1. var olmayan bir şeyi varmış gibi var olan bir şeyi de varolduğundan farklı bir şekilde gösteremeyeceğinizin en açık ifadesidir.
  2. günümüzde dillere pelesenk olmuş,yerli yersiz heryerde özellikle de televizyonlardaki tartışma programlarında,en çok da güneşi balçıkla sıvamaya çalışanlar tarafından kullanılan deyim.
  3. ilkokulda "balçık, güneş ve sıvamak kelimelerini birleştirerek bir atasözü yazınız, açıklayınız" sorusuna "balçıklı güneş sıvanmaz" diyip bir güzel tezimi desteklediğim, öğretmenimin ayıp olmasın diye 1/20 verdiği, gerçeklerin gizli saklı kalmayacağını anlatan atasözü...
  4. bu atasözünün türkiye'de meşhur olması, gazetelerin kuponla ansiklopedi verdiği döneme rastlar. milliyet gazetesi büyük larousse, hürriyet gazetesi temel britannica verirken sabah gazetesi meydan larousse veriyordu. tabi kıyasıya bir rekabet vardı. "en iyi ansiklopedi benim verdiğim" diyen bir reklam kuşağından bahsediyorum. o dönemde cihan ünal, önünde 24 cilt meydan larousse ile zamanın star 1 ekranlarında boy gösterir, elini üst üste konmuş ciltlerin en üstüne koyar ve şöyle derdi: "güneş balçıkla sıvanmaz". o elin en üste nasıl yetiştiğini halen merak ederim.

    reklam çok etkileyiciydi. nerde var nerde yoksa sabah'ın verdiği ciltlerden birini buldum. teksir kağıdına basılı olmasını "mühim olan kağıdın kalitesi değil, içindeki bilgidir" diyerek sineye çektikten sonra şöyle bir göz gezdirdim ki, ansiklopedi eski basımmış. yani nasıl söyleyeyim, düşünün ki sovyetler birliği henüz yıkılmamış, ismet inönü halen hayatta. hatta mozart henüz türk marşı'nı bestelememiş (tamam abartmayayım). yanlış hatırlamıyorsam 1976 basımıydı. oysa ciltleri verdikleri seneler 1990'lı senelerdi. hatta sanırsam 1992 yılı olsa gerek.

    evet, güneş balçıkla sıvanmıyor. sen balçığı ilk sayfalara sürmezsen "copyright xxx 1976" yazısının üstü kapanmıyor. güneşi unuttum bile.