belki kimi sözlük yazarlarının ve okurlarının yaşı yetmemiştir görmeye, onlar için ekseri izah edeyim, fotoroman denen şeyler, bir dönem türk insanının hayatında en az
radyo tiyatrosu kadar yer etmiş sanat eserleri idi. her gün gazete eklerinin ortalarında bir yerlerde vatkalı gömlek giyen kadınların, tavuk götü saç uzatmış erkeklerin, chevrolet arabaların resimleriyle süslü bu fotoromanlarda aşk, ihtiras, şehvet, ihanet duygularının hepsi fotoğraflar eşliğinde işlenir, çekirdek çitleme eşliğinde bunları günlük takip eden ev hanımı vatandaş da "yarın ne olacak acaba" diye uykusunda dellenirdi.
sonra sonra popülaritesini kaybetti. hele hele hayat, ağacı, yalan rüzgârı gibi diziler hayatımıza girince olay bitti. televizyonda o fotoğrafların hareketlisini, hele de lauren fenmore ve sam whitmore cıbırlarının ortada endamını sergileyenlerini gören vatandaş, "fotoğraf ne ola ki" diye onlara burun kıvırdı.
geçenlerde
hatırla sevgili dizisiyle yeniden fotoroman olayına girmeye kalktılar ama sanırsam fazla tutmadı. teletabi muamelesi gördü.