genelde ciddi geçmesini tercih ettigim oyunun anıları.
ama bazen gülmekten yerlere yattıgımız da olur.
-elf bir gözcünün kulenin altına gelen bizlere bakarken, dm'nin cüzdanını düşürdügünü farkedip "anaa cüzdan buldum lan" demesi.
-köylü karakterimin, köylü kardeşinin ilk kez elf gördükten sonra "elf gördüüm, elf gördüüüm" diye festival meydanını turlaması (daha sonradan bir herif daha geçti yanımızdan aynı şekilde ve direğe gömüp bayıldı)
-(başka bi arkın vampire oyununda) karakterlerden birinin "sabah ola hayrola" demesi
dm: evet, tahta bir kapı, tozlu, yıllardan beri açılmamış gibi duruyor..
player1: kapıyı aralıyorum..
dm: zorlanmadan açıldı kapı..arkasında geniş bir avlu var..ortasında da bir gazebo var.. (bkz: gazebo)
durum analizi: oyunculardan hiç biri gazebo nedir bilmemektedir..olay yaşanmış bir olaydır ve şans eseri ise "gölge amaçlı üstü kapalı çardak" anlamına gelen gazeboyu bilmemektir oyuncularımız..dm de ukelalık olsun diye öyle demiştir..belli bir süre gazeboya takılan oyuncular dm'in dikkatini çekecektir..çünkü oyuncular gazeboyu özel bir karakter ya da özel bir yaratık zannetmektedir..
player2: gazebo mu?? dikkatlice uzaktan inceliyorumm..
player1: dikkat ederek ben de bakıyorum..
dm: *napıyor len bunlar!??!?!,neyse devam edeyim bari* gazeboda bir hareket yok, öyle ortada duruyor..
player2: abi, gazeboda bir hareket var mı??
player1: yavaşça okumu yayıma takıyorum..ama yavaşça, fazla dikkat çekmesin..
dm: *bunlar iyice sapıttı,aahahaha* ...
player1: napıyor abi gazebo??
dm: bişey yapmıyor size bakıyor hareketsizce..
player3: (uzun süre sessiz kalan büyücü karakterimiz) ben fireball hazırlıyorum..
dm: tamam..
player2: abi dikkat et, tepki olmasın..
player3: pelerinimden sakladığım asayı çıkarıp, fireball'u atıyorum..
dm: *ulan adama bak, gazeboya karizma yapıyor* tamam tam göbekten vurdu fireball'un..
player3: ee??
dm: bişey olmadı, hala orda gazebo *dayanamıcam*..
player2: yavaşca yaklaşıyorum, usulca ama..
player1: dur abi, ben hide in shadows yapayım..öyle yaklaşıyım ben..
dm: *offff çatlıcam* ..
player2: tamam abi ama dikkat et, biz kapının arkasına saklanacağız..
player1: tamam, abi ben hide in shadows yapıp yaklaşıyorum..
dm: *tamam buraya kadarmış* at zar bakem sen..
dm: gazebo seni yuttu sinan *ohh be rahatladım,ne salak adam yaa*..
player2: nee??!?!! nasıl olur yaa!?!?
player3: hemen lightining hazırlıyorum, belki fire immune vardır..
player2 evett, evettt..
dm: yok yok hiç kasmayın, biraz ara verelim ben kopacam..ahahahahahaha
olay süre gider, dm kahkalar içinde yerde kıvranırken, oyuncular mal mal ona bakar..
görev icabı girdikleri bir mağrada gruba birden dev yarasalar saldırmaya başlar.grubu en arkada takip etmekte olan çelimsiz thief olanları farkeder farketmez ortamdan sıvışmaya çalışır ve;
arkadaşlar oyunu uzun süre oynamış ve hepsi epey seviye atlamıştır, karakterlerine bir zeval gelmesi onlar için epey üzücü olacaktır...
dm:evet, şimdi bir mağaraya giriyorsunuz...
kamil:biraz bilgi verir misin?
dm:hmm, gölgeler içinden bir tane büyük altın ejder geliyor...
kamiller:hsktr!!!baba kaçııın!!!
dm:üzgünüm hiç şansınız yok, hepiniz artık meftasınız(auzhauhzuahz)
kamiller:+$%s^'!! a.q.
dm:şimdi gözlerini açıyorsunuz, ve gözlerinize vuran sabah güneşi size güzel bir gün müjdeliyor ama gördüğünüz bu rüya içinizde hep bir soru işareti olarak kalacak.
kamiller:hem topsun, hem şerefsiz
dm: evet, ayağın kaydı be yere düştü..elindeki kutu da yere düştü..şannggııırrr!!!..
oyuncu: abi tamam da kutu saman dolu değil miydi??
dm: haa, evet yaa..pardon arkadaşlar..
zaten 4 saatlik bir oyundan bayan grup dağılır gülmekten..
başka bir bön olayda, gaza gelmiş bir barbar hakkında olmaktadır;
dm: evet abi, köyün ortasında baya geniş çaplı, alışılmamış boyutlarda bir taş kuyu var, baya büyük böyle, herhalde içinden olması gerek, uzaktan bir yardım edin sesi geliyor..
yine küçük bir durum analizi: ne gerekse, ne hikmetse kuyunun içinde bir minotaur vardır, ve köyün küçük çocukları bizim elemana şaka yapmaktadır..bakın olaylar ne boyutlara gelecektir..
gaza gelmiş barbar: kuyunun yanına gidiyorum koşarak..
dm: evet abi..
ggb: sesler geliyor mu hala?
dm: at bakayım zar bi sen..
ilginç bir sisteme göre oyun oynattıran dm'mimiz, çocukların uzaktan "yardım yardım" diye taşşak geçerek bağırmalarını acaba oyuncumuz nasıl irdelicek, nasıl yargılacak ya da sesin nerden geldiğini anlayabilecek mi diye zar attırmaktadır..zarda okunan rakam da 2'dir..vah zavallı..
dm: yaa sesleri duyuyorsunda sanki böyle kuyunun içinden mi, yoksa başka bir yerden mi geliyor bilemiyorsun, anlayamıyorsun..
ggb: kuyunun içine bakıyorum..
dm: bir gölge gördün, dolaşıyor, hareket ediyor..
gaz barbarımız hiç bir tedbir almadan, sanki yardım bekleyen birisi varmışcasına kuyuya atlar..ne gerekse diyoruz yeniden..
ggb: abi ben kuyuya atlıyorum..
dm: höö???!?!..
ggb: atladım abi ne var, ne görüyorum aşağıda?
dm: birşey görmüyon abi, öldün!..allahı görüyon böyle, cennet cennet hah!..saflar cennete gidiyormuş..(dm kopar vol#1)
ggb: niye öldüm abi yaa??
dm: niyesimi var ya salak adam, bir kuyuya atladın, hadi ölmedin diyelim, ayakların kırıldı, yerdesin kaçamıyorsun..ikincisi aşağıda koskocaman baltası ile bekleyen azgın bir minotaur var..o kafanı yardı..ahahahaahah (dm kopar vol#2)
ggb: ne biçim oyun yaa,niye kuyuda minotaur olur??
dm: ne biçim oyuncu yaa,niye kuyuya atlarsın ak?..
oyun bir campaign şeklinde devam etmektedir. playerlardan bir tanesi her yeni şehre geldiklerinde kerhaneye gider. bu artık oyunda devamlı olan bir muhabbettir. bir gün utangaç karakterimizin kız arkadaşı oyunu izlemeye gelir. tam da o zamanda parti o dünyadaki en büyük şehirlerden birine gelir. player kerhaneye gittiği zaman 50 xp alır ama gitmediği takdirde 500 penaltı yer.
player1: abi ben kütüphaneye gidiyorum
dm: tamam abi gidiyosun. eee sen napıyosun emre?
player1: olm anlamadın sen beni kütüphaneye gidiyorum.
dm: tamam işte. dünyadaki en büyük kütüphane bu şehirde zaten. git bak. deli etme adamı.
player1: yaa abi anlamadın sen. ben hani hep gidiyorum ya kütüphaneye (!) yine gidicem.
grup: heeeaaa
dm: heee anladım…
player1: var mı abi kütüphane?
dm: var birkaç tane gidilebilecek kalitede kütüphane.
player1: abi ilk önüme gelene giriyorum. içerde gözüme çarpan, kabı iyi görünümlü, güzel bir kitap arıyorum.
dm: kitaplardan biri çok güzel abi.
player1: hiç pazarlık felan yapmıyorum, alıyorum kitabı parasını verip.
player’ın kız arkadaşı: kütüphanede kitap da mı satılıyor?
grup: muhahahaa
dm: evet abi, alıyorsun. napıyosun?
player1: kütüphanenin arka taraflarında bir yere geçip kitabı okumaya başlıyorum.
dm: okuyosun.
player1: abi kitabı ters çeviriyorum bi de tersten okuyorum.
dm: kııh kıh kıh
player1: abi okurken dikkatimi çekiyor, bazı sayfalara şarap dökülmüş, kitabı yalıyorum.
dm, grup: muhahahaha
player1: abi kitap çok güzelmiş, dayanamayıp bi daha okuyorum.
grup: zuhghahahahaaja
grup ve dm kopmuştur, player’ın kız arkadaşı da bize mal mal bakmaktadır. dm bu role play sonunda player’a 1500 xp vermiştir…
henüz oyunun başı.
arkadaş olan level 1 rogue, level 1 paladin ve level 1 druid birlikte ilerlemektedirler.
rogue, hırsızlıklarını paladinden saklamaktadır zira paladin hırsızlıktan hazetmez.
bizimkiler kasabadan tanıdıkları 2 kişiyi sıkıştırmış döven 5 korsan görürler.
zaten tüm kasaba korsanlara gıcıktır ve bunun sırf level için bir yan görev olduğu aşikârdır
mekân genişçe bir marina iskelesidir ve sandıklar vardır
(olayı bir film gibi anlatayım)
paladin kılıcını çekip koşmaya başlar. druid de okunu çeker.
canının azlığından endişe eden rogue gidip sandıkların arkasına geçer.
yalnız başına koşan paladin, ıslak tahtada ayağı kayınca 2 korsanla birlikte denize düşer.
druid iskeledeki korsanlara ok atar ama ok kasabalı adama saplanır.
kasabalılar korkup kaçar.
korsanlardan biri sandıkları devirerek rogue'u ezer.
kılıcını denize düşüren paladin gırtlağını sıkan korsanın hayalarını tekmeler ve kurtulur.
druid 3 korsanla yalnız kaldığı iskelede durmaktansa denize atlamayı tercih eder.
bu sırada rogue bir korsana sandıkların içinden çıkan bir balıkla vurur!
sinirlenen korsan rogue'u denize atar.
paladin boğuşmaya devam eder. druid ve rogue paladine yardıma giderler.
iskeledeki korsanlar bizimkileri tehdit eder ve
bizimkiler denizdeki korsanları bırakarak yüzerek uzaklaşırlar.
ertesi gün druid'in babasının eczanesi, korsanlarca haraca bağlanır
oyunu öğrenmeye yeni başlayan azimli kişiye alignment olayı anlatılır. işte lawful good şu neutral bu gibi..
cebelleşmeden sonra sıra karakter yaratmaya gelir. çöm kişi karakter kağıdını alır, paladindir. alignment kısmına koca koca "loveful good" yazar. iki sene boyunca da daşşak konusu olmaktan kurtulamaz..
grup baya kalabalık ve karışık (elf, yarı-elf, insan, cüce..vs) bi gruptur
oyunun daha başları fakat dm (ben) oyunun başından beri grubu hiç rahat bırakmamıştır, sürekli engel çıkarmaktadır
henüz ormanda bir çeteden yeni kurtulmuş ve bu sefer bir iki de fire vermiş olan grup görevlerine doğru ilerlemektedir
dm su sesi duyduklarını belirtir grup yaklaşınca bunun bir ırmak olduğunu görür
dm: karşıya geçmeniz lazım yanlız köprü yok napcaksınız?
grubun gerçek hayatta da agresif karakterde olan cücesi sonunda isyan eder: eeeh peki kerhane yok mu kerhane?? o da mı yok?
ultra amatör bir grup frp oynamaya çalışmaktadır. uzun uğraşlardan sonra karakterler yaratılır. görevimiz moria'da orklar tarafından kuşatılmış bir arkadaşımıza rivendell'den yardıma gitmektir. yollarda kazasız belasız gidilir, moria'ya varılır, kapı zorluk çıkarmadan açılır. arkadaş bayram misafiri bekler gibi beklemektedir. selamlaşılır. akabinde orklar gelir. arkadaşlarını kurtarmaya gelmiş fedakar grubun ilk üyesi olan half-elf ranger kılıcının üzerine düşer. bir diğer fighter kılıcını savurur, kılıç moriaya kurtarmaya geldiğimiz arkadaşımıza çarpar, önemsiz bir damage verir. bu kadar salak bir gurubu bulan orklar coşar alayımızı keserler. kurtarmaya geldiğimiz arkadaşımız da orkları keser ve diğer grubu beklemeye başlar. bir daha frp'ye el sürülmez.
ormanda dinlenmekte olan bir maceracı genç birikintisi , nöbetçi diye bir bard elemanı seçerler ve uykuya dalarlar.nöbetçi de dandik bir zar atar ve şimdi göremediği hırsızlar etrafta geziniyorlardır.hırsızın teki çabuk davranıp nöbetçinin üstüne stun yapmış , saving throw yapamayan nöbetçi de oracıkta kalmıştır.
dm : bi fikrin var mı , at istersen şunu
- atıyım abi
hırsız, npc baş büyücü, savaşçı ve büyücüden oluşan grup. başbüyücü görev verecektir. hepimizi görev için teleport eder.
dm:büyücü sen teleporta alışıksın, büyü seni etkilemiyor. savaşçı zar at bakiim. hımm, sen de dayanıklısın, bu büyüye karşı koyabildin, çok az başın dönüyor. hırsız at bakiyim zar? hımm, sen mahfoldun, büyüye hiç alışık değilsin hem, midende ne varsa kustun.
hırsız: ehüeheüheüh batırdım ortalığı.
baş büyücü farklı bir yere teleport eder bizi.
dm: burayı dikkatli dinleyin görevi anlata...
hırsız: ve ben yine kusuyorum.
dm: hayır kusmuyorsun bu kez. dinleyin, görev...
hırsız: niye kusmuyormuşum ya? kusucam banane.
dm: kusmayacaksın, görevi anlatıyorum sessizlik...
hırsız: öğk. bak kustum işte ahahaha.
dm: (sinirlenmiştir) baş büyücü büyü yaptı, yerdeki kusmukları geri yuttun. bu da sana kapak olsun!
hırsız:???
grup: ahahasflkjgk ahahhahaha!
dm: bir odaya girdiniz. odada çıplak bir kadın heykeli var, ellerini öne doğru uzatmış. heykele bişi yapacaksınız ve heykel kapıyı açacak. yapan kişi erkek olmalı yalnız. (dm heykelin ellerinden tutulmasını beklemektedir)
büyücü: (hırsızın da sevgilisidir bu arada, kıskançtır, hırsıza dönerek) sakın ters bişi yapayım deme!
hırsız: (aklına karpuz kabuğu düşmüştür) heykeli öpücem!
dm: (kahkahasını bastırmak için dudaklarını çiğnemektedir, kıpkırmızı halde) öptün.
hırsız: ee noldu?
dm: heykelin yüzüne yavşak bi gülümseme yayıldı. aha böyle ":3"
kötü adamın odasına sızmayı başardığım an... ayrıca dm'imiz pek neşelidir.
dm: saçmaladı yine bu'cum, kötü adamın odasına giriyorsun, masada kağıtlar var.
syb: masadaki kağıtlara bakıyorum.
dm: en üstteki dikkatini çekiyor.
syb: (yaşasın düğüm çözülmek üzere, adamı yakalamayı başaracağız!) alıp okuyorum. ne yazıyor?
(dm bir kağıda bişiler karalar, bana uzatır. kağıtta "bakkaldan alınacaklar: ekmek, 2 şişe süt, bi paket sigara" yazmaktadır.)
bütün parti iyi aligment'a sahipken mallığıma doymayıp gidip drow olduğum bir oyundan anımdır.
o sırada cormyr yönetim konseyini oluşturan (kral dahil) diğer parti üyeleri taa underdark'a gelip beni yardım etmem için tabiri caizse 4 s kuralına bağlı olarak yeryüzüne çıkarırlar. orda kralın yanına götürürler. kral fallen olmuş eski bir tyr paladini ve onun chosen'ıdır. olaylar gelişir ;
kral:niye getirdiniz bunu , ne işi var krallığımda bir drow'un.
rahip:kralım ülkemiz'in için hayati değer taşıyan bilgilere sahipmiş. tanrım rüyamda benle konuşup bu bilgiyi bana verdi.
ben:(içimden) yarrak söylerim ben size o bilgileri.
kral:yemişim bilgisini , drowdan gelicek hayır ao'dan gelsin.öldürün bu ipneyi.
ben:(içimden)noluyor lan. (dışımdan) kralım ben size yardıma geldim. krallığınız tehlike altında.
kral:sanane lan benim krallığımdan, nerden biliyorsun tehlike altında olduğunu siz mi saldırıcaksınız lan. gidin öldürün bu drow'u.
barbar:kesseeelimm öeehhhh.
war mage: kafasına basıyım mı fireball 'u kralım.
druid:bence ilk büyü ile sorgulayalım sonra öldürelim.
ben:(sonunda dayanamayarak bütün parti üyelerine hitaben) eeee lan siz beni sikmeye mi getirdiniz aşşağıdan, bıraksaydınız ben takılırdım aşşağıda.
grup:olmaz level 19'sun iyi xp verirsin.
ben:vay ipneler!!!
konu: star wars
karakter hazırlama safhasından sonra oyun başlar.
dm: şimdi sen,ustan ve bir usta daha binmişsiniz geminize, coruscant a girerken size ateş ediliyor, gemi düşmeye başlıyor,ustalar kontrol edemiyor gemiyi, atlıyorlar gemiden.
x: bildiğin atlıyorlar?
dm: evet, gemi yanıyor, patlayacak gibi.
x: eee, ben de atlıyorum o zaman?
dm: peki. aşağıya düşerken ustaların paraşütlerini açtıklarını görüyorsun, onlar havada süzülürken sen yere çakılıp, ölüyorsun.
x: -_-' lan...paraşüt....lan...ustalar...
dm: ahuahahaha
x: baştan başlayalım mı? -_-''
dm: ahahahahaha tamam.
ilk dakikada ölmesiyle tarihe geçen x, 2. seferde oyun başlar başlamaz bir tane paraşüte sıkı sıkı sarılmıştır.yaşadığı olay onu çok değiştirmiş, herşeye temkinli yaklaşmıştır. nerden mi biliyorum? x = laughing madcap
1 paladin,1 keşiş,1 ruhban,1 cüce savaşçı ve 1 dark elf ten oluşan parti ormanda bir grup goblinle karşılaşır savaş başlar. herkes kendi çapında saldırırken olaya yanaşmayan keşiş dikkatleri üzerine çeker:
dm- evet sen napıyosun?
keşiş- ağaca tırmanıyorum abi.
dm- hö? ee napıcan ağaçta olm aşşada combat var?
keşiş- body smash yapıyorum abi ben.
sonuç: keşiş goblinlerin üzerine atlar goblinler telef olur,grup ise dumur.
5 dakika kadar sonra yine bi aksiyon çıkar.
dm- evet sıra sende napıyosun?
keşiş- abi ben yine body smash yapıcam ya.
grup- öehh..
sonuç: zar atar keşiş ve yine adamları telef eder.
bir 5 dk daha sonra yeni yine yeniden bi dövüşe girilir...
keşiş- (dm sormadan) body smash abi yine
grup- eahh yetti be..
sonuç: keşiş zarı atar ve ağaçtan yere kafa üstü çakılır.grupta üzülen olmaz..
lvl 3 bir rogue karakter hallenip önce işkence görüp sonra idam edilicek olan party-mate i kurtarmaya gitmiştir... idam edilecek olan da ufak tefek bir mage kardeştir...
dm: elleri bağlı ve ellerini bağlayan ip yukarda bir yere asılı cellat da sırtını kırbaçlamakta... yaklaşık 20 kırbaç sonra suçu okunup idam edilecektir...
rogue: kalabalığın arasından türlü sinsiliklerle ilerliyorum...
dm: kalabalığın ortasında bir yerdesin daha ileriler çok kalabalık ilersine gitmen için birilerini itmen gerekir...
rogue: tamam shuriken atıyorum
dm: kime?
rogue: celladın elindeki kırbaca
dm: nasıl yani?
rogue: atıcam işte kırbaç kopsun diye
dm: ıskalarsan şans zarı atarım senin arkadaşına ya da cellada gelebilir
rogue: tamam abi atıyorum
*zar atılır 20 gelir*
dm: oha lan bala bak... koptu kırbaç... cellat hızla kalabalığa döndü... etrafındakiler şaşkınca sana bakıyo
rogue: hızla yer deiştirip 3 metre falan ilerden bir shuriken daha atıyorum
dm: kime?
rogue: mage i yukardaki tahtaya bağladıkları ipe atıyorum
dm: çok düşük bir ihtimal anca 19-20yle kurtarır
rogue: tamam atıyorum
*zar atılır 19 gelir*
dm: ya oha... koptu ip... iki eli bağlı duruyo sahnede... napıyosunuz?
mage: koşup sahneden atlıyıp kalabalığa karışıp kaçıcam
dm: ellerin bağlı atlarken dengeni kaybedebilirsin
rogue: dur lan dur diye baarıyorum iki elinin arasındaki ipe de shuriken atıyorum
dm: oha abi
rogue: abi atıyorum şansımı deniycem
mage: lan oğlum yapma dur bana gelcek
dm: evet ıskalarsan mage in bileğine ya da başka bir yerine girebilir
mage: ben iyice yana doğru uzatıyorum ellerimi
*zar atılır 20 gelir*
dm: olm naaptın lan zara
rogue: abi attım geldi
dm: neyse devam... napıyosun?
rogue: koşa koşa sahneye gidiyorum... mage i omzuma atıp koşmaya başlıyorum...
mage: ya bırak tamam bırak lanet olsun bırak... sen onca şov yap ipleri birer birer kes sonra gel omzuna atıp da kaçır öyle mi... şuracıkta bıraksaydın ölseydim daha iiydi be
rogue: haydaa
mage: ulan madem omzuna atacaktın elimdeki iplere niye shuriken attın bir izah et
rogue: abi nebilyim baktım attığımı wuruyorum onu da deniyim dedim
mage: peki canım kardeşim cellatın kırbaca nie shuriken attın da onu da kopardın?
rogue: abi işte o da işin karizması olsun diye
mage: haaah herşeyini harika karizmatik yaptın ama sonunda beni omzuna atıp kaçırcaksın öyle mi
rogue: aa abi cellatı unuttum ya
mage: hayda nası ya... hasktr
dm: evet sen bunu omzuna atmaya sahneye doğru yaklaştığında cellat kılıcını çekip üstüne atlıyo:
*zar atılır toplam 17 damage yemiştir rogue*
rogue: abi shuriken atıyorum... benim götü kurtarırsa anca bu shurikenler kurtarır
dm: melee combat ta ranged weapon kullanıcağın için eksi alıcaksın
rogue: olsun abi benim götü anca böyle kurtarabilicem
*zar atılır 1 gelir*
dm: ayağının dibine düştü shuriken... cellat saldırıyo
mage: tüüü olm sana yazıklar olsun be... ulan keşke önce ben ölseydim de görmeseydim bu hallere düştüğünü... vur cellat kardeş sen de amansızca kafasına indirmezsen o kılıcı vallahi gözüm açık giderim
rogue: abi nebiliyim ya denedim işte kurtarmayı olmadı...
*zar atılır toplam 9 damage daha yiyen rogue ölür*
dm: rogue öldü... napıyosun?
mage: ya bırak ben daha napıyım... yanımda bu adamlar olduktan sonra ben naapsam boş... el deliye biz akıllıya hasret... cellat abi gelsin de kaldığı yerden dewam etsin diye bekliyorum...
dm: 20 kırbaçtan sonra senin de kafanı kesiyo sen de ölüyosun
mage: oh be öldüm rahatladım şerefsizim ya
bir arkadaşın oyununda yaşanmış bir olay da bana frp'nin ne kadar sınırsız bir oyun olduğunu hatırlatagelmiştir... şöyle ki:
bir grup eleman, türlü maceralardan geçerken, ana fighter karakteri olan hasan önce shrink, sonra stone büyüsü yiyor... gruptan bir diğer eleman da bu karakteri çantaya atıyor... aradan zaman geçiyor, grup bir gargoyle ile karşılaşıyor... ne yapalım ne edelim hasar verecek magical silah yok derken, gladyatör çantadan çıkarıyor hasanı...
fighter: arkadaşlar işte hasan +3 club
dm: nasıl?
fighter: şimdi bizim hasan shrink ve stone büyülerini yedi ya, ne de olsa bir büyü enerjisi barındırıyor, ordan +1, taş olduğu sırada elinde büyülü kılıç vardı, o kılıçtan da bir +1 geliyor, bir de o kılıç aile yadigarı, yani ancient ti, ordan da bir +1 geliyor diyor...
dm: oh