyette ki ruh hastalıkları, iman eksikliğinden doğar. // a.arvasi
    • dincinin tanrı’sı ve öbür dünya inancı neyse, sanatçının yaratıcılığı ve yapıtları da odur. // // aziz nesin
    • duymuyor musun, duymuyor musun? sade hayat imandadır, sade hayat imandadır. . // hz.muhammed
    • esersiz inanç, başaksız tarlaya benzer. // alman özdeyişi
    • hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz. // b.said-i nursî
    • hayattan korkma; onun iyi olduğuna inan, bu inancın onu gerçekleştirecektir. // henry fielding
    • her inananın inancına inanmayın, her inanmayanın inanmadığına inanmayın. // ilhan selçuk
    • her kim kalbinde zerre kadar iman olduğu halde ölürse, cennete girer. // hz.muhammed
    • iman, aklın çalışmasının ürünüdür. // ahmed hulûsi
    • iman, allah ile kul arasında bir köprüdür. // teftezani
    • iman, bir manevi cennet çekirdeğini taşıyor. küfür ise, manevi bir zakkum-u cehennem tohumunu saklıyor. demek ki selamet ve emniyet yalnız islamiyet’te ve imandadır. // b.said-i nursî
    • iman bölünmez bir şekilde, parçalanmış olan varlığımızın kaynağı olan ilahi birlik ve hürriyete yeniden dönmesidir. // roger garavoy
    • iman,büyük şeydir. her şeye can veren odur. bir insan ve bir millet,bir defa inanmaya başladı mı, çabucak büyür, yükselir ve yükseltir, yenilmez bir kuvvet olur. // thomas carlyle
    • iman edenler, birbirinin aynasıdır. // hz.muhammed
    • iman hem nur,hem kuvvettir. eğer hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hadisatın tazyikatından kurtulabilir. // b.said-i nursî
    • iman, iki eşit parçadır. yarısı sabır, yarısı şükürdür. // hz.muhammed
    • iman insana, kendinden başkasını da sevmeyi öğretir. // // ali suad

    • iman,insanı insan eder. belki insanı sultan eder. öyle ise insanın vazife-i asliyesi, iman ile duadır. küfür, insanı gayet aciz bir canavar hayvan eder. // b.said-i nursî
    • iman,insanın irade-i cüziyyesini sarf ettikten sonra, allah’ın kalbine bıraktığı bir nurdur. // teftezani
    • iman karşısında, doğanın sesi kesilir. // schiller
    • iman ne derece mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. işte asr-ı saadet. // b.said-i nursî
    • iman; tevhidi. tevhid; teslimi,teslim; tevekkülü, tevekkül; saadet-i dareyni iktiza eder. // b.said-i nursî
    • iman, talebin coşkusudur. // m.rasim mutlu
    • iman yetmiş kusur şubedir; en üstünü la ilaheillahlah sözüdür. enaşağı mertebesi ise, insanlara eziyet veren bir şeyi yol üzerinden kaldırmaktır. haya da imandan bir şubedir. // hz.muhammed
    • imanın cahili olan, neyin alimidir? // ali suad
    • inanç, aklın devamıdır. // w.adams
    • inanç; görmediğimize inanmaktır. bunun armağanı da inandığımızı görmektir. // st. augustine
    • inanç kaybolup, şeref öldü mü? insan da yok olur. // // whitter
    • inanç; mantıktan üstündür. // bailey
    • inanç, yaşamanın gücüdür. // tolstoy
    • inançsız devreler, kendisinden sonra gelecek ve insanları çekiştirecek bozuk ve batıl itikatlı devrelere gebedir. // h.f.amiel
    • inanç, ruhumuza bastırılan bir damga gibidir; ruh ne kadar yumuşak olur, ne kadar az karşı koyarsa, ona bir şeyi mühürlemek o kadar kolay olur. hele ruh bomboş olursa,ilk inandırmanın ağır lığı altında daha da kolaylıkla eğiliverir. // montaigne
    • inanç, tabiat kanunlarını etkisiz kılan ruhun bir ruhun parçasıdır. ruhun gücü konuştuğunda, tabiatın gücü susar. // m.bozdağ
    • inançsız ilim; kör, ilimsiz inanç; sağırdır. // a.einstein

    • inançsız ve maneviyatsız insan, kötü vasıflı bir yaratıktır. halbuki inanç ve maneviyat, her türlü vasıfların üstündedir ve insanı üstün seviyeye onlar yükseltir. // archeceacon
    • insan, imana müptelâ olarak yaratılmıştır. // muzaffer azak
    • insan korkusundan utanç, tanrı korkusundan inanç doğar. // // samuel johnson
    • insan, tanrıyla kadınlara karşı inancını kaybettiği zaman hapı yutmuş demektir. // alexander smith
    • insanın vazife-i asliyesi, iman ve duadır. // b.said-i nursî
    • kainat yaratıcısına olan inanç, ilmi araştırmanın en kuvvetli ve en asil muharrik gücüdür. // // a.einstein
    • kim allah’a kavuşmayı severse, allah’ta ona kavuşmayı sever. // hz.muhammed
    • kimileri inanç yüzünden parti, kimileri de parti yüzünden inanç değiştirirler. // w.churchill
    • meryem oğlu isa(a.s.) suda yürürdü. eğer daha fazla iman elde etseydi, havada yürüyebilirdi. // hz.muhammed
    • olgun iman sahibi; güzel ahlaklı ev halkı na lütfu, ihsanı, şefkati çok olan kimsedir. // imam-ı rabbani
    • önemli bir adamın imanı hakkında, ne söylediği değil, bu imanın onu ne yaptığı ve ne hale getirdiğidir. // roger garaudy
    • tanrıya taparak, dostlarımı severek, düşmanlarımdan nefret etmeyerek, boş inançtan tiksinerek ölüyorum. // voltaire
    • uluvv-ı hikmet imandandır. // hz.ali
    • yaptığın iş, inancına delildir. // a.geylani

    imkan-olanak

    • bir şeyin imkansız olduğunu iddia eden yüz kişiden doksan dokuzu, o işi yapmaya isteksizdir. // william feather
    • en imkansız zannettiğimiz şey, hayatta başımıza gelendir. // pitigrilli
    • imkansızlık, yalnız aptalların sözlüğünde bulunan bir kelimedir. // napoleon
    • istekli olan bir insan için, imkansız yoktur. // mirabeau
    • olanaksızı isteyerek, olası en iyiyi elde ederiz. // // italyan özdeyişi
    • olanaksızlık, çok kez denenmiş olandır. // j.g.graham

    imtihan-sınanma

    • altın ateşle, kadın altınla, erkek kadınla imtihan edilir. // amerikan özdeyişi
    • imtihan olmayanla, imtihan olunmaz. // a.f.y.
    • insan ve nimetleriyle allah’a yönelme yen kimse, sınanmanın zincirleriyle ona doğru çekilir. // ataullah iskenderi

    inanmak

    • ancak allah’a inandığım zaman yaşadığımı anladım. // tolstoy
    • avam iyi anladığına değil, iyi işittiğine inanır; ona inanmalı. // cenap şahabettin
    • başarının ilk kuralı, inanmaktır. // w.s.landor
    • bir inandınız mı, inanılmaz işleri başarır sınız. ama bir defa inandınız mı, tüm kainat sizi engellemek için seferber olur. // m.bozdağ
    • bir şeye hala inanmakla, yeniden inanmaya başlamak arasında çok büyük fark vardır. // w.h.auden
    • bir şeye inancı pekiştirmeden önce bir birimize inanmayı öğrenmeliyiz. canileri yok etmek yetmez. canilerin ortaya çıkma olasılığına da yok etmek gerekir. // yevtuşenko
    • bir şeye inanmak, bir tesire mağlup olmaktır. // // peyami safa
    • bir şeye inanmak için, kuşkuyla başlamalıyız. // // stanislaus
    • bir şeye samimiyetle inanan insan, yalnız menfaatlerinin kılavuzluğu ilerleyen 99 kişiye bedeldir. // j.stuart mill
    • daha geçen hafta dilimi elektrikli daktilonun merdanesine kaptırmışken, tanrıya nasıl inanabilirim. // woody allen

    • bir şeyi yapabileceğinize kendinizi inandı rırsanız, ne kadar güç olursa olsun onu başarırsınız. fakat, dünyada en basit işi yapamayacağınız kuruntusuna kapılırsanız, onu yapmanıza imkan kalmaz, tepecikle riyle karşınıza aşılmaz dağlar gibi dikilir. // emil cone
    • büyük işler başarmak için sadece harekete geçmek yetmez, ne yapmak istediğinizin rüyasını da görmek gerek; sadece rüyasını görmek yetmez, rüyanın gerçekleşebileceğine inanmak gerek. // anatole france
    • genellikle insanlar, arzu ettikleri (inandıkları) şeye kolayca inanırlar. // julius caesar
    • gözler kendilerine, kulaklar başkalarına inanırlar. // alman özdeyişi
    • her gördüğüne inanmayacağın gibi,her görmediğine de inanmazlık etmemelisin. // p.tillich
    • her karşı çıkana değil, yalnız denenmiş kimselere inanmalıdır. birinci durum hayvanlara yaraşır. // demokritos
    • her şey ve herkes yerli yerinde gerek; mecliste sefihe, meyhanede fakihe inanma. //
    cenap şahabettin
    • herkese inanmak lazım, yoksa yaşamaya imkan yok. // anton çehov
    • hiçbir şeye inanmayan kimse, bir bardak içinde ki köksüz çiçeğe benzer. // l.borne
    • inandığı şeyi yapan insanın enerjisi, asla tükenmez. // // goethe
    • inandığından başka, inanılacak bir şeyi olmadığına inanan insan; softadır. // hasan yılmaz
    • inandığımız tek doğru vardır. o da yalan da olsa,kendimize ısrarla söylediğimizdir. // m.bozdağ
    • inandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. // hz.ömer
    • inandığınız zaman, aklınız o şeyi yapmanın yollarını bulur. // david schwartz
    • inandım ki, yokmuş fenadan aman. // a.hamid tarhan
    • inandıklarım, duyduklarımın yanında hiç kalsın. // quarles


    • “inanıyorum” diyoruz. acaba, günümüzde ne kadarını “inandığımız yaşayarak” geçiriyoruz? // ali suad
    • inanmak, dolu dolu yaşamaktır. // gürbüz azak
    • inanmak istemeyeni, hiçbir mantık inandıramaz. // cenap şahabettin
    • inanmamak ahrete gitmeye değil, cennete girmeye engeldir. // alaaddin başar
    • inanmıyorum diyorsun; inanmadığına inanmıyorum, biliyorsun. // ali suad
    • insan bir şeye inandı mı, onu başkasına da inandırmayı borç bilir. kolay inan dırmak için de anlattığına dilediği gibi çekidüzen vermekten, bir şeyler katmak tan çekinmez, onun kafasının alabileceği ni sandığı gibi konuşmak ister. // montaigne
    • insan, en az bildiği şeye en çok inanır. // montaigné
    • insan, sindireceği kadar inanmalıdır. // havelock ellis
    • insanları inandıkları şeyden vazgeçir mek, bir şeye inandırmaktan daha zordur. // e.renan
    • kadına inanan kendini aldatır, inanmayan da kendini aldatır. // çin özdeyişi
    • kış güneşine, kadın gülüşüne inan olmaz. // bulgar özdeyişi
    • kimsenin inanmadığı bir şeye, kolay kolay rastlanamaz. // // g.b.shaw
    • kolaydır, sevgiliye inanmak. // ovidius
    • o aldatıyor, ben inanıyorum; sevgililer, bundan başka ne isteyebilir ki? // charles sedley
    • seni seviyorum diyen sözlere değil, senin için ağlayan gözlere inan. // m.şevket esendal
    • siz kendinize inanın, başkaları size inanacaktır. // // montaigné
    • tanrısızlar bile; geceleri yarı yarıya tanrıya inanırlar. // // young

    inat

    • ben direneni severim yalnız. ağaç ya da insan, önce direnendir. // st.exupery

    • düşüncelerde inat ve şiddet, aptallığın en açık belirtileridir. // bernard barton
    • inadını, ilahlaştırma aşamasına getirmemeye çalış. // // a.f.y.
    • inat ile barbarlık arasında bir tek adım vardır. // // diderot
    • inat, iradenin eşekliğidir. // cenap şahabettin
    • inatçı bir adam fikirleri tutmaz, fikirler onu tutar. // // a.pope
    • inatçı olmak fena şey değil, lâkin iyiye inat etmeli. // kemal tahir

    inci

    • bütün çiy taneleri inci olsaydı, çarşı; katır boncuğu gibi inci dolardı. // şeyh sadi
    • delikli inci, yerde kalmaz. // kaşgarlı mahmud
    • her sedefte inci bulunmaz. // mevlâna
    • inci ele geçtikten sonra, denize ne hacet? // şeyh sadi
    • inci, çamurda erimez. // victor hugo
    • inci çirkefe düşse gene nefistir. toz göğe erişse, gene bayağıdır. // şeyh sadi
    • inci deniz dibinde, çerçöp çıkmış sahile. // m.ikbal
    • incinin binlerce düşmanı olur. // mevlâna
    • kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır. // mevlâna
    • kapalı avuçta ki, incilere kim inanır. // f.hebbel
    • sen taş olsan da, mermer olsan da, kaya olsan da; ilâhi bir aşıkla buluştun mu, inci olursun. // // mevlâna
    • seven kadının erkeğe verebileceği hedi yeler, kirpiklerinde titreşen incilerdir. // r.necdet kestelli
    • timsahın ağzını düşünen, kıymetli inciye kavuşamaz. // şeyh sadi






    ingiliz

    • ingiliz toplumunun, hiçbir zaman affetmediği şeyler; gençlik, güç ve istektir. // oscar wilde
    • ingiliz yasaları; kötü cezalandırır, çin yasaları; daha ileri gidip, iyileri mükafatlandırır. // o.goldsmith
    • ingiliz’in dostu ya da düşmanı yok, menfaati vardır. // palmerston
    • ingiltere kadınların cenneti, erkeklerin arafı, atların cehennemidir. // john florio
    • ingiltere’de adalet herkese açıktır, ritz otelinde ki gibi. // ingiliz özdeyişi

    inkar

    • bilmediğiniz sözü söylemeyin. çünkü; gerçeğin çoğu, inkar ettiğiniz şeylerdedir. // hz.ali
    • daima tasdik veya daima inkâr, akıllı muhatabı kızdırır. // mektupçu agah
    • inkar, aklın yüz karasıdır. // ali suad
    • inkar, düşünmeyenlerin işidir. // ali suad
    • inkarın, hiçbir kârı yoktur. // akif cemil
    • insan aklını atmadıkça, inkârı kafasına koyamaz. // ali suad
    • her inkarın altından, yanmış bir aklın kokusu gelir. // // alaaddin başar
    • nimete kavuşanların, inkarından sakının. // hz.muhammed
    • onu inkar edenin veya hafif görerek terk eyleyen kimsenin, allah iki yakasını bir araya getirmesin ve işlerini tamam etmesin. (cuma namazı ile ilgili) // hz.muhammed

    insan

    • allah gökleri yıldızlarla süslediği gibi, yeri de insanla süslemiştir. // imam rabbani
    • allah’ın gözünde insanların en iyisi ol,kendi gözünde en kötüsü ol, insanların gözünde onlardan biri gibi ol. // hz.ali


    • altı dürüst insanla tanıştım. bana bildiğim her şeyi onlar öğretti. adları; ne, neden, ne zaman ve nasıl, nerede, kim idi. // r.kipling
    • ancak ilahiyle,şiirle ya da duayla güzelleşen ve içinden kurulmuş insan, insandır. // st.exupery
    • asıl olan insandır, teknoloji asla onun yerini alamaz. // m.gandhi
    • başlıca üç çeşit insan vardır; bilgi sever, ün sever ve para sever. // northam lee
    • bazı insanlar vardır ki, hayatta okunmayan kitap gibi kalırlar. // mektupçu agah
    • ben, aynı zamanda hem sıcak hem de soğuk üfleyen insanla, hiçbir işim olmasını istemem. // // aesopos
    • benim kabe’m, insandır. // hacı bektaş-i veli
    • bir çok mucize var ama, en muhteşemi insan. // // sofokles
    • bir insan hakkında, başkalarının onun için söylediklerinden çok,onun başkaları için söylediklerinden fikir edinilmelidir. // leo alkman
    • bir insan, insanlara acıyıp ta onların dertlerine ortak olabiliyorsa, ve onlarla beraber ortak adım atabiliyorsa, o vakit insandır, insan olur. // gönenli mehmet efendi
    • bir insan, söylediği şeylerden çok, söylemedikleriyle de insanlaşır. // albert camus
    • bir insanı anlayabilmek, koskoca bir kitabı anlamaktan zordur. // addison
    • bir insanın kendisinin ne olduğunu bildikten sonra, kendini bilmeyenlerin bu insan hakkında söylediklerinin ne değeri vardır? o bunlara aldırmaz bile. // ibn-i sina
    • bir yılı planlıyorsanız, pirinç yetiştirin. yirmi yılı planlıyorsanız ağaç yetiştirin. yüzyılları planlıyorsanız, insan yetiştirin. // çin özdeyişi
    • birer köpükten başka bir şey değiliz. // petronius
    • biz aslında bir anlamı olmayan evrene, fırlatılmış olmanın verdiği rahatsızlıkla baş etmek zorunda olan, anlam arayan yaratıklarız. // i.yalom
    • bozulduğu zaman, insandan daha korkunç yaratık yoktur. // // sofokles
    • bu gezegende korkmamanız gereken tek yaratık; insandır. // carl jung
    • bütün kuşlar için çekici yemler olduğu gibi, her insanda özel bir şekilde çekilip çevrilir ve baştan çıkarılır. // goethe
    • çağdaş insan, çağını yaşanlaştıran kişidir. // thomas hobbes
    • çağdaş insanın iş dünyası dışında, hemen hemen hiç disiplini yoktur. // erich fromm
    • çağımızın insanı (insan yazgısı) ile (doğa yasası) arasındaki ayrımın bilincine varan kişidir. // ilhan selçuk
    • dilersen çevrene bak; güç değil ün almak, unvan almak; en zor gelen insana, insan olmak. // cavidan tümerkan
    • dört çeşit insan vardır. bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen; o aptaldır -uzak dur, bilmeyen ve bilmediğini bilen; o basit bir adamdır- öğret, bilen ve bildiğini bilmeyen; o uykudadır -uyandır, bilen ve bildiğini bilen; o akil insandır-takip et. // lady borton
    • dünya, iyi ve kötü insanlar olarak ikiye ayrılmış gibiydi. iyiler, daha rahat uyuyordu. kötüler ise uyandıktan sonra ki saatleri daha çok tercih ediyordu. // woody allen
    • dünyada bir insan yoktur ki, ölümünde başına gelen bu akıbetten sevinecek bir kimse bulunmasın. // marcus aurelius
    • dünyada dümdüzlük yok, insanda dayak; insan,bir depremler yığını. // gürbüz azak
    • dünyanın en bedbaht insanı, cahiller arasında kalıp,kahrolmak üzere derin ilimler tahsil edendir. // lâ-edrî
    • dünyanın insandan başka anlamı yoktur. hayat anlayışımızı kurtarmak istiyorsak, insanı kurtarmamız gerekir. // albert camus
    • dünyanın yarısı söyleyecek bir şeyi olan ama söyleyemeyen, öteki yarısı da söyleyecek bir şeyi olmayan ama durmadan konuşan insanlardan oluşur. // robert frost

    • ey asil insan! insanlığı elinden bırakma; insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et. // // yusuf has hacib
    • genellikle insan hakkında bir fikir sahibi olmak, tek başına bir adamı tanımaktan daha kolaydır. // la rochefoucauld
    • gerçek insan görevini, küçük insan çıkarını düşünür. // // king dse
    • gerçek insan; yapabildiğini söyleyen, söylediğini yapan insandır. // konfüçyus
    • gönüllü olarak hayvanlığı kabul eden insanlar topluluğuna; güruh denir. // emerson
    • hakkında kötü düşünülmeyecek, kötü şeyler söylenmeyecek hiçbir insan yok tur; hakkında iyi düşünülmeyecek, iyi şey söylenmeyecek hiçbir insan yoktur. // emile alain
    • hayatta çok insan tanıdım; şarap gibi ucuz, kusmuk gibi anlamsızdırlar. // g.orwell
    • her insan, bir dünyadır. // g.herbert
    • her insan, bir tarihçidir. // // t.carlyle
    • her insan içinde yaşadığı çağın yaratığı dır. içlerinden pek azı kendilerini zaman larında ki düşüncelerin üstüne yükseltebilirler. // voltaire
    • her insan, okumasını bilirseniz bir kitaptır. // w.e.channing
    • her insan tektir ve benzersizdir. // leo buscaliga
    • her insan zirvedir, ne var ki rakımları farklı. // emilie serge
    • her insanda değişik hayvanlardan parçalar vardır. // // e.froom
    • her insanda, insanlığın bütün halleri vardır. // montaigné
    • her insanın; düşünmeye söylemeye, her dinleyenin de onu yere sermeye hakkı vardır. // // samuel johnson
    • her ne ararsan insanda ara, kudüs’te mekke’de hac’da değildir. // hacı bektaşi veli
    • her şeyin en kutsalı, iyi insandır; en kirlisi de kötü insandır. // eflatun
    • herkes büyük insan olmak ister ama, işe yarar insan olmaktır marifet. // w.churchill
    • hiçbir kişi kendi başına bir ada değildir, her insan kıtanın, ana karanın bir parçasıdır. // john dome
    • hiçbir şey, insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz. // hölderon
    • hiçbir zaman unutmamalıyız ki; çocuk ta, delikanlıda, köylüde, işçide, ilim ada mında, filozof da bile, bir insan saklıdır. // guiseppe bottai
    • iki tür insan vardır; insanları iki türe ayıranlar ve ayırmayanlar. // murphy yasası
    • ilacın sendedir de farkında olmazsın. derdin sendendir fakat ki görmezsin. sanırsın ki, sen sade küçük bir cisim sin, oysa sende dürülmüş en büyük alem. // hz.ali
    • ilkel insan; taştan tahtadan putlara tapar. uygar insan, etten kemikten putlara. // b.shaw
    • insan akıllılar arasında deli, deliler arasında akıllı olmasını bilmelidir. // a.strindberg
    • insan aklını kullandıkça hayvanlığını unutur, hayvanlaştıkça aklını unutur. // david hume
    • insan, alet kullanan bir hayvandır. // thomas carlyle
    • insan,alın yazısını kendi aklıyla ve istenciyle yazabilen tek yaratıktır. // ilhan selçuk
    • insan, alışkanlıklarının çocuğudur. // ibn-i haldun
    • insan allah’a ancak öteki insanlara iyilik yapmakla yaklaşabilir. // çicero
    • insan; aslen asildir, ona sefalet yakışmaz. // ali suad
    • insan battığı bir çukura, kendi elini uzatıp kendini kurtaramaz. // b.west
    • insan,bir çay poşetine benzer; sıcak suyun içine atana kadar gerçek rengini bilemezsiniz. // h.o.dwight
    • insan bir harikadır; fakat bir şaheser değildir. // // j.conrad
    • insan, bir küçük dünyadır. // demokritos
    • insan,bir soluk ve bir gölgeden başka bir şey değildir. // epiktetos
    • insan büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. fakat karanlıklar ve perdeler bırakmazlar ki, insan içinde ki o ilmi okuyabilsin. // mevlâna
    • insan, cenab-ı hakk’ın antika bir sanatıdır. // b.said-i nursî
    • insan çekirdeğe benzer. mahiyetine kud retten ehemmiyetli cihazat ve kaderden kıymetli programlar tevdiî edilmiştir. // b.said-i nursî
    • insan, çelişkiye düşen bir hayvandır. // hilmi yavuz
    • insan doğasını yetersizliği yüzünden, her bir şeyi duru ve yalın halinde tutamıyoruz. // montaigne
    • insan da ağaca benzer; ne kadar yükse ğe ve ışığa çıkmak isterse, o kadar yaman kök salar.yere aşağılara, karanlıklara, derinliğe, kötülüğe. // f.nietzsche
    • insan dediğin, beyaz kadınla sarı altın karşısında belli olur. // kemal tahir
    • insan dediğin derya misali, uçsuz bucaksız olmalı. // b.rahmi eyüboğlu
    • insan değişir ve değiştirir. // berthold brecht
    • insan demek, şehir demektir. // w.shakespeare
    • insan,demir değildir. nal olanı da vardır, kılıç olanı da. // gürbüz azak
    • insan denilen yaratık bir muamma, öğrenecek daha çok şeyimiz var onun üstüne. // // andré malraux
    • insan; dışı güzellikler mabedi, içi çirkinlikler mahşeridir. // r.necdet kestelli
    • insan, dipsiz kuyu gibidir. her istediğini verin dolmaz. // talat sait halman
    • insan,doğada ki en zayıf şeydir; kamıştır. ancak, düşünen bir kamıştır. // b.pascal
    • insan,eğer kendisinden beklenen her şeyi başaracaksa, kendini olduğundan daha fazla saymak zorundadır. // goethe
    • insan evrende var olan her şeyi, kısaca “evren bilgisi” ni içinde taşır. // l.g.durrell
    • insan, evrenin kötü çocuğudur. // james oppenheim
    • insan genellikle, başkasına sürmek istediği çamura bulanır. // cenap şahabettin
    • insan, görmediğine inanır; o görmediği ne inanan tek varlıktır şu dünyada. // ömer sevinçgül
    • insan; gülden nazik, taştan pektir. // hasan yılmaz
    • insan, gülmesini bilen hayvandır. // greville
    • insan; gülümseyişle, gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. // lord byron
    • insan, hakikaten enfes-i mahlûkat, eğer kalp genç kalsa ve dimağ yaşlı olsa. // cenap şahabettin
    • insan,hayat ve tabiatı bizim için daha mutlu kıldıkça, insandır. // emerson
    • insan; hayata bağışlanmış değil, ödünç verilmiştir. // // p.syrus
    • insan hayatının ilk döneminde kandırılır, ikinci bölümde ise kandırır. bir başka deyişle,dünyaya kuzu olarak gelir, tilki olarak gider. // voltaire
    • insan, hep kendini geçmeye çalışmalıdır. // kraliçe christina
    • insan her bakımdan ve her yönden yamalı, alaca bulacadır. // montaigné
    • insan, her şeye alışabilen bir varlıktır. // dostoyevski
    • insan her şeyden vazgeçebilir, ama insanlardan vazgeçemez. // l.borne
    • insan, her şeyin ölçüsüdür. // protagoras
    • insan,her zaman kahraman olamaz, ama her zaman insan olabilir. // francis bacon
    • insan, ihanet eden hayvandır. // küçük iskender
    • insan, iki ayağı üzerine kalkmış bir canavardır. // // neyzen tevfik
    • insan ile insan arasında fark vardır. bir ağaç bazen odun, bazen de çiçek açan nar olur. // // şeyh sadi
    • insan ile insan arasında fark vardır. bir demirden; hem nal, hem de kılıç yaparlar. // nizami
    • insan,inananların eseridir, nasıl inanıyorsa öyledir. // // bhagavad gita
    • insan, inatçı bir anlam arayıcısıdır. // john gardner
    • insan, insanın kurdudur. // plautus
    • insan iyi yaşamalı ve vaktinde arabasını çekmelidir. // // a.fogazzaro
    • insan, iyileşmezlerin hekimi olmak istememelidir. // f.nietzsche
    • insan; kafasıyla düşünür, kalbiyle duyar ve midesiyle ister. // // unamuno
    • insan kendinde, kendinden daha büyük olanı taşıyandır. // st.exupery
    • insan kendini bildi mi, her şeyi bildi demektir. // // şems-i tebrizi
    • insan, kendini ne kadar az tanıyor. // kenneth allsop
    • insan, kendisine bir mana vermeye çalışan tek mahluktur. // albert camus
    • insan kısmının, halinden memnun olduğu görülmüş mü? // anatole france
    • insan kızarmaya ihtiyacı olan ya da kızaran yegane hayvandır. // mark twain
    • insan, kumar oynayan bir hayvandır. // lamb
    • insan kuyu gibidir. bazen kendi içinde boğulduğu olur. // r.eşref ünaydın
    • insan, küçüklük ve büyüklük arasında sallanan bir canavardır. // r.necdet kestelli
    • insan, mantıklı bir makine değildir. // bruner
    • insan, nasıl düşünürse öyledir. // james allen
    • insan, ne idraksiz mahluktur! herkes kimsenin sağ kalmadığını bilir de, kendinin öleceğine inanmak istemez. // namık kemal
    • insan, ne olmaya muktedirse “o” olmalıdır. // mazlow
    • insan nereye giderse, oraya bütün varlığıyla gitmelidir. // // konfüçyus
    • insan, noksanlarla doludur. // h.de balzac
    • insan olmak, bir sanattır. // novalis


    • insan olmak ve hayatı hayvanlardan daha az anlamak, ne hazin şey... // p.ıstrati
    • insan olmasaydı, evrende olmazdı. // h.w.longfellow
    • insan, ortalığa atıla vermiş zavallı bir yaratıktır. // d.h.lawrance
    • insan otururken topal mı değil mi anlayamazsın, insan uyurken şaşı mı değil mi anlayamazsın, insan susarken yalancı mı doğrucu mu anlayamazsın. // resul hamzatov
    • insan; öd ağacına benzer, yakılmadıkça anlaşılmaz. // şeyh sadi
    • insan, pazarlık yapan hayvandır. // adam smith
    • insan rüzgarda esen gül gibi olmalı ki, etrafına güzel kokular yayabilsin. // aristoteles
    • insan,sevdiği şeyle baş başadır. // novalis
    • insan, sırtına giydiği üniformanın adamı olur. // // napoleon
    • insan, soylu bir hayvandır. // thomas browne
    • insan şişirilmiş tulum gibidir, ağzı açılınca söner. // kaşgarlı mahmud
    • insan, talihinin mahpusudur. // a.hamdi tanpınar
    • insan; tek başına hayal eder, tek başına acı çeker,tek başına ölür. // h.f.amiel
    • insan, toplumsal hayvandır. // seneca
    • insan toz ise, ovadan geçmekte olanlar insan olmalı. // octavio paz
    • insan, tükenmez. // f.hüsnü dağlarca
    • insan yalnızca, allahsızlığa alışmaz. // ali suad
    • insan; yaratıkların en zavallısı, en cılızıdır. öyleyken en mağruru da odur. // la rochefoucauld
    • insan yaratılırken, iki defa idrar yolundan geçer. // hz.ebubekir
    • insana en güzel sıfatı, “fani” diyen vermiştir. // cenap şahabettin
    • insana insanlığı nispetinde, mukabelede bulun. böyle mukabelede bulunduğun için, insana insan adı verilmiştir. // yusuf has hacip
    • insana olanlar değil, o insanın içinde olanlar önemlidir. // louis mann
    • insana sığabilene kainat, kainata sığabilene insan denir. // m.ikbal
    • insanı bilmeyen,tanrı’yı da bilmez. // quarles
    • insanın bilgisayardan üstünlüğü, bildiklerini yaşamasıdır. // ali suad
    • insanın bir takım kimyevi elementlerden meydana geldiğini söylemek, sadece onu gübre kullanmayı düşünenleri tatmin edecek bir tariftir. // herbert i.müller
    • insanın cümlelerine hakim olabilmesi için, konusuna hakim olması gerekir. // lloyd george
    • insanın gelişmesi, içeriden dışarıya doğrudur. // // s.freud
    • insanın, insan olmaktan başka gayesi yoktur. // l.schefer
    • insanın ruhu kandil, bilim onun aydınlığı ve tanrısal bilgelik de kandilin yağı gibidir. bu yanar ve ışık saçarsa, o zaman sana “diri” denilir. // // ibn-i sina
    • insan, sevdiği kimse ile beraberdir. // hz.muhammed
    • insan sevilmeyince, bayağılaşıverir. // victor hugo
    • insanın son gününü beklemeli; her zaman mutlu dememeli ona ölmeden, cenazesi kaldırılmadan. // ovidius
    • insanın sözü hikmet, bakışı ibret ve susması ders olmalıdır. // hz.muhammed
    • insanlar açıkça ikiye ayrılır... şevkle kabullenenler ve karşı çıkanlar. // germaine de stael
    • insanlar, aletlerinin aletleri olmuşlardır. // thoreau
    • insanlar arasında bulun ama kimseye yük olma!. // hüsameddin menkpüri
    • insanlar, başaklara benzer; boşken başları havadadır, doldukça eğilirler. // seneca
    • insanlar belli özelliği, ısrarlı biçimde aynı şekilde davranarak elde ederler. // aristoteles
    • insanlar çoğalınca, insanlık boğuldu. // ali suad


    • insanlar da balıklar gibi yaşar; büyükleri, küçüklerini yer. // algernon sidney
    • insanlar her zaman, göründükleri gibi değildirler. göründüklerinden daha iyi olanları azdır. // // lessing
    • insanlar; her zaman kahraman olamaz lar, ama her zaman insan olabilirler. // b.franklin
    • insanlar, koca çocuklardır. // napoleon
    • insanlar,renkli cam pencerelere benzerler. güneş parlarken, onlar da pırıl pırıldır. fakat karanlık çökünce gerçek güzellikleri, içeriden ışık gelirse meydana çıkar. // // e.ross
    • insanlar vardır, bir süre ağızlarda dolaşan türkülere benzerler. // la rochefoucauld
    • insanları incelemek, kitapları incelemekten daha zordur.
    • la rochefoucauld
    • insanları yükselten iki büyük nitelik vardır. erkeğin mert, kadının da namuslu olması. // napoleon
    • insanların çoğu, kedi patiklerine benzer. ilk tutuşta yumuşacıktır. onları kucaklamak istersin. ama bencilliklerine dokunan en küçük olayda, sana tırmıklarını gösterirler. // dante
    • insanların çoğu, kıymetli değerli taşlar gibidir. tüm güzelliklerinin ve parlaklık- larının meydana çıkması için, daha iyi insanlarla bir araya gelip cilalanmaları gerekir. // s.smiles
    • insanların en hayırlısı, günahsız olan ve allah’ın kitabı ile amel edendir. // hz.osman
    • insanların en iyisi,insanları sevmek koşuluyla, hayvanları sevmeyi de bilendir. // augoste comte
    • insanların hepsi maskelidir, yalnız bazıların ki incedir. // mektupçu agâh
    • insanların seçkini, insanlığa faydalı olan insandır. halk nazarında muteber kimse,muteber olan insandır. // yusuf has hacib
    • insanların uğurlarına öldükleri, uğurlarına yaşadıklarıdır. // g.hauptmann

    • insanların üzerine öyle zamanlar gele cek ki, o vaktin iyi insanı, iyiyi emretme yen, kötüyü de yasaklamayan kimse olacaktır. insanlar böylesisin hakkında diyecekler ki; «biz ondan, hayırdan başka bir şey görmedik». // hz.ömer
    • insanlarla artık daha iyi anlaşıyorum; yalnız onları altın terazisi ile değil, bakkal terazisi ile tartmak lâzımdır. // goethe
    • insanoğlu hala, tüm bilgisayarların en alışılmadık olanıdır. // john f.kennedy
    • iyi bir insan olduğunuz için dünyanın size adil davranmasını beklemek, vejetaryen olduğunuz için bir boğanın size saldırmamasını beklemek gibidir. // dennis whatley
    • kainat insanı ezse de, insan kainattan büyüktür. ezildiğini, kainatın üstünlüğü nü bilir. kainat ise bilmez. // b.pascal
    • kendine bir anlam arayan tek varlık, insandır. // // t.e.white
    • kendini yaratan insan, yaratıcısına tapar. // john bright
    • kimi insanların ısıları var, fakat enerjileri yoktur. // // m.cevdet anday
    • kimin düşündüğü ile söylediği bir olursa, işte doğru insan odur. // yusuf has hacib
    • mahlukların en iyisi iyi insan, en kötüsü de kötü insandır. // eflâtun
    • maymundunuz bir zamanlar ve şimdi bi le insan, her maymundan daha maymun dur. // f.nietzsche
    • mesut olduğum zamanlar insanları anlı yorum sanmıştım. halbuki onları ancak felâket içinde tanımam mukaddermiş. // napoleon
    • ne de olsa insan, saman ve çamurdan yapılmıştır. // // amenemope
    • ne mutlu insana ki,kendi liyakatinden bahsetmeyecek kadar mağrurdur. // montesquieu
    • ne yazık ki insan hala insan olamamış. // r.browning
    • nice insanlar gördüm üstlerinde elbise yok. nice elbiseler gördüm içlerinde insan yok. // // mevlâna
    • okunacak en büyük kitap, insandır. // hacı bektaşi veli
    • öyle insanlar vardır ki, ancak başkalarını üzdükleri zaman sevinirler. // andré maurois
    • sen insana ulaşmadan, allah’ı nasıl arıyorsun. // // m.ikbal
    • şeytanda biziz cinde,ne şeytan var ne melek; dünya dönecek cennete insanla, inandım. // // tevfik fikret
    • şu dünyada soluk alan, yürüyen yaratıklar arasında; insandan daha acınacak bir yaratık yoktur. // homeros
    • tab’ı beşer, biraz mezat sergisini hatırlatır; ne ararsan,bulursun. // cenap şahabettin
    • tarçına benzer insan,dövülüp ezildikçe değerlenir. // john webster
    • thebes’in kaç kapısı,nil’in kaç kolu varsa, şu dünyada o kadar iyi insan var, fazla değil. // juvenalis
    • tıpkı bir kaplumbağa gibi kendi kabuğuna çekilen insan, dünyanın merkezini kendi küçük kabuğunun kapladığı alan kadar sanır. ve kabuğundan başını ürkekçe çıkardığında başını her an kopacakmış gibi hisseder. // erol anar
    • tüm dünyada insanlar, iki sınıfa ayrılır; doktorlar ve hastalar. // r.kipling
    • tüm insanlar orijinal olarak doğar, bir çoğu kopya olarak ölür. // william blake
    • üstünde durduktan sonra, bir püf yanı bulunmayacak insan yoktur. // moliére
    • varlıkların en güzeli,insandır. // montaigne
    • ya iyi insan olmalı, ya iyi insanlara öykünmeli. // demokritos
    • yalnız kendisi için yaşayan ve sadece kendini korumaya çalışan insan, mükemmel bir hayat erişmiş sayılmaz. // b.auerbach
    • yalnızca sıradan insanlar, kendi potansi yelrinin daima en iyi noktasındadırlar. // w.s.maugham
    • yaptığı tüm kötülükleri bilecek kadar, yetenekli insan yoktur. // la rochefoucauld



    • yeryüzünde iki çeşit insan vardır; birlikte yaşadıkları insanlara hayatı hoş eden ve zehir edenler. // auguste breal
    • yeryüzünde pek çok harikalar vardır; ama bunların en büyüğü yine insandır. // sofokles

    insanlık

    • başarılı kuruluşların keşfettiği gizli formül, müşterilere misafir ve çalışan lara insan gibi davranmaktır. // tom peters
    • beşerin böyle delâletleri var; putunu kendi yapar, kendi tapar. // tevfik fikret
    • bütün insanlığı tanımak, insanları teker teker tanımaktan daha kolaydır. // la rochefoucauld
    • gerçek olan tek yarış vardır; o da insanlık yarışı. // george moore
    • herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. // tolstoy
    • herkes kendisini beşeriyet için elzem hisseder, halbuki beşeriyetin hiçbirimize ihtiyacı yoktur. // cenap şahabettin
    • insaniyeti en çok seven hiç şüphem yok, yamyamlardır. // cenap şahabettin
    • insanlığın şerefi aklıyla, asaleti diniyle, şahsiyeti ahlakıyladır. // hz.ömer
    • insanlığın beşte biri, her zaman her şeye karşıdır. // // robert kennedy
    • insanlığını kendi ayaklarıyla çiğneyecek denli batmışlara, namussuzluk bile erdemdir. // // e.benyoetz
    • insanlık tarihi giderek, eğitimle felâket arasında bir yarışa dönüşmektedir. // h.g.wells
    • insanlık, tanrının oğludur. // t.parker
    • şövalyelik çağı geçti; insanlık çağı geldi. // charles sumner
    • ülkemi,ailemden çok severim; ama insanlığı da ülkeme değişmem. // fenelon





    intihar

    • intihar edenler de, hayatı çok sevenlerdir. // ali suad
    • intihar etmek, korkaklıktır. // napoleon
    • itiraftan kurtulmanın tek yolu, intihar dır; ama intiharda bir itiraftır zaten. // daniel webster
    • yalnız insanlar değil, bazen milletler ve medeniyetlerde intihar ederler. // r.necdet kestelli

    intikam

    • bir erkek karınızı elinizden aldığı zaman, karınızı ona bırakmaktan daha büyük intikam yoktur. // sacha guıtry
    • bir insanın içinde intikam almak arzusu varsa, onu iş başına getirmek,bir delinin eline kılıç vermekten farksızdır. // candinal de richelieu
    • doğaya karşı işlenen bir suçun öcü, insan adaletinden daha zorlu olur. // dostoyevski
    • düşmana intikam kalır mı sandın? herkesin ettiğini bulması vardır. // erzurumlu emrah
    • en kibar intikam, istihfaftır. // r.necdet kestelli
    • ferahlandığın vakit, düşmanın sıkılması ne güzel intikamdır. // // hz.osman
    • hep intikam almayı kuran bir kimsenin, yarası kapanacağına işler. // f.bacon
    • her önemsiz şey, çok küçümsenirse; öcünü alır. // lessing
    • insanlar iyilik ve hayır yapmaktan çok ,öç almaya yatkındırlar. // spinoza
    • intikam alan insanın, düşmanı ile bir seviyede olduğu anlaşılır. affetmek ise üstünlüğü gösterir. // f.bacon
    • intikam alıp pişman olmaktansa, affedip de pişman olmak daha iyidir. // cafer bin muhammed
    • intikam, insanlıkla ilgisi olmayan bir kelimedir. // // seneca
    • intikam meyve vermez. o kendini besleyen korkunç bir gıdadır. // schiller
    • intikam, soğuk yenmesi gereken bir yemektir. // ingiliz özdeyişi
    • intikam, tatlıdır. // william painter
    • intikam da olduğu kadar, aşkta da kadın; erkeklerden daha vahşidir. // f.nietzsche
    • kolay eriyen buza benzer kadının hıncı. // ovidius
    • mutluluğun başkalarını üzüyorsa, intikam almalarını bekle. // fransız özdeyişi
    • öç alma tatlıdır, bilhassa kadınlar için. // lord byron
    • ölen bir arkadaşın intikamını almak, onun için ağlamaktan çok daha iyidir. // ludwig tieck
    • sakın ahlak kurallarını çiğnemeyin, çünkü öcünü çabuk alır. // tolstoy
    • unutunuz! en iyi intikam bu değil mi? // lord byron

    irade

    • bilmelisiniz ki; iradeniz ilaçlardan daha etkilidir. // paracaelsus
    • bizim ölçümüz maziye kadar, istikbale irade açısından bakmaktır. // fethullah gülen
    • bütün gerçek zaferler, iradenin eseridir. // sabri
    • bütün iyiliklerimiz ve kötülüklerimiz, irademizin esiridir. // epiktetos
    • eğer insanlardan irade özgürlüklerini alırsanız, ahlaki değerlerini kaybederler. // j.j.rousseau
    • her şey doğanın eseridir, irade sahibi yalnız insandır. // schiller
    • insanı büyük veya küçük yapan kendi iradesidir. // // schiller
    • insanlar arasında ki fark, kabiliyet ve bilgi farkından çok irade farkıdır. // gassion
    • insanlığı yükselten,yüce düşünceleri yanında, işleri ve iradeleridir. // j.g.seume
    • irade olan yerde, çare de bulunur. // a.claudius
    • irade, en kötü talihi yener. // alexis kivi
    • iraden, hayatta sahip olacağın en büyük gücündür. // franz kafka
    • iradene hakim, vicdanına esir ol. // aristoteles
    • iradenin egzersizi olmadan, zeka dağınık ve verimsiz kalır. // aleksis carrel
    • iradesiz akıl, bir işe yaramadığı gibi akılsız irade de bir işe yaramaz. // yevtuşenko
    • iradesiz düşünce,zihne arız olan bir derttir. düşünceye gem vurmak, zihne gem vurmak demektir. bu ise, rüzgarı zapt etmekte zordur. // m.gandhi
    • iradesiz insanlar para sahibi olursa, bu hem kendileri hem de başkaları için bir tuzak ve bela olur. // samuel smiles
    • iradeyi arttırmak için en iyi yol, insanın her gün kendisine zor gelen bir şeyi yapmasıdır. // gassion
    • kaza; kuldan, gücü ve iradeyi kaldırmaz. // imam-ı rabbani
    • kendi varlığını bile amacına feda edebi len insan iradesine karşı, hiçbir şey direnmez. // b.disraeli
    • materyalist; kalemi yazar, fırçayı ressam, çiviyi marangoz zannediyor. hareketlerin ve kuvvetlerin arkasında ki ilim ve iradeyi görmek istemiyor. // ömer sevinçgül
    • sonu bilinmeyen ve tehlikeli bir yöne giderken bile, iradesi kuvvetli olanlar kalplerinde bir şevk, bir sevinç duyarlar. // c.de laclos
    • şüphelerimiz baş düşmanımız, irademiz ise zafer sağlayan baş tacımızdır. // w.shakespeare
    • yalnız ellerimi zincire vurabilirsin, irademe gelince, o her vakit hür kalacaktır. // epiktetos
    • yalnız topla tüfekle değil, iradenle cesur olacaksın. // h.edip adıvar

    islamiyet

    • ameller allah’a pazartesi ve perşembe arz edilir. ben, amelimin oruçlu olduğum şekilde arz edilmesini severim. // hz.muhammed
    • ey teslimiyet!. senin adın, islam’dır. // aliya izzetbegoviç
    • hac ve umre’ye gidenler, allah’ın elçileridir. // hz.muhammed
    • hac,zayıf olan her kişinin cihadıdır. // hz.muhammed
    • halifeler, kureyş’tendir. // hz.muhammed
    • hangi biçimde kendimize cesaret verirsek verelim, hepimiz müslümanlıkta yaşıyoruz. // goethe
    • hangi islam toplumu allah yolunda cihadı terk ederse, allah ona zillet ve aşağılık verir. hangi müslüman toplum arasında fuhuş yayılırsa, allah onlara vereceği bela ve cezayı umumileştirir. // hz.ebubekir
    • her şeyin zekatı vardır; bedenin zekatı da oruçtur. // // hz.ali
    • insanlardan iki kişi dahi olsa, kureyş’in hakkı devam edecektir. // hz.muhammed
    • islam bizden, ne tamamen ruhanileşe rek melek olmamızı istemekte, ne de tamamen maddileşerek şeytanlaşmamı zı. çünkü bu ikisinden yeteri kadarını, allah zaten yaratmıştır. // muhammed hamidullah
    • islam garip olarak zuhur etti, ileride yine başladığı gibi garip olarak zuhur edecek; ne mutlu gariplere. // hz.muhammed
    • islâm’dan daha yüce şeref yoktur. // hz.ali
    • islam’ı konuşmak; bir inanç kültür olayını konuşmak değil, bir var oluş davasını konuşmaktır. // a.hkmet müftüoğlu
    • islam’ın temeli, ehl-i sünnet alimlerinin bildirdiklerini, inanmak ve yaymaktır. // imam-ı rabbani
    • islamiyet,başka dinlerin hurafeler ve şüpheler bataklığı ortasında çiçek temizliği ile yükselmiş, bir aklı ve fikri asaletin sembolü olmuştur. // lord davenport
    • islamiyet, bütün kölelere ve hizmetçile re iyi muamele edilmesini, onlara merha met ve şefkatli davranılmasını emretmiştir. // van denberg
    • islamiyet; devleti yıkan değil, devlet kuran bir dindir. // // hekimoğlu ismail
    • islamiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar. // b.said-i nursî
    • islamiyet kitaplarda okunan değil, yaşanan bir hakikat olduğu ölçüde kıymet kazanacaktır. // erol güngör
    • islamiyet’i öyle diri yaşa ki, seni öldürmeye gelen, sende dirilsin. // sezai karakoç
    • islamiyet olmasa idi,türkler çeşitli, farklı sosyal varlıkları birleştirerek cihan hakimiyeti sahibi olamazlardı. // papa innocent
    • islamiyet’i yaşayan kimse; hem şahsi, hem ailevi hem de sosyal hayatında ibadet ediyor demektir. // hekimoğlu ismail
    • kabul edilen bir haccın mükafatı, cennetten başka bir şey olmaz. // hz.muhammed
    • kendi nefsin için sevdiğin şeyi, tüm insanlar için sev ki, müslüman olabilesin. // hz.muhammed
    • kim müslümanların meseleleriyle ilgilen- mezse, müslüman değildir. ve kim “ey müslümanlar” diye feryat eden birinin sesini duyar ve onun yardımına koşmazsa müslüman değildir. // hz.muhammed
    • mekke,kalma ve oturma yeri değildir. hac ibadetini yerine getirdikten sonra mekke’de kalma süresi üç gecedir.
    hz.muhammed
    • müslüman; çağın gözüyle islâm’a bakmaz, islâm’ın gözüyle çağa bakar. // r.özden ören
    • müslüman, savaş delisi değildir. // hasan turabi
    • müslüman’ı terk, onun kanını akıtmak gibidir. // // hz.muhammed
    • oruç tutmak güçtür, çetindir ama allah’ın kulu kendisinden uzaklaştırma sından, bir derde uğratmasından daha iyidir. // mevlâna
    • oruç tuttuğun zaman başına yağ sür ve yüzünü yıka, ta ki gizlide olan babana oruçlu görünesin. // // hz.isa
    • peygamberlerin sayısı, yüz yirmi dört bindir. bunlardan resul olanlar, üç yüz on beştir. // // hz.muhammed
    • ramazanda oruç tutmayan, bayramın adını duyamaz. // cenap şahabettin
    • sen babanın yerine hacca git. hayrını artıramazsan, şerrini de artıramazsın. // hz.muhammed
    • sizi islâm’a öylesine bir nispette men sup sayayım ki, benden önce kimse böy le bir nispeti söylememiştir; islâm, teslim oluştur; teslim oluş, yakındır; ya kın gerçeklemedir; gerçeklemek, ikrar dır; ikrar, emre uymaktır; emre uymaksa, o emirleri yerine getirmektir. // hz.ali
    istek-istemek


    • başıma gelenleri benimsiyorum, seviyo rum. zira, allah’ın benim için istediği şey, benim istediklerimden daha iyidir. // epiktetos
    • bedelini ödemesi zorunluluğu bulunma yan güçlü istek yoktur. isteğin en yüksek bedeli ise, gerçekleşmesidir. // elias canetti
    • bir kimse tırmanmaya istekli değilse, onu merdivenden yukarı itemezsiniz. // andrew carnegie
    • bir şeye karşı istek duymayan, ondan mahrum kalmış değildir. // cicero
    • bu dünyada yalnız iki afet vardır; biri insanın isteklerini elde edememesi, öteki de etmesidir. // oscar wilde
    • bütün gelişmeler her canlının gelir düzeyinin üstünde yaşamak istemesi gibi evrensel bir arzuya dayanır. // samuel buttler
    • hayatta en büyük isteğim, bana yapabileceğimi yaptıran olmaktır. // emerson
    • her istediğini yapamıyorsan, yapabileceğin şeyleri iste. // terence
    • her istek karşısında insan, kendine şu soruyu sormalıdır; “acaba bu istek elde edilince ne olur, edilmezse ne olur?”. // epicure
    • insan hayatının dörtte üçünü, yapamayacağı şeyleri istemekle geçirir. // diderot
    • istediğin kimseye iyilik et, onun emiri olursun. dilediğin kimseden iste, onun esiri olursun. istediğin kimseden müstağni kal, eşiti olursun. // hz.ali
    • istediğini olmak istersen, olmak istediğini saklayarak çalış. // cenap şahabettin
    • isteğin önünde,yeryüzü hiç de büyük değil. // emile alain
    • isteğine bağlı olmayan işlerde, her insan mahkumdur. // alaaddin başar
    • istekler at olsaydı, dilenciler atlı olurdu. // ingiliz özdeyişi
    • istekli olmak, kontrol altında ki bir yangını ifade eder. // n.vincent peale


    • istekli misiniz? hemen bu dakikayı kullanınız, yapabileceğinize inandığınız işe başlayınız. // goethe
    • istemeden verme, isteyince de ayağına götürme. // // cleobul
    • istemek, “istiyorum” demek değil, harekete geçmektir. // andré maurois
    • istemek, kavuşmanın müjdesidir. // imam rabbani
    • mutlak ile istek, bir arada olamazlar. // epiktetos
    • neyi başaracağınız; neyi, nasıl ve ne kadar istediğinize bağlıdır. // muhammed bozdağ
    • rabbimi, isteklerimin olmaması ile bildim. // hz.ali
    • yerinde ve zamanında istemesini bilen kimse için, alamayacağı ve yapamayacağı bir şey yoktur. // napoleon
    • yüksek istekler gerçekleşmemiş olsa da, ger çekleşmiş alçak isteklerden daha değerlidir. // goethe

    isyan

    • ara sıra çıkarılan küçük isyanlar, hükümetin sağlığını koruyan ilaçlardır. // t.jefferson
    • ara sıra isyana yönelecek olursan; hatır la ki, kainatı yargılamak imkansızdır. onun için kaygılarını sürdürürken bile, kendi kendinle barış içinde ol. görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya güzeldir. // buda
    • ayaklanma, deviremediği hükümetleri sağlamlaştırır. hükümet bir ayaklanma dan sonra, friksiyondan sonra ki bir insan gibi kendini daha rahat hisseder. // victor hugo
    • baskıya başkaldırmayan kişi, kendine karşı adaletsizdir. // halil cibran
    • baş kaldıran insan, hayır diyen insandır. // albert camus
    • baş kaldırma kafaya yakındır; ayaklanma mideye. // victor hugo
    • baş kaldırmalar, halkın depremleridir. // victor hugo
    • en kötü isyanları, aç kalan karınlar doğurur. // f.bacon
    • her aminde bir asilik vardır. // orhan kemal
    • isyan ediyorum, öyleyse varım. // albert camus
    • isyan etmemiz gereken yerde susma günahını, insanlardan korkanlar yaratır. // franz kafka
    • isyan mikrobu, salgın bir hastalığın kinden daha çabuk yayılır. // c.heaven
    • isyanınız nefsinize, itaatiniz rabbinize olsun. // a.geylani
    • yenilgiye değil, savaşa; köle olmaya değil, köleliğe; zenginliğe değil, yoksulluğa baş kaldırırım. // sydney j.hart



    • abd’de yaptığımız işlerin üçte biri, önce den yapılmış olan işleri kapsamaktadır. // juran
    • allah indinde ki değerini,dereceni bilmek istiyorsan, seni hangi işte bulundurduğu na bak. // ataullah iskenderi
    • allah’a hamdü sena ile başlamayan her mühim işin, feyzi ve bereketi olmaz. // hz.muhammed
    • allah’ım bana sevgini, seni sevenin sevgisini ve sevgine ulaştıracak işleri nasip et. // // hz.muhammed
    • ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. // ziya paşa
    • başkalarına iş yaptırmak, onlara bu işi içten istemekle olur. // dale carnegie
    • bazen işlerin iyiye gittiğini görmek isterseniz, kontrolü kendi elinize almak zorundasınız. // // clint eastwood
    • bazı kimseler, büyük işler görmek için dünyaya gelmişler, bazıları da küçük işler görürler. // // dostoyevski
    • bilerek yapılan az iş, bilmeyerek yapılan çok işten hayırlıdır. // hz.ali
    • bilgili insanlar işini maaş karşılığı değil, bir hayat görevi olarak yerine getirir. // konfüçyus
    • bir beyaz rahip, bana bir bölüğün işinden daha fazlasını görmüştür. // mareşal lyautey
    • bir çıra gibiydiler, işleri ışıklarından çoktu. // a.nihat asya

    • bir insan, işini iyi yapmak istiyorsa iki işi bir arada yapmamalıdır. // lautreamont
    • bir insanın ilk işi nedir? cevap açık; kendisi olmak. // henrik ibsen
    • bir iş bir kere geri kalırsa, bir daha ilerleyemez. // // hz.ömer
    • bir iş yapmak istediğin zaman, allah sa na o işten kurtuluş gösterinceye kadar, yahut allah sana bir çıkış kapısı yaratın caya kadar yavaş ve temkinli davran. // hz.muhammed
    • bir işe başlarken, yeterli paranın olmamasını dert etmeyiniz. sınırlı olanaklar bazen bir belâ değil lütuftur. zira, yaratıcılığı hiçbir şey bu kadar teşvik etmez. // hilmi yavuz
    • bir işe beraber girdiğin insanlara, o işi kendi işleri olarak benimsetmezsen,o insanlardan hayır bekleme. // a.b.alcoot
    • bir işe birkaç defa yapışan ve yolu ile çalışıp da faydasını görmeyen, artık o işten vazgeçsin. // // hz.ömer
    • bir iş bir dakika önce olmaz, bir dakika sonraya da kalmaz. işte sabır, bu kader sırrına ermektir. // sezai karakoç
    • bir iş biri karışmadan da olurken onun üzerinde konuşmam yakışık olmaz. ama körün kuyuya gittiğini görür de ses çıkarmazsam, bu günah olur. // şeyh sadi
    • bir işe hemen başlama; iyice düşün, bir hastalık başlamaya görsün, dünyanın bütün ilaçlarını getirsen yine faydasızdır. // ovidius
    • bir işe girişmek için iyi bir gerekçemiz yoksa, ona başlamamak için iyi bir nedenimiz var demektir. // cicero
    • bir işe ne kadar çok insan karışırsa, o iş o kadar çabuk biter. // homeros
    • bir işi başarmadan, başka bir işe başlamayınız ve o işi yaparken sanki bütün hayatınız ona bağlıymış gibi hareket ediniz. // eugene grace
    • bir işi doğru yapmak, niçin yanlış yapıldı ğını açıklamaktan daha az zaman alır.
    henry wodsworth


    • bir işi kimsenin yanlış bulamayacağı kadar kusursuz yapmak isteyen insan, hiçbir şey yapamaz. // h.newman
    • bir işin en zor yanını düşün ki, yaparken güçlük çekmeyesin. // s.johnson
    • bir metre iş yapmayı, bir kilometre söz vermeye değişmem. // james howel
    • bize değer kazandıran şeyler, yaptığımız işlerdir. // g.bangraft
    • bugün yapabileceğin bir işi yarına bırakma; çünkü bugün ondan hoşlanırsan, yarın yine yapabilirsin. // mehmet kaplan
    • bugünkü işini, yarına bırakma. // b.franklin
    • bütün büyük işler, küçük başlangıçlarla olur. // cicero
    • büyük işlerde herkese yaranmak zordur. // solon
    • dünyada en güç iş, işsiz gezmektir. // leg rosten’s
    • dünyada zor işler, ister istemez kolaydan ve büyük işlerde mutlaka küçükten başlar. // lao tzu
    • dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapıl dığını bilirken, başka birinin nasıl yapa madığını ses çıkarmadan seyretmektir. // t.h.white
    • eğer bir iş iyi başlarsa kötü, kötü başlarsa rezalet biter. // e.gibbon
    • elde etmek mükafatını kazanamasam bile, o işte işe girişmiş şerefine ererim. // la fontaine
    • en büyük işler, büyük hayaller kurma özelliği olan insanlarca başarılmıştır. // william russell
    • en emin işler,şöhret hırsına, onura, gösteriş arzusuna dayananlardır; bu duygular hiçbir zaman ölmez. // h.de balzac
    • en küçük iş, en büyük niyetten daha iyidir. // l.eisenbery
    • en sıradan iş bile, büyük başarılar getirme potansiyeline sahiptir. // h.jackson brown
    • eninde sonunda yapacağınız iş bekledik çe, içinizde bir ıstırap olarak derinden sizi tüketecektir.
    ismail ergün // • hangi büyük iş vardır ki, ilk başladığı zaman bir «ifrat» sayılmasın? // stendhal
    • hangi işe girersen, önce sonunu düşün; sonu düşünülmeyen işler, insana zarar getirir. //
    yusuf has hacib
    • herkes bir iş için yaratılmıştır. // imam-ı rabbani
    • herkesin işi demek, hiç kimsenin işi demektir. // // akif cemil
    • herkesin kendine göre üstesinden gelebileceği bir iş vardır. // tennesse williams
    • herkesin payına düşen bir iş var bu dünyada. // // jean anouilh
    • hiçbir iş görmeyen insan, hiçbir şeyi sevmez. // emile alain
    • çıraklığını yapmadığınız bir işin patron luğuna soyunmak; hayalden öteye gidemez. // // a.f.y.
    • çok iş de çırak olacağına, bir iş de usta ol. // imam-ı gazali
    • eğer bir insan yaptığı işten daha büyük değilse, o iş için çok küçüktür. // roy pearson
    • iman mescitlerde, silah korkaklarda, para cimrilerde, karar yetkisi de zayıflarda olursa işler yürümez. // hz.ebubekir
    • inan bana, dünyamızda yapılacak çok iş var. // dostoyevski
    • insan; bir işin delisi olmadan, akıllısı olamıyor. // ali suad
    • insan için iş çoktur. fakat tutacağın işten ak yüzle çıkmayı düşünmek lazımdır. // hz.ömer
    • insan işine, işsiz kalıncaya kadar küfreder. // sinclair lewis
    • insan kendini var gücüyle eserine vere meyeceğini hissetti mi, ona yarı girişmektense kalkıp gitmeli, gezmeli, başka iş görmelidir. // alfred de vigny
    • insan, yaşlanınca gençliğinden daha çok iş yapmalıdır. // // goethe
    • insanın başka işi yoksa, sevmekten de bıkar. // kemal tahir

    • insanın yaptığı işler, tanrıların gözünden kaçmaz. // ovidius
    • istişare etmeden (danışılmadan) yapılan iş, isabetli olmaz. // // hz.ali
    • iş, aşkın görünür halidir. // halil cibran
    • iş; bizi can sıkıntısı, kötülük ve ihtiyaç gibi üç büyük felâketten uzak tutar. // bossuet
    • iş çoğaltmak, iş bilmemekten ileri gelir. // namık kemal
    • iş dünyasında ki bir çok hata; ya yete neksizlik ya da dar görüşlülükten kay naklanır. bazen de detayların arasında ki önemli olayları göremeyenlerin başarıları, bir an başarısızlığa dönüşür. // p.s.delanay
    • iş görmek istiyorsanız, az laf etmek istiyorsanız; çok kalabalık ekip kurunuz. // mancur olson
    • iş hayatı denilen şeyin; iş değil, hayat olduğunu geç kalmadan öğrenin. // b.c.forbes
    • iş hayatının ruhu, hızlı olmaktır. // chesterfield
    • iş keyfi engeller ama farklı keyifler getirir. // william feather
    • iş yağa benzer. işten başka bir şeyle karıştırmanın imkanı yoktur. // j.graham
    • iş yaşamında tatminsizlik, gelişme ve büyüme için şarttır. // st.augustine
    • işi çok olanın, gözyaşı dökmeye zamanı yoktur. // lord byron
    • işi, sonu taçlandırır. // lesage
    • işin başını sıkı tutan, sonunu elden kaçırmaz. // ali suad
    • işin değiştirilemez yasası; kelimeler keli me, açıklamalar açıklama, sözler sözdür ama sadece performans gerçektir. // harold s.green
    • işin ilk yüzde 90’ı sürenin yüzde 10’unda bitirilir. kalan yüzde 10’da diğer yüzde 90’ında. // murphy yasası
    • işini erteleyen insan, işinin hiçbir zaman yapılmaması riskine giren insandır. // baudelaire
    • işinin yapılmasını istiyorsan kendin git, istemiyorsan başkasını gönder. // b.franklin
    • işinizi allah’tan korkanlarla istişare ediniz. // hz.ömer
    • işinle ne kadar küçük olursa olsun, ilgi len; çünkü hayatta ki dayanağın odur. // buda
    • işler iş olarak şerefli veya şerefsiz diye ayrılmazlar, yapılışlarında ki maksada göre şerefli veya şerefsiz olurlar. // aristoteles
    • işsiz insan, durgun su gibidir. kısa süre bozulup kirlenir. // normand
    • iyi bir iş yapmanın en büyük ödülü, o işi yapmış olmaktır. // // emerson
    • iyi iş, bir başkasının yüzüne mutluluk gülücüğü konduran iştir. // hz.muhammed
    • iyi işin, iyi bir şey üzerinde yapılması iyi olur. kötü şeyin kötü şey üzerine yapılması fesat olur. // hz.muhammed
    • kimsenin görmesini istemediğin bir işi, yalnız kaldığın zaman da yapma. // hz.muhammed
    • kişiler olacak işler için doğuya,olmuş işler için batıya bakarlar. // d.malloch
    • küçük işlere takılıp kalan adam, büyük işler başaramaz. // la rochefoucauld
    • küçük işleri iyi yapmak, büyük işleri daha iyi yapabilmeye giden yoldur. // lamb
    • önümüzde bizi bekleyen iş, asla arkamızda ki güç kadar büyük olamaz. // r.herrick
    • önüne gelen her işe; daima olumlu sonuçlandırmak niyeti ile başla. işin kompetanının kendin olduğunu düşünerek hareket et. // shelley
    • sen işini bitirmezsen, iş seni bitirir. // cavidan tümerkan
    • seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir gün bile çalışmış olmazsın. // konfüçyus
    • sürekli işlerin kötüye gideceğini söyleyip duruyorsanız, bir kahin olmak için iyi bir fırsat yakalamışsınızdır demektir. // maria edgeworth
    • taşlar değil, yapılan işler anıtları oluşturur. // j.lothorpmoley
    • varlığı sence değersiz görülen ve göze batmayan ameller; kabule yakın olanlardır. // ataullah iskenderi
    • yalnız işsiz olanlar değil, daha iyi işler yapabilecek olanlarda,başı boştur. // sokrates
    • yapılmış küçük işler, plânlanmış büyük işlerden çok daha iyidir. // peter marshall
    • yapmaları gereken işlerden başkasını yapanlar, bir hiç sayılmaya yaraşır. // beydeba
    • yapmamız gereken işleri yarım bıraktık, hiç yapmamamız gereken işleri de çoktan bitirdik. // incil
    • yaptığınız iş ne kadar insanı mutlu ediyorsa, bu işiniz o derecede büyük ve değerlidir. // // hutcheson
    • yaptığınız işin en iyisini,bir de zamanında yapın, o zaman dağ başında bile olsanız, insanlar sizi bulur. // thomas moore
    • zor bir işi geciktirmek, onu imkansız bir işe dönüştürür. // george h.lorimer

    itaat

    • allah ve resulüne itaat ettiğim müddetçe, bana itaat edin. şayet ben, allah ve resulüne isyan edersem, artık bana itaat yoktur. // hz.ebubekir
    • allah’a isyan yolunda, hiçbir insana itaat edilmez. // // hz.muhammed
    • allah’ı tanıyan ve itaat eden, zindanda da olsa bahtiyardır. o’nu unutan sarayda da olsa zindandadır, bedbahttır. // b.said-i nursî
    • bilginlere itaat ediniz, çünkü onlar dünya ve ahretin kandilleridir. // hz.muhammed
    • bugün itaat eden, yarın komutan olur. // emerson
    • cenab-ı hak’la peygamber efendimize itaat eden saadete kavuşur, asi olan dalalete kavuşur. // hz.ebubekir
    • emre itaat; iyilik emredildiği zamandır. // hz.muhammed
    • emretmeyi bilmek için itaat etmeyi bilmelidir, deniliyor. bana kalırsa, kırk yıl itaat eden bir insan, artık komuta etmeye kabiliyetli değildir. // napoleon
    • halıka itaat, mahlukata şefkat. // imam gazali

    • fazla taşkınlık, itaatsizliği doğurur. cim rilik de bayağılığı meydana getirir. fakat bayağı olmak, itaatsiz olmaktan iyidir. // konfüçyus
    • itaat; başarının anası, selâmetinde karısıdır. // aeskhylos
    • itaat etmek, insana itaat ettirmek hakkını verir. // // emerson
    • itaat etmesini bilmeyen, hükmetmesini de bilmez. // aristoteles
    • itaat, her kapının anahtarıdır. // g.mac donald
    • kadınlara itaat, nedamettir. . // hz.muhammed
    • kumanda hakkını, yalnız itaat verir. // emerson

    itibar

    • insanı elbisesine göre karşılarlar, bilgisine göre ağırlarlar. // rus özdeyişi
    • ne kadar utanılacak bir mevkie düşmüş olursak olalım, itibarımızı tekrar yerine getirmek daima elimizdedir. // la rochefoucauld
    • sırf ahlaki bir endişeye tabi olarak kadın ları mümkün olduğu kadar açık saçık görmeyi tercih ettiğimi itiraf ederim. çıplak kadın tamamıyla zararsızdır. // ahmet haşim

    itiraf

    • itiraf geciktikçe, zorlaşır. // mustafa güngör

    iyi

    • ayaktaki bir işçi, oturmakta olan bir beyden çok daha iyidir. // b.franklin
    • bir erkeğe göre “erkeğin iyisi” ile, bir kadına göre “erkeğin iyisi” aynı şeyler değildir. // // ortega y.gasset
    • bugün çok mutluyum,çok iyiyim, harikayım diyenlerden daha iyiyim demeyi bir deneseniz. // korak
    • daha iyi olmaya çalışmayan, iyi olarak da kalamaz. // // oliver cromwell
    • en büyük iyi, adaleti gerçekleştirmedir. // lamennais
    • en fenadan iyiyi öğren, en iyiden fenayı öğrenme. // // peyami safa
    • en iyi eğitimli kişi, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır. // // helen keller
    • en iyi, iyinin düşmanıdır. // voltaire
    • en iyi,kendileri de öğrenme sürecinde olan insanlardan öğrenilir. // h.jackson brown
    • en iyisi, ortasıdır. // hz.muhammed
    • en iyi ödül, insanın içinin rahat olmasıdır. // aristofanes
    • en iyi şey; arkanızda değil, daima önünüzdedir. // // jaeger
    • en iyi tahminci, en iyi kâhindir. // cicero
    • en iyi, yeterince iyidir. // alman özdeyişi
    • en iyi yolu bulmak, en kötüsünü bulmaktan çok daha kolaydır. // thomas moore
    • en iyiler bile, bencil düşüncelerden uzak değillerdir. // victor hugo
    • en iyisi, ucuz olanıdır. // b.franklin
    • gerçekte iyi olan kişi, hiçbir zaman mutsuz olamaz. // konfüçyus
    • her şey başlangıçta, en iyi halindedir. // b.pascal
    • her şeyden önce iyi olalım, ondan sonra mutlu oluruz. // // j.j.rousseau
    • her şeyi iyi yanından gör. // thomas jefferson
    • her şeyin en iyisi olmaya çabalayanlar, en azından bir çok şeyin en iyisi olabilir. // p.d.stanhope
    • herkes için iyi olmayan, hiç iyi değil demektir. // // henry ford
    • hiçbir şey, kötüye gitmeden iyiye gitmez. // hasan yılmaz
    • insan tabiatında ki iyiye doğru eğilim, suyun aşağı doğru akmasına benzeyen bir eğilimdir. // mencius
    • iyi bir insan bulmak, beyaz bir karga bulmak kadar zordur. // çin özdeyişi
    • iyi bir insan, hiç ölmez. // callimachus
    • iyi bir insan için yaşam zor, ölüm kolaydır. // maksim gorki
    • iyi bitirmek, iyi başlamaktan daha üstündür. // ovidius
    • iyi görüneceğine, iyi ol. // sallust
    • iyi için çaba göstermeyenler, kötülüğün işgaline düşerler. // kazım taşkent
    • iyi ile kötü, çoğu zaman yan yanadır. // voltaire
    • iyi olmak istiyorsan, kötü olduğuna inan. // epiktetos
    • iyi olmak kolaydır. zor olan, adil olmaktır. // victor hugo
    • iyi ve kötü, yan yana değil,iç içedir. iyi kötünün içine uzanır, kötü de iyinin içine. hepimiz oranları değişik olmakla birlikte, iyi ve kötünün karışımından ibaretiz. // // erol anar
    • iyi yapılan şey, yeteri kadar çabuk yapılmıştır. // julius caesar
    • iyiler, asla düşmansız olamazlar. // a.manzoni
    • iyiler,kötü kimselerle düşüp kalktıkları taktirde, kendileri hakkında su-i zan edilmesine sebep olurlar. // lâ-edrî
    • iyilerden kemlik gelmez sevdiğim. // kâtibî
    • iyilerin bağından daha sağlam bir bağ var mıdır? // goethe
    • iyilerle dost ol, kötülerden emin olursun. // hz.osman
    • iyilerle düşüp kalkarsan, onlardan olursun. // cervantes
    • iyinin kötüsü, kötünün iyisi yoktur. // erol anar
    • iyiye giden yol çok açık görünüyorsa da, bulunabilecek yoldur. // spinoza
    • iyiyi kötüden öğrenenlere, daha iyiyi anlatmak zordur. // kazım taşkent
    • iyiyle kötü, tanrının sağ ve sol elleridir. // bailey
    • kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın; iyi olacağım. // a.antonius
    • komşusu, akrabası ve arkadaşı tara fından iyi denen kimse, gerçekten iyidir. // hz.ömer


    • kötü hüküm sahibi olan insanlar, iyinin farkına varamazlar ve onu anlayıncaya kadar da onun ellerinin içinde olduğunu bilmezler. // // sofokles
    • sen bu dünyaya geldin, olabileceğinin en iyisini olmalısın. // s.fitzgerald
    • senden iyilere yerini vermesini bil. // terence
    • şu dünyada insan biraz fazlaca iyi olmalı ki, iyiyim dediğine değsin. // mariuaux
    • uyanık olun. fakirlerin hallerini amirlere söyleyenler, iyi kişilerdir. // hz.ömer
    • yaşamın ilginç yanlarından birisi de,en iyinin dışında bir şey kabul etmeyenlere genellikle en iyisini vermesidir. // w.s.maugham

    iyilik

    • aşağılık insanlara iyilik etmek,denize su taşımaya benzer. // // cervantes
    • başa kakılan bir iyilik, hakaret yerini tutar. // racine
    • başkalarında iyilik, kendinde ise kötülük ara. // // b.franklin
    • başkasının zararını isteme, kendine de zarar verme; hep iyilik yap, kendi heva ve heveslerine hakim ol. // yusuf has hacib
    • bir babanın çocuklarına yapabileceği en büyük iyilik, onların annelerini sevmektir. // thesburga
    • bir dana binlerce inek arasında kendi anasını nasıl seçer ve bulursa, insanın yaptığı iyilikler ve kötülükler de eninde sonunda gelir onu bulur. // pançatantra
    • bir insana yapılan iyiliğin hatırlatılması, onu suçlamakla aynı şeydir. // demosthenes
    • bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir. // hz.muhammed
    • bir kimseye edilecek iyiliğin en mükemmeli, o kimseyi minnet altında bırakmayanıdır. // // h.de balzac
    • bir kötülük ettinse, arkasından bir iyilik uygulamaya çalış ki, o kötülük defterinden silinsin. // hz.muhammed

    • birinden iyilik gören kimse, bu iyiliği hiç unutmamalıdır. birisine iyilik yapan adam ise, yaptığı iyiliği hiç hatırlamamalıdır. // charron
    • çıkar gözetmeyen iyilik, en yüksek ve en güzel faizi getirir. // goethe
    • daima iyilik yap ki, kendinde iyilik bul. // yusuf has hacib
    • dünyada yapılacak en büyük iyilik, korku içinde yaşayan bir kimseyi esenliğe kavuşturmaktır. // beydeba
    • eğer daha yetkin bir suretle karşılık ver mek gerekiyorsa, iyiliği kabul etmelidir. // demokritos
    • eğer hasmını mağlup etmek istersen, fenalığa karşı iyilikle mukabele et. // b.said-i nursî
    • eğer iyiliğin bir nedeni varsa, artık o iyilik değildir; eğer sonuçlar yani ödülü varsa, yine iyilik demek değil demektir. bundan ötürü iyilik, sebep ve sonuç zincirinin dışındadır. // tolstoy
    • en büyük iyilik, arkadaşına ikramda bulunmaktır. // abdullah bin abbas
    • en güzel sermaye, iyilik etmektir. // maintenon
    • ey iyilerden olabilmek için dünyalık peşinde koşan insan, iyi bil ki senin için iyilik, dünyayı terk etmektir. // hz.isa
    • fenalığa mani olmak da iyilik yapmak sayılmaz mı? // descartes
    • görünmeksizin yapılan iyiliğe, kimse heves etmez. // // h.de balzac
    • haklara ve özgürlüklere en büyük kötülük, onları kötüye kullanmaktır. // y.güngör özden
    • halka iyilik etmek, afetlerden ve belalardan masuniyeti muciptir. // hz.ebubekir
    • hayatta her zaman kötülükten çok, iyilik vardır. // descartes
    • her türlü kötülüğü yapmaya gücü yeterken kötü bir şey yapmamak; işte budur, iyilik... // andré gide
    • hiç umulmadık iyilikler vardır, yıldırım gibi düşer ve yakarlar. // h.de balzac
    • hiç, var olanın içindedir. // erol anar
    • hiçbir iyilik sahtelikle bir arada gitmez, doğru hiçbir zaman yanlışa yer vermez. // aristoteles
    • iki şer arasında kalırsam, hep daha önce denemediğim birini tercih ederim. // mae west
    • insan bütün ömrü boyunca temel ittihaz etmesi gereken bir düstur var mıdır? bu olsa olsa iyilik ve sevgi düsturudur. sana yapılmasını istemediğin şeyleri, sen de başkalarına yapma. // çin özdeyişi
    • insan, hayatında yaptığı iyilikler kadar mutlu olur. // şahabeddin ahmed
    • insan, iki şeyi unutmamalıdır; yaptığı iyiliği, kendisine yapılan kötülüğü. // ismail ergün
    • insan iyi kimselere iyilik edince, bundan duyduğu ferahlıkla karşılık görmüş olur. // plautus
    • insan kötülük yapmakta olduğu kadar, iyilik yapmakta da hınç uyandırır. // machiavelli
    • insan, tanrıya ancak öteki insanlara iyilik yapmakla yaklaşabilir. // cicero
    • insanın karşısına kötülük etmek fırsatı günde yüz kez, iyilik etmek fırsatı ise yılda bir kez çıkar. // // voltaire
    • insanlar bize kendilerine yaptığımız iyiliklerden dolayı değil, kendilerinin bize yaptıkları iyiliklerden dolayı bağlanırlar. // eugene labiche
    • insanlar böyledir işte, ettikleri önemsiz iyilikleri pahalıya satarlar. // cardinal de richelieu
    • insanlar her gece yatmadan önce, “bu gün ne kötülük yaptım, neler söyledim, neler düşündüm, neler anladım ve ne iyi lik yaptım” diye kendi kendine sormalıdır. // cornelia parker
    • insanlara yapılacak en büyük iyilik, onlara akıllarını kullanmayı öğretmektir. // moliére
    • insanların elinden, iyilik yapmak için bir şey gelmez. onlar sadece kötülük yaparlar. // voltaire
    • insanların kıymeti, yaptığı iyilikle ölçülür. // hz.ali
    • insanların yaptıkları fenalıklar, arkaların dan yaşar, iyilikler çoğu zaman kemikle riyle birlikte görülür. // w.shakespeare
    • iyi insanların bile, iyilik yapmadan usandıkları olur. // ugo foscold
    • iyiliğe gücün yetmezse, bari kötülük yapma. // f.attar
    • iyiliğe iyilik her kişinin işidir, kötülüğe iyilik er kişinin işidir. // azeri özdeyişi
    • iyiliğe karşı iyilik,adalettir. iyiliğe karşı kötülük, cinayettir. kötülüğe karşı iyilik, ihsan ve âtıfettir ve insanlığın en yüksek derecesidir. // ali fuat başgil
    • iyiliği arayan, önce ona zemin hazırlamalıdır. // mehmed feyzi
    • iyiliği doğal olarak gelişi güzel, tıpkı çiçeklerin koku saçtıkları gibi yapamazsınız, iyilikten ne çıkar? // s.maugham
    • iyiliği gizlemek, kötülüğü gizlemekten daha üstündür. // // ebu bekr-i ferrâ
    • iyiliği gizli yapanlar, tanrı’ya inananlardır. // h.de balzac
    • iyiliği; hiçbir şahsi menfaat gözetme den, sırf iyilik olsun diye yapmalıyız. // konfüçyus
    • iyiliği ve ihsanı tamamlamak, başlamaktan daha hayırlıdır. // mevlâna
    • iyiliği,yalnız iyiler anlar; kötülüğü herkes...... // // c.şahabettin
    • iyiliği yapabildiği halde yapamayan bir insan, suç işlemiş olur. // pestalozzi
    • iyiliği yapan anlamamalı, gören anlamalıdır. // seneca
    • iyiliğin alâmeti; rengin sarılığı, gözlerin yaşlılığı, dudakların solgunluğudur. // hz.ali
    • iyiliğin ilmine sahip olmayana, bütün diğer ilimler zarar verir. // montaigné
    • iyiliğin şerefi, çabuk yapılmasındandır. // hz.ömer
    • iyiliğinize inanılmasını istiyorsanız, ondan hiç bahsetmeyin. // b.pascal
    • iyilik, ahret malıdır. // ali suad
    • iyilik bilmez birisi de olsa,sen iyilik yap. zira o, mukabilinde teşekkür edene ya pılan iyilikten mizanda daha ağır basar. // hz.ali
    • iyilik, bütün meziyetleri gölgede bırakır. // lamartine
    • iyilik çabuk unutulur, kötülük asla! // r.necdet evrimer
    • iyilik düşünmek, bizi cesaretle yaşatır. // goethe
    • iyilik edecek durum ve yerde olduğu muz sürece, nankörlüklerle karşılaşmayız. // la rochefoucauld
    • iyilik ediniz, onun karşılığında kötülük göreceğinizi hiç aklınıza getirmeyiniz. // hz.ali
    • iyilik etmek zevki, geçici olmayan yegane zevktir. // çin özdeyişi
    • iyilik etmesini bilmeyen insana, bildiği başka şeylerden hayır gelmez. // montaigne
    • iyilik ettiğin kimsenin, kötülüğünden sakın. // hz.muhammed
    • iyilik güzel ahlaktır. günahta nefsini gıdıklayan ve insanların farkına varmasından hoşlanmadığın şeylerdir. // hz.muhammed
    • iyilik; halkı her şeyden önce kendisine öyle yaklaştırır ki, gerektiğinde silah bile bıraktırır. // sylvestre lacroixs
    • iyilik, hiçbir zaman boşa gitmeyen tek yatırımdır. // // don thoreau
    • iyilik, insanlık sanatıdır. // nizami
    • iyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincirdir. // // goethe
    • iyilik, iyiliği doğurur. // sofokles
    • iyilik iyilikten, kötülük kötülükten doğar. // buda
    • iyilik kahramanları olduğu gibi, kötülük kahramanları da vardır. // la rochefoucauld
    • iyilik ve tevazu, bütün düşmanlıkları yener. // amenemope
    • iyilik ya da kötülükleri, ancak sahibi bilir. // j.j.rousseau
    • iyilik yap ehli olana da, olmayana da; ehline isabet ederse yerini bulur, etmez ise ehli sen olursun. // hz.muhammed
    • “iyilik yapabildiği sürece, insan bu dünyadan ayrılamaz” diyen bir sözü okumasaydım, şimdi ölmüş olacaktım. // beethoven
    • iyilik yapan düşmez, düşse bile kırılmaz. // hanefiyye
    • iyilik yaparsam bana yardım ediniz; kötülük yaparsam, beni doğrultunuz. // hz.ebubekir
    • iyilik yapılırken, fiyatıyla ilgilenilmez. // victor hugo
    • iyilik yapma kabiliyetinde olup da yapmayan insan suç işlemiş sayılır. // pestalozzi
    • iyilik yapma lüksünü de öğrenmelisin. // o.goldsmith
    • iyilik yapmadığım günler, hayatımın kaybedilmiş günleridir. // titus
    • iyilik yapmaktan üstün bir nitelik bilmiyorum. // // beethoven
    • iyilik yapmayı bilmiyorsan, hiç olmazsa kötülük yapma. // // h.dehlevi
    • iyilikler iade edilebilme sınırı içinde kaldıkça hoşa gider; bu sınırı aşınca şükran yerine nefret kâim olur. // b.pascal
    • iyiliklerde olduğu gibi, kötü günlerimizi de bizimle paylaşacak bir dost bulabilmek, ender bulunan bir talihtir. // euripides
    • iyiliklerin en güzeli şunlardır; öç almaya gücü yeterken bağışlamak ve muhtacı bulunduğu şeyi cömertlik gereği verebilmek. // // rislan-i dımeşkî
    • iyiliksever kimse,kendisini yetiştirirken başkalarını da yetiştirmek ister. kendi bilgisini genişletirken, başkasının bilgisini de geliştirmeye çalışır. // kenf
    • iyilikseverlik, büyük bir kültür ürünüdür, kaba insanlar arasında bulunmaz. // samuel johnson
    • kim ettiği iyilikle çalım satarsa, onu geri almış demektir. // lessing
    • kötü deseler de, sen iyilik etmeye devam et. // hz.ali
    • madem ki iyi de kötü de ölüp gidecek, iyilik topunu çelene ne mutlu. // şeyh sadi
    • mutluluk ve başarı, iyiliklerin ürünüdür. kötü insan, hiçbir zaman mutlu olamaz. // juvenalis
    • ne kadar küçük olursa olsun, hiçbir iyilik boşa gitmez. // // aesopos
    • lâyık olana iyilik eden, kendisine iyilik eder. // // p.syrus
    • lâyık olmayanlara edilen iyilik, kötülük sayılır. // // ennius


    • önüne kötülük etme fırsatı çıkmamış ki şiye, iyiliğinden ötürü teşekkür edilebilir mi? // cervantes
    • senden nefret edenleri sev; iyilikten başka üstünlük alameti tanımıyorum. // beethoven
    • sofokles demiş ki; iyilik iyiliği doğurur. sonuç? doğurduğuna göre iyilik, memeli bir hayvandır. // // ilhan selçuk
    • sonun iyiliği, evvelin iyiliği kadar olur. // hz.ebubekir
    • şerri bilmeyen onun tuzağına düşer. // hz.ömer
    • terkedilen her hayır, ruha çalım atmaktır. // ali suad
    • vahşi hayvan tuzakla, ademoğlu iyilikle avlanabilir. // şeyh sadi
    • yalnız iyilik yapmak yetmez, iyiliği zarafetle yapmak da lâzımdır. // diderot
    • yapılan bir iyiliğin hatırlanması, oldukça yüksek bir faizdir. // p.syrus
    • yaptıkları iyilikten bile pişman olan, iğrenç insanlar!. // // cicero

    iyimser-kötümser

    • bir iyimserin hayal ürünü, neticede iflah olmaz şartları getirecektir. // a.f.y.
    • dünyada hem iyimserlere, hem de kötümserlere ihtiyaç vardır. ikisinden birisi olmasaydı, dünyada denge kurulamazdı. iyimserler uçağı icat ettiler, kötümserler paraşütü. // g.santayana
    • iyimser insan her felâkette bir fırsat, kötümser insanda her fırsatta bir felâket görür. // // çin özdeyişi
    • iyimser; mutlu, kötümser; mutsuz bir sersemdir. // bernanos
    • iyimser; yaranın üstünde artık kabuk, kötümserde kabuğun altında yine yara görür. // esnert schröder
    • iyimserler mümkün olan en iyi dünyada yaşadığımızı savunur, kötümserler de bunun doğru olabileceğinden korkar. // james branch cabell
    • iyimserliğin en rağbet gördüğü yerler; akıl hastaneleridir. // // stendhal
    • iyimserlik, alimleri cahillerden ayıran farktır. // chilon
    • kör karamsarlık bir milleti nasıl öldürür se, sağır iyimserlik de bir zayıflıktır. // y.kemal beyatlı
    • kötümser bir gençten daha üzüntü verici kimse, yaşlı bir iyimserdir. // mark twain
    • kötümser mi? herkesi kendi gibi sanıp, bu yüzden onlara kızan adamdır. // g.b.shaw
    • kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tü nelin sonunda ki ışığı görür, gerçekçi tü nelle birlikte ışığı hem de gelecek treni görür. // j.harris
    • kötümserler, sevinecek bir şey kalmadığı için sevinenlerdir. // m.ebner

    -izm

    • emperyalizmi ruhlarınızdan atın, o da topraklarınızı terk edecektir. // hasan el benna
    • hepsi de avrupalı olan izm’ler, idrakimize giydirilen deli gömleklerdir. // cemil meriç
    • her izm, bir mezardır. // m.selahattin şimşek
    • ideoloji; çağımızın anahtar kelimelerin den biri...vuzuhu kilitleyen bir anahtar. // cemil meriç
    • izm’ler idrakimize giydirilen deli gömlekleridir. // cemil meriç
    • ırkçılık olmadan, kapitalizm olmaz. // malcolm x
    • kemalizm geriye kapalı,ileriye açık bir ideolojidir; biz ise kırk yıldan beri ileriyi yasaklayıp geriye kapıları açan siyasal düzenler içinde yaşıyoruz. // ilhan selçuk
    • putları kırılan göçmen çocuğu, yeni bir put bulmuştur; sosyalizm. // cemil meriç



    kader-alın yazısı

    • alın yazımı değiştiremem ama, istediğim kadere de boyun eğmem. // w.shakespeare
    • alın yazın fanidir, fakat senin arzularında fanidir. // ovidius
    • alın yazısı zordur, okunmaz. // b.rahmi eyüboğlu
    • alın yazısından kaçıp kurtulmak isteyen, ona daha uzun bir iple bağlanmış demektir. // jasques deval
    • bir neslin kaderini ,bir evvel ki nesil tayin eder. // // konfüçyus
    • bir tiyatroda insanın kendisine düşen rolü anlaması gerek; kader, kişiliğimize iğrenç ve düşük bir rol oynatmaya kalkışsa, ona karşı koymasını bilmeli. // alfred de vigny
    • bir ulusun kaderi; başbakanının sindirim organlarının iyi çalışmasına bağlıdır. // voltaire
    • genelde insanın kaderi, hak ettiği şey olacaktır. // a.einstein
    • her dertli, kaderi kendine düşman bilir. // la fontaine
    • hiç kimse, kaderini değiştiremez ve kaderinden kaçamaz. // goethe
    • hiç şaşmayan saat gibi işler durur kader. // y.kemal beyatlı
    • inançlarımızdan eylemlerimiz doğar, eylemlerimizden alışkanlıklarımız medya na gelir, alışkanlıklarımızdan karakteri miz oluşur ve karakterimiz üzerine de kaderimizi bina ederiz. // henry hancock
    • insan mantığı yalnız kederden daha mantıklı olarak istenmektedir, o zaman kader olur. // thomas mann
    • insanların saadetini, felâketini doğuran başlıca nedenler; kaderin sadece iyi ya da kötü oluşu değildir. // senancour
    • kader acımasızdır, insansa küçük!. // goethe
    • kader asla değişmez? niçin? araştırdınız mı? // ahmed hulusi
    • kader, bize iyi haberci göndermez. // oscar wilde
    • kader, cesaretiyle yardım eder. // vergilius
    • kader çoğu kez alçakları yükseltir, yüksekleri alçaltır. // boccaccio
    • kader hastalığı, alın teri ile geçer. // ibrahim olcaytu
    • kader, hiçbir zaman irademe karşı koymadı. // napoleon
    • kader; iki kardeşin oynarken kurdukları hayalleri bile gerçeğe dönüştürüyorsa, sizin göz yaşlarınızla kurduğunuz hayalleri niçin gerçeğe dönüştürmesin? // m.bozdağ
    • kader, kendi elinde olmayan şeylere bağlanan kimselere karşı her zaman menfidir. // // andré maurois
    • kader, kimseyi suçlu yapamaz. // seneca
    • kader, korkunç bir düşmandır. // euripides
    • kader, şansa kalmış bir şey ya da seçim meselesi değildir. o, beklenilecek bir şey de değildir. kazanılacak bir şeydir. // w.j.byran
    • kader, tüm mutluluk gereklerini önümüze koyar, bunlara karşı nasıl mutsuzluğa düşeceğimizi görmek için. // o.marquiz
    • kadere, cahil insan pençe gösterir. // şeyh sadi
    • kaderimizle arzularımız, hemen hemen hiçbir zaman bağdaşmaz. // andré maurois
    • kaderin ağı yoktur, kucağı vardır. // akif cemil
    • kaderin amansız oluşu değildir, sorun; çünkü insan bir şeyi inatla isterse, onu elde eder. korkunç olan,istediğimiz şeyi elde ettikten sonra ondan bıkmamızdır. o zaman suçu kaderde değil, kendi isteğimizde bulmalıyız. // casere pavese
    • kaderin terazisi, durmadan sallanır. // schiller
    • kaderini seç, kendini sev. // f.nietzsche
    • kaderiniz, karar anlarında biçimlenir. // anthony robbins
    • kaderle sevgi, cesurdan yanadır. // ovidius
    • kadersiz, acısız olan var mı? // firdevsî
    • “kaza geliyorum demez” sözü, kaderin bilinemeyeceğini ne güzel ispat ediyor. // akif cemil



    • kaza ve kader; düşenleri kaldırmak, eğilenleri doğrultmak için bin bir vasıtaya sahiptir. // goethe
    • mukadder olan başına gelir. // hz.ali
    • mutlu olduğum zaman, insanları anlıyo rum sanmıştım. halbuki onlara ancak, felaket içinde tanımam yazgıda varmış. // napoleon
    • ne istediğinizi bilerek istemeye devam ettiğiniz sürece, kaderinizde size vermeye devam edecektir. // m.bozdağ
    • ne kadar isen, kaderin oncadır. // m.rasim mutlu
    • tanrı: bütün yaratıklardan, “kader defteri” ni saklar. // a.pope
    • yarın ne olacak sorunlarını unut, kaderin yaşamına son verdiği bu günü yanına kar say. // // roman horace
    • yaşamdan ölüme gitmek, insanın alın yazısıdır. // // yüan wei
    • yazgının insanlara bir iyiliği de, namuslu işlerin aynı zamanda en yararlı işler olmasıdır. // quintilian
    kadın

    • alcides’in eşi mi?, alcides’ten başka kimse ona benzemez. // seneca
    • alelâde bir kadın nazarında, her erkek daima erkektir; ama kalbinde sevgi olan bir kadın için, aşığından başka erkek yoktur. // j.j.rousseau
    • allah’a kırık kalbini ver ki, onu tamamla sın. kadına tamam kalbini ver ki, parçalasın. // // e.prest vicher
    • bana göre en korkulacak şey, kadınlardır. //
    said b.müseyyeb
    • batıda kadına erkeğin önünde, doğuda ise arkasında yer verilmiştir. fakat rollerinde bir fark yoktur. birincisi erkeği istediği yere sürükler, öteki ise iter. // kazım taşkent
    • bazı kadınlar öpüldükleri zaman kızarır lar; bazıları küfreder, bazıları polis çağı rır, bazıları da ısırırlar,ama en kötüleri; öpüldükleri zaman kahkaha atanlardır. // p.perimee
    • bir çok kadınlar, “filancanın karısı” diye anılmak için evlenirler. // mabel rass
    • bir erkeğin aklını almayı kasteden kadın, daima işine elverecek kadar zaman bulur. // cenap şahabettin
    • bir evin temeli çürük ise, yine de bir müddet dayanır. fakat içinde ki kadın fena ise, hemen yıkılır. // imam şafii
    • bir kadın, acılarını gizleyecek gücü aşkında bulur. // h.de balzac
    • bir kadın, anne olana kadar çocuktur. // strindberg
    • bir kadın; aşk mevzuunda dalgın görünü yorsa, ondan korkun! fırsat kolluyordur. // g.verga
    • bir kadın; aynı zamanda hem sevdalı, hem de anne olamaz. // andré maurois
    • bir kadın, bir koca buluncaya kadar gele ceği konusunda endişelidir. bir erkek ise ancak bir kadınla evlendikten sonra gele ceği konusunda endişelenmeye başlar. // g.b.shaw
    • bir kadın fırsattan yararlanan erkeği affe der ancak, fırsatı kaçıran bir erkeği asla. // p.merimee
    • bir kadın her şeyi affeder, yalnız reddedilmeyi affetmez. // alfred de musset
    • bir kadın,kendi kızından on yaş daha genç göründüğü sürece gayet memnundur. // oscar wilde
    • bir kadın kısık sesle konuşuyorsa, bir şey istiyor demektir. sesini yükseltiyor sa, bilin ki istediğini elde edememiştir. // elbert hubbard //
    • bir kadın; mutfakta iyi bir aşçı, yatakta iyi bir orospu, evin dışında ise hanımefendi biri olmalıdır. // seneca
    • bir kadın otuz yaşına geldiğinde, poposuyla yüzü arasında bir tercih yapmak zorundadır. // coco chanel
    • bir kadın ya güzel, ya zengin olmaya mecburdur. güzelliğiyle erkeğin gönlünü kazanır, zenginliğiyle satın alır. // r.necdet kestelli
    • bir kadın ya kendi yaşamını sürmek için yaşar ya da yaşamadığına yakınmak için. // d.h.lawrence
    • bir kadın ya sever ya da nefret eder, ortası yoktur. // p.syrus
    • bir kadına en uygun olan erkek, en çok sevdiği erkektir. // sean o’casey
    • bir kadına yapmaması gerekenleri söyle mek, ona neler yapabileceğini göstermektir. // ispanyol özdeyişi
    • bir kadından gelen derdi, gene bir kadın iyileştirebilir. // alphonso daudet
    • bir kadını, erkeğin ufacık bir ilgisinden daha fazla hiçbir şey gençleştiremez. // s.maugham
    • bir kadının giyebileceği en güzel giysi, sevdiği erkeğin kollarıdır. // m.s.forbes
    • bir kadının haklı olmaktan anladığı şey, tüm suçun onda olmamasıdır. // sophie arnould
    • bir kadının, iki aşkı olmaz. // h.de balzac
    • bir kadının negatif yanlarını mı öğrenmek istiyorsun? hemen onu bir başka kadınla öv. // // amiel
    • bir kadının sevgilisine söyledikleri, rüzgarların ve hızla akan suların üzerine yazılamalıdır. // // catuli
    • bir kadının şöhreti; hiç tanınmamak, şerefi; kocasına itaatli olmak, saadeti; aile fertlerini mesut görmekten ibarettir. // ülkü tamer
    • bir kadının yüzünde taşıdığı ifade, sırtına giydiği elbiseden daha önemlidir. // amerikan özdeyişi
    • bir karı kocanın tartıştıklarını görürse niz, kadını savunuruz, çünkü kocanın savunmaya ihtiyacı yoktur, o her zaman haklıdır. // // faye walker
    • bir koca yalnızca bir erkektir. oysa evli bir kadın; hem bir erkek, hem bir baba, hem bir anne hem de bir kadındır. // h.de balzac
    • bir kurşunla vurul da, bir kadına vurulma. // f.nafiz çamlıbel
    • bir sevgilisi olan kadın; melek, iki sevgilisi olan kadın; bir canavardır. üç sevgilisi olan kadın ise gerçek kadındır. // victor hugo
    • bir yıldıza iki nedenden ötürü bakarsı nız; parlaktır,anlaşılmazdır. yanı başınız da çok daha yumuşak bir pırıltı, çok daha büyük bir bilmece vardır; kadın. // victor hugo
    • bütün kadınlar, bakire doğarlar. // paul valéry
    • çirkin kadın yoktur, güzel görünmesini bilmeyen kadın vardır. // la bruyére
    • çirkin kadına güzelsin demek, ona bir hazine bağışlamaktır. // r.necdet evrimer
    • dediklerine bakılırsa, yeryüzünde ara mışlar aramışlar, bir tek dilsiz kadın bulamamışlar. // plautus
    • değirmen ve kadın, durmadan bir şey ister. // guazzo
    • doğanın yarattığı tek şaheser, kadın denilen yaratıktır. // lessing
    • doğum yapan her şey dişidir. kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini erkekler de anlamaya aşladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır. // kızılderili özdeyişi
    • dünya kadınlarla doludur, kadınlar ise hile ve desise ile dolu. // gelett burgess
    • dünyada bir kadın için, herhangi birini etkisi altına aldığını bilmesi kadar zevkli bir şey yoktur. // h.de balzac
    • dünyada en iyi kadın, anasından doğmayandır. // firdevsi
    • dünyada hiçbir baykuş, çirkin ve ahlaksız bir kadın kadar meş’um değildir. // r.necdet kestelli
    • dünyada kötü kadından daha kötü bir varlık yoktur. fakat, iyi kadından daha iyi varlık da yaratılmamıştır. // euripides
    • dünyada kusursuz iki kadın vardır; biri ölmüştür, diğeri hiç doğmamıştır. // çin özdeyişi
    • dünyanın en güzel şeyi, kadın ve çiçektir. // e.dickinson
    • dünyanın en yabani canavarı, kadındır. // menandre
    • eğer kadın iyi bir şey olsaydı, tanrı’nın karısı olurdu. // // sacha guitry
    • elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer. // tevfik fikret
    • en mükemmel kadın, çocuklarına babalarının yokluğunda baba olabilecek kadındır. // goethe
    • en tatlı kadın dahi, acıdır. // f.nietszche
    • erkeği erkek yapan, kadındır. // emile zola
    • erkeği evinden kaçıran; damın akması, bacanın tütmesi ve karının çenesidir. // chaucer
    • erkekleşen kadın, kadınlaşan erkek kadar zevki selimi tırmalar. // mektupçu agah
    • erkeksiz kalan kadın üzülür, kadınsız kalan erkek aptallaşır. // thomas mann
    • erkekte ölen en son organ, kalptir, kadında dil. // george chapman
    • evli hanımlar genç kocaların sevgilileri, orta yaşlı erkeklerin hayat arkadaşları, yaşlı erkeklerin ise hastabakıcılarıdır. // francis bacon
    • gökyüzünün yarısını kadınlar taşır. // çin özdeyişi
    • görgüsüz kadın; burun tarafı yırtık bir çorap gibi, insanı rahatsız edici bir şeydir. // r.halid karay
    • günde bir kez olsun kocasına evlendiğine, evleneceğine pişman etmeyen kadın azdır. // la bruyére
    • güzel kadın gözü, iyi kadın gönlü okşar. // napoleon
    • güzel olmayan bir kadın, hayatın sadece yarısını tanıyor demektir. // madame selge
    • hanımlarla dolu bir çay davetinde, kadın sever sineğin bir kulağıma şunu vızıldadı; “tuvalet kremi yalamaktan midem bulandı!” // r.halid karay
    • hepimizin her şeye gücü yetmez; şerit arşınlamak çerçilere, dilencilik etmek keşişlere, dört bir yanı süslemek kuşlara, takır takır çene çalmak da kadınlara özgüdür. // anatole france
    • her iyi kadın, erkek için mukaddes bir kalkandır. // // h.e.adıvar
    • hırçın kadın, dinmeyen bir fırtınadır. // r.necdet evrimer
    • hiçbir kadın, yalnız kaşı gözü sayesinde güzel olamayacağı gibi yalnız konuşma sıyla da ince zekalı sayılmaz. // richard steele
    • hiçbir kadın yoktur ki, “seni seviyorum” sözü önünde hissiz ve lâkayt kalabilsin. // y.kadri karaosmanoğlu
    • hürmet ve beğenisini kazanmak istediği miz bir kadın kadar, hiçbir şey bizi erdem ve fedakarlığa teşvik edemez. // voltaire

    • islam kadını dişiliğiyle değil, kişiliğiyle var olandır. // // ahmet selim
    • işte kadın! ne olurdu ellerine düşmeden kollarına düşebilseydik. // a.birce
    • iyi bir kadın bir erkeği etkiler, zeki bir kadın onda ilgi uyandırır, güzel bir kadın onu büyüler, anlayışlı bir kadın ona sahip olur. // helen rowland
    • kadın, acâib-i mahlûkattandır. // a.hamid tarhan
    • kadın alçaldıkça, utanması da kaybolur. // herodot
    • kadın bakarken sadece evlenmeyi, evlendikten sonra her şeyi ister. // w.shakespeare
    • kadın başarılı oldukça, kendi prensini bulma arzusu daha çok şiddetlenir. // i.d.yalom
    • kadın, çalındıktan sonra duvara asılacak bir keman değildir. // alman özdeyişi
    • kadın, çok defa en çok hoşlandığı şeye dudak büker. // w.shakespeare
    • kadın; daha gelmemiş bir dünyanın erdemleriyle ışıldayan, el değmemiş güzel bir değerli taş gibidir. // f.nietzsche
    • kadın deniz gibidir, hiç güvenmek olmaz. // tevfik fikret
    • kadın, dost kadar nadir değildir. // boccaccio
    • kadın duyduğuna inanır, erkek gördüğüne. // marcel achard
    • kadın, dünyaya egemen olan bir tutukludur. // j.beattie
    • kadın eliyle açılan gönül yarasını, yine bir kadın eli sarar. // r.halid karay
    • kadın, en kederlisi eğlence düşkünü bir tâife. // a.hamid tarhan
    • kadın; erkeği erkekten daha çok sevdikçe yücelecek olan erkeğin, en tehlikeli oyuncağıdır. // // e.froom
    • kadın, erkeği kılıçsız zapt eder ve ipsiz bağlar. // tos
    • kadın, erkek birbirini ikmâl eder diyorlar; halbuki alelekser biri diğerini tenkis eder. //
    cenap şahabettin

    • kadın; erkeklere zevk verir,keder verir, dert verir. // // anatole france
    • kadın erkekten, aslan yüreği içinde kuzu itaati ister. // cenap şahabettin
    • kadın erkekten yüksektir fakat düşünce, erkekten aşağı düşer. // cenap şahabettin
    • kadın evlenince iradesini, erkek de bencilliğini bırakmalıdır. // honore de balzac
    • kadın gibi dert olmaz, insan başına. // plautus
    • kadın gölge gibidir, kendisini takip edenden kaçar, önünden gidenin arkasından koşar. // arap özdeyişi
    • kadın her gerilemeden sonra tekrar yürüdü mü daha fazla mesafe alır, erkeğe muhakkak eskisinden daha yaklaşmış olur. // r.halid karay
    • kadın, her şeyi gören gözü bile aldatır. // dostoyevski
    • kadın; ilk öpücük sırasında neler kazanacağını bilmez, fakat son öpücükte neler kaybettiğini bilir. // h.de balzac
    • kadın insansı ile insan arasında bir köprüdür. // a.f.y.
    • kadın kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken. koklamasını bilirsen gül olur, tutmasını bilmezsen diken. // r.halid karay
    • kadın kısmı her zaman bekler, bir yaşa kadar umutla, ondan sonra umutsuzca bekler. // // monherlant
    • kadın kısmı kediye benzer. sevmek istersen kaçar, yüz vermediğin zaman yaltaklanır. // h.rahmi gürpınar
    • kadın kısmının yalnız kendisinin bildiğini sır, dünya yüzünde yoktur. // s.faik abasıyanık
    • kadın kocasını daha az sevmeli, fakat da ha çok anlamalı; erkek karısını daha çok sevmeli, fakat anlamamaya çalışmamalıdır. // oscar wilde
    • kadın, kokusunu yalnız tenhada veren bir çiçektir. // arap özdeyişi
    • kadın; melek ile şeytan arasında, tılsımlı bir köprüdür. // r.necdet kestelli
    • kadın melektir, onu şeytan eden erkeklerdir. // i.hakkı bıçakçızade
    • kadın ne kadar az hoşa giderse, o kadar vefalı olur. // // tolstoy
    • kadın olmasaydı, dünyada hayatın neşesi kalmazdı. // // mevlâna
    • kadın; o bir kelebektir ki, her önüne gelen ağaca konar ve sonra uçar. // süleyman nesib
    • kadın olsun, kitap olsun; cildine aldanma, içine bak. // cenap şahabettin
    • kadın olsunda bir sözü yanıtsız bıraksın, olacak şey değil, meğer ki dilsizini bulun. // w.shakespeare
    • kadın öyle bir konudur ki, onu ne kadar incelersen incele, her zaman yepyenidir. // tolstoy
    • kadın öyle bir melektir ki, insanın hayatına ruh ve canlılık getirir. // j.locke
    • kadın peşinde koşmanın zararı yoktur. zararı veren, onları yakalamaktır. // jack davies
    • kadın psikolojisini otuz yıldır inceleme me rağmen, büyük soruya cevap bulamadım. gerçekte kadınlar ne istiyor? // sigmund freud
    • kadın, saçı uzun aklı kısa varlıktır. // schopenhauer
    • kadın sadakatsızlığı unutur, fakat ihaneti asla unutmaz. // lady montagu
    • kadın, sevgi ile büyüyen bir çiçektir. // sacha guitry
    • kadın, süslü ve büyülü bir hiledir. // r.necdet kestelli
    • kadın, üzerinde her şeyin döndüğü vidadır. // tolstoy
    • kadın, yaratışın tacıdır. // herdeb
    • kadın yemeye,erkek içmeye başlar; mutsuz olunca. // cavidan tümerkan
    • kadın; yılanların en tehlikelisi, zehrinin ilacı bulunmaz. // bhartrihari
    • kadın yüzü, gökyüzünden daha çok değişiklik gösterir. // // g.gardony
    • kadın zayıftır, gariptir; kendini beğenmişlik onu kör eder, boş arzular onu etkisi altında tutar. // george sand


    • kadında hayvan niteliği üstündür. çün kü kadın, renge ve kokuya düşkündür. // mevlâna
    • kadında sırdaş olabilir, ancak bu sırrı paylaşarak ortak arar. // dostoyevski
    • kadından azgın hayvan, kadından azgın ateş yoktur. // // aristophanes
    • kadını güzel yapan tanrı; sevimli yapanda şeytandır. // victor hugo
    • kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet, aşktır. // dostoyevski
    • kadını parası için alacak adam, avucunu açarken gözünü kapamak lazım geldiğini bilmelidir. // r.halit karay
    • kadını yedir, giydir, mücevherle ve başka güzel şeylerle süsle, fakat ona akıl danışma. // pançatantra
    • kadının aklı cebinde değil, başında olmalıdır. // // h.de balzac
    • kadının aşkı dilenilmez, ele geçirilir. // mor jokai
    • kadının bekçisi, namusudur. // ovidius
    • kadının biri yüz dolar karşılında, istediğim fanteziyi yaşatacağını söyledi. ondan evimi, boyamasını istedim. // tony curtis
    • kadının güzel ve çirkini yoktur; erkeğin gözüne güzel veya çirkin görüneni vardır. // m.cemal kutay
    • kadının hüküm sürdüğü yerlerde şeytan; başbakandır. // cato
    • kadının ilk kıskançlığı, ihtiyarlığa ilk adımdır. // // peyami safa
    • kadının işi elden geldiğince çabuk, erkeğin ki ise elden geldiğince geç evlenmektedir. // g.b.shaw
    • kadının kötüsü kadar kötü, iyisi kadar da iyi bir yaratık yoktur. // euripides
    • kadının namusunu erkeklere karşı koruması; ününü kadınlara karşı korumasından çok daha kolaydır. // roche brune
    • kadının nefes aldığı yerde, hava bozulur. // k.kisfaludy
    • kadının sabrı, erkeğin hiddetini yener. // r.necdet evrimer
    • kadının sevdiği kimse, yarı tanrıdır. // mor jokai
    • kadınla, müziğin yaşı olmaz. // o.goldsmith
    • kadınlar ancak, gözlerinden fethedilir. // r.necdet evrimer
    • kadınlar aslında sadıktırlar, yalnızca başka kadınları aldatırlar. // l.durrell
    • kadınlar, aşklarından fazla kinlerinde de sebatkârdırlar. // // goldoni
    • kadınlar bizi sevdikleri zaman, her suçumuzu bağışlarlar. // h. de balzac
    • kadınlar, bizi kusurlarımız için sever. // oscar wilde
    • kadınlar cehennemi, yaşlılıktır. // la rochefoucauld
    • kadınlar, cehennemin kapısıdır. // aziz hieronymus
    • kadınlar, cümlelerini aşk kelimeleriyle dolduran erkeklere inanırlar. // h.de balzac
    • kadınlar daima erkeğin sükûtiliğinden, erkek de kadının o ebedi çenesinden bizârdır. // // r.necdet kestelli
    • kadınlar, erkeklerden daha çok hikmet sahibidirler, daha az bilir, daha çok anlarlar. // j.duhamel
    • kadınlar erkeklere söyleyeceklerini, gözleriyle söylerler. // a.daudet
    • kadınlar,erkeklerle eşit olmak için uğraşırlar, bunu sağladılar mı, o andan sonra erkeğe üstün olurlar. // cato
    • kadınlar gençlik için; yemek, doymak içindir; dostlar, toplum için; yolculuklar, öğrenmek için; ev,çiçek, taş ve antika şeyler, satın almak içindir. bunlar sonra insanı fazla ilgilendirmezler. ama kitap lar, hem gençlik, hem yaşlılık, hem hastalık, hem açlık, hem soğuk, hem rüzgar, hem yağmur içindir. // yüen-wei
    • kadınlar; genellikle ağırbaşlı erkeklere karşı iffetli görünürler, ama çapkınlara karşı değil. // // fonvizin
    • kadınlar; gururlarını kurtaran, yalanlardan hoşlanırlar. // g.f.atherton

    • kadınlar güçsüz olana kendini bir ödül, güçlü olana bir eşya gibi sunar. // cesare pavese
    • kadınlar; gülebildikleri zaman gülerler, istedikleri zaman ağlarlar. // ingiliz özdeyişi
    • kadınlar güller gibidir, bir defa açıldılar mı, yaprakları hemen dökülmeye başlar. // w.shakespeare
    • kadınlar, haşmetlûmada hazretlerinin saltanatı etrafında sımsıkı toplanmış, müttehit bir millettir. // r.necdet evrimer
    • kadınlar hayata ancak, kalp bağlarıyla tutunurlar. // madame de steel
    • kadınlar; hiç değişmeyen bir zevkin, değişebilir araçlarıdır. // marcel proust
    • kadınlar için otuzuncu yaş, sanki bir uçurumun üzerine kurulmuş çürük köprüdür. en kabadayıları bile oradan geçmek için senelerce düşünürler. // agâh izzet yazgaç
    • kadınlar istediler mi «sahiden» hasta olurlar, hatta kibirleri uğruna ölürler bile. // andré maurois
    • kadınlar kadar intikam almaktan zevk duyan canlı yoktur. // juvenalis
    • kadınlar, kendilerine aşık olan kimselere asla gülmezler; özellikle bu aşk, onlara taparcasına bir saygı ile sunulduğu zaman. // k.csatho
    • kadınlar; kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için can verirler. // halide edip adıvar
    • kadınlar kocalarının kendilerini tutumlu sanmalarından hoşlanırlar, en israfçı kadınlar bile. // f.hérczég
    • kadınlar; mabetlerde evliya,sokaklarda melek, evlerinde şeytandırlar. // george wilkins
    • kadınlar nebatata benzer; inkişaf için bazısı açık hava ister, bazısı limonluk. // cenap şahabettin
    • kadınlar nefret etmedikçe, kimseye kar şı tam anlamıyla haşin davranmazlar. // la rochefoucauld
    • kadınlar pek iyi bilirler ki, ne kadar boyun eğmiş görünürlerse, erkeklerini o kadar iyi idare ederler. // michelet
    • kadınlar; sade bal değil, zehir tesiri de yaparlar. // halide edip adıvar
    • kadınlar sadece insan oldukları için bile o kadar mutludurlar ki...onları ille şeytanlar ya da melekler haline koymaya ne diye çalışırız sanki. // a.schnitzler
    • kadınlar, sevmedikleri adama hiç acımazlar. // a.dumas
    • kadınlar sıradan erkeklerden hoşlanır ve erkeklerde sıradan olmak için ellerinden geleni yaparlar. // margaret meed
    • kadınlar topluluğu, iyi davranışların kaynağıdır. // // goethe
    • kadınlar yaşlılıktan, ölmekten daha çok korkarlar. // mohammed hecazi
    • kadınlar zayıftır ama analar kuvvetlidir. // victor hugo
    • kadınlara büyük saygı duyan ve onları her şeyin üstünde tutan erkekler, kadın lar arasında popüler olmayı nadiren başarabilirler. // j.addison
    • kadınlarda feci olan şey,ne onlarla, ne de onlarsız yaşanabilmesidir. // lord byron
    • kadınlarda her suç affedilir ama çirkinlik asla. // // mazzini
    • kadınlarda krallar gibidir, bir türlü arkadaş edinemezler. // lord lyttleton
    • kadınları anlamaya çalışmayın. çünkü onlar anlaşılmak için değil, sevilmek için yaratılmışlardır. // a.miller
    • kadınların ağzı işlemezse; dili, ağzı ve dili işlemezse; gönlü işler. // cenap şahabettin
    • kadınların aşkları; suya yazılmış, inançları da kuma çizilmiştir. // aytoun
    • kadınların birbirlerini sevmemelerine sebep olan erkeklerdir. // la bruyére
    • kadınların boğazlarını önce babaları, sonra kocaları, daha sonra da damatları doyurur. // jules romains
    • kadınların çoğu, resimleri kadar genç değildir. // sir max berbohm
    • kadınların; ellerine düşeceğine, kucaklarına düş. // // bierce
    • kadınların en iyisi, dünyaya çok evlat getirendir. // hz.ali
    • kadınların gözleri keskin, zekaları uyanık, düşünceleri vesveseli olur. // guy de maupassant
    • kadınların, süs ve aylaklarının bizim alın terimiz ve emeğimizle beslenmesi gülünç ve haksız bir şeydir. // montaigné
    • kadınlarla görüşmeye mi gidiyorsun? kamçını unutma! // f.nietzsche
    • kadınsız bir erkek, horozsuz bir tabanca gibidir; erkeği ateşleyen kadındır. // victor hugo
    • kişiye imandan sonra verilen şeylerin en hayırlısı, saliha kadındır. // hz.ömer
    • kocasız kadın, işsiz erkeğe benzer. // cenap şahabettin
    • ne gariptir ki kadınların çoğu sevdikleri halde sevmiyor, sevmedikleri halde seviyor görünürler. // r.necdet kestelli
    • sayınız kadınları! onlar fani hayatı, cennet bahçelerinin gülleriyle süslerler. // schiller
    • seven kadın; sevdiği erkeğin kusurları nı, hatta cinayetlerini bile tanrılaştırır. // dostoyevski
    • yanındayken bal, uzaklaşınca zehir; kadın öyledir. // bhartrihari
    • yüz bulmuş küçük bir kızdan, bedbaht bir kadın çıkar. // a.maurouis

    kahkaha

    • dünyada ilk çocuk gülünce, kahkahası bir milyon parçaya ayrıldı. her parça bir peri oldu. // // j.barrie
    • billur, en güzel kahkahasını kırılırken attı. // emilio segre
    • en sersemce şey, sersemce bir kahkahadır. // catullus
    • hepimiz kahkahalarımızı, göz yaşlarımızla ödüyoruz. // peyami safa
    • kahkaha atmaya cesareti olan kişi, ölmeye hazır bir kişi gibi dünyanın efendisidir. //
    giocoma leopardi
    • kahkaha, evin güneşidir. // thackeray
    • kahkaha, iki insan arasında ki en yakın mesafedir. // // victor barge
    • kahkaha; korkunun ve şeytanın tek düşmanıdır. belki de ölürken yapılacak son şey, gerçeğe kahkaha ile gülmektir. // corneille
    • kahkaha, ruhun aynasıdır. // e.benyoetz
    • kahkaha, ruhun dansıdır. // richard wilkins
    • kahkahayla şeytanı kötülük etmeden yok edebilir ve tiksindirmeden iyi arkadaşlığı kanıtlayabilirsiniz. // b.shaw

    kahraman-kahramanlık

    • güç olan kahramanca ölmek değil, kahramanca yaşamaktır. // cenap şahabettin
    • hakiki kahraman, kendi menfi taraflarını bile müspet bir kudret yapandır. // a.hamdi tanpınar
    • hayatınızda hep harikulade şeylerle karşılaşırsanız, kahraman olma şansınız yoktur. // mary tyler moore
    • herkes kahraman olamaz, kimilerinin de onları alkışlaması gerekir. // will rogers
    • insan ortalığı kırıp geçirmeden de kahraman olabilir. // boileau
    • kahraman, çevresine ölüm yaymaz, ama ölüme meydan okur. // aristoteles
    • kahraman için asıl şeref; yabancıları aç koyup sefalete düşürmek değil, devleti uğrunda açlığa da sefalete de katlanmaktır. çevresine ölüm yaymaz, ölüme meydan okur. // vauvenargues
    • kahraman; menfaat endişesi duymaksı zın, fedâkar olandır. // // ali suad
    • kahramanca ölmekten çok, kahramanca yaşamak zordur. // cenap şahabettin
    • kahramanlar, ecelden önce ölür. // talat sait halman
    • kahramanlar savaş alanlarında ölürler, asker kaçakları ise zafer taklarının altından geçerler. // // j.p.sartre
    • kahramanların öykülerini yazan yazar, kahraman olmaz. kahramanlık şiirleri yazan nice ödlek tanırım. // resul hamzatov
    • kahramanlık, hatada ısrar etmektir. // alexis carrel
    • kahramanlık, ruhun bedene karşı kazandığı zaferdir. // // h.f.amiel
    • yazık kahramanlara gerek duyan ülkeye. // brecht
    • yurdu kurtaran adam, hiçbir kanunu ihlal etmiş sayılmaz. // napoleon

    kalabalık

    • başsız bir kalabalıktan, hiçbir hayır gelmez. // machiavelli
    • çokluk bozulmaya azlıktan daha az elverişlidir. // // aristoteles
    • derin olduğunu bilen kimse, kolay anla şılır olmaya çalışır. kalabalıkta derin görünmekten hoşlanan kimse ise anla şılmaz olmaya çalışır. kalabalık, dibini göremediği her şeyi derin sanır çünkü. // f.nietzsche
    • hatırladığım kadarıyla, kalabalık bir yerdi dünya. // ülkü tamer
    • kalabalık bir kadındır, ırzını teslim edecek bir zorba arar. // cemil meriç
    • kalabalıklar, mutsuzluk içinde bilgeleşirler. // demokritos
    • kalabalıkların kafası çok, aklı yoktur. // pivarol
    • tatlı su pınarının başı kalabalık olur. // hz.ali

    kalem

    • çamın gayet küçük bir tohumunda, koca çam ağacının fihristesini ve mukaddera tını yazan kalem,elbette semavatı yıldızlarla yazan kalem olabilir. // b.said-i nursî
    • dünyayı yönetenler; kalem, mürekkep ve kağıttır. // james howell
    • kağıda dokunan kalem, kibritten daha çok yangın çıkarır. // m.s.forbes
    • kalem, acemi avcıların elinde hedefini şaşıran bir ok ta olabilir. // baraccio
    • kalem, aklın dilidir. // cervantes
    • kalem, kılıçtan daha güçlüdür. // bulwer lytton
    • kalemlerin lekelerini, kalemler siler ancak. // m.selahattin şimşek
    • kalemini kır ama satma. // sedat simavi
    kalite

    • ayrıntılı bir tasarım olmadan, kalite ya da uyumu sağlamanın herhangi bir yolu yoktur. // // lynn shostack
    • dünyada yalnızca iki kalite vardır; verim ve verimsizlik. ve iki tip insan vardır; verimliler ve verimsizler. // g.b.shaw
    • iyi bir kalite, asla şans eseri kazanılmaz. // ıshıhara
    • kalite basittir, karmaşık olan insanlardır. // forsha
    • kalite, belirli bir ürünün bir tasarıma ya da tanıma uyma derecesidir. // harold gilmore
    • kalite, bir soyutlama değildir; ölçülebilir, yönetilebilir bir iş konusudur. // guaspari
    • kalite de güzellik gibi, bakan kişinin gözündedir. // guinta ve praizler
    • kalite, fiyatı belirlenmiş her bir özelliğin içinde yer alan, fiyatı belirlenmemiş özelliklerin miktarına verilen addır. // keith b.leffler
    • kalite, gereksinimlere uyumdur. // crosby
    • kalite, hedeftir. eğitim kişilere, hedef almak için gerekli araçları verir. // ernest ve young
    • kalite, her insanın işinin bir parçasıdır. // walton
    • kalite, kullanıma uygunluktur. // juran
    • kalite, mükemmel olan ile iş görülebilir olanı birbirinden ayıran şeydir. // sallust
    • kalite, müşterinin gereksinimleri ve mantıklı beklentilerini karşılamaktır. // berry
    • kalite; yüz metre koşusu değildir, uzun vadeli bir olaydır. // leight hunt
    • sürekli aktif olmak, var oluşun kalitesini gösterir. // // a.schopenhauer

    kalp-gönül kırmak

    • az söyledim, dikkat ettim kalbini kırmamaya; bilirim üzülürsün,yoksa çözüm yoktur sana. // imam rabbani
    • ben, kalpleri benim için kırık olanlarla beraberim. // // hz.muhammed
    • birinin gönlünü bir kez kırdın mı,sonra yüz türlü iyilik etsen de, o bir tek kırgınlığın öcünden sakın. // şeyh sadi
    • dostların kalbini kırmakla, düşmanların arzularına hizmet etmiş olursun. // hz.ali
    • eğer bir insanın kalbini kırarsan, hak’ka eylediğin secde değildir. // yunus emre
    • her zaman kalp kıran arkadaş, ayakkabı içindeki taşa benzer. // elbert hubbard
    • incinsen de incitme. // hacı bektaşi veli
    • insan olanlardan değil, olanlar hakkında ki fikrinden incinir. // ahmed hulusi
    • kafir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma! kalp kırmak, allah’ı incitmek demektir. // ahmed yesevi
    • kırık kalp, zor kendine gelir. // goethe

    kalp

    • ağır bulutlar gibi, ağır yüreklerde suları akıtınca rahatlarlar. // rivarol
    • allah sizin kalıbınıza ve suretinize değil, kalbinizin temizliğine bakar. // hz.muhammed
    • aşkları efsane yapan insanlar değildir, kalpleridir. // özdemir ince
    • bir insanı avucunuza almanın en güzel şekli, kalbini kazanmaktır. // la cordaire
    • bir kızın en güzel çeyizi, öpülmemiş dudakları ve çalınmamış kalbidir. // cato
    • biz zavallı insanlar, kalplerimizin elinde birer oyuncaktan başka bir şey değiliz. // halide edip adıvar
    • bize bütün bu nimetlere karşı, nimet ve şükran duygusu taşıyan bir kalp de ihsan et. // george herbert
    • büyük kalpler; büyük binalar gibi daima kendilerini gösterirler. // cenap şahabettin
    • dünyada kimsenin kalbine hükmü geçmez. // alfred de musset
    • eğer bir müminin kalbini kırarsa, hakk’a eylediğin secde değildir. // yunus emre
    • en iyi tapınak; alçak gönüllü bir yürektir. // bailey
    • en sevimli kalp,en kolay sevendir, ama en kolay seven de en kolay unutur. // goethe
    • erkeğin kalbi yaşlandıkça, kadının kalbi bozuldukça katılaşır. // cenap şahabettin
    • gel kalbimde yaşa, kira filan istemem. // samuel lover
    • gerçek şu ki, gözler kör olmaz. ancak göğüslerdeki kalpler kör olur. // elbert hubbard
    • her insan başkalarının kalbini okuyabilseydi, bulunduğu yerden inmeyi isteyen insanların sayısı, yukarı çıkmak isteyenlerden daha çok olurdu. // j.j.rousseau
    • her kalbin bir ağrısı vardır. // thomas fuller
    • her kalp, çatlak bir vazodur; içine ne kadar aşk doldurursan doldur, sıza sıza bir gün biter. // // landor
    • her şey değişiyor, kalbimiz bile. // a.muhip dıranas
    • her yerde kalpsiz insanlar, onların yanı sıra da ıstırap çekmiş şefkatsiz yürekler vardır. //
    maurice costand
    • hiçbir kalbe kapısı kırılarak girilmez! ahlâk ve zerafet bütün gönül gümrüklerinde geçerli pasaporttur. // m.selahattin şimşek
    • hiçbir kalp, zorla elde edilmez. // moliére
    • insan kalbi, bütün tapınakların en sağlam ve yıkılmayanıdır. // l.firmianus
    • insan kalbi, her çeşit bilgi ve ilimden zi yade, mülâyemet ve okşamak ile kazanılır. // s.j.chrysostome
    • insan kalbi,hiçbir zaman derinliğe girilmemiş ve girilmeyecek olan bir ıstıraplar uçurumudur. // george sand
    • insan, kalbinin kölesidir. // ali suad
    • insanı tahrip eden en esaslı şey, kalbin sertleşmesidir. // pestaloozzi
    • insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil, bir kalbin mevcut olmasıdır. // b.said-i nursî
    • insanın kalbi altına benzer, ne kadar saf ise o kadar yumuşaktır. // e.sabine
    • kalbi dil veren, onun sesine de cevap verir. // ali suad

    • insanoğlunun kalbi bir değirmen taşıdır. oraya öğütülecek bir şey koyamazsanız, kendi kendini öğütür. // martin luther
    • kalbi, dünya kadar genişti; ama kusurla rın anılarını koyacak bir yer yoktu orada. // emerson
    • kalbi mutsuzluk dolu bir kadın, insan işine pek karışmaz. // h.de balzac
    • kalbi münevver olmak isteyenler, az yemeli ve düşük ahlaklı kimselerin yanlarında bulunmamalıdır. // imam şafiî
    • kalbi olup da aklı olmayan bir kadın, aklı olup da kalbi olmayan bir kadın kadar mutsuzdur. // // dostoyevski
    • kalbi ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa, o yine dilsiz sayılır. // mevlâna
    • kalbim, bir tek insana verilmeyecek kadar benim değildir. // r.tagore
    • kalbimin kapısına “buradan geçmek yasaktır” diye yazdım. fakat aşk gülerek geldi ve “ben her yere girebilirim” diye fısıldadı. // herbert shipman
    • kalbimiz, faziletimiz uğrunda kırıldığı vakit, faziletimiz ne kadar büyür. // schiller
    • kalbimiz ve aklımızla, övündüğümüz enderdir. // // goethe
    • kalbimizin yaşı da hiç değişmez. // gertrude stain
    • kalbin atışı, kaderin sesidir. // schiller
    • kalbin de vücut gibi, egzersize ihtiyacı vardır. // // andre maurois
    • kalbin derinlikleri, damla damla biriken gözyaşlarıdır. // // n.halil onan
    • kalbin en büyük düşmanı, insanın yine kendisidir. // christian bernard
    • kalbin gözleri, vücudun gözlerinden çok daha iyi görür. // // r.nuri güntekin
    • kalbin hacmini, ihata ettiği muhabbetler tayin eder. // // cenap şahabettin
    • kalbin, muhakemenin asla tanımadığı fikirler vardır. // // b.pascal
    • kalbin selameti, onun allah’ı unutturan her şeyi terketmesine bağlıdır. // imam-ı rabbani
    • kalbin tik takları, doğumla başlamış ölüm bestesinin mırıltılarıdır. // dr.ivy
    • kalbin yaşı yoktur. // eugene ienesco
    • kalbine hakim olamayan, kalbindekine mahkum olur. // // ali suad
    • kalbini açtıklarına, dudaklarını kapama. // charles dickens
    • kalbini maddeyle doldurma ki, onunla beraber eskimeyesin. // ali suad
    • kalbini öğütle yaşat, hikmetle aydınlat. // hz.ali
    • kalp ağrıları, uzun sürmeyen talihli bahtsızlarda vardır. // mor jokai
    • kalp; ancak fethedilebilir, istirdad edilemez. //
    cenap şahabettin
    • kalp bir ev değildir ki, herkes için ayrı bir odası olsun. // enid bagnold
    • kalp boşaldıkça, kese dolar. // victor hugo
    • kalp de doğru ile yalan daima bir savaş içindedir. biri diğerine çıkarıncaya kadar, bu boğuşma devam eder. // malik bin dinar
    • kalp denize benzer,fırtınaları, sakin zamanları ve taşkınlıkları vardır, bazen de derinliklerinde inciler gizlidir. // heinrich heine
    • kalp, dünyanın ve hayatın anahtarıdır. // novalis
    • kalp için küçük olay diye bir şey yoktur. kalp, her şeyi büyütür. // h.de balzac
    • kalp ikrah edince, körlenir. // hz.ali
    • kalp kadar yumuşak, kalp kadar sert bir şey yoktur. // // g.c.lichtenberg
    • kalp, kalbe karşıdır. // çerkes özdeyişi
    • kalp ne ile doluysa, dudaklarından o dökülür gider. // goethe
    • kalp,ne muğfil bir saattir; kâh bir günü bir ay kadar uzun, kâh bir ayı bir gün kadar kısa gösterir. // cenap şahabettin
    • kalp korkuyu bilmedikçe, korku yoktur. // konfüçyus
    • kalp serçe kuşu gibidir, her an her tarafa yönelir. // hz.muhammed
    • kalp söze başlayınca, akıl sağır olur. // cenap şahabettin
    • kalp, temiz kaldıkça güçlüdür. // ali suad
    • kalp, tüm erdemleri kendinde toplamış tır. ama tüm kötülükler de oradadır. // h.c.andersen
    • kalp, yalnız ıstırapla bir şey öğrenir. // e.renan
    • kalpler, içi boş başaklara benzer. hayırlı olan, hazırla dolu olandır. // hz.ali
    • kalpler, yaralanmakla yaşar. // oscar wilde
    • kalpleri kemiren gizli azaplar yüzlerin den belli olsaydı,haset uyandıran nice kimselere merhamet duyulurdu. // j.j.rousseau
    • kalplerin hepsinde, insanlara özgü olan zaaflar vardır. // moliére
    • kalpte açılan yaraya, merhem yoktur. // h.sudermann
    • kırılan kalp, kıran kalptir. // ibrahim olcaytu
    • münafığın kalbi, taştan daha berk olur. // hz.ali
    • seven bir yürek, en hakiki bilgeliktir. // charles dickens
    • sır dolu kalp zindan, kalbin sahibi gardiyandır. // amerikan özdeyişi
    • temiz bir kalp, zehirli dillerin bozduğunu düzeltir. // homeros
    • zeka ve akıl, normal bir servettir; özü, malzemeyi veren kalptir. // goethe
    •
    kamil

    • çeşm-i insaf kadar kamile mizan olmaz. kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz. // talip
    • kâmil, ancak kendi noksanını görür. // kemal inal
    • kâmil ile yoldaş olan yorulmaz. // hatâyî
    • kemal, kendini bilmektir. // m.rasim mutlu
    • kemale erenler, ancak midelerine gireni kontrol etmekle kemale erebilmişlerdir. // ibrahim bin edhem
    • rezil kimselerin saltanatı, kamil insanların afetidir. // hz.ali
    • kemal-i insaniyet, yalnız ibadet ile olmaz. insanoğlu, bir çok haklarının boyunduruğu altındadır. // m.zahid kotku

    kan

    • dökülen kanların sebebi; bencillik ve küçük insanların kendilerini büyük gösterme istekleridir. // a.dumas
    • istediğin kadar sık, turpun kanı çıkmaz. // ingiliz özdeyişi
    • kan dökenin, kanı temiz olmaz. // baraccio
    • kan, sudan kalındır. // c.tattnal
    • kim ki bir insanın kanını akıtır, onun kanı da bir insan tarafından akıtılacaktır. // incil
    • şehitlerin kanı, kilisenin tohumudur. // tertullian
    • tedavi için başvurduğumuz çarelerin en iyisi, kan aldırmaktır. // hz.muhammed

    kanaat

    • azla kanaat, çokla sahavet göster. // hz.ali
    • bizi yalnız kanaatler memnun eder. // erasmus
    • elinde olanla kanaat etmelidir. insan her şeyde birinci olamaz. // aesopos
    • en tatlı geçim, kanaatkar olmaktır. // hz.ali
    • her bakımdan tam zengin olmak istersen, kanaatkar ol. böylece, kendi nasibini elde etmiş olursun. // imam evzai
    • insanın izzeti, kanaatindedir. // hz.ali
    • kanaat eden, muhtaç olmaz. // hasan-ı basri
    • kanaat ile takva büyük kazançtır. çünkü ne dünyaya bir şey getirdik, ne de ondan bir şey götürebiliriz. // aziz pavlos
    • kanaat, rahatlık verir. // imam şafiî
    • kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı. // mevlâna
    • kanaatten nasibi olmayanı, dünya malı nasıl zengin eder? // // f.attar
    • kanaattir, nefse yular demişler. // mevcî
    kanat

    • açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez. // andré gide
    • her kanat, denizi aşamaz. // mevlâna
    • insan, uçurumun kenarına varmadan kanatlanmaz. // // kazancakis
    • insanın kanadı, gayretlidir. // mevlâna
    • kanatlarınızı iyi bildiğiniz belli bir yönde çırpmıyorsanız, vücudunuzu terk ettiği niz hayat rüzgarı sizi, gerçekten mutlu olacağınız bir vadiye taşımayacaktır. // m.bozdağ
    • tanrı karıncayı yok etmek isteyince, ona kanat takar. // alman özdeyişi
    • uçup gittiler, kanat seslerini bile duymadım. // ismet solak
    • uçurumları sevenlerin, kanatları olmalı. // f.nietzsche
    • yumuşak kanatlı yaratıkları, hep sevdim. // victor hugo

    kanun-yasa

    • bazı insanların halen hayatta olması, öl dürmenin kanuna aykırı olduğundandır. // william james
    • benim hizmet ettiğim yasalarla, küçük parmağımı bile köle etmeye kalksalar, nereye olsa gider, başka yasalar arardım. // // montaigné
    • bir devletin yıkılışıyla birlikte, yasaları da çoğalır. // tacitus
    • bütün devletlerin başlıca temeli, kanunlar ve güçlü silahlar olmalıdır. // n.machiavelli
    • bugünkü kanunlar; büyük sineklerin delip geçtiği, küçüklerin de takılıp kaldığı bir örümcek ağı gibidir. // h.de balzac
    • bütün kanunlar incelenecek olsa, onları çiğneyecek zaman kalmaz. // goethe
    • doğanın yasaları, bizim yaptıklarımızdan her zaman daha akıllıcadır. // montaigne
    • dünyadaki her değişme bir mucize sonucu değil, bir kanun gereği meydana gelmiştir. // lamarck
    • en doğru kanun, kanûn-ı tesâdüfâtdır. // a.hamid tarhan
    • hiçbir şey devlete, yasalara saygılı olmak kadar yaraşmaz. // justiniaus
    • hiçbir yasa,geveze bir kadını, konuşmaktan alıkoyamaz. // rémy de gourmont
    • hiçbir yasa, herkes için yeterince iyi değildir. // t.livius
    • insan kanuna bağlı olduğunu öğrenince, özgür olmuştur. // will durant
    • insanların çıkardıkları yasalarla doğa yasaları, birbirlerine ne kadar yakın olurlarsa,yaşamada o kadar zevkli olur. // voltaire
    • işkencelerin en kötüsü, kanunla işkence etmektir. // f.bacon
    • iyi bir anayasa, en iyi diktatörden kat kat iyidir. // macaulay
    • iyi bir kanun,bazı suçları cezalandırma nın değil, önlemenin yoluna bakar. // montesquieu
    • iyi kanunlar, vicdanın yazılmış şekilleridir. // chateaubriand
    • kanun bir kılıçtır, onu kullanacak el ister. // h.rahmi gürpınar
    • kanun çalacağız diye çıkıp orta yere, kanunu çaldılar yere. // can yücel
    • kanun koyanlar ya çok kez budala, ya da eşitlik korkusuyla haksızlığa düşen kimselerdir. // // montaigne
    • kanun, nizam ve asayiş, devletlerin vasıflarını ölçecek temel bir unsurdur. // montesquieu
    • kanun yaptıktan sonra ona gönül rızası ile itaat etmek, hürriyetin en yüksek ifadesi değil midir? // la cordaire
    • kanunlar, askerlikte sağırlaşırlar. // cicero
    • kanunlar doğru oldukları için değil, kanun oldukları için yürürlükte kalırlar. // montaigné
    • kanunlar elbiseler gibi olmalı, hizmetine girmesi istenen kimselere uygun olmalı. // clarence darrow
    • kanunlar, uyusalar bile ölmezler. // w.shakespeare
    • kanunlar yol gösteren ve tehlikeleri ve fenalıkları işaret eden deniz fenerleri gibidir. // ingiliz özdeyişi
    • kanunlar, zamanlar ve milletler bütün eserleriyle yıkılıp giderler, yalnız sanatın yıldızları, zamanın ufuklarında sonsuz ışıklar gibi parlar. // j.paul richer
    • kanunlara dayanan adli muhakemeler den daha büyük bir muhakeme vardır ki, bu da her kişinin kendi vicdanıdır. // mahatma gandi
    • kanunlarda düşüneceğimiz tek şey, bizi fazilete götürüp götürmediğidir. // eflâtun
    • kanunları sadece yargıçlar biliyorsa, o memlekette hukuk yok demektir. // herbert hoover
    • kanunların çokluğu, çok zaman ahlak bozukluklarına özür teşkil eder. halbuki sayısı pek az,fakat pek sıkı tatbik olunan kanunlara sahip bir devletin, teşkilatı daha düzenlidir. // // descartes
    • kendileri için asıl kanun konulamayan şeyler, daima değişir ve kısa sürelidirler. kendileri için kanun konulabilen diğer şeylerse, değişmeleri uzun zaman alanlardır. // farabi
    • kendilerine boyun eğmedikçe, iyi kanunlar iyi bir hükümet kuramaz. // arisroteles
    • meclis, konuşma ve basın hürriyetlerini kısan kanunlar yapamaz. // abd anayasası
    • millet kaleleri uğrunda dövüştüğü gibi, kanunları uğrunda da dövüşmelidir. // herakleitos
    • ne kadar yüksekte olursan ol, yasalar senden de yüksektir. // thomas fuller
    • önemsiz yasalar, önemli yasaları zayıflatır. // jonathan swift
    • özel servete dokunan yasalar, zeka oyunlarını geliştirmekten başka bir işe yaramaz. // h.de balzac
    • usa aykırı yasalara, düzeltinceye kadar karşı çıkacağız; bu arada söz konusu yasalara körü körüne itaat edeceğiz. // diderot
    • yaratıcı insanlar, başkasının yönlendir mesine izin vermez. onlar için insanların mutluluğuna yarayan, kanunlar yeterlidir. // goethe
    • yasa, dipsiz bir kuyudur. // arbuthnot
    • yasa olmasa dahi vicdan vardır. // p.syrus
    • yasak, arzu doğurur. // cenap şahabettin
    • yasalar bal arısını mahkum eder, eşek arısını beraat ettirir. // iskoçya özdeyişi

    • yasalar; bilginler için konmuştur, ama haksızlık etmesinler diye değil, haksızlığa uğramasınlar diye. // epikuros
    • yasalar ölür, kitaplar ölmez. // bulwer lytton
    • yasalar, örümcek ağları gibidir; güçsüz leri, yoksulları yakalar; zenginleri, güçlüleri bırakıverirler. // anarcharsis
    • yasalar, uyusalar bile ölmezler. // w.shakespeare
    • yasalar yassılaştıkça, insanı kamburlaştırır. // ali suad
    • yasalara dayanan yargılamadan daha büyük bir yargılama vardır ki, o da insanın kendi vicdanıdır. // m.gandhi
    • yasalardan yana olanlar, her zaman çoğunluktadır. // calvin coolidge
    • yasaların bittiği yerde, diktatörlük başlar. // william pitt
    • yasaların bittiği yerde, zulüm başlar. // lord chatham
    • yasaların bütün ezici ve üzücü tarafını anlatmaya kalkanlar, yedi başlı ejder hanın başlarını kesmeye yelteniyorlar. // eflatun
    • yasaların uygulanması, onların yapılma sından daha zordur. // t.jefferson
    • yasama,yargı, yürütme iç içe geçmişse, özgürlükler garanti de değilse; anayasa yok demektir. kuvvet kimdeyse o hakimdir. // j.j.rousseau
    • yasasız suç olmaz, yasa olmadan ceza verilemez. // fransız özdeyişi

    kapı

    • açık kapıya yüklenme, yoksa burnunu kırarsın. // s.j.lec
    • allah bir kapıyı kaparsa, bin kapıyı açar. // hz.muhammed
    • bazı insanlar, ev köpekleri gibi yamandıkları kapıdan ayrılmazlar. // dostoyevski
    • bazı kapıların bize kapalı görünmesi, önünde değil arkasında bulunduğumuz içindir. // leo buscaglia
    • bir insan, kilitli olmayan ama içeriye doğru açılan bir kapıyı itiyor ve çekmek aklına gelmiyorsa orada hapistir. // a.daudet


    • bir kapı kapandığında diğeri açılır; ama biz genellikle kapanan kapıya öyle uzun süre pişmanlıkla bakarız ki, hangi kapının açıldığını fark edemeyiz. // elias canetti
    • bir kapı kapanırken, öteki açılır. // cervantes
    • bir kapının kapalı olduğunu anlamak için, o kapıyı itmek gerektir. // montaigné
    • çıktığın kapıyı; hiçbir zaman hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin. // don herold
    • çoğu kez mutluluğun yolunu bilmediğimizden, yanlış kapıyı açarız. // g.puccini
    • düşmanın açık bıraktığı kapılar, onun istediği yere çıkar! örümcekler, kendi ağlarına takılmazlar. // m.selahattin şimşek
    • her evin kapısı vardır. kabirin ki, ayak tarafındandır. // // hz.muhammed
    • her zerrenin gönlünde bir saray var, fa kat kapısını açmadıkça sana kapalı kalır. // mevlâna
    • herkes herkesin hayatını alabilir, ama ölümü alınamaz kimseden; binlerce kapısı var. // seneca
    • hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin. // don herold
    • ısrarla çalınan kapı, elbet bir gün açılır. // ahmed hulûsi
    • küçük kapılardan girmeye kendini mecbur bilenler, eğilirler. // c.şahabettin
    • isteyin size verilecektir, arayın bulacaksınız, kapıyı çalın size açılacaktır. // a.şinasi hisar
    • öyle alçak bir kapıdır ki açlık, geçilmesi zorunlu oldu mu, insan artık ne kadar büyükse, o kadar çok eğilir. // victor hugo
    • sen elin kapısını kakarsan eğer, elde senin kapın kakar demişler. // levnî
    • tuhaf şey! yabancılar girmesin diye kapılarını kilitliyorlar. sonra da televizyonlarını açıyorlar. // m.selahattin şimşek
    • eğer mürettebat farklı yönlere kürek çekiyorsa,kaptanın limanı açık biçimde görmesi hiçbir işe yaramaz. // townsend


    • gemi limana girdikten sonra, herkes kaptan kesilir. // r.necdet evrimer
    • gemisini düşman mevzilerine götürmüş olan bir kaptanın, yaptığı hiçbir şey büyük bir hata sayılmaz. // h.nelson
    • il için kendini ateşe atma, gemisini kurtaran kaptan demişler. // mirati
    • kaptan ol, gemiyi kurtar demişler. // mevcî
    • kaptanı nuh olan kişi, denizin dalgasından korkar mı? // şeyh sadi
    • kaptanı usta olmayan gemiye, her rüzgar kötüdür. // george herbert
    • kaptanın ustalığı, deniz durgunken anlaşılmaz. // lukianos samsatlı
    • madem ki kaptanın nuh’tur, tufandan gam yeme. // hâfız şirazî
    • sakin bir denizde, herkes kaptan kesilir. // john ray

    karakter

    • bir adamın elbiseleri ve ev eşyaları şüphesiz karakteriyle ilişkilidir. // goethe
    • bir adamın karakteri; kendi hakkında söyledikleri ile değil, başkaları hakkında yürüttüğü düşüncelerle daha iyi anlaşılır. // tournier
    • bir insanın gerçek karakteri, hiçbir zaman yakalanmayacağını bile bile yaptığı davranışlara göre ölçülür. // t.b.macaulay
    • birbirlerine zıt karaktere malik olan insanlar, birbirlerini anlamak ve tanımak şartı ile iyi dost olabilirler. // contesse diana
    • bozuk karakterler, kendilerini fikir hayatına veremezler. // // a.carrel
    • çince de, “kriz” kelimesi iki karakterden oluşur; biri tehlikeyi, diğeri de fırsatı simgeler. // // john f.kennedy
    • güdülenmenin enerjisi, tüm çağlarda mucizeler yaratmış ve her zaman yüksek karaktere sahip olmanın kaynağı olmuştur. // samuel smiles
    • güzel bir düşünceyle güçlü bir karakter birleşince, harikalar ortaya çıkar. // goethe
    • hayatımız karakterimizin değil, karakterimiz hayatımızın mahsulüdür. // peyami safa
    • hemen herkes sıkıntıya göğüs gerebilir ama, insanın asıl karakteri eline kuvvet geçtiğinde ortaya çıkar. // a.lincoln
    • her insanın üç karakteri vardır; belli ettiği karakter, sahip olduğu karakter ve sahip olduğunu sandığı karakter. // alphonse karr
    • insan etrafındakileri, karakteriyle idare eder. // lord curzon
    • insanın karakteri, en çok nelere güldü ğünden belli olur. // goethe
    • insanın talihini, karakteri tayin eder. // herakleitos
    • insanlar, dünya ve hayat hakkında düşüncelerini ileri sürerlerken, karakterlerini de ortaya koyduklarının farkında değillerdir. // emerson
    • insanlar; gülünç buldukları şeyde oldu ğu kadar, hiçbir şeyde karakterini ortaya koyamazlar. // goethe
    • insanların mutlulukları ya da mutsuzlukları, talihin olduğu kadar kendi karakterlerinin eseridir. // la rochefoucauld
    • karakter ağaç ise, şan ve şeref de o ağa cın gölgesi gibidir. biz hep gölgeyi düşü nürüz. oysa gerçek ağacın kendisidir. // a.lincoln
    • karakter,bir insanın doğuşunda kazandı ğı ve ruhunun iskeletini yaptığı özelliklerden biridir. // le senne
    • karakter; çelik gibidir kırılmaz, fakat bükülebilir. inat ise beton gibidir, ancak kırılabilir, bükülmez. // la edri
    • karakter, güç ve uzun süren bir alışkanlıktan başka bir şey değildir. // plutarkhos
    • karakter, hayata bakış açısıdır. // ali suad
    • karakter,ne kadar kuvvetli ise, vefasızlığa o kadar kabiliyetlidir. // cemil meriç
    • karakteri sağlam olan, yoldan çıkarılamaz. // w.shakespeare
    • karakter sahibi ama çirkin bir erkek, yakışıklı ama karaktersiz erkeğe tercih edilir. // // polonya özdeyişi

    • karakterimize bir şey katmayan her hareket, ondan mutlaka bir şey götürür. // dale carnegie
    • karaktersiz adamın baş özelliği, hüküm vermede adalet eksikliğidir. // goethe
    • sağlam karakteri olan bir insanı vazife sinden alıkoyacak hiçbir hadise olamaz. // çicero

    karamsar

    • karamsar insan, kendi kendinin en büyük düşmanıdır. // j.p.fleishman
    • karamsar olmak zor değil, zor olan çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir. // ismail ergün
    • karamsarlar; başarısızlığın bin bir nede nini sayarken, iyimserler epey yol almış. // petöfi

    karar-kararsızlık

    • açık görüşlü olmak,iyi bir şeydir. ama sadece bir soruya tüm yanları ile bakıp karar verme yeteneğine sahipseniz. // james e.smith
    • aşağı tükürsem sakalım, yukarı tükürsem bıyığım. // fransız özdeyişi
    • benim başarı konusunda bildiğim tek şey, başarmak konusunda ki kararlılıktır. // william feather
    • bir duruşmada tek tarafı dinleyerek verilen karar doğru olsa bile, hiçbir zaman adil olamaz. // l.a.seneca
    • bir karara karşı gelmek ile kararı veren insana karşı gelmek arasında fark vardır. //
    maurice s.trotter
    • bir kararı uygulayıncaya kadar, o tam bir karar sayılmaz. // edward c.schleh
    • birisi hakkında karara varmak için, onun ölümünü beklemeliyiz. // henry tomlinson
    • birleşme ve konuşmada kararlı kalmak, ne güzeldir. bunun fazlası, dostluğu fesada düşürür. // // hz.ali
    • bugün kim olduğun,dün kü tercihlerinin sonucudur. yarın kim olacağın, bugün kü kararlarının sonucu olacaktır. // ismail ergün

    • çalışmaya başlamak için,çalışmayı istemeyi beklemeyin, çalışmaya karar verin. unutmayın ki bir şeyi ister hale gelmek, o şeyi yapmanın bir sonucudur. // metastasio
    • değiştirilmeyen karar, kötü bir karardır. // p.syrus
    • doğru kararlar, iyi bir tecrübe sayesinde alınır. iyi bir tecrübe ise zamanında alınmış, kötü kararlar ile kazanılmıştır. // j.long
    • en büyük zaman hırsızı, kararsızlıktır. // c.flory
    • gladyatör kararını, arenada verir. // seneca
    • görünene göre karar verenler, ne kadar az şey gördüklerini bilmeyenlerdir. // robert southey
    • hayat kısa, meslek uzun, fırsat kaçıcı, deney aldatıcı,karar güç. // hipokrat
    • hayatın her anı,bir karar zamanıdır. // kathy
    • hiçbir şey karar verme yeteneğine sahip olmak kadar zor ve onun kadar kıymetli değildir. // napoleon
    • insan, bütün verdiği kararları uygulama malıdır. yalnız doğru,geleceği gören ve akıllıca kararları uygulamalıdır. // epiktetos
    • insan ne kadar çok hüküm verirse, o kadar az sever. // h.de balzac
    • insanlara nereye gideceklerini söyleyip, oraya nasıl gideceklerine kendilerinin karar vermesini sağlarsanız, alınacak sonuçlara hayran kalırsınız. // general g.patton
    • iyi bir karar, bin tane nasihate bedeldir. // woodrow wilson
    • iyi fikirler,bilgi olmadıkça iyi kararları garantilemez ve iyi bir bilgi seviyesi, iyi bir fikir olmadan pek işe yaramaz... iyi bir karar; iyi bir fikir ve iyi bir bilgi birikiminin evliliğinden doğan sağlıklı bir çocuktur. // a.roy duncan
    • karar almada ilk iş, gerçek problemi bulmak ve onu tanımlamaktır. // peter drucker
    • karar verdiğiniz işe, karar verdiğiniz dakika hemen saldırın. // m.bozdağ
    • karar verebilen, acıyı yener. // goethe


    • karar vermek için çok vakit kaybetme yin, bu arada olmak istemediğiniz bir insan haline gelebilirsiniz. // quentin crips
    • karar vermek, idarecinin sıradan bir görevidir. // peter drucker
    • karar vermekten çekinin, hepimiz suçluyuz. // w.shakespeare
    • kararda, duygusallığın yeri yoktur. // a.lamartine
    • kararlar, yılan balığına benzer, kolayca yakalanır ama tutulması zordur. // a.dumas
    • kararsız insan, benliğini tepeden tırnağa saran güçsüzlük ve değersizlik duygularının esiridir. kararsızlık, zamanı ve yaşamı kaçırmaktır. // erol anar
    • kararsızlık alışkanlığını edinmiş bir insandan, daha sefil biri olamaz. // william james
    • kararsızlık, en büyük hastalıktır. // goethe
    • kararsızlık ve gecikme, başarısızlığın sebebidir. // // w.e.channig
    • nasıl ve ne zaman öleceğinize kendiniz karar veremezsiniz. ama nasıl yaşayacağınız kendi elinizdedir. // f.bernard
    • önce ne olmak istediğinize karar verin, sonra da bunun için gerekenleri yapın. // epictetus
    • sağlam, korkusuz bir hüküm vermek, adalet için onurdur. // demokritos
    • temel ahlâk kaidelerinden biri de, aklın öğütlediği her şeyi ihtirasa kapılmaksızın yerine getirmek, sağlam ve sabit bir karar sahibi olmaktır. // descartes
    • tereddüt edenin, sözünü keserler. // franklin p jones
    • tereddüt, itimadın kendisine kardeş olduğunu bilmeyecek kadar yalnızdır. // halil cibran
    • yalnız kalmak ve mutsuz olmak istemi yorsanız, sadece karar vermek yeterlidir. // m.c.forbes
    • yargıç doğru karar verseydi, belki de suçlu suç işlemezdi. // dostoyevski
    • zamanından önce alınan kararların, sonu yoktur. // oscar wilde
    • zengin olmanın başlangıcı, karar vermektir. // a.c.doyle
    kardeşlik

    • ancak tamahkarlığın terkiyledir ki, kardeşlik sabit olur. // yahya bin muaz
    • bütün iyiliğin, hayatın tadı kardeşliktir. // e.markham
    • görünen kardeşlerini sevmeyen, görünmeyen tanrıyı sevmez. // hz.isa
    • hilm gadap anında, şecaat harp medya nında kardeşlik ise ihtiyaç anında bilinir. // imam gazali
    • insanların en acizi, insanlardan kardeş edinmeyendir; ondan daha acizi ise, kardeş edindikten sonra onu yitirendir. // hz.ali
    • kardeşlerimi allah yarattı; fakat dostlarımı ben buldum. // goethe
    • senin gerçek kardeşin,daima yanında bulunan ve sana faydalı olmak için zarara katlanan, zamanın felâket ve musibetleri ile karşılaştığın zaman ne pahasına olursa olsun, yardımına koşandır. // hz.ali
    • şu zamanda insanların kardeşliği, aşçının çorbasına benzedi. kokusu güzel, fakat tadı yok. // malik bin dinar

    karga

    • bağı süsleyen bülbüldür, fakat incirini kargalar yer. // // nizâmî
    • karganın arkasından gidersen seni mezbeleye götürür. bülbülün arkasından gidersen, elbette gülistana gidersin. // kenan rıfai
    • karga adını değiştirse de, sesinden tanınır. //
    cenap şahabettin
    • kargalar ötmeye başlayınca, bülbüller susar. // mevlâna
    • kargalarla yarenlik eden güvercinin tüyleri beyaz kalır ama kalbi kararır. // alman özdeyişi
    • ölecek karga, kırılacak dala konar. // hint özdeyişi

    karı,koca

    • akıllı erkeklerden koca çıkmaz, çünkü onlar hiç evlenmezler. // h.montherland
    • başkalarının karılarına, şeytan bal doldurur. // tolstoy
    • bir koca, eşinin iyi bir kadın olup olmadı ğını gösteren evlilik belgesini yüzünde taşır. // g.gardony
    • bir koca; karısından ne daha önce uyumalı, ne de ondan daha geç uyanmalıdır. // h.de balzac
    • bir kömürcünün nikâhlı karısı, bir prensin metresinden daha yüksektir ve saygıya daha lâyıktır. // j.j.rousseau
    • bütün kocalar aynıdır; yüzleri değişik olmasa, birbirinden ayırt edemezsiniz. // selma lagerlöf
    • evindeki şerefsizliği, en son koca öğrenir. // juvenalis
    • her koca, eşinin iyi bir kadın olup olmadığını gösteren evlilik belgesini yüzünde taşır. // // g.gardony
    • hiçbir arzu uyandırmayan koca, yitik bir adamdır. // h.de balzac
    • ilk karını sana allah, ikinci karını insan lar, üçüncüsünü ise şeytan gönderir. // japon özdeyişi
    • iyi bir karın mı olsun istiyorsun? öyleyse, tam bir koca ol!. // goethe
    • iyi bir koca; geceleyin ilk uyuyan, sabahleyin de son kalkan kişi olmamalıdır. // h.de balzac
    • iyi bir koca sağır, iyi bir karı da kör olmalı. //
    fransız özdeyişi
    • iyi kadınları yetiştiren, iyi kocalardır. // e.lebiche
    • iyi karıları yapan, iyi kocalardır. // eugene labiche
    • karı, evin anahtarıdır. // thomas fuller
    • karı ile tavuğun ardı güdülmez, sütüne havaledir. // // kemal tahir
    • karı-koca arasında ki ilişkiler, güzellikten ziyade doğruluğa dayanır. // h.de balzac
    • karı-koca beyninde ki muhabbet, arada sırada birbirlerine hediye vermekle ziyadeleşir. //
    a.hamid tarhan

    • karı seçerken ve kılıç alırken, başkalarına güvenmemeliyiz. // george herbert
    • karı yalnız gözle seçilmez. onu gözünden çok kulağınla seç. // thomas fuller
    • karılar dört türlüdür; birisi solduran soptur. biri dolduran toptur. birisi evin dayağıdır. birisi ne kadar dersen bayağıdır. // dede korkut
    • karının gözünde imparator, kocadır. // lord byron
    • karısını sevmiş ve karısından başka kadın tanımamış olan bir adam, kadınları; binlerce kadınla ilişki kurmuş bir adamdan çok iyi tanır. // tolstoy
    • kocaların düştükleri biricik hata, evli olduklarını unutmalarıdır. // lady effngham
    • kocalarda hükümetler gibi, hiçbir zaman yanıldıklarını açığa vurmamalıdırlar. // h.de balzac
    • kocasının hastalığından en çok müteessir görünen bir kadın bile, içinden sevinir. çünkü kocası daima gözünün önünde ve avucunun içindedir. // r.necdet kestelli
    • sağır bir kocayla, kör bir karı mutlu bir çifttir. // danimarka özdeyişi
    • sana, inek gibi sağlık ve öküz gibi bir koca dilerim. // // lora

    karınca

    • çokluk erliği bozar, karınca kesretle aslanı öldürür. // // hamzavî
    • devler gibi eser vermek için karıncalar gibi çalışmak gerekir. // n.fazıl kısakürek
    • git de karıncadan ders al, bak nasıl çalışıyor. // incil
    • karınca, güzelim harmanları görmezde bir tanecik buğdayın üstüne titrer. // mevlâna
    • karıncalar hiç uyumaz. // emerson
    • karıncalar o kadar çalışkan işçilerse, devamlı pikniğe katılacak zamanı nereden buluyorlar? // m.dressler
    • karıncanın bin zorlukla topladığını, kaza rüzgarı bile bir üfleyişte dağıtıverir. // schiller
    • kimse karıncalardan iyi vaaz veremez; karıncalar bir şey söylemezler de ondan. // b.franklin
    • ne karınca zayıflamakla aç kalır, ne de aslan pençesinin ve kuvvetinin zoruyla karın doyurur. // // şeyh sadi
    • ötelere varabilecek olan; yerinde duran bir dağ değil, sürekli ilerleyen küçük bir karıncadır. // m.bozdağ
    • yaptığı hatadan habersiz sanma, kara karıncayı gece gören var. // aşık noksani

    kartal

    • bir kartal,her an aynı yükseklikte uçmaz, bazen tavukların seviyesine de inebilir. ama tavuklar, asla kartal gibi yükselemez. //
    rosa lüksemburg
    • her an göğsümüzde bir kartal besleme liyiz, her an aynı yükseklikte uçamayız. // a.hamdi tanpınar
    • kart kuşu yolmak zordur. // alman özdeyişi
    • kartal, göksüz olamaz. // resul hamzatov
    • kartal için güvercini mağlup etmek bir şeref değildir. // italyan özdeyişi
    • kartalın beğenmediğini, kargalar kapışır. // cenap şahabettin
    • kartallar, çoğu zaman yalnız uçarlar. // john webster
    • kartallar yalnız uçar, kargalar sürü ile. // rückert

    kavga

    • akıllı kimselerle kavga etmek, akılsızlarla tatlı yemekten daha kolaydır. // h.m.edgeworth
    • aklı başında bir adam yenilmektense, kavgaya hiç girişmemeyi uygun bulur. // la rochefoucauld
    • ben, ekmek ve peynirimle kavga etmek istemem. // // j.swift
    • benden sonra,birbirinizin boyunlarını vuran kafirler durumuna düşürmeyiniz. // hz.muhammed
    • bir kavgaya sudan sebeplerle katılanla rın, sudan sebeplerle ayrılmaları olağandır. // montaigne
    • biraz açıklama, biraz bağışlama, biraz da kavga, son bulur kavga. // waldrıp
    • bugün ile geçmişin arasında bir kavga başlatacak olursak, geleceği kaybetme tehlikesine düşeriz. // w.churchill
    • daima kavga çıkaran huysuz bir zevce; erkek için zevce değil, vakitsiz ölümdür. // pançatantra
    • dünyayla kavganızda, dünyayı destekleyin. // f.kafka
    • kavga bir kez olur, yalanın yükünü her gün yeniden taşırsınız. // a.smith
    • kavga bitti mi, yumruk sallanılmaz. // resul hamzatov
    • kavgalarda kabahat yalnızca bir tarafta olsaydı, uzun sürmezdi. // charles buxton
    • önemli olan kavganın içinde ki köpeğin büyüklüğü değil, köpeğin içinde ki kavganın büyüklüğüdür. // d.eisenhower

    kaybetmek-kazanmak

    • başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü öğrenirsek, her zaman kazançlı çıkarız. // goethe
    • başkası bir şey kaybetmeden, sizin kazanmanız mümkün değil. // latin a.sözü
    • bazen her şeyi kazanmak için, her şeyi kaybetmeyi göze almak gerekir. endülüs, gemilerini yakanlarındır.
    m.selahattin şimşek
    • bazen kaybetmenin tek nedeni, kaybetme korkusudur. // lamb
    • bazı yenilgiler, zaferlerden üstündür. // montaigné
    • bazı yenilgilerin nedeni, insanların işi yarıda bıraktıklarında başarıya ne kadar yakın olacaklarını bilmemeleridir. // thomas a.edison
    • beni güçlendiren başarılarım değil, yenilgilerim olmuştur. // napoleon
    • benim için helalden az kazanç, dilenip çok kazanmaktan daha sevimlidir. // eyyüb-i şahtiyâni
    • bir kere,iki kere,bir çok kere yenildin, yine dövüş. sonunda her an yenmiş gibi bütün hayatında mutlu olursun. // epiktetos
    • bir yengiye sevinmek, bir cinayete sevinmektir. // // lao-tsze
    • bir şey feda edilmeden, hiçbir şey kazanılmaz. // hz.ali
    • çok kazanmak isteyen, kaybeder. // la fontaine
    • dünyada kazanmanın iki yolu vardır; kendi aklından faydalanmak, başkaları nın kılsızlığından faydalanmak. // voltaire
    • dünyayı yenmek için, önce kendinizi yenmelisiniz. // descartes
    • düşmanlarımıza şükran duymalıyız. çün kü onları yenme gayreti olmasaydı, şimdi bulunduğumuz derecenin yarısını bile kazanamazdık. // giovanni fantoni
    • farzet ki, pazarlıkta şu dünyayı kazandın. kârın senin olsun ama, sermaye kimindir? // b.sıtkı erdoğan
    • galibiyeti elinde olmayan bir savaşa girmezsen, yenilmezsin. // epiktetos
    • geldim, gördüm, yendim. // julius caesar
    • her galibiyet, zafer değildir. // gürbüz azak
    • hiç kimse, sahip olmadığı şeyi kaybedemez. // isaac walton
    • hiçbir zaman kaybettiğini düşünme, kazanacağına emin ol. // epiktetos
    • ilk vuruş, savaşı yarı yarıya kazanmak demektir. // // o.goldsmith
    • insan, ilk mağlubiyetinde pes edip çekilmemelidir. // barbara cartland
    • insan sevdiklerinin kaçını kaybederse, o kadar defa ölür. // p.syrus
    • insanın kendi kazancını cebinde taşıması, iki kalple yaşamaya benzer. // hasan yılmaz
    • insanlar yenildiği zaman tükenmez. pes ettiği zaman tükenir. // h.d.thoreau
    • kaybedeceğimiz bir şey, bizim sevgimizi artırır. // // g.puccini
    • kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkulur. // // goethe
    • kaybedilmeden önce, gerçekte hiçbir şey olmamıştır. // virginia woolf
    • kaybetme cesareti olmayanın, gerçeği söyleme kapasitesi yoktur. // james brown
    • kaybetmek ihtimali olmasaydı, kim kumar oynardı? // emile alain
    • kaybetmek için zaaflarını, kazanmak için gücünüzü bilin. // // corneille
    • kaybetmekten yılmayan, kazanmanın eşiğindedir. // amerikan özdeyişi
    • kaybetmeyi akılsız kazanca tercih et, ilkinin acısı bir an ama ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. // racine
    • kaybetmeyi göze alan birisi, kaybettiği şeyler ne olursa olsun, artık kaybetmeyecektir. // erol anar
    • kaybettiğimiz her şey için bir şey kazanıyoruz. kazandığımız her şey içinde bir şey kaybediyoruz. // a.vinet
    • kaybettiğini değil, kazanmadığını düşü nen insan,asla vazgeçmez. çünkü; kaybettiğini düşünen, mağdur olduğunu, kazanamayan ise kendi eksiği olduğunu düşünür. // erol anar
    • kaybettiğiniz taktirde; ne yapacağınızı düşünmeye başladığınız dakika, zaten kaybetmişsinizdir. // george p.shultz
    • kaybettiğinizde aldığınız dersi de, kaybetmeyiniz. // // d.szabo
    • kaybolan bir şeyi bulmak zevki, bulunan şeyden daha üstündür. // molla camiî
    • kazanamazsın, kurallara uymazlık edemezsin, oyunu terk bile edemezsin. // murphy felsefesi
    • kazananları kaybedenlerden ayıran tek şey, kaderin her yeni oyununa gösterdiğiniz tepkidir. // d.trump
    • kazanç gizlenmez, elbet bir taraftan çıkar. // hz.ömer
    • kazanmak her şey değildir, ama kazanmayı istemek her şeydir. // vince lombardini
    • kazanmak için yenilgiyi, risk olarak kabullenmelisin. // jean c.killy


    • kazanmaktan alınacak en büyük ders, kazanabileceğimizi öğrenmektir. // dave weinbaum
    • kesmeyen bıçak, borç vermeyen arkadaş kaybedersen; pek bir şey kaybetmiş sayılmazsın. // peyami safa
    • kudretinin üstündeki işlere ve bilmedikleri ilme müdahale edenler, kadir ve meziyetlerini kaybederler. // imam şafiî
    • kuşkusuz insan sık sık aldansa bile, kaybettiğini yeniden kazanabilir. // b.rahmi eyüboğlu
    • küçük kazançlar, servet getirir. // jamaika özdeyişi
    • mağlubiyet,insana cesaretsizlik veren bir şey olacak yerde, insanı daha çok çalışmaya iten bir sebep olmalıdır. // south
    • muzaffer olduğu zaman, kendini de yenen iki kere galip demektir. // p.syrus
    • ne borçlu,ne de alacaklı ol; yoksa hem paranı, hem de arkadaşını kaybedersin. // w.shakespeare
    • ne kadar çok verirsen,o kadar çok büyürsün, ama alacak biri bulunmalı. yitirmek,vermek değildir. // st.exupery
    • severek asla bir şey kaybetmezsiniz. ama hiçbir şey yapmadan durursanız, her zaman kaybedersiniz. // barbara de angelis
    • sırtı yere geldikten sonra kazanmış olmak, yalnız siyaset alanında görülür. // edgar fause
    • sizi üzen,sıkan olaylara karşı bütün gücünüzle karşı koyunuz. kazanmanın zevkine ancak uğraşma sonunda elde ettiğiniz başarı ile ulaşabilirsiniz. // s.strong
    • yarışı kazananlar, daima yavaş ve devamlı gidenlerdir. // // aesopos
    • yalnızca kaybetmekten korkmadığınız zaman, kazanırsınız. // cicero
    • yeneceklerine inananlar, yenerler. // vergilius
    • yenile yenile yenmeyi öğreneceğim. // demirbaş şarl
    • yenileceğinden korkan, daima yenilir. // yıldırım beyazıt
    • yenilen efendisine sadık kalan, efendisini yeneni yendi demektir. // w.shakespeare

    • yenilgi; insana cesaretsizlik veren bir şey olacak yerde, insanı daha çok çalışmaya iten bir sebep olmalıdır. // south
    • yenilince ümitsizliğe kapılma, her başarısızlıkta bir zafer arzusu yatar. // germain martin
    • yenilgi,bir umutsuzluk kaynağı değil, taze bir başlangıç olmalıdır. // south
    • yenilgi, eğitimden başka bir şey değildir. // wendell phillips
    • yenilmek ama teslim olmamak, zafer budur. // // m.s.forbes
    • yenilmez düşman; öfke, şifası olmayan hastalık; hırs. // // mahâbhâratan’dan
    • yenilmezlik savunmada zayıflık saldırmadadır. // // sun tzu

    keder-üzüntü

    • aldanırsan görüntüye, elbette gömülürsün üzüntüye. // karacaoğlan
    • arkasından sevineceğin bir üzüntü, so nunda üzüleceğin bir sevinçten daha iyidir. // şeyh sadi
    • başkalarının kederini duymayan kimse, nasıl insan sayılabilir? // şeyh sadi
    • bir türlü halimizi beğenmeyiz. en kötü keder, hep bizimkidir. // la fontaine
    • biri sana sırtını çevirirse üzülme, böyle ce dostunla düşmanını ayırt etmiş olursun. // hz.ali
    • bu dünyada geçirilen zamanda, çek tiğimiz kederlerle karşılaştırıldığında, sürdüğümüz zevkler bir şey değildir. // plautus
    • ezilenlerin yanında,ezenlere karşı savaşıma katılmak kederin ilacıdır. her gün birer yudum aldın mı, soluk alıp verirken inatlaştığını duyumsarsın. // ilhan selçuk
    • geceleri uzatan ve kısaltan mevsimler değil, keder ve sevinçlerdir. // mektupçu agâh
    • hayatın büyük üzüntüleri için cesaret, küçükleri için de sabır dayanıklılığa sahip olunuz. // victor hugo
    • iki kişiye üzülmek gerekir; her gün vebal yüklenen kimse ile, hiçbir hayır işlemeyen kimse. // // beydebâ
    • insan er geç toprak olmak için yaşıyorsa, haz ve eleme ne lüzum var? // kızılderili özdeyişi
    • insan istediklerinin yarısını elde ederse, üzüntülerini iki kat çoğaltmış olur. // b.franklin
    • insan sevince, ekseriya kederli olur. // m.maeterlinck
    • insan sevincini büyülterek anlatmalı, üzüntüsünü kısaltarak. // montaigné
    • insan, üzüntülerini anlatarak başkalarını memnun etmemelidir. // emile zola
    • insanı mahveden iş değil, kederdir. // beecher
    • insanlar genellikle kendilerini teşhire sarf ettikleri gayretin aynını kendilerini gizlemeye sarf etseler, bir çok üzüntülerini önlemiş olurlar. // anatole france
    • insanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir. // b.said-i nursî
    • kadınların üzüntüsü, yaz fırtınaları gibidir; şiddetli ama kısa olur. // j.baillie
    • küçük üzüntüler konuşurlar, büyük dertler dilsizdir. // nijer özdeyişi
    • küçük üzüntüler,sineklere benzer. biraz hareket ve biraz eylemle onları kovabiliriz. // j.gustav white
    • ne kadar hakim olursak olalım,insanı yıpratan kederi, zamandan daha çok hafifletemeyiz. // john webster
    • üzülme,yarının sıkıntısından bir şey eksiltmez, yalnızca bugünün gücünü tüketir. // a.j.cronin
    • üzülmek, yarının sıkıntısından bir şey eksiltmez. sadece bugünün gücünü tüketir. // r.eşref ünaydın
    • üzüntü, bir ilaçtır. // william cowper
    • üzüntü,mutluluk,neşe, tasa; bulaşıcı şeylerdir. // h.f.amiel
    • üzüntü, üzüntüyü doğurur. // emile alain
    • üzüntüden kurtulmak isteyen, mümkün olan en kötü sonu göze alarak onu düzeltmeye çalışmalıdır. // dale carnegie
    • üzüntüler; yalnızlıkla fazla büyür, bir sinek bir canavar olur. // j.j.rousseau
    • üzüntülü insanlar, ekseriya dertlerini büyütürler. // charles dickens
    • üzüntünü başkasına açma, daha çok üzülürsün. // // r.necdet evrimer
    • üzüntünün başlıca kaynağı, zihin karışıklığıdır. // h.nawkes
    • üzüntünün fazlası gülmekle, sevincin fazlası ise ağlamakla sonuçlanır. // zsa zsa gabor
    • üzüntüsüz, dertsiz kim var? insanın “şu mesele de çok canımı sıkıyor” demediği gün olur mu? // theodor fontane
    • yaşamın büyük kederleri için; cesaret, küçük kederleri için ise sabır gereklidir. // victor hugo

    kedi

    • eğer miskin kedinin kanadı olsaydı, dünyadan serçenin tohumunu kaldırırdı. // şeyh sadi
    • eldivenli kedi, fare tutmaz. // b.franklin
    • fare huylulara, kedi bey olur. // mevlâna
    • fareyi tutarken kedi aslandır; kaplanla savaşınca fareye döner. // şeyh sadi
    • kedi; ağzı şapırdayanın. kadın kesesi şıkırdayanın yüzüne bakar ve dizine çıkar. // r.halid karay
    • kedi evden dışarı çıkıca, fareler oyuna başlarlar. // // john florio
    • kedi evine dönünce, fare deliğine kaçar. // p.mérimeé
    • kedi gidince, fareler küstahlaşır. // thomas fuller
    • kedi, kimin çenesini okşadığını pek iyi bilir. // goethe
    • kedi ölse, alır sıçan meydanı. // salburcuoğlu
    • kedi, rüyasında yağlı kuyruk görür. // mevlâna
    • kedi, sevgilisinde mutlaka tırnak izi bırakır. // montherlant
    • kedi var aslanın yerini tutmuş, aslan var adına kedi söylenir. // seyranî



    • kedinin kanadı olsaydı, serçelerin adı olmazdı. // // peyami safa
    • kedinin olmadığı yerde, fareler cirit atar. // ingiliz özdeyişi
    • kediyi, sıska bir sıçan bile sevindirir. // victor hugo
    • kediyle oynaşan, tırmalanmayı göze alır. // cervantes
    • tanrı, herkese gerekeni vermiştir. kedinin kanadı olsaydı serçenin soyu tükenirdi. // senancour

    kelime

    • akıllı adam için, bir sözcük yeter. // b.franklin
    • allah’ı inkar eden kelimeler, geçtiği dudakları yakar. // la mennais
    • allah’ın kelimeleri,meşe yaprağı gibi sararıp düşmez; çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır. // kızılderili özdeyişi
    • bana bu sersemce kelimeden bahsetmeyin bir daha. // mirabeau
    • bir kelimenin,insanın hayatını değiştirdiği çok görülmüştür. // h.de balzac
    • bir kelimeyi yalnızca bir şekilde kullanabilen kişi, salaktır. // m.c.fields
    • bir tek sözcük, bize karşımızdakinin akıllı mı aptal mı olduğunu anlatmaya yeterlidir. // konfüçyus
    • cama benzer kelimeler, görmeye yardım etmediklerinde engel olurlar görüşe. // g.verga
    • dilde söylenmesi ve yerinde kullanılması en güç olan kelime «ben» kelimesidir. // alfred de vigny
    • dünyada öğretilen bütün bilgilerin hiçbiri, bize bir ananın bakışının,bir kelimesinin verdiği şeyi vermeye gücü yetmez. // // raabe
    • dürüst kelimeler, bedavadır. // john gay
    • eğer sözcükler doğru değilse, kavramlar da doğru değildir. // // konfüçyus



    • en eski ve en kısa kelimeler olan «evet» ve «hayır», konuşurken en çok düşünüle rek harcanması gereken kelimelerdir. // phythagoras
    • güçlü acı kelimeler, zayıf bir sebebe dayanır. // victor hugo
    • insanlara söyleyeceğin kelimeleri, gün ışığında örmeye bak. // baraccio
    • insanları şaşırtan ve dehşete düşüren kelimeler, arada belli bir süre geçince kimseyi şaşırtmaz olur. // d.h.lawrance
    • kadınların fazla güçlü kelimeleri kullanmadan, tüm duygularını anlatmakta eşsiz bir yeteneği vardır. // h.de balzac
    • kelime, bilginizin sınırını saptar. kelime bilginiz arttıkça zekanızda artacaktır. // n.levis
    • kelime haline gelmeye çalışmayan düşünce kötü bir düşüncedir ve eylem haline dönüşmeye kalkışmayan kelime, kötü bir kelimedir. // // hestarton
    • kelimeler ağacın yapraklarına benzer, olanların bol olduğu yerde anlam meyveleri azdır. // // a.pope
    • kelimeler cama benzer, göstermeye yardım etmedikleri vakit, görüşe engel olurlar. // j.joubert
    • kelimeler değil, onları konuşan ağızlar önemlidir. // // baraccio
    • kelimeler doğru değilse, kavramlarda değildir. // // konfüçyus
    • kelimeler, düşüncemizin giyimleridir. // chesterfield
    • kelimeler, fikirleri asmaya yarayan çengellerdir. // fletcher knebel
    • kelimeler, herkesin ortaklaşa kullandığı eşya gibidir. // dezsö kosztolanyi
    • kelimeler, insanların kullandığı en güçlü haplardır. // // r.kipling
    • kelimeler, kelimeler, kelimeler. // w.shakespeare
    • kelimelerden duvar yapılmaz. // w.shakespeare
    • kelimelerin en iyi kullanış biçimlerinden birisi de, düşüncelerimizi saklamaktır. // voltaire
    • kelimelerin kölesi olma. // thomas carlyle
    • kelimelerin kuvvetini anlamadan, insanların kuvvetini anlayamazsınız. // konfüçyus
    • kelimesiz düşünmek, imkansızdır. // john dewey
    • keşke sözcüğün yerine, bir daha ki sefere demeyi dene. // // r.b.hayes
    • kısa bir yazıda ki uzun cümleler, küçük bir evdeki odalar gibidirler. // shenstone
    • öyle bir zaman olur ki, bir kelime bir orduyu batırır. // b.said-i nursî
    • sözcüğün mutlak anlamıyla hakiki bir demokrasi olmadı ve olmayacak. // j.j.rousseau
    • sözcükler,değerlerini rakamlar gibi bulundukları yerlerden alırlar; değerleri paralar gibi zamanlara ve kullanıldıkları yerlere göre değişir. // j.g.hamann
    • sözcükler, düşünceleri asmaya yarayan çengellerdir. // // f.knebel
    • sözcükler, gerçeğin dondurulmuş biçimidir. // timothy leary
    • sözcükler, insanların kullandığı en güçlü ilaçlardır. // // r.kipling
    • sözcükler işaret eder ama, açıklayamazlar. // w.j.bryan
    • sözcükleri ağzındayken yutmak, onları daha sonra yemekten daha iyidir. // f.d.roosvelt
    • sözcüklerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınz. // konfüçyus
    • sözcüklerin silinmesiyle anlam yok olsaydı, dilde kavram kalmazdı; bedenin çürümesiyle de ruh yok olmaz. // ömer sevinçgül
    • tek bir kelime bize,karşımızdakinin akıllı mı, aptal mı olduğunu gösterir. // konfüçyus
    • uygun kelimeler uygun zaman ve zeminde, bir centilmen üslubunu meydana çıkarır. // // j.swift






    kendi

    • başkalarına olduğu kadar, kendimize de yabancıyız. // // montaigné
    • bazı insanlar koca evreni bilirler de, kendilerini bilmezler. // la fontaine
    • bırakın kendi yağlarıyla kavrulsunlar. // bismark
    • bir insana değerini veren, yine kendisidir. // lucretius
    • dünyada düzeltebileceğimiz, daha iyi yapmayı başarabileceğimiz; ilk ve en mühim kimse,kendimizdir. // aldoux huxley
    • dünyayı kaldırmak isteyen, evvela kendini kaldırsın. // sokrates
    • eğer kendi emeklerimize, kendi idealle rimize göre yaşamak imkanını bulama dıksa, bari kendi ölümüzle ölelim. // y.kadri karaosmanoğlu
    • hayatım boyunca kimseye ne iyilik yaptım ne de kötülük, ne yaptıysam kendime yaptım. // // hz.ömer
    • her şey, kendisi gibi güzeldir. // hasan yılmaz
    • herkes dünyayı değiştirmeyi düşünüyor, kimse kendini değiştirmeyi akıl etmiyor. // leo tolstoy
    • herkese karşı, tatlı ve merhametli olunuz fakat bizzat kendinize karşı böyle hareket etmeyiniz. // joseph joubert
    • herkesin kendini bir şey sandığı yerde, hiç kimse bir şey olamaz. // w.gilbert
    • ilk ve son aşkımız, kendimize karşı olandır. // bovee
    • insan daima kendini aşmak zorundadır, aksi halde güçsüz bir varlık olacaktır. // goethe
    • insan, kendi kendisinden saklamaya çalıştığı yanını sevmez. // albert camus
    • insanı kendisi kadar kimse kandıramaz. // greville
    • insanın dostu da, düşmanı da kendisidir. // g.flaubert
    • insanın en kolay aldatacağı kişi, kendisidir. // bulwer lytton
    • insanın kendi kendini fethetmesi, zaferlerin en büyüğüdür. // eflâtun
    • insanlarla iç içe olmak, kendini gözlememeye götürür. // franz kafka
    • isterseniz yanlış düşünün ama ne olur kendinizi düşünün. // g.lessing
    • kandırma kendini, gençliğin uçup gitti. // petrarch
    • kendi düşünen adam, yumurta pişirmek için kendi evini yakar. // stendhal
    • kendi fikrine uyanın işi, onağan olmaz. // sinan paşa
    • kendi karnına bıçak sokan, bu muvaffakiyetiyle öğünmez. // kemal tahir
    • kendi kendilerine yetinenler, mutludur. // aristoteles
    • kendi kendimize inanmalıyız ama pek çabuk kanmamak şartı ile. // burton hills
    • kendi kendimizin altında kalmamalıyız ki, cemiyetin üstüne çıkalım. // n.fazıl kısakürek
    • kendi kendine bırakırsan, sonunda kendinle baş başa kalırsın. // a.f.y.
    • kendi kendine inanmayan, her zaman yalan söyler. // f.nietzsche
    • kendi kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen, başkalarını değiştirmeğe çalışmakta şansının ne kadar az olduğunu anlarsın. // voltaire
    • kendi kendinin mutluluğuna engel olmak isteyen insan, fevkalade beceriklidir. // andré gide
    • kendi kendisinden emin olmayan kimseye, emniyet etmeyiniz. // a.geylani
    • kendi yaşayışını, başkalarıyla karşılaştırma bak nasıl yaşarsın. // condorcet
    • kendilerini bırakanlar, bırakın gitsin. // w.shakespeare
    • kendine hayrı olmayan kimsenin, başkasına hayrı olmaz. // imam-ı malik
    • kendine kötü de, başkasına deme. // mevlâna
    • kendini aşan insan, iki insandır. // ömer sevinçgül
    • kendini bilen kimseyi övmek, ona zarar vermez. // süfyan bin uveyne
    • kendini bilen, rabbini de bilir. // hz.ali
    • kendini düşünen, kendi kadardır. // ali suad
    • kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler. // r.hull
    • kendini kabir ehlinden say. // hz.muhammed
    • kendini öldürenler de, yaşamı çok sevenlerdir. // ali suad
    • kendini sevenlerin, rakibi olmaz. // b.franklin
    • kendini tanı. // delphi tapınağı
    • kendini tanı, tanınmaz olanı bil. // sokrates
    • kendinizi, bir başkası için gerekli kılın. // emerson
    • kendinizi irşat edemezseniz, asla başkalarını irşat edemezsiniz. // hz.ali
    • kendisini pek çok seven, çevresinde pek az sevilir. // cenap şahabettin
    • kim size “siz kendinizsiniz” sözünden daha övücü bir söz söyleyebilir. // w.shakespeare
    • maddeleşme, insanı “kendi kendinin zalimi” haline getirir. // ahmet selim
    • odununu kendi kesen, iki kere ısınır. // amerikan özdeyişi
    • sen kendini küçücük et-kemik sanırsın. oysa sende alem-i ekber gizlidir. // hz.ali
    • seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. // e.e.cummings

    keşfetmek-buluş-icat

    • aslında bir insana yeni bir şey öğrete mezsiniz. siz ona yalnız, kendi içinde bir şeyler keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz. // g.galilei
    • başka bir arayışı olmayanın, başka bir buluşu da olmayacaktır. // m.bozdağ
    • bir şeyleri keşfetmek, onları keşfetmeyi arzulamak sayesinde mümkündür. // m.bozdağ
    • buhar, yüzyıl önceki buhardır; ama şimdi kullanılışı değişti. // albert sorel
    • büyük buluşların nasıl bulunduklarını öğrenmeyiniz, hayranlığınız azalır. // a.claudius
    • dünyayı bedbaht eden; sözün icadı değil, gevezeliğin icadıdır. // rene char
    • her şeyin keşfedildiğini sanmak büyük bir yanlıştır. bu ufku, dünyanın son sınırı sanmaya benzer. // a.lemierre
    • hiçbir başarımı tesadüfe borçlu değilim, buluşlarımda tesadüfen değil, çalışmalarımın eseridir. // thomas addison
    • hiçbir keşif, tohumun toprağı yarıp çıkması kadar muhteşem değildir. // t.edison
    • hiçbir şey, icat edilmedi, yeniden keşfedildi. // august rodin
    • icat; yaratmak değil, gördüğünü anlamaktır. // leo buscaglia
    • insan taklit için değil, keşfetmek için vardır. // ali suad
    • keşfetmek; bir şeye diğerlerinin baktığı gibi bakmak ve onlardan farklı düşünmektir. // gyorgyi
    • keşifte bulunmak için şans gerektir, icat etmek için kafa; ama her iki iş de bu iki şeyden vazgeçemez. // goethe
    • kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret edemeyince insan, okyanus keşfedemez. // andré gide
    • on dokuzuncu yüzyılın en büyük icadı, icat etmenin metotlarının bulunmasıydı. // b.spinoza
    • sağlam bir tahmin olmadan, hiçbir büyük keşif yapılmamıştır. // ısaac newton
    • yeni bir yemeğin bulunuşu insanı, yeni bir yıldızın bulunuşundan çok daha fazla sevindirir. // // brillat savarin

    kibir

    • allah güzeldir,güzelliği sever. kibir ise hakkı reddetmek ve insanları hor hakir görmektir. // // hz.muhammed
    • başkalarına karşı kibirli davranmak ne kadar gülünçse, kendimize karşı da o kadar yerindedir. // la rochefoucauld

    • büyüklük taslayan kibirli ve küstah adam, tatsız ve sevimsiz olur; kibirli insanın itibarı, günden güne azalır. // yusuf has hacib
    • eğer fakirlik,hastalık ve ölüm olmasaydı. insanoğlunun kibirden başı eğilmez olurdu. bununla beraber yine o, yüce allah’a gelmekle atılgandır. // hasan-ı basri
    • hiç kimse karşısında, aşağılık kompleksi ne kapılma. kendini,hiç kimseden büyük görme. unutma ki her insan, senin bir başka çeşidindir. hiç kimsenin günahı ve masumiyeti, sana ait değildir. // william saroyan
    • insanın kendisini olduğundan yüksek görmesi kadar, olduğundan aşağı görmesi de yanlıştır. // goethe
    • kemikleri eti, bağırsakları ve kan damar larını kaplayan deri nasıl insan görünü münü katlanılabilir hale getiriyorsa, ruhun ajitasyonu ve ihtirası da kibirle kapatılmıştır; kibir, ruhu kaplayan deridir. // irwin yalom
    • kendini fazla sevene, aşık olur. // oscar wilde
    • kibir, alçakların ahlakındandır. // umberto elo
    • kibir, bele bağlanan taş gibidir. onunla ne yüzülür ne de uçulur. // hacı bayram veli
    • kibir bulunan kalp de, allah korkusu bulunmaz. // // abdullah tüsteri
    • kibir ile akıl, aynı başta bulunmaz. // yalnız adam
    • kibir ile aşk şu cihetten birbirine benzer ki, ikisi de kâr eder. // // cenap şahabettin
    • kibir, insanı mutluluktan uzaklaştırır. // lamartiné
    • kibir,insanı yalnızlığa mahkum eder. // hz.ali
    • kibir, insanın düşüncesidir; söze dökülen onun pek küçük bir parçasıdır. // montaigne
    • kibir ve gurur ile tahsil olunan ilimde; felâh yoktur. // // imam şafiî
    • kibir ve öfke, insanın başına çok felaketler getirir. // lokman hekim
    • kibir ve peşin hüküm, ilmin iki düşmanıdır. // c.c.golton
    • kibirle akıl, ateşle suya benzerler. birinin varlığı diğerinin yokluğu demektir. // samuel daniel
    • kibirle haddini geçeni, allah yerden yere çalar. // // hz.ömer
    • kibirli olma, kibirli insan sarımsak kokan ağız gibidir. herkesi kendinden uzaklaştırır. // ali fuat başgil
    • kibirli ve cimri adamın ne kadar vasıfları olursa olsun, dikkate alınmaya değmez. // konfüçyus
    • küçüldükçe büyülten ve büyüdükçe küçülten şey, kibirdir. // erol anar
    • topraktan gelen insanın, toprak üstünde böbürlenip,kibirlenmesi münasip olmaz. // hz.ali

    kılıç

    • aradığımız kılıcın değeridir, kının değil. kınından çıkınca, belki de borç para vermezsiniz. // // montaigné
    • bahçıvan, sözümün gücünü denedi. bir mısra ekip, bir kılıç biçti. // m.ikbal
    • bir insan kılıcını vermek istemediği sürece, tam korkusuzluğa ulaşmamış demektir. // // horace mann
    • bir kılıcın değeri hakkında, kınındaki pasa bakıp hüküm verilir mi? // victor hugo
    • cennetin de cehenneminde anahtarı, kılıçtır. // hz.muhammed
    • çifte kılıç, kına girmez. // kaşgarlı mahmud
    • düşmana bir adım daha yaklaşmak, kılıcın kısalığını ortadan kaldırır. // lessing
    • her kılıç giremez feth pazarına. // sümmani
    • her millet bilmelidir ki, kendi barış ve güveni, kendi öz kılıncına dayanır. // bismark
    • herkes kendi kısmetine, yiğidin ki kısa kılıç. // aleksis kivi
    • iki şey dünyaya hükmeder; biri kılıç, biri düşünce. kılıç eninde sonunda, düşünceye yenilir. // napoleon
    • keskin kılıç, yumuşak ipeği kesmez. // şeyh sadi
    • kılıca kesmekten usanç gelmez. // mevlâna
    • kılıca, kının eski olması bir zarar vermez. // harirî
    • kılıcı eşsiz bir maharetle kullanan türk eli, mağlup ettiği insanların yarasını sarmakta da o kadar ustadır. // lord byron
    • kılıcın kını kemirdiği gibi, ruh da göğsü yıpratır. // lord byron
    • kılıcı kınından çekenin, kendi de kılıç altında can verir. // dostoyevski
    • kılıcın yapamadığını adalet yapar. // k.s.süleyman
    • kılıcını demirden değil, insanlıktan yap. // baraccio
    • kılıç asildir, satır uğursuz. // victor hugo
    • kılıç, boynu olanın boynunu keser. // mevlâna
    • kılıç elde ölmek, kılıçla ölmekten daha iyidir. // // samuel daniel
    • kılıç, iki el ile kullanılmaz. // namık kemal
    • kılıç kına kinle girdiyse, kanla çıkar. // talat sait halman
    • kılıç, zaferleri; zeka, siyasi üstünlüğü; adalet de ahlaki muzafferiyeti temin eder. // simeon luce
    • kılıçla oynayanın, ölümü kılıçtan olur. // j.conrad
    • kılıçların vereceği karar, daima kanlı olur. // kleist
    • ülkeler kılıçla alınır, ancak adaletle korunur. // // timurlenk
    • yeryüzünde iki kuvvet var; kılıç ve zeka. çok zaman kılıç, zeka ile mağlup edilmiştir. // nizâmî
    • zırh kuşanıp kılıç takmak, adamı şövalye yapmaz. // // chaucer

    kin,intikam

    • beşiğinde kini ağlatan aile, gülmez. // ibrahim olcaytu
    • dünyada hiçbir şey,insanı kin besleme duygusu kadar yıpratamaz. // nietzsche
    • her yangını söndürmek mümkündür; ateş su ile; zehir panzehir ile; hüzün sabır ile söner. fakat kin ateşi asla sönmez. // beydeba

    • herhangi bir kimseyi kıskanmaktan ya da kin beslemekten kurtaracak sihirbaz; henüz yeryüzüne gelmiş değildir. // emile alain
    • hiçbir şey aşka, kin kadar yakın değildir. // r.necdet kestelli
    • insan sevgilisini ne kadar çok severse, ona kin beslemeye de o kadar amadedir. //
    la rochefoucauld
    • insanlarda kin öylesine inatçı ve devam lıdır ki; hasta kişinin son nefesinde ki barış isteği, ölümün yaklaştığına açık bir işarettir. // la bruyére
    • kendi acımız bize, başkalarının kinini bölüşmeyi öğretir. // goethe
    • kin,aktif; kıskançlık ise pasif bir hoşnutsuzluktur. bu yüzden kıskançlığın derhal kin şekline girmesi hayret verici bir olay değildir. // goethe
    • kin gütme; sen kinini güderken, o başkalarıyla dansediyor. // hackette
    • kin, hiçbir zaman kinle söndürüleme miştir. sadece iyi niyet, kini yok eder. bu değişmez bir kanundur. // dhampamada
    • kin ve nefret, şeytanın en sevdiği duygulardır. // ilhami bekir tez
    • kindarlık ve sertlik, şeytanı dışa kovmaz,içe atar. // aleksis kivi
    • kinimiz büyüdükçe, kin beslediğimiz kimseden daha çok küçülürüz. // la rochefoucauld
    • kinine yanılıp kimsenin evini yakma, kötülük eden kötülük bulur. // nasır-ı hüsrev
    • kinlerin en kötüsü, kendinden üstünlere duyulan kindir. // cenap şahabettin
    • seni inciten kimse özür dilerse, kabul et, kin tutma. // // hz.ali
    • sönmüş dostluklar üzerine aşılanmış kin ağacı, en öldürücü yemişleri verir. // lessing

    kıskan (-mak) (-lık)haset

    • acınmaktansa, kıskanılmak daha iyidir. // herodot
    • ateş; nasıl odunu yer yutarsa, haset de iyilikleri öylece yer yutar. // hz.muhammed
    • ademoğlunun hepsi kıskançtır. kıskanç lıkta bile bazı kimseler, bazılarından üs tündürler. dil ile konuşmadıkça, kıskan cın kıskançlığı kendine zarar vermez. // hz.muhammed
    • allah kıskançtır,mümin de kıskançtır. allah’ın kıskanması, mü’minin allah’ın haram ettiği şeyi yapmasıdır. // hz.muhammed
    • başkalarının iyi haline bakıp üzülme; senin haline de bakıp, kıskanan çok kişi vardır. // r.rubutin
    • biraz kıskançlık duyarsanız, yaşarken ölmenin ne demek olduğunu anlarsınız. // will oursler
    • bütün kötü iptilâların en kirlisi, kıskançlıktır. // // a.strindberg
    • bütün saadetler, kıskanılmıştır. // s.faik abasıyanık
    • büyük meziyetler sahibi olmanın en gerçek alâmeti, hasetsiz olmaktır. // la rochefoucauld
    • çömlek çömlekçiye gıpta eder, dülger dülgere. dilenci dilenciye hasetle bakar, şair şaire. // hesiodos
    • dünyada en huzursuz kimse, gönlünde haset ve kin tutandır. // imam-ı şâfiî
    • en suçlu ihtiraslarla bile övünenler bulunur. fakat haset, asla itirafa cesaret edemediğimiz sıkılgan ve utangaç bir ihtirastır. // la rochefoucauld
    • en sudan şeyler, kıskanç insana tanrı kelâmı gibi doğru gözükür. // w.shakespeare
    • ey kıskanç insan,öl de kurtul! çünkü, bu bu öyle bir azap ki, ıstırabından ölmek sizi kurtaramaz. // // şeyh sadi
    • haset,başkalarının iyiliğine tahammül edemeyen, bir kudurganlıktır. // la rochefoucauld
    • haset, başkasının balını kedi ağzına zehir etmektir. // cenap şahabettin
    • haset, bütün duygular içinde en can sıkıcı ve devamlı olanıdır. // f.bacon
    • haset, cehennem ateşi gibi sahibini sürekli yakar. // imam şafii
    • haset, çok fena bir illettir. başkasının muvaffakiyetinden memnun olmağa nefsimizi alıştırmalıyız. // akil muhtar özden
    • haset, demokrasinin temelidir. // bertrand russel
    • haset; en verimsiz, en iğrenç hasattır. // talat sait halman
    • haset ettiğinizde haddi aşmayın, zanda bulunduğunuzda onu tahkik etmeyin, bir şeyde size bir uğursuzluk hissi gelirse onu geçin ve allah’a tevekkül edin. // hz.muhammed
    • haset, geri tepen bir silahtır. // kenan rıfai
    • haset, güneş gibidir. yamaçlara, bayırlara düzlüklerden daha çok vurur. // f.bacon
    • haset, vicdana musallat olmuş bir yılandır. // mektupçu agâh
    • hasetçi için, başkasının mutsuzluğundan daha hoş ve başkasının mutluluğundan daha katlanılmaz bir şey yoktur. // spinoza
    • hasetlerin en zehirlisi, midenin hasedidir. // cenap şahabettin
    • hasetsiz insan bulmak, menfaat düşkü nü olmayan insan bulmaktan daha güçtür. // la rochefoucauld
    • hasetten sakının. çünkü haset, ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi sevaplarımızı da yakıp bitirir. // hz.muhammed
    • hasud’un açmazı, hasedinin devasına da haset etmesidir. // ahmet selim
    • hasis insan dünyada yoksulluğu çabuklaştırır, yayar, fakat ahrette zenginliğinin hesabını verir. // hz.ali
    • insan açlığa, diş ve mide ağrısına, sevgilisinden ayrı yaşamaya bile alışır, ama kıskançlığa bir türlü alışamıyor. // colette
    • insan ancak, bir başkasına ait olan erdem için haset duyar. // spinoza
    • insanda daha doğuştan itibaren, bir kıskançlık hissi vardır. // herodot
    • insanların kötülüğüne son yoktur ve bunun büyük kısmı, kıskançlıkla korku dan meydana gelir. // andre maurois
    • işte ve ihtiyaçlarınızın başarıya ulaşması için, gizlilikten faydalanınız; çünkü her nimete haset edilir. // hz.muhammed
    • kıskanan, elde edemez. // şinâsî
    • kıskancın boynuzu gözünde olur, bu nedenle şaheserlerde hata bulur. // alman özdeyişi
    • kıskancın hapishanesi, kendi ruhudur. // walls
    • kıskanç daha çok sever, ama kıskanç olmayan daha iyi sever. // maintenon
    • kıskanç insan, başkalarını küçük düşür mek isteğiyle kendini gözden düşüren zavallıdır. // a.rutledge
    • kıskanç kadar, mazluma benzeyen zalim görmedim. // ömer bin abdülaziz
    • kıskanç kişi, düşmanına kötülük eder gibi kendine kötülük eder. // demokritos
    • kıskanç kişi mutlu olmadığı gibi, sözünde de durmaz. // // po chü-i
    • kıskanç şerefli olamaz, kin tutan da üzüntüden ölür. // andrien mun
    • kıskanç ve dedikoducularla oturmaktan, öyle bir zilletten ölüm daha hayırlıdır. // hz.ali
    • kıskançlığımız, kıskandığımız kişilerin mutluluğundan daha az ömürlüdür. // la rochefoucauld
    • kıskançlık, aczin isyanıdır. // r.necdet kestelli
    • kıskançlık; daima aşkla birlikte doğar, fakat her zaman onunla birlikte ölmez. // la rochefoucauld
    • kıskançlık, bir güvenin kumaşı yemesi gibi, insanı yer bitirir. // chraysostom
    • kıskançlık, bir yılan gibi mevki sahibine sokulur. // // sofokles
    • kıskançlık,duyguların en korkuncu oldu ğu kadar, en aldatıcısıdır da. // will oursler
    • kıskançlık duymayan bir kimse, gerçek niteliklerle doğmuş demektir. // la rochefoucauld
    • kıskançlık; gururun budala bir çocuğu, ya da bir delinin hastalığıdır. // beaumarchais
    • kıskançlık, insanı alçaltan ve küçülten bir duygudur. // // tolstoy
    • kıskançlık insanı; kötüleri değil, iyileri kötülemeye yöneltir. // f.r.chaleaubriand
    • kıskançlık; kendini peydahlayan, kendi kendini doğuran bir canavardır. // w.shakespeare


    • kıskançlık kur yapma sırasında zevkli, evliliğin ilk yıllarında gerekli ama sonra bir çin işkencesidir. // secides
    • kıskançlık, ruhun hastalığıdır. // john dryden
    • kıskançlık, ünün arkadaşıdır. // cornelius nepos
    • kıskançlık yüzünden, kıskanç insanların sevdiklerini öldürmeleri mümkündür; fakat sevdiklerinden nefret etmeleri, mümkün değildir. // henry fielding
    • kıskançlıkla, kuruntunun gözleri son derece keskindir. // goethe
    • kıskanılmayan, imrenilecek bir fazileti olmayandır. // // aischylus
    • kim daha güzelse, kıskançlığı daha fazla olur. kıskançlık ateşten meydana gelir. // mevlâna
    • nimet sahibi olup da hasetçilerin hasedinden salim kalan yoktur. // hz.ömer
    • nimete erişen herkes, hasede uğrar. // hz.muhammed
    • pek az kişi vardır ki, iyi talihli bir dostun başarılarını kıskançlık duymadan kutlayabilsin. // // aeschylus
    • sakın kıskanç insana,beddua etme. o zavallı, zaten belanın içinde yaşıyor. pe şinde,haset gibi düşmanı dururken, ona, senin düşman olmana gerek var mı? // şeyh sadi
    • sizin küçük saadetinizi kıskanmadan benimseyen, hangi dostunuz var? // f.rıfkı atay
    • söyleyen ve haykıran kıskançlık, daima beceriksizdir. susan kıskançlıktan korkmalı. // rivarol

    kısmet

    • kısmetine razı olmayan kuldan, allah razı olmaz. // // şeyh sadi
    • kucağıma düşen kısmeti, kenara atmayı denizden öğrendim. // a.nihat asya
    • yalnız rızk değil, aşk da kısmetlidir. // yalnız adam






    kitap

    • ahlaka uygun ya da aykırı kitap diye bir şey yoktur. kitaplar ya iyi yazılmıştır, ya da kötü. hepsi bu kadar! // oscar wilde
    • allah’ım,bana kitap dolu bir evle, çiçek dolu bir bahçe ver. // konfüçyus
    • asıl iktidarın kitapta olduğunu gördük ten sonra, hükümdarlar da kaleme sarılıp kitap yazmaya başladılar. // alfred de vigny
    • bana kitaplarını göster, sana senin ve çocuklarının ne ruhta olduklarını söyleyeyim. // // wilhelm stekel
    • bazı kitaplar tadılmak, bazıları yutulmak ve çok azı da hazmedilmek içindir. // f.bacon
    • ben kitaplarımı yaratmadan; kitaplarım beni yarattılar. // // montaigne
    • bilirim gözüm kitapta, özüm izde oldukça iblis beni aldatamaz. // ömer sevinçgül
    • bir kitabı okumak, bir ikincisini yaratmaktır. // h.de balzac
    • bir kitabın kaderi, okuyanın zekasına bağlıdır. // // latin özdeyişi
    • bir kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak, kaç senede yazıldığını düşün. // a.nihat asya
    • bir kitabın ne kadar okuyucusu varsa, o kadar değişik çeşidi var demektir. // anatole france
    • bir kitap, bazen bir savaş kadar büyük olabilir. // // b.disraeli
    • bir kitap dünyadan daha geniştir; çünkü, maddeye düşünceyi de katar. // victor hugo
    • bir kitap hakkında, kapağına bakıp karar veremezsiniz. // chilon
    • bir kitap, içimizde ki donmuş değerleri parçalayacak bir balta olmalıdır. // franz kafka
    • bir kitap; yürekten kalmışsa, ancak o zaman başka yüreklere ulaşabilir. // t.carlyle
    • bir kitapta her şeyi bulan kişi, bütün kitapların düşmanıdır. her şeyi bulduğu kitabın bile. // sebahhattin eyüboğlu
    • bir tek kitap yazmak için, yarım kitaplık okuyunuz. // samuel johnson
    • bir zamanlar dünya, kitaplar üzerinde rol oynuyordu. şimdi kitaplar dünya üzerinde rol oynuyor. // j.joubert
    • bizi bütün kitapların ötesine bile götüremeyen kitap da nedir ki? // f.nietzsche
    • bu bir kitap değildir dostum; buna dokunan, bir insana dokunur. // whitman
    • elime biraz para geçer geçmez, yeni kitaplar alırım. geriye kalan olursa onunla da yiyecek ve içecek. kitaba aşık bir kimse için, kitaptan daha sadık bir arkadaş, daha faydalı bir yardımcı, daha neşeli bir dost olamaz. // isaac barrow
    • en eski kitaplar,onları okumamış bir kimse için, henüz yeni çıkmış demektir. // samuel butler
    • en iyi arkadaşlar, en iyi kitaplardır. // chesterfield
    • en kötü kitabın bile, iyi bir sayfası vardır; son sayfası. // // g.bernard shaw
    • evreni gösterecek tek pencere,kitaptır. // mohammed hecâzî
    • gençlerini kitapla beslemeyen milletlerin sonu acıdır. // // ovidius
    • her yakılan kitap, dünyayı aydınlatır. // emerson
    • herkesin taktir ettiği kitaplar, kimsenin okumadığı kitaplardır. // anatole france
    • hiç solmayacak bitki mi arıyorsunuz? işte kitap. // herrick
    • hiçbir iyi kitap, birdenbire gerçek yüzünü göstermez. // // t.carlyle
    • huzura kavuşmak ve kaderlerimizden uzaklaşmak için, bir anıta koşar gibi kitaplarıma koşarım. // d.henderson
    • içinde, iyi bir şey bulunmayacak kadar kötü bir kitap yoktur. // cervantes
    • iki kez okunmayan kitap, kitap değildir. // a.bennett
    • insan güzel bir kitabı bitirirken, sevgilisinden ayrılıyormuş gibi, gönlünde derin bir hicran heyecan duyar. // r.necdet kestelli
    • insan; her gün ya güzel bir ses işitmeli, ya da gönül açıcı bir kitap okumalı, ya da güzel bir şey seyretmeli. // goethe
    • insan; kitabın değerini, hastalanıp yatak tan kalkamadığı zaman daha çok anlar. // john k.bangs
    • insanı şu ya da bu kitaba bağlayan, cezbeden şey; o kitabın dış yapısında ki, yani uslûbünde ki uyumdur. // novalis
    • insanların aynası, kitaplardır. // aldoux huxley
    • insanların gayri ahlaki dedikleri kitaplar, insanların kusurlarını gösteren kitaplardır. // oscar wilde
    • insanların kitabı, arkadaşlarına bakarak okunur. // // ahmed rıfai
    • iyi bir kitabı öldürmektense, bir adamı öldürmek daha yeğdir. // john milton
    • iyi bir kitap, düşünen insana hayat veren kandır. // john milton
    • iyi bir kitap, gerçek bir hazinedir. // bulwer lytton
    • iyi bir kitap, iyi bir arkadaştır. // b.de saint-pieare
    • iyi kitaplar, babalarını ebedileştiren çocuklardır. // // eflatun
    • iyi kitaplar çok iyi, kötü kitaplarda çok kötüdür. // // emerson
    • iyi kitaplar okumayan bir kimsenin, okumasını bilmeyen bir insan üzerinde üstünlüğü yoktur. // mark twain
    • iyi satan bir kitap, orta değerde bir yazarın yaldızlı mezarıdır. // l.p.smith
    • iyi seçilmiş kitapları okumak,geçmiş yüzyılların seçkin zekalarıyla önceden düzenlenmiş bir konuşmaya katılmak gibidir. // // descartes
    • kitaba para vermeye kıyamayan bir millet, canına kıyar. // // r.necdet kestelli
    • kitapsız büyüyen çocuk, susuz yetişen ağaca benzer. // çin özdeyişi
    • kimseye kitap tavsiye etmem. eğer tavsiye ettiğim kitaba layıksa,onu araya araya kendisi bulur. layık değilse hediye etsem okumaz, hatırım için okusa da anlamaz. // kemal tahir
    • kitabı iyi yapan, okuyucudur. // emerson
    • kitabın yeri kalp üstüdür, arka cep değil. // r.necdet evrimer
    • kitap, aklın ilacıdır. // ovidius
    • kitap bir aynadır; yüzüne bir maymun bakarsa elbette bir havarinin görüntüsünü yansıtmaz. // g.c.lichtenberg
    • kitap, bir odanın en seçkin süsüdür. // smollet
    • kitap, cebimizde taşıdığımız çiçek dolu bir bahçedir. // // sait faik
    • kitap, çocuk ve çiçek; kalbimin üç isteğidir. // robert southey
    • kitap denizinde,kaptansız bir gemi gibi dolaşmasını severim. // w.scott
    • kitap, en ketum bir mürşittir, öğretir fakat öğrettiğini söylemez. // t.erkey
    • kitap eskitmeyen bir millet, silah eskitir. // m.esat tanyıldız
    • kitap, hiç aldatmayan bir arkadaştır. // g.de pixerecourt
    • kitap, imbikten süzülmüş hayattır. // orhan boran
    • kitap, insanın sevgi mihrabı olmaya uygundur. // r.necdet evrimer
    • kitap, insanın yarattığı bir doğadır. // m.cevdet anday
    • kitap okumak istediğim zaman, oturur bir tane yazarım. // // b.disraeli
    • kitap olmayan, kitaplarda vardır. // lamb
    • kitap, ruhun ilacıdır. // japon özdeyişi
    • kitap, ruhun gıdasıdır. // ovidius
    • kitap sarrafı, her yerde hüküm görür. // goethe
    • kitap, tek ölümsüzlüktür. // rufus chort
    • kitap, yalnız kalmış adamın dostudur. // georges duhamel
    • kitap, zeka çeşmesidir. // horatius
    • kitap, zekayı kibarlaştırır. // william bolith
    • kitapla dolu bir ev, çiçekle dolu bahçe gibidir. // // andrew lang
    • kitaplar; akıllı kişilerin bahçeleri, fazıl kişilerin güzel kokulu çiçekleridir. // hz.ebubekir
    • kitaplar, aklın tedavi yerleridir. // didorus siculus
    • kitaplar atasözleri gibi, devirlerin vurduğu damgayla kıymet bulurlar. // william temple
    • kitaplar, bana gördüğüm düşleri anımsatır. // wordsworth
    • kitaplar benim için en iyi, yaşlandıkça yıpranmayan tek dostlarımdır. // maurice costand
    • kitaplar,benim sevgili dostlarım, gerçek yol gösterenlerimdir, çünkü iki yüzlülük etmeden bana vazifelerimi hatırlatırlar. // alphonse daudet
    • kitaplar, beynin çocuklarıdır. // j.swift
    • kitaplar çok iyi dostlardır ama ödünç verildiklerinde çok acı çekerler, öylesine kırılırlar kibir daha asla geri dönmezler. // rober de flers
    • kitaplar da dost gibi az, fakat iyi seçilmiş olmalıdır. // // joineriana
    • kitaplar; deniz fenerleri gibi, zaman denizinin üstünde dimdik dururlar. // g.h.wipple
    • kitaplar, düşüncelerin mezarlarıdır. // longfellow
    • kitaplar, en uzun vadeli ve en kalıcı kültür konserveleridir. // mustafa özdamar
    • kitaplar, gerçek dostlardır. insan hayatının en büyük gerçek ve üzüntüleri içinde bile olanlara başvurabilir ve onlarda istediği şeyleri bulabilir. // alphonse daudet
    • kitaplar hakkında üç tavsiyem var; - bir yaşını doldurmamış bir kitabı okuma yın.- sadece çok tanınmış kimselerin eserlerini okuyun. - sevmediğiniz kitapları okumaya çalışmayın. // emerson
    • kitaplar, hiç solmayacak bitkilerdir (güllerdir). // // seneca
    • kitaplar,insan hayatının tehlikeli denizlerinde bize yol gösteren pusulalar, teleskop, sekstand ve haritalardır. // lee bennet
    • kitaplar, insanlığın hafızasıdır. // mustafa özdamar
    • kitaplar, kaybolmuş kafaların anıtlarıdır. // s.w.davenant
    • kitaplar ne kadar yasaklanmışsa o kadar daha çok satılıyor, o kadar daha fazla okunuyorlar. // // montaigné
    • kitaplar, soğuk ama güvenilir dostlardır. // victor hugo
    • kitaplar, uygarlığa yol gösteren ışıklardır. // f.d.roosevelt
    • kitaplar ve kütüphaneler, insanlığa feyiz veren ama faiz almayan bankalardır. // mustafa özdamar
    • kitaplar yaşadıkça “geçmiş” diye bir şey olmayacaktır. // // bulwer lytton
    • kitaplardan önce, kendimizi okumaya çalışalım. // // mevlâna
    • kitapları iki gruba ayırmak mümkündür; günün kitapları, her zamanın kitapları. // ruskin
    • kitapları seviyor musun? öyleyse bütün hayatınızca, mutlu olacaksınız demektir. // jules clarette
    • kitapları süs olarak dolap içinde tutmanın, hiçbir değeri yoktur. çünkü o zaman kitapla, diğer eşyalar arasında bir fark kalmaz. // john k.bangs
    • kitaplarım, bana yetecek kadar büyük krallıktır. // w.shakespeare
    • kitaplarım, en iyi dostlarım ve en sadık sevgililerimdir. // bulwer lytton
    • kitapların amacı; insanlara dürüst, eğitimli ve çalışkan olmayı öğretmektir. // john k.bangs
    • kitapların düşmanları, insanın kilerinin aynıdır; ateş, rutubet, zaman ve içindekiler. // paul valery
    • kitapların görevi, yaşama sanatını öğretmektir. // w.g.ward
    • kitapların yakıldığı yerde, insanlar da yakılır. // // heinrich mann
    • kitaplarında, kendi yazgıları vardır. // terentius
    • kitapsız bir ev, ruhsuz bir vücuttur. // çicero
    • kitapsız eve, şeytan girer. // r.necdet evrimer
    • kitapsız yaşamak; kör, sağır, dilsiz yaşamaktır. // // seneca
    • kitaptan daha iyi arkadaş yoktur. zaman zaman o insana dert ortaklığı eder. insanın gönlünü açar, yüreğine su serper. gönlünün her muradına onunla erişirsin. böylesine güzel bir dost görülmemiştir; ne incitir, ne incinir. // katip çelebi
    • kötü kitaptan beter hırsız yoktur. // italyan özdeyişi
    • okunan bir kitap,insan zekasını genişletir. onun için,bir kitabı okumadan evvel ki halimize dönmek imkansızdır. // o.w.holmes
    • okuyabilirseniz, her insan bir kitaptır. // william ellis
    • otuz yaşına gelinceye kadar kitapları sevmeyen, sonraları da onları anlayacak kadar sevmeyecektir. // clarendon
    • otuz yaşındayım. donkişot’u iki defa okudum. üçüncü defa elli yaşında okuyacağım. işte kitap budur. // kemal tahir
    • ödünç verilmiş kitaplar ya kaybolur ya da parçalanmış olarak geri döner. // ispanyol özdeyişi
    • önce iyi kitapları okuyun; yoksa onları elinize almak için hiçbir istek duymazsınız. // thoreau
    • ruhlarda değişiklik meydana getiren araç, kitaptır. // victor hugo
    • seneler vurmadan silgiyi; bağlayın kitapla bilgiyi. // // n.fazıl kısakürek
    • sıkıntımızı unutmak, donuk hayatımıza biraz renk,biraz ışık vermek, daracık dünyamızda bulamadığımız şeyleri yaşa mak için tek çaremiz, kitaplara sarılmaktır. // suut kemal yetkin
    • size en çok yardım eden kitaplar, sizi en çok düşündüren kitaplardır. // theodor waucer
    • umutla açılıp, kazançla kapanan bir kitap; iyi bir kitaptır. // // a.b.alcoot
    • tanrım, bana kitap dolu bir evle, çiçek dolu bir bahçe ver. // // konfüçyus
    • yabani uluslar dışında her ülke, kitaplar tarafından yönetilir. // voltaire
    • yalnız kabiliyetle yazılmaz, kitabın arkasında bir adam bulunmalıdır. // emerson
    • yararlı bir kitabı ilk defa okuduğum zaman, yeni bir dost edindim sanırım. beğendiğim, sevdiğim bir kitabı tekrar okuduğum zaman da, eski bir dosta kavuşmuş gibi olurum. // o.goldsmith
    • yararlı bir kitap!. ama hiç kimse okumuyor. // cicero
    • yeni kitapların en zor yanı, eskileri okumamıza engel oluşlarıdır. // paul richer
    • yetişen zekaları kitapla beslemeyen uluslar, yıkılmaya mahkumdur. // ovidius
    • yüzyılımızın en kuvvetli silahı; artık ne tank, ne tüfek, ne cop, ne makineli tüfek, ne siyasi iktidar, ne de sermaye dir. bütün bunların sindiremeyeceği, tersine onların hepsini birden sindiren kitaptır. // haldun taner

    kıyafet

    • bir baba kudretinden aşağı derecede, çocukları kudreti nispetinde, kadını da kudretinin fevkinde giyinmelidir. // arap özdeyişi
    • bir güzel kıyafet, iyi bir tavsiye mektubudur. // cenap şahabettin
    • dünyanın en güzel elbisesi, düğün elbisesidir. // douglas jerrold
    • elbise, bir insan hakkında bilgi vermez. // yriarte
    • elbiseler, insanın ruhudur. // w.shakespeare
    • elbiselerini kendilerinin en önemli kısmı yapanlar, elbiselerinden daha değerli olamazlar. // young
    • eski elbiseler, eski dostlar gibidir. // victor hugo
    • evet kefenin cebi yoktur ama, bütün elbiselerin cebi vardır. // marvin small
    • gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, diğerleri de yanlış gider. // c.bruno
    • gömlek, insana ceketten daha yakındır. // ludwig tieck
    • hesna bir hanıma, her kıyafet yakışır. // a.hamid tarhan
    • hiç giyinmeyen bir güzel, en iyi biçimde giyinmiş demektir. // phineas fletcher
    • insan elbise giyerek üşümeyi öğrenmiştir. // hasan yılmaz
    • insanı elbiseler meydana getirir. // latin özdeyişi
    • insan kıyafeti ile karşılanır, konuşması ile uğurlanır. // el câhız
    • peygamberimiz (s.a.v.) ruhu kabz olun duğu zaman kendileri,yamalı bir elbise ve kalınca bir gömlek içinde bulunuyordu. // hz.ali
    • yaşayan insan, mutlaka kendine göre bir elbise bulacaktır. // thomas carlyle
    • yok’a elbise giydirmek bir sanattır. // a.f.y.

    kıyamet

    • allah kıyamet günü ruhları bedenlerine gönderince mü’minlerin ruhları da yeşil renkli kuşların vücutlarına aşılarak, cen net ağaçlarının meyvelerinden yerler. // hz.muhammed
    • bildiğiniz bir şey sorulduğunda onu gizleyen kimse, kıyamet gününde ateşten bir gem vurulacaktır. // hz.muhammed
    • emanet ehline verilmez ise, o topluluğun kıyameti yakındır. // hz.muhammed
    • iş ehline verilmezse, kıyamet yaklaşmış demektir. // // hz.muhammed
    • iyi bilin ki vallahi ey medine ahalisi! sizler, muhakkak kıyamet gününden kırk gün önce burasını terk edecektir. // hz.muhammed
    • kıyamet alametlerinden biride, ilmin gençler nezdin de aranmasıdır. // hz.muhammed
    • kıyamet günü allah, insanları; çıplak, sünnetsiz ve dilleri tutulmuş olarak haşreder. // // hz.muhammed
    • kıyamet günü,cenab-ı hak, üç kimseye rahmet nazarı ile bakmayacak, onları bağışlamayacaktır; ihtiyar zâni, yalancı idareci ve kibirli fakir. // hz.muhammed
    • kıyamet günü herkes birbirinden davacı olur. hatta tokuşan koyunlar bile. // hz.muhammed
    • kıyamet günü insanların en çok azap görenleri; allah’ın yarattıklarını taklit edenlerdir. // // hz.muhammed
    • kıyamet gününde ademoğulları’ndan, dağlar gibi sevapları bulunan kavimler, huzura çıkarılacaklar. cennete yaklaşıp tam girecekleri sırada kendilerine; “onda sizin hiçbir nasibiniz yoktur!” diye seslenilecek. // hz.muhamed
    • kıyamet gününde bilginlerin mürekkebi, şehitlerin kanı ile tartılır. // hz.muhammed


    • kıyamet gününde nereye gitmek istiyorsanız, ona göre hazırlık yapın. // ömer bin abdülaziz
    • kıyamet gününde,halk arasında hüküm verilinceye kadar, herkes sadakasının gölgesindedir. // hz.muhammed
    • kıyamet ile ben işte şu iki parmak gibi yakın olarak ba’s bulundum. // hz.muhammed
    • kıyamet kopacağı zaman bile,elinizde bir fidan bulunursa, kıyamet kopmadan dikebilecekseniz, hemen onu dikiniz. // hz.muhammed
    • kıyamete yakın en az bulunacak olan, helal para ve kendine itimat edilecek dosttur. // hz.muhammed
    • korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü; inananlara bayram, öküzlere ölüm günüdür. // mevlâna
    • sapasağlam kalp sektesinden ölenler vardır. kıyamet bir bakıma, kâinatın kalp sektesidir. // sezai karakoç

    koku

    • burnu büyük olup da, çok iyi koku alabileni henüz görmedim. // bishop hall
    • kokutmadan yemez eti, ayılar. // seyrani
    • köşe başını tutan leylak kokusu, yakamı bırak da gideyim. // oktay rıfat

    kolay

    • bir devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin bir adamın cennete girmesinden daha kolaydır. // // incil
    • borçlusuna kolaylık gösterene; allah dünyada da kolaylık verir, ahrette de. // hz.muhammed
    • en kolay aldatabileceğiniz insanlar, her şeyi bilenlerdir. // ruth brown
    • hiçbir şey, göründüğü gibi kolay değildir. // m.c.forbes
    • iğne ile dağları kazarak yerinden çıkarıp koparmak, gönüllerde ki kibir ve gururu çıkartmaktan kolaydır. // ebu haşim es-sûfî
    • insanı en kolay aldatan, sevdikleridir. // moliére
    • telefonun önemli bir anı bölmesine izin vermeyiniz. herkesin telefonu kendi kolaylığı içindir, arayanların kolaylığı için değil. // william pitt
    • yapılan en kolay iş, havanda su dövmektir. // a.f.y.

    komşu

    • eğer kendi gözünüze kaçmış olan tozu seçemiyorsanız, inanın ki, komşunuzda kini de göremezsiniz. // halil cibran
    • arkadaşsız ederiz ama komşusuz edemeyiz. // thomas fuller
    • evden önce komşu, yoldan önce yol arkadaşı, yolculuktan önce yol azığı. // hz.muhammed
    • evlerini benim evimin yanında yapan komşularımı, komşuluklarına beni seçtikleri için ailemden sayarım. // hz.ali
    • hayatta komşunun haber almasından korkacağın hiçbir şeyi yapma. // epikuros
    • herkes dünyanın düzene girmesini ister, fakat çabayı komşusundan bekler. // a.tardieu
    • iyi komşu aileden, kötü komşu gaileden sayılır. // i.hakkı bıçakçızade
    • kendi seviyende olanı, komşu edin. // nasır-ı hüsrev
    • kimse, komşusuna ihtiyaç duymayacak kadar zengin değildir. // arap özdeyişi
    • komşu evini tutuşturarak öç alayım demek, aptallıktır. // p.syrus
    • komşudan, kraldan ve kadınlardan hiç bahsetmeye gelmez. // alfred de musset
    • komşularından av kapmak aslanlara ayıptır, köpeklere değil. // mevlâna
    • komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü! // kızılderili özdeyişi
    • komşunu da kendin kadar sev. // incil
    • komşunu sev ama arada ki duvarı kaldırma. // george herbert
    • komşunun tarlası daha verimli, komşunun sütü daha çok görünür. // ovidius
    • komşusu aç ve çıplak yatarken rahat uyumak, düşkünlerin hatırını sormamak, kötüleri ve şerirleri dostlar seviyesinde tutmak, düşmandan yüz çevirmek; insan için utandırıcıdır. // hz.ali
    • minderi olacak onun cehennemde kızıl kor; komşusu açken kendisi tok yatıyor. // geoffrey chaucer
    • yakınında güler yüzlü ve tatlı sözlü komşuları bulunan bir evin, kıymeti ve fiyatı fazladır. // abdullah bin ömer
    • yüce tanrı görür, örter; komşu görmez, haykırır. // // şeyh sadi

    konuşmak

    • az konuşmaktan pek az, çok konuşmaktan sık sık pişman olunur. // konfüçyus
    • biz konuşurken, yaşam elimizden kayar gider. // a.çehov
    • bugün susan, yarın konuşamaz. // a.taner kışlalı
    • bugüne kadar bilinmeyen zevklerin başında, insanın kendi kendisiyle konuşması gelir. // louis raublillac
    • cesur konuş, doğru konuş da şeytan utansın. //
    beaumont&fletcher
    • çok konuşan, az iş yapar. // schiller
    • çok konuşmak dili kaydırıp şaşırtır, dostları usandırır. // // hz.osman
    • çok konuşmak, insanın gözden düşmesi için en kısa ve en emin yoldur. // la bruyére
    • çok konuşmayın, herkesin gözünden düşersiniz. // hz.ali
    • çok konuştukça, düşünce ölür. // halil cibran
    • denir ki,kadınlar çok konuşuyor! peki biz de az konuşup, şiddete mi başvuralım? // g.santayana
    • divanelerle ciddi konuşmak, bir nevi divaneliktir. // b.said-i nursî
    • dünyada kendi hakkında konuşulmaktan daha kötü bir şey vardır; kendi hakkında konuşulmamak. // oscar wilde

    • dünyada kekemelerden çok konuşmayı, topallardan çok da yürümeyi seven kimse yoktur. // diderot
    • düşünmeden konuşmak, nişan almadan ateş etmeye benzer. // ingiliz özdeyişi
    • eğer konuşacaksan bildiğin konuları seç, bilmediğin konularda fikir yürütme. // johann herder
    • emsaliyle konuşmayan ademin, altın ismi olur pul yavaş yavaş. // seyrânî
    • en çok pişman olacağın konuşmayı yapmak istiyorsan, kızgınken konuş. // a.bierce
    • eski zaman insanları, söylediklerini yapamamaktan utandıkları için fazla konuşmaktan kaçınırlar. // konfüçyus
    • güzel konuşmak, güzel iş görmek değildir. // kazım taşkent
    • her zaman herkesi memnun edemeyiz ama herkesi memnun edecek biçimde konuşabiliriz. // voltaire
    • insan, hayvandan konuşmakla üstündür. ama doğru konuşmazsan, hayvanlar senden üstün olurlar. // şeyh sadi
    • insan konuşmaya başlayınca, şaşırmaya da başlar. // goethe
    • insanların bazen birbirlerine sözü yoktur, ama gene de konuşurlar. // senancour
    • iyi bir konuşma,mini etek gibidir. ilgiyi çekecek kadar kısa,esası kaplayacak kadar uzundur. // m.s.forbes
    • iyi konuşabilme kabiliyeti; allah vergisi olmaktan çok, çalışmakla elde edilen bir şeydir. // // lord byron
    • karşınızdakini dinliyor musunuz? yoksa konuşmak için sıra mı bekliyorsun? // richard wilkins
    • kendinden bahsetmeden güzel konuşa bilmek sanatı, hayatta muvaffak olabil mek için en kestirme yoldur. // cemil meriç
    • kimsenin arkasından konuşmayın. // propertius
    • konuş ki, seni görebileyim. // ben johnson
    • konuşan ve tepki gösteren toplum, denetleyen ve hesap soran toplumdur. // edmund burke
    • konuşan yahudi, yalan söyleyen ağız demektir. // victor hugo
    • konuşma, aklın fihristidir. // seneca
    • konuşma sanatını bilen adam, düşündük lerinin hepsini söylemez, fakat söylediklerini düşünür de söyler. // aristoteles
    • konuşma, uygarlığın kendisidir. hatta bu söz ne kadar çelişmeli olursa olsun, yine de bağlılığı sağlar. yalnız susmak, konuşmanın parçalarını birbirinden ayırır. // thomas mann
    • konuşma yeteneği, insana düşüncesini gizlemek için verilmiştir. // r.p.malagrida
    • konuşma zevki, kadınların en büyük tutkusudur. // // lesage
    • konuşmak bir ihtiyaç ise, susmak bir sanattır. // goethe
    • konuşma, insanın aklını kullanma sanatıdır. // eflatun
    • konuşmadan önce düşün, hareket etmeden önce ölç. // w.shakespeare
    • konuşmak öğrenmeye yol açar; ama dehanın okulu yalnızlıktır. // gibbon
    • konuşmak suretiyle başkalarının fikirlerini değiştiremezsiniz. olsa olsa kendi fikriniz değişir. // c.morgenstern
    • konuşmak yaradılıştan, susmak akıldan gelir. // // ch lehmann
    • konuşmaların en önemlisi, kendi kendimizle konuşmadır. ama bunu çoğu zaman ihmal ederiz. // oxentiern
    • konuşmanın en çirkini, uzun ve inanılmadan yapılmış olanıdır. // mevlâna
    • konuşmanın sırrı, kendi kabiliyetlerini göstermekten çok başkalarının kabiliyet lerine yol açmaktır. sizinle konuşması, sonunda zekasından ve kendisinden memnun olarak ayrılan, sizden de memnun olmuş demektir. // la bruyere
    • konuşmanın zamanını bilmeyen, dinlemenin de zamanını bilmez. // p.syrus
    • konuşmasını öğreninceye kadar, susmak güç değildir. // // mikszath
    • konuşmaya değer olanlarla konuşmaz sın, insanları yitirirsin. konuşmaya de ğer olmayanlarla konuşursan, sözcükleri yitirirsin. bilenler; insanları yitirmezler, sözcükleri de yitirmezler. // konfüçyus
    • konuşmayı çok süslersen, amacından uzaklaşırsın. // mevlâna
    • konuşmayla kendini anlatabilen, amacına erişmiş olur. // konfüçyus
    • konuşurken hiçbir şey söylemeyebilirsi niz fakat susarken değil. // elazar benyoetr
    • okumadan sonra üç günden sonra konuşma, tadını kaçırır. // çin özdeyişi
    • sizi anlamışlarsa, bu iyi konuştuğunu zun kanıtıdır. // // moliere
    • yerinde yapılan kısa bir konuşma, yersiz yapılan uzun bir konuşmadan bin defa etkilidir. // la rochefoucauld

    korkmak-korku

    • allah korkusu, ibadetlerin süsüdür. // yahya bin muaz
    • aşağıda olan kimse, düşmekten korkmaz. // aritoteles
    • aşıkların korkusu birbirlerini kaybetme değil, birbirlerini kaybettiklerinde kendilerini kaybetme korkusudur. // erol anar
    • başkalarını korkutanın, kendisi de hep bir korku içinde yaşar. // a.claudius
    • başkalarının toplayacağından korkma sak, sokağa atılacak çok şeyler vardır. // oscar wilde
    • belirgin çizgilerden korkan; puslu havayı, kurttan korkan; köpeği sever. // yüksel pazarkaya
    • benim için yaralı olsa bile, korkaklığa yanaşmam. // // napoleon
    • benimle aynı düşüncede olan, herkesten korkarım. // // e.benyoetz
    • bir ülkede masumlar polisten korkuyor, suçlular korkmuyorsa; o ülkede asayiş yoktur. // süleyman demirel
    • bir şeyin haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan; korkaksın demektir. // // konfüçyus
    • bir tek şeyden korkuyorum, korkmaktan. // ali kırca
    • cürmü, daima korku takip eder, bu mücrimin en büyük cezasıdır. // hovuth orne
    • çoğu kez korku, yalan söylemesini öğretir. // alfred de vigny
    • düşmana karşı cesaret göster. çünkü korkarsan, maiyetinde korkak olurlar. // hz.ebubekir
    • en cesur kişiler bile, ani şeylerden korkarlar. // // tacitus
    • en derin korkudan doğar kahraman. // talat sait halman
    • fen, din, ahlâk, menfaat; bunları uzlaştıran adamdan korkarım. // cenap şahabettin
    • gelenler korkmayanlardır. korkanlar gelmediler. // // çin özdeyişi
    • harpte yegane korkulacak şey, korkudur. // halide edip adıvar
    • hayatta korkuyu bilmek istemiyorsanız, her şeyi anlamaya çalışın. // c.c.cummings
    • herhangi bir şeyden korkan kişi, kudretli olmaz. // enrique larretta
    • herkes korktuğundan kaçar,allah’tan korkan ise ona yaklaşır. // ebul kasım
    • hiçbir şeyden korkmak istemiyorsanız, her şeyden korkmaya çalışın. // seneca
    • hiçbir şey, korkudan daha korkunç değildir. // thoreau
    • insan ne fakirlikten, ne sürülmeden,ne hapisten, ne de ölümden korkmamalı, yalnız korkak olmaktan korkmalıdır. // epiktetos
    • insan, sevdiğinden korkar fakat korktuğunu sevemez. // cenap şahabettin
    • insanı allah’tan perdeleyen şirki oluşturan en önemli duygu; korkudur. // a.f.y.
    • karısına çok bağlı olana hayran olmak, karısından korkandan ise korkmak gerekir. // // kazım taşkent
    • kendisinden çok kişinin korktuğu kimse, çok kişiden korkmalıdır. // p.syrus
    • kim allah’tan korkarsa, allah onu bütün korktuklarından korur. // hz.muhammed
    • kim daha korkak? karanlıktan korkan çocuk mu, yoksa aydınlıktan korkan büyük mü? // // m.freehill
    • kim etrafa korku salarsa, kendisi de korkusuz değildir. // epikuros
    • kim korktuğu ya da kendinden korktuğu insanı sevebilir. // // cicero
    • kimse korktuğu adamı sevmez. // aristotales
    • kimseden korkmamak için, kimseyi korkutmamalıdır. // i.h.bıçakçızade
    • kimseden korkmayan kişi, herkesi korkutan kişi kadar kuvvetlidir. // schiller
    • korkacağımız tek şey, korku olmalıdır. // f.d.roosevelt
    • korkacağımız tek şey, korkunun kendisidir. // goethe
    • korkak dövüşmeye mecbur kalırsa, bir devi bile yener. // brezilya özdeyişi
    • korkak insanlar, başaklı buğday sapını bile yılan sanır. // // g.gardony
    • korkak tehlikeye düşünce, ayaklarıyla düşünendir. // bierce
    • korkaklar, ecelleri gelmeden birkaç kere ölürler, cesurlar ölümü bir kere tadarlar. // w.shakespeare
    • korkaklar, hiçbir zaman zafer abideleri dikmemişlerdir. // eflâtun
    • korkaklar, kendinden daha güçsüz olanlara güç gösterisinde bulunanlardır. // voltaire
    • korkaklar, tehlikeli olmadığı zaman kuyruğunu sallar. // goethe
    • korkmadan yaşayanlar, korkmadan ölmesini de bilirler. // mazzini
    • korkmanız gereken tek şey, korkunun kendisidir. // f.d.roosevelt
    • korku; batıl inançların temel kaynağıdır, zulmünde bir çok kaynağından biridir. korkuyu fethetmek, bilgeliğin başlangıcıdır. // bertrand russel
    • korku bazen kafasızlıktan gelir, kalpsizlikten de geldiği gibi... // montaigne
    • korku, bilgisizlikten doğar. // emerson
    • korku, bütün faziletlerin önüne set çeker. // p.syrus
    • korku, emniyet kıtlığının meyvesidir. // dale carnegie
    • korku, gelecek bir kötülüğü beklemektir. // eflatun
    • korku içinde yaşayan adam, asla hür değildir. // // horatius
    • korku ile tehlike, iki ayrılmaz dosttur. // goethe
    • korku insanı uğursuzluktan kurtarmaz, daha beterine düşürür. // s.exupery
    • korku, köleliktir. // eflatun
    • korku, mantıktan daha kuvvetlidir. // yunan özdeyişi
    • korku nedir,utanma nedir bilen adam için, daima bir kurtuluş yolu vardır. // sofokles
    • korku; nesnelerin en kötü ışıkta ki hallerini temsil eder. // // livy
    • korku, ruhu kemirir. // m.cevdet anday
    • korku, sadece senin yarattığın basit bir kavramdır. bu kavramı yıkmakta, sadece sana bağlıdır. // h.a.bethel
    • korku; sonsuza kadar var olacak bir şey için, kötü bir gardiyandır. // cicero
    • korku ve azap hariç,her his müzikte teselli bulabilir. // george eliot
    • korku ve umut, iki boş varlıktır. // goethe
    • korku, yalan doğurur. // dostoyevski
    • korku, yaratıcılığın önünde en güçlü engeldir. // ernest ve young
    • korku, yaşamamaktan doğar. // c.a.helvetius
    • korkularda yıldızlar gibi hep oradadırlar ama gün ışığı onları gizler. // irwin d.yalom
    • korkuların öbür tarafına geçiniz. // h.ziya ülken
    • korkularını yenemezsen, bir gün onlar seni yener. // // o.şaik gökyay
    • korkularınızın çoğu, bunların gerçekleş mesinden beter ve gülünçtür. // m.bozdağ
    • korkunun, gözleri çoktur. // cervantes
    • korkunun kaynağı, bilgisizliktir. // emerson
    • korkunun olduğu yerde aşk, aşkın olduğu yerde korku yoktur. korku egemense orada aşkı aramayın. // khrısnamurti
    • korkunun olduğu yerde, yanlış rakamlar olacaktır. // // deming
    • korkuya dayanan bir barış, bastırılmış savaştan başka bir şey değildir. // henry van dyke
    • korkuya yer vermeyen bir devlette, kanunlar hiçbir zaman gerekli saygıyı görmezler. // // sofokles
    • medeni cesaret kişiyi yıldızlara götürür, korku ise ölüme. // seneca
    • ne fakirlikten, ne sürgünden, ne zindan dan, ne de ölümden korkmamalıdır. // epiktetos
    • ne kadar az korkarsak, o kadar az tehlikedeyiz. // titus-livius
    • tek bir evrensel ihtiras vardır; korku. // b.shaw
    • tek kitaplık adamlardan korkunuz. // t.aquinas
    • ürkek biri tehlikeden önce çekingen, tehlike sırasında korkak, tehlikeden sonra da cesurdur. // jean paul richter
    • ürkek olma, erkek ol. // ferit kam
    • ürkekler, çekingenler için her şey imkansız göründüğü için imkansızdır. // scoot

    koşul-şart

    • boğuştuğunuz şartlar ne kadar ağırsa, gelecekte ulaşacağınız başarı o kadar büyük olacaktır. // // m. bozdağ
    • bu dünyada ayakta kalabilenler, yatak tan kalktığı andan itibaren istedikleri koşulları arayan ve bulamadıkları taktirde onları yaratanlardır. // g.bernard shaw
    • kendilerini “şartların” kötü yaptığını söy leyenler, aynı şartların neden başkaları nı kötü yapamadığı sorulmalıdır. // m.selahattin şimşek
    • koşullar insanları idare eder, insanlar koşulları değil. // // herodot
    • mümkün olan en kötü koşullar, er ya da geç mutlaka ortaya çıkar. // murphy felsefesi
    • şartlar değişince, insanlar da değişir. // a.hamdi tanpınar

    köle (-lik)

    • bana bir harf öğretenin kölesi olurum. // hz.ali
    • bir şeyi seven onun tutsağı olmuş demektir. allah, kulunun kendisinden başkasına tutsak olmasını istemez. // ataullah iskenderi
    • biraz sirkeye ve biraz da yeşil ota razı olanı, insanlar köle edemez. // müs’ir b.kidam
    • daima iki dosttan biri, ötekinin kölesidir. // lermontov
    • dünyaya esir olan, azad olmaz. // harirî
    • dünyaya tapmayın ki, o sizi köle yapmasın. // hz.isa
    • efendisini seçebilen insan, esir değildir. // h.poincare
    • en alçaltıcı kölelik, şehvet köleliğidir. // ragıp el isfehani
    • hedefi; zincirlerinden kurtulmak olma yan bir köle, bin yıl yaşasa neye yarar. // g.rollenhagen
    • insanlar köleyseler bu, onların kendi hak ve güçlerini bilmelerindendir. // e.de la boetie
    • köle,bir kimseye köle olur. muhteris bir kimse ise faydalanacağını umduğu herkesin kölesi olur. // la bruyére
    • köle,düşüncesini söylemeyen adamdır. // euripides
    • köle, kanaati nispetinde hürdür. hür adam ise tamahı nispetinde köledir. // kendî
    • köle, konuşmasıyla ayrılır baltadan. // nikitin
    • köle misin, senden dost olmaz; zorba mısın, senden dost olmaz. // f.nietzsche
    • köleliğin en kötüsü, kendi nefsine köle olmaktır. // la fontaine
    • kölelik insanı alçaltır, o kadar ki ona köleliği sevdirir. // vauvenargues
    • ordudaki rütbem, savaş zamanı esir olmaktır. // // woody allen

    • tek başına kumanda etmek, bir köleliktir aslında. // herman melville
    • uşak olmayı istemediğim gibi, uşak kullanmayı da istemem. // a.lincoln
    • yıpranmış bir kalp yoktur ki, köleleşmesin. // a. de lamartine

    köpek

    • arayan köpek, eninde sonunda kemik bulur. // barrow
    • bir itin ölümü yakın gelince, cami duvarına işer derler. // refikî
    • bir kemik parçası olan köpeğin etrafında, bir sürü köpek dolaşır. // beydeba
    • bir köpek dalaşında önemli olan, köpeğin boynunun büyüklüğü değil, için de ki mücadele azminin büyüklüğüdür. // koç bear braynt
    • bir köpekle iki tavşan avlanmaz. // b.franklin
    • dolaşan köpek, açlıktan ölmez. // prosfer merimée
    • eti tadan çoban köpeğinden hayır gelmez. // bulgar özdeyişi
    • eti tadan köpek, artık kuru ekmeğe dönmez. // ahmet haşim
    • fazla beslenirse, köpek kudurur. // tolstoy
    • havlayan bir köpek, uyuyan bir aslandan daha çok işe yarar. // // w.irwing
    • herkesin bir köpeği vardır. // diderot
    • hiçbir köpek görmedim ki, başka bir köpeğin karşısında baş eğsin!. // m.ikbal
    • iki köpek, bir aslanı öldürür. // israil özdeyişi
    • it, sebepsiz ulumaz. // fin özdeyişi
    • iyi bir köpek, hiçbir zaman iyi bir kemik kapamaz. // martinik
    • kemik parçası bulan bir köpeğin etrafında bir sürü köpek dolaşır. // beydebâ
    • korkak bir köpeğin ısırması, havlaması yanında hiç kalır. // // q.e.rufus
    • köpeğe gem vurma, kendisini at sanır. // c.şahabettin
    • köpeğin dişlerinden değil, sahibinden çekin. // kemal tahir
    • köpeğin karnı doyarsa, daha çok serkeşleşir. // mevlâna
    • köpeğin ölümü de köpekçe olur. // anton çehov
    • köpek beslemeyen çoban, kurdu besler. // yalnız adam
    • köpek insanı ısırdığında haber değil, insan köpeği ısırdığında haberdir. // s.soner
    • köpek kucağınıza sıçrarsa, sizi sevdiği içindir. kedi, aynı şeyi yaparsa kucağınız sıcak olduğunuz içindir. // a.n.whitehead
    • köpek, mamûr olan yerde bulunur. // mevlâna
    • köpek nezle olunca, tilki burnunun dibinde saklanır. // fransız özdeyişi
    • köpek olacaksan, zengin aile seç. // japon özdeyişi
    • köpek sahibini izlemeli, sahibi köpeğini değil. // // e.carpentier
    • köpek yarasını, yalaya yalaya iyi eder. // mevlâna
    • köpekle yatan, pireyle kalkar. // ispanyol özdeyişi
    • köpekler boğuşurken, birbirlerini ne kadar çok ısırırlarsa,o kadar kızarlar. // tolstoy
    • köpekler, tanımadıklarının arkasından havlarlar. // herakleitos
    • köpeklerin havlamaları, ısırmasından beterdir. // // sezai karakoç
    • köpeklerle yatan, pire ile kalkar. // john florio
    • köpektir zevk alan, seyyad-ı bir insafa hizmetten. // // namık kemal
    • kudurmuş köpek, efendisini de tanımaz. // enrique larretta
    • meydanı boş bulunca, geçen bir köpek bile büyük etki yapar. // paul valéry
    • ne kadar çok insanla tanışırsam, köpeğimi o kadar çok seviyorum. // ismail ergün
    • on insan bir sofrada yemek yer de, iki köpek bir leşin başında uyuşamazlar. // şeyh sadi
    • ölü bir aslan olmaktansa, canlı bir köpek olmayı isterim. // heinrich heine
    • tırıs giden köpek, kemiğini bulur. // çingene özdeyişi
    • uzaktan havlayan köpek, ısırmaz. // thomas fuller
    • yaşayan bir köpek, ölü bir aslandan çok daha iyidir. // incil

    köprü

    • bir adam köprü kurar, bin adam geçer. // özbek özdeyişi
    • içimizden biri köprü olmaya razı olmazsa; biz kıyamete kadar, bu suyun kıyılarında bekleriz. // arif nihat asya
    • hayatta öğrenilmesi en zor şey; hangi köprüden geçmek, hangi köprüyü yakmak gerektiğine karar vermektir. // david russel
    • köprüye gelmeden, geçmeye çalışma. // ingiliz özdeyişi
    • üstünden geçtiğin köprüleri yıkma, bir gün geri dönmek zorunda kalabilirsin. // a.france
    •
    kör

    • bizde eksik olan bizi çeker; ışığı hiç kimse kör kadar sevemez. // victor hugo
    • eğer aşkın gözleri körse, nefretin ki onunkinden daha kördür. // brachvogel
    • görmek istemeyenlerden daha kör kişi olur mu? // m.gandhi
    • görmeyenler görsün, görenler kör olsun diye dünyaya geldim. // hz.isa
    • hakiki kör, kendini büyük görendir. // r.necdet kestelli
    • insanlar, bütün ömürlerince kördürler. // goethe
    • kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde yarar yoktur. // hz.ali
    • kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir. // // j.swift
    • kör körün arkasından giderse, soluğu hendekte alır. // incil
    • kör tavuk bile yem bulur, yeter ki arasın. // g.rollenhagen
    • körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma. // mevlâna
    • körler diyarında mum taciriyim. // abdullah cevdet
    • körler görmese de, yıldızlar vardır. // mevlâna
    • körler memleketinde görmek, bir hastalık sayılır. // // cenap şahabettin
    • körler ne kadar çoğalsa, renkleri bilme imkanı olmaz. // b.ahmet hakkı
    • körler ülkesinde, tek gözlü kral olur. // erasmus
    • körleri sen mi hidayete erdireceksin, hele hele görmüyorlarsa!. // fuzuli
    • körü körüne hata üzerine hata yapmak veya hatayı tasdiklemek, ya menfaatçilik ya da ahmaklıktır. // a.muhip dranas
    • sen; kandili bile görmeyen kör! kandille neyi göreceksin? // // şeyh sadi


    kötü

    • bir şeyi istediğimiz zaman hep onun çe kici yanlarını görürüz, onu elde ettikten sonra da hep kötü yanlarını buluruz. // jonathan swift
    • düşmanlarınızı niye kötülüyorsunuz? çünkü, onları siz yarattınız. // de segur
    • en kötü düşman, övenlerdir. // martial
    • en kötü insanlar, çok kere birine muhtaç oldukları zaman dünyanın en iyi insanı olurlar. // // eschenbach
    • en kötü işletim sistemi bile, iyi optimize edildiğinde kullanılabilir. // k.zeren
    • en kötü kampta olmak, en iyi okulda okumaktır. // // g.k.chesterton
    • en kötü program, programsızlıktan daha iyidir. // // henry van dyke
    • fena hasıl olmadıkça, beka bulunmaz. // imam-ı rabbani
    • fena,kötü ahlaktan kurtulma; beka, güzel ahlakla ahlaklanmaktır. // imam-ı rabbani


    • fena ve beka, sahibinin vicdanı ile ilgilidir, dil ile söz ile anlatılması doğru olmaz. fena, ölmeden önce ölmektir. // imam-ı rabbani
    • hiç kimse, kendi isteğiyle kötü değildir.
    sokrates
    hiçbir kötü insan, mutlu değildir. // juventus
    • hiçbir şey çok kötü değildir, ancak daha kötü olabilir. // ingiliz özdeyişi
    • insan,hiçbir zaman kötü olduğunu en samimi ve içten hissettiği anda ki kadar iyi değildir. // kleist
    • insan insana daima yakın yaşar, kötüler olmasa, iyi yapacak iş bulamaz. // yusuf has hacib
    • insan kendisinin namuslu bir adam oldu ğuna vicdanen kâni bulunduğu sürece, başına gelen her kötülüğe hovardaca bir zevkle dayanabilir. // hermann sudermann
    • insan yaptığından hesap vereceğini unuttuğu nispette, kötü olabilir. // ali suad
    • insanlar hiçbir şey yapmamakla, kötü şeyler yapmayı öğrenirler. // columella
    • insanların pek çoğu kötüdür. // bias
    • insanoğlu, hiç de kötü olarak yaratılma mıştır; ama hastalandığı gibi kötüleşir de. // // voltaire
    • iyi basit, kötü ise çok yönlüdür. // aristotales
    • iyi insan olmak istersek, evvelâ fena insan olduğumuza inanmalıyız. // r.halit karay
    • kendi kalbine baktığın zaman orada kötü bir şey görmezsen, üzülecek ve korkacak bir şey yoktur. // konfüçyus
    • kimse birdenbire kötü olmaz. // juvenalis
    • kötü adın çirkinliği harften, deniz suyunun acılığı kaptan değildir. // mevlâna
    • kötü ağır çekince de, sus. görevin ağacın gövdesine dönmek ve “bu gövdeyi iyileştirmek için ne yapmalıyım?” demektir. // st.exupery
    • kötü alışkanlıklar, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. // s.fitzgerald
    • kötü bir adamın dökeceği tatlı dil, tilkinin kargaya döktüğü tatlı dil gibidir. // montaigné
    • kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. // a.s.puşkin
    • kötü bir barış, savaştan daha berbattır. // tacitus
    • kötü bir kitaba para veren ahmak kadar, kötü bir kitaptan para kazanan yazarda vardır. // la bruyére
    • kötü bir şiirim alkışlanacağına, güzel bir şiirim yuhalansın daha iyi. // victor hugo
    • kötü bir toplumun bozamadığı insanı, kötü arkadaşı bozabilir. // ali suad
    • kötü bir yaşayış, bir çeşit ölümdür. // ovidius
    • kötü bir yıl olunca,ümidinizi kesmeyiniz. hemen ardından bir değil iki yıl, hem de güzel iki yıl gelebilir. // paul bourget
    • kötü cevherli taş, altın kaseyi kırınca ne taşın değeri artar, ne de altının değeri eksilir. // şeyh sadi
    • kötü haber getirenleri, hiç kimse sevmez. // sofokles
    • kötü haberler kırlangıç kanatlı, iyi haberler koltuk değneklidir. // massinger
    • kötü huy; kırılmış çömlek parçalarına benzer. ne yapışır ne tekrar çamur olur. // vehb bin münebbih
    • kötü huylu güzel kadın, içinde zehir ve akrep bulunan içki kadehinde ki güle benzer. // mohammed hecâzî
    • kötü huyluya ilk fenalık eden, kendisinin kötü huyudur. zira kötü huy sahibine azap vermektedir. // hasan-ı basri
    • kötü huyu âdet edinme kökleşir, yerleşir. // mevlâna
    • kötü insan anılmağa değmez, unutmak daha kolaydır. // şahabeddin ahmed
    • kötü insan, hayvani duyguların kolleksiyonudur. // hekimoğlu ismail
    • kötü insanlar aynı zamanda nankördür de. // cervantes
    • kötü insanlar görmek artık beni şaşırtmıyor, ancak utanmadıklarını görünce şaşıyorum. // // j.swift
    • kötü insanlar vardır ki,hiç iyi tarafları olmasa, daha az tehlikeli olurlardı. // la rochefoucauld
    • kötü insanlar yemek için yaşar, iyi insanlar yaşamak için yer. // sokrates
    • kötü insanlar, yeryüzüne serpilmiş bir avuç insanı sınamaya yararlar. // voltaire
    • kötü insanları, ahmaklara tercih ederim. çünkü hiç olmazsa arada sırada, kötülüklerine ara verirler. // salacarov
    • kötü istek, sahibine kötülük getirir. // hesiodos
    • kötü işler; üstlerini bütün dünya örtse, yine kendilerini belli eder. // w.shakespeare
    • kötü işlerden korkuyla değil, ödev duygusuyla uzaklaşmalıdır. // demokritos
    • kötü kadınlar bunaltır, iyi kadınlar da sıkar. // oscar wilde
    • kötü kızdan, iyi karı olmaz. // b.franklin
    • kötü kimselerle arkadaşlık etme, sonra senin haberin olmadan senin huyun, onların huyundan kötülük çalar. // eflâtun
    • kötü komşusu istemedikçe, en iyi huylu insan dahi huzur içinde yaşayamaz. // schiller
    • kötü kralların mutluluğu, halkın felâketidir. // vauvenargues
    • kötü menfaat kayıtlarından tertemiz ol mak, her çeşit fedakârlığa azami derece de hazır bulunmak, her ülkünün temel yapısıdır. // // ismet inönü
    • kötü olan hata yapmak değil, yapılan hatayı unutmaktır. // // konfüçyus
    • kötü olan okuma,okumaktan bir nevi afyon hizmeti bekleyenlere aittir ki, onlar gerçek dünyadan ayrılarak kendilerini bir hayal alemine daldırırlar, okumaksızın bir dakika geçiremezler. // andré maurois
    • kötü olaylar, kötü sebeplerden doğar. // aristophanes
    • kötü olmayı, toz olmaya tercih ederim. kıvılcımlarımın parlak bir ışık hüzmesi içinde yanması, çürüyüp yok olmasından iyidir. durağan ve uyuyan bir gezegen olmaktansa, içimde ki bir atomun muhteşem bir meteorun parçası olmasını yeğlerim. // j.london
    • kötü öğüdün, en çok öğüt verene zararı olur. // // hesiodos
    • kötü öğüt vermekte, kadınlar erkeklerden üstündür. // p.syrus
    • kötü şans; on durumun dokuzunda,keyfi ilk plana, görevi ikinci plana almanın sonucudur. // bayard taylor
    • kötü talih, her zaman yalnız başına gelmez. // j.dryden
    • kötü tohum, kötü mahsul. // assurbanipal küt.
    • kötü tohumdan, iyi meyve hasıl olmaz. // şeyh sadi
    • kötü yaradılışlı insana ilim öğretmek, yol kesen haydutlara kılıç vermeye benzer. // mevlâna
    • kötü yasalar, zulmün en berbat şeklidir. // edmund burke
    • kötü yolda en sağlam araba bile sarsılır, hatta uçuruma düşebilir. // resul hamzatov
    • kötüden daha iyi olmak, iyi değildir. // seneca
    • kötüler birleştiği zaman, iyilerde bir ara ya gelmelidirler; yoksa teker teker giderler. // edmund burke
    • kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar. // // şeyh sadi
    • kötüler, kötü değillerdir. iyinin iyiliğini onlarla anlarız. // // ali suad
    • kötülere iyilik etmek, iyilere kötülük etmekle birdir. // a.hamid tarhan
    • kötüleri taklit eden, örneklerini bile açar; ama iyileri taklit eden, hiçbir zaman hedefine ulaşamaz. // guicciardini
    • kötülerin mutluluğu sel gibi akar, biter. // racine
    • kötünün dünyada eseri kalmaz. // seyranî
    • ne dostuna iyi, ne düşmanına kötü de. // pittacus
    • ne ettik,ne gördük şu fani dünyada kötülükten gayri? // o.veli kanık
    • ne kadar kötü yaparsanız yapın, vazge çemediğiniz sürece en iyisini yapmayı, mutlaka öğreneceksiniz. // muhammed bozdağ
    • seni her mecliste hacil düşürür, kötülerle konup göçücü olma. // karacaoğlan
    • şerrin hayrı, şer olduğunun anlaşılma sıdır. // a.f.y.
    • tuvalet kağıtları kalınlaşırken, yazı kağıtlarının incelmesi, kötüye alamettir. // e.wharton

    kötülük

    • allah seni, senin kötülüğünden korusun. // ebül-hasan buşenci
    • aşırı kötülüklerin hepsi birdir. // corneille
    • başımıza gelecek her kötülük, eğrilik etmekten yeğdir. // eflatun
    • başkalarına ettiğimiz kötülükle, başkala rının bize ettiği kötülük; aynı terazide tartılmaz. // aesopos
    • benim başkalarına yapamayacağım bir kötülüğü, başkaları bana yapabilir. // alfred de musset
    • bereket versin insana kötülük, birbiri ardınca gelir de, tükenir. // ahmed rasim
    • bir adama kötülük yapacaksan; öyle bir kötülük yap ki, intikam alamasın. // machiavelli
    • bir kötülüğü beğenen, onu işleyenden daha kötüdür. // şemseddin sami
    • bir kötülüğün bulunduğu yere, ikinci ve üçüncü kötülüklerde uzak değildir. // g.keller
    • bir kötülükten doğacak korku, insanı daha da kötüye sürükler. // boileau
    • bir şeyi kötülemek, kişinin onunla ilgisini gösterir. // // hz.ali
    • biri sana kötülük ederse,unut; ama sen birine kötülük yaparsan unutma. // halil cibran
    • bütün kötülükler, bütün erdemler kalbimizdedir. senin kalbindedir, benim kalbimdedir. // h.c.andersen
    • çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar. çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar. // hz.ali
    • çoğu kez yapılan iyilikler, ceza görmeden kötülük yapabilmek içindir. // la rochefoucauld
    • çoğu zaman iyilik yapmak isterken, daha kötü bir şey yaparız. // george sand
    • eğer hayat terazimizin zevk kafesiyle denkleşecek bir akıl ve muhakeme kafesi olmasaydı,kanınızda ki azgınlık, tabiatımızda ki kötülük bize en olmayacak işler yaptırırdı. // w.shakespeare
    • elinden geldiği kadar kötülüğe mani olmayan, onu teşvik ediyor demektir. // latin özdeyişi
    • en büyük kötülük, zorluklara karşı koyamamak zafiyetinden gelir. // goethe
    • en çok kendine yapacağın kötülüklerden kork. // // pestallozzi
    • engel olunmayan kötülük, engel olunamaz olur! ejderhalar doğduğunda yavruydular. // m.selahattin şimşek
    • fenalığın içine kolayca girilir, fakat güçlükle çıkılır. // // maintenon
    • fenalıkları örnek edinen, örneğini bile geçer. // fuicciardini
    • fenalıkların ilki ve en büyüğü, haksızlıkların cezasız kalmasıdır. // eflatun
    • fenalıkların panzehiri, iyiliklerdir. // pestalozzi
    • fenalıların cezasız kalması, haksızlıkların ilki ve en büyüğüdür. // n.fazıl kısakürek
    • hemen yapacağın kötülüğü, geciktir. // hz.ali
    • her kötülük, bilgi denilen bir bilgisizlikten gelir. // nurettin topçu
    • her kötülük, gururdan doğar. // f.barcia lorca
    • her kötülük,zayıflıktan gelir; çocuk zayıf olduğu için kötüdür, onu güçlü kılın, iyi olacaktır; her şey yapabilen kişi, hiç kötülük etmeyecektir. // j.j.rousseau
    • insan kötülük yapmak niyetindeyse, fırsat bulmakta gecikmez. // w.scoot
    • insan kötülükleri, kendi icat eder. // j.j.rousseau
    • insan yalnız sevdiği zaman, kötülük etmez. // anatole france
    • insanda ki boş tecessüsün doğurduğu kötülükler, yeryüzü kadar eskidir. // j.j.rousseau
    • insanlar bize ya hınç,ya da korku yüzünden kötülük ederler. // machiavelli
    • insanlar kötülüğü, arzularının kuvvetli olmasından çok, vicdanlarının zayıf oluşundan dolayı yaparlar. // j.stuart mill
    • insanlar, kötülük karşısında tarafsız kalmak hakkına sahip değildirler. // maday
    • insanlara kötülük etmek, iyilik etmekten daha kolaydır. // eflatun
    • insanların en kötüsü, iyiliği kötülükle karşılayan ve insanların en iyisi, kötülüğe karşı iyilik yapandır. // hz.ali
    • insanoğlu ne kadar mutlu olurdu, kötülüğü tanımamış olsaydı. // andre gide
    • insanoğlunun başına gelen her türlü kötülük, bir odada sessizce oturmamasında kaynaklanır. // b.pascal
    • kendimden başka kimseye, kötülük etmeden yaşamak istiyorum. // tolstoy
    • kendimiz için kötülüğün ne olduğunu, hepimiz biliriz. // tolstoy
    • kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan; fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma. // mevlâna
    • kimseye kötülük yapmayan insan, başka insanlardan korkmamalıdır. // m.gandhi
    • kötülüğe engel olmak da, iyilik yapmak sayılmaz mı? // h.de balzac
    • kötülüğü adaletle, iyiliği de iyilikle karşıla. // lao-tse
    • kötülüğü bilmeyen onun tuzağına düşer. // hz.ömer
    • kötülüğü erdemin zıddı olarak görmek, onu şereflendirmekten başka bir şey değildir. // novalis
    • kötülüğü kötülükle yenme, kötülüğü iyilikle yen. // // incil
    • kötülüğü öğrenmenin yaşı yoktur. // lessing
    • kötülüğü tanımayan, onu davet etmiş olur. // kemal tahir
    • kötülüğü, yaptığın işlerde gör; talihimden deme!. // // mevlâna
    • kötülüğümüz içimizde bizim, içimizse kurtulamıyor kendi kendisinden... // montaigne
    • kötülüğün hakim olmaması için tek şart, iyilerin gayret göstermeleridir. // h.ziya uşaklıgil
    • kötülüğün içine kolayca girilir ama güçlükle çıkılır. // mmedemaintenon
    • kötülüğünü herkesin gözünün önünde yapan, insanların en kötüsüdür. // hz.ali
    • kötülük akılda yer etmiş, inatçı ve ancak mucize ile iyileştirilebilen bir ruh hastalığıdır. // // novalis
    • kötülük, cehaletten gelir. // albert camus
    • kötülük çoğu zaman, saflığın kuzu postuna bürünür. // f.hérzég
    • kötülük, çok eğilimli bir derenin suyunun akıp gitme hızından da hızlı ve çabuk ulaşır, yayılır. // // hz.ali
    • kötülük değersiz bir şey olduğu için, onu yapan da değersizdir. // yusuf has hacib
    • kötülük edebilmek ellerinde iken, bütün ömrünü doğrulukla geçirmek çok güç ve övmeye değer bir şeydir. // eflatun
    • kötülük edersen, kötülüğün karşılığı pişmanlıktır. elinden gelirse, kötülüğün inadına iyilik yap. // yusuf has hacib
    • kötülük etme fırsatı, insanın karşısına günde yüz kere çıkar; iyilik etme fırsatı da yılda bir kere. // // voltaire
    • kötülük etmeden pişman olmanın en iyi şekli, iyilik etmektir. // rétif de la bretonne
    • kötülük etmek isteyen, bahanesini daima bulur. // p.syrus
    • kötülük etmeyi istememek başka, bilmemek başkadır. // seneca
    • kötülük kalır, iyilik unutulur. // senancour
    • kötülük kapısını aralık etmeye gelmez, ardına kadar açılır. // cenap şahabettin
    • kötülük kazanabilir ama üstün gelemez. // joseph roux
    • kötülük, kötülüktür. // john milton
    • kötülük nedir? zayıflıktan doğan şey. // f.nietzsche

    • kötülük yapan kimse, kötülüğe uğrayandan daha talihsizdir. // demokritos
    • kötülük yapınca, bir korku hissederiz. // lao-tzu
    • kötülükle ancak kötülük uyuşabilir. // liuy
    • kötülükler gitti, kötülükler kaldı. // goethe
    • kötülükler içinden, en iyi seçmesini bil. // cicero
    • kötülükler, insanlara yapılan en büyük iyiliktir. // kleist
    • kötülüklerden çekinmek, iyilik kazanmaya çalışmaktan üstündür. // hz.ali
    • kötülüklerin ilki ve en büyüğü, haksızlıkların cezasız kalmasıdır. // eflâtun
    • kötülükten kaçmayan bilgin; ışık tutan kördür. doğru yolu gösterir, kendi göremez. // şeyh sadi
    • küçücük bir iyiliğin ne kadar mutluluk vereceğini tahmin edemezsiniz. // bree abel
    • küçük bir çocuk da olsa, iyilik yapan büyüktür. // selim gündüzalp
    • küçük ya da büyük her türlü fenalıklarla ilk karşılaştığın zaman, mücadele et, sakın seyirci kalma. yarına bırakırsan, o seni yenecektir. // iben rathum
    • öyle zamanlar gelecek ki, kötülükten sakındıranların sayısı,insanların onda birinden daha az olacaktır. sonra bunlar da gider ve artık kötüyü yasaklayan tek kimse bulunmaz. // hz.ali
    • sefih olanlar, lisanıyla dostluk gösterirler. fakat kalpleri fesat doludur. // hz.ali
    • senin hakkında sende olmayan iyiliği söyleyen kimse, senin hakkında sende olmayan kötülükleri de söyler. // vehbi bin münebbih
    • sevdiklerimizden gelen kötülük, sevme diklerimizden gelen iyilik kadar acıdır. // cemil sena ongun
    • tanrı seni, senin kötülüğünden korusun. // ebûl hasan bûşencî

    kral-krallık

    • bir kral, felaketten aşağıya inmemelidir. // napoleon
    • bir kral için en büyük erdem, uyruklarını tanımasıdır. // // martialis
    • bir kral uyuduğu sürece; tacından, bir erkek de karısının kalbinden olur. // schiller
    • bir krala ihanet etmek için, bir tek bıçak yeterde artar bile. // t.fuller
    • bir şeyin nedenini öğrenmeyi, kral olmaya yeğlerim. // demokritos
    • bütün erkekler sersemdir ve ben onların kralıyla evlendim. // // nancy astor
    • değerli kişileri etrafında toplamayan bir kral, bence ordusuz bir komutan gibidir. // goethe
    • kral,akıllı ve iyi yaradılışlı bir adamsa, mutluluğuna krallığın kattığı şey, çok azdır. // // tibullus
    • kral çalarsa, teb’a oynar. // avusturya özdeyişi
    • kral da, dilenci de; aynı iştahla acıkırlar. // montaigne
    • kral istemezse, düşünemezsiniz. // voltaire
    • kral; kafalı ve iyi yaradılışlı adamsa mut luluğuna krallığın kattığı şey pek azdır. // montaigné
    • kral olsun, köylü olsun evinde huzura kavuşan, dünyanın en mutlu insanıdır. // h.p.petain
    • kral olup, paramı dilenci gibi harcamak tansa; dilenci olup, paramı kral gibi harcamayı yeğlerim. // ingersoll
    • kral öldü, yaşasın kral. // pardoe
    • kral sana yakın davranırsa da, sen yine akranınla dostluk et. // p.merimee
    • kraldan fazla, kralcı olma. // fransız özdeyişi
    • kralın, sarayın adamı olabilirsin; mesele, tanrının adamı olabilmekte. // t.southerne
    • krallar gibi kadınlarda, kendileri için yapılan her şeyin esasen,bir borç teşkil ettiğine inanırlar. // h.de balzac
    • krallar hiçbir şeyimi almazlarsa, bana çok şey vermiş olurlar; hiçbir kötülük etmezlerse,yeterince iyilik etmiş sayılırlar bana. // // montaigne
    • krallar idare etmezler, hükümdarlık ederler. // bismarck
    • kralların en mutlusu, tilki postuna en iyi sarılanlar olmuştur. // machiavelli
    • krallarla arkadaş olmak, göğsünde bir yılan taşımak gibidir. yılanın ne zaman zehir akıtacağı anlaşılamaz. // beydeba
    • on derviş bir kilime sığar ama iki krala bir ülke yetmez. // // şeyh sadi
    • sen tembel tembel yatarken, tanrının senin için uğraşacağını sanmak... işte bu bir çok kralların, bir çok devletlerin yıkılışının sebebi olmuştur. // machiavelli
    • siz ey insanlar, krallıktan bıkılmaz mı sanırsınız? // // lessing
    • size kafanız hükmediyorsa, kralsınız. vücudunuz hükmediyorsa,köle. // cato

    kul-kulluk

    • allah bir kulunu severse, o kulun yalvarmasını işitmek için, kendisini düşkünlüğe maruz bırakır. // hz.muhammed
    • allah’ın seni kulluğa ehil sayması, sana ödül olarak yeter. // // ataullah iskenderi
    • eğer allah’ın ermiş ve veli kulları olmasaydı, yeryüzü bütün içindekilerle beraber batardı. eğer sadıklar olmasaydı, insanlar hayvanlar gibi olurdu. // hasan-ı basri
    • elinden geldiği kadar kul ol, sultan olma. zahmet çek, top gibi ol, cevken olma. // mevlâna
    • gönlü aydın ve erdemli bir kişiye kul olmak, padişahların başına taç olmaktan iyidir. // // mevlâna
    • hiç kimse, diğer bir kimsenin kulu değildir. // hz.ali
    • insanlar hür oldular ama yine allah’ın kuludurlar. // b.said-i nursî
    • işi adaletle yap, buna gayret et; hiçbir zaman zülüm etme; allah’a kulluk et ve onun kapısına yüz sür. // yusuf has hacib
    • kim allah’ın kullarının, kendisi için ayakta dikilmesine sevinirse, ateşten bir eve hazırlansın. // hz.muhammed

    • kulluk, her an allah teâla’ya muhtaç olduğunu bilmek ve o’nun resûlüne tam tabi olmaktır. // cüneyd-i bağdadi
    • kullukta, emeklilik yoktur. // ömer sevinçgül
    • kulun allah’tan korkusu, allah’ı bilmesi kadardır. // malik bin dinar
    • kulun iyi ve ermişlerden olmasının alâmeti, bütün müslümanlara karşı şefkat ve merhametinin çok oluşudur. // hasan-ı basri
    • rabbimin sana ihsanı nerede, senin ona ettiğin kulluk nerede? // ataullah iskenderi
    • tanrı, sevdiği kulu uzun yaşatmaz. // g.herbert

    kulak

    • ben şimdiye kadar, yürek acısına kulaktan şifa verildiğini hiç duymadım. // anton çehov
    • bildirilmesi lâzım olanı söyledim sana, ya faydalanırsın ya da çarpar kulağına. // imam-ı rabbani
    • eğer bir erkek, bir kadının söylediklerine kulak veriyorsa; o kadın güzel bir kadın değildir. // // henry haskins
    • kulağı yok ki nefsin, nasihati dinlesin. // ali suad
    • kulağın suça, ağır olsun. // p.syrus
    • kulak asmaz davulu dinleyen, elbette köse. // neyzen tevfik
    • kulak bizim için en içsel duyu organımızdır; öyle bir organ ki, mekanı dolduran görüntülerin en gizli titreşimiyle harekete geçer. // carl gustov carus
    • kulak, manayı duymaz. // ali suad
    • kulak, yüreğe giden bir caddedir. // voltaire
    • neden iki kulağımıza karşılık, bir dilimiz var; biliyormusun? çok dinleyelim de, az konuşalım diye. // // diyojen

    kumar-kumarbaz

    • barutu ateşten, gençleri kumardan uzak tutun. // // b.franklin

    • ey insanlar! kumar aletinden sakınınız. kimsenin görmediği, vakıf olamadığı iş lerinizde allah’a muhalefetten sakınınız. // hz.osman
    • kumar; hırs ve tamahın çocuğu, kötülüğün kardeşi ve ziyanın babasıdır. // g.washington
    • kumar, kendi parasını hiç uğruna başkasına vermek ya da başkasının parasını beleşten kapmaktır. // mohammed hecazi
    • kumar, kendini beğenmiş kimselerin tutkusudur. // // emile alain
    • kumar;kötülüğün çocuğu, eşitsizliğin kardeşi, belanınbabasıdır. // g.washington
    • kumar oynayan; servetinin, zamanının, özgürlüğünün ve sağlığının kaybından suçludur. // // n.cotton
    • kumar, yalanın anasıdır. // john of salisbury
    • kumarbaz zarından, ulema kitabından uzak düştü mü, seyreyle gümbürtüyü. // w.shakespeare
    • kumarbaza şesüse lâzım, ama seyek geliyor. // // şeyh sadi
    • kumarda ki tehlikelere karşı, bedava bir sigorta vardır; hiç oynamamak. // emile alain
    • kumarı olanın, tomarı yağmaya gider. // ibrahim olcaytu
    • zar atıldı. // // julius caesar
    • zarı atmanın bir tek güzel yolu vardır, zarı çöp tenekesine atmak. // chatfield

    kural-kaide

    • başkalarının kurallarına uymak, insanın kendini yönetmesinden çok daha kolaydır. // f.nietzsche
    • her kaidenin istisnası vardır. ancak, “kuvvet kimde ise, üstünlük ondadır.” istisnası yoktur. // lâ-edri
    • istisnalar çoğalınca, kaide olurlar. // m.selahattin şimşek
    • kaide bu!. kartalı çekiştirmezse eğer, bukalemunla tırtıl nasıl yarenlik eder? // edmond rostand
    • marangozun kuralı “iki ölç, bir kes” tir. // covey
    • rol yapmayı öğrenmek için, hiçbir belirli kural yoktur. // // hildegard knef
    kur’an

    • allah indinde şefaat bakımından en faziletlisi, kur’andır. ne nebi,ne melek, ne de başkası. // hz.muhammed
    • ben sağ kaldıkça, kur’an’ın kölesiyim. ben seçilmiş muhammed’in (s.a.v.) yolunun toprağıyım. // // mevlâna
    • benim tarafımdan tebliğ edilen kur’an’dan, bir ayet olsun halka ulaştırınız. beni israil’den de ibretli kıssalardan haber verebilirsiniz. bunda bir beis yoktur. //
    hz.muhammed
    • bismillah, her hayrın başıdır. // b.said-i nursî
    • bismillahirrahmanirrahim diyenlerden başkası, dünyaya çok susamış olarak çıkar. // hz.muhammed
    • bu kur’an 7 harf (lehçe beyan tavrı) üzere indirilmiştir. her harfin bir zahiri (dışı), bir batını (içi), bir haddi (varış yeri), bir matla’ı (doğuş yeri) vardır. // hz.muhammed
    • elinizde kur’an olduğu halde, düşman toprağına yolculuk yapmayın. ben onun düşman eline geçmesinden korkuyorum. // hz.muhammed
    • hadis rivayet etmek, peygamber efendimize intisab etmek demektir. // hz.ali
    • her ayet; bir formül,bir kanun, bir denklemdir. nasıl ki bir fizik formülü ile yüzlerce problem çözülürse, ayetlerin manası da, uygulama sahası da öyle geniştir. //
    hekimoğlu ismail
    • hud,vâkıa,mürselât, nebe ve tekvir sureleri beni ihtiyarlattı. // hz.muhammed
    • istesem, sırf fatiha suretinin tefsiriyle yetmiş beygiri yüklerim. // hz.ali
    • kim kur’an’ı okur ve onunla amel eder se, kıyamet günü babasına bir taç giydirir. // hz.muhammed
    • kuran bir sırdır, sırrın sırrıdır, sırlara inandıran bir sırdır. // humeyni
    • kur’an ile insan, ikiz kardeştir. // hz.muhammed
    • kuran, insan nevine son bir haberdir. // m.ikbal
    • kur’an okumak, kalplerin şifasıdır. // hz.ali
    • kur’an insanlara pek çok şeyi sembol lerle anlatırken; tasavvuf ise baştan sona serapa sembol ve mecazdır. // ahmed hulûsi
    • kur’an yedi nüans üzere indirildi. onun hiçbir harfi yoktur ki, bir hiç zahir,bir de batın mana taşımasın. ebu talib’in oğlu ali’de bu zahir ve batına ait ilim mevcuttur. // hz.muhammed
    • kuranda ki hikmetin evveli olmadığı için, zevali de olmaz. // m.ikbal
    • kuran-ı kerim; allah’ın birliğini ispat eden, en büyük eserdir. // gibbon
    • kuran-ı kerim’i, güçlü olmak için okuyunuz. // // edebali
    • kuran’ın içinde, pek çok tekrarlar vardır. onu okuduğumuz zaman, bu tekrarlar beni usandıracak sanılıyor fakat biraz sonra bu kitap, bizi kendisine çekiyor, bizi hayranlığa ve sonunda büyük saygıya götürüyor. // goethe
    • kur’an’ın sergilediği dinin gayesi, insanı zorunlu kulluktan, serbest seçime dayalı kulluğa yükseltmektir. // şatibi
    • modern ilmin ön dört asır geriden takip ettiği kuran, ben şehadet ederim ki allah’ın kelamıdır. // kaptan coustea
    • müteşabih ayetlere tabi olanları gördüğünüzde, işte onlar allah’ın kuran’da isimlendirdiği kimselerdir ki, onlardan uzak durur. // hz.muhammed

    kurnaz (-lık)

    • açık gözlülük, sırasında göz yummayı bilmektir. // cenap şahabettin
    • ben dalgın insanları severim. bu onların iyi olduklarını, fikir adamı olduklarını gösterir. zira kötüler ve boş kafalılar, daima uyanıktırlar. // prens de higne
    • dünyada başkalarının deliliklerinden çıkar sağlamaktan daha kurnazca bir şey olamaz. // goethe
    • en becerikli insanlar, bütün ömürlerince kurnazlığı kötülerler. büyük bir fırsatta ve büyük bir menfaat uğrunda onu kullanmak üzere. // la rochefoucauld
    • her zaman kurnazlığa başvurmak,dar kafalıların harcıdır. bir tarafını örtmek için onu kullanan başka bir yanını, açıkta bıraktığı çok görülmüştür. // la rochefoucauld
    • kurnazlık, akıllılık değildir. // euripides
    • kurnazlık her işe yarar ama hiçbir iş için yeterli değildir. // // amiel
    • kurnazlıkların en incesi, bize kurulmuş olan tuzaklara düşer gibi görünmeyi iyi bilmektir. // la rochefoucauld
    • uyanıklık; sadece özgürlüğün değil, başarının gereğidir. // beecher

    kurt

    • aslı kurt yavrusu, yine kurt olur. // dadaloğlu
    • bir kurt, bütün bir koyun sürüsü için çok fazladır. // goethe
    • bir sürünün üzerine atılacak kurt, onun sayısını düşünmez. // iskender
    • dünya şahit iken sadakatine, kurdu severim de köpeği sevmem. // tokadlızade şekib
    • her ne kadar insan elinde büyümüş olsa bile, kurdun yavrusu sonunda kurt olur. // şeyh sadi
    • iki dişi kurt, bir inde barınamaz. // puşkin
    • insanlar öyle bir zamanla karşılaşır ki, herkes kurtlaşır ve kurt olmayanları ötekiler yer. // // hz.muhammed
    • kurda, koyun güttürmezler. // f.hüsnü dağlarca
    • kurdu kurtaran, koyunları öldürür. // victor hugo
    • kurduğu tuzağa düşmeyen avı, hama katle ittiham eden avcı bile gördüm. // cenap şahabettin
    • kurdun devlet ve ikbâli, çobanın uyumasındadır. // // bidil
    • kurdun elinden çobanlık gelmez. // şeyh sadi
    • kurdun kurdu tanıdığı gibi, hırsız da hırsızı tanır. // // thomas fuller
    • kurdun yumuşaklığına, at cambazının sözlerine, delikanlı sevgisine, orospu yeminine inanan kimse; delidir. // w.shakespeare
    • kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde şaşılacak bir şey yok. şaşılacak olan odur ki,bu kuzu; kurda gönül bağlamış, aşık olmuştur. // // mevlâna
    • kurt, dumanlı havayı sever. // fransız özdeyişi
    • kurt, komşusunu yemez. // kaşgarlı mahmud
    • kurt, kurdu yemez. // manzoni
    • kurt sürüsüne köpek, kılavuzluk edemez. // f.nafiz çamlıbel
    • kurtla yaşayan, ulumasını öğrenir. // goldoni
    • kurtlar birbirine düştüğü zaman, aralarında koyun rahat eder. // şeyh sadi
    • kurtlar elinde, parçalanmayı göze alamayan çobanlardan mahrum sürüler, er geç korktuklarına uğrarlar. // cemil s.ongun
    • kurtların arasında yaşarsanız, kurt gibi hareket etmek zorunda kalırsınız. // n.kruşçev
    • kurtların içinde ceylan masumiyetiyle ömür sürülmez. // h.rahmi gürpınar
    • kurtların peşine takılırsan, onlardan ulumayı öğrenirsin. // fransız özdeyişi
    • kurtlarla arkadaş ol, yalnız elinden baltayı bırakma. // rus özdeyişi
    • kurtlarla sofraya oturan, kendisini konuk mu yoksa yemek mi saydıklarını bilemez. // trevanian
    • kurtlarla yaşarsan, ulumayı öğrenirsin. // fransız özdeyişi

    kusur-ayıp

    • arkadaşının ayıbını gizlice meydana çıkarırsan; kendine nasihat etmiş, aleni söylersen, ifşa etmiş olursun. // imam şafii
    • ayıbın büyüğü, aynı sende varken başkasını ayıplamandır. // hz.ali
    • ayıp olan, bir düşünceyi gizlemek değil, o çeşit bir düşünceyi edinmektir. // emile alain
    • ayıplarımı bir hediye gibi önüme getirene, allah merhamet etsin. // hz.ömer
    • ayıpsız dost arayan, dostsuz kalır. // mevlâna
    • başka hiç kusurun olmasa bile, kusur olarak mücadeleciliğin sana yeter. // ebû’d derdâ
    • bana ayıplarımı söyleyen kimse, allah’ın rahmetine kavuşsun. // hz.ömer
    • başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. o zaman başkalarının kusurlarıyla ala kadar olmaya hakkın olmadığını anlarsın. // hz.muhammed
    • başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefelerini bastırmayan insan pek enderdir. // byron langenfeld
    • başkalarının kusuru, gözümüzün önünde dir. kendimizinkilere ise, sırtımızı çeviririz. // seneca
    • bazı kişiler için başkalarının kusurları, birer hazinedir. onları bulmak için her türlü gayreti gösterirler. // francis o’walsh
    • bir başkasının kusurlarını görmek hususunda, kartallara ve kendi hatalarımızı görmek hususunda da, köstebeklere benzeriz. // françois de sales
    • bir çok kusurlarla dolu olmak, şüphesiz kötü şeydir; fakat onları bilmezlikten gelmek, daha kötüdür. // b.pascal
    • bir kızın kusurlarını öğrenmek için onu bir kız arkadaşına övünüz. // b.franklin
    • bir kimse seni, sende olmaya