bardaktaki tüm içkiyi içmektir. viski tarzı içkilerde çok sorun yaratmaz, az olduğundan tek yudumla halledilebilir. fakat dolu bira bardağı zordur, kasmamak lâzım
en hafif içikide dahi feci koyar adama. votka gibi alkol değeri %40'ın üzerinde olan içkilerde tavsiye edilmez. isteyen yapar ama sonra tuvalette kusarken bulur kendini.
zannedildiği üzere tekila gibi içkilerin içilme şekli değildir. o tür yani bir seferde içilen içkilerin içilme şekline shot diyorlar. türkçesi yok kendisinin.
içki masasında gaza gelenin yaptığı, tek dikişte bardak muhteviyatını sıfıra indirme eylemidir. içkinin etkisini arttırdığından ekonomik yoldan sarhoş olmak için tercih edilebilir.
tdk diyor ki: almanca yönelme anlamı içeren bir zarf olan "von" ile türkçe bir kelime olan "dip"in birleşiminden oluşan bir kelime imiş. böylelikle bir yaşıma daha girdim. demek ki uluslararası arenada kadehlerimizi ilk almanlarla tokuşturmuşuz.
-hey ursula, hey helga, hadi dibine vurun dibine!
+was?
-dibine dibine... nach dip. olmadı yok... von dip!
+ja ja alles schön
-yirim ben sizi
"dibini görmeyen anasının .mını görsün" diyerek gaza getirilen insanların içtiklerini kafaya dikme olayıdır. bir-iki duble içtikten sonra herkesin alabileceği gazdır.
evet; bu gün ilk yardım günüm... semih ile canan ayrılmışlar... semih ile buluşulacak, erkek erkeğe ağlaşılacak... semih’in ölçülü içip kendisini dağıtmamasına dikkat edilerek, ”hoş çocuksun lan, sana kız mı yok hocam” muhabbeti konuşulacak... duruma göre mevzu; ”fenerbahçe, kürt realitesi, sosyal devlet, abs fren sisteminin nimetleri, ucuza elden düşme araba, çok içince karaciğere ne oluyor” gibi geyiklere kaydırılacak... semih biraz kendini ve canan’ı unutacak... ertesi gün için “boşta karı” planları kurulacak.. eğer semih fazla kaçırırsa, gecenin ilerleyen saatlerinde “bir çılgınlık yapmaması için”
yalnız bırakılmayacak; boş yatak ve bir kusma leğeni tedarik edilecek.. bildiğimiz şeyler yani... üstelik ben bu konuda bir çok arkadaşını topluma kazandırmış en tecrübeli heriflerden biriyimdir...
semih “fondip” dedi... bakın burası çok önemli.. ilk fondipe katılabilirsiniz.. çünkü kendisini yalnız hissetmemeli... ama sonraki fondiplere asla... bardaklar fondiplenip gövdeye iner inmez, terkedilen mağdur üzerinde derhal çalışmaya başlayıp hızla geyiğe girişmelisiniz...
rakı kadehini kaldırdığımız gibi yuttuk.. sonra ben yüzümü ekşiterek ağzıma bir domates atıp... “bak oğlum temih” dedim.. “ne temih’i lan salak” dedi... her neyse; bu detayın üzerinde hiç durmadan devam ettim... “bak oğlum semih; boşa gözünde büyütüyorsun.. ilk ayrılan çift siz misiniz lan... bak, sağlıklı, yüzüne bakılır bir çocuksun... dünyada bi tek canan mı var yani?”
semih gülmeye başladı.. gülmesi iyi bir şey tabi... neydi o ilk geldiğindeki surat, ölü balık gibi bakıyordu insana... şimdi gülmekten yere düşecek herif.. birazdan ağlamakla gülmek arası bi sesle “ceketinin kolu cacığa giriyo la” dedi... hakkaten... ani bir hareketle ceketimin öbür kolunu da cacığa daldırıp “olsun lan, öbürü de girsin anasını satayım” dedim. “yeter ki sen gül”... gülsün tabi, hayatta
semih gibi kaç tane insan kaldı ki. sağlam çocuktur, ööle olur olmaz ekmez insanı, başın sıkıştı mı yardım eder.. ayağa fırladım.. ”gel ulan sana sevgi gösterisinde bulunucam.” elimi bir kaç kez omzuna vurdum. “yalnız değilsin ulan, biz de ayrıldık ya... gel kırık kalpler kulübü kuralım” dedim.. “fondip”
dedi, demese iyiydi...
gözüne bir şey kaçmış ayağıyla “erkekler ağlamaz” tribine limon sıkıyor... ben de “ona bakmıyor” pozisyonunda masadaki muma kürdan saplıyorum... “semih, abarttın ama haa” dedim.. ”abi çok arabesk oluyorsun lan salya sümük.. silkelen oğlum, kendine gel...” derin bir iç çekip “sittir lan” dedi. makinelı tüfek gibi “sen mine gittiği zaman böyle demiyordun ama... kolay mı, hani birlikte ev yapıyorduk.. hani sizin bo derek ızzet altınmeşe kırması çocuğunuz olacaktı... ağlaşa ağlaşa bindirdin karıyı uçağa, gazladı gitti” deyiverdi... aferin sana semih... ıyi... ıyi bok yedin... gözümün önünden bir çift mavi göz geçti, sarı saçlar ördüm, balkonda sardunyalara su verdim, sınıfta kaldım, dayak yedim, bir sürü resme baktım.. sonra... sonra, semih mi fondip dedi yoksa ben mi dedim?.. bir durup bir döndü her şey. bir ara taksimetrede 58.000 yazıyordu. ağzıma gazozdan şelaleler aktı, anneannemi gördüm, ayva kompostosu yapıyordu... bazen kırmızı leğen... ağlıyor muyum yüzümü mü yıkadım, çok mu şey kaçtı gözüme?...
uyanırken zıplamışım... semih “leğeni kapayım mı hocam” diye sordu... canan içeride bana sade kahve yapıyormuş... daha gazoz ister miymişim ya da soda? dün ben çok kötü olunca canan’a telefon açıp yardım istemiş; böylece barışmışlar.. canan da pişmanmış zaten.. beni var ya beni, o kadar çok seviyorlarmış ki... eh yani... semih’e “adi inek” demek istedim, ağzımı açacak gücüm yoktu... gözümün üstüne bir çift mavi göz örttüm, sızdım...
ben: kaq *
ben: 8 barfagı *
ben: içtmi *
ben: fondipo *
ben: yaptıjm bide hespsimii*
arkadaş: fondipo ney lan
ben: donfidn işy6r olnm *
ben: fonfipo *
ben: dbvilmio mushbn *
ben: ne oldugjhnu *
ben: siktrrır et nsyghese ygaha*
arkadaş: nerden bilim
arkadaş: yarin anlatirsin kanka yat sen
arkadaşla dün gece 2 sularında msn'de böyle bir muhabbeti olan olay.gece ne konuşmuştum lan ben bu çocukla diye öğlen baktığımda gördüm bunları (bkz: kafam güzel)
nişanyan, "fransızca dip anlamına gelen "fond" sözcüğünden türemiş olabilir ama -dip ekinin olayı nedir bilemedim." diyor. ben çözdüm onu. fond, fransızcada fon diye okunur. dip ise bildiğimiz dip. ikisini yanyana getirince al sana fondip. etimoloji bu kadar basit işte.
dane dane dastana
karnım tok bu laflara
git anlat bu masalı sen
( baskalarına ) beni uyutma
aranjor : gokmen garip ,taner demiralp,sırrı derya kılıc
duzenleme : volkan ates akyılmaz
gitar : serhan yasdıman
bas gitar : eser unsal
yaylılar : grup atlantis
perkisyon : sener yolal
saxsafon : goksun cavdar
geri vokaller : volkan ates akyılmaz,demet tugcu, ferhat kose, cihan konuk
cocuk geri vokaller : basak tuncel,petek hosgor, oznur gelis, ayse bilgic,
dikris kazazoglu,mervenur demir, nilufer cakmak, sabiha kucuk tufekci, ferize kurt
kaan kafadaroglu,emin ege sevin,sehan bengul, mehmetali aydemir,dogukan gezgin, ahmet onur sozen, baret kazazoglu,onder arpacı
edit : sırrı derya kılıc, ilker bayraktar, emin mecnunbeyov
miks : volkan ates akyılmaz
studyo : aton musıc productıon
studyo : limon ses kayıt ve muzik yapım
mastering : ulas http://www.AykutilteR.COM/ http://www.AykutilteR.NET/