f1, yani 2000-2006 yılları arasında üretilen modelinden başlayacak olursak, bu aracın hb modeli özellikle tasarım açısından çok çekiciydi. motor olarak, her zamanki ford motoru kalitesini barındıran araç, ilk önce gelenler tamamen alman yapımı olduğu için dayanıklı imajı çizmişti. fakat daha sonra (2000 yılının 2. yarısından itibaren) gelen ispanyol yapımı focuslarda, kaportanın çok da dayanıklı olmadığı ve aracın çabuk döküldüğü görüldü.
2005'ten sonra ise önce
ford focus c-max piyasaya sürüldü. bu,
volkswagen touran,
opel zafira,
citroen picasso,
renault megane scenic gibi modellere rakip olarak piyasaya sürülen, şimdiki
ford s-max'in küçük biraderi olabilecek bir araçtı. ford, adını bilmediğim türk tasarımcısının etkisiyle, autoshow 2004'te yeni focus'u tanıttı.
f2, ilkinden tamamen farklı bir tasarımla gelmişti. özellikle ghia modelinde, hele bir de güvenlik paketi varsa, 10 havayastığı, 10 hoparlörlü sony cd-çalar sistemi, bölgesel elektronik klima gibi özellikler vardı. araç, sınıfındaki diğer rakiplerine göre biraz yukarda kalmasıyla dikkat çekiyor. mesela
renault megane, yere yapışık gider hissi verirken, f2, leylek gibi yukardan görme hissi veriyor yolu. tdci motor (1.6 lt hacimli, 109hp güç üretiyor) ise, dizel olmasının verdiği yüksek tork üretmesi sayesinde, benzinli araçların performansını aratmıyor. 1.6lt, 110hp güç üreten renault (megane) motorundan geri kalır yanı yok.
c-max'e gelirsek, o f2'den daha yüksek bir oturma konumu sunuyor, ve sürüşü daha rahat haliyle. konfor olarak eksi bir yanı olmasa da, kendisinin trendline modelini kullandığım için diyorum ki, esp şart. bir de, o 15"lik saç jantları almayın. 16" cms filan takın, arabanın duruşu değişiyor.