ışıkla, işık görmeyen yer arasındaki kontrastı kullanarak eğlenme olayı genelde elektrikler kesildiğinde mum ışı aracılığı ile yapılır .. elin gölgesi tavşan* kurt marı gibi hayvanlara benzetilerek seleri taklit edilir
(bkz. karagöz ile hacivat)
film altmetni açısından yavuz turgul un en önemli filmidir,felsefi derinliği olan bu filmde yavuz turgul platon a pekçok gönderme yapmıştır izlenmesi gereken ancak bulunması fazlasıyla güç bir film olması sebebiyle trt göstermediği sürece izlemek bir hayaldir.
hayal meyal hatırladığım ama bende en çok etki bırakan türk filmi. filmdeki karakterler hayal ile gerçek arasında gidip gelmektedir. filmi izlerken yanlızlık sanki içimize, sönmekte olan bir mumun aydınlık çığlıklarına rağmen onu boğan karanlık gibi içimize sızmaktadır.
filmdeki iki kişilik motorsiklet bilinçaltına girer ve çıkmaz bir daha...
iki seneden beri aradığım, ne vcd, dvd satan yerlerde, ne emule'da bulunamayan filmdir. ayıptır bu, yazıktır bu...
edit: filme ulaşan, vcd'sine ya da dvd'sine sahip olan ya da varlığından, satıldığından haberdar olan veyahut mevzu hakkında yardımcı olacak olan sözlük yazarlarına selam eder , benimle iletişime geçmelerini rica ederim. bir el atın, yardım edin, yol yordam gösterin...
1992 yapımı türk filmi, yönetmen yavuz turgul, senaryo yavuz turgul, görüntü yönetmeni çetin tunca, sanat yönetmeni mustafa ziya ülkenciler, kurgu mehmet bozkuş, müzik atilla özdemiroğlu, oyuncular şener şen, şevket altuğ, larissa litichevskaya, ülkü duru, metin çekmez, cevat çapan ve füreyya koral rol almıştır.
az önce izlediğim, ben kendimden geçiren muhteşem türk filmi. konu ve işleniş itibariyle william gibson romanları kadar ağdalı bi anlatım kullanılmasa da çoğu yerde "kim bilir..." lerle benzeşmekte ve sorgulamaktadır. filmin müziklerini yapan topluluğun, "bizler var mıyız, yok muyuz?...kimbilir?" dedikten sonra gölgelerine odaklanan kamera "what is the matrix?" sorusuna cevap niteliğinde göndermelere selam etmektedir.
gölgeni kendine partner seçerek dans etmeye başlarsın, bir süre sonra gölgenin senden daha iyi dans ettiğini fark eder ve onu arzulamaya başlarsın ve yalnızca onunla dans etmek istersin bu sürece doğru zamanda müdahale edilmezse eğer pek çok arkadaşı ve hatta sevgiliyi dahi kaybedebilirsin işte gölgenin bu oyununa gölge oyunu adı verilir.
yakında ilk albümlerini piyasaya sürecek olan, 4-5 yıl öncesine kadarki kavel bar ve baraka bar müdavimlerinin yakından tanıyacağı ankaralı grup. solistinin sesi tek kelimeyle mükemmel... web sitesinden bazı şarkılarını dinleme imkanı da var.
geri planında "hayat bir perdedir.hayatlarımız birer hayalden ibarettir.bu hayali gördüren yaratıcının sonsuz ışığıdır."düşüncesini taşıyan muazzam güzellikte geleneksel tiyatro alt dalı.
hayali lakaplı kişiler tarafından, mum ışığı ile (ki günümüz teknolojisinde mum ışığının yumuşak rengi yerini çirkin ampul ışığına bırakmıştır) aydınlatılmış beyaz bir perdenin arkasında deve derisinden yapılan iki boyutlu kuklalarla icra edilen, baş kahramanları karagöz ve hacivat olmak üzere pek çok karakterin yer aldığı, def sesi ile süslenen teatral gösteridir.
gece lambasını açıp yatağa uzanırsın, düşünceler içinde duvarda bir oyun başlatırsın, şekiller bir süre sonra büyümeye, dalgalanmaya başlar sanki kontrolünden çıkıp canlanıverirler, gölge oyunun korku filmine dönüşür, anında kalkıp ışıkları yakar, odayı kolaçan eder, kaçarsın...
gölgeme bak gölgeme
amma aşık, amma divane
oturmuş kanepesinde gurbet elin
kendini seyreder gözlerimde
amma aşık, amma divane.
gölgene bak senin gölgene
amma fakir, amma biçare
ceplerini elleriyle doldurmuş
aynı kanepesinde gurbet elin
amma fakir, amma biçare.
ya öbür adamın gölgesi, öbür
amma hinoğlu hin, amma hergele
ayıp fiiller kuruyor belli
kulakları toprağın üstünde kocaman
amma hinoğlu hin, amma hergele.
gölgelere bak gölgelere
amma işsiz güçsüz, amma avare
şarkılara inanıyorlar bütün gün
hepsi de aynı şarkının insanları
amma işsiz güçsüz, amma avare...
6. his'ten önce çekilmemiş olsa taklit diyebileceğim bir film. özellikle son sahnesinde bu benzerlik göze çarpar. şener şen'in "çekerken en çok zevk aldığım film" dediği bir başyapıt.
az önce televizyonda denk gelip geçmişe döndüğüm film. yavuz turgul'un en muhteşem eserlerinden birisi olup şener şen'in her zamanki mükemmel oyunculuğu ile taçlanmışsa da, filmin oyunculuk anlamında tepe noktası kesinlikle şevket altuğ'dur--ki bunu anlatmaya benim kelimelerim yetmez. ha larissa litichevskaya'dan bahsedilebilir ama. melek dersiniz, masal dersiniz, peri kızı dersiniz...
yunan tragedyasından doğma koro, filme ayrı bir hava katmıştır. filmi şekillendiren temalar arasında yaşam savaşı, yoksulluk, dostluk, aşk, doğaüstü varlık ve/veya güçler gibi çeşitli--ve son derece önemli--hususlar olsa da, varlık felsefesine al da at dercesine bir gönderme yapan "var mıyız, yok muyuz? kim bilir..." sorusu filmin esas odağıdır.
uzun lafın kısası, türk sinemasının en iyi, en özgün örneklerinden birisi.