cemal süreya'nın mükemmel şiiri. tam anlamıyla derinlemesine bir gül şiiri... cemal süreya
dersim isyanı sırasında göçe zorlanmış ailesiyle beraber henüz yedi yaşlarındayken trenle batıya bileciğe sürgün edilmiş ve annesini o zamanlar kaybetmiş annesinin adı da gül beyaz, annesi erzincanlı bir
aleviymiş ve teni çok beyazmış.
sanırım bu dizeler daha çok geçmişi hatırlayak annesini düşünerek yazılmış. sürgün bir durum ve ortada bırakılmışlık duygusu. gülün en önemli özelliği beş taç yaprağın sürekli sarmal bir şekilde devam etmesi. şiirin de üç tane beş
dizeden oluşması herhalde bu düşünülerek yazılmış. 5 sayısına vurgu yapılması ayrıca önemli pentagram insanı veya anadoluda elleri bacakları açık kadını simgeler. diğer bir olayda gülün hristiyanlıkta kutsal sayılması isa'nın kanının güle dönüşmesi hikayesinden dolayı, gül tarikatı bile var. ayrıca gülün simgesel anlamınında burda yazıldığına inanıyorum. üç bölümün; birinci bölümün dizeleri sarı gül (ayrılık) ikinci bölümün dizeleri beyaz gül masum saflık herhalde o çaresiz durumda annesini hatırlaması, üçüncü bölüm dizeleri ise kırmızı gül . şiirde felsefe olarak
georges bataille nin cinsellik ve ölümün özdeşliği felsefesi hakim olduğunu sanıyorum.
gül
gülün tam ortasında ağlıyorum
her akşam sokak ortasında öldükçe
önümü arkamı bilmiyorum
azaldığını duyup duyup karanlıkta
beni ayakta tutan gözlerinin
ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
istasyonda tiren oluyor biraz
ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım
gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
her nasılsa sokağa düşmüş
kolumu kanadımı kırıyorum
bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene