|
|
- işi gücü olmayan bir eldir bu . ota boka müdahele eder dengeye getirmeye çalışır , her olayda parmağı vardır bunun .. geçen bizim arkadaşa da müdahele etmiş 3 gün yataktan kalkamadı eleman o derece , dikkatli olmak lazım..
- (bkz: gizli yumruk)
- holding kapitalistlerinin,feodal ağaların ve spekülatörlerin kirli ellerinin toplamından oluşan epey büyükçe el*
- ortaokula giden çocukların pandik atarken kullandıkları eldir.
- ne zaman ve nereye dokunacağı önemli!bir kaleci için;uzanamadığı köşeye giden topa dokunan el,otobüste kalabalık içinde bir bayana dokunan iğrenç el!iktidara gelenlerin şirketlerindeki büyümeyi sağlayan arkadan itici kuvvet olan el(olmazsa olmaz),birde iyi saatte olsunlar var ki evlerden ırak olsun!
- ingilizce işletme ya da ekonimi okuyan insanların her derste en az bir kez duyduğu duymaktan sıkıldığı adam smith amcamızın ortaya attığı ekonomi terimi
- efenim bu terimin söylediğine göre ekonomi dinamiklerindeki dengesizlikler, hükümet ve yasa koyucular karışmadığı sürece bir süre sonra kendiliğinden "invisible hand" tarafından dengeye sokulacaktır, yani serbestlik her şeyin çözümüdür. tabii ki çoğu teori gibi bu da çökmüştür ve iktisadın devlet tarafından regüle edilmesi gerektiğini söyleyen makroiktisat ortaya çıkmıştır.
(bkz: keynes)
- fakir fukaraya hiçbir hayrı dokunmayan, onlara yedi kat eller kadar yabancı olan malum "el"in orijinal, ingilizce ifade ediliş biçimi.
- adam smith'in ekonomi ile ilgili tüm yapıtlarında, piyasa ekonomisi için dillendirdiği tarafsız yönetim. adam smith gizli el'in piyasayı yönlendirip hem üreticiler hem de tüketiciler için faydalı olacağını belirtmesine rağmen oligarşi yönetimi, tröstler ve kartel gibi oluşumlar yüzünden gizli el kavramı önemini yitirmiştir. çünkü piyasalarda tekelci oluşumların etkisi gizli el etkisinden daha büyüktür. bazı ekonomi kaynaklarında görünmez el olarak da geçer.
(bkz: görünmez el)
- "liberal iktisat" düşüncesine göre ekonomik hayatın düzenlenmesi sırasında fiyat mekanizması aracığıyla kendini gösteren ve piyasadaki dengeyi sağlayan düzenleyici güçtür.
(bkz: adam smith)
(bkz: bernard mandeville)
- işletme birinci sınıftayken, hocamın " bi ara verelim sonra görünmeyen eli gösterecem size" demesi üzerine, kantinde çay içerken, maliye 1.sınıftan bir kız arkadaşımın gelmesi üzerine aramızda geçen diyalog.
ben : görünmeyen eli gördünüz mü siz?
o : yooo, o neyki?
ben : fortçu aq. kızların eteklerine daldırıp tombala çekiyomuş.
- iktisatın babası adam smith tarafından 1776 da milletlerin zenginliği(nations worth) kitabında ortaya atılmış, kapitalist sistemin ideal işlediği durumda "kişisel yarar maksimuma erişirken aynı zamanda toplum yararı da en üst düzeye erişmektedir" savında olan teori.
- bireyler kendi yararları için çalışıp çabalarken topluma, diğer bireylere fayda sağlarlar, herkes refaha erer gül gibi geçinirler yani devlete falan gerek yoktur çünkü görünmez el sayesinde insanların yüzü gülecek derler. görünmez el piyasayı düzenleyecek de fakir gene fakir zengin gene zengin olacak demezler. görünmez elin insanların bencilliğini, açgözlülüğünü dizginleme kudretine sahip olup olmadığından da bahsetmezler. görünmez el vardı da devlete ne diye ihtiyaç duyuldu, görünmez el vardı da insanların bi kısmı neden aç, neden fakir bi düşünmek lazım.görünmez el vardı da biz mi görmedik acaba
görünmez el sömürgelerden elde edilenleri mi paylaştıyordu bu liberal iktisatçılara insan merak ediyor.
- para ekonomisinde olduğu gibi sözlüğün statü ekonomisinde de vardır bu el. yazarların oylama eğilimlerinin statüleri dengeleyici etki yapmasıyla tezahür eder (bkz: emergence).
- ahlak felsefesi profesörü sevgili adam smith der ki: her birey kendi çıkarı peşinde koşarken, sıklıkla, katkıda bulunmaya niyetleneceğinden çok daha etkin olarak topluma katkıda bulunur. buna göre, herkesin bencil olduğu bir toplumda da uyum, bilinçli bir müdahale olmasa da, kendiliğinden oluşacaktır. bu kendiliğindenliği sağlayan da işte görünmez bir eldir.
evet, öyle bir görünmez el var ki dünyamızda, mahareti anlatılamayacak ve anlaşılamayacak kadar büyüktür. belki bu görünmez el adam smith’in kastettiği elin oldukça gelişmiş hatta canavarlaşmış bir sürümüdür. mesela bu görünmez elin çok büyük bir başarıları vardır. bu kadar büyük başarı olunca da tabi ki yüzlerce insan görünmez elin değdiği yerleri görmek için akın akın ziyarete gider.
nerelere mi giderler? filistin’e, angola’ya, ırak’a, lübnan’a, ispanya’ya, çin’e, raunda’ya, kamboçya’ya mesala. zira kendi ülkelerinde olmayan bir koku vardır buralarda. içinde derin korku yatar ama bu kokunun. bu kokunun içinde kan vardır. binlerce insanın kanı…
kan kokar her yer buralarda. bu koku gitmez ama hani hayat akıp gidiyor ya bu akıntının etkisiyle meydana gelmiş vahşet de sadece bir rakam olarak kalır hafızalarda. kamboçya’da hafızaların almayacağı bir vahşetle öldürülen kadınların çocukların erkeklerin kafatasları yedi sekiz katlı camdan kutularda sergilenir müzelerde. gelen yabacılar da tıpkı bir ağacın ya da evin fotoğrafını çeker gibi makinelerinin içine kareler, ölmüş binlerce insanın kafataslarını. bu fotoğrafları çeken insanlara neden böyle yaptıklarını sorsanız çoğunun aklında size hemen söyleyecekleri bir cevap yoktur. işte herkes fotoğraflarını çekiyor ya, o da sürü psikolojisinin etkisiyle katledilmiş insanları fotoğraf makinesinin içinde küçük bir kareye bir kez daha gömmektedir.
insanın içindeki bu bencilliğin sınırı acaba daha nerede bitecek? empati kurma yeteneğimiz ne zaman gelişecek ve bu bencillikle savaşacak?
görünmez el tehlikelidir.parayı sever ve kanla kazanılması gerekiyorsa kanı da kullanır.silah tacirleri bencildir ve ticari uyumlarını insan kanı dökülmesinde bulur.görünmez el devleti de öldürür ve global tacirler yaratır ve hakimiyeti onların eline bırakır.
- adam smith amcama göre kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan mekanizmadır.
(jugador, 08.03.2008 13:56 ~ 13:58)
- liberalizmde, devletin tamamen elini eteğini çektiği serbest piyasanın, düzgün ve toplumu daha iyiye götürecek şekilde yapılanmasını sağlayan; işlerliği kaybolduğunda hemen müdahale eden dinamiğe verilen ve doğrusunun görünmeyen el olması gereken kavram.
(bkz: adam smith)
- komik ama smith amca bunu söylediği zaman aslında gelecek nesillerle (aaa biz!) dalga geçiyor olmalıydı bence; taaa o zamandan adam piyasa mekanizmasını dengeye getirecek şeyin, rosa luxemburg'un deyimiyle bir "düzeltici savaş" olduğunu biliyor ama bunu sadece üstü kapalı ifade ediyordu. şu halde, yasal bir düzen içinde piyasa mekanizmasının dengelenmesi kesinkes söz konusu değil; öyle oturup "her şey sakin, durun bi' dakka," diyemiyorsun ne yazık ki - bu durumda elimizde tek araç kalıyor yeniden piyasayı şekle sokmak ve sermaye sahiplerinin sınırlarını çizmek için: o da savaş. şimdilik teorim bu ama çökebilir ya da smith'in korkunç kahkahalarını duyabilirim/duyabiliriz.
- (bkz: invisible hand)
- "bir el
deriçelerde bir altın ziya yakıp indi
aktı ab-ı sükuta yıldızlar
bütün sular zehebi lerzelerle işlendi"
- (bkz: tanrının eli)
- (bkz: pandik)
- milletlerin zenginliği kitabındaki aslı en aşağıdaki orijinali gibi deyimdir. bu deyim aslında adam smith tarafından çok da öyle ahım şahım bir kavram olarak kullanılmamıştır. kitabın sadece bir bölümünde (ki o da aşağıdaki paragraf) lafın gelişi bir deyim olarak geçer, bir daha da geçmez. fakat konuyu çok iyi anlattığı için bu kelime bir fenomene dönüşür.
smith bazılarının sandığı gibi düz bir ekonomist değildir, bir ahlak filozofudur ve burada sosyolojik bir bağıntıdan bahsetmektedir. "görünmez el" metaforuyla anlatılan bireysel çıkar ve toplumsal çıkar arasında bir "unintended consequence" (amaçlanmamış-beklenmedik sonuç) ilişkisi olduğudur. çünkü bireysel mülkiyet hakkının sabit ve korunmakta olduğu bir sistemde ancak gönüllü alış veriş ilişkileri geçerli olacaktır. yani malını başkasına vermek veya vermemek kişilerin kendi elinde olacağı için kişiler ancak kendi işlerine daha çok yarayacak, kendi faydalarını arttıracak bir mal alırlarsa kendi mallarını karşıdakine vereceklerdir. bu her iki taraf için de geçerli olduğundan ötürü her ticaret ancak ticareti yapan her iki tarafın da bir öncekinden daha iyi duruma gelmesi durumunda yapılır. (demek ki bir ticaret gönüllü yapılmıyorsa (devlet müdahalaesi sonucu zorla yaptırılıyorsa) bu ticaret taraflardan en az birinin istemediği zararına bir şey demektir.) sonuçta da devletin müdahale etmemesi herhangi bir taraf için zararlı olan ticaretleri engellerken sadece her iki tarafa da yararlı ticaretleri mümkün kılar. bu yüzden ticaret için "serbestlik" ya da "müdahalesizlik" başlı başına yararı arttırıcı bir motiftir.
tam cümle şu şekildedir:
"he generally, indeed, neither intends to promote the public interest, nor knows how much he is promoting it. by preferring the support of domestic to that of foreign industry, he intends only his own security; and by directing that industry in such a manner as its produce may be of the greatest value, he intends only his own gain, and he is in this, as in many other cases, led by an invisible hand to promote an end which was no part of his intention. nor is it always the worse for the society that it was not part of it. by pursuing his own interest he frequently promotes that of the society more effectually than when he really intends to promote it. ı have never known much good done by those who affected to trade for the public good. ıt is an affectation, indeed, not very common among merchants, and very few words need be employed in dissuading them from it."
- papaz olsun diye oxford'a gönderilen amma velakin liberalizmin okyanuslarında gezinmeyi pek sevdiği için günün sonunda feylezoftan bozma iktisatçı oluveren adam smith efendinin, yunan tragedyasına ne kadar aşikar olduğunu gösterir bu görünmez el meseli.
yunan tragedyasında her şey arap saçına döndüğünde "deus ex machina" devreye girer. benzer şekilde ne zaman iktisadi bir sorun analiz edilse, iktisadın deus ex machina'sı olan görünmez el sahneye çıkar.
- adam smith'in wealth of nations (ulusların zenginliği) adlı eserinde ortaya attığı ve bireyin çıkarları ile toplumun çıkarları arasında aslında sanıldığı gibi bir çatışma değil,örtüşme olduğunu belirten ve bu yuzden de piyasaya mekanizmasına devlet tarafından müdahale edilmediği zaman görünmez bir el aracılığı ile fiyatların dengeleneceğini varsayan kavramdır.
|