yine bana bir hayal kırıklığı yaşatan futbol fanatikleri için tapınma derecesinde vazgeçilmez bi oyun.neylersin adamlar yine türkiye ligi datasının içine etmişler(ümit özat hala swdc bi dl yapamadılar ,heinze amc ve haketmediği kadar iyi özelliklere sahip,ve bir sürü saçmalık ama yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim sonunda tuncay amlc olmuş.) fazla bi değişiklik yok anlaşılan ;oyunculara ilk yarı sonunda diretif verilebiliyor bi kaç şey daha var.yani yine ıslayıp ıslayıp içeceğiz.hemen hemen aynı oyun fifa nın kaç senedir yaptığı gibi ufak rötuşlarla yeni bi oyun piyasaya sürmüşler ama ne olursa olsun uykusuz geceler bizi bekliyor...
rakip takımın soyunma odasına dinleme cihazı koyduracağım oyundur. öyle ki ilk yarı sahasından çıkarmadığım, atak üstüne atak yaptığım goller bulduğum rakip, ikinci yarı kabus olup çöküyor üstüme, dinleyip bakacağım neymiş bu rakip teknik direktörlerin sırrı, nasıl bir gaz veriyorlar öğreneyim.
artık giderek futbol teknik direktörlüğü simülasyonundan, bir şey ifade etmeyen random maçlar oynayan bir oyun motoruna dönüşen si games yapımı oyun. oyundan saçmalıklar;
- her rakip takımın kalecisinin bir maçta inzaghi ve schevchenkolu forvet ikilisine karşı en az 9 tane karşı karşıya pozisyonu kurtarması.
- ilk yarı ve ikinci yarıda adeta farklı maçların oynanması. rakip 4 yemişse bile berabere 4-5 tane atabilmesi.
- herhangi bir şampiyonlar ligi veya uefa maçında sürpriz olmaması.
- morali yerlerde sürünen kadronun fark atması.
- kontrat yenileyecek futbolcuların hiç bir kontrat maddesini beğenmemesi.
ve daha neler neler...
bu arada si games'i tebrik etmek lazım... cm 99/00'dan beri şu vincenzo montella manyağı durdurulamıyor. eğer italyan liginde bir takım aldıysanız ve paranız yetiyorsa derhal transfer etmeye bakın paranız yetmiyorsa klube ültimatom verin transfer bütçesini arttırsın diye ya da bir saniye siz en iyisi roma takımını yönetin.
efendim bu oyuna başlamışsanız sağlam bir hastaneyle anlaşma yapmalısınız. öyle ki futbolcularınız şubat - mart ayları arasında ardı ardına sakatlanmaya başlıyor (sanırım buzda kayıp düşüyorlar yoksa bu kadar sakatlığın sebebi benim antrenmanlarım olamaz) ve klüp tesisleri bir spor tesisinden çok, acıbadem fizik tedavi merkezini andırıyor (üç sezondur bu iki ayı ortalama yedi sakatla bitirdim hepsi de ilk onbir). futbolcularınızı takımınızdaki değer sıralamalarına göre dört ila bir ay aralıklarında sakatlanıyorlar.
bir de şöyle bir özellik eklemişler; hileci, adi, satılmış, şerreffffsiiz, nane molla oyuncular için. eğer ki takımınıza güvenemez de bir avrupa kupası maçından önce oyunu kaydedip tekrar tekrar oynamayı düşünürseniz, bi daha düşünün derim. roma ile yapmış olduğum kırk maçtan toplam 0(yazıyla sıfır) galibiyet alarak -ki 1-0 bana yetiyordu- oyunun üreticilerinin bu save-load olayına bir çözüm bulduklarını düşünmemi sağlamışlardır.
ha rahmetli cm'nin evladı olması nedeniyle saygımız var onun yüzünden sabahlıyoruz der bu bol parantezli giriyi sonlandırır ve takımımın başına geri dönerim.
arkadasınızla network üzerinden oynarken sizi esir eden oyun. öyleki, arkadasımı ofsayt kokan bi golle yendikten sonra adam kafayi yedi tahkime basvurmaya hazırlanıyor o derece yani. ama benimde tahkimde adamlarim var tabi elimiz armut toplamiyo. ters bi karar çıkacağını zannetmiyor ve önumuzdeki maçlara bakıyoruz.
dmc, wr ve wl pozisyonlarında kim oynarsa oynasın her maç 8-9 civarı rating alan oyun. bu sayede bir sezon boyu burda oynayıp sezonluk "rating"ini 8.50 yapan alelade bir oyuncuyu büyük takımlara büyük paralara satabiliyorsunuz.
fenerbahçeyi çalıştırıp elinizde muazzam transfer bütçesi olmasına rağmen yabancı kısıtlaması nedeniyle transfer yapamamanızdan dolayı gerçek hayatta bu kısıtlamaya karşı çıkan daum ve aziz yıldırıma hak vermenizi sağlayan oyun. arsenalle şampiyonlar ligi çeyrek finaline çıkıyorum, adamlarda henry oyundan çıkıyo van persie giriyo. bende anelka sakat, nobre çıkıyo semih giriyo. ondan sonra avrupada başarı yok. nasıl olsun amına koyim.
efendim çok afedersiniz verdiğimiz paranın karşılığını vermeyecek kadar şey, (ki para falan vermedik, arkadaşın unutkanlığından istifade ettik) hürmetimizle, yılların deneyimine sahip türk genciyle adeta taşşak geçen, her sezon sonunda bırakıp lan bi daha oynarsam şerefsizim diyip tekrar oynadığım sinir stres yüklü oyundur.
-marmaris belediyesi diye bir takımın ucubik kalecesi bir devrede 42 şutun 32'si dikdörtgeni bulmasına rağmen nasıl tek bir gol yemeden maçtan ayrılıp man of the match olmuştur? nasıl o mavi yıldızı yakasına takmıştır?
-bir takımın 12 oyuncusu ard arda nasıl 1 ay ve 2 ay arasında değişen sakatlıklara sahip olmayı başarmıştır? (grip salgını ve antreman yoğunluğu olmamasına rağmen)
-güney amerika'nın bağrından koparıp getirdiğim, her fm oyununda transfer edip şov yaptığım oyuncular hala şovmen olmasına rağmen, neden benim şutlarım gol olmazken, rakip takımın tek atağı ve tek şutundan gol gelir?
-fm neden hala anadolu takımlarını bi everton bi chelsea yapmaktadır?
-nasıl oluyor da benim koyu turuncu sayılara sahip oyuncularımın 3 sezondur en iyi başarısı ligde bir ikincilik ve bir euro vase kupasıdır? (inter toto'ydu bu galiba)
-oyuncuların morali neden alakasız değişmektedir?
burdan everton'a yenildiğim için bana kızan "bu takıma yenilmeyi hazmedemedik" diyen özhan canaydın beye de selamlarımı, türk ligini; bir premier lig, bir bundesliga, bir serie a ya benzetmeye çalışan si games e, attığı şık gollerle beni taraftarın küfür dolu tezahüratlarına maruz bırakan ankaraspor'lu jàba'ya teşekkürlerimi gönderiyorum.
çok sinirli not: lan ben galatasaray'la neden şampiyon olamıyorum lan! kırarım lan ben bu oyunu! lan taktikse taktik, antremansa antreman. milandan asistan menejer bile getirttik, parası neyse ödedik, yıldızlarla donattık, lan bu nedir lan? üveeeeeeee....
chelsea'yi çalıştırdığım dönemde dünyanın en iyi oyuncularını getirmeme rağmen artık nerdeyse dünyada alcak oyuncu kalmamasına rağmen 3 senede ne bir lig şampiyonluğu kazanamam yüzünden sinirlendiğim oyundur.
azmettim uefa kupasını kazandım.(onda ne var onu galatasaray bile kazandı diyebilirsiniz)
süper kupa'da inter'den 3 yememle gözlerimin dolmasına sebep olan oyundur.(e herkes bi cimbom olamıyor)
galatasarayda oynarken yabancı bi futbolcum bir sezonda 51 gol ve 20 küsür asist yapmıştı fakat sezon sonunda dünyanın en iyi oyuncuları listesinde forvette benim adamım yerine 26 gol 13 asistle adriano vardı. e yuh artık dedim. oyunu sildim mi silmedim çünkü bu ünvanı mutlaka o adamıma kazandırcam.
oyuncu ismi için: luigi della rocca
oyunu belli bir zorlukta tutmak ve alınan zevki artırmak düşüncesiyle yola çıkılmış fakat abartılmış.ilk yarısını 4-0 önde bitirdiğiniz maçı 4-4 berabere tamamlayabiliyorsunuz ya da 80. dakkikasına 3-0 önde girdiğiniz maçı 4-3 kaybedebiliyorsunuz.ayrıca moral de oldukça önemli hale gelmiş.başta söylediklerime zıt bir örneği de moralle ilgili olarak vereyim: ilk yarıyı 3-0 geride tamamladıktan sonra 'where is the passion?' dediğiniz oyuncularınız sahaya çıkıp maçı 4-3 alabiliyor.biraz daha normal seyrinde giden maçlar olsa daha güzel bir oyun olacakmış gibi duran göz bozucu.
"şu ana kadar oynadığınız süre" kısmında 8 gün yazdığını gördükten sonra sildiğim ama sonra dayanamayarak tekrar kurduğum ve hala oynadığım oyun görünümlü alışkanlık.
status ekranında "addictedness rating" bölümünde birbirinden güzel tanımlamalar yapan oyun. benim için "iç çamaşırınızı yıkamak yerine tersini çevirip giyebilirsiniz" gibisinden bi' şeyler demişti. -ingilizcesini hatırlamıyorum- "i can give up i just don't want" gibi tanımları da bulunur daha öncelerde.
edit: -asosyal demokrat arkadaşın hatırlatması ile- yukarıdaki, tanımın ingilizcesi "turning your underwear inside out saves on washing" imiş.