franz liszt 

adana çık aradan

  1. hayatını anlatan film için (bkz: song without end)
    (culdesac, 14.05.2005 15:26)
  2. kızı cosima ya nietzsche umutsuzca aşıkmış bunu ecce homo adlı eserinde çok açık biçimde anlatmaktadır nietzsche ama cosima wagner ile evlenir,kim bilir belkide nietzsche nin en sevdiği dostuna nefreti parsifal nedeniyle değilde bu sebeptendir.
    (lapsus, 14.05.2005 15:35)
  3. klasik müzikte romantik dönemin babasıdır.
    (bewitchingwitch, 14.05.2005 17:12)
  4. 19'uncu yüzyılın en önemli piyanistlerinden biridir. 1811 ve 1886 yılları arasında yaşamıştır.

    1811'de macaristan'ın doborjan kentinde doğmuş, ilk müzik derslerini babasından almıştır. sonrasında macarlar altı yıl boyunca liszt'e maddi destek sağlamayı kabul edince antonio salieri'den karl czerny'den dersler almıştıe viyanaya giderek. aldığı dersler sonucu dinleyicilerin, diğer müzisyenlerin ve kralların takdirini toplayan bir konser piyanisti olmuş ve okula girmek için paris'e gitmiştir ancak yabancı olduğu gerekçesiyle okula alınmamıştır. onun yerine özel ders alarak teori ve beste çalışmıştır ilk ve tek operası olandon sache'i bestelemiştir.

    1834'te babasını kaybetmiştir. piyano derleri vererek, beste yaparak annesinin geçimini sağlamaya çalışmıştır ve zamanla müziğe olan ilgisini de yitirmiştir. kendini edebiyat ve dini konulara kaptırmıştr. bu ilgilerinin etkisi hayatına ve eserlerine yansımıştır ve 1830 devrimi ile yeniden sanata ve hayata dönmeye karar vermiş, ve hiç bitiremeyeceği devrim senfonisi ni yazmaya başlamıştır.
    daha sonra piyano resitali kavramını geliştirmiş büyük bir konser turuna çıkmıştır. hayır kurumları yararına konserler vermiştir.
    konser piyanistliği kariyerine son verdikten sonra, 1848'de weimar'da orkestra şefliğine başlamış ve kenti, avrupa kültürünün buluşma merkezi haline getirmiştir. bu görevi sayesinde verdi, wagner ve berlioz'un yeni operalarını yönetmiştir.

    aynı dönemde en önemli eserlerini bestelemiş, genç piyanistlere ders vererek altenberg kartalları diye anılan yeni bir piyanist kuşağı yetiştirmiştir ama muhafazakarların yoğun eleştirileri üzerine görevinden ayrılmıştır. sonraki yaşamını roma'da sürdürmştür, dini kitaplar yazmış, rahiplik dersleri almıştr. sonra roma, weimar ve budapeşte arasında seyahat ederek öğretmenlik ve piyanistliği sürdürmüştür. budapeşte müzik okulu'nu kurarak ilk başkanı olmuştur.

    1886'da, bir festival nedeniyle bulunduğu bayreuth'ta zatüreeye yakalanarak hayatını kaybetmiştir. budapeşte'de gömülmeyi vasiyet etmiş olmasına rağmen bayreuth'a gömülmüştür.
    (vera, 05.08.2006 11:40 ~ 04.02.2007 12:49)
  5. on dokuzuncu yüzyılın romantizminin simgesidir. o dönemden günümüze kadar gelen söylemlere bakarsak, liszt gibi bir piyanist daha dünyaya gelmemiştir. ancak onun piyanistliği bir yandan da öneminin küçümsenmesine, eserlerinin, "piaynist müziği" gibi hor görücü bir deyimle tanıtılmasına yol açmıştır. gerçi liszt o yıllarda chopin yanında, piyano için en uygun müziği yazan bestecidir fakat müziğe getirdikleri o kadarla sınırlı değildir. çünkü sadece piyano için müzik yazmakla yetinmiş değildir. liszt, orkestra müziği ortamına kazandırdıkları ile de hatılanmaya değmektedir.

    orkestra ortamına kazandırdığı, poeme symphonique* adı verilen, klasik düzene karşı, çoğunlukla müzik dışı konuları işleyen bir türdür. (bu türün öncüsünü aramak istersek karşımmızda berlioz'un müziğini buluruz.) liszt'in de başlıca etki kaynağı berlioz'dur zaten. özellikle biçim bakımından...

    liszt'i küçümseme eğiliminde olanlar orkestra müziğine olduğunca piyano müziğine de bok atarlar*. her iki ortamdaki yapıtlarını kötülemek gerekmese de, sanatçı kişiliğini savunanlara kulak vermek istiyorsak, müziğinde yer yer beliren gösteriş, etki, çarpıcılık uğruna anlatımın yüzeysel ve giderek bayağı sayılması gereken amaçlara kurban edildiğini söyleyebiliriz. aksi de düşünülemez zaten.

    zaman ilerleikçe kazanılan yeni görüş açılarından, liszt'in yalnız romantik çağın büyük bi simgesi olmakla kalmayıp, yirminci yüzyıl müziğinin bi çok önemli öğesini saptayan bestecilere, özellikle debussy ve ravel' a ne denli etkili olduğu, giderek ( hele o çok az bilinen son yapıtlarında falan) atonal yazının öncüsü olarak belirdiği, kimi kişinin hor gördüğü o gösterişli, yüzeysel yazısında bile kullandığı dilin özellikleriyle bile modern bir besteci olarak tanındığı anlaşılmaktadır herkes tarafndan.
    (vera, 04.02.2007 13:15 ~ 05.02.2007 13:10)
  6. robert schumann'ın aksine liszt' piyanistiktir. o dehşetengiz duyulan pasajlar, piyanistin ellerini görmekten zorlayanacağınız etüdler o kadar insan fiziğine uygun bestelenmiş, o kadar iyi düşünülmüştür ki, 'piyano tekniğine ve insana övgü' dür adeta.liszt sadece kafasındaki müziği hayata geçirmemiş, müziğine piyanonun olanaklarına göre şekil vermiştir. schumann'da, beethoven'da bunu bulamazsınız.
    (scherzi, 02.10.2007 23:01)
  7. (bkz: la campanella)
    (ali kamber, 08.02.2008 00:20)
  8. ortaçağ sonlarında çok sesli müziği benimseyen ve folklor yönünden önemli varlığa sahip bulunan macaristan bilindiği gibi bu sanat kolunda gerek besteci,gerekse seslendirici olarak büyük yetenekler yetiştirmiş,özellikle 19.yüzyılda yaşamış franz liszt sanatında olağanüstü etkinliklerinin yanısıra yenilikçi buluşlarıyla da seçkinleşmiştir. sanatçının esterhazy prensliğinde görevli müzik meraklısı ve oldukça iyi bir piyanist olan babası adam liszteski bir macar ailesinden,annesi anna langer kiliseye bağlı dindar bir avusturyalı aileden geliyordu.franz öğrenimi için viyanaya gidşine dek 9-10 yıl boyunca türkler konusunda pek çok öykü duyduğuna kuşku yoktu. bütün dinlediklerinin onda daha sonra doğacak osmanlı imparatorluğu başkentini görme tutkusunda etkisi kuşkusuz büyük olmuştu.1840 yıllarında başta paris olmak üzere büyün büyük avrupa kültür merkezlerini ince,zarif görünüşü,erişilmez klavya ustalığı,hareketli sosyal yaşamı,kadın ilişkileri ve ilginç eserleri ile büyülemiş bir sanatçıydı franz liszt.
    (ses işçisi, 30.03.2008 19:13)
  9. ikinci piyano konçertosu'ndaki wagner etkileri çok belli. evet biliyorum, wagner liszt'in kızıyla evlendi, zaten yakınlardı, ama ne çaldığım ne de dinlediğim hiç bir eserinde, ki buna si minör sonat da dahildir, bu kadar belirgin bir wagner etkisine rastlamamıştım. bunu hocama söylediğimde aldığım yanıt 'ja aber hallooo' oldu gerçi, ama wagner'i iyi tanımayan birisi olarak, müzik tarihini her zaman akademik şekilde takip etmediğim için hiç de utanıp sıkılmıyorum.
    (scherzi, 15.04.2008 00:18)
  10. 2. piyano konçertosunun teması o kadar güzel ki, liszt'de bunun farkında olsa gerek, tüm konçerto boyunca bu temayı işlemiş. virtüöziteden uzak bir konçerto bu. la campanella'dan, macar rapsodilerinden, paganini etüdlerinden uzak. daha içsel bir liszt var. mükemmel.
    (scherzi, 15.04.2008 23:58)
  11. (bkz: liebestraume)
    (bkz: hungarian rhapsodies)
    (electro, 08.05.2008 21:09)
  12. abdülmecit'in davetlisi (öncesinde sultan 2. mahmut davet etmiştir onu ama fiziksel şartların zorluğu nedeniyle gerçekleşememiştir) olarak istanbul'a gelmiş ve huzura çıkmıştır listzt. ayrıca pera'da ki avrupa otelinin konser salonunda verdiği resitalden sonra ömrünün kalan kısmında-44 sene- bir daha kitleler karşısında virtüözlük yapmadığı da rivayet olunur. eserlerindeki coşkuyu ve kimilerine göre çılgınlığı (nietzsche) paganini'den aldığı söylenegelinir ve wagner'e devrettiği de elbette. kontes marie d agoult ile yaşadığı zorlu aşk ilişkisi, dönemin edebiyat yazarları ile olan sıkı ilişkileri, budapeşte'de adının verildiği konservatuarda profesörlük...ve geriye kalan elbette weimar'da geçen uzun yıllar boyunca yaptığı sayısız bestedir.
    (joussaince, 30.06.2008 21:04 ~ 21:06)
  13. elinin normal insan elinden daha büyük olduğu rivayet edilmektedir. bestelediği macar rapsodilerinin başka açıklaması yoktur zira.
    (yevgeni vasilyeviç fyidraskov, 22.07.2008 01:26)