zülfü livanelinin, doğru sözcükleri doğru ezgi ile nasıl birleştirileceğini gösterdiği şarkılardan biri. özellikle onun söyleyişinde farklı bir ses uyumu ve dalga vardır. *
düşlerin parlayıp söndüğü yerde
buluşmak seninle bir akşam üstü
umarsız şarkılar dudağımda bir yarım ezgi
sığınmak, gözlerine sığınmak bir akşam üstü
gözlerin bir çığlık bir yaralı haykırış
gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi
bir orman bir gece kar altındayken
çocuksu uçarı koşmak seninle
elini avcumda bulup yitirmek
sığınmak ellerine bir gece vakti
ellerin bir martı telaşlı ve ürkek
ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken
bir kenti böylece bırakıp gitmek
içinde bin kaygı binbir soruyla
bitmemiş bir şarkı dudağımda bir yarım ezgi
sığınmak, şarkılara sığınmak bir ömür boyu
gözlerin bir çığlık bir yaralı haykırış
gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi
ellerin bir martı telaşlı ve ürkek
ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken
şimdi yazınca tekrar düşündüm de, sanırım gerçek gücü düşleri hayalleri anlatması, özlemi aktarması ve hayallere itmesi insanı ve belki de tüm bu hayallerin arkasından dönüp gitmeyi, aşkı ve hayalleri kentte bırakıp ayrılmayı anlattığı için güzeldir **
"gözlerin" denince birçoklarının aklına çelik abimizin "gözlerin ah o güzel gözlerin,gözlerin kaldı aklımda" adlı nadide eseri gelmektedir ki kulaklara ziyan bir çalışmadır
gözlerin gözlerin gözlerin
ister hapisaneme, ister hastaneme gel,
gözlerin gözlerin hep güneşte,
şu mayıs aylarında şöyledir işte
antalya taraflarında ekinler seher vakti.
gözlerin gözlerin gözlerin,
kaç defa karşımda ağladılar
çırılçıplak kaldı gözlerin
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak, fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar
gözlerin gözlerin gözlerin,
gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün
sevinçli bahtiyar
alabildiğine akıllı ve mükemmel
dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın.
gözlerin gözlerin gözlerin,
sonbaharda öyledir işte kestanelikleri bursa'nın
ve yaz yağmurundan sonra yapraklar
ve her mevsim ve her saat istanbul.
gözlerin gözlerin gözlerin,
gün gelecek gülüm, gün gelecek,
kardeş insanlar birbirine
senin gözlerinle bakacaklar gülüm,
senin gözlerinle bakacaklar.
"düşlerin parlayıp söndüğü yerde" dizesine hayranlıkla baktığım,bir şarkının sözleri bu kadar mı güzel olur diye söylendiğim unutulmaz livaneli parçası.
gözlerine sığınmak nasıl bir şeydir vay be...
“bu şehre büyük yangınlardan önce gelmiştim
akortsuz bir kemanla mahur çalardı kör kadın
bu şehri zamansız terketmiştim
mahur yandı, şehir yandı ve kadın...” *
gitarımın tellerine kaygısızca vururdum
uçuşan her şarkıda başka bir aşk bulurdum
avareydi hayatım seni görmeden önce
bir değil bin sevginin yeri vardı kalbimde
avare gönlüm takıldı kaldı senin yemyeşil gözlerine
gözlerin ah o gözlerin yeşil gözlerin çok yaman
yeşil bir alev birden büyüdü yangın gibi kalbimi sardı
seni görünce ah ruhum eridi tüm sevgiler mazide kaldı
avare gönelüm senin yemyeşil gözlerine takıldı kaldı
gözlerin ah o gözlerin yeşil gözlerin çok yaman
aşkı sevdayı bilmeyen kalbim sana deli divane oldu
aydınlandı dünyam seni görünce rüyalarım seninle doldu
avare gönlüm senin yemeyeşil gözlerinin esiri oldu
gözlerin ah o gözlerin yeşil gözlerin çok yaman
alpay'ın söylediği, öldürmeyip süründüren bir parçadır...
gözlerinizi kapatıp arkanıza yaslandığınızda biraz gülümseten anımsıyacak güzel şeyleriniz varsa tabi.hafif iç burkan , sakinleştiren zülfü livanelide yazmış hani dedirten melodik yapıya sahip eser..
sığınmak, gözlerine sığınmak bir akşam üstü
gözlerin bir çığlık bir yaralı haykırış
gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi
dinlerken kahverengi gözlerine baktın mı? sevgilinin, hah işte orada, martıları midenin altında bir yerde kanatlandıran, ama artık yoksa bakacak iki kahverengi göz, işte ozaman insana bitmemiş şarkıları sayıklatan livaneli eseridir.
gözlerin var mavi deniz bana hiç bakmamış,
içinden sıcacık bir his gözlerime akmamış,
boğulmuşum, çırpınmışım, ağlamışım denizinde,
gözlerin sonum olmuş, gören olmamış.
o gözler ki, gece yoldaşım,
kara yazgıma açılan renkli ışıklarım.
gülümseyen, şarkılar söyleyen, hep önemseyen.
gözlerinde kalmışım, kimse anlamamış.
ve gözlerin aklıma gelir
ve sözlerin
gidişin gitmiyor gözümün önünden
ve izleri derin
ilk değilsin bu senin bildiğin
ve yine biliyorsun sen en son sevdiğim
şimdi uzaklardasın
ben çamlar arasında bir hastane odasında
ciğerimde bir ince hastalık
içimde kapanmak bilmeyen bir yara
ve elimde sanki inadına bir sigara
biliyorum dönmeyeceksin
hatta arkana bile bakmaksızın
gün gelir belki bir yuva kurarsın
oğlun olursa benim adımı koyar mısın?
gittin
dağ gibi sevdamı devirip ardında
gittin
allahaısmarladık bile demedin
sazlar çalınır çamlıca'nın bahçelerinde
o şarkıyı bir daha hiç söyleyemedim
şimdi elimde bir bardak çay
ve dudağımda buruk tebessüm
kendi kendimi üzmemeye söz verdim
ve ben seni hayatımın bir musalla taşının
en yakın yerinde sevdim