belki ilginizi çeker
  1. · fransız filmleri
  2. · les amants du pont neuf
  3. · nouvelle vague
  4. · françois truffaut
  5. · jeux d enfants
  6. · le temps qui reste
  7. · avrupa filmi
  8. · luc besson
  9. · fransız savunması
gündem
  1. · darwin i bitiren balık
  2. · aşk ı memnu
  3. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  4. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  5. · dünyanın en seksi şarkısı
  6. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  7. · 27 kasım 2009 bursaspor galatasaray maçı
  8. · pulse
  9. · maslak opet bombacılarından birinin itülü çıkması

fransız sineması  

 sayfa  / 2
  1. klasik fransız sinemasının * genel karakteri şöyledir. sonbahar mevsimi, hüzünlü bir akşamda, bir kadın elinde kahvesiyle pencereden dışarı bakarken, kaldırım serçesi arkada fon müziğidir. sonra kamera sıırayla etraftaki bütün ayrıntıları inceler. bu arada izleyici sıkılır.kamera 20 dakika etrafı çektikten sonra aynı kadına geri döner.böyle uzar gider...
    (kral çıplak, 16.10.2005 08:22)
  2. "kendi sinemamızı yaratalım ama hollywood'un köpeği de olmayalım. ama paramız da az napcaz? o halde az bütçeyle insan hayatını işleyen, temelde senaryo üzerine yoğunlaşan filmler yapalım. hatta bir süre sonra kendi tarzımı da oluşturalım." şeklinde bir görüştür fransız sineması

    (bkz: nouvelle vague)
    (man on the moon, 16.10.2005 13:01)
  3. (bkz: amelie)
    (böcek, 16.10.2005 13:08)
  4. adamımız jacques geçirdiği ağır bir travmadan ötürü insanlardan soğumuş, kendini içkiye vurmuştur. bir otoparkta gece bekçisi olarak çalışmakta, bir yandan da amatör bir tiyatro topluluğunun çalışmalarına katılmaktadır. derin bir bunalım neticesinde intihar etmek, ya da intihar konusunu düşünmek niyetiyle sokaklara çıkar; yürür babam yürür.

    kadınımız catherine geçirdiği ağır bir travmadan ötürü insanlardan soğumuş, kendini taocu sekse vurmuştur. bir yayınevi için redaksiyon yapmakta, bir yandan da kokteyl şemsiyeleri tasarlamaktadır. derin bir bunalım neticesinde alışveriş yapmak, ya da alışveriş konusunu düşünmek niyetiyle sokaklara çıkar; yürür ha yürür.

    yağmurlu bir paris ikindisinde, jacques ile catherine bir köprü üstünde karşılaşırlar. olaylar gelişmez.
    (tembel, 26.05.2006 01:50)
  5. hollywood sinemasının envayi çeşit örneğiyle sinema zevki şekillenmiş! bir kaç arkadaş toplanıp, adını bile hatırlamdığım bir tanesini seyre başlamıştık bir evvelzaman içinde. filmin ilk sahnesinin grekoremen düzeyinin yerle yeksan olması ilgimizi arttırmadı değil. de zaten kulaktan dolma sinema kültürmüzle de fazla bir ''ekşın'' beklemiyorduk.

    toplumun çekirdeği aile olgusunun bireysel hezeyanlarla yaralanıp, yozlaşmasının( bir kadın var.kadının fındık gibi bir kız kardeşi.kadının kocası baldız baldan tatlıdır'ı fransızcaya uyarlamış. kadın ağlıyor.ağlıyor.ağlıyor.baldız da az değil hani, veriyor.adam da piç) fransız romantizmiyle harmanlanışını konu edinmiş bir film. daha dakika bir gol bir deyip, ilk sahneyi bile elimizdeki samsun 216'ları pura tadında içip, yorumladık. entelleşme! sürecinin kandaki abazanlık seviyesini nasıl minimuma çektiğini hayretle fark ettik.

    iyi hoştu da kardeşim film de bitmek bilmedi ki. uzadıkça uzadı, arada bir tekrarlanan ateşli yakınlaşmalar bile gözyaşıyla, rimbaud şiiriyle sekteye uğradı. arada biz ''hımm yönetmen kısıtlı bir bütçeyle olayın psikolojik yönünü de derinleştirerek çok iyi işlemiş'' tadında saçma salak yorumlarla filmi idrak etmeye çalıştık, ama fıs.

    olmadı vessalam. van damme filmleriyle kemik sesi duymaya alışmış bünyelerin zamanla evrimleşip, ''aaa yeşil yol çok güzeldiii'' seviyesine ulaşması kolay olmadı, kaldı ki fransız sineması?! ı ı ı.
    zaten merakla bir bakalım demiştik.yemedi..evet itiraf ediyorum: ''insanın başına her şey ya meraktan ya da asil fransız! jacques chirac'tan geliyor..''
    (jemand, 26.05.2006 03:07 ~ 03:57)
  6. dil bilmeden çocukken abimle beraber uydudan izlerdik, zira izlediğimiz filmlerde diyalog yoktu...
    (libertar, 26.05.2006 23:46 ~ 23:46)
  7. (zeus, 25.09.2006 13:24)
  8. fransızlar hakkında olumsuz düşünmeme neden olmaktadır fransız sineması. sadece bana mı öyle denk geldi bilmiyorum fakat izlediğim filmlerde mekanlar karanlık ve kasvetli, kişiler çoğu zaman bunalımlı, dengesiz hatta sapıktılar.
    (bkz: düşler, tutkular, suçlar)
    (bkz: cehennemin anatomisi)

    gerçi arada gayet güzel filmlerde çıkartabilmektedir
    (bkz: amelie)
    (bkz: angel-a)
    (mynerva, 25.09.2006 13:35 ~ 13:47)
  9. (balgabaa, 13.08.2007 01:10)
  10. (bkz: luc besson)
    (tazmanya canavarı, 13.08.2007 01:12)
  11. sanat filmi diye dünyanın en sıkıcı filmlerinin çekildiği ülke sinemasıdır. filmlerde yalnız karakterler değil o karakterlerin yaşadığı mekanın tamamı yansıtılmaya çalışılır bitmek bitmeyen konuşmalar hareketsiz sinir bozocu durup rol yapan oyuncular vardır.fransız sineması bir de gereksiz bir fazlalıkta erotizm kokar cinsellik acayip oranda öne çıkarılır ama tabiki 2 saat boyunca bi halt olmaz.bazende filmin içinde karakterlerin her yaptığı şey gösterilir tuvalete gidişi saçlarını taraması elbise seçmesi dişlerini fırçalaması tarş olması vsvsvsvsv. komedileride hep aynıdır her zaman müthiş salak bi ansan olur bu kişi ya kahraman ya da kötü insan olur ve film o kişinin yaptığı salak espiriler ve olaylar etrafında gelişir.korku filmleride amerikan taklitçiği vardır ve tabiki mümkün olduğu kadar sapık bi şekilde cinsellik. macera filmleride yine çok kötü amerikan taklitçiliği vardır.arabalar durup dururken kaza yapar bi yerlerde bombalar patlar tabiki siyahlarda hep ikinci sınıf fakat faydalı insan rolünde olurlar bi de normal fransız sıkıcılığı eklenince tadından yenmez olur bu tür filmlerde.
    (undeadtr, 13.08.2007 01:42)
  12. (negatif, 13.08.2007 01:48)
  13. çoğu insanın sıkıcı olarak görmesine karşı aslında sıkıcılıkla alakası olmayan sinemadır. dünya sinemasında oldukça söz sahibidir. zamanında amerikan şirketlerine , amerikan filmlerinin dört katı fazla film satmasına rağmen , ikinci dünya savaşından sonra en ünlü stüdyolarıyla beraber , piyasayı da amerikaya kaptırmış sinemadır. george melies den , lumiere kardeşlerden falan bahsetmeye gerek bile yok. kanımca fransız sinemasının sıkıcı bulunması , eski okul hollywood filmlerine bağışıklık kazanılması ve sinemayı bir sanat olarak değil de , biranın yanında fıstığın kuması bir çerez olarak görme alışkanlığıdır. sinema sanattır , fransız sineması da bu sanatın temel taşıdır.
    (hplovecraft, 13.08.2007 02:14)
  14. dünyaya sinemayı sanat olarak tanıtan, sevdiren, klişelerin ve tabuların olmadığı, izmir desem'de bir zamanlar bol bol örnekleri sunulan, ancak son yıllarda biraz gerilediğini düşündüğüm bir tür ekol.
    (etranger, 22.08.2007 18:32)
  15. genel olarak avrupa sinemasının minimalist kanadını oluşturur. sade yaşamlar, sade insanlar vardır. amelie ve taxi serisi gibi eğlenceli filmleri son zamanlarda görsek de genel olarak az konuşmanın geçtiği, karanlık ortamlarda geçer olaylar. amerikan sinemasının bol aksiyonlu, yanar dönerli filmleri yerine tercih edilesidir.
    (tutkinjsh, 22.08.2007 18:52)
  16. +18 film yapıp içine +18 lik hiçbir unsur koymayan sinemadır.hatta korku filminin göbeğine bile aşk sokmaya çalışırlar.
    (chericheri, 22.08.2007 19:05 ~ 19:12)
  17. umut sarıkaya'nın bir yazısında "film başladığında cine + yazısını gördüğümde fenalıklar basıyor. film izlemeye mi geliyoruz dert sahibi olmaya kardeşim" diye bahsettiğidir.
    (insert coin, 22.08.2007 19:10 ~ 19:10)
  18. amerikan filmlerinden sıkılanlar için güzel bir alternatiftir,tarzı farklıdır,izlenmelidir...
    (bkz: jeux d enfants)
    (kırmızıkanguru, 22.08.2007 19:17)
  19. genellikle seyretmeye çalışırken beni sıkıntıdan sıkıntıya sürükler fransız sineması ama tabiiki (bkz: amelie)
    (tercih ettiğim nick budur, 22.08.2007 19:26)
  20. kendini dünyanın en bi farklı milleti gören kendini beğenmiş fransızların sanat adı altında uzun uzun ve sessiz, karanlık, kasvetli sahnelerle donattıkları, diyalogsuz film tekniğiyle yoğrulmuş gereksiz sinema sektörü. tamam gerçekten insanı etkileyen, duygu yüklü veya eğlenceli filmleri yok da değil ama istisnalar kaideyi bozmaz.

    bir de bunlara ek olarak bilindiği üzre fransız sineması iki konuya daha çok ağırlık vermektedir. birincisi sanatsal yapımlar ikincisi komedi filmleri. bu noktada şunu söylemek yanlış olmaz. fransız yapımı komedi filmlerinde gerizekalı, yuvarlak gözlüklü, smokinli tiplerden nefret ediyoruz. mümkünse fransız sineması kapansın, onun yerine bir dönerci işletilmeye başlansın. bu sayede daha başarılı olacaklarına eminim.

    (son kez söylemek gerekir ki yapılan kaliteli filmlere lafım yoktur. severek izliyoruz.)
    (emrahman, 24.08.2007 17:35)
  21. son derece katı bir gerçekçiliğin egemen olduğu sinemadır. ayrıca yılmaz güney'in teknik olarak en yakın olduğu sinema ekolüdür.
    (aytok, 24.08.2007 22:34)
  22. fransız sineması deyince aklıma gelen yegane filmdir kültler arasına girmesi gereken ama nedense kimsenin sallamadığı jeux d'enfants.
    (barneystinson, 31.08.2007 16:36)
  23. (bkz: yeni dalga)
    (mornemeses, 06.05.2008 12:28)
  24. içinde daima aşk ve gizemi barındıran sinema.
    filmlerinin çoğunda seyirciyi düşündüren ve filme çeken illaki gizli bir taraf vardır.
    ince çizgiler üzerine çekilmiş sinemadır.
    (grii, 06.05.2008 12:50)
  25. öyle veya böyle, farklı olduğu kesindir.
    (jenesaispas, 06.05.2008 19:59)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil