merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  • görseller

    • güler yücel

güler yücel

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #kültür sanat
  1. her erkek öldükten sonra hayatını paylaştığı kadının, kendisini böyle anlatmasını ister heralde. o adamın, mezarda kemikleri eriyordur. zevkten! 40 yıl düşünsem, 40 yıl boyunca birlikte yaşayan insanların birbirine bu kadar bağlı kalabileceklerine, sevgilerini bu kadar canlı, diri tutabileceklerine inanmazdım. o kadın o adamı öyle bir anlattı ki, öyle çok güldü, o kadar az ağladı ki. ben kamyon çarpmıştan beter oldum. zorlanıyorum. hissettiklerimi size anlatmanın kabızlığını çekiyorum.

    nasıl olsa herkes ölüyor, toprağın altına giriyor, nasıl olsa her şey er ya da geç bitiyor, herkes kaybediyordu. ama bir şey önemliydi, süre ne kadar olursa olsun fark etmez: sende ondan kalan!
    giden için, karşısındakine bıraktığı. kalan için ise gidenden ona kalan. buna sevgi deniyor. ve biliyor musunuz, toprağın altı üstü fark etmiyor. o kadar çok şey kalmış ki güler yücel'e, can yücel'den. insan duyduklarına inanamıyor. gülüyor, imreniyor. daha ileri gidiyor, pis pis kıskanıyor.
    "ulan şu boktan dünyada hepimizin istediği aslında onların yaşadığı gibi bir aşk" diyor...
  2. "yaşamak düğünse, sen orda gelindin
    seni soydum, güler, dünyayı giyindim."

    "hayatta yattık dün gece
    üstümüzde meltem
    kekik kokuyor ellerim hâlâ
    seninle yatmadım sanki
    dağları dolaştım."

    can yücel
  3. eşber yağmurdereli anlattıydı, nakledeyim;
    can baba * hastanede yattığı zamanların sonunda taburcu olup çıktığı sabah eve hiç girmeden geceye kadar içmiş dışarda. özlemiş vesselam şarabı, özler de... akşam eve geldiğinde, güler'e hesap vereceğini bildiğinden, ürkek ve çocuk gibi sessizce girmiş içeri, kapıyı açan güler hanım hiçbir şey söylememiş. tek bir kelime etmemiş can baba'ya, sonra da usta oturmuş sedire, bir kağıt parçası çıkarmış cebinden, o kocaman cüssesiyle ufacık bir çocuk gibi, kağıdın üstüne kapaklanmış bir yandan ağlayıp bir yandan bir şeyler yazmış. kalkmış sonra, uzatmış kağıdı güler'e... güler kağıdı almış, okumuş, yüzünde yine hafif bir gülümseme belirmiş. her zamanki gibi kanmış can baba'nın kelimelerine, kanılması imkansız sözlerine... kağıtta yazan mı?

    "karıcığım
    seni en çok seven 3 yerim arızalandı
    bugün içmeyeceksem
    ne zaman içerim"

    not: can baba o dönemde prostat kanseri olmanın yanında, gözlerinden ve akciğerinden rahatsızdı...