1. düşük tansiyon,kansızlık,demir eksikliği,kan şekerinin düşmesi gibi ufak gözüken ama bunun yanı sıra daha birçok belirtiye neden olan,hayat kalitesini düşüren,bir an önce çözümlenmesi gereken sorundur.
  2. çok tecrübe etmek isteyen arkadaşlarımız varsa olay şu: koltuğa oturup başınızı öne eğin ve derin derin nefesler alın. ardından dik oturup boynunuzun iki yanında bulunan tık tık atan damarlara parmaklarınızla bastırın. bir süre sonra bi soğukluk hissiyle beraber gözleriniz kararıp dudaklarınız uyuşacak ve 2-3 saniyelik bir bayılma benzeri olay yaşayıp kendinize geleceksiniz. o 2-3 saniye içinde kafanızdan bir sürü düşünce geçecek; fakat kendinize gelince hatırlamayacaksınız. göz kararması bildiğiniz simsiyah bir görüşe sahip olmaktan değil, ortamın ışığına göre turuncu-kahverengi arası bir background üzerine hareketli geometrik şekiller ve noktacıklardan meydana gelir. bir hafiflik hissi ve dengesizlikle birlikte gelişip gözlerin normale dönmesi ve hissedilen sıcaklıkla son bulur. mınakoyim her ayağa kalktığımda mutlaka oluyor, ölecem kalacam bir yerde. ayrıca manyak mısınız lan denemeyin yazdığım şeyi. düşüp kafayı yarıp sonra da dava etmeye falan kalkarsanız sorumluluk kabul etmem. denemeyin.
  3. "nedir göz kararması? yüksekteyken hissettiğimiz düşme korkusu mu, hayır. göz kararması, altımızdaki yerin bize yaptığı davetkar bir çağrıdır. bu çağrıya tüm benliğimizle karşı koymaya çalışırız. göz kararması düşme korkusu değildir, göz kararması düşme arzusudur. "

    milan kundera' nın basit ama derin bir tespitidir. bu yükseklik sadece yerden yukarda olmak anlamında değildir tabiki. bir mevki olarak da düşünebiliriz. yüksek bir yere geldiğimizde bizi aşağı çeken düşme korkumuz değildir. o yüksek yerde attığımız her adımda aklımızda düşme riski vardır ve bu riskin sona ermesini dileriz. gerilimin bitmesini isteriz. düşme arzumuzdur bizi aşağı çeken. kolay olanı budur çünkü. şayet bu arzumuza karşı gelirsek, o zaman yükseklerde rahatça geziniriz.