fotoğraf çeken, fotoğrafla uğraşan insan. nedense kimileri sadece bu işten para kazanan gruba "fotoğrafçı" demektedir, ki tamamiyle yalnıştır. para kazananlar profesyonel fotoğrafçı, sadece zevk için yapanlar ise amatör fotoğrafçıdır. fotoğrafçı aynı zamanda bir illüzyonisttir. bunun nedeni iyiyi kötü, kötüyü iyi, kısaca her şeyi kendi düşüncesine göre sunmasıdır. bunu da göstermek istediği yönleri diğer yönlerden izole ederek yapar.
objektifin arkasında durup, gördüğünü başkasına en iyi şekilde sunabilen hatta pazarlayabilen kişilere verilen isim.
nü çalışmalarda niko guido bir efsane olma yolunda adım adım ilerlemektedir.
çok iyi insanlardır bu mesleğe sahip kişiler. yine işim düştü birine. anında kanım kaynadı.
son derece sıradan bir günde dükkana girip vesikalık fotoğraf çektirmek istiyorsun. seni güler yüzle karşılıyor. hiçbir ticari çıkarı yok gibi. seni arkada bulunan karanlık odaya götürüyor. aynı güler yüzle aynayı gösteriyor. üstünü düzeltebileceğini söylüyor. zorlama yok. düzeltmeyebilirsin de. sana kalmış. ses tonuyla veriyor bu mesajı sana. sonra sandalyeye yöneliyor. sen oturmadan önce yüksekliğini ayarlamak için sandalyeyle meşgul oluyor. işine yürekten bağlı. tüm benliğini ortaya koyuyor sandalyeyle uğraşırken. işi bitince oturmanı rica ediyor. oturuyorsun. fotoğrafı nerede kullanacağını soruyor. çok iyi niyetli. eğer fotoğrafın kullanım amacı kötüyse o an bırakacak fotoğraf makinesini. belki güler yüzle birkaç öğüt verecek. seni iyiye yönlendirmeye çalışacak. bakışlardan belli. ancak fotoğrafın kullanım amacını beğeniyor. onaylamak amacıyla kafasını sallıyor. fonda herhangi bir rengin kullanılabileceğini söylüyor. hangi rengi istediğini soruyor. fotoğrafçıyı kendine o kadar yakın görüyorsun ki seçimi ona bırakmak istiyorsun. senin seçmen konusunda ısrar ediyor. kabul etmek zorunda kalıyorsun. rengi belirledikten sonra o'na söylemek istiyorsun. ama yaptığın şey tam olarak söylemek olmuyor. daha çok istirham etmek oluyor. fotoğrafçı yavaş yavaş seni etkiliyor. gittikçe kibarlaşıyorsun.
her şey hazırlanıyor. fotoğrafçı, makinesinin başına geçiyor. durman gereken konumu o işteki tecrübesini bir kenara bırakarak, bir öğretmen sabrıyla anlatıyor. fotoğraf çekilirken gözlerini kırpmamanı söylüyor. ve son olarak gülümsemeni istiyor. bunu senden öyle bir şekilde istiyor ki sanki tek işi bu. fotoğrafçılık sadece bahane. mutlu olmanı istiyor. insanların dükkanından gülerek ayrılmasını istiyor. bu, o'nun tek amacı. fotoğrafçıyı kendine fazlasıyla yakın histemeye başladığın için ister istemez gülümsüyorsun. fotoğrafı çekiyor. işi garantiye almak için fazladan iki tane daha çekiyor. sonra aynı kibar tavırlarla kalkabileceğini söylüyor. karanlık odadan çıkıp içeriye geçiyorsunuz.
hemen bilgisayarının başına geçip pozları inceliyor. hangisinin olmasını istediğini soruyor. hemen karar veremiyorsun. babacan tavrıyla fotoğrafçı sana hemen yardımcı oluyor. karar birliğine varılıyor. fotoğrafçı işinin acil olup olmadığını soruyor. eğer acil olduğunu söylersen dükkanın kapısını kilitleyip senin işine yoğunlaşmasından korkuyorsun. acil olmadığını söylüyorsun. güler yüzle akşamüstü alabileceğini söylüyor. acil olan işleri konusunda haklı olabileceğini düşünmeye başlıyorsun. borcunun ne kadar olduğunu soruyorsun. para alacağını o an hatırlıyor sanki. biraz düşünüyor. belli ki parayı almamak geçiyor aklından. ancak rencide olacağını düşünüyor olacak ki fiyatı söylüyor. parayı veriyorsun. utanarak alıyor. kasaya koyuyor. bir süre sessizlik oluyor. sonra çıkman gerektiğini hatırlıyorsun. fotoğrafçıya bir kez daha gülümseyip iyi günler diliyorsun. o da sana büyük bir samimiyetle iyi günler diliyor. arkanı dönüp kapıya yöneliyorsun. kapıyı açıp dışarı çıkıyorsun. kapıyı kapatırken fotoğrafçıyla göz göze geliyorsunuz. birbirinize gülümsüyorsunuz. sonra suratında aynı gülümsemeyle dükkandan uzaklaşıyorsun.