1. eğer fazla sallamazsanız çıbana kadar dönüşen ve tehlikeli boyutlara varıp, padişahları götürebilen olay*
    bunun farkında değildim. ta ki üç gün öncesine dek. bir uyandım ki kocaman bir kitle orda. zonk zonk atıyor. nasıl bir ağrı nasıl bir ağrı. zar zor işe gittim ama oturmak ne mümkün. adım attıkça acıyor.
    çatlak ayakla top oynayabilen ben, sonunda dayanamadım, işyerinin yaptırdığı özel sağlık sigortasına dayanarak bir özel hastaneye gittim. öğleden sonra olması hasebiyle randevu almamın biraz zor olacağını söylediler. gene de bir doktor adı verdiler. gittim. sekreteri "buyrun oturun" dedi. oturma yeteneğimi kaybettiğimi, bunu tekrar kazanmaya geldiğimi söyleyip, bir küçük emrah bakışı atınca, sekreter hemen telefona sarıldı ve doktorun yanına girebileceğimi söyledi.
    girdim odasına. "oturun" dedi. "şu an olmaz ama sayenizde olucak inşallah hocam" dedim. götümü açıp domalmamı söyledi. tıp adamı sonuçta, nasıl bir saygı varsa. yoksa sokakta biri söylese bunu ağız burun bırakmazdım şerefsizde.
    artık nasıl bir acıysa, doktorun dediğini hemen yaptım. böyle elledi falan, "kıl dönmesi değil" dedi. ohhh çektim. "o zaman sürelim bi merhem gideyim hocam" dedim. "yok" dedi. "drenaj yapçaz".
    drenaj lafını duyunca gözlerim karardı. sondaj, drenaj, bunlar delikanlı adamın hoşuna gitmeyecek şeyler. nasıl olacağını sordum. "işte oyucaz orayı, 3-4 cm bir delik açıp temizliycez" dedi. bak şerefsize, kendi götü değil ya, oy anasını satayım oyabildiğin kadar. aman zaman demeye kalmadan kendimi ameliyat odasında buldum. "aman canım, doktorla aramızda bişey, kim duyacak" diye kendimi avuturken, tipin biri geldi, "drenaj yapılcak hasta sizmisiniz?" dedi. onun yanına bi tip daha geldi "bu arkadaşın götünü mü oycaz?" dedi. kedi miyavlaması şeklinde "evet" yanıtını verince, yaklaşık 30 kişinin olduğu koriodorun diğer başındaki hemşireye "xyz hanım, kalçasına drenaj yapacağımız hasta buymuş, kaydını yapıverin, adı da ........ ....... ........... , çift isimli yanlış yazmayın, tekrar kodlayarak söylüyorum" diye bağırdı.
    tekrar indirdik donu ve uzandık kuzu kuzu. gelip iğneyi vurdular, uyuştu falan, yüzümü örtüp çalışmaya başladılar. "doktor, o parmak fazla oynamasın, biliyom ben çıbanın nerde olduğunu" şeklinde uyardım. neyse işi bitti, 4-5 tane pedi üstüste koyup bantladılar. yolladılar eve, giderken de, "yarın pansumana gel, sargıları alalım, başkasına gitme ha" dediler.
    elin mahkum naapıcaksın. ertesi gün gene gittim. sargıları aldırıp kurtulmanın sevinciyle. dünkülerden başka hastabakıcılar geldi. onlar da gördüler. bu arada banta da biraz hızlı asılınca cillop gibi çıktı malzeme meydana. gene parmaklar vs... aa bi baktım, gene ped gene bant. "yarın gene gelcen" dedi.
    ulan gözü var herhalde yahu. neyse ertesi gün gene gittim. gene geldi, başka hastabakıcı, namımız almış yürümüş hastanede, duyan geliyor. zaten kimsenin yüzüne bakamaz oldum, her gün götü elletmeye gidiyoruz düzenli olarak. bir de oturma minderi verdiler, bildiğin can simidi, işyerinde falan rezillik dizboyu. tekrar pansuman, tekrar ped, tekrar bant. yarın gene gidecekmişim...
    kara kara düşünerek eve geldim. hanım "nasıl oldun, gitmiycen artık dimi" diye gülerek sordu.

    "hamdolsun, doktor bizim götü teğet geçti" dedim.
  2. zamanında bu sivilceler için bir doktora gitmiştim. çok enteresan bir şekilde sadece kıçımda çıkıyorlardı. neyse efem gittim doktora ki odaya girinceye kadar içimden acaba doktorun kadın mı yoksa erkek mi olması daha iyi olacak benim için diye beynimi yedim ama inanın dostlar sonra dedim ne çıkarsa bahtıma. çünkü karar vermek son derece güçtü.

    perde çekildi paravan açıldı karşıma böyle orta yaşlı deneyimli daha önce evlenip boşandığını bilmediğim bir adam çıktı karşıma. merhaba dedim. kaç çocuğunuz var dedim (bunu demedim). doktor da dedi buyurunuz oturunuz efendim. oturduk azıcık muhabbetten sonra nen var dedi. dedim doktor bey inanın götümü kaşıyamıyorum rahat rahat. öyle hart hart ses çıksın kaşırken. ama ne zaman kaşışam elime sivilcelerim geliyor. doktor vaziyeti anlamıştı.

    bakıyım dedi doktor ki burası çok önemli. şimdi ben oraya göstermeye gitmişim belli, doktor da lan bu adam buraya gelmiş mecbur göstercek bende bakmak zorunda kalıcam demiş. ikimizde aynı ulvi amaç için ordayız. 2 tarafta ne olacağını biliyo. neyse efem arkaya geçtik gösterdim. adam eldiveni giydi. o an biraz ortam arkadan duman verilmiş gibi oldu. yankı oluşmaya başladı. eğildim hafiften, alttan adamın eledivenlerini giymesini izliyorum. sonra tamam dedi yeterli giyinebilirsin. hemen giydim pantolonumu ama inanırmısınız o an gözümden bir damla yaş süzülüverdi.

    hemen masaya oturduk dedi güzel bla bla bla (oraları anlamadım) bi antibiyotik bide merhem verdi. dedi sür onları ama merhemi iyice yedirmen gerek dedi. daha henüz kurumamış o nemli gözlerle baktım peki dedim ve ayrıldım.

    geçtiler sonra uzunca bir süre çıkmadılar. sonra tekrar çıkmaya başladılar. çünkü tekrar kontrole gel demişti ama gitmemiştim.
  3. insanın ancak kendinde de çıktığı zaman andığı sivilcedir efendim.

    feysbuk'ta bir ileti yazmıştım geçenlerde, çok takdir toplamıştı arkadaşlarımdan. aynen şöyleydi: "illa ki kendi popomuzda da çıkınca mı 'allah kimsenin poposunda çıban çıkarmasın, çok kötü bir şey' diyeceğiz abi? ben şimdi de demek istiyorum.

    not: valla çıban miban çıkmadı popomda. gayet sağlıklı oturup kalkabiliyorum hala."

    çok duyarlıyım canım.
  4. kıl dönmesinin softcore versiyonu. çıbanınızı afedersiniz, kıl dönmesi geçirmeyen mızmızlanmasın hiç.
  5. kolej öğrencisi değiliz ki oturduğumuz sıra bildiğin kütük olduğu için çıktı zamanında götümüzde sivilce.ufakcık ama narin sivilcelerdi onlar (a)