|
|
- (bkz. onlar ortak biz pazar)
tekstilde kotaya tabi olmamız nedeniyle son senelerde başımızdan krizin eksik olmamasına ve kıbrısı masa başında yitirmemize neden olan tansu çiller imzalı anlaşma. vatan hainliğidir.
türkiye de yine de öngöşlü insanlar mevcuttur. hiç unutmam 1999 senesinin sonunda ecevit in imf ile imzaladığı anlaşmaya bakan bir büyüğüm "fidel, bu anlaşmaya imza atanlar vatan hainidir," demişti. iki sene sonra anladım nedenini. böyle insanların söz sahibi olduğu bir yönetim diliyorum hepimize.
not: bu satirların yazarı korumacılık taraftarı değildir. ülkeler arası gümrük duvarlarının inmesi herkes için iyidir. fakat avrupa birliği ülkeleri tekstilde bize kota uyguladığından (hala uyguluyorlar mı, bilmiyorum) gümrüklerin indirilmesi bir anlanmda tek taraflı gerçekleşti. üçüncü ülkelerle ticaretin de sınırlandırılması nedeniyle korkunç sonuçları olmuş bir anlaşmadır.
- bu tip tarihi gaflara karşı son derece nesnel bakmama rağmen , dönemin politikacısı tansu çiller'in bardağı taşırarak vatana ihanet ettiğine inanmamı sağlayan , ülkemiz üretici ve ticaretçilerinin 3. ülkeler ile olan ticari ilişkilerini bile özgürce yapamamasını ve 3. ülkelerin bile anlaşma kapsamında olmasının ülkemizin ekonomisine ağır darbe vurması ile sonuçlanan ,kendi pazarımızı özgürce seçmemizi halen engelleyen , zamanında birtakım aydınlarımızın ve de aydın doğan'ın sahibi olduğu birtakım gazetelerin "yaşasın avrupa birliğine girdik" diye mutluluk naraları atması ile sonuçlanan , bayram gibi kutlanmış olan , kötü getiriler ile dolu anlaşma.
(skuba, 23.04.2004 22:52)
- avrupa birliği'nin türkiye'ye attığı büyük kazıklardan birisidir.
erol manisalı birlik(?) hakkında şunları söylemekte:
"avrupa birliği içinde brüksel'e gittiğiniz zaman burası gümrük birliği dairesidir, burası gümrük birliği başkanlığıdır diye bir kurum yok.* türkiye aslında gümrük birliği'ne de girmedi. türkiye hiçbir şeye girmedi. çünkü, bir şeye girmek demek, girilen şeye katılımcı olarak girmek demektir. bir derneğe girdiğiniz zaman derneğin üyesi olursunuz. türkiye sadece avrupa birliği'nin gümrüklere ve dış ilişkiler politikasına ilişkin yükümlülükleri altına girdi. biz 1995 yılının 6 mart'ında bir belge imzaladık. bu belge türkiye'yi tek yanlı bağımlılık altına alan, sosyal ve siyasal sonuçları olan bir anlaşmaydı. türkiye'nin avrupa birliği dışındaki tüm dünya ile ekonomik ilişkilerini ipotek altına alıyordu. herkes bunu bu bir gümrük birliğidir, ortak gümrük tarifesi uygulanacak zannetti. bu belgeyle avrupa birliği kurumlarının kendi dışındaki ülkelere karşı izlediği tüm ticaret politikalarına türkiye uymak zorundaydı. yani japonya'ya tarife dışı bir engel varsa, bir ticaret yasağı getirilmişse avrupa birliği tarafından, türkiye avrupa birliğine dahil edilmiş bir ülke olarak, ona, otomatikman uyma yükümlülüğü altına giriyordu..."
- afedersiniz göte giren şemsiye diye bir örnek var, o budur. avrupa birliğine giriş süreci denen halt şemsiyenin açılmaya çalışılmasıdır. göreceğiz bakalım şemsiye açılacak mı açılmayacak mı?
- bilgi eksikliği ve önyargı olunca haliyle tamamen yanlış giriler girilmesi kaçınılmaz oluyor. hurafeleri ve önyargıları bir kenara bırakarak türkiye-ab gümrük birliğinin ne olduğunu anlamaya çalışalım.
12 eylül 1963 ankara andlaşması ile gümrük birliği anlaşması da imzalanıyor. bu andlaşmaya göre taraflar 10 yıllık bir hazırlık süreci geçireceklerdi. 1971 yılında katma protokolimzalanıyor ve 1 ocak 1973'te yürürlüğe girmesi karara bağlanıyor. andlaşmaya göre; ab türkiye menşeli sanayi ürünlerinde gümrükleri sıfırlıyor, türkiye'ye ise bazı ürünlerde 10 yıl, bazı ürünlerde ise 22 yıllık bir geçiş dönemi hakkı veriyordu. yani, türkiye ab sanayi ürünlerinden alınan gümrük vergilerinin bazılarını her yıl belli oranlarda indirerek 10 yıl sonunda sıfırlayacak, bazı ürünleri de 22 yıl sonunda sıfırlayacaktı. 10 ve 22 yıl tamamen türkiyenin çıkarlarına göre belirlenmiştir, görece olarak rekbet şanşımızın yüksek olduğu ürünlerde 10 yıl, düşük ürünlerde ise 22 yıl olarak belirlenmişti. 1 ocak 1973'te gümrük indirimi başlayacaktı (avrupa 1971 de zaten tamamen kaldırmıştı). şimdi sıkı durun, biz 31 aralık 1972'de tam bir şark kurnazlığı ile önce gümrükleri %100 (evet, yüzde yüz) artırdık ve o oran üzerinde indirimlere başladık. avrupalılar bunu sineye çektiler. anlaşmaya pek sadık kalmadık, ilerleyen yıllarda da çok çirkeflikler yaptık. işte 1995 yılı 22 yıllık sürenin sonuydu, dönemin başbakanı çiller olduğu olduğu gümrük birliği nihai anlaşmasını o imzaladı. yani bizi gümrük birliğine asıl sokan çiller değil, 12 eylül 1963 tarihli ismet inönü kabinesidir.
3. ülkelerle ticaret kısıtlanır, doğrudur. çünkü gümrük birliği bunu gerektirir. 3. ülkelere karşı ortak gümrük tarifesi uygulanmazsa gümrük birliği diye bir şey olmaz. adı üstünde, gümrüklerin bir olması, yani aynı olması.
bu anlaşma bizim için çok önemli ve o kadar da iyi bir anlaşmadır. 350 milyon nüfuslu dünyanın en zengin pazarına gümrüksüz mal satabiliyoruz. şartlarımız eşit, onlar bizden alacakları her malı belki de aynı fiyattan başka ülkelerden de alırlar, ancak biz o malları her ülkeye aynı fiyattan satamayız. gümrük birliğinin bozulması bizim için felaket olur. cumhuriyet tarihinin en önemli anlaşmalarından biridir.
önemli not: avrupa birliği (ab) 1992 yılında bu adı almıştır. ancak ben bu yazıda hep ab olarak kullandım.
- ato başkanı sinan aygün e göre türkiye ye yarardan çok zararı olan anlaşma imiş.
- türkiye'nin derhal terk etmesi gereken, vazgeçmesi gereken anlaşma. bu anlaşma ile türkiye, dış ticaret açısından ab ülkelerinin aldığı kararlara bağımlı kalmaktadır. bireysel olarak anlaşma imzalayamamakta; karar mekanizmasında yer almadığı avrupa birliği dış ilişkiler komisyonunun aldığı kararlara uymak zorunda bırakılmaktadır.
2004 yılında dünya ihracatının yüzde 0.69'unu gerçekleştiren türkiye; ancak yüzde 41 oranındaki “en yüksek” ithalat artışı ile “30 lider ithalatçı ülke” arasında 22. sırada yer almaktadır.
hammadde ve ara malı ithalatımızın bile toplam ihracatı aşmaktadır. tüketim malı ithalatının da rekor seviyede artmış ve bu nedenle de pek çok işyeri kapanma noktasına gelmiştir. dış kaynaklı mallarla rekabet edemeyen iç üretim durma noktasına gelmiştir. toplumumuz üretmek yerine hazır tüketime alıştırılmaktadır. türkiye'nin ab'ye girişine nazlanan, hatta aralarına almayacaklarını beyan etmekten bile imtina eden ülkeler, gümrük birliği'nin kendilerinin lehine olan kapütülasyonlar benzeri haklarını sonuna kadar kullanmaktadır. aynı ülkeler, türkiye'nin haklarına gelince çekimser davranmakta, ihracat yaptığı mallara dahi kota koymaktadır. bu nedenle türkiye ab'ye tam üye oluncaya kadar gümrük birliği anlaşması askıya alınmalıdır.
- avrupa birliği ile yapılan gümrük birliği anlaşması en kısa zamanda feshedilmelidir. avrupa birliği bu anlaşma ile hizmetlerin, işgücünün, malların tamamının serbest dolaşımını engellemekte, izin vermemekte, tarım ürünlerini bir tarafa ayırmakta ve uzakdoğu rekabetine dayanamayacak -otomobil gibi- bazı malların serbest dolaşımına karşı, kendi üstünlüğü olan malların serbest dolaşımı için bizi zorlamaktadır.
önce gümrük birliği’ne girip arkasından tam üyelik bekleyen, türkiye'den başka hiçbir ülke yoktur. bütün ülkeler, önce tam üye olmuşlar, 10 yıl gibi bir süre istemişler ve bu 10 yıl süre içerisinde avrupa birliği fonlarından bu ülkelere kaynak aktarılmış, ekonomilerini düzeltmişler ve ondan sonra gümrük birliği’ne geçmişlerdir.
karar mekanizmalarında olmadığımız ama alınan tüm kararlara uymak zorunda olduğumuz bir birlik ülkemize doğal olarak zarar getirmiştir ve getirmeye devam etmektedir. son zamanlarda her yıl kendi rekorunu da kırmaya başlayan dış ticaret açığının da sebeplerinden birisi gümrük birliği anlaşmasıdır.
bu nedenlerden dolayı avrupa birliği ile gümrük birliği anlaşması feshedilmeli ve yerine serbest ticaret anlaşması yapılması gerekmektedir. ayrıca bu anlaşma ile oluşan kayıplar için buna imza atanlar hakkında yüce divanda yargılanmaları için meclis kararı çıkarılmalıdır.
- (bkz: avrupa birliği karşıtı olmak)
(bkz: tabuta çakılan son çivi)
- avrupa birliği ile yapılan bu antlaşma temel olarak her iki tarafın çıkarı için hesaplanmış, ortak bir sinerji ile verimliliğin artırılması amaçlanmıştır. acaba her iki taraf için de öyle olmuş mudur?
bu tarz uluslararası ticari antlaşmalar her iki tarafın çıkarına görünse bazı ülkelerden görülebileği gibi ekonomisi güçlü olmayan tarafın genelde sanayisinin ve toplam üretiminin düşmesine yol açmıştır. gümrük duvarlarının kaldırılması ile ülke ithal mallarla dolmuştur. maalesef ithal edilen mallar ham madde ve yarı mamül olmayıp ikamesi ülkemizde bulunan tüketim mallarıdır. eğer antlaşma uygulandığında devlet teşvikler ile kobileri destekleseydi bu sonuç üretimin ve dolayısıyla istihdamın artmasına yol açacaktı. bunun haricinde ülkede temel olarak bazı malların kalitesi doğan rekabet ortamıyla daha da artmıştır.*
sonuç olarak bu antlaşma türkiye için gerekli ve faydalı bir antlaşma olmasına rağmen iç dinamiklerin yetersizliği ve antlaşma sonrası iktidarların hataları yüzünden bir dezavantaja dönmüş, türk sanayicisi yıpratılmıştır.
- (bkz: avrupa birliği, çıkmaz sokak)
- birçok 3. ülke ile serbest ticaret anlaşması imzalandığı için, teorik anlamda ticaret saptırıcı etkinin olmadığı, ab karşıtlığı nedeniyle bahane edilip günah keçisi haline getirilen birlik. bu birliğe karşı çıkanların, hangi birlikler içerisinde yer almamız gerektiği konusunda da halka yardımcı olmasını bekliyoruz. "illaki bir birlik içerisinde olmamız gerekmiyor" gibi mesnetsiz, irrasyonel bir söyleme gireceklerse kendilerini 21.yüzyıla davet ediyoruz. ha inatla "21.yüzyıl ve dünyası da umrumda değil" diyorlarsa, kendilerini allaha havale etmekten başka şansımız kalmadığı gibi tartışmayı da gereksiz buluyoruz.
- uluslararası bütünleşme sürecindeki aşamalardan biridir:
1)serbest ticaret bölgesi
2)gümrük birliği
3)ortak pazar
4)ekonomik birlik
gümrük birliğinde ülkeler arası ticareti geliştirmek ve mal ve hizmette ticaret engellerini tamamen ortadan kaldırmak amacıyla yapılmış anlaşmadır.üye ülkeler birlik dışında kalan tüm ülkelere karşı ortak gümrük tarifesi ve ortak ticaret politikası izlemek zorundadır.bu anlamda gümrük birliği serbest ticaret bölgesinden daha ileri güçlü bir bütünleşme halkası oluşturmaktadır.
fakat tanımıyla gayet mantıklı görülen bu anlaşma ülkemizde fazlasıyla kötü sonuç doğurmuştur..95 yılında üyeliğini tamamlayan türkiye,gümrük birliğine alınırken tarım ürünleri ve hizmet sektörü bunun dışında bırakılmıştır,sonrasında malların ve hizmetlerin serbest dolaşımına izin verilmemiştir.ayrıca bu birliğin diğer ülkelerinin mallarının ülkemiz pazarlarında dolaşmasıyla hem ithalat oranımız,hem dış ticaret açığı oranımız artmış hem de bir çok sektörde batan,zarar eden çok firma olmuştur.buna paralel ülkemizdeki işsizlik sorunu da her geçen gün artmıştır.
gümrük birliği henüz ekonomisi ciddi anlamda gelişmemiş bir ülke türkiye açısından gerçekten çok ağır ve yıkıcı olmuştur..isteyerek avrupa'nın sömürgesi altına girmek ,meydanlarda cirit atmasına olanak sağlamak tamamen aptallıktır..türkiye'nin hiçbir zaman ab'ye giremeyeceğini görmemekte aptallıktır..ve buna rağmen hala ülke aleyhine anlaşmaların yapılması aptallıktır..
- zamanında kanuni nin fransızlara tanıdığı kapitilasyonlardan hiç bir farkı olmaya anlaşmadır
- ingilizce'de customs union derler buna.
ekleme: ortak pazar'dan farkı gümrük birliği'nde sadece mal dolaşımında sınırlar kaldırılmıştır. emek ve sermaye sınırlarının kaldırılması ortak pazar denen zamazingodadır.
- imzalarken verilen taviz; yani kıbrıs rum kesimi'nin ab ile müzakerelere başlamasını kabul etmemiz, o dönemde kimse tarafından farkedilmemiş.. tansu çiller'in en büyük gaflarından biri olsa gerek..
- türkiye'nin derhal terk etmesi gereken, vazgeçmesi gereken anlaşma. bu anlaşma ile türkiye, dış ticaret açısından ab ülkelerinin aldığı kararlara bağımlı kalmaktadır. bireysel olarak anlaşma imzalayamamakta; karar mekanizmasında yer almadığı avrupa birliği dış ilişkiler komisyonunun aldığı kararlara uymak zorunda bırakılmaktadır.
gumruk birliği nedeniyle türkiye her yil 10 milyar dolar zarara uğramakta ve tam üyeliğin gecikmesi nedeniyle bu zarar her yil katlanmaktadır. türkiye, uyum yasalari ve hazmetme kapisitesi arasina sıkıştırılmış, sıcak para ve katlanan bireysel kredilerle çıkmaza sokulmuştur. tüm bunları denetlemek adına türk bankacılık sektörü de avrupa birliği ülkeleri tarafından yağmalanmaktadır. bu süreç türk toplumuna başarılı özelleştirme ve küresel sermayenin türkiye'ye olan güveni olarak pompalanmaktadır. türkiye bu kıskaçtan çıkmaktan için ilk adım olarak gümrük birliği antlaşması, türkiye'nin tam üyelik tarihi ilan edilinceye kadar askıya alınmalıdır.
- türkiye'nin ab'ye tam üye olmasına kadar askıya almamız gereken kurum.
hayrından şerrinden bahsetmiyorum. iyisi de oldu, kötüsü de.
ancak türkiye'nin karar sürecinde bulunmadığı bir kurumda, kurallara tabi olması akıldan, faydadan ve onurdan uzak bir durumdur.
gümrük birliği tam üyeliği kolaylaştıran değil, engelleyen bir konumdadır. ab için mevcut durumumuz daha caziptir.
askıya alırsak ab'nin nasıl tutuşacağını bir gözünüzün önüne getirin. 1998-1999 arasında bunu yapmıştık. kıbrıs sorunu ve ab üyeliğini birleştirmeye çalışan ab'ye tavır koymuştuk. bir sene bekledik. ab dönem başkanı ankara'ya gelip şartlarımızı kabul etmişti.
şimdi ise, müfettiş gibi geliyorlar...(mir, 05.06.2008 16:45 ~ 16:49)
- hatırlıyorum da zamanında -1996- hele ki atv tarafından manyakça propagandası yapılmış züttürü birliktir. ali kırca çıkardı, arkaplanda da sayaç var "gümrük birliğine girmemize şu kadar var" diye. evet mal bir milletiz.
- yıllar önce gümrük birliğine girdik diye ulusça çok sevinmiştik ama o yıllardan sonra bu birliğe girmen bize ne fayda sağladığının nedense hiç farkına varamadık . şimdi de ab ye girmeye çalışıyoruz ancak bunun olması pek mümkün görünmüyor . ancak bu da gümrük birliği gibi olacaksa onunda farkına varamayacaksak bırakalım girmesek daha iyi olacak galiba .
- 1995'te 200 milyar dolar ihracat yapıp sadece 100 milyar dolar ithalat yapıyorken bu anlaşmanın tam olarak yürürlüğe girdiği 1996 yılından itibaren bu üstünlüğümüzü kademeli olarak kaybettik ve sonuçta yıllık 70 milyar dolar dış ticaret açığı veren ülke konumuna geldik.
1995'ten önce ulusal sanayicimiz yerli malına destekten ötürü duygusal davranmış, kaliteli mallar üretip ucuz fiyata piyasaya sürüyorken 1996'dan sonra kızgınlıklarından olsa gerek artık eskisi gibi kaliteli mal üretmemişler ve bu kalitesiz mallara da dünya fiyatlarının üzerinde fiyat çekmişler.
1995'ten önce türk insanı bütün dünya nimetlerinden rahatlıkla faydalanıyorken gümrük birliğinin fiyatları yükseltici etkisnden dolayı artık hiçbir şey tüketemez duruma gelmiştir.
gümrük birliği ulusal sanayicimiz için şu güzel ortamı bozan şey olmuştur. ulusal sanayicimiz için şu güzel ortamı bozan şey default olarak biz ulusal tükeciler için de şu güzel ortamı bozan şey olmuştur. ne gerek vardı, rahmi koç üretiyordu, sinan aygün pazarlıyordu, biz de alıyorduk. adamlar mallarına 10 yıl garanti veriyorlardı, mal bozuk çıkınca firmayı arıyorduk, anında yenisiyle değiştiriyorlardı. şimdi öyle mi? nerde kaldı o eski güzel günler...
- üretimde rekabeti dolayısıyla kailteyi getirmiştir. ancak kalitenin sağlanmış olması 10 senede 150 milyar dolarlık açık vermemize engel olmamıştır. avrupa birliği ülkeleri daha kazançlı çıkmıştır hiç kuşkusuz. ayrıca bu birlikle ilişkimiz çok afedersiniz "sığıntısını siken ev sahibi" ilişkisinden başka birşey değildir.misal avrupa birliği isterse ugandayı bile bu birliğe gümrüksüz mal satması konusunda ayrıcalık tanıyabilir.ve bunu türkiyeye danışmadan yapar.oysa türkiye azerbaycanla ticaret yaparken bile gümrük birliğinin bağlayıcı hükümlerine tabidir.avrupada üretilen bir malı senin dışardan daha ucuza birliğin gümrük alanına sokmana izin vermezler. bu senin çıkarına olabilir ama diğer ab ülkelerini sıkıntıya sokuyorsa ,senin çıkarın siklerinde değildir. fas-ab ilişkileri bu tip hadiseye güzel bir örnektir. kısacası gümrük birliğinin karar alma mekanizmasınd ayerimiz olmadığı için hiçbir zaman hakkımızı tam anlamıyla savunma şansımız olamıyacaktır. ab yi yola getirmenin tek yolu gümrük birliğini askıya almaktır. göreceksiniz bu kadar devasa pazarı ellerindne kaçırmak istemeyen başta almanya olmak üzere türkiyeye istediklerini verecektir.
- gümrük birliğine dahil ama ab ye üye olmayan tek ülke için (bkz: türkiye)
|