saat 5.00 sularında isyana bağladığınız anda monologların hat safhada olmasından kaynaklanan bir psikolojik sorundur. genellikle tavsiye edilmez. bağımlılık yapabilir. kısa vadede bünye için olumlu tepkiler verirken, uzun vadede insanı kronik yalnızlığa ve beyinde önemli hasarlara sebebiyet verebilir.
gerçekleşmesi için ilk şart kesinlikle fransızca bilmemeniz gerekmektedir. yoksa denedim olmadı deme ihtimaliniz çok yüksektir.
gerekli malzemeler;
-1 adet fransızca bilmeyen, hayali bir sevgili(mümkünse esmer)
-play list'inizde yaklaşık 10 adet slow fransızca parça (şef tarafından jacquel brel ve noir desir tavsiye edilir)
-loş ve bir o kadar boş bir ortam
-minimum 90 iq'ya sahip beyin(daha azı kotarmamaktadır. lüften önce iq testi yaptırın)
yapılışı:
gerekli şarkıları yasal yollardan satın aldıktan sonra(mp3 kullananları buradan tekrar kınıyoruz, emeğe saygı lütfen) 10 dakikalığına gözlerinizi kapatıp, sessiz ve karanlık ortamda konsantre olun.
esmeralda'nızı (bildiğin esmer işte) karşınıza alıp tek diz üzerinde diz çökün. (sakın ağzınızda gül falan tutmaya kalkışmayın tadında bırakın)
müziği hafifçe açın. göz temasında bulunun. sizi hiç anlamadığınız, ve asla anlayamayacağınız o fransızca şarkılar temsil etsin o an. 'bak gördün mü ne diyor? işte olay budur' deyin. eğer içinizden geliyorsa gözyaşı bırakın aksın. esmeralda bu duruma şaşıracaktır. ama sonunda hiç anlamadığınız bir şarkıya ağladığınızı görünce ne kadar karmaşık bir ruh haline sahip olduğunuzu anlayacak, sonunda size hak verecektir.
en son la valse d'amelie eşliğinde pervasızca dans edin... sarılın... hiç bitmeyecekmiş gibi...
biliyorum fransızsınız bu duruma.
olsun. yalnızlarda kalabalığa fransız.
işin kötüsüde üstad'ın dediği gibi;
fransızlar hep fransız kalacaklar...
(en son muhtemelen bir saba makamında ezan okunacak. kapayın müziği. gidin zıbarın)
howard wolfowitz en az altı dilde sevişebilir ama bir türlü kendisiyle sevişmeyi isteyebilecek bir kadına tesadüf etmez.
(bkz:
the big bang theory)