1. fotoğraf insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır.

    doğumdan itibaren hayata girer. ölüm ile biter. pek bir kimsenin ölüm fotoğrafı yoktur, belki hasta yatağında veya mezar fotoğrafı vardır ama ölüm fotoğrafı diye adlandırılmazlar.

    doğumda verilen ilk poz anne kucağında, bir örtü altında sadece sıfatın göründüğü fotoğraflardır. örtü yığınının altında bir yüz; buruşuk, saçlı veya ağlar halde iken.

    ilerki zamanlarda (kırkından sonra), bebek ebeveyn yatağında dişi ise altı değiştirildikten sonra, erkek iste, altı değiştirilirken ama altı bağlanmadan öncedir, poz verir. tercihan sırtüstü yatırılan bebeğin haliyle kollar ve bacaklar açık, gözü nereye takıldıysa oraya bakmaktadır.

    (bkz: namus)
    (bkz: bir gurur unsuru olarak penis)

    bebeğin yaşı ilerlediğinde banyo esnasında ya bir leğen ya da yıkanma küvetinde bir pozu vardır. yine bir üstte belirtilen pozda ama ıslak ve büyük ihtimalle de ağlarken görüntülenir.

    daha ilerki yıllarda ki artık yaşa girilmiştir. bebek giydirilir ve bir fotoğrafçıya götürülür, ilk profesyonel pozu verir kişi. ya bir sepet içinde, ya da yüzüstü yatırılarak birçok pozu çekilir ve fotoşap ile arkaya densiz manzara görüntüleri konur. ortaya da şöyle bir şey çıkar; bir şelale önünde bebe yaka beyaz gömlek giymiş, başında yamuk bir bere ile renkli bir kuzu postu üstünde bir bebek. ve benzeri alakasız manzara eşleştirmeleri.

    mümkün olduğunca her sene bu profesyonel çekimler tekrarlanır.

    bu pozlar arasında bayramlarda bir araya gelen aile fertlerinin kucaklarında, ya da rastgele (ele bir fotoğraf makinası geçtiğinde) bir koltuğa oturtulmuş, bacak bacak üstüne atılmış pozlar da vardır.

    okul öncesi ilk vesikalık çektirilir. kafa mutlak surette yamuktur. sıfatta da beceriksiz bir gülümseme. kafayı sağa sola hafif eğip, merceğe gidip bakıp geri gelen kişinin sert ve tepeden kavrayan ya da çeneden iten bir eli ile yönlendirilmiş bir duruş.

    yaş artık ilerlediğinde, okula gitmeden önce, ilk gün sabahı kara önlüklü, yeni pabuçlarla ev içinde ayakta çekilen fotoğraflar vardır. beyaz kolalı yakanın acısı henüz yüze yansımamışken, biraz endişe biraz da merak karışımı bir ifade ile, yamuk bir gülümseme. mutlak surette kapıdan çıkmadan, kapı ağzında çekilir bu fotoğraflar.

    birinci sınıfta, gün gelir toplu fotoğraf çekimidir. okul bahçesindeki merdivenlere yerleştirilen sandalyelere çocuklar oturtulur ve kolları bağlanır hepsinin. en öndekiler dizlerini yere koyar, henüz birbirinin altından üstünden kavuşmayan kollar yüzünden, eller dirsekler üzerinde kalır. herkes aynı anda gülümsemeyi bilmez, hepsi tek bir pozda ancak farklı donuk ifadelerle çıkarlar.

    ve bu pozlar her sene tekrarlanır.

    ortaokula gelindiğinde, sabitleştirilmiş, kolları bağlanmış çocuklar yerini delişmen, çılgın gençlere bıraktığı için, random çekilen fotoğraflarda ergenler elleri, kolları açık, hareket çekerken, istiklal marşı okuturken, bacaklar açıkken, yamuk planör duruşunda, sıraların üzerinden kollar havada ve benzeri manasız ama neşeli pozlarda yansırlar.

    lisede bu havailik biraz daha oturmuş, en azından kollar kapanır haldedir. ancak yanak yanağa, kolkola ikilemeleri bu pozları tanımlar.

    ayrılmanın verdiği bir korku ile bir yapış yapışlık da mevzu bahistir, zira kollar bundan kelli kapalıdır.

    daha sonra üniversite yılları.

    (bkz: to be continued)
  2. alternatif olarak sanatkar ebeveynlerin çektiği/çektirdiği pozlar da vardır. çocuk çocukluğundan soyutlanmıştır, direkt bir sanat objesi olarak görülür ve genelde siyah-beyazdır bu pozlar. ilerde çocuk gurur duyacak da olsa da gerçekten uzaktır, hayatın içinden değildir ve çocuktan çok fotoğrafı çekenin görüşlerini aktarır.
  3. şahsi arşivimde resimlerde büyüme ve aslında yıpranma yaşlanma sürecini saçlarımın alnın iki yanından başın ortasına doğru james dean tarzı açılmaya başlamasıyla fiziksel emaresini görebiliyorum.son zamanlarda çıplak foto çektirmedim;sanat için bile olsa soyunmadım fakat bunu fotoğraflarda gözlemlenemese de gereken yerlerde hayırlı büyümeler mevcut.şaka bir yana resim çekilirken o anki haleti ruhiyyenin yanında o yaşın o dönemin o ana ait yaşam diliminin izleri kılık kıyafetten,mekandan ve bu çok önemli bakıştan anlaşılır.benim kısık çizgi halindeki delici gözlerim fazla içine dair herhangi bir ip ucu vermezse de;o anki tebessüm,kahhkaha,gülme,miroğlu pozu,ölü köpek bakışı seksiliği pozu o anın meselelrinine dair bende ve bilenlerde hızlı bir flashbackle resme akış ve hapsolan o ana geri dönüş sağlar.zaman zaman bakılır albümlere.ben pek bakmam.genelde kzılar meraklıdır kendi albümüme vs. kız arkadaşım bakarken bakarım hep.başbaşa albümümlerimle yalnız kaldığım vaki değildir.zaten;kesinlikle doğru bir genellemedir;resimlerde bakışlarıyla oynayıp o anın nabzını yansıtabilen,poz verebilen;bunu kendi ve diğer kişilerin resimlerinde daha başarıyla görebilen de ekseriya kadınlardır.
  4. genelde tüm ergenliğe giren kızlarımız, toplu ve arkadaş arasında çekildikleri fotoğraflarda kafayı hafif yana eğerler. bu pozun kendilerini daha şirin göstereceğine emindirler. yaş 30'a yaklaştıkça bu pozdan fayda bulamadıklarını anlayıp vazgeçerler. evet...
  5. sol kaş gittikçe daha yukarı kalkar..ta ki alında kırışıklar oluşuncaya dek. sonra o kırışıklat belli olmasın diye kaşlar aşağıya doğru düşer düşer ve düşer.. ta ki kırışıklarla barışıncaya kadar.
  6. toplu ve de zorunlu iş yemeklerinde uzun masalarda dizi dizi oturan kişiler masanın sağ veya sol ucundan yelpaze şeklinde açılmaya çalışarak objektife poz verirler. aradan hatırda kalmak istemeyenler geriye çekilirken, görünmek isteyenler de kafalarını öne doğru eğerek poz verirler. bu masaya kafalarını koymak üzere olan kişiler çoğunlukla fotoğrafı beğendikleri insanın göreceğini düşünerek kendilerini göstermek isterler.

    bu pozlarda çoğunlukla bayanların yüzleri asık olur. zira ya masada konuşulan erkek muhabbetinden sıkılmışlardır ya da başka bir kadın yüzündendir sıkıntı. örn. aynı elbiseyi giymişlerdir, diğeri daha güzel ve/veya seksi görünmektedir vb. ve daha güzel olan daha çok ilgi çekmektedir. muhabbet de onun etrafında dönmektedir.

    gecenin ilk saatlerinde çekilen fotoğraflarda bir resmiyet göze çarpar. ayrıca "bir de şipşakçıya para mı vereceğiz?" sıkıntısı basar insanları. bir de zaten her gün yüzyüze baktıkları insanlarla yemek yemek pek hoş değildir.

    ilerleyen saatlerde, fotoğraflarda dişler ve kaldırılan kadehler dikkat çeker.

    bu fotoğraflar yemekte beğenilen kişi olmadığı sürece satın alınmaz ve de özenle korunmaz.
  7. fiziksel değişim/gelişimin an ve an, yıl ve yıl, günbegün izlenebildiği pozlardır bunlar. misal geçen başıma gelen olay:

    -profilime koyduğum foto nasıl sence?
    +hmm fena değil ama bana sorarsan 3. foto daha iyi
    -hımm.oha dur çok eski bi foto koydum baksana
    +ohaaa..çirkinsin lan resmen
    -neeee. o kadar değişmiyim yaa
    +valla..kaç sene öncenin bu foto
    -4 sene fln..
    +ee kızım 4 sene öncesine göre güzel ama şuanına göre çirkin bi foto bu. kaldır kaldır

    şeklinde bir zamanlar çirkin örnek yavrusu olduğunuza anlayabiliyosunuz ve zaman aşımına uğradığı için bunu diyen kişilere kızma şansınız da yok. neticede gün bugündür değil mi.