ingiliz romancı marry shelley nin 18. yüzyılın sonlarında yayınlanmış romanının ana kahramanı. romanın tam adı "frankenstein, or the modern prometheus" dur. roman, dönemin romantizm akımının etkisinde yazılmış olup, john locke un
tabula rasa , rouesseau nun
noble savage ve tabii ki
galvanizm felsefelerinden esintiler bulmak mümkündür. yazıldığı dönemde, özellikle bir kadın romancının elinden çıktığını düşünürsek; oldukça başarılı, cesur ve orjinal bir hikayedir. frankenstein, sanılanın aksine, o korkunç canavarın değil, onu oluşturan doktorun adıdır: victor frankenstein. zavallı canavarın adı yoktur bile!
birçok filmi bir kenara bırakırsak, orjinal hikaye özetle şöyledir: cenevizli, soylu bir ailenin oğlu olan victor frankenstein, çeşitli bilimsel araştırmalar ve denemelerle, ölülerin cesetlerinden bulduğu parçaları birleştirerek yeni bir yaratık oluşturur. ve bu yaratığın çeşitli yerlerine elektrik akımı vererek onu canlandırır. ancak, canlandırdığı bu yaratığın kısa bir süre sonra kaçmasının ardından, onu arama zahmetinde dahi bulunmayıp yüz üstü bırakan victor frankestein, yaratığın daha sonra bir "canavar" haline dönüşeceğini tahmin edemeyecektir. yaratık, ilk anda, yürümeyi, konuşmayı, yazmayı...vs bilmemektedir. toplumda edindiği deneyimler ve algılarıyla kendi kişiliğini oluşturur ve aynı zamanda birçok bilgiyle de donanır. ancak toplumdan aldığı reaksiyon çok vahimdir. fiziksel görünüşü nedeniyle sürekli şiddet ve dışlanma gören frankenstein, aslında başlarda gayet iyi niyetli olduğu halde, sonraları bir canavara dönüşür. hedefinde onun yaratıcısı victor frankenstein vardır. onun kardeşini, nişanlısını öldürür ve en sonunda yaratıcısının dikkatini çekmeye başlar. victor frankenstein, yarattığı canavarla yüzleşince yaptığı hatanın farkına varır. ancak, canavar, ondan, kendisini nasıl yarattıysa, kendisi için bir "dişi" de yaratmasını ister. ancak o zaman, bu şiddeti durduracak, kendi köşesine çekilecektir. victor frankenstein, önce bu fikri kabul etse de, bir dişi yaratık daha yaratırsa, bunların üreyeceğinden korktuğu için, ilk defa sorumlu davranarak dişi bir yaratık oluşturmaktan vazgeçer. daha sonra, victor frankenstein ile yaratığı arasındaki kovalamaca, kuzey kutbunda, ikisinin de ölümüyle sonlanır...
bu hikayede, adem ile havva hikayesine, şeytanın cezalandırılması (
paradise lost) gibi olaylara gönderme vardır. ancak hikayede, adem ile havva hikayesinin aksine (havva yüzünden yasak elmayı yiyip cennetten kovulmuşlardı) bütün sorunların kaynağı bir erkektir. burda marry shelley nin feminizm duyguları kendini gösterse de, hikayedeki kadınların hepsinin bilimle hiç yüz göz olmayıp, aşkla börtü böcekle uğraşması da çok yaman bir çelişki gibi durmaktadır...