foucault adındaki bilim insanı, ki 1850'lerde falan yaşamış bu insan... paristeki pantheon’un tepesine 67 metrelik bir ipin ucuna bağlamış
* küresini.
bir de bakmış ki sallandırdığı küre hafifçe oynuyor, ölçmüş biçmiş birkaç kez ortalamasını almış, 1 cm çıkmış.
düşünmüş taşınmış "ulen bu dünya denen yuvarlak acaba dönüyor mu ki benim küreyi de döndürüyor" demiş. demez olaymış, çünkü haklıymış, dünya dönüyormuş sen ne dersen deymiş yıllar geçiyormuş hissetmesendeymiş
gelelim sarkacın hikmetine...
bizim foucault'nun bu güzel sarkacı dünyanın döndüğünü biraz da dramatik bir şekilde gösterir ve de derin mi derin bir de sır taşır
*… sarkacı kuzey kutbu'na götürmeye görün... salınım sizi yanıltır...gözleriniz kamaşır da inanamazsınız. altındaki dünya dönerken sarkac bir gıdım bile oynamaz. nuh der de peygamber demez.
e sorarsınız tabi kime göre, neye göre oynamaz da sabit kalır diye…
yoksa siz döneni bir sizin dünyanız mı sanırsınız...
sarkaç düzlemi mesela kutup yıldızı'na göre sabit kalır. peki sor bakalım bir bu nasıl olabilir. sarkaç bizim kutup yıldızına göre dönmesi gerektiğini nereden
biliyor da normalde dönen yörüngesine, onuna bununa göre dönmüyor? ha?
bu zaten zamanında
newton'un da başını ağrıttıydı. zira onun da kovalı movalı bir deneyi vardır, suyu koyar içine, sallar mallar falan da filan...
zaten
galileo’ya da ters değil bu yaptığımız, merak etmeyin, bizimkilerin hepsi aynı fikirde! içiniz rahat ola...
eylemsizlik eğer ki uzak mı uzak bambaşka bir maddenin varlığına bağlıysa, farklı yönlerde farklı olmasını veeee kütlenin ivmenin yönüne bağlı olmasını beklerdik değil mi?
*
araştırdım ettim, böyle bir olay şimdiye kadar hiç mi hiç gözlenmemiş yahu.
dediğim o’dur ki eylemsizlik hala bir sır olarak duruyor… biraz sıksam çözerim de…