orjinali korntarafından yapılmış ve yorumlanmış olan ama disturbed ile yapılan coverının dah abir güzel olduğu disturbed parçasıdır. özellikle gitar rifflerinin bizden havalarda olması daha da vurucu etki yaratır insanın üstünde.
ı'm over it
you see ı'm falling in the vast abyss
clouded by memories of the past
at last, ı see
ı hear it fading
ı can't speak it
or else you will dig my grave
we fear them finding
always winding
take my hand now
be alive
you see ı cannot be forsaken
because ı'm not the only one
we walk amongst you
feeding, raping
must we hide from everyone
ı'm over it
why can't we be together
erase it
sleeping so long
taking off the mask
at last, ı see
my fear is fading
ı can't speak it
or else you will dig my grave
we fear them finding
always winding
take my hand now
be alive
you see ı cannot be forsaken
because ı'm not the only one
we walk amongst you
feeding, raping
must we hide from everyone
you see ı cannot be forsaken
because ı'm not the only one
we walk amongst you
feeding, raping
must we hide from everyone
en sevdiğim within temptation parçasıdır..hanım kızımız öyle içten bir paradise der ki; şarkıya esir olursunuz.. ayrıca grubun sadece vokalden oluştuğunu, enstrümantal anlamda bir şey vermediğini iddia eden var ise; bu şarkıyı dinledikten sonra sözünü geri alır.. zira şarkının finali tüyleri diken diken edecek kadar vurucudur..
ilk defa dinleyen herkes gibi 'bariz evanescence olmus la bu?!' dedikten sonra farkediyorum ki dt nin nadiren yaptığı, alengirli, antin kuntin ölçülü/melodili partisyonlara sahip olmayan, jordan rudess in çizgi film efekti tadında 'ziv ziuv' diye garip sesler çıkarmadığı, çok efendi, gayet duygusal bi şarkıdır.
tahminimce şarkıdaki mullmuzzler havası, james labrie etkisinden kaynaklanmaktadır. gerçi atıp tutmadan önce bakmak lazım, söz kimin beste kimin. bence james labrie hep bu tür şarkılar söylesin ya da sussun. zaten tahminimce metalik şarkıları pek sevmiyo aslında bu herif. bi ara bi opera da da oynamış zaten, taytı giyip ortalıkta spastik gibi geziyomuş. komple sanatçı yani bu adam. hatta büyük ihtimalle arada bi mike portnoya aşırı kıl kapıyo bence bu herif. saçını sakalını gördükçe 'vay tipini siktiğim...bi şarkıya da karışma, beter böcek kılıklı iblis...' diye içinden sayıp sövüyo. ama bakıyo ki taraftar tapıyo portnoy a, her albüm kapağında sinsi sinsi portnoyun en yakın kankasıymış gibi sarılıp öyle poz veriyo...
girişteki gitar rifi petrucci nin hakkaten artık orta yaş bunalımına girdiğini kanıtlıyor bence, zira albüm genelinde de özellikle alternatif/nu metal akımından ciddi şekilde etkilenmiş low tuned gitarlar duyuyoruz alışılmadık şekilde. bunun dışında yine giriş rifinde, öyle bir harmonik çıkması için gitarın sapını 90 derece falan bükmek gerekiyo sanırsam, petrucci fena gaza gelmiş 17 yaşındayken falan metal çaldığını hatırlamış galiba, bunun dışında şarkının genel trafiği, melodileri ve özellikle vokaller gerçekten beklenmedik derecede iyi, piyano melodisinin ayrıca hastası oldum.
geç gelen edit: hayatımın en güzel göt oluşlarından birini yaşıyorum bu şarkıyı dinledikçe, lan ne kadar güzel yapmış adamlar.. keşke hep böyle şarkılar yapsalar diyorum...
bir grup genç araba içerisinde forsaken çalarken "abi bu for second mu?" demiş, akabinde en yakın benzin istasyonuna kulaklarına rot balans ayarı yapılması için bırakılmıştır. *
i've looked straight into your eyes
and turned my head for the last time
because i was scared to leave these walls in ruin
like the fate of those who trust in themselves
we are alone and afraid
i know you are the one we left behind
yet somehow we are the ones who feel alone
i will no longer turn my head
i will never forget you
you are the one we left behind
you are the forsaken
we've built our confidence
on broken dreams now left for dead
yet weve been condemned
to chase these dreams that never end
our selfishness consumes us
until the whole world is not enough
forgive the day that i erased your name
for its the memory of me that will decay
vokal girene kadar herkesin evanescence sandığı,hatta bazılarının bu şarkıyı daha önce dinleyip beğenmediğini belirttiği,tarafımdan test edilip onaylanmış dream theater şarkısı. ha kötü mü? değil.
hoş bir dream theater parçası.fakat sözlerine hala aşina olabilmiş değilim.belli ki şarkıda uykusunda dişi bir vampir tarafından ısırılan bir karakterin uyku gerçek aras hali var.önce bazı metaforlar mı sözkonusu desem de petrucci zaten bu şarkının konusunun vampir ısırığı üzerine geliştiğinden bahsediyor.evet dream theater bunu hep yapıyor,reelkarnasyondu vampirdi,arada bir gidiyor başka dünyalara,şahsen beğenmesem de bu durumu,bir değişiklik akabinde hikaye hatta albüm çıktığı için sonuçta,bize dinlemek düşer duayenleri.
98 yılı çıkışlı 3d person shooter tarzında bir oyun. pc, play station ve nintendo 64 için piyasaya sürülmüştür. hatırladığım kadarıyla hikayesi şöyleydi:
insanoğlu bilimde acayip hızlı ilerlemektedir. robottu, ulaşımdı, enerjiydi her haltı çözmüşüzdür. fakat bir gün füzyon deneylerinden birisi bilim adamlarının götünde patlar. dolayısıyla dünya yüzeyi bir anda yıkıma uğrar. yönetimdeki elemanlar dünyaya artık kullanılamaz damgası vurur. bu yüzden dünya diğer gezegenlerden gelenler tarafından yağmalanmaya başlanır. bu yağmacılar, hayatta kalabilmek ve parsayı toplayabilmek için diğer yağmacılarla ve geriye kalan robot ve savunma mekanizmalarıyla kapışmak zorundadır. biz de bu yağmacılardan biri oluyoruz.
elemanımız uçan bir motosiklet benzeri araç kullanır ve bu alet 360 derece hareket kabiliyetine sahiptir. bu yüzden oynanışı gerçekten zor bir oyundur. ayrıca herhangi bir yerden darbe aldığınızda ekranın kısa süreli beyaza dönmesi de işi daha çok zorlarştırır. oyundaki düşmanların hepsi oyunun başında spawn olmaz. yani siz gördüğünüz bütün düşmanları avladım, hepsini temizledim diyip ilerlerken arkadan biri ışınlanıp çaat diye sizi vurabilir. araştırmalarıma göre oyunda 15 bölüm varmış, ben 5'ten sonrasına geçemediğim için net olarak bilemiyorum. bazı bölümlerde zaman kısıtlaması ve bölüm sonunlarında öldürmesi zor bir boss bulunur. bölümleri bitirmek için bazı aletleri aktive etmek veya kapıları açmak gerekebilir.
o zamana göre grafikleri gerçekten iyi bir oyundu. demosunda yapımcı firmaların isminin yazdığı bir sıvıya damlacıklar düşüp süper bir görüntü oluştururdu. sesler ve müzikler de kaliteliydi. bölümler atmosfer olarak da iyiydi. (mesela ilk bölümde volkanın içinde savaşıp bacasından çıkmaya çalışırdık.) oyunun tek eksi yönü kanımca zorluğuydu. 360 derece hareket olayı çok ters gelmişti. benim o sıralarda elime geçip de bitiremediğim tek oyun idi (zaman kısıtlaması buna büyük etkendir). hatta bana misafirliğe gelen hiçbir arkadaşımın ilk bölümün yarısına bile gelebildiğini hatırlamam.
cd kutusunun kapağını güzel bir hanım kızımız süsler (neden bilmiyorum ). zaten bu yazıyı yazdıran da eski cdleri karıştırırken o güzel kapağın göze çarpmasıdır.
(görsel: forsaken/96419)