bu ülkede yapılabilecek en iyi albümlerden biridir.
erkan oğur'un fuad'ı tanımlamasının ardından aynı adlı şarkıyı-ki tamamen kendi bestesidir- dinlediğinde insan farkına varmadan kafasını öne eğip derin düşüncelere dalmış oluyor.ne kadar anlatsak da tarif edemeyeceğimiz bir duygu.
erkan oğur'un çok güzel dediği gibi bu albüm bir armağandır ; ''bu müzikler insan ve insan dışında bilinen , bilinmeyen ve hiçbir zaman bilinmeyecek olan , ya da ileride keşfedilecek canlı , cansız her nesnenin özündeki eksiklilkeri tamamlamakta karşılıksız hizmetkâr olan "fuad" özlemi ile insanlık alemine armağandır...''
zannımca tek handikapı gasparyan ve oğulları'nın neredeyse her parçada attığı uzun duduk soloları olan zamanötesi bir erkan oğur ziyafeti. müziği sever...
(bkz: derya türkan)
defalarca dinlenesi, dinlendikçe saran, sarmalayan bir albüm. hele ki günün stresi boğmuşsa sizi, şöyle balkon gibi bir yerde rüzga eşliğinde dinleyerek terapi yapabilirsiniz. sözlükte yazarken de çok güzel gitmektedir.
(bkz: lorik)
bu muhteşem albümdeki "siresi yarisdaran" isimli güzide parçayı hans zimmer yorumu/kompozisyonu ile gladiator soundtrack'te "to zucchabar" ismiyle dinlemek mümkün.
ancak benim için bu albümdeki erkan oğur'un yemen yorumunun yeri bir başka!..
erkan oğur ve djivan gasparyan'ın aynı isimli albümünde yer alan mükemmel eser. parça boyunca ve özellikle parçanın son 2 dakikasındaki kısımda erkan oğur'un o muhteşem sesiyle yaptığı vokal ise parçayı nirvanaya ulaştırmıştır.