efenim öncelikle maçın skorunu düzelteyim 1-0. evet inanamıyorsunuz değil mi koskoca 60 dakikada inanılmaz mücadele, mükemmel futbol, kıvrak hareketler ama tek bir gol var. bu golün sahibi olma gururu bana yeter.
fiskos cafede 4.30 da buluşma kararı almıştık. kartaldan beşiktaşa yollanacaktım 1.5 saat önceden çıkayım ki anca 15 dakka geç kalırım diye düşünmem durağa varmamla birlikte gelen üsküdar arabasıyla yalan olmuştu. üstüne bir de kaptan yolcu molcu almadan 30 dakikada üsküdara ulaştırmıştı beni şoktaydım ama erken çıktım. otobüsten inip para çekme niyetindeydim, lakin üsküdar sahilde ziraat bankası olmaması beni sinirlendirdi hem vakit de geçirmem gerekiyordu daha buluşmaya 1 saat vardı ama benim üsküdardan beşiktaşa ulaşmam taş çatlasın 15 dakikamı alacaktı. elimdeki tüm atm kartlarında para olup olmadığını deneme kararı aldım sırayla 3 atm kuyruğuna girmem ve üç hesapta toplasan 2.15 ytl bakiyem olduğunu görmem 15 dakikamı aldı. daha kaybetmem gereken yarım saatim vardı beşiktaşda yemek yerim diyerek atladım tekneye ver elini beşiktaş.
ilk zirve psikolojisi ilginç. teknedeydim düşünüyordum lan ya beni hor görürlerse, sevmezlerse, konuşmazlarsa, odun gibi kalırsam orda diye. diğer bir durumda acaba teknede yazarlardan kimse var mıdır taramasıydı daha önce yazılanlardan çıkarım yapıyordum. dövmeli gözlüklü itici bir tip gördüm aha dedim niçe
* (kendileri fevkalede hoş sohbet bir arkadaş yalnız görünümü böyle demişlerdi) gidip konuşmayı içimde tartışıyordum ki elemanın çantası olmadığını gördüm poşet filan da yoktu maça geliyordu bu adam çantası yoksa bu o değildir diyerekten yanaşmadım.
beşiktaşa ulaştım saat 16:00 sularıydı. ayıptır söylemesi pide salonuna gidip pideleri mideye indirdim. bu işlemi biraz uzun tuttum ki zaman geçsin 15 dakka geç katılmalıydım zirveye sonra arkamdan heyecanlı genç önceden gelmiş denmesini istemiyordum. neyse tam ayarını tutturdum 16:45 de mekana giriş yaptım ben mekana girerken gözünefartutulmustavsangibi mekanı bulamayan bir yazarı almak için dışarı çıkıyordu ama tanışmadığımızdan öyle geçti gitti yanımdan. masalara bakarken camel i gördüm. zirvetördeki fotoğraflardan yüzünü tanıdığım için masaya yöneldim direk. ben gittiğimde masada camel strateji ve biloperat oturuyorlardı. selamlaştık bende biloperatın yanına çömdüm. sonra gözünefartutulmustavsangibi yanındaki kafileyle geldi sonra bana selam verip nickin neydi dedi. ben de seroo deyince doğru tahmin etmişim dedi. inanmadım tabi ben söyledikten sonra doğru tahmin etmişmiş o zaman sen seroo musun diye sorsana direk arkadaş güveniyorsan kendine değil mi ama.
fiskos cafede sohbetler edildi kaynaşıldı. daha doğrusu millet kaynaşmıştı ben dahil oldum. hor görülmedim, odun gibi durmadım, güldüm, konuştum… sahaya yürüme zamanı gelmişti. kimi arkadaşlar hep beraber yürüyecez arkadaşlar deyip akabinde arabaya binmişlerdi. bizse uzun uğraşlar ve yokuşlar sonucu sahaya varmış ancak bitmiştik. maçta bu kadar enerji harcamadım desem yeridir (attığım bir gol yetti ya o bakımdan yani).
herkes formaları şortları çekti başladık maça. maç kısmını hızlı geçiyorum bir kaç olay aktarıcam sadece zira içeriğini girinin girizgah bölümünde aktardım. alkolik2000 pas şov yaptı maçta geri pasları bile cristiano ronaldo gibi atıyordu maç boyunca ayak içi pas attığını ben şahsen görmedim. redghost diye bir yazar var arkadaş ne ile besleniyor merak etmekteyim topu her aldığımda karşıma çıkıyor, adam her yerde, sahada basmadık yer bırakmama deyimini ilk defa bu maçta bana canlı yaşattı sağolsun. yine böyle bir pozisyonda kıvrak bir robinho hareketiyle ekarte ettiğim niçe nin kademesine giren redghost topu niçeye kazandırdı takım baskısının korkusuyla niçeyi yakalamak için bastım deparı yetiştim tam topa dokundum ama tam o sırada bacağım bu eylemime kramp ile cevap verdi. ilk müdahaleyi niçe yaptı sonra işi bu olayın erbabı biloperata bıraktı. biloperat acımı hafiflettikten sonra tam ayaklanacakken bu sefer gözünefartutulmustavsangibi aldı bacağımı gerdide gerdi tamam dedim oldu dedim iyiyim dedim yok bırakmadı. nese sonunda strateji ve albicelestenin ısrarları sonucu bıraktı ve maça döndük. maç bitti benim attığım harikulade gol sonucu 1-0 lehimize tabi. soyunma odalarına herkes üstünü başını değiştirdi. 1 hafta boyunca bize duşları iyi olsun hee sahanın ona göre diyen heathcliff in duş almadan tesisleri terk etmesi de ayrıca ilginçti.
maçtan sonra toplu halde beşiktaşda yenen yemek çok eğlenceliydi. albicelestenin garsonla olan diyalogları kahvedekiler ınının diyor ınının ınının ınının ve magneto ile birlikte niçeye yüklenmeler, stratejinin sözlükle ilgili verdiği çok önemli haber en hatırda kalanlardı. yemekler bitti bir kısım organizatörün evine baskına gitmek üzere, benim de dahil olduğum diğer kısım ise evlere yolculuk için beşiktaşdaki üstgeçitin altında hüzünlü bir vedalaşma töreniyle ayrıldılar.
daha sonra biloperatla birlikte sağlı sollu ilerleyim beyler sesleri altında ve çok güzel bir sohbetle birlikte kozyatağına kadar gittik. sonra burada biloperatla da yollarımız ayrıldı. yine yalnız kalmış ve evime dönmüştüm…
uzun yazdım farkındayım ama nabayım tutamadım ki daha atladıklarım var. herkesin ilk zirvesi böyle neşeli, eğlenceli ve centilmence olsun, esenlikler dilerim
*