merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

forever living

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. yeni nesil titan saadet zinciri oluşumu. aslında yeni nesil de değiller. adamlar 30 senedir iş görüyor. türkiye'ye de son 7-8 senedir dadanmış durumdalar. anlatayım.

    adamlar aloe vera yetiştiriyor ve bu bitkiden aklınıza ne gelirse üretiyor. güzellik kremleri, ilaçlar v.s. bu ürünlerin satışını da "elden ele uzatalım beyler" mantığıyla yapıyor. yani networking. diğer pazarlama yöntemlerinden farklı olarak, insanların ürünleri diğer insanlara tavsiye ve kazıklamasıyla ürünler satılmış oluyor. haliyle krizlerden etkilenmiyorlar. ciroları her geçen sene katlanarak artıyor. kriz de olsa enayi sayısında azalma olmadığı için her türlü iş yapıyor adamlar.

    bunlarla tanışmam kariyer.net sayesinde oldu. yetiştirilmek üzere yönetici adayı ilanı vermişler. aslında kendi ilanları değil. danışman bir firma aracılığıyla vermişler. başvurdum. 1 ay kadar sonra cevap geldi. şu şu numarayı arayın randevu alın diye. numara 216 alan kodlu. yani karşıda. işsizliğin verdiği çaresizlikle "ne olursa olsun hacı çekerim çile dert değil" diyip aradım numarayı.

    bir adet bayan açtı telefonu. "pardon sizi bekleticem" diyip diğer telefondaki konuşmasını sürdürdü. kulak kabarttım. hatun, sattıkları ürün hakkında bilgi isteyen bir müşterisine "bilgi veremiyoruz" dedi. oha lan ne ayak dedim. bana döndü. derdimi anlattım. beni iyi dinleyin dedi. ve başladı kağıda yazıldığı belli olan bir metni robot gibi okumaya. şirketi öv öv öv. iyi dedik. randevu aldık. toplu mülakat olacakmış. mülakat teknikleri içerisinde en sevmediğim ve uyuz olduğum. bildiğin köpek dövüşü. ayrıca firmanın yeri de ta anasını amı. sahrayıcedit. tamam ulan ne olursa olsun dedim. ama kıllandım da bi yandan. çünkü şirket hakkında bilgi vermemekte ısrar etti. neyse, nereye gittiğimi birden fazla kişiye not bırakarak -hani olur da böbreklerim tehlikeye girer diye- görüşmeye gittim.

    vardım. izbe ucube bir bina. yol üstünde ama eski yani. koskoca firmanın yeri bura mı lan dersiniz öyle yani. çıktım görüşmeye. daha 30 dk var. almadılar içeri. saat tam 2'de başlayacaz. biraz sonra gelin dediler. töbee diyip tam 2'de geri gittim.

    iki oda bir salon daireden bozma yer. girişte isimler, bilgiler alınıyor ve bir sunum salonuna geçiliyor. 20 kişi kapasiteli bir yer. diğer adaylar toplandık falan.

    başladılar, "biz şöyle ayrı insanlar arıyoruz", "siz lider değilseniz hiç beklemeyin çıkın şimdiden" falan. bildiğin ara gazı. neyse 1,5 saat sunum yaptılar. firmanın ne bok olduğunu tam kapsamlı açıklamasalar da anlattılar. öve öve bi hal oldular. arada bir adaylara gaz vermeyi de ihmal etmediler. üç beş fırlama, kendini öne çıkarmaya isteyen dallama da alakasız yerlerde yorum yürütmeye kalktı ama nedense onlara da ayar verip susturdular. velhasıl, 1,5 saat sonunda, önümüzdeki pazar günü kozyatağında (yine anasının amı oluyor burası) bilmemne otelde bir seminer daha varmış. ellerinde davetiyeler. katılım için davetiye lazımmış ve "sembolik" olarak 10 tl imiş ücretler. "liderlik yolunda" ilerlemek isteyenler satın alabilirmiş, diğerlerine de hayatlarında başarılarmış. bak bak bak.

    birkaç kişi tereddüt etti. "yaa benim yakınımın düğünü var, yok aman karıma sormam lazım" falan bahane uydurup tüydüler. kalan enayiler de satın aldılar. sıra bana geldi.

    - "evet isim soyisim?" (alacağımdan o kadar emin ki)
    + ben katılmıyorum. toplu mülakat için çağırıldık seminere aldınız, şimdi parayla bir başka seminere daha yönlendiriyorsunuz. yok almayayım sağolun.


    yavşaklara bak. toplu mülakat için çağırıyorsunuz, ne mülakat var ne bir şey. ne de bize işe nasıl alım yapılacak v.s. iki kelam etmiyorsunuz. o seminer bu seminer, yok şu eğitim bu eğitim diyip paraları söğüşleyip seminer sonlarında da torpilli elemanlarını alacaklar, diğerleri de kazıklandıklarıyla kalacak.

    bir de sunum sırasında "%100 kayıt altında tüm gelirlerimiz", "ben de sizin bulunduğunuz sıralardan geçtim, şüphelendim ama araştırdım. şeffaf bir yapı var" diye siksik ediyorlar. davetiyeler maliye'ye bildiriliyor mu merak ettim. şeffaflık diyenlere bak amına koyum. mülakat diye çağırıp para çarpmaya kalkan adamın ne dürüstlüğüne inanırım ne de şeffaflığına.

    siz siz olun ne bu dangozların ürünlerini alın ne de muhatap olun. yönetici adayıymış. siktir ordan.
  2. flp türkiye'de yeni gelişen ve dünyada network marketing modeli ile bu işi 32 senedir başarıyla yürüten bir firmadır. saadet zinciri piramidi ile network marketing modeli arasındaki farklardan en önemlisi; saadet zincirleri hiyerarşik oluşumlardır ve sadece piramidin en başındaki kişilere kazanç sağlayan bir dolandırıcılıktır, kolay yoldan para kazanmak isteyenlerin umut ticaretinin yapıldığı bir sistemdir. network marketing işe (ki ülkemizde binlerce firma var) yasal bir çok katli ağ pazarlama modelidir. ve kolay yoldan para kazanılacak bir oluşum değildir. "ne kadar para, o kadar köfte" değil, "ne kadar köfte, o kadar paradır. yanı çalışma tempona, iç disiplinine ve iş disiplinine bağlı olarak insanlara gelir sağlayan bir oluşumdur. seminerler de parayla verilmez, distribütörlere iletişim ve ürünler hakkında eğitim seminerleri ücretsiz olarak verilir.. cüzi bir miktarla kendi işinizi kurmanızı sağlayan bir fırsat sunar insanlara.. ve flp kesinlikle yasal bir ticaret oluşumudur. araştırılmadan, on yargıyla yazılmış yazılara kulak aşmayalım arkadaşlar.. içinde birkaç kötü söz ve hakaret geçiyor diye arkadaşın yazdığını daha samimi bulabilirsiniz ancak araştırıp işin gerçek yüzünü görmenizi tavsiye ederim.. evet ben bir flp distribütörüyüm, ben de saadet zinciri önyargısıyla yaklaştım arkadaş gibi önce, ancak bir süre araştırdıktan sonra işe başladım.. size tavsiyem network marketing modelini öğrenmek için kulaktan dolma değil, yazılı ve akademik yazıları okuyun..
  3. sevgili arkadaşlar;
    ülkemizde yerli-yabancı birçok büyük ve küçük ölçekli firma, network marketing isimli iş planını kullanarak, ticari faaliyette bulunmaktadır.
    bunun yanısıra, bu iş planını kullanarak insanları kandıran, birikimlerinin yok olmasına yol açan dolandırıcılar da mevcuttur. bu kişiler, ya ortada hiçbir ürün olmadan direkt para akışı üzerinden, ya da tatil-mücevher-lüks tüketim ürünleri v.b. ihtiyaç dışı ürün ve hizmetler üzerinden, kişileri son derece zor durumlarda bırakmakta, boşanma ve hatta intiharlara varan sonuçlara yol açmaktadır.
    sonuç olarak, toplumumuzda network marketing firmalarının, acımasız yöntemlerle, girdikleri ülkelerdeki insanları dolandırıp üzerlerinden para kazanan ve karşılığında hiçbir şey vermeyen firmalar olduklarına dair bir kanı oluşmuştur.
    bu yazıyı da, bu durumu açıklığa kavuşturmak için sizlerle paylaşıyorum. kendi iyiliğiniz için lütfen bu yazıyı sonuna kadar ve dikkatlice okuyunuz.
    önceelikle network'ün ne olduğunu size basit bir örnekle açıklamak istiyorum:
    herhangi bir restaurantta yemek yiyen bir kişi 25 tl hesap ödedi ve çıkarken restaurant sahibi, kişiye 5 tl verdi ve " restaurantımızı tercih ettiğiniz teşekkürler parası " dedi. yemeklerinden memnun kaldığı bu restauranta kişi bir dahaki sefere 3 arkadaşıyla beraber geldi ve çıkarken herbirine 5 tl geri ödendi. ancak, o kişiye 9 tl ekstra para verdiler ve "bu da, arkadaşlarınızı buraya getirerek bizi tanıttığınız için kişi başı 3 tl paranız" dediler. ve bundan sonra, kişi ilk getirdiği 3 arkadaşının arkadaşları dolayısıyla teşekkür parası almaya devam eder. bir süre sonra yediği yemek hem bedavaya gelirken, hem de üzerine para kazanmış olur.
    network'ün temel çalışma prensibi işte budur.
    insanlar network'ten 3 şekilde para kazanır:
    1- sisteme -örnekteki gibi- yeni kişiler dahil ettiği için reklam-tanıtım bazında gelir sahibi olurlar.
    2- firmanın ürettiği ürünleri satın alıp, üzerine kar marjı ekleyerek satış-pazarlamadan gelir alırlar.
    3- bunların her ikisini de yaparlar.
    bu noktada, birçok firmada kısıtlama yapılmamakta; kişi kendi seçtiği yöntemle çalışabilmektedir.
    internette network ve network firmalarıyla ilgili sonsuz sayıda yorum bulunmakta ve bu yorumların neredeyse tamamı bu iş planını kötüler niteliktedir. hatta bazıları hakaret boyutuna ulaşmaktadır.
    toplumumuzdaki insanlar, bu sistem kullanılarak yıllarca değişik yollardan dolandırılmışlardır. kimi zaman titan saadet zincirleri kuruldu, kimi zaman ürün verilerek "al bunları sat, para kazan" dendi. bu yollarla dolandırılanlardan biri de bizzat babamdır!
    bu duruma gelinmesinin sebebi, network marketing değil, bu sistemi kullanan dolandırıcıların varlığıdır.
    öncelikle bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum:
    tüm dünya -beğenin ya da beğenmeyin- kapitalist düzenle işler. kişiler hayatlarını sürdürebilmek için para kazanmak zorundadırlar. bu bağlamda; insanlar ya ticaret yaparlar, ya da maaşlı işte çalışırlar. maaş alanlarsa kamu ve ya özel sektör olarak ikiye ayrılırlar. burada maaşlı iş değil, ticaret sözkonusudur ve iki çeşit ticaret vardır: klasik ticaret ve network. klasik ticarette yatırımcı (patron), sermaye ve fikir gerekir. yatırımcı, sermayesini genişletmek için bir risk alır ve yatırım yapar. network'te ise kişi ticaret yaparken, sermayeye ya da fikre ihtiyaç duymaz. çünkü her ikisi de zaten vardır.
    yeni yüzyılla birlikte firmalar, ezeli rekabetten galip çıkabilmek amacıyla giderleri kısma yöntemleri araştırmakta ve bunun sonucunda da network marketing her geçen gün daha fazla şirket tarafından benimsenmektedir. türkiye de dahil, birçok ülkenin üniversitelerinde bu sistem ile ilgili dersler açılmakta ve araştırmalar yapılmaktadır.
    sanal ortamda network ile ilgili yapılan yorumlara, yazımın bundan sonraki kısmında cevap vereceğim.

    1-) "bu iş pazarlama değildir deniliyor ama en sonunda ucu pazarlamaya çıkıyor."
    açıklama: yazımın önceki bölümlerinde, network ile 3 farklı yoldan kazanç sağlanabileceğini yazmıştım. eğer ürün satın alıp, bu ürünleri perakende fiyatı üzerinden satarsanız, bu yaptığınız şey network değil pazarlamadır. kişilere "bu iş pazarlama değil" denmesinin tek sebebi, bu işi kapı-kapı gezip tencere-tava satmak gibi düşündükleri içindir. ancak asıl gelir, satış-pazarlama ile değil, network ile kazanılır. bunula beraber satış-pazarlama yasak değildir; isteyen yapabilir.
    2-) "'liderlik, organizasyon, öğrenci, ev hanımı,ek iş' kelimeleri geçiyorsa, o iş tamamen pazarlamadır"
    açıklama: eğer bu iş klasik ticaret olsaydı, sermaye ihtiyacından dolayı sadece liderlerin yaptığı bir iş olurdu. ayrıca, sadece ev hanımlarına, öğrencilere v.b. kitlelere hitap etseydi, o zaman da milyar dolarlık yatırımlar, bu kişilere güvenip yapılmazdı. network'ün klasik ticaretten ayrıldığı en öenmli özellik budur. bu sistem, bir genel müdürün yapacağı kadar kapsamlı ve sistemli, ancak bir ev hanımının ve ya öğrencinin yapabileceği kadar da kolaydır ve sermaye gerektirmez. burada asıl nokta sizin kendinize biçtiğiniz hedef ve vizyondur. siz kendinizi lider-lider adayı olarak mı görüyorsunuz, yoksa sade bir üye mi? bu size kalmış.
    3-) "insanlara ofislerinde eğitim verip nasıl insan kazanacaklarını öğretiyorlar."
    açıklama: yeni bir işe girdiğinizde size o şirketi ve çalışma prensiplerini, kurallarını v.b. öğretmeyen bir şirket ismi bulabilir misiniz? x firmasında çalışmaya başladığınızda, size işinizle ilgili her türlü bilgi verilir, verilmek zorundadır.
    4-) "sistem, insanları ikna ederken, kazanma dürtülerini besler."
    açıklama: tüm şirketler, milyarlarca dolar paralarını hayır işlemek için reklama ve tanıtıma yatırmazlar. bu reklamlar, insanların, o şirketin ürünlerini almalarını sağlamak için yapılır. "bu ayakkabı markası sizin için en iyisi. diğerlerini değil, bizim ürünlerimizi kullanın." mesajı verilir reklamlarda. klasik ticaretteki ahlaklı olurken network'teki yeni insanlar getirip firmayı-ürünleri tanıtmak neden ahlaksızlık ya da dolandırıcılık olsun?! birinde tv karşısında reklam seyrederken ikna olursunuz, network'te ise bire-bir tanıtım vardır.
    ayrıca, işe alma sürecinde görüştüğü kişilerin kazanma dürtülerini beslemeyen bir firma bulmak imkansızdır. bir iş görüşmesinde, kişi, firmayı çalışmak için seçerse neler kazanacağı anlatılır (maaş-yol-yemek-servis-sigorta-prim v.b.). network'te de aynı şey sözkonusudur. hiçbir farklılık yoktur. ancak bu durum, kişileri kandırmaya çalışmakmış gibi anlatılıyor, ki bunu asla anlayamıyorum. bu durumda kimsenin iş görüşmelerine gitmemesi ya da bedavaya çalışması gerekir.
    5-) "'kendi işinizin patronu olun' diyerek insanları kandırıyorlar."
    açıklama: bu, sizin kendinizi neye layık olarak gördüğünüzle ilgilidir. klasik ticarette paranız varsa kendi işinizin patronu olabilirsiniz. ancak bunun bir garantisi de yoktur. farzedin ki iflas ettiniz. çok geç. geçmiş olsun! ancak network'te pazarlama kanalı yerine network kanalını kullanırsanız, sıfır riskle çalışırsınız. çünkü sermaye koymazsınız. klasik ticaretten dolayı, çalışanların rütbeleri her zaman kazandıkları maaşlarıyla doğru orantılı olmuştur. kişi elemansa 1000 tl, müdürse 5000 tl kazanır v.b. ve yükselme şansı bir kenara dursun, işten atılıp atılmayacağınız sadece bir kişinin iki dudağı arasındayken, bir de üstüne, yükselebilmeniz için o pozisyonun boşalmasını beklemek zorundasınızdır. ancak gerçek hayatta, torpil sahibi değilseniz işiniz zor demektir.
    network'te ise, herkes birbirine bağlıdır ancak kimse kimseye bağlı değildir. sizi networkle tanıştıran kişi, sizin üstünüzdür, ancak hesap vereceğiniz kişi değildir. şirket ilkelerine uyduğunuz sürece kimse sizi işten çıkartamaz, gelirinizi azaltamaz.
    nüfusumuzun %95'i maaşlı işte çalışmaktadır ve bu ezici çoğunluk, üstleri ve patronları tarafından -maalesef- azilmeye ve hor görülmeye alıştıkları için, bu insanlara kendi işinin patronu olmayı teklif etmek, inanılmaz birşeymiş gibi gelmekte, bunu söyleyen kişi de dolandırıcı olmaktadır. 20 yaşında network ile tanışıp 22 yaşında aylık 4000 tl gelir elde eden, ya da emekli olup can sıkıntısından 70 yaşında bu işe başlayıp hiç kazanmadığı kadar kazanan insanların sayısı azımsanamayacak kadar fazladır. ayrıca şunu da unutmamalısınız ki, klasik ticarette bulunan ya da maaşlı çalışan patron-müdürler son derece yoğun çalışmakta, sorumlulukar taşımaktadır. aynı şey network'te de geçerlidir. grup hacminiz arttıkça daha yoğun çalışırsınız. "kolay yoldan para kazanın" diyenlere inanmayın. network'ün klasik ticaretten farkı sabit ve zorunlu çalışma saatlerinin, aşırı sorumluluğun, işten atılma ya da iflas etme riskinin bulunmayışıdır. network'te çok para kazanmak istiyorsanız, hedefinizle orantılı derecede çalışmalısınız.
    6-) "'çok kazandıran bir iş var, kafana yatarsa beraber çalışabiliriz' derken aslında, şunu diyordur:' benim para kazanabilmem için seni de ikna etmeye ihtiyacım var. lütfen sen de bize katıl.'"
    açıklama: ister klasik ticaret olsun, isterse maaşlı iş; bir şirket sizi işe alıyorsa, sizin sayenizde daha çok kazanacağı için işe alır. "seni işe aldık. maaşın 1000 tl. bütün gün burada otur. hiçbir şey yapma." diyen bir şirket bulursanız lütfen ilk önce bana haber verin. ben de o işe başlayacağım!
    klasik ticaret ve ya maaşlı işten bir örnek:
    bir muhasebe bürosunda, eleman vasfıyla işe başladınız. büronun sahibi, sizin emeğiniz karşılığında size para verir. ancak, size verdiği paradan sizin sayenizde daha çok kazanacak olmasaydı, sizi işe alır mıydı? patron, sizin emeğiniz sayesinde 1000 tl'den fazla kazanır ki, size o maaşı verir. elemanına 1000 tl ücret verip, üzerinden 800 tl kazanan patron yoktur. çünkü böyle bir şirket iflas etmeye mecburdur.
    network'te de aynı şey sözkonusudur. siz bir işte çalışmaktasınızdır ve para kazanmak için işyerine eleman elmanız gerekir. klasik ticaretteki ya da maaşlı işteki ahlaklı ama network'teki değil mi? bir daha düşünün!
    klasik ticarette, patron daha çok kazanabilmek için, işlerini büyüttüğünde, daha fazla çalışana ihtiyaç duyar. yol-yemek-sigorta ve tabi ki maaş ile çalışanını yanında çalışmaya ikna etmeye uğraşır. hepimiz klasik ticarette ve ya maaşlı işte bunu yaparken normal ama network anormal. inanılacak gibi değil!!!
    7-) "'kişilerime kazandırmak için çalışıyorum' lafı, insanların kendilerini iyi hissetmek için uydurulmuş bir bahanedir."
    açıklama: tv'lerdeki reklam kuşaklarında hepimiz; 'biz bu kadar büyük firmayız, şu kadar insana isdihtam sağlıyoruz, şu kadar çok hayır işi yapıyoruz, çalışanlarımız çok mutlu, çalışanlarımız şu kadar çok kazanıyor v.b.' tarzı reklamları izliyoruz. bu durumda klasik ticaret yapanların tamamının intihar etmesi gerekir.
    sizi network ile tanıştıran kişi, hem para kazanırken hem de sizin için bir para kazanma kapısı açmış olur. klasik ticaret, patron-çalışan ilişkisi neyse, network'teki yapılanma da aynıdır. tek fark, klasik işlerdeki gibi hesap verme, işten atılma v.b korkuların ve patronun bulunmayışıdır.
    8-) "eğitimlerde kişileri ikna edebilmek için, firmanın ciddiyetini göstermek amacıyla, ofislerini kullanıyorlar. para kazanma hırsını tetiklemek için her türlü oyunu kullanıyorlar."
    açıklama: gerçek, bunun tam tersidir. eğer bir firma ciddi olarak ürün ve iş tanıtımı yapmıyorsa ve network firmasıysa, oradan koşarak uzaklaşın. kesinlikle dolandırıcılardır. bir firmaya iş görüşmesine çağrıldıysanız, görüştüğünüz kişi sizi elinde tutabilmek için, elindeki tüm kozları kullanır: maaş, prim, üç ayda bir çift maaş, çifte emeklilik, sosyal ve maddi yardımlar v.b. kaldı ki, bu noktada asıl ahlaksız ve dolandırıcı olan klasik ticaret ve pazarlama yöntemlerinden bazılarıdır. örnek: süpermarketlerde ekmek, su v.b. en temel ve en çok tüketilen ürünler, marketin en uzak köşesine yerleştirilir ki, gelen müşteri o reyona gidene dek diğer ihtiyacı olmayan ürünler de dikkatini çekebilsin. çikolata-bisküvi türü ürünler, çocukların göz hizzasına göre reyonlara yerleştirilir. kasanın kenarında sakız, çakmak, tıraş bıçağı, pil, dondurma v.b. ürünler yerleştirilir ki, siz kasada sıra beklerken bu ürünler dikkatinizi çeksin. ihtiyacınızın olup olmaması önemli değildir. yeter ki şirket kazansın. benim fikrime göre bu kazanma hırsı, en tehlikeli olandır.

    bu yorumlar gibi daha nice açıklama ihtiyacı olan yorum internette mevcut. ben burada sadece cevap verilmesi en zor ve en ciddi soruları yanıtlamaya çalıştım.
    özetle şunu söyleyebilirim ki; klasik ticaret ve network'ün temel amacı aynıdır. ticaret neyse, network de odur.
    network ile ilgili bazı gerçekleri daha konuşalım:
    "ben işte şu firmada network'e başladım. bana şu kadar liralık şey sattılar. ben de satamadım, iflas ettim. karım beni boşdı vs vs vs... bunlar dolandırıcıymış."
    hayır. onlar dolandırıcı değil, sen biraz garipsin! network demek, sadece ürün alıp satmak değildir. eğer sen aklını kullanıp işe girmeden önce "acaba ben bunları satabilir miyim?" diye düşünmediysen, sen biraz aklı havadasın demektir! milyar dolarlık holdingler, yeni bir sekröre girmeden önce aylarca fizibilite çalışması yapıyorlarsa vardır bir bildikleri. kaldı ki sen zaten network değil, pazarlama yapmaya çalışmışsın.
    zamanında insanlar 3000 $ verip ürün alarak üye yapıldılar. bu insanlara sermaye yapmaları için arabaları bile sattırıldı. network çok fazla yatırım gerektiren bir iş değildir. sizden binlerce liralık ürün alıp sisteme girmenizi isteyenler, dolandırıcılardır. inanmayın sakın !!!
    bir de insanlar ürün almadan ya da ücretsiz ürün alarak network sisteminde çalışmak istiyorlar. inanılır gibi değil! çıldırmış bunlar! ortada ürün olmazsa zaten korkun. çünkü o network değil, saadet zinciridir. network bir ticarettir. ortada ürün ve bunun karşısında da ürün bedeli vardır. ayrıca firmalar, çalışanlarının kendi ürünlerini kullanmasını ister. ford otosan'ın gölcük fabrikasında, çalışanların başka marka arabası varsa, arabalarını uzaktaki bir otoparka bırakabilirler. diğer otoparklar yasaktır. sadece ford kullanıcısı olan çalışanlar park edebilir.
    ya da x su firmasında çalışan bir kişi, işyerinde y firmasının suyunu içmeye kalksa ne olur tahmin edin!..
    bedava ürün almak isteyenleri de buradan alkışlıyorum. bir marketiniz var ve diş macunu sipariş ettiğinizi varsayalım. eğer siz "ben önce bu ürünleri bir satayım. satarsam paranı öderim." derseniz, siz o firmadan hiçbirşey alamazsınız. ya da markete gidip deterjan aldınız... "ben bunu bir kullanayım. deneyip beğenirsem parasını getiririm" derseniz, market sahibinin tepkisini siz hayal edin.burada öneli olan, ücretsiz ürün almak değil; ürünün geri iade garantisi olmasıdır. çalışmayı düşündüğünüz network firmasının ürün iade garantisi olmasına dikkat edin. yoksa, firma güvenilir değildir.
    "adamlar benim çevrem üzerinden para kazanmaya çalışıyorlar." düşüncesi vardır. hangi firma bilerek ve ya bilmeyerek müşterilerinin çevresini kullanmaz ki? arkadaşınızla ayakkabı markalarından konuşurken, kendinizin kullanıp da memnun kaldığınız markayı hiç mi övmediniz? ya da laptop, ya da araba ya da herhangi bir ürün... şimdiye dek ürünlerini kullandığınız ünlü markaların hiçbiri size, ürünlerini tavsiye ettiğiniz için beş kuruş ücret ödemedi. network, insanlara işte bu fırsatı sunar.
    kaldı ki, network marketing, diğer tüm meslekler gibi herkesin yapabileceği bir iş değildir. yapamayacağınızı düşünüyorsanız başlamayın.
    sonuç: network marketing, klasik ticaret ve maaşlı işle temel olarak birebir aynıdır. bununla beraber, network yapısı, diğerlerinden çok avantajlıdır. sermaye riski, patron, işsiz kalma korkusu, işyerinde yükselememe, sabit maaşla ve çalışma saatleriyle ömür geçirme derdi yoktur. zaten bu avantajlar doğrultusunda 'kendi işinizin patronu olun' denir.
    network, maaşlı bir iş değildir. bununla beraber, çalışma saatlerini kendinize göre ayarlayabildiğiniz için maaşlı işte çalışıyorsanız part-time, işsizseniz full-time ilgilenebilir ve para kazanabilirsiniz.
    klasik ticaret, maaşlı iş ve ya network marketing. önemli olan hangisini seçtiğiniz değil, her işte olduğu gibi, kiminle ve hangi şirkette çalıştığınızdır. internettteki yorumlarda, bazı insanlar gittikleri eğitim ofislerinde sisteme girmek için baskı gördüklerini yazıyorlar. bazılarıysa eğitim için kendilerinden ücret talep edildiğini, bu eğitimlerin lüks otellerde yapıldığını söylüyorlar. bu şekilde network yapılmaz. bunları yapanlar art niyetli insanlardır. girdiğiniz network sisteminde asla zorlama olmamalı, eğitimler tamamen ücretsiz olmalıdır. bu iki konuya özellikle dikkat etmenizi tavsiye ediyorum. son olarak da "bu firmalar ürün odaklı değil, insan odaklı çalışırlar." yorumu vardır. peki siz hiç. bir karıncaya ya da otomobil lastiğine ürün satan bir firma duydunuz mu? dünyadaki şirketlerin tamamı insan odaklı çalışır. çünkü insan olmazsa ürünün anlamı olmaz.
    25 yaşında bir mühendisim. bir fabrikada işe başladığım takdirde ilk maaşım en fazla 1200 tl olabilir. ben bu kadere razı olmadım ve sermayem de olmadığı için 154 ülkede faaliyette bulunan, 2000'li yılların en gözde sektörü olan wellness sektöründe dünya çapında söz sahibi, onbinlerce dönüm arazide şifalı bitki üreticiliği ve arıcık yapan, ürünlerinin nakil-depolama ve dağıtımını üstlenen, çalışanlarının muhasebesini tutup vergilerini ödeyen, 154 ülkede gerekli kalite-sağlık ve bilimsel onaylara sahip, islami üretim sertifikası ve kosher sertifikası sahibi, çalışanlarının kendi gelirlerini vefatlarından sonra iki nesil daha -çalışmasalar bile- aile bireylerine aktaran, ürettiği ürünlerin % 60'ının muadili dahi bulunmayan, diğer %40'lık dilimdeki ürünlerinin de en kalitelileri olduğunu olduğunu kanıtlamış, 2001 yılından beri ülkemizde faaliyet gösteren ve 2004 yılından beri de zincirlikuyu vergi dairesinde en çok vergi verenler listesinde her yıl ilk 10'da bulunan bulunan, türk polis teşkilatı, mehmetçik vakfı, kızılay, çeşitli türk üniversiteleri de dahil birçok kuruma her yıl bağışta bulunan bir network firmasında çalışmaktayım. benim grubumda benimle çalışmak isteyen arkadaşları mecidiyeköy ve ya kadıköy'deki şirket ofisimize davet ediyorum. bana ozgcndmr@gmail.com mail adresinden ulaşabilirsiniz.
    network'ten korkmayın. inanarak çalışırsanız, benim gibi siz de başarırsınız. ben kimseyi dolandırmıyorum, kimsenin de beni dolandırmasına izin vermiyorum. siz de benim gibi yapın ve çalışacağınız insanları özenle seçin.
    network, çalışırsanız, çok kazançlı ve keyifli bir iştir. bilen yapar, kazanır; bilmeyen bakar, şaşırır.
    bu işi yapın ya da yapmayın. karar tamamen kendi kendi kararınız. ancak lütfen bu maili, mail listenizdeki herkese paylaşın ve bunu yaparak tanıdıklarınızın dolandırılmalarının önüne geçin.
    sevgiler.
  4. bugünlerde etrafımda bri anda peydah olmuş şirkettir. allahın günü bu adamların muhabbetlerini dinliyorum. her boka ilaçları falan varmış saçı dökülene, çocuğu olmayana, kilosu olana, yüzündeki lekelere (hatta yüzü 3. derece yanıp kıçından parça monte edilen bir adamı bile iyileştirebildiklerini iddia ediyorlar), kilo almak isteyenlere, şeker hastalarına, mahallede kuşu kalkmayan amcalara herkese her derde deva ürünleri varmış. bunu satan sayın teyzelerim henüz kendi adlarını yazamıyorlar ama ayda 9 bin lira kazandıklarını yada kazanacaklarını iddia ediyorlar. zaten bu kadar millet ne s.. armaya okuyordu merak ediyorum. fakülte mezunuyum o paranın 7 de birine eşek gibi çalışıyorum. neyse genel müşteri portföyleri her tarafı ağrıyan paso hasta anadolu kadını sanırım. bıktırdınız la gidin otlarınızı amerikada satın aq. bir de komik tarafı o teyzelerin hepsi pazarlama stratejisini kapmış sanki amerikada businnes master yapmış gibi amerikanvari satış sloganları tüketiyorlar. alem bir milletiz valla.