günümüzde ülkücü olmak; en küçük bir haksızlık durumunda, haksızlık yapan kişiyle hukuksal yollardan ya da uzlaşarak anlaşmak yerine; şiddet, darbe ve gaspla sözünü geçirmeye çalışarak; "eminim polat abi de böyle yapardı" ve/veya "mehmet abi de böyle bir durum karşısında bu tepkiyi verirdi" türünde içsel tezahüratlarla kendi içinde kendini haklı gösteren kalıplara tutunmaktır.
günümüzde ülkücü olmak; "
ülkü"nün ne olduğundan bihaber sağa sola salyalı köpük saçmaktır.
günümüzde ülkücü olmak demek; töre cinayetlerini tüm vehametiyle gözler önüne seren toplumsal bir yapım şirketi çalışanlarına
*: "şanlıurfa bizden sorulur" , "
törem
törem sen bizim herşeyimizsin" diyerek bayrak açıp ortalığı kan gölüne çevirmek; kadınlara "
töre gereği" yapılan tüm işkence, aşağılama ve hayatına kastetme gibi ilkel serbest çağrışımları desteklemek için canını ortaya koymak demektir.
herkesi neden aynı kefeye koyma gerekliliği hissettiğimle ilgili de sizlere küçük bir açıklama: türkiye'de
ülkücü gençliği bu ve buna benzer haberler dışında hiç bir sanatsal ya da kültürel faaliyette göremiyorum; ya köşebaşlarında birilerinin yapmaya çalıştığı
kumdan kaleleri yıkmaya çalışarak ya da her türlü ilerici ve demokratik hakka
saygısızlık yapmakla meşgulken gözüme çarpıyorlar..