insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine
elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışıgın miktarına
göre degişir. karanlık ve uzaklık büyütür gözbebegini; aydınlık ve
yakınlık küçültür. yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık
yoksa büyür. yakına bakarken de küçüldügüne göre, yakın olan
aydınlıktır, aydınlıktadır. uzagın payına karanlık düşer. zaten
karanlığı kimse yakınında görmek istemez.
aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki aşık olunan hep uzaktadır.
aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka ''göz bebeğim''
diye hitap edilir.
mecazi olarak çok sevilen, gözde, birick olan insanlar içinde kullanılır.
örnek cümle:
"mithat, ayşe'nin gözbebeği, her şeyden sakındığı biriciğiydi; çünkü ahmet arz üzerinde aşkı bulduğu yegane varlıktı"
bakılan nesne insanı heyecanlandırdığında ya da insanda coşku uyandırdığında genişleyen, büyüyen bir organımızmış. bu, heyecan veren, coşku uyandıran şeyi daha net görebilme isteğinden kaynaklanıyor olsa gerek.
gerçi bunu farketmek zordur herhalde ama eğer karşı cinsten birisi sizinle konuşurken, gözbebekleri diğer insanlarla konuştuğu zamankinden çok daha genişse işin içinde iş olabilir.*
çok küçük ise yüksek tansiyon habercisi olabilir. benimkiler sürekli büyük o kadar ki gözlerim simsiyah gözüküyor bir türlü çözemedim. çizgi film saatimin geldiğinin habercisi olabilir belki.