16. yy. divan şairlerinden biridir. nereli olduğu ve hangi tarihler arasında yaşadığına dair kesin bir bilgi yoktur. şiirlerinde her zaman hasret çekmenin, özlemle yaşamanın kavuşmaktan daha güzel olduğunu vurgular. halk arasında yaşayan ender divan şairlerinden biridir, hz. hüseyin'in türbesinde uzun süre türbedarlık yapmıştır. su kasidesi, leyla ile mecnun gibi bir çok eseri vardır.
su kasidesinden bir beyit:
âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su
günümüz türkçesiyle:
şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa
gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır, bilemem.
bu da kendisiyle ilgili bir hikaye:
zamanında divan şairi ruhi ile aralarında şöyle bir olay geçer:
bir gün ruhi ile fuzuli sokakta yürürken uyuz bir köpek görürler. ruhi, fuzuli'ye sataşır:
bu adı yaşadığı dönemdeki diğer şairlerin beğenmeyeceğini düşündüğü için alan ünlü şairimizdir. oysa "fuzuli" kelimesi görünenden çok daha fazlasıdır. iki anlama sahiptir:
1- işe yaramayan, gereksiz.
2- erdem.
türkçe, arapça ve farsça'yı çok iyi kullanan bir şairimizdir. onun dünyasında şiirlerinin özünden sevgi fışkırmaktadır. şiiri "bilim" le kolkola gezdirmiştir.
inanan ve seven insanın "acı çeken" insan olduğu görüşüne sahiptir.
edit: son günlerde üzülen arkadaşlar varsa belki iyi gelir diyerek son cümleyi yazdım.
16.yy.ın en ünlü divan şairlerindendir. azeri'dir, şiirlerini azeri türkçesi ile yazmıştır. divan edebiyatı'ın en güzel naat örneği olan su kasidesi'nin sahibidir. divan'ında gazel ve kasideleri dikkat çeker. aşk acısı, aşk acısından duyulan mutluluk ve beşeri aşktan ilahi aşka geçiş şiirlerinin ana temidir. aynı yüzyılda şairler sultanı baki ile beraber şiir tahtına kurulmuştur. ilk kez genceli nizami tarafından kaleme alınan leyla vü mecnun mesnevisi onun kaleminde başyapıt niteliği kazanmıştır.
eserleri:
+türkçe divan
+farsça divan
+arapça divan
+enisü'l-kalb(kalbin güzellikleri)
+hadikatü's-süeda
+leyla vü mecnun
+sıhhat ve maraz: tıp bilgisini sergilediği eseridir.
+beng ü bade: şah ismail ile ıı. bayezid'i karşılaştırdığı eseridir.
üniversiteye başlamadan önce fuzuli deyince aklıma sarayda yaşayan, bol bol övgülere mahzar olmuş, böyle süper rahat biri gelirdi. bu anlamda bi baki idi gözümde. ancak üniversiteye başladıktan sonra fuzuli'nin bağdat'ta yaşayan kendi halinde bir şair olduğunu öğrenince üzüldüm çok üzüldüm. hatta bu sebeple meşhuuur şikayetnamesini de yazmıştır ( selam verdim rüşvet değüldür deyü almadılar). kısaca zamanında değeri saray çevresince bilinmemiş bir şairdir. şiir hakkında "ilimsiz şiir temeli yok divar gibidir." şeklinde bir görüşü de vardır. şiirlerinde yoğun bir lirizm ve allah aşkı vardır. dili oldukça sadedir.
fuzuli, ruhi ile aynı dönemde yaşamış bir şairdir. her seferinde fuzuli galip gelse de sürekli atışırlarmış bunlar. yine bir gün beraber güzel manzaralı bir yerde yürürken manzaranın en güzel yerinde sıska çelimsiz bir sokak köpeği belirir. ruhi durumdan vazife çıkarıp "bu köpek bu manzarada fuzuli " der. üstad hemen cevaben " o zaman vur kıçına çiksin ruhi."
aşk acısı çekmekten zevk alan şairimiz.ayrıca fuzuli kendisinin takma adıdır fuzuli gibi bir takma ad kullanmasının nedeni şudur; zamanında sevilen şairlerin takma adları bazı korsancılar tarafından kendi şiirlerinin altına yazılırmışş fuzulide bunun kendi başınada gelmemesi için böyle kimsenin kullanmak istemediği bir ad kullanmıştır helal olsun...
'' şiire başladığımda her gün bir mahlası beğeniyordum. fakat biraz sonra aynı mahlası kullanan bir başka şaire rastlıyor ve mahlasımı değiştiriyordum. sonunda anladım ki, benden önce gelen şair dostlarım kelimelerden çok mahlasları kapışmışlar. düşündüm: eğer şiirde başkalarıyla ortak bir mahlas alır da muvaffak olursam şiirlerim mahlas ortaklarımın sanılabilir, bana yazık olur. muvaffak olamazsam, mahlas ortaklarıma kötülük etmiş olurum. bu benzerliği ortadan kaldırmak için fuzuli adını aldım. kötü adlılık beni başkalarıyla karıştırılmaktan korudu.
allah'a şükür ki dikenim gül, taşım elmas oldu. alemde tek kalmak istiyordum. bunu mahlasım sağladı. şahsiyetimin eteği ortaklık elinden kurtulmuş oldu. sonra mahlasımın gerçek manasını keşfettim. ' fuzul' lugatte, faziletin çoğuluydu.''
seni keşfettim cahilliğimde
şarabın testisini kırarken kızgınlığımla
hayatın anlamını sorarken yalnızlığımla
çok derinlere daldığımı zannederken körlemesine
kör gözlerimle
anladım ki fuzuli
fuzuli
bir dikenin battığı ten kadar kolay yaşamak
en aşağıdaki mahallenin çamuru kadar çamur olmak
ağacın yaprağı gibi dökülmek
çiğ tanesi gibi beklemek güneşi
ışıl ışıl ışıldayan bir martı kanadının tek tüyü olmak
ya da gül goncası sevdiğime verdiğim
anladım ki fuzuli
ya içindeyim
ya da dışında
gerisi fuzuli