aşağıdakileri ve burada belirtmeyi unuttuğum birçok kavramı bize hediye eden dönem.
hücum futbolu
3-5-2
koşu yoluna atılan top
tanju çolak
avrupa avrupa duy sesimiz işte bu türklerin ayak sesleri
tarih yazmak
çamurlu sahalar
gündüz maçları
şapkalı kaleciler
gol sevincini sahaya girip futbolcuyla paylaşan taraftarlar
küçük ve büyük şenollar
sakallı ve bıyıklı futbolcular
trt spikerleri
demarke vaziyette orta yuvarlağın rakip yarı alana bakan dilimi
kaleci schumacherin plonjonu
yenildik ama ezilmedik
şerefli mağlubiyetler
ağlamak isteyen ilker yasin
bir çırpıda sayılan ilk 11'ler
ve 80 kuşağı çocuklarının hala unutamadığı nice kavramın var olduğu güzel yıllardır.
beşiktaş'ın "kolej takımı" sıfatıyla anılan metin-ali-feyyaz-rıza-bergamalı zeki-şenol ve ismini saymadığım diğer değerli oyunculardan oluşan efsane kadrosunun hep galibiyet hep galibiyetle kendini ezberletmesi.
beşiktaş'ın gelene beş gidene üç atması, mütevazi -yabancısız ve tecrübesiz- ve genç kadrosu ile o zaman adı şampiyon kulüpler kupası olan şampiyonlar ligi'nde şimdikinden daha iyi oyun oynayarak mücadele etmesi.
ali şen'in lobisiyle uefa'nın tükürdüğünü yalaması, galatasaray'ın neuchatel xamax karşısında aldığı galibiyetin tescil edilmesi ve içimizin bayraklarının dalgalanması ve bir güzel olmamız ve bir güzel sevinmemiz...