|
|
- düşünce özgürlüğüne fanatik şekilde önem veren müthiş batı basınının, gerekli gördüğünde nasıl otosansür yaptığına güzel örnektir. zira dünyanın en önemli fotoğraf ajanslarından magnum'um fotoğrafçısı taconis bu katliamı görüntülemiştir. ama başta henri cartier bresson olmak üzere, bu fotoğrafların fransa'da iyi karşılanmayacağı gerekçesiyle yanınını dağıtımını engellemişlerdir. bunun üzerine taconis onurlu bir hareket yapıp magnum'dan ayrılmıştır.
- fransa çalışmalarını her alanda sürdürmektedir ,en basit örneği :taksimdeki, cezair sokağının ismini, fransız sokağı olarak değiştirmek.
(hera, 11.04.2006 19:39 ~ 19:43)
- ama taptıkları adamın cezayir asıllı olması sorunsalı
(bkz: zinedine zidane)
- türkler ermenileri niye öldürdü diye kıçtan soykırım sallayıp örtbas edilmeye çalışılan insanlık dramı.
- ingilterenin aksine sömürgelerini (hindistan hariç) bırakmakta cokta niyetli olmayan fransızların bu sömürgeleri anavatanın bir parçacı olarak görmelerinden dolayı bağımsızlık ilan etmek isteyen bölgelerde sık sık yaptıgı katliamlardan biridir. batılı aydınların başka milletlere siz şunu katlettiniz demekten önce şapkalarını önlerine koymaları gerektiğini düşünüyorum. zira diğer bir fransız sömürgesi olan vietnamda da durum pek farklı olmamıştır. ancak avrupa dünyası için çokta yabancı davranışlar değil bunlar.
(bkz: ingilizler in hindistan soykırımı)
(bkz: amerikalılar ın kızılderili soykırımı)
(bkz: ispanyollar ın latin amerikalı soykırımı)
- sözde ermeni soykırımını her fırsatta gündeme getiren fransız parlamenterlerinin başta villepin ve chirac olmak üzere cezayir soykırımı söz konusu olduğunda 'tarihi tarihçiler tartışsın parlamento onun yeri değildir' diyerek iki yüzlülüklerini gösterdikleri konudur ayrıca.
(songoku, 10.05.2006 00:07 ~ 00:22)
- (bkz: katliam)
(bkz: soykırım)
- 8 mayıs 1945'de ikinci dünya savaşı bitmiştir, fakat bu savaşta "bağımsızlık sözü aldıkları için" fransızlarla beraber savaşan cezayirli'leri bir sürpriz beklemektedir. evlerine dönen cezayirliler on binlerce cezayirlinin fransızlar tarafından katledildiğini görürler.setif, guelma ve kherrata şehirlerinde binlerce cezayirliyi kireç fırınlarında yakılır ve kamyonlarla nehirlere dökülür. fransızlar bununla yetinmeyip 2005 yılında "sömürgeciliği öven" bir yasa bile çıkarmışlardır. cezayir soykırımı mevzusunu tarihçilere bırakan fransa devleti'nin, ermeni meselesinde neler yaptığı görülmektedir. eklemek gerekir ki, fransa cezayir'de 40-50 bin kişiyi hunharca katletmiştir.
- fransaya her daim hatırlatılması gereken insanlık dışı olaylardan birisi daha.
- 1942 yılında müttefik kuvvetleri cezayir’e çıktı. aynı yıl 300 bin cezayirli fransız ordusu tarafından askere alınarak savaşa sokuldu. savaştan sonra bağımsızlık sözü verilen cezayirliler canla başla savaştılar. fransızlarla uzlaşma eğilimli ferhat abbas, bağımsızlık statüsünü içten bir çabayla programlaştırdı. ancak fransızlar sözlerini tutmadılar. fransa’daki alman işgaline karşı mücadeleyi cezayir’den yöneten general de gaulle’ün 7 mart 1944’te ilan ettiği reformlar, çocuk kandırır türünden baştan savma değişikliklerdi. aldatıldıklarına inanan, ferhat abbas ve messali hac grupları, daha etkili mücadele edebilmek için güçlerini birleştirdiler ve “özgürlük ve manifesto dostları” adıyla, 500 bin üyeli büyük bir kitle örgütü kurdular. fransızlar bu girişime radikal bağımsızlık hareketinin simgesi durumundaki messali hac’ı tutuklayıp çöle sürerek yanıt verdi.
8 mayıs 1945’de, bütün fransız ve cezayir kentlerinde 2.dünya savaşı’nın bitişi kutlanacaktı. konstantin yakınlarındaki küçük setif kentinde gösteriler coşkuyla başlamışken, halkın yeşil-beyaz cezayir bayrakları açıp “yaşasın mesali” diye slogan atması üzerine fransız askerleri kalabalığın üzerine hedef gözetmeksizin ateş açtı. bunun üzerine kontrolden çıkan halk kitlesi, asker-sivil ayırmadan fransızlara saldırdı, 71 kişiyi öldürdüler. ben badis’ten beri ilk kez haklın karşı şiddetiyle karşılaşan fransız ordusu ve şoven kolonlar acımasız bir misilleme katliamına girişti. fransız kaynaklarına göre 12 bin, bağımsızlık hareketinin kaynaklarına göre 45 bin cezayirli öldürüldü, bütün partiler kapatıldı, binlerce insan tutuklandı.
setif katliamı tarihin gördüğü, haksız, eşit olmayan, insanlık dışı ırkçı katliamlardan biridir. şehir varoşları ve köylerde evler basılıyor, silahsız ve korumasız her yaştan sivil halk, ordu birlikleri ya da kolon milisleri tarafından öldürülüyordu. bu katliamı gören cezayirli yazar, katip yasin şunları söylüyordu:
“benim insan duyarlılığım ilk kez 1945’te setif’de, gösterilen vahşetle karşı karşıya geldi. ulusçuluğum orada pekişti. gözlerimi en fazla açan şey, batılıların söyledikleri her şeyi böylesine inkar edişleri oldu.”
setif katliamı, cezayir ulusal mücadelesinin dönüm noktası oldu. bu olaydan sonra, halkın da katıldığı silahlı devrimci mücadele dönemi başladı. 1954 yılına dek ufak çaplı çatışmaları içeren bir hazırlık dönemi geçirildikten sonra, 1 kasım 1954 günü, cezayir tarihinin en kanlı dönemini başlatan ayaklanma örgütlendi. ayaklanma hazırlıkları, messali hac’ın demokratik özgürlüklerin zaferi hareketi’nin silahlı kolu olan ve ondan 1954 ağustos’unda ayrılan (o.s) özel örgütü tarafından hazırlanmıştı. daha sonra devrimci birlik eylem komitesi (crua) ve ulusal kurtuluş cephesi (fln)’ni oluşturacak olan bu örgütün yöneticileri arasında, ileride yıldızları parlayacak olan ahmet ben bela ve muhammet hıdır da vardı.
1 kasım ayaklanması 72 yerleşim biriminde, eldeki elli tüfek ve diğer ilkel silahlarla donatılmış üç bin kişilik bir güçle başlatılmıştı ve yalnızca 5-6 fransız askerinin ölümüne yol açmıştı. fransızlar ayaklanmanın askeri gücüne önem vermediler ancak bir merkezden yönetiliyor olmasında son derece rahatsız oldular. cezayir’deki 50 bin kişilik asker gücünü birkaç gün içinde 80 bine çıkardılar. bu sayı 1955’de 200, 1958’de 800 bin oldu.
1955’te vietnam’da yenilen fransa’nın cezayir’de herhangi bir yenilgiye tahammülü yoktu. vietnam’daki serserilerden ve maceracılardan oluşan paralı askerlerini ve acımasız yöntemleriyle ün yapmış paraşütçü birliklerini, cezayir’e taşıdılar. fransız birlikleri, ne ulusal, ne de uluslar arası anlaşmalara uyuyor, kendilerini insan öldürmekten sorumsuz kılan bir statüyle katliamlara girişiyorlardı. göz altına alınanlara ve tutukevlerinde bulunanlara sistemli bir biçimde işkence uygulanıyor, direniş önderleri tutukevlerinde öldürülüyorlardı. köylülerin özellikle verimli ovalardaki ürünleri ve köyleri yakılıyor ve her yaştan cezayir köylüsü dağlık yörelere sürülüyordu. onbinlerce insanın yarı aç yaşamaya mahkum edildikleri toplama kampları oluşturuluyordu. 1960 başlarında bu kamplarda tutulan cezayirlilerin sayısı 2 milyonu bulmuştu. 1957 sonlarında fransızlar, akdeniz’den büyük sahra’nın içlerine kadar, yüksek voltajlı elektrik verilmiş, dikenli tel hattı çektiler. 2 milyon km2’lik koskoca ülke ve 9 milyonluk yoksul bir halk, teknolojik olanaklarla ikiye bölünüyordu. cezayir, 1962 yılında bağımsızlığına kavuştuğu zaman 1,5 milyon insanını kaybetmişti. bu kayıp, toplam nüfusun %16,5’una denk düşüyordu ve o güne dek bir ulusun gördüğü en yüksek oranlı insan kaybıydı.
kaynak: "yeni dünya düzeni kemalizm ve türkiye" metin aydoğan, 1.cilt, 3. baskı, sf.280-282
- (bkz: dinime laf söyleyen müslüman olsa)
- sömürgeci bir anlayışla 1,5 milyon insanı katleden ülkenin yaptığı insanlık dışı olay @878480
- bir günde 10 binde fazla, toplamda 1,5 milyon cezayirlinin katledildiği olay. bu olayın ilgiç yanı cezyirde petrol bulunmasının ardından meydana gelmiştir.filmler, fotoğraflar, itiraflar mevcuttur bu konuda. kendi kapısının önünü temizlemekten aciz fransanın, başkasına laf atmasıyla olay gündemde yeniden.
http://www.youtube.com/...(sahra, 13.10.2006 15:34 ~ 22.10.2006 20:16)
- fransız aydınlarının fransız hükümetiyle aralarının açılmasına sebep olmuş soykırımdır. bu haliyle "kendi bahçesinde dalı olmayan fransa'nın gelip bizim bahçemizde ağaçlık taslaması" daha bir koyuyor insana tabi.
(bkz: j.p. sartre)
(bkz: albert camus)
(bkz: michel foucault)
(bkz: orhan pamuk)(aytok, 04.06.2007 23:16 ~ 23:17)
|