isveç yapımı film. tamamen dijital kamera ile çekilmiştir, ansızın bazı sahnelerde abartı zoom görünce bunu farkedersiniz ve biraz araştırınca "hakkaten öyleymiş bea" oluverirsiniz. bazı festivallerde ödül almıştı, şimdi hatırlayamayacağım.
filmin adı amal adlı kasabadan nefret eden 2 kızın bir haykırışı adeta. fakat sansüre uğrayan film show me love adı ile gösterime girdi. 14 yaşında 2 genç kızın homoseksüel ilişkisini anlatan filmin değil de adının sansürlenmesi de bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtiyor bize.
güzel bir yapım, çok şey beklemeden izlerseniz eğer burun kıvırmazsınız. avrupa gençliğinin çarpık yaşamını gözler önüne seren ilginç bir yapım.
lukas moodysson yönettiği hoş ama hüzünlü film. belkide genç (bkz: teenage) olmanın ne kadar zor birşey olduğu en iyi bu filmde anlatılıyor. popüler kızla farklı olan kızın aşkı. bu arada gerçek hayatta elin 14 ve anges 16 yaşındaymış bu film çekilirken. müzikleride tavsiye edilir.
az önce izlediğim ve beni derinden etkileyen isveç yapımı film. lukas moodysson imzası taşıyan filmde lezbiyen olan iki kızın gizli aşkları anlatılıyor. yaratılan atmosfere bayıldım , yönetmen iyi iş çıkarmış. ani girilen zoomlar , dijital kamera ile çekilmiş olması ise kendine has noktaları. agnes karakterini oynayan rebecka liljeberg e ise aşık oldum.
başarılı bulduğum bir yönetmenin başarılı filmi diye izlediğim ama pek bişeye benzetemediğim ve gerçekçiliğiyle sinirlerimi bozan film.
şöyle ki bence filmdeki bütün karakterler tek kelimeyle iğrenç insanlardı; yani birbirine acımasızca davranan, şımarık, düşüncesiz ve biraz da beyinsiz. tabi ki ergenlik çağındaki insanlardan fazla zekice kararlar beklemez kimse ama sanki bu filmdekiler özellikle 'yanlış'tı.
içip sıçmalarından bahsetmiyorum, o bi şekilde hayat tarzları.
beni rahatsız eden, başroldeki kızın doğumgününe gelen tek kişi olan engelli arkadaşını en zayıf noktasından yaralayıp sonra da onu evden kovması oldu.
ki kız evine tek başına bile gidemiyodu.
sonra, elin denen şımarık tipin annesi ona sırf bi gün parti yasağı koydu diye kendine hakim olamayıp evdeki ilaçları içmesi artık öküzlük düzeyinde denyoca bi hareketti.
ki kızın annesi ceza verirken bile ona kıyamayıp kızına o gece için cips ve kola bırakmıştı; sonra da çalışmaya gitmişti.
ayrıca elin'in lezbiyenliğini sürekli onun erkeklere olan öfkesine bağlamak da yanlıştı. yani aslında gerçekçi, çünkü o yaşta bi kız büyük olasılıkla fazla derin düşünmeden bişeyler yapar.
yine de sanırım lezbiyenlik erkeklere sinirlenmekle olmuyo..
kısacası, gerçekçiliği sinir bozucu olan bi film fucking amal.
sırf sonunda o iki şımarık denyo çikolatalı süt içti diye de onları masum bulamadım malesef..
izlediğim zaman hoş bir gülümseme bıraktı yüzümde. bazı şeyler çok klasik evet. ne bileyim filmin sonunda herkesin onları kıstırması ve çıkıp işte biz buyuz demeleri falan. abi bütün film boyunca neden bekledin lan? iki üç şey daha görürdük. hem ne o çikolatalı süt bir insan aşığım deyip saçmalamak istese bu kadar olur. hani ne yapacağını bilmiyo havası verilmek istenmiş ama belli işte devamında yapışıcan dudağına. bu arada hemcinsler arası bir aşk söz konusuydu bu kadar neden konuştu demeyin. iki kız bilmem ne bilmem ne. 1998 yapımı olması nedeniyle hoş görülmesi gerektiği ve elin'ın ayaklarının çarpık basması dışında pek bir sorun yoktu. online izlediğim için de görüntü ve ses kalitesi de aramadım açıkçası. ben izleyin derim.
gecenin bir vakti sevdiğim bir arkadaşımın önerisi üzerine - hiç adetim olmamasına rağmen- izlediğim ve "yüzümde hoş bir gülümseme" bırakan hoş bir film.