umum ahalinin dilinde fotoğraf olan sanatın ta kendisi. bu sanatla eni konu ilgilenmeye başlayanlar işin aslını öğrendikten sonra zinhar fotoğraf olarak yazmaz ve fotografçıların bulunduğu ortamlarda fotograf olarak telaffuz ederler. ve de fotografa resim diyenleri de ağzına acı pul biber sürmüş ederler. mesela: ben
türk dil kurumunun imla klavuzunda yabancı dilden alınan kelimelerin yazılışları hakkında birşeyler okurken gördüm topograf kelimesinde yumuşak ge yok. normal ge var. peki fotografta niye yumuşak ge var anlamış değilim. sanki bu millet topograf kelimesini telaffuz eder ama fotograf kelimesini edemez. bu kadar fotografçı ediyor işte. onlar diksiyon-artikülasyon kursumu aldı? yooo.
bence bu sözlüğün ileri gelenleri fotoğraf kelimesi geçen tüm başlıkları fotograf olarak değiştirmeleri gerekir. arama yapıldığında ise sonucunda;
"böyle bi başlık tüm aramalarımıza rağmen bulunamadı...
şöyle bir şeyler var. bizce kesinlikle ilgisi vardır :
i. fotograf
ii. fotografia
iii. fotografçı
iv. fotograflar
v. fotograf.com
vi. yürrü anca gidersin " diye bir açıklama çıkarmaları lazım.
dilbilimde en çok bilinen kurallardan biridir: dilde tüm kullanımlar kolay söyleyişe doğru gider. sonu eski yunanca "graf" sözcüğü ile biten bütün sözcükler, dilimizde kullanılmaya başlandığında, söyleyiş zorluğuna yol açmaktadır. burada temel sorun, "g" sesinden önce gelen ünlünün ses gücünü "g" sesine aktarmasıdır. bundan dolayı, dilimize özgün yazımıyla yerleşmiş birçok sözcük, ünlünün etkisiyle "ğ" sesiyle söylenir (örneğin parağraf, kartoğraf vb.) dilimize görece yeni yerleşmiş olan "fotoğraf" sözcüğünün özgün biçimi yerine dilimizin söyleyiş kuralları çerçevesinde yazılmasından daha doğal bir şey olamaz. ayrıca, fotoğraf yerine "fotograf" deyince kişinin kendisini bir sanat dalına ait hissetmesi, tek kelimeyle aymazlıktır.
fotograf bir anlatım dilidir ve fotografçayı kullanır. fotografça; türkçe, ingilizce, urduca gibi bir dildir. ama görsel bir dildir. diğer diller kelimeleri kullanırken fotografça iki boyutlu görüntüleri kullanır. nasıl ki dillerde imla kuralları ve dil bilgisi varsa fotografçada da kurallar ve yöntemler vardır. örneğin; konuşurken önemli olan kelimelerin üzerine basa basa ve daha yüksek perdeden söylediğimiz gibi, fotografçada da önemli olan görüntüyü daha ön plana ve fotograf düzleminde altın noktalar dediğimiz yere koyarız.
fotografçayı öğrenmek, bu dille birşeyler anlatmak ve üretilenleri anlamak için mutlaka fotograf makinesi kullanmak gerekmez. hiç fotograf çekmeden de fotografçayı öğrenebilir ve başkalarının ürettiği görüntülerle yeni bir anlatım biçimi geliştirebilirsiniz. veya görüntülerin güzel bir fotografçayla üretilip üretilmediğini fark edebilir, görüntülerin keyfine varabilirsiniz. çünkü fotografça, algılama ve üretme yöntemlerini, görüntülerin renk ve kompozisyon yönünden insanları nasıl etkilediğini baz olarak ele almış ve bu yönde geliştirmiştir.
tabi ki fotografçadaki kurallar ve yöntemler bundan ibaret değil. kontrastlık, perspektif, net derinliği, hareket yönünün boş bırakılması v.b. yöntemler vardır. bunları öğrenmek için fotograf makinesi alırken işe başlayabilirsiniz.
siz siz olun fotograf makinesi alırken makine ile birlikte kullanım kitapçığını da alın ve okuyun. okumanız gereken kitap sadece kullanım kitapçığı değil tabi ki. makineyle birlikte amatör fotografçılar için yazılmış bir kitabı da almayı unutmayın lütfen. o kitapta biraz önce bahsettiğim kural ve yöntemler detaylı olarak anlatılır.
ama artık internet embesili olduğumuza göre fotograf konusunda yardım almak üzere arama motoruna fotograf yazmanız yeterlidir. bu konuda yazılmış bir çok kaynak gözünüzün önüne serilir. ama okuduklarınızı bitirince fotografçı olacağınızı düşünmeyin. okuduklarınızı uyguladıkça fotografçı olursunuz. çeke çeke bir noktaya gelebilirsiniz. çektiğiniz fotografları beğendiğiniz fotografçılara gönderin ve eleştirilerini dikkate alın.
fotografçanın tüm dünyanın ortak dili olduğunu ve her fotografçının da farklı bir lehçesi olduğunu unutmayalım.
ve herşeyden önemlisi fotograf aslında önce beyinde çekilir. fotograf makinası o beyinde çektiğiniz fotografı başkalarına göstermeniz için gerekli bir aparattır. daha ileri gidersek fotografça birşeyler üretmek için photoshop da yeterlidir diyebiliriz. yeterki photoshop ta kullandığınız size ait olmayan fotografları satın/yazılı iznini alın.
fotograf en önce beyinde çekildiğine göre fotografa beyninizde daha önce bulunan bilgilerle etkileşim sonucu ortaya çıkacak görüntülerdir demek daha doğrudur.
yani beyninizde ne varsa ürettiğiniz fotograf da o kadar olur.
fotograf bir anlatım dilidir dediğimize göre birşeyler anlatması esastır. ne kadar anlatırsa o kadar değerli olur.
kimine göre ışık, kimine göre gölgeden ibaret olan fotograf, teknik ve fotografik kompozisyon kuralları çerçevesinde değerlendirildikten sonra merak uyandırmalı, nasıl yani? sorusunu sordurabilmeli, içinde kullanılan objelerin kendinden başka bir hikaye daha anlatması ile o fotograf güzel olarak adlandırılabilir. bunların hepsi bir arada olması o fotografı mükemmel yapar. ama en azından bir-ikisini bir arada barındıran fotograflarınızı birilerine gösterin.
ps. tdk tarafından monografi, biyografi, paragraf, kartograf a tanınan normal ge kullanımında hak talep eden sanat dalı.
bir
pilli bebek şarkısıdır.
bir siyah beyaz fotoğrafım ben
tozlu raflardayım eski albümlerde
yağmurlu günlerde alçak gönüllü
bir su birikintisiyim
şehrin karanlık sokaklarında
donu düşük çocukların yaktığı
kağıttan bir gemiyim
yüzüyorum, yüzüyor muyum
bilmiyorum, bilmiyorum
bir gün batımıyım güneyde
bir akşam vaktiyim
ucuz bir şarabın şişesiyim, denizde
yüzüyorum, yüzüyor muyum
biliyor musun bir gün
bir yağmur sonrası
siyah beyaz bir fotoğraf
bulacaksın yerlerde
işte o an
bir kıpırtı yüreğinde
ve iki damla yaş olacağım
güneşli gözlerinde, gözlerinde
geçmişte dondurulmuş '
an'dır. an itibariyle geçmiştir gibi görünse de bazı durumlarda şimdiyi yaşanır kılan tek unsur olur..
birçok kavramın yerini alır.. hüzün de olur, huzur da.. bazen de varlığından bile haberi olmayan bir kalp ağrısı oluverir hiç bilmeden..
özlem olur..
her ayrıntısı gezinmiş, kazınmıştır zihninde yine de bakarsın işte sessizce.. nedensizce...
"
hüzün.. yalnızlığım dokunuyor bana.. gri öğle sonrası hafifçe gülümseyen bir fotoğrafsın işte..
soğuk ellerin avuçlarımda.. bir fotoğrafsın işte..."
(
fethi taner ve toplama adamlar)
klasik bir söyleyiş olan 'aaa hadi bu anı ölümsüzleştirelim'' bağrışlarının arkasından patlayan flaşlardır. genelde, o gün kendisini formunda hisseden bir kız ya da yakışıklı olduğunu düşünen bir erkek tarafından herkesçe hep iyi hatrlanmak amacıyla diğer kişilere hatırlatılır ve aynı kaygıyı taşıyan ama karşı taraf kadar belli etmeyen kişilerce de ''uff nerden çıktı bu şimdi'' şeklindeki hayıflanmalarla karşılanır.
hayattan çalınan tek şey! ölümsüzlük! yaşanmış bir hayatın tek ispatı, geçerli tek delili!
yurdum insanının büyük bir kısmının resim olarak tanımladığıdır.
+hasan gel iki resim çekinelim(!) hacı.
hayatın unutlmaz anlarının en güzel saklanma biçimidir fotograf. sihirli bir el dokunmuş da dondurmuş gibidir o kareyi... bence fotograf, "an" demektir, saniyelerle ölçülebilecek anları bir fotografa hapsetmek, kalıcı hale getirmek kadar güzeli yoktur...
biraz bencillik, biraz mazide yaşamak, biraz geçmişn külleri ile ısınmak. en unutmak istemediğniz anlarda "dur, birinde makina vardı" ile hayat donar. hep o yaşta o ruh halinde kalakalırsınız. oysa değişir insan, ruhumu çaldın, beni serbest bırak diyemez de kimse. bugün o kadar çok güldüm ki ruhumun kırılan yerlerine inat. o kadar çok eğlendimki içimdeki hüzne ve acabalara inat. biri bir resmimi çekseydi eminimkigözlerimdn okunacaktı hicranım.
fotograf çekmek, ölen birinin msn adresini silememekle aynı biraz. küçümsemeyin kimseyi, herkes bencil biraz. herkes hendine doğru. biri bir zamanlar demiş olsaydı ki aşkı resimlerde saklarsın hiç bozulmadan, inanırdım bi ihtimal, değişen insanları göz ardı ederek. oysa insan bu deişiyor,değiştikçe güzellşiyor belkide. anılara sayğı ile yaklaşmayı küçümemiyorum şimdi durudğu yerden ama anılar kadar değerlidir geleekte.
tutup bir ara güler eleştisi de yapmıyorum elbet burada. fakat kimse de benim görüğüm gibi görmez elbet ve hatta çetiğim fotograf bile kadar güzel olamaz sevgilden başka. sadece hasret giermekese fotograf özlemi, gözlerinzi kapayın be. en güzel pozları saklamıştır beyniniz zaten.
yine de en boktan fotoraflarımız en kıymetlimizdir her zaman. habersiz en olağan hali ile. kimse desilmeye kıyamaz üstelik o rezil resimleri.