kantçı objektif
estetik yargı ya bütünüyle aykırı bir söylemdir bu. zira estetik yargı (güzel veya değil sorunu) bireysellikten uzak tutulması gereken bir yargıdır. şu halde o, bilinçli bir duygulanımı ifade etmelidir. estetik bir yargıya varmak, başlı başına güzel veya çirkin tarzında bir söyleme sahip olmaktan öte, esteik yargının bileşen ve temellerini sorgulayan bir yaklaşımı kapsamalıdır.
güzel, kendi doğasında var olan amaçsallığa uygun olarak salt güzel olmakla övülemez. oysa bu yargıyı temellendiren nesneyi var edeni dışarıda bırakmak suretiyle salt nesneyi algılamış ve deneyimsel enformasyonlar çerçevesinde değerlendirmiş olmak, gerçekte o nesneye yaratıcısının yüklediği fenomenolojik anlamı gözardı etmeye kadar varan bir duyumsama oluşturabilir.
o halde bir şeyi güzel veya çirkin olarak nitelemek onun algılayan (özne) olarak birey üzerinde eyarattığı fiziksel etkilere dayalı olmamalıdır. ateşi canımızı yaktığı için; yılanı sinsice yaklaşıp bizi soktuğu için; denizlerdeki fırtınaların bizi ölüme götürebilme olasılığı olduğu için sevmiyorum diyebilmek; onların aslında bize sağladıı olumlu katkıları da bir anlamda gözardı etmek demektir.
şu halde bir şeyi sevdiğimiz için değil; o şeyi bizim dünyamıza kattığı anlam için yargılamak ve nihayet o şeyi var edene bu yolla övgü göndermek en makul yaklaşım olmalıdır. zira biim dünyamızdaki her varlık -iyi,kötü, ahlaklı veya değil- bizi var eden nesnelerdir. onlardan birisinin eksik olması, bir parçası erozyona uğramış bir düna içerisine hapsolmamız anlamına gelebilir.