frank herbert tarafından, kuzey afrika göçerlerinden esinlenerek oluşturulduğunu düşünüyorum bu kurgusal topluluğun.
hani belgesel izleyerek büyüyen kuşaktan olmamızın etkisi büyüktür bu fikrin oluşmasında. izlenilen belgeseller hatıra getirildiğinde görülür ki ; onlarda da su yaşamdır, onlarda da açık çölde hayatta kalmak için kurulan su kapanları vardır. hayat tarzları büyük benzerlikler gösterir.
dune serisi içerisinde, ilk başlarda önemli yer tutsalar da, serinin 4. kitabından itibaren asimile olmuş bir topluluk olarak çizilirler. ll leto atreides'in yıllarca süren tiranlığı, fremenleri çölün azameti olmaktan çıkarıp, turistik köylerin yarı aç insanları haline sokar. artık gölgesinden bile korkulan bir kavim olmaktan ziyade hayvanat bahçesinde soyu korunmaya çalışılan ama ölmek üzere olan bir canlı gibidirler.
stilgar'ın
leto atreides'e saygısını sunuşundaki vakar, stilgar'ın karısının paul'ün çocuklarına kurduğu " ikimiz de ibad'ın mavi gözlerine sahibiz" cümlesindeki bilgelik,
fedaykinlerin çoşkusundaki vahşilik yitmiştir.
açık çölde gümlerin çağırdığı şeyh hulud yalnızdır artık.
seri içindeki bu değişim, fremenlerin yerine konulanlar ile azaltılmaya çalışılsa da, okurun tepkisi aşağı yukarı böyledir.