yanılmıyorsam, sawyer'ın bu kitabı hugo ödüllerine altı dalda aday gösterildi.
james sawyer'ın hugo ödüllerine layık gösterildiği kitabı, cern bazlı bir grup bilimadamının şu ana kadar inşa edilmiş en güçlü partikülü bir düğmeye basarak anahtarlamasını anlatıyor. bunun sonunca dünya üzerinde bir zaman çatlaması meydana geliyor. ana karakter bir bilinç atlaması yaşıyor ve gelecek zamanı görebiliyor. hem kendisi hem de diğer anahtar karakterler geleceği değiştirmek için bir girişimde bulunuyor.
abc'nin 24 eylülde yayına başlayacak yeni dizisi. preair'i internete sızmış durum da ve izlediğim kadarıyla lost ile baya baya kanka olmuş. oceanic reklamları falan var. hoşuma gitmedi desem yalan olur. başlarda lost özentiliği görülse de tamamen farklı yönlere de kayıyor ilk bölümü ilerledikçe. şahsen beğendim, üstüne çevirisini de aldım bir elemanla birlikte. tüm sezon bizim elimize bakacaksınız uleyn. neyse konu bu değil. güzel dizi yani, sağlam olacak.
az önce ilk bölümü izledim ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu dizi tutar.
lost gibi bi felaket ile başlıyor ve bu felaket sahnelerine özen gösterdikleri belli.lost'un da temel özelliklerinden birinin pilot bölümüne bilmem kaç milyon dolar harcamaları olduğu düşünülürse bu iyiye işaret. ilk bölümün finali de bu tarz bir yapıma yakışacak şekilde "hay amk kim bekler şimdi bir hafta" tadında.daha fazla yazmayım da spoiler şeysi olmasın.
izleyin efendim,olmuş.hatta şimdiden başlayın ki birkaç sene sonra "flashforward mı? lan ben başladığından beri izliyorum ne sandın." diyebilin.
öncelikle belirtmek gerekir ki; bu diziye başlayacak biri kesinlikle olumlu bakış açısını edinmiş biri olması gerekir.çünkü konu bir iki bölümle ısınılacak gibi değil; lostun ilk sezonunu izleyenler sıkıntıdan nasıl patladıklarını hatırlayacaklardır.
ilk bölümüyle sanırım yeni bir "lost" mu başlıyor dedirten dizi. kurgusu güzel ancak saçmalamaya müsait durmakta. ilk bölümde oldukça kafa yormanıza sebep olabilecek şeyler vardı.
---izlediysen oku---
tüm dünya 2 dakikalığına bilinç kaybı yaşarsa ne olur. bunu uzun uzadıya düşündürttü dizi. ancak bu kadar küresel bir olayı anlatması dizinin her detaya özellikle dikkat etmelerini gerektirecek. yoksa 6. sezonu henüz görmesekte lost ta olduğu gibi bazı kopuklukların ve anlamsız olayların meydana gelmesi mümkün duruyor. sadece bir kitap uyarlaması olduğu için ve senaritslerin lost'un aksine temkinli ve uzun vadeli senaryo yazmaları kuvvetle muhtemel. ayrıca sanırım çocukların bilinç sıçraması yetişkinlere göre farklı oldu.
bayaa sağlam bir başlangıç yapan dizi. "lost bittikten sonra ne bok yiyeceğim" diyenlerin takip etmesinde fayda var. ayrıca coupling'in steve'ini* de uzun bir aradan sonra görmek güzel geldi.
---teori - spoiler içerebilir------
stadyumda bilinç kaybı yaşamayan adam, küçük çocuğun babası lloyd simcoe olabilir. stanford'da çalışıyormuş. tipte benziyor. bir parmağı olabilir.
---teori - spoiler içerebilir------
lost'un varisi. ilk bölümü izledim, sürekli tanıdık simalar gördüm; coupling'den jack davenport'u görmekk bile bana yetti. lost ile organik bir bağı olmasa da var aralarında bir elektrik var gibi.
hem dizi ismi, hem oceanic reklamı hem de 29 nisan tarihi lost ile elektriğini ortaya koyuyor.
bence abc bu dizi ile lost'tan sonra oluşacak boşluğu şimdiden doldurmuş.
türkiye'de olsa ismiyle çok dalga geçilirdi. düşünsene adamlar resmen flashback'in tersini şeyettirmiş. hani bizde arka sokaklar, arka sıradakiler varya mesela. yapsam ben şimdi ön sıradakiler, ön sokaklar ya da kocaman kadınlar falan. öyle işte birden aklıma geliverdi.
lost'un seyircilerini, lost sona ermeden önce şimdiden kapmak peşinde olduğu fikirlerine katıldığım dizi olup ikinci bölümü yayınlanmıştır.
--e02 spoiler--
öncelikle belirtmelyim ki abd de bi herhangi bir güvenlik kurumunun yürüttüğü soruşturmalar mutlaka bir üst makam müfettişlerinin elinde geçiyor. her seferinde "kıl" bir müfettiş gelip işini yapmaya çalışan insanlara ayak bağı oluyor. prison breakte de gördük, 24'ün ilk sezonlarında da. bu sefer de homeland securityden bir kadın diziye katılmış ve kafamızı sikmeye başlamıştır.
stanford'un kararma anında gördüklerini anlattığı kısım hayli komikti. (bkz: son of the bitch was drown) ahahahaa harbi komikti lan.
stadyumda uyanık olduğu tespit edilen şüpheli "suspect zero" olarak fişlenmiştir. ayrıca d gibbons denen kişi de ortaya çıkmıştır. kararma süresince telefon görüşmeleri yapıldığı tespit edilmiş, kararma sırasında uyanık kalan en az 2 kişi olduğu öğrenilmiştir.
suspect zero tam olarak şöyle demiştir: "he who foresees calamities suffers them twice over."
yani; "her kim felaketleri önceden görebilirse, o kişi daha fazla * acı çeker."
kutsal kitaplardan ya da vesaire bir yerlerden bağlantısı varsa 3 vakte kadar çıkar, merakımızı gideririz.
her şey bir yana, joseph abimiz ayıp ediyor. lan karın sana anlatmış her şeyi, senden sır saklamamış, böyle güvensizlik olmaz kardeşim. olmaması için elinden geleni yap. ne lan o öyle tripler felan? diye düşünürken bölümün sonunda itirafını yapmıştır. olivia da gördüğü kişiyle tanışmıştır. bu adam da, minik charlie'nin kararma sırasında gördüğü dylan denen çocuğun babasıdır. ayrıca charlie d gibbonsu da görmüştür. hmmm. ilginç bağlantı.
tam dizinin başında bölüm bölüm her şey ortaya çıkmaya başlayacak derken tam tersine daha fazla soruyla karşılaştık.
unutmadan, 24, 4.sezonda, orta doğulu kadın rolünde, kulaklarımı feci şekilde tırmalayan ingilizcesiyle gördüğümüz shohreh aghdashloo da demetrinin kankası olarak diziye katılmıştır. hayırlı olsundur.
2.bölümü ile heyecanı arttırmış olan dizi.ancak biraz hızlı ilerliyor gibi.hani şu an için bu kadar tempolu olması hoş ama sonradan malzeme sıkıntısı çekip sıçmazlar umarım.
3. bölümde de ikinci flashforward'ı bekliyorum.hadi bakalım.
---spoiler içerir---
hasta veledin babası lloyd simcoe, "alenen ben birşeyler saklıyorum" triplerindeydi. charlie'nin "d. gibbons is a bad man" demesinin sebebi, annesinin yeni sevgilisinin d.gibbons olması ve anne-babasını ayırmasından dolayı olabilir. eğer öyleyse bu başlıkta havamdan geçilmez. şayet değilse, sessizce silicem bu giriyi. sinsice. sıcacık yatağınızda uyurken yılansı kıvraklıkla.
---spoiler içerir---
dövizin şimdiden kararlaştırılan bir fiyattan ileri bir tarihte teslim edilmek koşuluyla bugünden yapılan sözleşmelerle alınıp satılmasına flashforward denir. bachelor's degreem var. bekar diilim ama.
ama o değil de; farkettim ki jack davenport o kadar fbi ajanı bilmemne dolu dizide loserı oynarken bile herkesten karizmatik olan adamdır. aksanını yirim.
çoğu arkadaşımızın da belirttiği gibi ileride malzeme sıkıntısı çekecekleri yönünde bir öngörüde bulunuyoruz ancak tabii ki temennimiz aksi yönde.
türkiye'de açılmış olan fan sayfasında, ''neden 2 dakika 17 saniye'' şeklindeki başlığın altında bir teori vardı, bundan yola çıkarak varsa bir teoriniz, düşünceniz paylaşın efendim paylaşın.
önce oceanic airlines afişiyle lost'a sonra da hapishaneden dışarı çıkan birds el kitabıyla prison break'e selam göndermiş dizidir.
hatırlattığı için fox mulder'a teşekkür ederek ekliyorum ki almanya'daki mahkum olayıyla da fringe'e gönderme yapmış gibi duruyor. dur bakalım kimlere daha gönderecek. ----spoiler----