milletin yazdıklarına göz gezdiriyorum da, kitap okuma eylemi ile hava atmak, entel görünmek kavramları tuhaf bir şekilde birleşmiş. deniz kenarında, zaten hava bin dereceyken "iki gram koyulalım da yüzümüze renk gelsin" düşüncesiyle sıkıntıyla ter döken kişi eziyetini arttırmak için bir de üstüne oturup
das kapital ya da
ulysses mi okur, yapmayın canlarım.
az önce belirttiğim gibi güneşlenmek daha doğrusu bronzlaşmak son derece sıkıcı bir eylemdir. çocukken havuzda oynarken pat diye her tarafı aynı oranda tertemiz yanan bünye yaş ilerledikçe problem çıkarır. yok bikini izi, ay karnım yandı yüzüm yanmadı gibi muhabbetler artar. atıyorum görece olarak açık renk kalan sırtı koyultmak için devlet dairesinde kuyruk bekler gibi pişerek dururken elde bir kitap olması sıkıntılı dakikaları daha eğlenceli kılabilir. ne gibi kitaplar olur bunlar, örneğin dan brown kitapları,
boleyn kızını yazan ablanın kitapları, daha da güzeli kitabı da geçtim cosmopolitan, marie claire falan filan. özetle hızlı okunan, kafayı oraya yönelten ve eğlenceli şeyler. sefiller, suç ve ceza, ince memed havuzbaşı kitabı olmaz özetle, yapana fularını ben alıyorum.
ama bakın kırk derece sıcakta ulysses okuyan bir insanın mazoşist eğilimleri olduğunu inkar edemeyiz, bu da bir gerçek. ayrıca sefiller'i eline alıp o sıcakta okursan eninde sonunda uyuyakalırsın, sonucu da kırk beş derece açıyla karnın üzerinde tüm ihtişamıyla boy gösteren beyaz bir kitap izi olur.