insan vücudunda da bulunan bir element olan fosfor yüksek ısıda oksijenle birleşince alev alır.biz insanlar her ne kadar içimizde bir kutu kibritle doğmuşsak da onları tek başımıza yakamayız,oksijen ve mum ışığı gerek.diyelim ki oksijen sevdiğimiz insanın soluğundan bize ulaşabilir;müzik,okşama,söz ya da ses gibi ve bunlardan biri parlama nedeni olup kibritlerden birini yakar.bir an derin bir heyecanla kendimizden geçeriz.içimiz sımsıcak olur,ama zamanla söner gider,ta ki yeni bir parlamayla yeniden canlanana değin.yaşamak için her birimiz kendimizdeki alevlendiricilerimizi keşfetmek zorundayız.çünkü bunlardan biri harekete geçtiğinde ruhumuz için gerekli enerjiyi sağlar.bir başka deyişle bu alevlenme ruhumuzun gıdasıdır.eğer kendimize özgü alevlendiricileri zamanında keşfedemezsek,içimizdeki kibritler nemlenir ve bir daha asla hiçbirini yakamayız.o zaman ruhumuz vücudumuzdan koparak zifiri karanlıklarda dolaşmaya başlar ve kendine boşuna besin arar.oysa onun besini yalnızca terkettiği vücuttadır;gücü tükenmiş,soğuktan titreyen o vücutta.
(acı çikolata'dan)
1657 yılında alman bilim adamı hennig brand 50 kova idrarın zamanla altına dönüşeceğini iddia etmiş ve bunları aylarca mahzeninde saklamış ancak simya ve kimyanın etkilşemi sonucu ortaya parlak ve hemen alev alan fosfor ortaya çıkmış.