bir yavuz turgul efsanesi daha. baş rollerde, şener şen, meltem cumbul, timuçin esen bulunmakta. güven kıraç'ın oyunculuğu ise yine zireveye yakın. eşkiya'dan sonra gelmiş geçmiş en güzel türk filmi olarak nitelendirdiğim bu filme, bir paket selpakla gitmek icap eder, benden söylemesi. *
oyunculuk bakımından takdire şayan bulamadığım tek üyesi meltem cumbul olan türk filmi. türkü barda hıçkırarak ağladığı sahnedeki performansı dışında sıradan oynamış gibime geldi. belki ben çok sevmediğim için önyargılı izlemişimdir, bilmiyorum.
film genel olarak oldukça kaliteli, etkileyici, sürükleyici...vs. takıldığım tek nokta bazı diyaloglarda vurgulanmak istenen kısımların fazla göze sokulması hadisesi.
bunun dışında timuçin esen başta olmak üzere güven kıraç ve şener şen in oyunculukları tekrar tekrar izlenesi bir güzellikte. filmde içiçe geçmiş bir sürü konu var. tıpkı gerçek yaşantılarda olduğu gibi. hepsi çeşitli olaylarla birbirine bağlanıyor. tipik bir türk filmi bence. eski yeşilçam filmleri dönemi nasıl yansıtıyorlarsa ve o zamanın insanlarını hem güldürebilmiş hem de ağlatabilmişlerse bu film de aynı şeyleri yapıyor. yeri geldiğinde güldürüyor yeri geldiğinde ağlatıyor.(bir de yeri geldiğinde düşündürtüyor desem en klişe yorumlardan birine imza atmış olurum herhalde)
neyse gidin bu filme.
son dönem türk sinemasında daha iyisi olduğunu düşünmediğim yavuz turgul filmi.
böyle sanki aşinası olduğum bi dizi izler gibi izledim.öylesine kattım içime karakterlerin herbirini.izlerken bir daha aşık oldum istanbul'a.nerdeyse olur olmaz her sahnede gözümün yaşını sildim,nazım ve arkadaşlarının gayet mutlu olduğu sahnelerde dahil olmak üzere!!! ne biliim,,bunlar benden değil;filmin hakkaten süper bir eser olmasından..
hakkında giri girmemiş olduğumu görünce hayret ettim. son senelerin en güzel bir kaç filminden birisi. hollywood senede 250 film üretir, 10 tanesi 10 defa izlenecewk film olmaz, türk sineması şimdi 30 film üretiyor, 3 tanesi klasik oluyor. gönül yarası da işte böyle güzel bir film. filmde meltem cumbul da çok güzel bir oyunculuk sergilemiş, hele barda yaralandığı sahnedeki yüz ifadeleri tam oturmuş. film konu olarak çok etkilendiğim bir başka filme, charles chaplin'in sahne ışıkları'na benziyor. timuçin esen'le meltem cumbul otobüse binip memleketlerine dönerken tamam film bitti, mutlu son diyorsunuz, film orada tamamen farklı mecraya sürüklenerek yarım saat daha devam ediyor. filmde iki kurşun yarası da olması da trajedi ekliyor filme, bir diğer trajik nokta da nazım öğretmenin kızının asla çocuk doğuramayacak olması. filmin jokeri de sümer tilmaç. yavuz turgul'un şener şen'li bir oscarlık filmi.
meltem cumbul olmasa imiş daha güzel olacakmış dedirten bir yavuz turgul filmi.diğer yavuz turgul filmleri ile benzer özellikler taşımakta. diğer filmlerinde olduğu gibi şener şen in karakteri toplum içinde unutulan,varlığına günümüzde az rastlanır bir karakter: solcu,idealist, cumhuriyet öğretmeni...yine dilsiz bir kız var( gölge oyununda yabancı kadın, eşkiyada keje).filmin geçtiği mekanı tv dizilerinde aşina olduğumuz samatya. izlerken zaten şurda kasap vardı, burda manav, orda balıkçı diye geçiyor insanın içinden.yine de son zamanlarda çekilen türk filmleri içinde eli yüzü düzgün olanı.
rakı tadındaki türk sineması eseridir.bir baş yapıtmıdır bilinmez.
oyuncuların hepsi bence olabilecek en iyi şekilde oynamışlardır.
timuçin esen her karede(bkz: psikopat) görünür.`
şener şen `için bir şey söylememek lazım haddime değil.
gelin damadın yüreğidir ve hepimiz hayallerimizin kurbanıyız filmden en çok aklımda kalan cümleler.
herşeyiyle güzel bulduğum fakat tek bir sahnesinde unkapanı üzerine düşecekmiş gibi duran ay'ın niye o kadar kocaman olduğunu anlamadığım bir filmdi. hayır göz var nizam var, bruce almighty bile ay'ı o kadar yaklaştıramamıştı dünya'ya... nasıl gözden kaçmış anlamadım, romantik bi ambiyans verelim istenmiş ama fazla abartımış bence.
pazartesi (6 şubat 2006) günü televizyonda ilk kez kanal d tarafından ve muhtemelen reklamların arasına serpiştirilerek gösterilecek film.
şahsi kanaatim meltem cumbul antipatizanları kendisine besledikleri antipatiden bu filmle birlikte caydı caydı, yoksa ömür billah besledikleri bu antipatiyi atamazlar içlerinden. eski bir meltem cumbul antipatizanı olarak daha da bir şey beklemiyorum kendilerinden. finalde söylediği "etek sarı sen etekten sarısın" türküsü hatrına aramızdaki buzları erittim. ha olur da benzer bir performans daha sergilerse eriyen buz suyundan çay yapar içerim.
kanal d nin 6 şubat 2006 akşamı utanmayıp vcd den verdiği film. görüntü o kadar kötüydü ki mutlaka vcd olmalıydı. yerel kanallara özgü "sunny vcd 1.0" yazısını bekledim durdum, ama iyi kamufle ettiklerinden olacak rastlayamadım. bu adamlar hangi arada 2. cd yi taktılar yaw?
güzel bir türk filmi. özellikle türküler!**. kürtçe bir türkünün _kürtçe bilmesem de_ bana hissettirdikleriyle filmi beğenmeme neden olan noktalardan biridir.
ve bana göre filmdeki en etkili sahne (meltem cumbul kızına nasihat ediyor):
- sakın yakışıklılığa kanma. yakışıklılık geçicidir, güzellik geçicidir. seni şöyle seviyorum, böyle tapıyorum lafları laftır. önemli olan şefkattir, merhamettir. erkekte yiğitlik budur, bunu çok geç anladım. sen sakın geç kalma kızım.
özetle;(bkz: herkes kaderine boyun eğmeli)
baştan sona her sahnesiyle,türküleriyle,sözleriyle gönüllere derin iz bırakan güzel bir yapıt... türkü barda geçen sahne müziğin yüreğimize,içimize ne kadar sahip olduğunu anlatıyor... baştan sona hüzün yumağı,ağlamamak imkansız...
"acılar çekiyoruz. acılar nefretleri, nefretler yıkımları getiriyor. hayatlar tel tel dağılıyor, paramparça oluyor ama kimi zaman yaşanan bir felaket büyük bir mutluluğun kaynağı olabiliyor. bir çocuğun ağzında dökülen kırık dökük sözcükler mucizeye dönüşebiliyor; yaşanan onca mağlubiyete rağmen..."
1 bir damla sevgi
2 gönül yarası
3 yana yakıla
4 elbet
5 sende hersey yalandı
6 yerine kimseyi koyamadım
7 sana da kalmaz
8 aşklar seni bekler
9 güzelim yillar
10 az ve öz beni affeder misin
meltem cumbul ve şener şen in muhteşem oyunculuklarıyla adeta kanımı durduran, nutkumun tutulmasına neden olan filmdir. 'aşkın yaşı yoktur' düşüncesi de inceden işlenmiştir. zira bu baba-kız yaşlarındaki iki kişi, birbirlerine aşık olmuşlar ve bunu engelleyememişlerdir. aşk konusu dışında bir öğretmenin kendisini mesleğine adarken kaybettiği aile ilişkileri de çok başarılı bir şekilde dramatize edilmiştir. devin özgün çınar da piraye (şener şen in kızı) rolündeki oldukça başarılı bir performans çizmiştir. karakterle oyuncu bütünleşmiş denilebilir.
filmin yönetmeni ve senaristi 1996 yılında eşkiya nın da yönetmenliğini yapan yavuz turguldur. çok başarılı bir yönetmen ve senarist olup, bu filmde de izleyenleri eşkiya da olduğu gibi etkilemeyi başarmıştır.
gönül yarası türk sinemasının en başarılı filmlerinden biri olarak görülebilir. muhakkak izlenmesi tavsiye olunur.